Devrim Mısır’ın kapısını çalıyor!

17

Tunus Devrimi’nin açığa çıkardığı enerji, bölgedeki diğer ülkelere de dalga dalga yayılıyor. Tunus’taki devrimci sürecin gelişmesiyle önce Cezayir, Ürdün ve Moritanya’da kitlesel protesto hareketleri patlak verirken, bugünlerde Yemen ve özellikle de Mısır’da kitlesel seferberlikler yükseliyor.

Kitle hareketleri sonucunda Tunus’taki diktatörlük rejiminin ağır darbeler alması ve 23 yıldır ülkeyi yöneten Bin Ali’nin ülkeyi terk etmesi, benzer bir rejim altında bulunan Mısırlı kitleler için de önemli bir ilham kaynağı oldu. Tıpkı Tunus’taki gibi Mısır’da kitleler, işsizliğe, yoksulluğa, hayat pahalılığına karşı taleplerle, Mübarek rejiminin yıkılması ve demokratik hak ve özgürlükler için harekete geçtiler.

Esasında Mısır’da, ekonomik ve demokratik taleplerle Mübarek rejimine karşı mücadele yeni başlamış değil. Son yıllarda ülkede, tekstil işçilerinin gerçekleştirdiği kitlesel ve militan grev hareketlerine tanık olduk. Öte yandan emperyalizmin dolaysız desteği, sıkıyönetim ve göstermelik seçimlerle, 32 yıldır iktidarda bulunan Hüsnü Mübarek ve partisine karşı, geçtiğimiz aylardaki hileli parlamento seçimleri sonrasında, kitlesel protestolar gerçekleşmişti. Fakat Tunus’taki devrim süreci, öfkeli Mısır emekçi halkı için, ihtiyaç duyduğu kıvılcım işlevini gördü ve son günlerde, Mübarek rejiminin daha önce tanık olmadığı bir isyan dalgası büyüdü.

‘Eylem günü’ ilan edilen 25 Ocak’tan itibaren, “Mübarek def ol!” sloganlarıyla, işsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı taleplerle seferber olan Mısırlı kitlelerin protesto dalgası giderek büyüdü. On binlerce kişinin seferber olduğu ve başkent Kahire dışında, Süveyş, İskenderiye gibi şehirlerde gerçekleşen eylemlerde 20’ye yakın insan hayatını kaybederken, yüzlerce kişi yaralandı ve binlerce insan gözaltına alındı. 28 Ocak Cuma günü daha büyük gösterilere hazırlanan kitleler, Cuma günü gerçekleşen eylemlerde iktidar partisinin Kahire’deki binasını ateşe verirken, hükümet internet ve cep telefonu iletişimini kesti, sokağa çıkma yasağı ilan etti, polisin “yetersiz” kalmasıyla orduyu devreye soktu. Ne var ki, rejimin uyguladığı bütün baskı yöntemleri, isyan dalgasını söndüremeyince, Hüsnü Mübarek geceleyin, tıpkı Bin Ali gibi, televizyon karşısına çıkıp, göstermelik vaatlerde bulundu ve dahası hükümetin istifasını istedi.

Bu satırların yazıldığı sırada an be an gelişen devrimci sürecin, rejimi yıkmaya muktedir olup olamayacağını önceden kestirmek olanaksız. Fakat, sürecin geldiği noktada, Mübarek’in ilan ettiği önlemlerin, kitle hareketini durdurmaya yetmesi mümkün görünmüyor. Öte yandan, El-Baradey’in Ulusal Değişim Hareketi, Müslüman Kardeşler gibi, Tunus’ta olduğundan çok daha güçlü emperyalizm-yanlısı burjuva hareketlerin bulunduğu Mısır’da, bu gibi örgütlerin, kendiliğinden gelişen bu devrimci seferberlikleri kontrol altına alma kapasitesi de, sürecin gelişimi açısından belirleyici noktalardan biri olacaktır.

Mısır ekonomik gücü, coğrafi konumu, Arap dünyası içindeki nüfuzu, Filistin sorununda işgal ettiği yerle bölgede kilit önemdeki ülkelerden biridir. Dolayısıyla, Mısır’da gelişecek devrimci sürecin, bölgede belirleyici etkileri olacaktır. Bu nedenle, emperyalist devletler, özellikle Mısır’daki gelişmeleri kaygıyla izlemektedir. Emperyalizmin İsrail’den sonra, bölgedeki en önemli müttefiki olan Mübarek rejiminin yıkılması, bölgedeki bütün dengeleri alt üst edebilecek öneme sahiptir.

Kahrolsun Mübarek diktatörlüğü! Yaşasın Mısır Devrimi!

Emperyalizm, Mısır ve Ortadoğu’dan dışarı!

Yorumlar kapalıdır.