“Ne kuryelerin ne de müşterilerin sağlığı koruma altında!”

Koronavirüs salgınının en çok tehdit ettiği sektörlerden biri olan perakende sektöründe faaliyet yürüten bir firmada araçlı kurye olarak çalışan okurumuz ile, evlere sipariş yetiştirmek için güvencesiz çalışan kuryeler başta olmak üzere sektör emekçilerinin çalışma koşulları ve koronavirüs salgınında işçi ve halk sağlığı üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Perakende sektöründe iş yoğunluğu koronavirüs salgınından nasıl etkilendi? Eve siparişlerin artması nedeniyle iş yükünüz arttı mı?

Perakende sektörü zaten olağan zamanlarda bile oldukça yoğun ve sipariş yetiştirme baskısının fazla olduğu bir sektördür. Salgın başladığından beri insanlar evden dışarı çıkamadığı için online market siparişleri çok arttı. Dolayısıyla iş yükü de arttı ve personel, talebi karşılayamamaya başladı. Bunun üzerine işyerinde daha fazla ve hızlı çalışmamız yönünde baskılar başladı. Normalde 12-13 saatlik normal bir çalışma gününde 20-25 olan siparişin, salgın başladıktan sonra 40-45’e çıktığını söyleyebilirim. Saatte 2-3 yere giderken şimdi saatte 4-5 yere gidiyoruz. Dolayısıyla eskisinden 2-3 kat daha fazla çalışıyoruz, ama iş yükünün artması nedeniyle ek ücret almıyoruz. Kuryeler olarak firmanın verdiği telefonlar aracılığıyla şefler tarafından her an takip ediliyoruz. Mola vermek yasak. Sipariş teslim edilir edilmez, doğrudan depoya dönmek ve yeni siparişi alıp teslim etmek zorundayız.

Sipariş yetiştirme baskısının yarattığı işçi güvenliği sorunu en az koronavirüs kadar tehlikeli değil mi?

Kesinlikle. Daha 15 Mart’ta, bir kurye arkadaşımız, çabuk sipariş yetiştirme baskıları yüzünden yağışlı havanın da etkisiyle ciddi bir trafik kazası geçirdi. Vücudunda birçok kırık meydana geldi. Bu olay bile iş yoğunluğunda herhangi bir değişiklik yaratmadı. Özellikle motorlu kuryelerin geçirdiği kazalar, kamuoyunun mâlumu zaten. Kuryeler son derece bakımsız araç ve motorlarla hiçbir iş güvenliği olmadan çalışmaya devam ediyorlar.

“Sosyal izolasyon uygulanırken biz her gün yüzlerce insanla temas ediyoruz. Buna rağmen, işçilerin virüsten korunması için hiçbir temizlik ve sağlık önlemi alınmadı.”

Koronavirüs salgını perakende işçilerinin sağlığını nasıl etkiledi? Depo, araç ve motorlarda koronavirüse karşı koruyucu önlemler alındı mı?

Ülkede salgın başlayıp insanlar evlerine kapanınca, biz de kendi sağlığımızla ilgili kaygılanmaya başladık. Sonuçta sosyal izolasyon uygulanırken biz her gün yüzlerce insanla temas ediyoruz. Buna rağmen, işçilerin virüsten korunması için hiçbir temizlik ve sağlık önlemi alınmadı. Şu an bizim şubede yalnızca bir dezenfektan var. İşçilere maske, eldiven, ıslak mendil gibi en temel koruyucu malzemeler ya da temizlik maddeleri bile verilmiyor. Her gün farklı işçilerin kullandığı, siparişlerin taşındığı ve bu sebeple virüsün barınmasına fazlaca elverişli olan araçlar ve motorlar dezenfekte bile edilmiyor. Bu şekilde çalışmaya devam ediyoruz.

Size herhangi bir sağlık eğitimi verildi mi? Firmanın bu salgın sürecinde işçilere karşı tutumu nasıl? İşçilerin ruh hali nasıl?

Salgına yönelik hiçbir sağlık eğitimi verilmediği gibi hiçbir bilgilendirici toplantı da yapılmadı. Sağlık konusunda bizimle konuşulmadı bile. Zaten normal koşullarda bizi denetleyen yöneticiler, salgın nedeniyle şu an işe gelmiyorlar. Sadece yöneticilerin alt kademesindeki şefler, kapalı sosyal medya gruplarında işçileri motive etmek ve çalışmaya devam ettirmek için “Hadi aslanım, sen yaparsın” ya da “Bu süreç atlatılsın, bunun karşılığını vereceğiz” gibi fedakarlıkta bulunmayı teşvik eden mesajlar veriyorlar. Ama sorun fedakarlıkla çözülebilecek bir şey değil ki. Meselenin bir başka boyutu var: Bu süreç sona erdikten sonra çalışan arkadaşlarımızın birçoğu hasta olmuş olacak. Şu an bile bazı arkadaşlarımızın ve ailelerinin hasta olduğunu biliyoruz. Çok büyük tehlike altındayız. Bu insanlar her gün her saat, sayısız eve sipariş yetiştiriyor, binlerce insanla temas ediyorlar. Ancak sağlık taramasından bile geçirilmiyorlar. Ne işçilerin ne onların ailelerinin ne de müşterilerin sağlığı koruma altında. Bu bir halk sağlığı sorunudur. Sipariş götürürken hastalanma endişesi psikolojimizi çok kötü etkilendi. “Herkes evine çekildi ama biz buradayız” şeklinde bir serzeniş yaygın. Birçoğumuz bu işte artık bir gün bile çalışmak istemiyoruz.

“Motorlu kuryeler günde 14-16 saate kadar çalışıyorlar. Sabah 7’de işyerine giren bir işçi, gece 11-1’de çıkar. Şu an iş yükü nedeniyle depo personelleri üç gündür evlerine gidemiyorlar”

Sektörde çeşitli sebeplerle daha fazla risk barındıran ya da dediğin gibi sağlıksız çalışma ortamı nedeniyle çalışmak istemeyen işçilere izin veriliyor mu?

Hayır. Bizim şubede ve bildiğim kadarıyla diğer şubelerde ücretli ya da ücretsiz izin uygulaması yok. Zaten hiçbir gelir elde etmeden geçinme imkânına sahip olmadıkları için böyle bir talepte de bulunmuyorlar. Perakende sektöründe çalışan işçilerin büyük bir çoğunluğu, emekçiler arasında en dar gelirli topluluğun parçasıdırlar. Zaten bu sektörde işçiler, az ya da çok bir gelire ihtiyacı olduğu için kötü çalışma koşullarına katlanacak insanlar arasından özellikle seçiliyor. Ücret için performans sistemi uygulanıyor. Saat başı ücret ve paket başı 1 lira aldıkları için daha fazla çalışmaya ve fazla mesai yapmaya razı oluyorlar. Ay sonunda daha fazla para almanın uğraşındalar. Örneğin, motorlu kuryeler günde 14-16 saate kadar çalışıyorlar. Sabah 7’de işyerine giren bir işçi, gece 11-1’de çıkar. Şu an iş yükü nedeniyle depo personelleri üç gündür evlerine gidemiyorlar. Psikolojik açıdan insanları çok yıpratan bir durum. Artık daha fazla çalışamayacak durumda olanlar, izin haklarının olup olmadığını da bilmedikleri için işten ayrıldılar.

Koruyucu sağlık önlemlerinin alınmasına ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine ilişkin işverenden toplu ya da bireysel bir talebiniz oldu mu?

Hiçbir sağlık önleminin alınmaması korku yaratıyor. İnsanlar hastalığa yakalanmaktan korkuyorlar. Başka bir firmada çalışan arkadaşlarımıza maske ve eldiven verildiğini duyduktan sonra, bizim işverenimiz olan firmanın bize bunları bile vermemesi, bizde büyük bir rahatsızlık yarattı. Fakat bahsettiğim gibi işçilerin gelire çok fazla ihtiyaç duymaları nedeniyle işten çıkarılma korkusu var iken, bir işçinin çalışma koşulları ya da kendi sağlığıyla ilgili bir şikâyetini veya endişesini bireysel olarak şefe bildirmesi çok kolay değil. Kaldı ki, bu tarz endişeler belirtildiğinde de salgından sonra maddî karşılıklar vaat edilerek geçiştiriliyor. Sektörde yaygın bir örgütlülüğün olmaması da bu hoşnutsuzlukların işverene toplu biçimde bildirilmesini engelliyor ve mücadeleyi sınırlıyor. Bir taraftan da çalışma koşullarının ağırlığı, sendikal örgütlenmeye olan ihtiyacı daha da yakıcı hale getiriyor.

“Maske ve eldiven dağıtımı, araçların her gün dezenfekte edilmesi gibi koruyucu önlemlerinin derhal alınmasını istiyoruz.”

İşyerindeki kendi aranızda dile getirdiğiniz en önemli sorunlar ve talepler ne?

Maske ve eldiven dağıtımı, araçların her gün dezenfekte edilmesi gibi koruyucu önlemler dahil olmak üzere gerekli bütün işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin derhal alınmasını istiyoruz. Bu önlemler alınmadığı müddetçe, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu tarafından tanınmış çalışmaktan kaçınma hakkımızı kullanmamıza engel olunmamalı; işveren çalışamayacak işçilere ücretli izin vermeli. Ayrıca her işçinin ve çevresinin sağlığının korunması amacıyla düzenli sağlık taramasına tabi tutulması da çok önemli. Esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının iyileştirilmesini, uzun çalışma saatlerinin düşürülmesini, ücretlerin iyileştirilmesini ve işten çıkarmaların yasaklanmasını talep ediyoruz.

Gazete Nisan olarak, bize zaman ayırıp deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Mücadelenizde başarılar diliyor, tüm perakende sektörü işçilerine dayanışma duygularımızı iletmenizi rica ediyoruz.

Perakende işçilerinin sesi olduğunuz için ben teşekkür ederim.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.