16 sendikadan ortak açıklama: “Mücadeleye çağırıyoruz!”

Date:

Share post:

DİSK üyesi 16 sendika ortak bir açıklama yayınlayarak sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve siyasi partileri birleşik mücadeleye çağırdı. Yapılan açıklamada rejimin emek düşmanı politikalarına, fon krizine, vergide adalet talebine değinildi. Öte yandan örgütlenmenin önündeki engeller ve rejimin otoriter uygulamalarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.

DİSK/Bank-Sen, DİSK/Basın-İş, Birleşik Metal-İş, BTO-Sen, Cam Keramik-İş, Dev Yapı-İş, Dev Turizm-İş, Enerji-Sen, Gıda-İş, Güvenlik-Sen, İletişim-İş, Limter-İş, Nakliyat-İş, Sine-Sen, Sosyal-İş ve Tümka-İş’in imzacı olduğu ortak açıklamanın tamamı şu şekilde:

İşçi sınıfını ve dostlarını mücadeleye çağırıyoruz!

TBMM, 1 Ekim’de yeni yasama yılına başladı. Önümüzdeki günlerde 2027 Bütçe Kanunu Teklifi görüşülecek. Bütçe sadece bir rakamlar tablosu değildir. Kimin sofrasından alınıp kimin kasasına konacağının karar altına alınmasıdır. Biz bu kararın her yıl, yaşamını alın teriyle kazananların aleyhine verildiğini çok iyi biliyoruz.

Ücretler eriyor, emekli maaşları buharlaşıyor!

2027-2029 Orta Vadeli Programı, emekçiler ve işçi sınıfı için yıkıcı sonuçlar doğuran bir yoksullaştırma programıdır. Reçete yıllardır değişmedi. Ücretler baskılanıyor, emekçilerden alınan vergiler yüksek faizle yerli ve yabancı sermaye baronlarına aktarılıyor. Tutmayan her enflasyon hedefinin bedeli, işçinin ve emeklinin cebinden çıkartılıyor. İşçi ücretleri ve emekli maaşları sürekli enflasyonun altında kalıyor. Alım gücü düşüyor, ücretler reel olarak geriliyor. 2026 yılında asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmiş olması, siyasal iktidarın işçilere bakışını dolaysızca ortaya koymaktadır. Açlık ve yoksulluk sınırını dikkate almayan ücret ve maaş politikası bizim için kabul edilemezdir. İki senedir üst üste enflasyonun altında artırılan asgari ücret, yüksek seyretmeye devam eden enflasyona rağmen Temmuz’da güncellenmedi. Kira, mutfak ve yaşam her ay zamlanıyor. Emekçinin eline geçen para erirken, eşit işe eşit ücret verilmiyor. Buna da “mali disiplin” deniyor. Açık söyleyelim: Bu, emeğin yarattığı tüm zenginliğin sermayeye peşkeş çekilmesidir!

Fon krizi skandalı: Hesap sorulacak, fatura halktan çıkarılamaz!

Eylül ayında patlak veren fon skandalının sorumlusu, denetleyici kurulların içini boşaltan hükümettir. Bu olayın kapsamlı, bağımsız ve adil biçimde soruşturulmasını istiyoruz. Açığa çıkmıştır ki bu fon yağmasına siyasiler de karışmıştır. Yetkili kurullar göz göre göre gelen soyguna, bile isteye göz yummuştur. Tüm sorumlular yargılanmalıdır, kimse yargı önünde hesap vermekten kaçamamalıdır. Skandalın bütün yükünü zam, vergi ve kesinti yoluyla halka ödetmeye çalışanlara açıkça söylüyoruz: Buna karşı dimdik duracağız. Başkalarının yaptığı yolsuzluğun, ihmalin ve hortumun faturasını işçi ödemeyecek!

Vergide ve gelirde adalet!

Vergi yükünün tüm ağırlığı bugün doğrudan ve dolaylı olarak ücretlilerin sırtında. Sermayedar ve rantiyer sınıfı ise af, teşvik ve muafiyetlerle korunuyor. Kazanandan değil, çalışandan vergi alan bir sistem adil olamaz. Servetten, ranttan ve büyük sermayeden gelire göre alınan adil bir vergi düzeni kurulmalı, yoksulluk sınırı altında kalan ücretler vergiden muaf tutulmalı ve ücretlilerin vergi yükü hafifletilmelidir.

Örgütlenmenin önündeki engeller kalkmalı!

Çalışanların en temel hakkı örgütlenmedir. Barajlar, grev yasakları ve ertelemeleri, işten atma tehditleri ve yetki itirazları, sendikasızlaştırma politikaları örgütlenme özgürlüğünün önünde duruyor. Sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. İş cinayetleri durmak bilmiyor. İşçiler madenlerde, atölyelerde, depolarda, traktör kasalarında, işe giderken ya da çalışırken can veriyor. İşçilerin can güvenliği, sermaye sınıfının kârı başta olmak üzere, her şeyin üstünde olmalıdır.

Otoriter Saray Rejimi baskıyı artırıyor!

Ekonomik yıkımın yanında hak ihlalleri de her geçen gün artıyor. Ağır yoksulluk ve işsizlik bir yandan sürerken; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplanma ve gösteri hakkı, sendikal haklar, gençlerin, kadınların ve çevre savunucularının sesi her alanda baskı altında. Halkın iradesiyle seçilmiş belediyelere birer birer el konuluyor. Seçme ve seçilme hakkı yok sayılıyor, halkın iradesi gasp ediliyor. Halk iradesine yönelik siyasi amaçlı operasyonlara son verilmeli, kayyım uygulamaları sonlandırılarak seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir. Türkiye’de uzun yıllardır sürdürülen antidemokratik uygulamalarla birlikte, işçi sınıfının kazanımlarına yönelik saldırılar da devam ediyor. Susmayacağız. Korkmayacağız. Geri adım atmayacağız. Ortadoğu’da emperyalist saldırganlığa karşı yaşamı ve ülkemizde halkların kardeşliği için barışı savunmaya devam edeceğiz. Özgür ve demokratik bir Türkiye talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Bu ortak bildiride imzası bulunan sendikalar olarak açık çağrı yapıyoruz. Başta DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ olmak üzere tüm işçi konfederasyonlarını; kamu çalışanı konfederasyonlarını; meslek örgütlerini; gençlik, çevre ve kadın hakları savunucularını; demokrasiden ve emekten yana tüm demokratik kitle örgütlerini ve siyasi partileri:

  • vergide ve gelirde adalet,
  • hakça emekli maaşı,
  • insanca yaşanabilir asgari ücret,
  • işçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması,
  • kişi hak ve özgürlüklerine, konut dokunulmazlığına yönelik saldırıların son bulması,
  • muhalif kesimlere yönelik siyasi operasyonların durdurulması

taleplerini yükseltmek ve milyonlarca emekçinin ortak çıkarları için ivedilikle bir araya gelerek oluşturulacak bir program etrafında samimi ve ilkeli bir mücadeleye çağırıyoruz. Önümüzdeki günler içerisinde yüz binlerce emekçiyi harekete geçirecek bölgesel ve merkezi kitlesel mitingler; takiben, işyerlerinde üretimden gelen gücümüzü de gerektiğinde kullanacağımız eylemler; sonrasında, birkaç bölgeden etkili bir Ankara yürüyüşü; TBMM’yi, muhalif parti ve milletvekillerini de taleplerimiz doğrultusunda yasal düzenlemeler için göreve dahil eden çok yönlü, kapsamlı bir mücadele hattı izlenmelidir. Bu mitingler, yürüyüş ve mücadele süreci sadece işçilerin değil; adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük adına ayağa kalkan tüm toplumsal kesimlerin yürüyüşü ve mücadelesi olacaktır.

Yaşasın işçi sınıfının birliği!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Son Yazılarımız