Fransa genel greve gidiyor

Date:

Share post:

Fransa’da ulusal çapta süren seferberlik, kolayca sönümlenmeyeceğini 24 Ekim Cumartesi günü gösterdi. Valiliklerden gelen ve şehir merkezlerini bağlayan eylem yasaklarına ve bazı yerlerdeki olumsuz hava koşullarına rağmen kitleler Fransa’da sokağa akın etmeyi sürdürdü. Polis şiddetiyle beraber bu sefer hükümet binalarının korunması için jandarma ve askeri birliklerin kent merkezlerinde boy gösterdiğini de gördük.

Aslında pek çok yerde son ana kadar meydanlara girilip girilemeyeceği bile belli değildi. Valiliklerin şehir merkezlerine eylem yasağı koyması ve polislerin bu bölgeleri erken saatlerden itibaren kontrol altına alması, alternatif eylem güzergâhları ya da daha erken saatlerden başlayacak çatışma ve gözaltı olasılıklarını doğuruyor; bu da seferberliğin önceki haftadan daha sönük olması riskini gündeme getiriyordu. Ancak sendikalar bu kararları mahkemeye taşıyarak son ana kadar yasakların kaldırılması için mücadele etti. Kısmen bunun da etkisiyle bazı kentlerde sendikalar ve eylemci kitleler yine ana eylem güzergâhlarını doldurdu. Yasaklanan yürüyüş güzergâhlarında yürümekte ısrar edildi. Sert polis müdahaleleriyle karşılaşıldı. Kimi yerlerde 17 Ekim’den daha da kalabalık yürüyüşler düzenlendi. Bu haliyle seferberliğin ve kitlelerin bir sınavı başarıyla verdiğini söyleyebiliriz. Üstelik tüm bunlar üniversite ve liselerin tatil olduğu bir haftada gerçekleşti.

Ancak hareketin politik ve daha ziyade ekonomik taleplerine ulaşabilmekteki başarısı en önce Fransa işçi sınıfının harekete dahliyle ve bunun yanında hem işçiler hem de diğer kesimler için hareketin devamlılığını sağlayacak araçların inşasıyla mümkün olabilir. Omurgasını şimdiye dek liselilerin oluşturduğu ancak 17 Ekim itibarıyla emek örgütlerinin, partilerin ve sarı yelekli ağlarının da katılımıyla genişleyen seferberlik en geniş anlamda ümitvar bir tablo çiziyor. Ancak bu bağlamda asıl can alıcı olan, CGT başta olmak üzere CFDT, FO, UNSA, FSU ve SUD gibi sendikal konfederasyonların, hükümetin bütçe politikasından geri adım atmaması üzerine 5 Kasım için tüm sektörlerdeki tüm çalışanlara grev çağrısı yapması. Şimdiye dek seferberliğe yerel ve sektörel grevler eşlik ediyorken şimdi ilk defa bir genel grev çağrısıyla karşı karşıyayız. Sendikaların kendi bürokratik önderlikleri burada da her zaman devrimci bir tutum sergilemekten uzak olmakla birlikte şu an için hükümete karşı seferberliği büyütmekten yana hareket ediyorlar. Şüphesiz bunda tabanın taleplerinin de etkisi büyük.

Öte yandan, başta da değindiğimiz gibi devlet de müdahalelerini sertleştiriyor. 24 Ekim için valiliklerin koydukları yasak kitleler tarafından öyle ya da böyle delindi. Buna yanıt tabii ki polis şiddeti oldu. “Demokratik Dünya”nın tüm liderleri gibi Macron’un da bizzat despotik ve otoriter olarak tanımladıkları yönetimlerden pek çok şey öğrendiğini görüyoruz. Fransa ve Avrupa’nın geri kalanı için sınıf mücadelesi derinleşirken insancıl devlet miti de pek çok diğer liberal mitle birlikte ortadan kalkıyor.

Son Yazılarımız