Türkiye’de zamlarda roket-tüy etkisi

Date:

Share post:

Akaryakıt fiyatlarına gelen ve gelmesi beklenen zamlar özel bir önem taşıyor. Çünkü yakıt fiyatları, hayat pahalılığını doğrudan etkileyen temel kalemlerden biri.

Uluslararası piyasalarda Brent petrol fiyatları; krizler, savaşlar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle sürekli dalgalanıyor. Bu dalgalanmalar kimi zaman fiyatları yukarı taşırken kimi zaman da aşağı çekiyor. Dolayısıyla belirli bir dönemin sonunda fiyatlar yeniden başlangıç seviyelerine dönebiliyor.

Türkiye’ye baktığımızda ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Fiyatlar çoğu zaman yalnızca yükseliyor. Dünyada fiyatlar “iki ileri, bir geri” hareket ederken Türkiye’de çoğu zaman sadece “iki ileri” gidiyor. Uluslararası literatürde bu durum “roket ve tüy etkisi” olarak adlandırılıyor. Buna göre fiyatlar yükselirken roket gibi hızla artıyor, düşmesi gerektiğinde ise tüy gibi yavaş hareket ediyor.

Dünya piyasalarında petrol fiyatları ağustos ayı başında yaklaşık 91 dolar seviyesindeyken bugünlerde 100 dolar civarında seyrediyor. Bu, yaklaşık yüzde 10’luk bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde Türkiye’de mazot ve benzin fiyatlarının yaklaşık yüzde 20 oranında arttığı görülüyor. İktidar ise küresel petrol fiyatlarındaki yükselişi gerekçe göstererek, farklı kalemlerdeki maliyet artışlarını da bu zamların içine dahil ediyor.

Peki bu durumun bize etkileri neler olacak?

•Şehir içi ve şehirlerarası ulaşımda bilet fiyatları artacak.

•Taksi, otobüs ve dolmuş ücretlerine yeni zamlar gelecek.

•Özel araç kullanmak her geçen gün daha maliyetli hale gelecek.

•Yol ve köprü geçiş ücretlerinde yeni zamlar gündeme gelecek.

•Tarlasını traktörle işleyen çiftçi daha fazla yakıt masrafı yapmak zorunda kalacak ve ürünlerin taşınma maliyetleri yükselecek. Bu artışlar doğrudan soframıza yansıyacak.

Kısacası, zincirin her halkasında fiyatlar yükselecek. Üretici petrole gelen zamları maliyetine ekleyecek, toptancı fiyat artıracak, nakliyeci fiyat artıracak, halci fiyat artıracak, pazarcı fiyat artıracak. Sonuçta ise bütün bu maliyetin yükü emekçilerin omuzlarına binecek. Gıdaya, ulaşıma ve temel ihtiyaçlara erişmek için her zamankinden daha fazla ödeme yapmak zorunda kalacağız.

Peki biz ne yapabiliriz?

Gıda, barınma ve diğer temel ihtiyaçlara gelen zamlar karşısında ücretlerimizin gerçek enflasyon oranında düzenli olarak artırılmasını talep edebiliriz. Asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını isteyebiliriz. Çalışanların maaşları üzerindeki vergi yükünün azaltılmasını, büyük şirketlerin vergi borçlarının silinmemesini ve vergi adaletinin sağlanmasını talep edebiliriz. Hayat pahalılığına karşı mücadele etmek, ancak emeğin haklarını savunan ortak talepler etrafında bir araya gelmekle mümkün olacaktır.

Son Yazılarımız