Fransa’da 1 Mayıs

27

Fransa’nın en büyük iki sendikası olan CGT ve CFDT ile birlikte FSU, UNSA ve Solidaires’in yaptığı ortak 1 Mayıs çağrısının bu yılki ana başlığı, Ortadoğu ve Afrika’da yaşanan gelişmeler ve bu bölgelerdeki halkların büyük mücadelesiydi.

Çağrının ana sloganı “Arap halklarının özgürlük mücadelesine destek” idi. Bu sloganın ana eksen olduğu, yürüyüşe katılan kortejlere bakıldığında da görülüyordu, zira Fransa’daki bütün Ortadoğulu ve Afrikalı işçi-göçmen gruplar her zamankinden daha kalabalık olarak alanlardaydılar. Front National’in (Milliyetçi Cephe) seçim sloganı haline gelen, “Ulusal tercih, Fransızlara öncelik” sözüne karşın alanlarda yükselen ses, “Fransız-göçmen fark etmez, işçiler eşittir!” idi. Özellikle CGT’nin kayıtdışı işçiler kortejindeki coşku ve birlik, Milliyetçi Cephe’ye verilecek en güzel cevap olarak yorumlandı.

Geçen yıla nazaran daha az katılımcının olduğu yürüyüş, buna rağmen akşam saatlerine dek sürdü. Bu yıl yürüyüşe Tunus, Fas, İran, Lübnan, Libya ve Suriyeli emekçi göçmenlerin katılımı damgasını vurdu. Kürt ve Türk göçmenlerin kortejleri yürüyüşün en kalabalık kortejlerindendi. Pankartların çoğunluğu Ortadoğu halklarının mücadelelerine ayrılırken işsizlik, kayıt dışı işçiler, işçilerin düşen alım gücü, artan işten çıkarmalar, kadın ve erkek emekçiler arasındaki eşitsizlik gibi ana başlıklara da yer verildi. LİT’in Fransa seksiyonu GSİ ise, 1 yıldır sürdürdüğü kampanyası ile alandaydı, Fransız ordusunun Ortadoğu’dan ve Afrika’dan çekilmesi için çağrı yaptı.

5 sendikanın ortak çağrısına karşın FO (Force Ouvriere – İşçi Gücü) yine tek başına kalmakta ısrar ederek kitlelerden ayrı bir eylem kararı aldı. Taleplerin ve yöntemlerin uyumsuzluğu sebebiyle ayrı kalmayı tercih ettiklerini açıklayan FO yetkilileri, “Bizim işimiz işçilerin temel taleplerinden yola çıkmaktır, bu da bugün maaşlarla ilgili bir mücadele vermektir” diyerek ayrı bir basın açıklaması yayınladı. Basın açıklamasının iddialı üslubuna karşın FO’nun yürüyüşüne 300-350 kişinin katıldığı öğrenildi. FO’nun işçilerin talepleri ile alakalı analizinin yanlış daha doğrusu eksik ve reformist bir analiz olduğu, 1 Mayıs’tan önceki birçok tartışmada dile getirilmişti. İşçiler tercihlerini ortak eyleme katılmaktan yana kullandılar. Taleplerinin maaşlarının artması gibi basit bir kazanım değil, çok daha temelden bir değişim olduğunu ve sınıfın ırk, din, dil gözetmeyen birliğini de bir kez daha göstermiş oldular.

Yürüyüşte en çok dikkat çeken noktalardan bir diğeriyse, kitlelerden tepki gören partilerdi: PS (Sosyalist Parti), PCF (Fransız Komünist Partisi), PG (Sol Parti), NPA (Yeni Antikapitalist Parti). Başkanlık seçimlerinin yaklaşması ile birlikte tüm imkânlarını seçim çalışmalarına yönlendirmeleri, gelen tüm talepleri seçim odaklı olarak değerlendirmeleri sebebiyle, emekçi kitleler tarafından sık sık eleştirilen bu partiler, 1 Mayıs yürüyüşünde zaman zaman “Oy pusulaları ile değil, devrimle kazanacağız!” sloganları ile protesto edildiler. Fransa’da son 2 seçimden bu yana tüm sol partilerin oy kaybettiği açıkça gözleniyor, özellikle işçi mahallelerinde oy vermeme oranı yüzde 50’leri çoktan aşmış durumda ve gün geçtikçe de yükseliyor. Konuştuğumuz işçiler, herhangi bir partiye güvenlerinin kalmadığını, dahası seçimlere ve burjuvazinin demokrasisine güvenlerinin kalmadığını dolayısıyla oy vermediklerini ve vermeyeceklerini söylüyorlar. Alternatiflerinin ne olduğunu sorduğumuzdaysa verdikleri mücadeleyle diktatörleri deviren Ortadoğu halklarını örnek veriyorlar.

Fransa 1 Mayıs’ta işçi sınıfının enternasyonal birliğini bir kez daha görünür kılan eylemlere sahne oldu. 2011 1 Mayıs’ı Fransa işçi sınıfının sol partilere ve burjuvazinin demokrasisine olan güven kaybının da somutlaştığı bir gündü. Bu iki yönüyle çok önemli olan 1 Mayıs, önümüzdeki günlerde mücadelenin nasıl bir şekil alacağına dair ciddi ipuçları da veriyor.

Yorumlar kapalıdır.