Fonla teşvik edilen patronlar… ve işsizler

En son Ağustos ayında açıklanan işsizlik verilerine göre Türkiye’de 15 yaşını aşmış bireylerde işsizlik oranı, geçen senenin aynı ayına göre 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bin kişi olmuştu. İş arayan ve çalışanların yüzde 14’üne tekabül eden bu rakamın alt açılımları, gençlerin bu artıştan en şiddetli etkilenen kesim olduğunu gösteriyordu.

Yeni rakamlar TÜİK tarafından henüz yayımlanmadı fakat durumun iyiye gittiğini söylemek için elimizde bir neden yok. İşçiler hâlâ günde en az 8 saat çalışıp en az 9 saatini işyerinde harcamakta, özellikle İstanbul gibi trafik felaketi yaşanan şehirlerde iş için toplam harcanan süre 11-12 saati bulmakta. Nice mücadelelerle kazanılmış “8 saat iş, 8 saat uyku, 8 saat canımız ne isterse!” düzeni yıkılmakta, zorunlu olarak mesaiye kalan işçilerin birçoğu mesai ücretlerini dahi alamamakta.

Tüm bunlar patronların cebinden birkaç kuruş daha çıkmasın düsturuyla işlemekte. Artık zaten patronlardan oluştuğu alenen belli olan hükümet kendi sınıfının çıkarlarını işçilerin hayatlarından çalarak korumakta. İster fabrikada, atölyede, ister plazada, AVM’de çalışsın emekçiler fakirleşmekte, patronlar zenginleşmekte. Bir zamanların çok kazanan avukatı, doktoru bile insanca yaşayacak ücreti zar zor elde etmekte veya edememekte, hele mimar-mühendisler çalışacak iş bulamamakta. Toplum giderek iki uzlaşmaz kutba ayrışmakta. Bir tarafta dini, fikri, soyu ne olursa olsun, işçiler ve ekonomik koşulların dayatmasıyla onların yanlarına çekilen, eskinin görece iyi kazanan serbest meslek erbabı küçük burjuvazi; diğer tarafta ise bütün pervasızlıklarıyla patronlar, rantçılar, asalaklar.

Biz biliyoruz ki, istense işsizliği çözmek işten bile değil. Emek üretkenliğinin geldiği nokta, adil bir dağıtım olsa bütün dünyayı hayli hayli doyuracak kadar. Bu sayede çoktandır tüm işler tüm insanlar arasında bölüşülebilir. İş saatleri azalırken işsizlik çabucak çözülebilir. Bunu engelleyen şey, servetlerini paylaşmaktan imtina eden patronların sistemi olan kapitalizmdir. Patronlardan oluşan ve patronları koruyan bu hükümet işsizlikle baş etmek bir yana, kendi eylemlerinin sonucu aç kalan insanların ihtiyaçlarını karşılayacağının sözü ile topladığı fonu dahi işsiz kalmış işçilere hakkaniyetli bir biçimde dağıtmamakta. Hak etmek için, işçinin, maaşından, işten atılmadan önce son 120 gün kesintisiz ve son 3 yılda en az 600 gün prim yatırdığı bu fon 2019 yılının Ocak-Temmuz ayları arasında patronlara, işverenlere teşvik adı altında 8,8 milyar TL paramızı heba ederken, işsiz kalan kardeşlerimize ancak 5,8 milyar TL yardımda bulundu. Bu yardımın 2019 yılında 2030 TL’yi geçmediği bilinirse kişi başına ne kadar yetersiz bir rakamdan bahsedildiği daha iyi anlaşılacaktır. Patronlara yapılan “teşvik” işsizlere iki kat kadar fazla maaş yatırılmasına olanak verirdi. Fakat patronları teşvik etmek hükümet tarafından daha uygun görülmüş olacak ki, emeğimizin karşılığı paralar gasp edildi. Peki, ne uğruna? Biz teşvik alıp yeni iş imkânları sağlayan, ekonomiyi düzelten patronlar göremiyoruz, ya siz?

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.