Son bir buçuk aydır, Türkiye, tarihinde eşine az rastlanır nitelikte bir ayaklanmaya tanık oluyor. Kendiliğinden ve kitlesel hareketlerin doğasına da uygun bir şekilde, birçoğu herhangi bir parti ya da derneğin üyesi olmayan yüz binlerce insan, belki de daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yaparak sokağa çıktı.
THY’de grev ikinci ayına yaklaşıyor
THY’de 15 Mayıs’ta başlayan grev tüm hukuksuzluklara rağmen devam ediyor. Grevin daha başladığı andan itibaren yoğun bir polis gücü Atatürk Havaalanı’na yığılarak grevin güçlü bir biçimde başlaması engellendi. Sendika ve THY yönetimi daha görüşme masasındayken THY, sendikanın alabileceği grev kararına karşı hukuksuz bir biçimde, grevci işçilerin yerine çalıştırmak üzere 1100 yeni kabin görevlisi alımı yaptı.
İşyerini işgal eden ERT işçileriyle röportaj
Yunanistan’da yeni bir kemer sıkma politikası çerçevesinde devlet kanalı ERT’nin kapatılması kararı alındı. Buna karşı, 12 Haziran günü 2500 çalışanıyla ERT işçileri ülke çapında işyerlerini işgal ederek direnişe geçtiler. Direnişin 24. gününde ERT’nin Selanik bürosunda, direnişçi işçilerle bir röportaj gerçekleştirdik. Gezi direnişinin başlangıcından itibaren Türkiye’deki mücadeleyle dayanışma içerisinde olan ERT çalışanları, bu süreçte enternasyonal dayanışmanın da önemli bir örneğini sundular. Yunanistan’da Kilkis ve Vio.Me’nin ardından üçüncü işgal deneyimi olan ERT direnişinin Türkiye ve dünya işçi sınıfı açısından önemli dersler barındırmakta.
“Tacizsiz ve Tayyipsiz yaşam alanı için sokaklardayız!”
Kırmızılı kadın, siyahlı kadın, başörtülü kadın, marjinal anneler… Hepimiz en başından beri direnişteydik. Kimsenin annesi, bacısı olduğumuz için değil. Her gün bedenimiz üzerinden söz söyleyen, kimliğimiz üzerinden siyaset yapan iktidara karşı öfkeli olduğumuz için.
Maskesi düşen yalan diktatörlüğüne karşı: Taksim-Lice hattı!
Gezi ayaklanmasının ardından Türkiye yepyeni bir politik döneme giriyor. Kitleler sokak mücadelesiyle hükümete geri adım attırabileceğini deneyimlemiş, hükümet ise eski meşruiyetini yitirdiğinin farkına varmış durumda. Hükümetin ve Erdoğan’ın ülkeyi yeni bir yalan bulutuyla kaplama çabasının arkasında da, bu gerçeğin yarattığı panik hali yatıyor. Fakat hükümetin bu yöntemlerle kaybettiği meşruiyeti yeniden kazanma, tarihi geri çevirme şansı bulunmuyor; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
Ekonomi Gezi direnişine çarparsa…
Gezi Parkı’nın savunulması ile başlayan ve “hükümet istifa!” sloganı ile birçok kente sıçrayan Gezi Direnişi, AKP hükümetinin politik meşruiyetinin şiddetli bir biçimde sarsılmasına neden oldu. Öyle ki, iktidara geldiği günden bu yana emek sömürüsü ve baskı politikalarında ustalık maharetine erişmesine rağmen bu denli kitlesel bir tepkiyle karşılaşmamış AKP için son derece sıradan bir şey olan bir parkı yıkmak, bugüne dek birikmiş tüm öfkenin fitilini ateşledi.
Mısır devrimi kışla ile cami arasına sıkışmış durumda
Mısır halkının 30 Haziran’da doruğuna ulaşan müthiş devrimci atılımı ordunun gerçekleştirdiği Bonapartist darbeyle durdurulmak isteniyor. Şu anda dünya kamuoyu “demokratik seçimler” aracılığıyla işbaşına gelmiş Müslüman Kardeşler iktidarının bir askeri askeri darbeyle yıkılmasının, darbe ne denli geniş halk kitlelerini ardına almış gibi görünüyor olsa da, “meşru” olup olmadığını tartışıyor. Şu soru soruluyor: Mübarek’i işbaşından uzaklaştıran Şubat 2011 devrimine asıl ihanet eden kim? Uyguladığı neoliberal politikalarla Mısır’ı emperyalizme ve IMF’ye mahkum ederek halkı yosulluğa sürükleyen, ayrıca İslami normlardan yararlanarak insanların demokratik özgürlüklerini kısıtlayan, her gün biraz daha otoriterleşen Mursi ve Müslüman Kardeşler mi? Yoksa, toplum üzerindeki ayrıcalıklarını yitirmemek için genel oyla seçilmiş bir devlet başkanını, hükümeti ve parlamentoyu ilga edebilen bir silahlı kuvvetler ve onun komutanları mı?
Taksim’de polis terörü; Gezi Parkı ve meydan halka kapalı
Taksim Dayanışması öncülüğünde, Taksim Yayalaştırma Projesi ve Topçu Kışlası Projesi’nin iptali istemiyle açılan davayı onaylayan mahkemeye rağmen, 6 temmuz cumartesi (bugün) onbinlerce insan, meydana ve Gezi Parkı’na sokulmadı.
Mısır: Kitle hareketi Mursi’yi alaşağı etti! Askerlere destek yok! Tek çözüm işçilerin ve halkın iktidarı
Mısır’da Başkan Mursi’nin iktidardan düşüşü, birkaç gündür Tahrir Meydanı’nda toplanan emekçi halkın, gençliğin ve kadınların muazzam devrimci seferberliğinin bir sonucudur. Silahlı Kuvvetler, gelişmelerin belirleyiciliği karşısında o güne dek destek olageldikleri Mursi’den sonra devrimci sürecin yukarıya yönelerek kendilerine ulaşmasından ürkmüş, Mursi’nin yerine yeni bir geçiş hükümetinin kurulması amacıyla bir askeri darbe gerçekleştirmiştir.
Dünyanın en güzel Haziran ayı
Dünyanın en güzel Haziran ayı tüm acılarıyla geride kaldı. Şimdi daha güzel bir Temmuz’a merhaba!
Tüm acılarıyla geride kalan en güzel Haziran olur mu? Diye sormayın. Oldu işte.
Direniş ruhu Yoğurtçu Parkı Forumu’nda sürüyor!
Türkiye genelinde halk tarafından parklarda yapılan forumlar vasıtasıyla seferberlik ve dayanışmanın güçlendirildiği bir süreçten geçmekteyiz. Forumlar, direnişin Taksim’le sınırlı olmadığını göstermesinin yanı sıra, bizleri her akşam kendi kaderimizi tayin etmek üzere tartışmaya davet etmesi bağlamında da, mücadelenin sürekliliğinin sağlanması açısından verimli ve önemli yapılar.
Galatasaray Üniversitesi’nin artık bir meclisi var
Galatasaray Üniversitesi bileşenleri 20 Haziran’daki toplantının ardından 27 Haziran’da ikinci kez bir araya gelerek meclisini kurdu.
Üniversitede son yıllarda ziyaretçi yasağı eylem platformu, reklam panolarına karşı muhalefet, Cihan Kırmızıgül’e uygulanan hukuksuzluk için ortak mücadele ve ODTÜ’deki polis şiddeti için öğrencileri suçlayan rektöre karşı protestolarla gelişen irade, Haziran İntifadası ruhuyla birleşti. Galatasaray Üniversitesi öğrencileri, öğretim üyeleri, mezunları, okul bünyesinde çalışan taşeron işçiler, idari personel ve özel güvenlik çalışanlarının katıldığı ortak çağrıyla gerçekleşen toplantıdan meclis kurma kararı çıktı. Karar direnişin büyüyeceğini ve Galatasaray Üniversitesi bileşenlerinin bundan sonra temsil haklarının ellerinden alınmasına izin vermeyeceklerini gösterdi.
Gezi ruhu Alibeyköy’de hiç dinmeden sürüyor!
Gezi direnişinin patlak vermesinin ardından seferberlikler Taksim’le sınırlı kalmamış, hızla diğer illere ve İstanbul’un emekçi mahallerine de yayılmıştı. Emekçi mahallerinde her gece yürüyüşler düzenlenmiş, bu mahallelerden on binlerce insan Taksim’deki seferberliklere de dahil olmuştu. Hareketin mahallelerde gerçekleştirilen forumlara evrilmesiyle şimdi, birçok emekçi mahallesinde de her gece forumlar düzenleniyor. Bu forumların kitlesel bir şekilde gerçekleştiği yerlerden birisi de, Alibeyköy’de Karadolap Bölge Parkı.
Forumlar hareketi ve polis-asker rejimi
Haziran seferberliği, müteaddit Taksim çıkışlarıyla birlikte, esas olarak “parklar” ya da “forumlar” hareketi biçiminde sürme eğiliminde. Taksim’in kitlelerin gösteri ve ifade özgürlüklerine açık bir meydan (1 Mayıs meydanı), Gezi’nin de sadece halkın kullanımına sunulu bir kamu parkı olarak kalması yolundaki mücadele elbette hâlâ gündemde. Ama Taksim direnişi ve tüm kentlere yayılan seferberlikler kitlelerin önüne daha geniş ölçekli bir sorun çıkardı: hükümet ve rejim sorunu. AKP hükümeti ayaklanan kitleler karşısında atacağı her geri adımın tek parti iktidarı olarak sonunun başlangıcı olacacağını bildiğinden otoriter sistemin bütün baskı aygıtlarını (başta polis ve yargıyı, hatta jandarmayı) onların üzerine sürdü ve sürmeye devam ediyor. Bu da direnişe katılan gençlerin, emekçilerin, işsizlerin, kadınların, tüm dışlanmışların, demokratik hakların hayata geçirilebilmesinin önündeki ilk büyük engelin bu hükümet olduğunu görmelerini olanaklı kıldı, “Hükümet İstifa!” sloganını acil bir talep haline dönüştürdü.
4. Trans Onur Yürüyüşü gerçekleşti
On binlerin katılımıyla Taksim Meydanı’ndan Tünel`e yapılan Trans Onur Yürüyüşü geçtiğimiz pazar günü gerçekleşti. 21. LGBT Onur Haftasının ve bu sene dördüncüsü yapılan Trans Onur Yürüyüşü’nün ana gündeminde direniş vardı.
UIT-CI/UBK Koordinasyon Komitesi deklarasyonu: Yaşasın Brezilya halkının mücadelesi!
Geçtiğimiz günlerde, Latin Amerika’nın en büyük, en kalabalık ve en önemli ülkesi olan Brezilya’da milyonlar 300 farklı kentte sokakları doldurdu ve ülke tarihindeki en kitlesel eylemleri gerçekleştirerek tarih yazdılar. İki yıl boyunca önemli işçi seferberlikleri yaşanmış olsa da, kimse kitle hareketinde böylesi bir patlama beklemiyordu. Bu patlamanın ilk tetikleyicisi, otobüs bilet fiyatlarına yapılan 20 cent Brezilya Real’i (BRL) zam oldu. Fakat açıkça görüldü ki, zam kitlelerin birikmiş hoşnutsuzluğunun tek ve ana nedeni değildi.
Erdoğan’ın günah keçileri!
İçinde bulunduğumuz süreç için oldukça açıklayıcı harika bir tarif var: “Zaferin yüzlerce babası vardır ama yenilgi yetimdir.” Kaybeden Başbakan Erdoğan da tam böyle hareket ediyor. Sorumluluğu üstlenmek ve çözüm için adımlar atmak yerine suç ve suçlu üretme yoluna başvuruyor. Büyük bir komplo var iddiasıyla gerçek sorunun odağını kaydırıyor. Daha da ileri gidiyor, çözülen ittifakını konsolide etmek için bunu gayri ahlaki bir şekilde manivela olarak kullanmaya soyunuyor. Bu hiç de masum olmayan, iyi niyetten yoksun anlayış kuşkusuz sorunu çözmek yerine daha da derinleştirecektir.
Hükümet cadı avına çıktı!
Gezi Parkı’nda başlayan halk direnişini şiddetle, yalanla, sansürle bastıramayan AKP şimdi de iktidarına karşı sokağa çıkan milyonları polis operasyonları ile tehdit etmeye ve engellemeye çalışıyor. 23 gündür süren direnişte hükümetin kolluk kuvvetlerine verdiği talimatlar sonucu 4 kişi öldü, 7822 kişi yaralandı, 11 kişi gözünü kaybetti, 100 kişi beyin travması yaşadı. Tüm saldırı biçimlerine, taktiklerine devam eden hükümet şimdi ise örgütlü kesimlere yönelik cadı avına çıktı!
Brezilya toplu taşıma zamlarına karşı ayaklandı!
Brezilya’da protestolar 2 Haziran’da Sao Paulo’da toplu taşıma ücretlerine yapılan zamla başlamıştı. Polisin protestoları plastik mermi ve biber gazı kullanarak bastırma çabaları üzerine protestolar, 11 kente yayılan bir ayaklanmaya dönüşmüş durumda. Bu haliyle Brezilya’daki ayaklanma, ağaçların kesilmemesi için başlayıp tüm Türkiye’ye yayılan halk hareketini selamlıyor.
Gezi direnişine grev desteği
Gezi parkı direnişinde AKP’nin Türkiye genelinde uyguladığı polis şiddetini protesto etmek amacıyla Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) bütün yurtta bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Hükümetin söylediği tek gerçek: BİTTİK!
15 Haziran Cumartesi akşamı, en kalabalık olduğu saatte Gezi Parkı’ndaki kitleye saldırarak Taksim’i boşaltan hükümetin elde ettiği tek şey “Pirus Zaferi”dir. Pirus zaferi, tüm güçlerini sarf ederek bir başarı kazanan tarafın bir daha asla zafer elde edemeyeceğini ifade eder. Gaz ve ses bombaları, plastik mermi ve asitli sularıyla tüm kolluk güçlerini silahsız kitlenin üzerine süren Valilik ve Hükümet, meydanı ve parkı boşaltmış fakat kendi sonuna imza atmıştır.
İşe değil direnişe!
AKP 11 yıllık iktidarı boyunca bütün vantuzlarıyla iktidar nimetlerine yapışan bir hükümet oldu. Ama kendi konumunu sağlamlaştırdığını sandığı bir anda hesapları, yüz binlerce insanın, onlarca şehirde yürüttüğü kitle seferberlikleriyle yerle bir oldu. Her türden polis terörüne rağmen kitlelerin hareketliliği AKP’nin yalan diktatörlüğüne son demlerini yaşatıyor.
Çapulcular kazandı! Şimdi ne yapmalı?
Moral üstünlük Gezi Parkı’nda. Bunu korumak, yaşatmak ve ilerletmek hepimizin görevi. Gezi Parkı demokratik ve özgür yeni Türkiye’nin sembolüdür. 31 Mayıs’tan bu yana Gezi Parkı’nda, Taksim Meydanı’ında ve Türkiye’nin dört bir yanında kenetlenen halk geri adım atmadı. Hükümet polis şiddetini ne kadar artırırsa öfke ve kararlılık o derece arttı. Hükümetin; “bizden günah gitti”, “çoluğunuzu çocuğunuzu alın” yönlü tehditleri sadece kendi itibarını daha da azalttı. Hükümetin demokrasi ve özgürlük takiyyesi bütün alame ifşa oldu.
Devrimin üzerindeki kabuk çatlıyor
11 Haziran günü ve gecesi Taksim’de Gezi Parkı’nda dehşet anları yaşandı. Yürekli insanların ve dürüst basın mensuplarının kaydettikleri fotoğraflar ve videolar, baskıcı bir hükümetin demokratik taleplerini dile getiren kitlelere, ateşli silahların kullanmından önceki son eşikte hangi vahşi, barbarca yöntemlerle saldırabileceğine hiçbir itiraza yer bırakmamacasına tanıklık ediyor. Mücadeleler sadece Taksim’de değil, pek çok başka kentte, büyük kentlerin varoşlarında da sürüyor. Kitleler, kriz yönetiminde deneyim sahibi herhangi bir burjuva demokrasisinde şiddete başvurulmaksızın soğurabilecek basit, yalın demokratik taleplerinde ısrar ediyorlar ve bu noktada geri dönüşsüz bir noktaya ulaşmış durumdalar. Pekiyi, otoriter tavrında ısrar eden hükümet yukarda andığımız eşiği aşacak mı? Günah keçisi olarak seçtiği SDP’lilere yönelttiği saldırılarını, “terörist örgüt” suçlamasıyla seçmeci biçimde tayin edeceği kesimlerin üzerinde başlatacağı bir kıyıma dönüştürecek mi? İşaretler bu doğrultuda. Ortak seferberlik halindeki milyonlarca insanı bu yöntemle bölüp geri püskürtmeyi, evlerine hapsetmeyi başarabilecek mi? Her şey kitlelerin iradesine bağlı hale gelmiş durumda.
Erdoğan’ın son çırpınışları ama faydasız!
Mesajı almayan ayağa kalkan halk değil bizzat Başbakan Erdoğan’ın kendisidir. Erdoğanlı AKP hükümetinin son kullanım tarihi gelmiştir. Böl parçala yönet ilkelliği içinde direnişi içerden parçalama hilekarlığı sonuç vermeyecek, Erdoğan amacına ulaşamayacaktır. Zor ve hile ile artık Türkiye’yi yönetmek mümkün değildir. Bu yöndeki her ısrar öfkeyi ve seferberliği daha da büyütecektir. Türkiye’nin dört bir yanında günlerdir ayakta olan milyonlarca insanın Başbakan parmağını salladı diye evine döneceğini sanmak ancak gözü dönmüş bir iktidar körlüğünün ürünü olabilir.
La cáscara sobre la revolución está rota
Atestiguamos desde hace ya dos semanas la violenta represión policial turca contra los decenas de miles manifestantes en las calles y en las plazas. Las fotos y los videos grabados por gente valiente y periodistas honestos nos demuestra claramente qué medias bárbaras justo antes de solicitar a armas de fuego puede utilizar un gobierno autoritario para abalanzarse sobre los manifestantes que reivindican sus derechos democráticos básicos. Las luchas siguen no solamente alrededor de la Plaza Taksim sino también en los suburbios de Estambul, en Ankara, en Izmir y varias otras ciudades. Las masas insisten en defender sus sencillas demandas democráticas que podrían haber absorbido en cualquier país burgueo-democrático sin solicitar a una violencia semejante, y parecen haber alcanzado a un punto sin retorno en su lucha. Y el gobierno turco que insiste en su actitud autoritaria y represiva, ¿va a cruzar la línea del fuego para emplear armas más letales? Ya enfoca sus ataques sobre algunas organizaciones como cabezas de turcos, ¿va a convertirlo en una campaña criminalización contra los sectores acogidos selectivamente calificándoles como “organizaciones terroristas”? Los hechos señalan hacía esa dirección. ¿Va a poder dividir las masas con este método para disolver las movilizaciones y encerrar una vez más la gente en sus casas? Todo dependerá en la voluntad de las masas.
Erdoğan’ın otobüs konuşması ve sonun başlangıcı
İktidar bloğu çatlamıştır. Çatlamanın sebebi bizzat Başbakan Erdoğan’dır. Evet, AKP hükümeti son 10 yılda Türkiye’yi sermaye cenneti yaptı. Ekonomi rekorlar kırdı. Türkiyeli dolar milyarderlerinin sayısı dörde beşe katlandı. Dünya ekonomik krizi koşullarında dahi Türkiye cazibesini kaybetmedi. Lakin bunlar sorunlar çözülerek değil birikerek oldu. Erdoğan liderliğinde AKP hükümeti bir sorun çözdüyse yerine iki sorun üretti. Başbakan Erdoğan’ın olaganüstü liderlik özelliği ve uzlaşmaz kişiliği ironik şekilde kendisi, hükümet ve sermaye için en büyük tehdit haline geldi. Gezi Parkı direnişinin ulusal ölçekte bir kitlesel halk ayaklanmasına dönüşmesi bu tehdidin ulaştığı en somut ve üst noktadır.
Taksim: Bu işte bir iş (mi) var?
Havasından mı, suyundan mı, bilmiyorum? Türkiye’de yaşayan herkeste sürekli bir kıllanma hali var. Güzel olan hiçbir şeyin aslında o kadar da güzel olamayacağına dair işkillenme hallerinden bahsediyorum. Seyredeniniz çoktur, İşler Güçler dizisinde “Tüüürkiye Güzeli!” ile sevgili olan Sadi bir türlü yaşadıklarına inanamaz. Çünkü Sadi’ye göre gerçek olamayacak kadar güzeldir yaşadıkları! Bu yüzden ancak bir rüya olabilir! Ya da bu işte bir iş vardır!
5 Haziran Grevi: Uyarı grevi yetmez, genel greve!
5 Haziran’da Devimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Gezi Parkı Direnişi’ne destek amacıyla iş bırakırken, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) de 4 Haziran saat 12.00’de iş bırakıp, 5 Haziran’da ise uyarı grevi gerçekleştirdi. Grevi Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) de destekledi.
Türkiye’de başkaldıran halkla dayanışma
Yunan devrimci Marksist örgüt OKDE (Enternasyonalist Komünistler Örgütü)’nin, Türkiye’de ayaklanma patlak verdikten sonra yayınladığı ve Türkiye Büyükelçiliği önünde süren eylemlerde dağıttığı deklarasyon.
İntifadanın Alibeyköy yankısı
31 Mayıs Hareketi’nin Taksim’den tüm Türkiye’ye yayılması mahallelerde de oldukça büyük bir yankı buldu. Buna İstanbul’un en önemli işçi mahallelerinden Alibeyköy de dâhil. Pazar akşamı 50 kişi ile başlayan yürüyüşün 5000 kişi ile sonlanmasının ardından, dün akşam (3 Haziran’da) daha örgütlü bir yürüyüş gerçekleşti. Yarım saat içinde 20 bine yakın mahalleli, büyük bir coşkuyla sokağa döküldü. Yaklaşık 2 saat süren yürüyüşe katılanlar hep bir ağızdan “Hükümet İstifa! Genel Grev, Genel Direniş” dedi.
Türkiye ayağa kalktı!
Taksim Gezi Parkı direnişi ve ardından gelişen kitle seferberliği hızı ve yönelimi itibariyle politik iktidarı sarsmış bulunuyor. Kitle seferberliği öylesine beklenmedik şekilde başladı ve öylesine yüksek bir enerji ve kararlılıkla gelişti ki, AKP hükümeti 10,5 yıllık iktidarında ilk kez geri adım atmak zorunda kaldı. Seferberliğin üzerine yükseldiği muazzam halk gücü ve meşruiyeti karşısında birçok hükümet çoktan istifa etmiş olurdu. Muhtemelen bu hakikatin farkına ilk varan, temellerine dek sallanan AKP hükümetinin bizzat kendisi oldu. Dolayısıyla her yönüyle bütün ezberleri bozan 31 Mayıs Hareketi Türkiye sınıflar mücadelesinin en önemli siyasal deneyimlerinden biri olarak şimdiden yerini almıştır.
The dictatorship of deceit is cracking…. Government, step down!
The resistance that had started to protect Gezi Park have transformed into a public upheaval in response to the brutal police violence and to the Turkish government’s uncompromising attitude. The anger toward retrogressive, oppressive and labour-hostile policies carried out by the AKP government throughout its 10,5 years-long exercise of power, ignited the fuse of a public rebellion, embodied in the slogan “Government, Step Down!”
Il s’écroule l’empire de mensonges… Gouvernement, démission!
Les mobilisations qui ont démarré en Taksim (Istanbul) pour sauver le Gezi Parki (Parc de Promenade) de la démolition, se sont vite transformées en rébellion populaire, face à la terreur sauvage déployée par la police et l’attitude hyper autoritaire affichée par le gouvernement turque. La rage et l’indignation accumulées depuis plus de 10 années face aux politiques répressives, réactionnaires et anti-ouvrières du gouvernement de l’AKP (Parti du Développement et la Justice), se sont manifestées dans le soulèvement actuel par un seul mot d’ordre commun : « Gouvernement, démission ! »
Acil Talepler
Gezi Parkı’nın savunulması üzerinden kendiliğinden olarak gelişen 31 Mayıs Hareketi, kısa zamanda yalnızca Gezi Parkı’nın betonlaştırılması projesine karşı değil, AKP Hükümetinin 10,5 yıldır sürdürdüğü tüm anti-demokratik, gerici ve neoliberal uygulamalara karşı da bir “dur” ihtarına dönüşmüştür.
Se está hundiendo el imperio de las mentiras… ¡Gobierno, dimisión!
Las movilizaciones que han empezado para salvar de demolición el Gezi Parki (Parque de Paseo) en Taksim (Estambul), se han convertido en una rebelión popular ante el terror salvaje de la policía y la actitud prepotente y autoritaria del Gobierno turco. La rabia y la indignación acumuladas desde hace más de 10 años por las políticas represivas, reaccionarias y antiobrera del gobierno del AKP (Partido del Desarrollo y Justicia) ha impulsado el levantamiento actual con una única consigna común: “¡Gobierno, dimisión!”
Yalan diktatörlüğü çatırdıyor… Hükümet istifa!
Taksim Gezi Parkı için başlayan direniş, polisin vahşi terörü ve hükümetin takındığı tutum sonucunda bir halk ayaklanmasına dönüşmüş durumda. AKP hükümetinin 10,5 yıllık iktidarı boyunca uyguladığı emek düşmanı, baskıcı, gerici politikalara karşı biriken öfke, “hükümet istifa!” sloganında somutlaşan bir halk isyanının fitilini ateşledi.
Ankara ayakta, Taksim’in yanında!
Gezi Parkı direnişine yapılan sert müdahale, tüm Türkiye’de olduğu gibi Ankara’da da 31 Mayıs günü on binleri sokağa döktü. ‘Ayakların’ haklı isyanı karşısında korkudan ve şaşkınlıktan şuursuzlaşan devlet ve devletin sopası polisler, her yerde olduğu gibi vahşice göstericilere saldırdı.
Taksim Gezi Parkı direnişine Paris’ten de destek
Taksim Gezi parkında başlayıp hızla pek çok şehire yayılan protestolara Paris’ten de destek geldi. Saat 18:00 sularında Türk büyükelçiliğinin önünde toplanan yaklaşık 20 kişilik grup, polisin ısrarı üzerine dağıldı. Saat 19:00’da Eiffel Kulesi önündeki Champs de Mars meydanında başka bir grubun toplanacağı haberiyle, 60’ın üzerinde gösterici burada buluşarak pankart ve dövizlerle eylem yaptı. Eylemlerin yaygınlaşması ve olanlardan dünyanın haberdar olması için uğraşan grup, 4 Haziran salı akşamı “Istanbul est à nous!” (İstanbul bizimdir!) sloganıyla daha geniş katılımlı bir gösteriye hazırlanıyor. Ayrıntılar etkiliğin Facebook sayfasında: https://www.facebook.com/events/126559374216806/
31 Mayıs İstanbul İntifadası
31 Mayıs günü İstanbul alt üst edici bir gün yaşadı. 4 gün boyunca Taksim Gezi Parkı’nın halktan alınıp doğrudan sermayenin kullanımına sunulmasını protesto edenlere uygulanan tarifsiz vahşet, beklenmedik bir seferberlik dalgasına yol açmış durumda.
Intifada en Estambul
A partir del 31 de mayo toda Turquía, encabezado por Estambul, se viven grandes movilizaciones populares. La violencia desmesurada de la policía contra las personas que protestaban desde hace cuatro días en el Gezi Parki (Parque de Paseo) en la plaza central de Taksim (Estambul) ha sido la chispa de las movilizaciones. El gobierno quiere convertir el parque en un centro comercial por los intereses del gran capital financiera y comercial.
Intifada d’Istanbul
Le 31 Mai Istanbul a vécu une journée bouleversante. La violence inexprimable dirigée vers les gens qui se protestent pendant 4 jours la prise du Taksim Gezi Parkı dans leur main pour l’intérêt du capital a relevé une vague mobilisation inattendue.
Istanbul intifada of May 31
Istanbul had an overturning day on May 31. Brutal attacks of security forces on demonstrations against the capitalists’ confiscation of Gezi Park from public have caused an unpredicted mass mobilization for the last four days.
Gezi Parkı direnişinden
“Taksim Yayalaştırma Projesi” adı altında Gezi Parkı’nın yıkılarak yerine AVM dikilmesine itiraz eden Gezi Parkı İşgali 4. gününde!
Suriye devrimi üzerindeki ihanet çemberi
Suriye devrimi hızla bir girdabın içine doğru sürüklenmekte. Devrimi desteklemekten uzak, emperyalist ülkelerin çıkarlarını desteklemeye çok daha yakın Batı basını, ülkede yaşanan süreçlere ilişkin haberleri veriş ve yorumlayış tarzıyla kamuoyunu aydınlatmaktan çok burjuva önyargıların, işe yaramaz ve son tahlilde Esad rejimini desteklemeye varan sahte barışçıl seçeneklerin ve elbette kafa karışıklığının güçlenmesine katkıda bulunuyor. Bu haber ve yorumlara bakılırsa Suriye devrimi, Sünni Selefiler ile Şiiler/Aleviler arasındaki bir din savaşına dönüşmüş durumda. Bu açıdan bakıldığında tabii tuhaf bileşimler ortaya çıkıyor; örneğin İsrail Suriye topraklarını bombalayınca “anti-siyonist” Esad rejimine karşı can düşmanı Hamasçıların şeriatçı dostları Selefilerle işbirliği yapmış oluyor; ya da Lübnan Hizbullahı, Esad rejimine karşı konumlanan Sünni Hamas’la arasındaki köprüleri yıktıkça İsrail’in eline su döker hale geliyor; ya da Katar ve Suudi Arabistan, Suriye’de El Nusra Cephesi’ni silaha ve paraya boğdukça, El Kaide ile hâlâ savaşmakta olduğunu ilan eden ABD’nin düşmanları safında yer almış sayılıyor; bu arada Rus Ortodoks kilisesi bir anda dünya Şiilerinin koruyucusu konumuna yükseliyor; Fransa Mali’de savaştığı Sünni şeriatçıların Suriyeli kardeşlerine silah yardımı yapılmasını istiyor… Bütün bunların arasında ABD ve Rusya el ele verip, Haziran ayı ortalarında Cenevre’de Esad rejiminin temsilcilerinin de davetli olduğu bir “barış konferansı” düzenlemeyi tasarlayarak çevrimi tamamlıyorlar.
Gezi Parkı direnişine uluslararası destek büyüyor!
Gezi Parkı direnişinin 3. gününde yaşanan polis şiddetine karşı Avrupa’da birçok şehirden tepki büyüyor.
Reyhanlı ışığında: Uçmaya hazırlanan Türkiye!
Bu memlekette bütün iç olaylar da dahil olmak üzere her şey, eğer devletin ve egemen sınıfların kontrolü ve isteği doğrultusunda cereyan etmemiş ise birbirini bütünleyen iki kalıbın içine sığdırılmaya çalışılır: “Olayların zamanlaması çok manidar”dır ve bütün olanlar “ülkemizin güçlenmesini ve yükselmesini istemeyen dış güçlerin komplosudur”!
Reyhanlı halkının yanında, AKP’nin karşısında!
Bu yazının konusu bu sayfalarda pek çok kez değindiğimiz Suriye’deki gelişmeler, ÖSO veya Baas rejimi değil. Reyhanlı patlamasının sorumlusu AKP’nin politikalarının manipülasyonuna nasıl alet olunduğu ve AKP’ye yönelmesi gereken okların, kimlere nasıl çevrilmeye çalışıldığını anlatmak ve bu durum karşısında devrimci Marksistlerin tutumunu vurgulamak artık vazgeçilmez bir halde.
THY grevi büyüyor, baskılar ters tepiyor!
THY işçilerinin grevi büyürken, THY yönetimi skandallara imza atıyor, insanların can güvenliğini hiçe sayıyor. Polis ve yasaklar ise işçileri yıldırmıyor.









































