Onurlu bir iş ve onurlu yaşam koşulları için, karanlığın perdesini yırtalım!

50

Disk-Ar (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Bölümü) yakın zamanda asgari ücretlinin gıdaya, eğitime ne kadar para ayırabildiğini yani ne zorluklarla yaşadığını gözler önüne seren bir araştırma yayınladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik‘in geçtiğimiz günlerde asgari ücrete ilişkin “Niye geçinemeyeceksiniz? Eğer ona mahkûmsanız 800 lira da büyük paradır” sözü üzerine hazırlanan raporda, asgari ücretlinin 811 TL’ye nasıl geçinebileceğinden hareket edildi.

Sendikanın yayınladığı tablo asgari ücretle geçinen ve eşi çalışmayan 2 çocuklu aile yapısı temel alınarak düzenlendi. Ki bu işsizlik koşullarında ve devlet bizden en az 3 çocuk beklerken bu, çok olası bir tablo.

Asgari ücretli karnı aç yatıyor!

“2 çocuklu bir asgari ücretlinin, asgari geçim indirimli aylık 811 TL’lik gelirinden gıda için günlük ayırdığı 9,11 TL ile hem eşinin hem kendinin hem de çocuklarının karnını doyurmak zorunda.

Kurumumuzun, Türkiye’ye Özgü Beslenme Kalıbı ve TÜİK Madde fiyatları dikkate alınarak yaptığı ve yeni sepete göre güncellediği hesaplamaya göre 4 kişilik bir ailenin günlük sağlıklı beslenebilmesi için Şubat 2013 itibari ile kişi başına ortalama 8,93 TL gıda harcama yapması gerekiyor. Buna göre asgari ücretli, 1 kişinin sağlıklı beslenmesi için gerekli olan gıda harcaması ile 4 kişiyi doyurmaya çalışıyor.”

Bu verileri gördükten sonra insanın aklına “Bizler, ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir‘ medeniyetinin, anlayışının mensuplarıyız.” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ı getirmeden edemiyor. Acaba Erdoğan birinci elden hükümet politikalarıyla aç bıraktığı işçileri ve ailelerini nasıl değerlendiriyor? Yoksa onları şehrin dışına çıkarmak için amasız bir mücadele vermesi bundan mı?

Asgari ücretli en kötü barınma koşullarında yaşıyor, ısınamıyor!

“Şubat 2013 tarihi itibari ile ortalama kira bedeli 550 TL’yi bulurken, asgari ücretlinin kira ve diğer konut harcamaları için ayırabildiği tutar sadece 249 TL.”

Şehrin merkezindeki işçi mahallerini yıkıp yerine işçilerin ücretleri ile yaşayamayacağı kiralarda evler yapan, bütün sosyal çevreyi ve kültürel örgütlenmeyi yok eden hükümet kentsel dönüşümle rant yapmayı amaçlıyor. Alt gelir grubu işçileri şehrin dışına itip değerlenen kent toprağından rant yapan hükümet ve ihaleye giren firmalar, halihazırda kiraya 249 TL’yi zor ayıran asgari ücretliyi, bir de ev veriyoruz adı altında borçlandırıyor.

Hadi TOKİ konutlarına gittik diyelim, nasıl işe gideceğiz?

Rapora göre asgari ücretlinin, çalıştığı işyerinin servis imkânı yoksa işyerine ulaşımı bile büyük bir sorun. Tek bir belediye otobüs biletinin Türkiye ortalamasında 1,60 TL olduğu koşullarda, asgari ücretlinin ulaşım için ayırabildiği günlük pay sadece 2,06 TL, bu gelirle bulunduğu yerden hareket etmesi bile imkansız.

Asgari ücretli çocuğunun eğitimine ayda 3 TL ayırabiliyor!

Eğitime ayda 3 TL demek mevcut sistemde çocuğunuzun eğitim almaması ile aynı anlama geliyor. Öyle ki ısınma, bakım, onarım, temizlik ve hatta kadro eksikliği nedeni ile öğretmen ihtiyacı eğitimin özelleştirilmesi ile velilerin ödediği katkı paylarına kalmışken, asgari ücretli çocuğuna defter kalem bile alamayacak durumda. Bu durumda bu çocuklar atıl kalmış, hiçbir hizmeti yapılmayan hatta temizlenmeyen okullarda eğitim görmek durumunda. Hatta hükümetin yeni getirdiği 4+4+4 sistemi nedeniyle çocuğun 4 yıldan sonra okuma zorunluluğu olmadığı için rahatlıkla sanayide ucuz işgücü olabilirler. 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ın press makinesinde ezilerek can verdiği haberi hiç eski değil ve gün geçtikçe yaygınlaşacak bir durum.

Geçen yıl 1 Mayıs’ta İşçi Cephesi Gazetesi olarak “Onurlu bir iş ve onurlu bir yaşam koşulları için, karanlığın perdesini yırtalım!” pankartı ile yürümüştük. Tablo ortada bu sloganın bu yıl da yakıcılığını arttırarak güncelliğini koruduğunu söyleyebiliriz…

Yorumlar kapalıdır.