Toplu iş sözleşmelerine (TİS) doğru

50

Bu yıl kamu emekçileri yüzde 4,5 zam alacak. Ücretlerin düşürüldüğü, işten çıkarmaların arttığı bir dönemde bu oran makul görülebilir. Fakat ulaşım, beslenme, barınma ve eğitim giderleri geçen yıla göre yüzde 4,5’tan çok daha fazla arttı. Temel ihtiyaç maddelerine, elektriğe, suya ve doğalgaza gelen zamlar hesaba katıldığında kaybeden yine emekçiler oluyor.

Bugün, iki sene öncesine göre çok daha fakiriz. Burada bizi ekonomik olarak savunabilecek yegâne kurumlar sendikalar. Fakat hükümet ve yandaşı konfederasyonlar bize “haydi pazara çıkın, evde oturmayın” diyor. İşçinin ve emekçinin hakkını korumaktan uzak bu anlayışı kabul edemeyiz. Olmayan parayı harcamamızı istemek ya çocukça bir saflıktan ya da emekçi düşmanı bir zihniyetten kaynaklanabilir.

Saf bir niyet mi, bilinçli bir yaklaşım mı?

Toplu İş Sözleşmesi’nden (TİS) uzak tutulmaya çalışılan KESK (Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu) son zamanlarda yoğun baskılara maruz kaldı. 34 sendikalı tutuklandı, daha sonra 7’sine tutuklama kararı getirildi. Bunlar tam da KESK’in AİHM’de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) Grev ve Toplu Sözleşme Hakkı’nı aradığı ve 2010 Toplu İş Sözleşmesi’ne gidildiği bir dönemde oldu. Dolayısıyla verilmek istenmeyen paralarla pazara çıkmamızı istemek bir saflıktan öte emekçilere duyulan sınıf düşmanlığı anlamına geliyor. Ortada bir hak gaspı var ve bundan tek çıkarı olanlar patronlar ve onların kuyrukçuları.

Kamu emekçileri sadaka istemiyor. Harcadığı güce karşılık insanca yaşamak için gerekli koşulların sağlanmasını talep ediyor. Kukla oyununa dönmüş TİS pazarlıkları ölesiye çalıştırmanın resmiyete dönüşmesi olmamalı. Hükümetin vaatlerine ve işbirlikçi sendikaların timsah gözyaşlarına karnımız tok. Sendikalar üye ve dolayısıyla para kaybettikleri için değil, işçilerin biricik hak örgütleri oldukları için mücadele vermeli.

Ne yapılmalı?

Her şeyden önce yüzde 4,5 zam kabul edilemez. Emekçilerin gelir vergileri düşürülerek, temel ihtiyaçlara gelen zamları karşılayacak oranda zam yapılmalı. Kamuda personel reformu ve performans programı değil, güvenceli çalışma hayata geçirilmeli. Taşeronlaşma kamudaki özelleştirmenin diğer adıdır: Tüm özelleştirmelere ve taşeronlaştırmalara son verilmeli.

Şimdi yapılması gereken, işçilerle, işsizlerle ve kamu emekçileriyle birlikte, asgari ücretin insanca yaşama seviyesine yükseltilmesi için, işsizlerin temel ihtiyaçlarının devletçe karşılanması için, iş güvencesinin sağlanması için, TİS hakkının uygulanması için ve sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılması için beklemeden genel greve ve genel seferberliğe gitmektir. Bunu da ancak hükümetten bağımsız, işçiden yana tavır alacak sendikal konfederasyonların gücü ve buralarda örgütlenmiş emekçilerin iradesi başarabilir.

Yazan: Salih Şimşek (02 Temmuz 2009)

Yorumlar kapalıdır.