IMF’siz IMF programı

3

Uluslararası Para Fonu, kısa adıyla IMF, başta ABD olmak üzere emperyalist büyük sermayenin “gözcü” kuruluşudur. Uluslararası sermaye Türkiye gibi bağımlı ekonomileri işgal edip yağmalayarak onları büyük borca sokar. O ülke bu sömürü sonunda iflasın eşiğine gelince IMF’nin kapısına dayanır ve ondan yeni borçlar ister. IMF de emperyalist sermayenin sömürüsünün devamını sağlayabilmek için o ülkeye kredi açar (mesela 50 milyarlık borç gibi), ama karşılığında da o ülkede sömürünün daha “iyileşebilmesi”, yani ülkenin borçlarını ödemeye devam edebilmesi için tespit ettiği bazı “engellerin” kaldırılması şartını koşar.

Nedir IMF’nin şartları? Birincisi, IMF devletin ekonomi üzerindeki kontrolünün tamamen yok edilmesini ister. Yani, emperyalizm için önemli olan halkın ihtiyaçları değil, sermaye sahiplerinin serbest piyasada kıran kırana mücadele edip aşırı kârlar elde edebilmeleridir. İkincisi, devlet harcamalarından tasarruf edilmesini şart koşar. Yani tüm sosyal harcamalarda (eğitimde, sağlıkta, maaşlarda, kamu taşımacılığında, vb) kısıntıya gidilmesini dayatır. Üçüncüsü, emek piyasasının esnekleştirilmesini öne sürer. Yani taşeronluk, güvencesiz çalışma, sendikasızlaşma yaygınlaşsın, böylece ücretler iyice düşürülsün. Görüldüğü gibi bu ve benzeri diğer şartlar tamamen işçi ve emekçi, yoksul halk kesimlerinin aleyhinedir. Yani patronların ve iktidar yandaşlarının kâr amacıyla yarattıkları borçlar halka ödettirilir. Kazanan gene emperyalist şirketler ve yerli büyük kapitalistler olur.

Şimdiki Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakan iken IMF programını harfiyen uygulamış ve ekonominin iyileşmesiyle bu kuruluşa olan borçların ödenmesini sağlamıştı. IMF’ye olan kredi borcu bitince de birdenbire “emperyalizm karşıtı”, “IMF düşmanı” kesilmişti. Ama bir yandan da emperyalist şirketlere kapıları ardına kadar açmış, ülkeyi tekrar borç batağına sürükleyip kendi yandaşlarının milyarlar üzerine milyarlar kazanmasına olanak sağlamıştı.

Ama onca yağma sonunda şimdi ülke tekrar borç batağına saplanmış, ekonomi yıkıma sürüklenmeye başlamış durumda. Dışardan mutlaka yeni borçların, kredilerin ve yatırımların gelmesi gerekiyor. Ama Cumhurbaşkanı’nın artık IMF’ye gitmeye yüzü yok. Dolayısıyla da IMF’ye müracaat etmeden, onların isteyebilecekleri koşulları kendi başına uygulamaya yöneliyor. Bunları yerine getirirse dışardan para gelir diye umuyor.

Kendisinin ve Hazine Bakanı damat Berat Albayrak’ın yanı sıra bir dizi ekonomi sorumlusunun ilan ettiği uygulamalar IMF’siz bir IMF programından başka bir şey değil. Devlet ve hükümet Merkez Bankası’na karışmayacakmış. Kamu harcamalarında büyük tasarruflara gidilecekmiş. Serbest piyasa kurallarına bağlı kalınacakmış. Bankalar ve büyük sanayi şirketlerinde yeniden yapılandırmaya gidilecekmiş, yani batanlar yeni borçlanmalarla kurtarılacakmış. Bütün ve benzeri diğer önlemler sonucunda elbette halkın gelir ve yaşam düzeyleri düşecek, işsizlik artacak, küçük ve orta boy işletmeler iflas edecek… kısacası eski ve yeni borçlar sayesinde kapitalistler kurtarılırken bunun faturasını işçi ve emekçiler ödeyecek.

Bizim patronlar bunu istiyor; IMF bunu istiyor; ABD ve Avrupa Birliği bunu istiyor. Ve pek çok işçi emekçi kardeşimiz hâlâ bu yönetimin “antiemperyalist” olduğunu düşünüyor. Ne büyük yanılgı! IMF’siz IMF programı uygulamak emperyalizm taraftarlığıdır!

Yorumlar kapalıdır.