Tarihte bu ay: kamu emekçileri seferberliği
Coğrafyamızda 1990’lı yıllar genelde kaos ve korku yılları olarak anılır. Ekonomik krizler, kurulup dağılan hükümetler, bu hükümetlerin arkasında ipleri elinde tutan “Susurluk devleti”, DGM’ler, kaybedilmeler, faili meçhuller ve daha nicesi… Bunların hepsi doğru olsa da hikâyenin tamamını anlatmıyor. Gerçek şu ki; 1990’lı yıllar, korku ve baskı kadar çetin mücadele ve kazanımların da dönemiydi. 1995 yılının Haziran ayında yaşanan kamu emekçileri seferberliği bunun en önemli örneklerinden birini teşkil ediyor.
Türkiye işçi sınıfı, 12 Eylül Darbesi’nin üzerine giydirdiği deli gömleğini 1989 Bahar Eylemleri ile yırtıp atmıştı. 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü ile de o gömleği bir daha giymeyeceğini tescillemiş oldu. Bir yanda Kürt halkının özgürlük mücadelesi sürüyor, diğer tarafta 12 Eylül’ün tutsak ettiği devrimcilerin tahliyesi devam ediyordu. Tüm bu mücadeleler sürerken kamuda örgütlenme yoğun baskı altında yürümek zorundaydı. 70’li yılların TÜM-DER ve TÖB-DER gibi kitlesel kamu emekçi örgütlerini darbe silip süpürmüştü. Zaten yasal olmayan sendikalarında öncü kamu emekçileri DGM’lere, gözaltılara ve sürgünlere rağmen mücadele ediyorlardı. Bu baskılar kamu emekçisini alt edemedi: Kitlesel bir emekçi hareketi ilmek ilmek örülüyor, işyerlerinin bodrum katlarında ve kazan dairelerinde örgütlü bir hareket inşa ediliyordu.
İşçi sınıfı mücadelesini sürdürürken burjuvazi de kendi hesabını yapıyordu. Dönemin DYP önderliğindeki koalisyon hükümeti, anayasa değişikliği için kolları sıvamıştı. Bu yeni anayasa tasarısının en önemli kalemlerinden biri büyüyen kamu emekçi dalgasının önünü kesmeye yönelikti. Mevzubahis tasarıda kamu emekçilerinin grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkı yer almıyordu. Bin bir zorluğa göğüs gererek örgütlenmiş kamu emekçisinin böyle bir tasarıyı kabul etmesi mümkün değildi. Dönemin fiili kamu emekçisi konfederasyonu Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonlaşma Kurulu, 1 Haziran tarihinde talepleriyle beraber eylem programını açıkladı. Bu taleplerin en önemlileri baskı ve sürgünlerin durdurulması, yargı üzerindeki baskının kaldırılması, anayasa değişikliği maddesinin geri çekilmesi ve grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkının anayasaya girmesiydi.
Eylem programı uyarınca 16 Haziran tarihinde Kızılay, 150 bin kamu emekçisi ile dolup taştı. Kızılay’da iki gün oturma eylemi gerçekleştiren emekçiler akabinde 19-20 Haziran’da ülke genelinde kitlesel olarak iş bıraktılar. Bu olağanüstü mücadele sonucu anayasa değişikliği geri çekildi, kamu sendikaları yasallaştı ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu resmen kurulmuş oldu.
2026’ya geldiğimizde mücadele hâlâ sürüyor. Kamu emekçisi hareketi hiç olmadığı kadar parçalı. Sendikaların ücret için toplu görüşme hakkı olsa da grev hakkı kamu emekçisinin ana talebi olmayı sürdürüyor. Kamu emekçisinin özlem duyduğu grev hakkını nasıl elde edebileceğini tarih bize gösteriyor: fiili, kitlesel, birleşik mücadele.
Yorumlar kapalıdır.