Ana Sayfa Blog Sayfa 94

ABD proletaryası tekrar tarih sahnesine çıkarken

0

Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile beraber finans kapitalin temerküzünün en yoğun şekilde yaşandığı ülke olarak, uluslararası sınıflar mücadelesinin gündeminde önemli ve merkezi bir pozisyonu işgal ediyor. Dolayısıyla Birleşik Devletler işçi sınıfının, karşısında dünyanın en örgütlü egemen sınıfı olan bu işçi sınıfının atıldığı her mücadelenin, insanlığın geleceğini belirlemede oynadığı tayin edici rolün ağırlığının bu derece belirleyici olması, şaşılacak bir durum olmamalı. Karl Liebknecht’in 1. Dünya Savaşı ertesinde haykırdığı, “Bugün dünya devriminin merkezi Almanya’dır!” şiarının yanına, ABD’yi de ekleyecek olursak, malum olanı belirtmiş olmanın dışında başka bir şey yapmış olmayız.

Hükümetin bütçe ortaoyunu

0

Meclis’te alışkın olduğumuz bayağı sahneler içinde bir bütçe tartışması daha sona erdi. 2014 yılı bütçesi de daha öncekiler gibi, sendikalar ve emek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadan meclise sunulmuş, 121 ret oyuna karşı 318 kabul oyuyla kabul edilmiştir.

İşçiler ve öğrenciler; grev ve direniş

0

Londra: Sanayi Devrimi’nin beşiği, bir zamanların üzerinde güneş batmayan imparatorluğunun, bugün dünyanın 6. büyük ekonomisi ve Avrupa Birliği üyesi İngiltere’nin başkenti. Neredeyse bütün dünyadaki emekçilerin yarattığı zenginlikten pay alan İngiltere bir bütün olarak sömürenlerden oluşmuyor. İngiltere’de de sömürenler ve sömürülenler var.

Geleceksizlik çemberinden çıkış için

0

Geçtiğimiz yılın gençlik açısından bol direnişli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bu direnişler burjuva idarecileri zor durumlara sokarken onları gençlik politikalarını gözden geçirip belirli değişiklikler yapmaya itti. Örneğin, üniversitelerde özel güvenlik eliyle yürütülen baskıyı yeterli görmeyen iktidar, üniversiteye polisi yerleştirmeyi planladı. Zamanında “üniversiteden atılmayı kaldırmakla” övünürken bir anda üniversiteyi belirli bir süre geç bitirenlerin atılmasını savunur pozisyon aldı. Politikaların özü yani kamusal eğitimin tamamen tasfiyesi ise hiç değişmedi.

19 Aralık’ta kamu emekçileri sokaktaydı

0

2014-2015 dönemi için kamu emekçilerinin maaşlarında sadece 120 TL artış öngören tasarıya sarı sendika Memur-Sen’in imza atması üzerine “Satış sözleşmesini kabul etmiyoruz, bütçeden hakkımızı istiyoruz!” diyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 19 Aralık Perşembe günü greve gitti. İstanbul’da Sirkeci ve Çapa’da toplanan binlerce kamu emekçisi insanca yaşam ve güvenceli bir iş için Beyazıt Meydanı’na yürüdü. Grev yürüyüşüne çevreden büyük destek geldi; okullarının bütün camlarını dolduran Cağaloğlu Anadolu Lisesi öğrencileri, emekçilerin sloganlarına eşlik etti. Yolsuzluk operasyonlarında ayakkabı kutusunun içinde bulunan 4,5 milyon dolara atfen eyleme boş ayakkabı kutuları ile gelen emekçiler; “Herkese eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilde kamusal sağlık hizmeti. Hastaneler işletme, hastalar müşteri, çalışanlar köle olmasın!” yazılı pankart açtı. Yürüyüş boyunca “Mecliste hırsız var.” diye bağıran emekçiler “Hükümet istifa!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz!” ve “Emekçiler hapiste hırsızlar mecliste!” sloganlarını attı.

Bir partiyi inşa etmek…

0

Troçki’nin, bundan yetmiş küsur yıl önce söylediği “İnsanlık kültürünün bugünkü krizi proletaryanın önderlik krizidir” sözünü, en azından bugünün dünyasında bir çeşit sınıf indirgemeciliği, sınıfsal darkafalılık olarak görmek de mümkün! Ancak işçi sınıfını “milli” sınıflardan biri; “sivil toplumun” bir unsuru; üzerinden nice gelecek hayalleri kurduğumuz, ancak bütün gençlik hayallerimize ihanet eden kadir kıymet bilmez “ameleler” güruhu; sayısı giderek artmasına rağmen her nedense yerini “orta sınıflara” bırakan bir tuhaf insan topluluğu veya düpedüz, herhangi bir devrimci yeteneğe sahip olmayan bir çalışanlar kalabalığı olarak görmeyenlerdenseniz Troçki’nin bu sözünü ciddiye almak zorundasınız…

Hukuk ve mücadele

0

Merhaba, Alibeyköy’de bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Patron beni Ümraniye’deki atölyesine göndermek istiyor. Sözleşmem de yok. Patronun böyle bir hakkı var mı?

Uzun yürüyüşümüzün yeni evresi: İDP

0

İşçi Cephesi hareketi yeni bir dönüşümün eşiğinde: On yıllardan beri verdiği devrimci partinin inşası mücadelesini, bir açık parti kimliğinde sürdürme kararı almış durumda. Ülkedeki sınıf mücadelesinin Gezi direnişiyle birlikte içine girdiği yeni evresi de dikkate alındığında, (nesnel koşullar nedeniyle biraz gecikmeli olarak alınmış olsa bile) son derece yerinde bir karar. Bu dönüşümü ben basit bir formel değişiklik olarak görmüyorum. Zira inşamızı daha başından beri hep Leninist parti ilkeleriyle sürdürme çabası içinde olduk. Ama hareketimizin sadece politik değil ama aynı zamanda fiziki gelişimi, onu bir propaganda grubu olmaktan çıkıp, sınıf mücadelesine doğrudan müdahale edebilen bir öncü partiye doğru evrilmesi yönünde zorlamaktaydı. Dolayısıyla İşçi Demokrasisi Partisi’nin inşası, devrimci Marksizmin bu topraklardaki tarihinde bir nitel dönüşüm anını oluşturacak.

Hükümet Cemaat kavgası: yama patladı, pislikler saçıldı

0

Evet, hükümetin yaması beklenenden erken patladı. Hem de hiç beklemedikleri anda, beklemedikleri biçimde patladı. Ve saçılan pislik sistemin her bir tarafına sıçradı.

Connoly’nin dediği…

0

“Benim, ülkemiz halkının ideal olarak karşılarına koymalarını dilediğim cumhuriyet öyle bir cumhuriyet olmalıdır ki, yalnızca adından söz edilmesi bile, her çağda, her ülkenin ezilenleri için bir işaret ateşi oluşturmalı, uğruna harcanan çabaların ödülü olarak her çağda özgürlük ve bereket vaat etmelidir. (…) İngiliz Ordusunu yarın ülkeden çıkartıp yeşil bayrağı Dublin kalesine çekseniz bile, sosyalist cumhuriyetin kurulmasına yönelmiş değilseniz tüm çabalarınız boşa gidecektir… İngiltere gene mahvınıza dek size hükmedecektir – davasına ihanet ettiğiniz o özgürlük tapınağında dudaklarınız riyakâr bir saygı sunarken bile.”

Gever: Çözümün sınırı

0

Gever’de (Hakkari Yüksekova) tarihsel önem taşıyan mezarlıkların yıkılmasına karşı 6 Aralık’ta gerçekleşen yürüyüşte polisin saldırısı neticesinde Veysel ve Reşit İşbilir hayatını kaybetti. Ardından polis cenaze törenine de müdahale etti ve bu müdahale sırasında başından ağır yaralanan Bemal Tokçu da yaşam mücadelesini kaybetti. En temel demokratik haklarını kullanırken bizzat devlet kurşunları ile öldürülen bu üç insanın geride bıraktıkları ise “Kürt sorununda çözüm sürecinin” iktidar tarafından çizilmiş resmi sınırı oldu.

Hava-İş yönetimi AKP’ye geçti

0

Hava İş Sendikası’nın 27. Genel Kurulu’nda çeyrek asırlık iktidar Atilla Ayçin yönetimi değişti, yönetimi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın yeğeni olduğu iddia edilen Ömer Önder Haberdar’ın liderliğini yaptığı Reform Hareketi aldı. Kurul öncesinde delegelerin tek tek aranarak seçimlere katılmaları halinde işten atılacakları tehditleriyle THY yönetiminin baskısını gördüklerini söyleyen Gökkuşağı Hareketi ise çekilerek kurula katılamadı. Yeni yönetimin başına geçen Ali Kemal Tatlıbal’ın, 305 işçinin işe iade davalarında işveren lehine tanıklık yaptığı, AKP ve THY patronlarını temsil ettiği açıkça biliniyor.

Gever katliamı Kadıköy’de protesto edildi

0

Gever’de tarihsel bir değerin taşıyıcılığını yapan mezarlıkların yıkılmasının protesto edilmesi esnasında Reşit ve Veysi İşbilir’in polis kurşunuyla katledilmesi, Kadıköy’de eylemle yapılan protesto edildi.

Ukrayna ve Suriye bize ne anlatıyor?

0

Yüzyılımızın sınıf mücadeleleri isyan dalgalarını yaygınlaştırıp derinleştirirken, tarih karşımıza daha önce tecrübe edip teorik düzleme yatırma fırsatımızın olmadığı yeni somut gerçeklikler çıkarmaya devam ediyor. Suriye’de sınıf mücadelesi zorlu bir iç savaşa dönüşürken, kitleler, önceki süreçte bir kesimin altında toplandığı İslamcı önderlikler ile tecrübelerini tüketerek geniş protestolar hayata geçiriyor. Ukraynalı yığınlar ise, “ironik” bir biçimde Avrupa Birliği ile yapılacak ortaklık antlaşmasının iptali üzerine sokaklara dökülüyorlar. Bu enerji polis devletine karşı bir eyleme dönüşürken, “Hükümet istifa!” sloganı geniş kesimlerce benimseniyor.

UPS’de grev aşamasına gelindi

0

UPS firmasıyla TÜMTİS arasında devam eden ikinci dönem toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci anlaşmazlıkla sonuçlandı ve grev aşamasına gelindi. İşçilerin ücret artışı ve sosyal hak taleplerini ısrarla reddeden UPS yönetimi, işçilere greve çıkmaktan başka bir seçenek bırakmadı.

Hükümet ile Gülen cemaatinin tartışması neyi ifade ediyor?

0

Gezi olaylarından bu yana Hükümetin dikişlerinin tutmadığını ve sadece patronlar tarafından değil, çeşitli cemaatler ve muhafazakar sektörler tarafından da, özellikle Erdoğan’ın, açık ve kapalı olarak eleştirildiğini bir süredir gazetemizde yazıyoruz. Bu tartışma, Gülen Cemaati/Hareketi (Hizmet) ilişkilerinde neredeyse bir yangına dönmüş durumda. Detaylarını aşağıda açacağımız bu gerilim, dershanelerin kapatılması önerisiyle bir üst boyuta sıçradı. Bugüne kadar olabildiğince siyasete başka araç ve kurumlarla müdahale eden Cemaat, ilk kez yüksek sesle bir iktidara karşı durdu.

KESK 19 Aralık’ta greve çıkıyor

0

Meclis’te 2014 bütçe görüşmeleri sürerken, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) “halk için bütçe” şiarıyla, “bütçeden hakkımızı istiyoruz” talebiyle, 19 Aralık’ta greve çıkacağını duyurdu.

Bangladeşli işçiler dünya ekonomisinin geleceğini belirliyor

0

Geçtiğimiz Nisan ayında dünya tekstil sektörünün tüm Asya ve Güney Asya ülkeleri içinde en ucuza mal üretebildiği ülke olan Bangladeş’te insan hayatını ve iş güvenliğini hiçe sayan uygulamalar neticesinde, onlarca yabancı firmanın mallarının üretildiği Rana Plaza’nın çöküşüne ve 1000’i aşkın işçinin enkaz altında ölmesine tanık olmuştuk.

Türk, öğün, çalış, evlen!

0

Başbakan bazen bir tesis açılışı, bazen nikah şahitliği yaparken, bazense seçim adayını açıklarken muhakkak bizden de bahsediyor, hiçbir konuşmasında kadınları da es geçmiyor. Artık hepimizin malumu “kızlı-erkekli” meselesinden de Kızılcahamam kampının son gününde bahşetmişti. Parti toplantısında kızlı-erkekli öğrenci evleri konusu nereden açıldı, gündem oraya nasıl geldi diye merak edenler, meselenin aslını bir de bizden dinleyin.

İşsizliğin sebebi göçmen işçiler değil, kapitalizmdir!

0

Yaşadıkları yeri, ailelerini, kültürlerini, geçmişlerini bırakıp daha iyi bir yaşam hayalinin peşinden yollara düşüyor göçmen işçiler. Bilmedikleri, tanımadıkları insanlar arasında, kimi zaman hiç bilmedikleri bir dilin konuşulduğu bir yerde çalışmaya mecbur kalmış bu insanlar, kaçak yollarla giriş yaptıkları ülkelerde girdikleri bütün işlerde patronlar tarafından yok sayılıyor, kölece koşullarda çalıştırılmaya zorlanıyor, tehdit ediliyor, bu da yetmezmiş gibi gittiği bölgelerdeki işçiler tarafından da dışlanmayla karşı karşıya geliyorlar. İşsiz kalan işçi işsiz kalışının sorumlusu olarak göçmen işçileri görüyor. İşsizlik azken göçmen işçilerin varlığı rahatsız etmiyor, dikkat bile çekmiyor ama işsizlik arttığında işin rengi de değişiyor.

Yatağan işçisi özelleştirmelere karşı ayakta

0

AKP hükümetinin burjuvazi adına gerçekleştirdiği neoliberal saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Her alanda özelleştirmeler yapan AKP bu kez de enerji işçilerinin alınterine göz koydu.

İktidar bloku dağılırken… AKP saldırılarına ara vermiyor!

0

AKP hükümetinin iç ve dış politikadaki çuvallamalarının ardından, iktidar blokundaki çatlama giderek derinleşiyor. AKP hükümeti ile Gülen cemaati arasında bir süredir yaşanan ihtilafların, dershaneler üzerinden açık bir çatışmaya dönüşmesi, iktidar blokunda oluşan yarılmanın hangi boyutlara geldiğini gözler önüne seriyor. AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın başarısının sırrı, burjuvazinin siyasi önderlik krizine bir çözüm üretebilmesi ve sermayenin saldırı polikalarını “ustalıkla” hayata geçirebilmesinde yatıyordu. Bugün ise, izlediği iç ve dış politikayla Erdoğan ve AKP hükümeti, burjuvazinin önemli bir kesimi için giderek sorunun kaynağı haline gelmekte.

Neden dershaneler? Neden şimdi?

0

Sınıflar mücadelesinin en yoğun haliyle su yüzeyine çıktığı ayaklanma süreçleri boyunca, farklı sınıflar içerisindeki değişik temsilciler arasında daima büyük ayrılıklar ve bölünmeler yaşanır. Bu olağan yasa, sadece işçi sınıfı örgütleri için değil, burjuvazinin farklı klikleri için de geçerlidir.

Ev işçileri: Görünmeyen emeğin görünen yüzü

0

42 yaşındaki Rukiye Şimşek, geçtiğimiz ay Bostancı’da temizlik için gittiği evde camdan düşerek yaşamını yitirdi. Şimşek, kendi evindeki işler yüzünden iş hayatına atılamayan ve aynı işleri bir başkasının evinde ücret karşılığı yapan bir “gündelikçi” idi. Kayıtdışı işlerde iş cinayetine kurban giden yüzlerce ev işçisinden yalnızca biri. İşçilerini yalnızca bütçe sıkıştığında hatırlayan hükümetin sayısız iş cinayetinden sadece bir tanesi.

Bakan Çelik: İş kazaları abartı!

0

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bakanlığının bütçe görüşmelerinde Türkiye’nin iş kazalarında dünya üçüncüsü olduğunu yalanladı. İş kazalarında sık sık dünyanın gündemine gelen Bangladeş örneğini vererek, Bangladeş ve benzeri ülkelerden daha iyiyiz, dedi!

Ey Diyarbakır motivasyonunu söyle bana!

0

Genelde Türkiye’de şirketlerin kullandığı bir metot vardır; çalışanlarının motivasyon düşüklüğünü fark eden firma, biraz da hani “yönetim bilimleri” kısmından haberdar ve bir insan kaynakları departmanına da sahipse, biraz kesenin ağzını açar ve muhtemelen “piknik” formatında çalışanları bir araya getirir, onlara yemek ısmarlar, konser ayarlar, dans ettirir, birtakım çekilişler ile ne bileyim kalemlikten, telefona değişen ödüller dağıtır. Bu tür eğlenceler genellikle şirket genel müdürlerinin konuşmasıyla başlar, onların kulaklarına daha önce “çalışanlara teşekkür edin” diye de fısıldanmıştır muhakkak, orada yarım ağızla bir de “sizin de katkınızla…” ile başlayan cümleler edilir. Sonra yeni dönem bilançoları, hedefler ve çalışanlardan beklentiler aktarılır, bunları yaparsanız şöyle şöyle ödüller de vardır denir. Çekilişlerde sona bir büyük ödül konur, ancak konan bu ödül diğer sebil şeklinde dağıtılan ucuz kalem-çakmaktan farklıdır, bir kişiye verilecektir. Bu arada bu eğlence, piknik neyse ona katılım da mecburidir neredeyse, orada da bir şekilde yoklama alınacaktır, öyle katılmama gibi bir durumunuz olamaz, yoksanız da ya izin yazacaksınız ya da en ufağından “onca şey hazırladık gelmediler demek” azarlamasına maruz kalacaksınızdır. Bu eğlence sonunda “çalışanının sıfırlanacağını” umut eden firma sahipleri mesela ertesi gün “ya peki ama bizim şu zamlarımızın düşüklüğü ne olacak?” ya da “fazla mesaiden hayatımız bitiyor, ne olacak?” serzenişini duymaya hiç mi hiç hazır değildir. Onun kafasında bütün “motivasyon” kaybı, bu eğlence ile bitmiştir.

“25 Kasım: Devlet, Yargı, Erkek Şiddetini Tartışıyoruz” etkinliğini gerçekleştirdik

0

İşçi Cephesi olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle kadın erkek biraraya geldik. Etkinliğimizde, erkek şiddetinin yanısıra devletin sermaye ile beraber sistematik olarak uyguladığı ekonomik şiddeti gündeme aldık. Ne yazık ki, kadına dönük şiddet yalnızca koca ya da baba tarafından gelen fiziksel şiddetten ibaret değil. Bu nedenle devletin yasa, vb. araçlarla kadına karşı uyguladığı sistematik ekonomik şiddetin bir örneği olan Kadın İstihdam Paketi de gündemimizdeydi. Etkinlik süresince AKP’nin medyada “kadınlara müjde” diye pazarlamaya çalıştığı Kadın İstihdam Paketi, olası sonuçları ile mücadele yollarını hep beraber tartıştık.

Kürt meselesinin sınıfsal çözümü

0

Başbakan ile Barzani’nin şarkılı türkülü ve de her anlamda “düetli” Diyarbakır buluşması gerçekleşti. “Tarihi buluşma” her kesimin meşrebine uygun biçimde sevinç, umut ve hayallere olduğu kadar üzüntü, karamsarlık ve hayal kırıklıklarına da neden oldu.

“Suriye halkı ne rejime ne de cihatçılara boyun eğiyor”

0

Sitemizde, Devrimci Komünist Birlik’in (Belçika) Kızıl adlı sitesinde Suriye Devrimci Sol Akımı üyesi Joseph Daser ile Suriye’deki güncel duruma ilişkin yapılan röportajın bir bölümüne yer veriyoruz.

Rusya’da sosyalist devrimin zaferi

0

Rusya’da Çarlığın yıkılıp yerine işçi ve köylü sovyetlerinin iktidarının kurulması üzerinden neredeyse bir asır geçti. Bolşevik Parti, işçilerin ve köylülüğün seferberliği üzerinden yükselerek iktidara gelmeyi başarmıştı. Tarihteki ilk muzaffer sosyalist devrim üzerine tartışma, belirleyici önemini korumaya devam ediyor. Ekim Devrimi’nin 96. yıldönümünde, Mercedes Petit’nin Sosyalist -Arjantin- gazetesinde yayımlanan yazısını paylaşıyoruz.

AKP’nin kadın istihdamı paketini kabul etmiyoruz!

0

AKP’nin “kadınlara müjde” başlığıyla sunduğu Kadın İstihdam Paketi kadınlara esnek, güvencesiz ve evden çalışmayı teşvik eden yasa tasarılarından ibaret. Sendikalar, kadın örgütleri, feminist örgütler ve siyasi partilerden oluşan Kadın Emeği Platformu, kadınlara yönelik bu tarihsel saldırıya karşı örgütlenmek üzere bir araya geldi. Platform 2 Kasım’da “AKP’nin kadın istihdam paketi kime müjde?” başlığıyla gerçekleştirdiği forumun ardından 7 Kasım’da TMMOB’da düzenlenen bir basın açıklamasıyla taleplerini açıkladı. Platformun sonuç bildirgesini sizlerle paylaşıyoruz.

Alibeyköylü emekçiler haklarını öğreniyor

0

Geçtiğimiz pazar günü Alibeyköy Karadolap Mahallesi’nde, İşçi Cephesi okurları ile yeni bir hukuk semineri gerçekleştirdik. Her sektörden emekçinin katıldığı seminerde sunumu iş hukukunda uzman bir avukat arkadaşımız yaptı. Seminerin konusu ise, işten atılma durumunda neler yapabileceğimiz ve de kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin gibi haklarımızı ne şekilde alabileceğimizdi. İşçilerin aktif katılımının olduğu sunum daha çok deneyim aktarımları ve soru-cevap şeklinde geçti.

Yanıyoruz hele…

0

Konumuz: genç işsizlik. İsmi tanıdık geliyor fakat çoğu zaman öneminin farkına varamıyoruz. Oysa ki Yunanistan’da %54, İspanya’da %52, İtalya’da %40’a dayanan genç işsizlik oranları – yani bir ülkede iş bulamayan 15-24 yaş yaşları arasındaki gençlerin oranı- hükümetleri ve patronları bile korkutmuş durumda.

6 Kasım’da YÖK’e karşı öğrenciler alanlardaydı

0

Hepimizin bildiği gibi 6 Kasım YÖK’ün kuruluş yıldönümü ve öğrencilerin YÖK’e karşı gelenekselleşmiş protesto günüdür. Geçtiğimiz 6 Kasım’da çeşitli üniversitelerde öğrenciler YÖK’e karşı eylemler yaptılar, öğrenciler arasında hiçbir meşruluğu olmayan bu kurumu protesto ettiler. Akdeniz Üniversitesi’nde eylem yapan öğrenciler Rektörlüğe yürümek isteyince özel güvenlik görevlilerinin saldırısına uğradı ve 5 öğrenci gözaltına alındı. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanlığına giren protestocu öğrencilere, polis biber gazıyla saldırdıktan sonra 11 öğrenciyi gözaltına aldı. Mersin Üniversitesi öğrencileri Çiftlikköy Kampüsü Meslek Yüksek Okulu önünde toplanarak, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Öğrenciyiz haklıyız kazanacağız” sloganları eşliğinde Cumhuriyet Alanı’na kadar yürüdü. Çukurova Üniversitesi’nde Başbakan’ın öğrenci evleri hakkındaki son açıklamalarına karşı kadın ve erkek öğrenciler yan yana oturarak eylem yaptılar. Uludağ Üniversitesi’nde ise öğrenciler Başbakan’ın son açıklamalarını temsili nikâh ile protesto ettiler.

Devletin Alevi açılımı; Namazında niyazında Alevilik…

0

2009’da yapılan çalıştaylarla başlayan Alevi açılımı, AKP hükümetinin bütün dertlerinin sorumlusunun yine bizzat Aleviler olduğunu bulmasıyla bir acayip olarak kapandı. Alevilerin dertlerini dinlemek, hatta çözmek iddiası ile yapılan bu açılım süreci, ironik bir şekilde topu yine Alevilere attı. “Alevilerin daha kendi arasında kimin temsil yetkisi var onu belirleyemedikleri”, ya da “Alevilerin arasında neredeyse Marksizm’e kadar savunan var” gibi yine bir tür “değnekçilikle” Alevilere ancak belli bir Alevilik yorumunun devlet katında makbul olduğunu söylemekten başka yeni bir şey çıkmadı, bu açılım paketinin içinden.

AKP hattrick peşinde ama…

0

İlki Mart 2014’de olmak üzere önümüzdeki 1,5 yıl içinde üç seçim sandığı kurulacak. AKP bu üç seçimi de kazanarak hatrick yapmanın peşinde. Araştırma şirketlerinin çoğunluğu AKP’nin bu emeline yakın olduğu yönünde anketler yayınlıyor. Bu anketlere göre AKP kabaca her iki seçmenden birinin oyunu bir kez daha almaya aday gösteriliyor. Gerçekten böyle mi? AKP son on bir yıldır olduğu gibi bu seçimlerde de yine tüm rakiplerini mağlup edebilecek mi? 12 Eylül 2010 anayasa referandumunda olduğu gibi bir “yetmez ama evet” hayalini daha kamçılayabilecek mi? Mevcut ekonomik, sosyal ve politik tablo bu kez bunun hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Akan demokrasi makyajıyla giderek bir korku filmi karakterine bürünen Başbakan Erdoğan aksini iddia etse de Türkiye Mart 2014 yerel seçimleri öncesi sorunların çoğaldığı ve keskinleştiği yol ayrımı bir tabloyla karşı karşıya.

HDP’nin kuruluşu

0

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kongresi 27 Ekim günü Ankara’da Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Öncelikle HDP’nin içerisinde yer alan tüm mücadeleci dostlarımıza selamlarımızı sunar ve başarılar dileriz.

İzmir’de Gezi tutsaklarına tahliye

0

2 Kasım Cuma günü İzmir’de, Gezi direnişine destek eylemlerinde yer aldıkları için tutuklanan 7 direnişçi ilk duruşmada tahliye edildi.

Arjantin’de Sol Cephe’nin tarihi zaferi

0

Arjantin’de genel seçimlerin ikinci ayağı 27 Ekim 2013 tarihinde ufuk açıcı bir sonuçla tamamlandı. İşçilerin ve Solun Cephesi (FIT) Ağustos ayındaki ilk basamak seçimlerde elde ettiği 900 binlik oy oranını yüzde 30 düzeyinde aşarak, ülke tarihinin en büyük seçim zaferine imza attı.

İşçi ve öğrenci mücadeleleri ortaklaşırken

0

Son senelerde gençlik hareketinin sokaklara döktüğü enerjinin karakteri, öğrencilerin mücadelesinin değişen dinamikleri üzerine çok şey anlatıyor. Özellikle geçmiş yıllarda Fransa’da emeklilik yasasıyla, Kanada’da harçlara zam ile ve Şili’de de neoliberal eğitim reformlarıyla mobilize olmaya itilen gençlik, yeni dönemin başlangıcında bu örneklerle kol kola girecek bir direnişler silsilesi daha sunuyor. Zira İspanya’da ve Şili’de süren seferberliklerin yanı sıra, neoliberal zenofobik yaptırımlara karşı sokağa dökülen Fransalı liseliler ile geleceklerinin çalınmasını onaylamayıp on binlerce işçiyle ortak bir hat ören İtalyalı öğrenciler bu sürecin önemlice bir parçasını oluşturuyorlar. Bütün bu örneklerde taleplerin ve sloganların, emekçi sınıfların isteklerinin örgütlenmiş ifadeleriyle uyum içerisinde oluşu, öğrenci hareketinin son 30 sene içerisinde değişen dinamiklerini aydınlatır nitelikte.

Asrın saldırı projelerini durdurabilmek için…

0

Seçimler yaklaşırken, yitirdiği meşruiyeti geri kazanmak için çırpınan AKP, “demokratikleşme” paketi safsatasının ardından, şimdi de “asrın projeleri”yle göz boyama peşinde. AKP’nin görkemli açılışlarla reklamını yaptığı projelerin niteliği epey tartışma götürür fakat; 11 yıllık iktidarında bir asra bedel saldırı projelerini hayata geçirdiği tartışılmaz bir gerçek. Hatırlatalım, 10 yılda TC tarihindeki tüm özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştiren bir hükümetten; taşeron işçi sayısının 4 kat artarak 1,5 milyonu aştığı, iş cinayetlerinde 10 binden fazla işçinin hayatını kaybettiği bir dönemden söz ediyoruz.

Kadıköy’de eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü mitingi

0

Alevi derneklerin çağrısıyla Kadıköy’de on binlerce kişinin katıldığı “eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü” mitingi gerçekleşti. Boğa heykelinde buluşan kitle yolu kapatarak rıhtımdaki miting alanına doğru yürüdü. Göstericilere karşı TOMA ve çevik kuvvetlerle alanda hazır bulunan polis mitinge müdahale etmedi.

İlk AVM grevinden zafer: “Bu Daha Başlangıç!”

0

DİSK’e bağlı Sosyal-İş’te örgütlenen işçilerin başlattığı ve Türkiye’nin ilk AVM grevi olan Leroy Merlin grevi kazanımla sonuçlandı. Bursa ve Ankara’da direnen işçiler temel taleplerinin karşılandığı toplu iş sözleşmesinin (TİS) imzalanmasının ardından 3 Ekim’de başlatılan grev, 18 Ekim’de zaferle sonlandırıldı.

Kazova: Üreten güçler toplumsal engelleri yıkarken

0

Kapitalist üretim tarzının barındırdığı çelişkili dinamik söz konusu olduğunda, eski Amerikan Tarım Bakanı Butz’un bir muhabirle yaptığı röportajdan o meşhur pasaj gelebilir akıllara. Zira muhabir Butz’a, herkesin haftada bir hamburger daha az yemesiyle, dünyadaki kıtlığın çözülüp çözülemeyeceğini sorar. Butz ise, kendisini asıl endişelendirenin düşük sığır fiyatları olduğunu, bununla başa çıkabilmek için de haftada bir hamburger daha fazla yemeyi düşündüğünü söyler.

AKP’nin ODTÜ ısrarı

0

Ankara Büyükşehir Belediyesi, bayram tatili sırasında okulun boş olmasından faydalanarak, Eskişehir-Konya yolu bağlantısını sağlayacak ve bir bölümü de ODTÜ arazisinden, 100. Yıl ve Çiğdem mahallelerinden geçen yolun inşaatına henüz mahkeme süreci devam ederken, okul yönetiminden izin almaksızın bir gece baskınıyla hız vermiştir. 1 gecede 3000’den fazla ağacı keserken bunlardan çok küçük bir kısmını göstermelik olarak taşımıştır. Ankara Belediyesi’nin bu yolda bu kadar ısrarcı olmasının ve devletin tüm gücünü seferber edip, çevre illerden araçlar getirerek, büyük bir polis gücünü yığarak, gece baskınları yaparak yangından mal kaçırır gibi yolun inşaatına girişmesinin ve bu yola karşı gösterilen tepkiye şiddetle karşı çıkmasının üç temel nedeni var.

ABD’de borç krizi

0

Sonunda şimdilik de olsa bütçe ve borç krizi bir uzlaşmayla aşıldı. “Kapanan” hükümet, bir süredir yerine getiremediği kamu hizmetlerini en azından Şubat 2014’e kadar sürdürecek; sonrası yeniden pazarlığa bağlı görünüyor.

İmralı’da sancılı süreç

0

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İmralı görüşmeleri için kararı biz veririz demiş ve eklemişti: “Kimsenin rota çizme yetkisi yoktur. Yeri gelir gönderir, yeri gelir göndermeyiz. Herkes haddini bilecek.”

Dersim Aksa işçileri direnerek kazandı

0

Dersim’de özelleştirme sonucu bölgedeki elektrik dağıtımını üstlenen Aksa, işçilerin maaşlarında ciddi gasplara girişmiş ve işçilerin çalışma koşullarını ağırlaştırmıştı. Bunun üzerine işçiler greve çıkmıştı. Grev süresince gerek idare gerek grev kırıcılar devreye sokularak işçilerin iradesi sınandı. Grevi kırmak adına şirket İbrahim Atan adındaki bir işçiyi göz göre göre ölüme göndermekten çekinmedi. İşçiler buna grevi daha da büyüterek yanıt verdiler. Bingöl ve Elazığ’daki enerji işçileri de grevdeki işçilere destek için iş bıraktı.

Öğle yemeği mesai saatinden sayılmaz

0

Okurumuz Kamil Gülen: “Bir işyerinde haftanın 5 günü 08:00 – 17:00 cumartesi günleri 08:00-13:00 arası çalışıyorum. Bildiğim kadarıyla haftalık 45 saat çalıştırabilir işveren beni. Fazlası mesaidir. Ama işveren fazla mesai alacağım olmadığını söylüyor, doğru mu?” diye sormuş.

Devlet, yargı ve erkek şiddetine karşı kadın dayanışması!

0

25 Kasım, erkek egemen kapitalist sisteme, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, erkek şiddetine, devlet ve yargı şiddetine, savaşa, ırkçılığa ve kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı mücadelemizi hep beraber yükselttiğimiz gündür.