İşsizliğin cezası, yaşamanın diyeti: GSS borcu

Üniversite mezunu genç bir işsizim. 25 yaşını geçtiğim ve üniversiteden mezun olduğum için ailemin sigortasından faydalanamıyorum. Çünkü lisedeki öğrenciler 20 yaşına kadar, üniversite düzeyindeki öğrenciler ise 25 yaşına kadar ailelerinin sigortasından faydalanarak devlet hastanelerine erişebiliyor. Sonrasında ise eğer sigortalı bir işte çalışmıyor ya da işsizseniz Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödemeniz gerekiyor. İşten çıkarmaların sürekli arttığı ve açlık sınırının altındaki asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği koşullarda, sağlık hizmetine erişimin de bir yük haline gelmesi oldukça bunaltıcı.

GSS ödemesi yapmak zorunda olan, çoğunluğu genç işsiz ya da sigortasız işçilerden oluşan kesimin sayısının yaklaşık 10 milyon kişi olduğu düşünülüyor. Benim de dahil olduğum bu kesimin prim oranı, geçtiğimiz dönemde asgari ücretin yüzde 3’ü oranında, yani aylık 780 TL idi. 2025 Kasım ayında Cumhurbaşkanı tarafından bu oran değiştirilerek yüzde 6’ya çıkarıldı. Yani işsiz bir yurttaşın her ay ödemesi gereken GSS primi 1.981 TL’ye çıktı.

Artan prim oranının yanı sıra, 10 milyon kişiyi ilgilendiren GSS borçluları olarak yıl sonunda büyük bir krizle karşı karşıya kaldık. Her öksürükte herhangi bir sağlık güvencesinden yoksun olmanın yarattığı kaygı, geride bıraktığımız yılın sonuna gelirken büyük bir korkuya dönüştü. Çünkü GSS sisteminde borcu olanların 2026 yılı itibarıyla devlet hastanelerinden faydalanamayacağı açıklandı. Neyse ki bu karardan 7 Ocak tarihinde geri dönüldü ve GSS borçlularının devlet hastanelerine erişim kısıtlaması Aralık 2026’ya kadar ertelenmiş oldu. Önceki senelerde muayene hakkı sınırlandırılırken, bu sene ilk kez sağlık hizmetine erişim hakkı tamamen engellenmenin eşiğine geldi. Bu yıl sonuna kadar yapılan düzenleme ile devlet hastanelerinden faydalanabilecek olsak da ilaç ücretleri karşılanmamaya devam ediyor.

Mevcut ekonomik krizin sorumlusu biz emekçiler olmasak da yükü siyasal iktidar tarafından bize yükleniyor. Büyük tekellerin ve genel olarak patronların çıkarları kollanırken, çalışan ya da çalış(a)mayan emekçi ordusu büyük bir sefalet ve güvencesizliğe mahkûm ediliyor. Herkesin sağlık hakkına erişebilmesi için bütün GSS borçları silinmeli ve sağlık alanı piyasanın konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun gerçekleşmesi ise işçi ya da işsiz fark etmeksizin bütün emekçilerin mücadelesiyle mümkündür.

Yorumlar kapalıdır.