İspanya: Genel grev için mücadele programı! Emekçilerin sol cephesi için!

Date:

Share post:

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in (İUB-DE) İspanya devleti seksiyonu Enternasyonalist Mücadele’nin (Lucha Internacionalista) konut seferberliği ve müstakbel seçimlere dair açıklamasını okurlarımızla paylaşıyoruz.

Sánchez, 29 Kasım’da seçimlere gidileceğini duyurdu. Sağı suçlayarak konut hareketinin rüzgârını arkasına almayı umduğu bu girişimin işe yaraması ise konut sorununun derinleştiği sekiz yıllık bir hükümet döneminin ardından olası değil. Bunu görmek için benzer politikalar izlemiş Lula’nın Brezilya’daki seçimlerin ilk turunda Bolsonaro karşısındaki hezimetine bakmak yeterlidir.

Hareket genel grev çağrısı yapılmasını talep ediyor, mücadeleci sendikalar da hemfikir. CCOO ve UGT (İspanya Devleti’nin en büyük işçi konfederasyonları), yükselen dalga kendilerini de süpürmesin diye bu gemiye biniyor ve aynı zamanda PSOE’nin (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi) ve Frente Amplio’nun (Sumar) [Geniş Cephe, bir seçim ittifakı] seçim kampanyasına hizmet ediyor. Böylece konut hareketinin genel grev talebi ile mücadeleye hiçbir çözüm sunmayan erken seçim kararı arasında açılan makası kapatmaya çalışıyorlar.

Ancak odağı, konut hakkı talebi etrafında ortaya çıkan harekete yöneltmek gerekiyor. Bardağı taşıran son damla olan Maricarmen’in tahliyesi ile başlayan ve İspanya Devleti’nin her yerine yayılan kitlesel seferberlikler işlerin ne noktaya vardığını gösteriyor. İspanya’da yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde 4.005 tahliye gerçekleşti (günde 44,5, dörtte biri Katalonya’da). Geçen yıl bu sayı 25 bini aşmıştı. Olga ve Javier’in [2026 yılında evlerinden tahliye edildikleri için yaşamlarına son veren iki kişi] yaşamları, bu durumun sonuçlarının trajik bir örneğidir.

CCOO ve UGT’nin oportünist önderliklerinin aşılması ve grevin süreklilik kazanabilmesi için hedef grevin tabandan örgütlenerek azami kitleselliğe ulaşması olmalıdır. İşin kilit noktası budur. Çünkü CCOO ve UGT’nin grev çağrısı yapması bile mücadelenin bir zaferidir. Genel grevin başarısını ve sürekliliğini güvence altına alacak bir mücadele planı hazırlamak şarttır. Mücadeleyi tabandan örgütlemek gerekmektedir: bu da ancak fabrikalarda, liselerde ve üniversitelerde, mahallelerde ve iş yerlerinde meclisler ve grev komiteleri kurarak olabilir. Mücadeleyi sürekli görünür kılan kitlesel seferberlikleri ve çadır kamplarını terk etmemek gerekmektedir. Kamusal eğitim, sosyal hizmetler ya da sağlık sektörü gibi mücadele içindeki diğer kesimlerle buluşmak ve birleşmek gerekmektedir…

Erken seçime gidilmesinin sağın ve aşırı sağın iktidara gelişini hızlandırması mümkündür. “Sağ geliyor ve her şey daha kötü olacak” bahanesine dayanan ve Sánchez’in sekiz yıldır iktidarda kalmasını sağlayan ehvenişer mantığı tükenmektedir. Hükümet ne kadar poz keserse kessin, gerçeklik kendini dayatmaktadır: Bankalara ve IBEX 35’teki büyük şirketlere rekor kârlar sağlanırken alım gücünü kaybeden işçi sınıfı, halk kesimleri ve emekliler ise ay sonunu getiremez hale gelmiştir. Bu hükümet (daha önce Podemos ile olduğu gibi) silah alımlarında rekor bir artışa yol açmış bir PSOE-Sumar hükümetidir. PP’nin (sağcı Halk Partisi) İş Reformu’nu da Susturma Yasası’nı da yürürlükten kaldırmamış bir hükümettir. Seferberliğin zorlamasıyla göçmenlerin olağanüstü yasallaştırılmasını onaylamak zorunda kalmış, ancak Yabancılar Yasası’nı ve güney sınırında suç niteliğinde bir politikayı sürdürmüş bir hükümettir. Eylül ayına kadar Akdeniz’de 879 ölüm, Temmuz’da sömürge enklavı Ceuta’da ise 144 ölüm olmuştur. Kiralara yasayla tavan getirmeyi, turistik konutları ve akbaba fonlarının spekülatif satın alımlarını yasaklamayı reddetmiş ve tahliyelerin fırlamasına tanık olmuş bir hükümettir… İşçi sınıfının ve gençliğin bir kısmının neden bu hükümete sırtını dönebileceğini açıklayan gerçeklik budur. Aşırı sağın önünü açan politikalar da bunlardır.

PP-Vox gericiliğini, Junts’u ya da Aliança Catalana’yı (sağcı partiler) durdurmanın seferberlikten ve sürekli örgütlenmeden başka yolu yoktur. Birbirini izleyen ilerici hükümetlerin (PSOE, Podemos, Sumar), yani işçi sınıfını aldatanların solunda bir siyasi alternatif inşa etmek gerekmektedir. Şu iki taahhüdü üstlenen bir cephe kurmak gerekmektedir: Bir yandan, monarşik devletten kopuşu, halkların kendi kaderini tayin hakkını ve kilise ile devletin tümüyle ayrılmasını öngören bir politika. Öte yandan, kapitalizmden devrimci bir kopuş politikası; yani işe konut sorununa yanıt vermekten başlayan, tahliyelerin derhal sona ermesini, kira fiyatlarına müdahale edilerek kiraların maaşların yüzde 20’sini aşmamasını ve kimsenin evsiz kalmamasını güvence altına alan, ayrıca büyük mülk sahiplerinin, akbaba fonlarının ve bankaların tazminatsız kamulaştırılması ile yüzde 100 kamunun yönetiminde ve kullanıcıların denetiminde sosyal kiralık bir kamu konut stoku gibi köklü çözümler de öneren acil bir işçi programı. Maaşları ve emekli aylıklarını derhal TÜFE oranında artıracak ve yüzde 100 kamusal eğitimi, sağlığı ve sosyal hizmetleri savunacak acil bir plan. Bankaların ve stratejik şirketlerin işçi denetimi altında kamulaştırılmasını teşvik edecek bir politika. Filistin halkıyla, emperyalizme ve baskılara karşı mücadele eden tüm halklarla dayanışma içinde bir cephe.

Bu nedenle mücadeleyi ilerletmek ve önümüzdeki genel seçimler için, seferberliğe hizmet edecek, aktivistlere ve toplumsal hareketlere açık birleşik bir aday listesi belirlemek üzere Katalonya’daki CUP’a, Anticapitalistas’a, Corriente Roja’ya, Izquierda Revolucionaria’ya, Moviemento Socialista’ya, CRT’ye ve IZAR’a sesleniyoruz. Seferberliği ve mücadeleyi merkezine alan, gerçek bir değişimin yegâne aracı olarak devrimci bir perspektifle bir işçi hükümetini hedefleyen bir sınıf cephesi.

Son Yazılarımız