Sonucu ekonomik kriz değil, politik kaygılar şekillendirdi

19

1930 yılını başlangıç alırsak son 79 yılda 14 yerel seçim yapıldı. 29 Mart 2009, 14. yerel seçim. 2004 yerel seçimlerinin birincisi olan AKP, 2009 yerel seçimlerinin de oy kaybetmesine rağmen galibi. AKP yerel seçimlerde 32 yıl aradan sonra üst üste kazanmayı başaran ilk parti.

5 yılda bir yapılan yerel yönetim seçimlerini en son 1973 ve 1977’de Ecevit’in genel başkanlığını yaptığı CHP üst üste kazanmıştı. 1930/1946 yerel seçimlerini de üst üste kazanan CHP’den sonra 1950/1955’de Menderes’in genel başkanlığında Demokrat Parti (DP), 1963/1968’de ise Adalet Partisi (AP) aynı başarıyı gösterdi. Henüz hiçbir parti üst üste üç yerel seçimi önde bitiremedi.

Oy oranlarına bakıldığında 14 yerel seçim içinde en yüksek oyu alan parti DP; 1950’de %70 ile. En düşük oyu alarak birinci olan parti ise Ecevit’in DSP’si; 1999’da %18,70 ile. AKP’nin 2004 yerel seçimlerinde aldığı %42,18 ise son 35 yılın en yüksek oy oranı. AKP’nin 29 Martta aldığı %38,8 oy da son 25 yılın en yüksek ikinci yerel seçim oyu; birinci yine kendisi…

ANAP’ın 1984 yılındaki %41,52 oyu bir kenara bırakılırsa 1977’den bu yana AKP dışında hiçbir parti yerel seçimlerde %20 bandını geçip %30’lar bandına ulaşamadı.

AKP’nin 29 Mart’ta aldığı %38,8 ise son 40 yılda ulaşılan en yüksek altıncı oy oranı. Diğerlerini 1977 genel ve yerel (%41,38 / %41,73) seçimlerinde CHP; 1983 genel (%45,14) / 1987 yerel (%41,52) seçimlerinde ANAP ve 22 Temmuz 2007’de AKP (%46,6) kendisi aldı.

AKP mevzilerini koruyor…

AKP, 2009 seçimlerinde 2004 ve 2007’de ulaştığı oranların gerisine düştü. Son iki seçimdeki başarısını tekrarlayamadı: 2004’e göre %3,8; 2007’ye göre %7,8 geriledi. Bununla birlikte CHP’nin %23,1, MHP’nin %16 oy alması sonucu AKP’nin başarısızlığı sadece kendi hedeflerinin gerisine düşmekle sınırlı kaldı. 81 ilin 77’sinde ilk 2 sırada yer alan AKP sadece 4 ilde 3. sırada yer aldı. Türkiye’nin tüm bölge ve illerinde varlık gösteren tek parti AKP oldu.

Bursa, Kocaeli gibi krizin vurduğu illerde AKP açık ara belediye başkanlıklarını aldı. Kürt illerinde DTP dışında varlığı olan tek parti yine AKP! Korku, kriz, yolsuzluk karnesine rağmen hiçbir bölgeye sıkışmayan AKP, kazanamadığı yerlerde ikinci seçenek oldu.

Oysa son 6 ayda en iyimser tahminle 1,5 milyon insan işsiz kaldı. On binlerce işyeri kapandı. Yakın bir gelecekte krizin biteceğine dair bir emare de yok. Daha da derinleşeceğine ilişin ise çok fazla veri mevcut. Bu şartlarda AKP’nin oy kaybına CHP ve/veya MHP’nin oy kazancı eklense muhtemelen şimdi erken seçim konuşuluyor olacaktı. Olmadı çünkü CHP, MHP ya da diğerlerinde anlamlı bir yükseliş söz konusu değil. Hatta oy kaybına rağmen AKP elinde tuttuklarıyla başarılı dahi sayılabilir. İşte bu nedenle AKP mevzilerini korudu diyoruz. Ayrıca genel seçimlere kadar %10 barajı değişmezse baraja takılan partilerin oyları en çok AKP’nin işine yarayacak. Bu durumda Türkiye’nin batı ve güney kıyılarına sıkışan CHP’nin olduğu her yerden AKP milletvekili çıkarabilirken, CHP Kürt illerinde ve iç bölgelerde bunu yapamayacak. Sonuç olarak AKP oy oranının üzerinde bir milletvekili kazanacak.

CHP, yerinde saymaya devam!

6,5 yıldır hükümet olan AKP, Başbakan Erdoğan ve çevresi hakkında Deniz Feneri’nden Şaban Dişli’ye kadar birçok yolsuzluk, usulsüzlük suçlaması oldu. AKP artık “mağdur” değil, mağdur edendi! Buna rağmen AKP en yakın iki rakibinin (CHP %23,1 / MHP %16) toplamı kadar oy alabildi.

Oysa tüm şart ve koşullar CHP lehineydi. AKP balonunu söndürmek isteyenlerin ortak adresi CHP’ydi. Bunca çabanın sonucu sadece %2,3 artış olabildi. Kürt illerinde sıfır çeken, İç Anadolu’da yerlerde sürünen CHP bu performansla, Baykal liderliğinde önümüzdeki seçimlerde birinci parti olmanın değil, ancak ana muhalefet partisi kalabilmenin mücadelesini verebilir. AKP’ye dur demek için tüm umutlarını CHP’ye bağlayanların umut verici radikal değişiklikler olmadığı takdirde rotalarını sessiz ve derinden gelen MHP’ye çevirmeleri ise sürpriz olmaz.

MHP, daha uygun koşullara doğru

MHP’nin mevcut program ve söylemiyle, geçmişi ve pratiğiyle AKP’ye rağmen bir iktidar alternatifi olması zor görünüyor. MHP, burjuvazinin çeşitli kanatlarını bir arada tutacak toplumsal tabana, asker-sivil bürokrasiyi sevk ve idare edecek siyasal uzlaşma alt yapısına da sahip değil. Mevcut koşullar sürdüğü sürece MHP’nin en önemli başarısı CHP’yi geçip ana muhalefet olmak olabilir. MHP’yi güçlü kılan kimi sorunların -Kürt sorunu gibi- burjuva siyasal çözümlerinin gündeme gelmesi ise MHP için ciddi bir varlık nedeni tartışmasını gündeme getirebilir.

Diğer yandan AKP’ye karşı hoşnutsuzluğun yavaş ama güçlü bir şekilde gelişmesi ve bu konumdakileri birbirine yaklaştırıp kümelendiren siyasal iklim varlığı CHP ile birlikte en çok MHP’nin işine yarayabilir. Bu süreç kriz ve olası sosyal yıkımlarla birleştiği oranda MHP, önünde ilerleyecek geniş alanlar bulabilir. Bu açıdan bakıldığında 29 Mart seçimleri MHP’nin parlamentoda kilit öneme sahip bir pozisyon kazanıp, daha uygun koşulların oluşmasını beklemesini işaret etmekte… Son olarak 1999 yerel seçimlerinde %17,17 oy alan MHP 2004’de %10.45’e gerilemişti. Şimdi 2009’da %16 aldı. Bunun anlamı MHP henüz 10 yıl önceki oylarına ulaşamamış durumda.

DTP, gerçek bir başarı…

Hedefler açısından bakıldığında 29 Mart seçimlerinin en önemli başarısı DTP’nin belediyelerini koruması, Van gibi illeri AKP’den alması ve oy oranını arttırması. Sadece AKP’ye karşı değil tüm burjuva partilere karşı mücadele eden DTP gerçek bir başarı kazandı. Devletin de desteğini alan AKP’nin çabası Diyarbakır’ı kazanmaya yetmediği gibi bölgede oy oranını arttırması da olanaklı olmadı. DTP’nin bu seçim başarısıyla AKP gerçek bir devlet partisi olma hayalini ertelemek zorunda kaldı. 29 Mart seçimlerini DTP için referandum haline getirenler kendi kazdıkları kuyuya düşmekten kurtulamadı. Diyarbakır’da Newroz kutlamalarındaki kalabalığa bindirilmiş kıtalar diyen Erdoğan bu ilde DTP’nin yarısından daha az oy aldı. 58 belediye başkanlığı kazanan DTP tartışmasız evinin kazananı.

Ya işçiler ve emekçi kitleler…

Bu seçimlerde işçi sınıfını, emekçi yoksul kesimleri temsil etme çabasındaki partiler ve adaylar maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu. Kazanılan birkaç belde ve ilçe, birkaç ildeki dikkate değer oy oranı bir yana bırakılırsa işçi-emekçi alternatifi sandıkta kayboldu. Solun ortak adaylar girişimi de bir kez daha geleceğe dair umut bırakmaksızın soldu…

30 Mart’tan itibaren

Partilerin yıldızları eninde sonunda sönüyor. Bir dönemin yıldız partileri birkaç dönem minder dışına düşebiliyor. Hatta tarihe karışanlar oluyor. Yıpranma kaçınılmaz ve AKP’de bundan muaf değil. Eninde sonunda o da parçalanacak ya da ardından gelenlere yerini bırakacak. İyi de onun yerini alan ondan iyi mi olacak? AKP gitti, CHP geldi! O gitti, MHP geldi. Onlar gitti Saadet ya da DSP geldi. On yıllardır bu dönme dolabın içinde yaşıyoruz. Bunların hepsi hayatımızın tam orta yerine kazık çakmış partiler.

Oysa AKP, CHP, MHP ve diğer düzen partilerinin önemli bir ortak yanı var; hepsi neo liberal politikaların taraftarı. Hepsi kapitalizmden, emek sömürüsünden yana. Bugün yaşadığımız ekonomik ve sosyal kriz bunların politikalarının bir sonucu. İşsizlik, yoksulluk, güvencesiz, geleceksiz bir hayat bunların politikalarının yarattığı yıkımlar. Demokratikleşme, barış, hak ve özgürlükler de bunların politikalarının kurbanı…

Bize gelince, sonuç olarak sandıktan çıkan sonuçlar için kalkıp kimseye kızacak halimiz yok. İşçi ve emekçi kitleler olarak daha iyisini yapabiliriz, yapmalıyız, yapacağız…

Yorumlar kapalıdır.