Sorumlu Rus oligarşisi: Sibirya’da maden patlamasında 52 emekçi öldü

204

25 Kasım günü, Sibirya’da bulunan Kemerovo maden bölgesindeki Belovo’da, bir madendeki metan gazı patlaması sonucunda 52 kişi öldü. Ölenlerin 5’i arama kurtarma ekibindendi. Yangından kaynaklanan artan karbonmonoksit dumanı seviyeleri ile patlama riski oluşturan metan birikimi, kurtarma operasyonunu bir süre durdurdu. Kurtarma operasyonunun birkaç saatliğine durduğu sıralarda, enkaz altındaki 35 maden işçisi kurtarılmayı bekliyordu.

Kemerovo valisi Sergei Tsivilyov, Listvyazhnaya madenindeki patlama sırasında, içeride 285 işçi olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Rusya Acil Durum Bakanlığı ise yüzeye 239 kişinin çıkarıldığını kaydetti. Aralarında ağır yaralılar da olmak üzere yaralanmış olan 63 işçinin tedavisi sürüyor.

Başkan Vladimir Putin, ölen işçilerin yakınlarına başsağlığı dilerken, hükümetinin gerekli adımları atacağını kaydetti. Ancak Putin’in bu açıklaması, maden işçilerinin içini rahatlatmaktan uzak. 2016’da bir kömür madeninde yaşanan bir dizi patlamanın ardından 36 maden işçisi ölmüş, hükümet yine gerekli adımları atacağını söyleyerek, ülkenin 58 kömür madeninde teftişe çıkmış ve bunların 20’sinde güvenlik önlemlerinin alınmadığını deklare ederken, gerekli önlemlerin alınması yönünde adım atmamıştı.

Hükümetin enerji patronlarının sermaye birikimini odağına alan bu politik yönelimi, yine Kemerovo bölgesinde bulunan Raspadskaya madenindeki 2010 senesinde yaşanan patlamanın neticesinde 91 maden işçisinin ölmesinin ve 100’den fazla işçinin de yaralanmasının başlıca sebebiydi. 2007 senesinde de, yine Kemerovo maden bölgesinde yaşanan bir maden patlaması, 100’ün üzerindeki maden işçisinin canını almıştı. Verilere göre 2003 ile 2010 seneleri arasında Kemerovo’da beş büyük maden kazasında 270 işçi öldü.

Rus medyasında yer alan haberlere göre 52 emekçiye mezar olan Listvyazhnaya madeninde yalnızca bu sene, 127 kez yapılan teftişlerde 914 sağlık ve güvenlik ihlali olduğu saptanmış ve bu ihlaller dolayısıyla madendeki üretim dokuz kere durdurulmak zorunda kalınmıştı. Madenin çalışan bir havalandırma sistemi veya yangın alarmı bulunmamaktaydı.

Madenin sahibi olan SDS-Ugol Kömür Şirketi, 37 bin dolar gibi komik bir para cezasına çarptırıldı. Hâlbuki şirket, sadece 2020 senesinde 11,06 milyon dolar kâr edip, sahiplerine 120 milyon dolar gelir getirmişti. Şirketin sahipleri olan Vladimir Gridin ve Mikhail Fedyaev, Rusya’nın en zengin 100 kişisinin arasındalar; yani Rusya işçi sınıfları ile Doğu Ukrayna, Kırım ve Suriye’nin yağmalanmasından nemalanan Putin önderliğindeki Rus oligarşisinin bir parçasılar.

Katliamın sorumluları arasında SDS-Ugol Kömür Şirketi sahipleri bulunuyor olsa da, Kemerovo Merkez Bölge Mahkemesi, sadece Listvyazhnaya madeninin müdürü Sergei Makhrakov, yardımcısı Andrei Moostvov ve bölüm amiri Sergei Gerasimenok’u tutuklamakla yetindi. Mahkeme bu kişileri suçlu bulursa, yalnızca yedi yıl hapis yatacaklar.

Yapılan soruşturmada ortaya çıktı ki, patlamadan önceki cuma günü (19 Kasım), madenciler madendeki yüksek metan seviyesinden şikâyetçi olmuşlar. Ancak ne maden yönetimi, ne yerel hükümet ne de şirket merkezi bu şikâyetin gerektirdiği önlemleri almak noktasında adım atmış. Dahası, yine yapılan soruşturmada madende 14-15 Kasım gecesi bir yangın çıktığı, ancak bu yangının sebeplerinin üzerine de gidilmediği anlaşıldı.

Kocası ölen maden işçilerinden biri olan Inna Piyalkina gazetelere şöyle konuştu: “Metan gazı limiti aşılmıştı. Kocam her gün işten eve geldiğinde, bu işin sonunun iyi olmayacağını söylemeye başladı. Limit o kadar aşılmıştı ki tüm sensörler uyarı sesi veriyordu.”

Piyalkina şöyle devam ediyor: “18 yıl önce bu madende bir patlama oldu ve 13 kişi öldü. Bütün köy deliye döndü. Bir de 46 madenciyi nasıl gömeceklerini bir düşünün.” Piyalkina’nın da belirttiği toplumsal huzursuzluktan çekinen yerel savcılık 26 Kasım’da yaptığı açıklamada, bölgedeki diğer madenlerde güvenlik kontrolleri yürüttüğünü ve altı şirkette bulunan ihlallerle ilgili 28 dava açtığını söyledi.

Rusya maden işçilerinin adeta sermaye tarafından organize edilmiş bir kırımdan geçiriliyor olmasının tarihsel ve politik sorumluları bugünkü Rus oligarşisi ile onların ayrıcalıklarını restore etmek noktasında rol oynamış olan eski Stalinist bürokrasidir. Zira 1917’deki yeni Sovyet hükümeti, kurulmasından daha birkaç gün sonra, 13 Kasım’da sağlık hizmetlerini sosyalleştirip işçilere tam kapsamlı bir sigorta getiriyor ve sigortalı işçilerin sigorta kurumları üzerindeki kontrolünü tesis ediyordu. 1922’de çıkarılan iş kanunuyla, sendikalar ile sağlık komitelerinin onayı alınmadan sanayi tesisleri ile madenlerin açılması yasaklandı. 1923 yılında da Meslek Hastalıkları Enstitüsü kuruldu.

Rusya işçi sınıfının bütün bu kazanımları Stalinist bürokrasi eliyle yok edildi. Bu kapitalist restorasyoncu çizgi Putin önderliğindeki Rus oligarşisinin, maden işçilerinin kanı üzerinden sermaye birikimini güvence altına almasını sağladı. Bugün, hem maden işçilerinin rejim eliyle sistematik bir şekilde öldürülmesinin önüne geçilebilmesi için, hem de rejimin almadığı sağlık önlemleri dolayısıyla Rusya’da Covid-19’dan her gün 1200 insanın ölüyor olmasının engellenebilmesi için, 1917 deneyiminin yakıcı dersleri hatırlanmalı.

***

Editörün önerdikleri:

Yorumlar kapalıdır.