Büyüyen hoşnutsuzluk adresini arıyor

İçeride ve dışarıda yaşanan baş döndürücü türbülansların arasında Tek Adam rejimi birden emeklilerin durumunu gündemine aldığını duyurdu. Kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmada Erdoğan, emeklilere dönük bir iyileştirmenin yıl sonuna kadar meclise geleceğini açıkladı. Büyük bir çoğunluğu 20 bin TL’lik aylık gelirle derin bir sefalete mahkûm edilen emekliler için acilen bir iyileştirme gerektiği ortada. Bununla birlikte, AKP’nin emeklilerin adını anmasını hayra alamet olarak değerlendirmek mümkün değil. Çünkü emekliler, oy potansiyelleriyle, AKP’nin seçimler doğrultusunda araçsallaştırmaya çalıştığı kesimlerin daima başında geldi. Dolayısıyla, bu durum ya Saray’ın seçimlere ciddi biçimde hazırlanmaya başladığının bir işareti ya da kimi kesimlerde patlama noktasına gelebilecek hoşnutsuzluğu dindirmeye dönük bir adım olarak görülebilir.

Erdoğan söz konusu konuşmasında, “baş tacımız olan emeklilerin durumunu” 2027 bütçesinde “biraz daha iyileştirecek mali imkânları” oluşturduklarını açıkladı. Yani emeklilerin durumu, şüphesiz, 2027 bütçesinin belirlenmesi ve asgari ücret zammı gibi emekçi kesimlerin neredeyse tamamını etkileyen başlıklarla ilişkili. Şimşek programının emekçileri kasıp kavurduğu koşullarda ise, bütçeden aslan payının yine faiz ve borç ödemelerine gideceği, asgari ücretin ise ocaktan itibaren açlık sınırının altında kalacağı görülüyor.

Yüksek faiz ve yüksek enflasyon sarmalından çıkamayan Tek Adam rejimi, emekçi kesimleri eşi görülmedik bir ekonomik yıkıma hapsediyor. Fon krizinin bu kadar önemli hale gelmesi, başka faktörlerin yanı sıra, bu ekonomik tablodan kaynaklanıyor. Bu genelleşen sefalet ortamında rejimle, Saray’la bağlantılı vasat, yeniyetme tiplerin milyarlarca dolarlık vurgununu AKP kendi tabanına dahi açıklayabilmekte başarısız kalıyor. Dahası, rejimin gözleri önünde, kanatları altında gerçekleşen bu vurguna dönük gerçek bir yargılamanın yapılmıyor olması hükümete dönük tepkiyi güçlendiriyor.

Bunu da okuyunKadınlar ve lgbti+lar neden hedefte?

Saray’a, rejime göbekten bağlı bu skandalın gerçek sorumlularının mevcut hükümet altında yargılanması ve cezalandırılması ihtimal dahlinde bulunmuyor. Konuyu zamana yayarak, “Sarıgül operasyonu” gibi başka kirli dosyaları gündeme getirerek, göstermelik yargılamalar yaparak Saray yönetimi bu vurgunun faturasını emekçilere kesmeye çalışıyor. Vurgunculara uygulanmayan yaptırımlar ve cezalar ise muhalefete, gazetecilere, aktivistlere yağmaya devam ediyor. Bununla birlikte, yalnızca baskı ve şiddetle iktidarlarını sürdüremeyeceklerinin farkında olan Saray ahalisi, emeklilere dönük açıklamada olduğu gibi, seçimler yaklaştıkça çeşitli tavizleri gündemine almaya hazırlanıyor.

Bununla birlikte, içeride olduğu gibi dışarıda da rüzgar Saray lehine esmiyor. Tüm şiddetiyle devam eden Rusya-Ukrayna savaşıyla Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e yayılan abluka, petrol fiyatlarının kısa vadede gerileme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Avrupa ve ABD’deki karamsar ekonomik görünüm, Türkiye’ye ucuz kredi ve sıcak para giriş ihtimalini gündemden çıkarıyor. Bu tablo, iktidarın seçim sürecine düşük faiz ve enflasyon koşullarında girerek ekonomik tavizlerde bulunma hayallerini kabusa dönüştürüyor.

Sadece ekonomik değil politik durum da Saray’dan yana değil. Kapitalizmin tüm dünyada giderek daha fazla sorgulandığı, gençlik ve emekçi seferberliklerinin hükümetleri salladığı bir sürecin içindeyiz. Fransa gençliği ve emekçileri kapitalizmin kalbinde sadece Macron’u değil tüm muktedirleri titreten görkemli bir isyana öncülük ediyor. Sırbistan’da diktatoryal Vučić yönetiminin gençlik isyanı sonucu aldığı seçim yenilgisi tüm dünya gençliği ve emekçilerine yeni bir ilham oluyor.

Bu politik bağlamda, Tek Adam rejimi yalnızca baskı ve şiddet aygıtlarını kullanmaktaki hüneriyle öne çıkabiliyor. Düzen muhalefetinin sinik, kitleleri pasifize ve demoralize eden politikaları bu süreçte Saray’ın en büyük destekçisi haline geliyor. Öte yandan, düzen muhalefetini itibarsızlaştırarak Tek Adam rejimi, kapitalizmden ve baskı rejiminden gerçek ve radikal bir kopuşu yükseltecek siyasal alternatiflerin de önünü açıyor.

Düzen muhalefeti basiretsizliğiyle kitlelerin büyüyen hoşnutsuzluğuna cevap üretemiyor. Tek Adam rejiminin yarattığı politik ve ekonomik enkazı sadece düzen muhalefetinden bağımsız bir sol ve emekçi alternatifi kaldırabilir. Emek İttifakı’nın inşasındaki ısrarımız tam da bu sebepten kaynaklanıyor. Sol hareketin, emek örgütlerinin en acil ekonomik ve demokratik taleplerimiz etrafında öreceği bir birleşik eylem planı, günümüzün temel görevi olmayı sürdürüyor. Sokaklarda ve seçimlerde Tek Adam rejiminin sahici tek alternatifi sinik düzen muhalefeti değil “Emekçiler Yönetmeli” doğrultusunda inşa edilecek bir Emek İttifakı olabilir.

İlginizi çekebilir

Son yazılar

Tüm yazılar →

Yeni sayı çıktı

101. sayı · Kasım 2026