26 Mayıs’ta Genel Greve!

100

Gücümüz Üretimden, Gücümüz Birliğimizden!

Düşük ücretlerle, kuralsız ve esnek çalıştırılıyoruz. İş güvencemiz yok. Sigortamız yok. Çalışma koşullarımız kaçınılmaz olarak iş kazalarını beraberinde getiriyor. Çalışanlar olarak, örgütlenmemiz engelleniyor, sendikasızlaştırılıyoruz, sendikalaştığımız için işten atılıyoruz. Kamu çalışanları olarak ise zaten toplu iş sözleşmeli grev hakkından yoksunuz.

Krizin sonuçları ile birlikte, patronların zararı bize ödetme gayreti, koşullarımızı daha da ağırlaştırmış durumda. Ücret düşürmeler, ödemelerde aksatmalar, ücretsiz izinler, ‘yeni çalışma düzeni’mizin genel-geçer uygulamaları. Bunları türlü bahanelerle işten çıkarmalar izliyor ve işsizliğin son yılların en yüksek düzeyine vardığı şu günlerde işimizden olma tehdidi birçoğumuzu aç ve açıkta kalmamak için bu kölelik koşullarına boyun eğmeye itiyor. Ya da hâlihazırda işsiz kaldık bile…

Oysa, patronlarımız kâr etmeye devam ediyor. Zaten tüm bu uygulamalar da zarar etmemek için değil, kârlardan zarar etmemek için yapılıyor. Aynı iş daha az işçinin sırtına yükleniyor ve karşılığında çok daha az ücret veriliyor. Bu süreçte işsiz kalanlara ise yeni iş sunulmadığı gibi, işsizlik sigortasından yararlanmaları da kolaylaştırılmıyor.

Öte yandan, iğneden ipliğe her şey zamlanıyor ve ekmeğimiz gittikçe küçülüyor.

Bu yüzden, işçi sınıfının mensupları biz işli ve işsizler, ailelerimizle birlikte derinleşen ve yaygınlaşan bir yoksulluğa doğru itiliyoruz.

Sömürü çarkları, bizleri, bunun bir alınyazısı olduğuna inandırmaya çalışarak, dişlileri arasında ezmeye çalışıyor.

Seçeneksiz değiliz!

Fakat, karşı koyabiliriz… TEKEL işçileri, itfaiye işçileri, Esenyurt belediye işçileri, İSKİ işçileri ve diğerleri bugün sürdürdükleri direnişle seçeneksiz olmadığımızı, tersine seçeneğin bizler olduğunu gösteriyor… Seçenek biziz, seçenek birliğimiz, seçenek ortak direnişimiz!

Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa, sermayenin sömürü düzenine karşı tepkimizi direnen tüm bu işçilerle birlikte, ortak bir mücadeleyi örmeye çalışarak dile getirebiliriz. Bunun yolu mücadelemizi birleştirmekten, mücadeleyi birleştirmenin yolu ise taleplerimizi ortaklaştırabilmekten geçiyor.

Dört konfederasyonun (Türk-İş, DİSK, KESK, Kamu-Sen) TEKEL direnişi sürecinde, işçi ve emekçilerin basıncıyla aldığı 26 Mayıs’ta “genel eylem” yapma kararı; ancak bu ortaklaşmış taleplerin ürünü olduğunda, bu talepler etrafında ve bu anlayışla ülke çapında örgütlendiğinde üretimden gelen gücün etkisini gösterebilir ve sendika bürokrasisinin sınırlarını aşabilir.

– Başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından ve kiralık işçilik düzenlemesinden vazgeçilmesi için,

– İş güvencesi için,

– Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, iş güvenliği ve sağlığı önlemlerinin arttırılması için,

– Asgari ücretin insanca yaşam koşullarına çekilmesi için,

– Taşeronlaştırmanın ve kayıt dışı çalışmanın engellenmesi için,

– Kriz bahanesi ile işten çıkarmaların yasaklanması, zarar ettiğini iddia eden şirketlerin defterlerinin incelenmesi ve iflas edenlerin tazminatsız kamulaştırılması için,

– İşsizlik Sigortası Fonu’nun daha etkin kullanılması için,

– Çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılması için,

– Kamu emekçilerinin grevli, toplu iş sözleşmesi hakkının güvence altına alınması için 26 Mayıs’ta genel greve!

Üretimden gelen gücümüzü kullanarak 26 Mayıs genel eylemini genel greve dönüştürelim!1 Mayıs’ın kitleselliğini bu talepler etrafında birleşik bir mücadeleyle örelim!

Yazan: İşçi Cephesi, 6 Mayıs 2010

Yorumlar kapalıdır.