Pandemi öncesi son “büyüme”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye, 2020 yılının ilk (birinci) çeyreğinde (ocak-şubat-mart ayları) ekonomik olarak %4,5 büyüdü. Ekonomik büyüme denildiğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’daki (GSYH) artış belirtilmektedir. Çeyrek bazlı büyümeler aynı zamanda “takvim etkisinden arındırılmış” olarak belirtilir ve bir önceki yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırılarak büyüme oranı hesaplanır. Bunun sebebi ise mevsimsel etkilerden arındırılmış (tarımsal değişim ve bazı sektörlerin yaz-kış döngüsünde değişkenlik göstermesi vb.) bir biçimde daha gerçekçi bir görüntü sunmasıdır. Türkiye 2019’un birinci çeyreğinde %2,3 küçülmüştü. Dolayısıyla %4,5’lik büyüme oranı, 2019 yılının ilk çeyreğindeki küçülmeyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan rakamdır.

Kaynak: TÜİK

Türkiye’nin geçen yıl üst üste üç kez küçüldüğünü unutmamak gerekir. Bu nedenle Türkiye için büyüme rakamlarının 2020 yılında fazla olacağı öngörüsü dillendirilirken, dünya genelinde bu yılın hiç de iyi geçmeyeceği konuşuluyordu. Üzerine pandemi gelince evdeki hesap çarşıya yine uymadı.

Bu büyümenin sektörel bazdaki dinamiklerine baktığımızda sanayi ve genel hizmetler sektörlerinin büyümedeki toplam paylarının %50 olduğu görülüyor. Bunun nedeni sanayi üretiminin 2020 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,4 artmış olması. Bir önceki çeyreğe göre, yani 2019’un son çeyreğine (ekim-kasım-aralık) göre ise aynı kaldığını belirtmek gerek.

Büyümenin bir başka kalemi de hane halkı harcamaları (%5,1) ile devletin yaptığı harcamaların (%6,2) artmış olması. Bu durumu devletin kredi hacmindeki artışa paralel bir tüketim büyümesi olarak okuyabiliriz. Çünkü bu büyümede yatırımın (%1,4 küçülme) ve ihracatın (%1 küçülme) hiçbir payı yok. Aynı dönem için ithalatın da %22,1 küçüldüğünü belirtelim. Fakat 1. çeyrekteki ayları tek tek incelediğimizde mart ayı sanayi ve dış ticaret istatistikleri 2. çeyrek için gelmekte olan büyük küçülmenin şimdiden habercisi olarak duruyor.

Dış ticaret alarm veriyor

Öncelikle 11 Mart itibarıyla Covid-19 salgınının Türkiye’ye geldiğini hatırlatmakta fayda var. Açıklanan TÜİK verilerine göre bu mart ayında sanayi bir önceki aya göre %7,1 küçüldü. Sanayide yıllık küçülme ise %2. Sanayinin bir alt dalı olan ve Türkiye için önemli bir sektör olan imalat sanayi sektörü mart ayında %7,5 küçüldü. İthalata getirilen vergileri düşünürsek yılın 2. çeyreği için imalat sanayisi daha da küçülecektir. Dış ticaret verileri de bunu doğrular cinsten.

2020 Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat %13,7 azalarak 51 milyar 662 milyon dolar, ithalat ise %1,0 artışla 69 milyar 205 milyon dolar oldu. Sadece nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat %41,4 (8 milyar 990 milyon dolar) azaldı. İthalat ise %25,0 azalarak 13 milyar 553 milyon dolar olarak gerçekleşti. İthalata bağımlı ekonomi politikası nedeniyle sanayi ve imalat düşüşlerinden en çok ithalat etkileniyor. Fakat ihracatımızın bile dışarıdan gelen ürünlere bağlı olmasından kaynaklı olarak ithalat düşse dahi ihracat artmadığı gibi daha da çok düşüyor. Öyle ki, nisan ayını bir önceki ay ile (mart) karşılaştırırsak ihracatın %31,9, ithalatın ise %27,9 azaldığını görebiliriz.

2019 Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı yaklaşık 8 milyar dolardı. 2020 yılında aynı dönem için açık 17 milyar dolar oldu (dış ticaret açığı artış oranı %102). Nisan ayında yapılan 8 milyar 990 milyon dolarlık ihracatın %92,7’si imalat sektöründen geliyor. Ocak-nisan döneminde söz konusu olduğunda bu oran %94,3’e çıkmakta. Buradan ihracatın azalmasında imalat sanayinin ülke içinde küçülmesi kadar, ihracat yaptığımız ülkelerin salgın sebebiyle ithalatı azaltmış olmasının da payı var. Örneğin en çok ihracat yaptığımız sektör otomotiv, sadece nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %77 küçüldü. Aynı şekilde giyim ve tekstil ihracatında da büyük düşüşler söz konusu. Tüm ihracatımızın neredeyse yarısını Avrupa ülkelerine yaptığımızı düşünürsek oradaki bir ekonomik küçülme en çok ihracatı etkileyecektir. Hazine Bakanı “ülke ithalat cenneti haline geldi” dese de Türkiye ithalatını artırmadan büyüyemiyor. Bu, iktidardakilerin çok uzun yıllardır sürdürdükleri ekonomi politikalarının doğal bir sonucudur.

Bu yılın 2. çeyrek büyüme oranları 31 Ağustos günü açıklanacak olsa da geçen yıl 2. çeyrekte küçülme yaşamış olmamıza rağmen şimdiden en az %10’luk bir küçülme geleceğiniz rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu küçülmenin beraberinde getireceği şey, bütçe ve dış ticaret açıklarının yanı sıra iç ve dış borç yükü altında emekçilerin işsizlikle sınanması olacaktır. Halihazırda bu sürecin içindeyiz, bizzat yaşayarak deneyimliyoruz. İşsizliğe ve dış borca karşı radikal önlemler almadan hem pandeminin hem de zaten var olan ekonomik krizin etkileri atlatılamaz. Üstelik bu krizin faturası nasıl ki işçilere çıkartılıyorsa, mücadele edilmediği takdirde pandemi sonrasında da çok daha büyük bir enkazı sırtlanmak durumunda kalacağız.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.