Koranavirüs: Şerden hayır doğacak mı?

Dünün ihmalleri bugünün felaketlerine dönüşebiliyor. Dün yapılan yanlışlar bugün yıkımlara yol açabiliyor. Hayatımızın her alanında bunu görüyor ve yaşıyoruz.

Hatırlayalım, 13 Mayıs 2014’de Soma’da en az 301 madenci işçi hayatını kaybetti. Kaza denip geçilebilir. Nitekim iktidar da öyle dedi. Her yerde olmuyor mu zaten! Oysa katliam öncesi madende önlemlerin eksik alındığı, birçok tedbirin ihmal edildiği, masraftan kaçma adına sorunların giderilmediği ortaya çıktı. Halen madenlerde çalışma koşulları aşağı yukarı benzer şekilde. Şimdi Soma benzeri bir felaket daha yaşandığında; kaza, kader, olur böyle şeyler mi diyeceğiz?

İhmal ve yanlış sistemin temeli olunca; kâr ve rekabet adına insan hayatı ve emeği hiçleştirilince, tabii ki yıkım ve felaketler de kaçınılmaz oluyor.

Bugün karşı karşıya olduğumuz Covid-19 virüsünün ortaya çıkışı, bir salgına dönüşerek yüz binlerce insanı hasta etmesi, binlerce insanın ölümüne yol açmasının nedeni de tam olarak bu: kapitalizm!

Cevap kesin ve basit görünebilir ama olaylar arasında bir parça neden-sonuç (aşırı kâr ve rekabet, kuralsızlık ve sınırların aşılması, açlık, yoksulluk, eşitsizlik, doğa ve insan yıkımı) ilişkisi kurulduğunda sorunun kaynağının kapitalizm olduğu açık.

Peki, ne bekliyorduk?

Daima en yüksek kârı elde etmek isteyen, doğa-insan yıkımı pahasına en acımasız rekabetten geri durmayan, kârın en fazlasını isterken en ufak bir maliyeti ve sorumluluğu dahi üstlenmek istemeyen bir düzen başka hangi sonuçları doğuracaktı?

Bu öylesine akıl dışı bir düzen ki; bütün sağlık sistemini özelleştirip ticarileştirerek çökertenler, sağlık emekçilerini en ağır ve düşük ücretlerde çalışmaya zorlayanlar şimdi onlardan mucize üretmelerini bekliyorlar. Mucize olmayacak!

Tabii ki kapitalistlere sorarsanız esas onlar mağdur. Salgının ise kendileriyle hiçbir ilgisi yok. Dünyanın her bir ülkesinin yönetimleri benzer bahanelerin arkasına saklanarak hep olduğu gibi sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Çabaları nafile, bahaneleri boş, sorumlu kapitalizmdir, patronlardır, sermaye yönetimleridir.

Kuraldır, sorunu yaratanlar çözümü üretemezler. Nitekim salgına karşı açıklanan paketlerin esas hedefinin sermaye olduğunu hemen görüyoruz. İşçilerin emekçilerin payına düşen ise sadece göstermelik pansuman tedbirler. Çözüm diye sundukları sorunların katlanarak devam etmesinden ibaret.

Emin olabiliriz, dünyanın tüm patronları şimdi bu salgından nasıl kâr edebileceklerinin hesabını yapmaktalar. Kimisi aşıyla, kimisi İnternet satışlarıyla, kimisi esnek ve güvencesiz çalıştırma yollarıyla krizi fırsata çevirme peşindeler. İşçiler, emekçiler mi? Patronların umurlarında değil! Nereden mi belli? Aksi olsaydı bugün bunları yaşıyor olur muyduk?

Kıssadan hisse yaşadığımız bu salgın bir şekilde sona erecek ama sermaye düzeni değişmediği sürece daha yıkıcı ve ölümcül olanları gelecek. Eğer yaşadığımız şerden bir hayır doğacaksa bunu sağlayacak olan sadece işçilerin ve emekçilerin denetim ve yönetimi olabilir.

Herkes için ücretsiz, eşit, ulaşılabilir ve kaliteli sağlık hizmeti istiyorsak; kaynakların bir avuç sermaye grubuna değil tüm emekçi halka, toplumun en geniş kesimlerine ulaşmasını istiyorsak;  yeni salgınlarla sevdiklerimizin, hayatlarımızın tehdit altına girmesini istemiyorsak emekten yana bir düzen için kolları sıvayalım.

Bir musibet bin propaganda ve ajitasyondan evla ise, şerden hayır doğacaksa, işte o gün bugün…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.