G7: Trump ve müttefiklerine karşı kitlesel gösteriler

15-17 Haziran tarihleri arasında Fransa’nın turistik kenti Évian-les-Bains’de G7 Zirvesi’nin 52. toplantısı gerçekleşti. Yedi büyük ekonomik gücün devlet başkanları kritik küresel durumu ele almak üzere bir araya geldi. Zirve, Trump’ın İran ile mutabakatı imzaladığı zemin olurken mutabakat, Trump’ın 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte başlattığı savaşı resmen bitirmiş oldu.

Toplantıların arka planını, ev sahibi kente yalnızca 60 kilometre uzaklıktaki Cenevre’de gerçekleşen gösteriler oluşturdu. Yerel parlamentonun bu gösterileri yasaklamaya çalışmasına ve kentte 13 bin polisi konuşlandırarak eylemleri bastırmaya çalışmasına karşın kitlesel gösteriler on binlerce insanı öfkelerini haykırmak üzere bir araya getirdi.

Cenevre’yi sarsan büyük seferberlik

14 Haziran Pazar günü İsviçre’nin Cenevre kentinde “G7’ye Hayır” koalisyonunun da aralarında bulunduğu çeşitli örgütlerin öncülüğünde önemli bir kitlesel gösteri düzenlendi. 50 binden fazla kişi, çok renkli ve çeşitli bir küresel talepler gündeminin etrafında bir araya geldi. Dile getirilen talepler arasında İran’a yönelik başlatılan savaşın reddi, Filistin ile dayanışma ve demokratik hakları tasfiye etmeye çalışan Trump önderliğindeki aşırı sağın yükselişinin kınanması yer aldı. Bunların yanı sıra göçmen nüfusun kriminalize edilmesi de reddedildi. Bu kriminalizasyon, Avrupa Parlamentosu’nun üçüncü ülkelerde sınır dışı etme merkezleri kurulmasına ilişkin yeni bir düzenlemeyi kabul etmesiyle günler önce somut bir biçim almıştı. Diğer taleplerin konusu arasında düşük ücretler, emeklilik haklarının ortadan kaldırılması, artan kiralar, çevrenin korunması ve kadın ve lgbti+ hakları öne çıktı.

Cenevre’deki seferberlik, İsrail’in Gazze ve Filistin’de sürdürdüğü soykırımı açıkça kınadı ve G7’de bir araya gelen devlet başkanlarını, İsrail’in 75 binden fazla kişiyi katlettiği cezasızlık ve suç ortaklığı düzeneğini ayakta tutan kişiler olarak sorumlu tuttu. Bu suç ortaklığı, İsrail’in işgali 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan ve Suriye’de 1000 kilometrekareden fazla genişletmesine neden oldu. Bu çerçevede, o günkü eylemlere etkin biçimde katılan Küresel Sumud Filosu, ev sahibi kent Évian-les-Bains’in kıyısında yer aldığı Cenevre Gölü’nde onlarca tekne ve yüzden fazla aktivist ile bir deniz eylemi gerçekleştirerek, zirvede toplanan güçlerden İsrail ile yapılan anlaşmaların sona erdirilmesini, silah ambargosu uygulanmasını ve askeri işbirliğine son verilmesini talep etti.

G7’de bir araya gelen yetkililer, toplumsal krizin sorumluları olarak tanımlanmakta. Uluslararası sivil toplum kuruluşu OXFAM, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana G7’nin enerji sektörü milyarderleri ceplerine günde 300 milyon dolar atarken aynı dönemde tarihlerinin en büyük resmi kalkınma yardımı kesintisini uygulamaya koydukları gerçeğini gündeme taşıdı. G7, 2024-2025 yılları arasında dünyanın en yoksul ülkelerine sağladığı yardımı 48 milyar dolar azalttı. Bu rakam, G7 milyarderlerinin yalnızca 11 günde biriktirdiği servet artışına eşdeğer.

Çevrenin tahrip edilmesine ilişkin talepler de protestolarda kendine yer buldu. Nisan ayı sonunda gerçekleştirilen G7 toplantısında kararlaştırıldığı üzere iklim gündemi, Donald Trump’ın inkarcı tutumlarıyla çatışmayı önlemek amacıyla resmi gündemin dışına çıkarıldı.

Trump ve müttefiklerine karşı mücadele büyüyor

Cenevre ve Fransa’daki seferberlikler yalnız başına duran bir olgu değildir. Bu protestolar milyonlarca insanın Donald Trump’ın politikalarına ve suç ortağı hükümetlerine ilişkin büyüyen reddini, Filistin halkıyla dayanışmasını ve Avrupa Birliği’nin baskı ve savaş makinesini güçlendirmek amacıyla sosyal hakları kısan kemer sıkma politikalarına karşı bir duruşunu yansıtmaktadır.

Avrupa’da işçi ve halk mücadelelerinde bir yükseliş yaşanmakta, çeşitli ülkelerde grevler hayata geçmekte. Raporlara göre 2025 yılı, AB genelinde 1991’den bu yana en fazla grevin gerçekleştiği yıl olacak. Yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde Portekiz’de 234, İtalya’da 190, İspanya’da 108 ve Fransa’da 105 grev düzenlendi. ABD’de Krallara Hayır hareketi Trump’a karşı mücadele yürütüyor ve tarihin en kalabalık ve yaygın eylemlerini örgütlüyor. Filistin ile dayanışma hareketi İsrail’den güçlü kitlesel kopuşlara yol açtı ve Netanyahu’nun emsalsiz bir yalnızlığa sürüklenmesini beraberinde getirdi. Arnavutluk’taki kitlesel gösteriler, hükümetin toprakları Trump ailesinin gayrimenkul çıkarlarına teslim etmesini reddederek hükümete karşı çıkıyor. Şili’deki büyük öğrenci seferberlikleri José Antonio Kast hükümetine karşı mücadele ediyor. Bolivya’daki işçi ve köylü isyanı, Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’ın istifasını talep ediyor.

G7’ye karşı düzenlenen seferberlikler; kitlesel eylemler, grevler ve mücadeleler aracılığıyla kemer sıkma planlarına karşı çıkan ve Trump ile müttefiki kapitalist hükümetlerin dayatmaya çalıştığı açlık, eşitsizlik, baskı ve çevre yıkımı karşısında bir alternatif arayan küresel yükselişin parçasıdır.

Yorumlar kapalıdır.