Yoksulluk, enflasyon ve ücret artışı talebi

Date:

Share post:

Sene sonuna doğru gelirken emekçilerin durumu senenin başındakinden daha parlak değil. Siyasette rejim, muhaliflerini kendi kurallarıyla tasfiye ederken otoriter uygulamaları sürdürüyor. Demokratik haklar, rejim destekçileri dışında kimse tarafından kullanılamıyor.

Ekonomideki tablo siyasete paralel. Bir avuç sermayedar için işler tıkırında iken emekçilerin alım gücü günden güne azalmaya devam ediyor. Yoksullaşma; emeklileri, gençleri ve kadınları daha derinden etkilemek suretiyle tüm ülkede sıradan bir olgu halini aldı. Yoksullaşmayı derinleştiren alım gücü kaybının, yani tırmanan enflasyonun pek çok nedeni bulunuyor. İçeride ve dışarıda yaşanan gelişmeler ve rejimin politikaları kuşkusuz buradaki temel belirleyen.

Rejimin politikalarında temel sorun enflasyonun dizginlenmesi bahanesiyle ücretlerin baskılanması. Ücretlerin baskılanması öyle bir düzeyde ki, asgari ücret henüz sene başında açlık sınırının altında kalmıştı bile. Geçtiğimiz senelerde seçim ekonomisi vesilesiyle kesenin ağzını açan rejim asgari ücrete temmuz ayında da zam yapmıştı. Temmuz zammı doğal olarak tüm ücretleri olumlu yönde etkilemişti. Rejim son üç yıldır bu politikadan vazgeçti ve Mehmet Şimşek öncülüğünde yeni bir faza geçti.

Şimşek programının işçi sınıfına dönük bir yoksullaştırma saldırısı olduğu aşikâr. Bu politikaya karşı tüm ücretlerin üç ayda bir gerçek enflasyon oranında artırılması talebi gazetemizde sıkça dillendiriliyor. Bu talep güncelliğini ve aciliyetini koruyor. Önümüzdeki süreçte de sınıfın temel savunma hattı olmaya devam edecektir.

Hayat pahalılığındaki artışın bir diğer sebebi ise dışsal gelişmeler. ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile Körfez’de tetiklenen çatışma ve Hürmüz’ün kapatılması geçtiğimiz dönemde petrol fiyatlarını artırmıştı. Bu artış küresel çapta enflasyonu yükseltiyor. Enflasyonu küresel ölçekte tetikleyen unsur bir emperyalist saldırı, fakat bunun bedeli de emekçi halklar tarafından ödeniyor. Yani enflasyonun içsel ya da dışsal sebepleri emekçilerin değil emperyalistlerin ve kapitalist burjuva hükümetlerin politikalarının sonucu.

Bunların yanında Türkiye’de önümüzdeki aylarda sıcaklığı artacak olan bir seçim gündemi var. Seçime doğru giderken ücretlerde alım gücünü koruyacak düzeyde bir artış yapılacak mı bilmiyoruz. Zira rejimin ekonomik programı kırılgan ve belki de hiç olmadığı kadar dışarıdaki gelişmelere bağlı. Emekçiler açısından ise ciddi bir sıkışma var. Geçtiğimiz günlerde emekli dernekleri ve emekli memurlar zam talebi ile sokaklara çıktı. Bir protesto esnasında Ali Şekeroğlu adlı emekli geçinemediği için intihar etti. Bu sarsıcı olay, yoksullaşmanın boyutlarını ve sosyal krizi göz önüne seriyor.

Yoksullaşma karşısında mücadele konusunda yukarıda da işaret edilen taleplerimiz kritik; fakat bu talepler kâğıt üzerinde değil sokakta, emekçi kitleler tarafından savunulduğunda bir anlam ifade ediyor. Bu yüzden işçilerin, emeklilerin bu talepler etrafında seferber olmaları, sendikaları bu yönde harekete geçirmeleri şart.

Son Yazılarımız