Ana Sayfa Blog Sayfa 93

İstanbul Kadıköy’de Dünya Barış Günü mitingi gerçekleştirildi

0

Demokrasi ve Barış Platformu’nun çağrıcılığını yaptığı 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi onbinlerin katılımıyla Kadıköy’de gerçekleşti. İki koldan yürüyen gruplar miting alanı olan Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi. Her iki kolun önünde Demokrasi ve Barış Platformu’nun “Gezi’den Lice’ye Barış için mücadeleye!” pankartı taşındı. HDK bileşenlerinin ağırlıkta olduğu kolda “Eşitlik, özgürlük ve barış için Gezi’den Lice’ye birlikte yürüyoruz!” ve “Gezi ruhuyla Rojava devrimini selamlıyoruz!” pankartlarıyla yüründü.

İktidar blokları hep dağılır çünkü çıkarlar değişir

0

AKP hükümeti için işler bir süredir iyi gitmiyor. Bunun en önemli nedeni dünya ekonomisinin kötüye gitmesi. Uygun koşullar yerini krize terk etmiş durumda. Bütün ekonomik göstergeler olumsuz. Siyasi istikrar da pamuk ipliğine bağlı halde. AKP hükümeti kriz koşullarını yönetemiyor. Ağzını açan herkese sopa gösteriyor. Bu nedenle “çıraklık” döneminde yıldızlaştığı söylenen hükümet “ustalık” döneminde acemi olmakla suçlanıyor. Sık sık kontrolünü kaybetmekle eleştirilen Başbakan Erdoğan’a “one minute” diyenlerin sayısı hızla artıyor. Üstelik bu kez sesini yükseltenler sadece müzmin muhalifler değil, “beraber yürüdük biz bu yollarda” denilen “dostlar” da işin içinde. Cemaatle yaşanan kavga bu durumun geldiği noktanın bir göstergesi. Dün Erdoğan’ı ve hükümeti yere göğe sığdıramayanların oluşturduğu “o eski halinden eser yok şimdi” korosu genişledikçe genişliyor. Kısacası iktidar bloku dağılıyor. Hükümet ise kızgın ve küskün! Şimdilik analizini; nifak, nazar, vefa ve komplo üzerinden yapıyor.

Ergenekon davası ve ordunun yeni rolü üzerine

0

Ergenekon davası sonuçlandı. Yaklaşık 5 yıl süren davadan çok sayıda müebbet ve uzun hapis cezaları çıktı. Müebbet alan sanıklardan birinin “sözde ve özde vatandaş” kavramının mucidi eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ olması kuşkusuz davanın en önemli siyasi sonuçlarından biriydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu temel unsurlarından biri sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin en tepesindeki komutanın terör örgütü yöneticisi suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmesi rejim içi güç dengelerinin tamamen değiştiğinin [ve değişmeye devam edeceğinin] en güçlü ve somut ifadelerinden biri olarak görülmeli.

KESK: “İş sözleşmesi değil, satış sözleşmesi yapılmıştır!”

0

KESK 29 temmuz 2013’te 2014-2015 toplu iş sözleşmesi taleplerini açıkladı. İçinde çalışma yaşamındaki olumsuzluklardan, maaşların erimesine, sosyal hak kayıplarından kadınların çalışma yaşamının düzenlenmesine kadar pek çok talep içeren sözleşme hükümetin MEMUR-SEN ile yaptığı erken görüşme nedeniyle tartışılamadı.

Suriye’de emperyalist müdahaleye hayır!

0

Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’ye dönük bir saldırı için hazır olduğu ve böylesi bir saldırının her an gerçekleşebileceği ilan edildi. Bunun için, Suriye’yi bombalama kapasitesine sahip Cruise füzelerini ve uçakları barındıran birçok savaş gemisi ve denizaltı, Akdeniz’de hazır bulunuyor. Böylesi bir müdahale Büyük Britanya, Fransa, çeşitli Arap devletleri (Suudi Arabistan, Katar) ve Türkiye tarafından da destekleniyor. Bu eylemi, Suriye rejiminin “kimyasal silah” kullanarak “kırmızı çizgiyi aştığı” gerekçesiyle gerçekleştirmeyi planlıyorlar.

Kazova 182 gündür direniyor!

0

4 aylık maaşları, ikramiyeleri, mesai ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları verilmeden, 31 Ocak 2013 tarihinde işten çıkartılan Kazova Tekstil işçileri, 182 gündür Bomonti’deki fabrikalarının önünde gasp edilen haklarını almak için mücadeleye devam ediyor. Kazova işçileri ağır ve güvencesiz iş koşullarına, Somuncu ailesinin fabrikada korku ve tehdit üzerine yarattığı çalışma düzenine karşı direnişlerini, 27 Şubat günü fabrikalarının önüne çadır kurarak başlatmışlardı.

BEDAŞ direnişi devam ederken

0

İstanbul Avrupa yakasının elektrik dağıtımını yapan BEDAŞ’ın geçtiğimiz aylarda özelleştirilmesi tamamlanmış ve devri gerçekleşmişti. Şirketi devralan Kolin-Cengiz-Limak üçlü ortaklığının ilk icraatı ise sayaç okuma ve açma-kesme servislerinde çalışan 440 işçiyi işten çıkarmak olmuştu. Bunun üzerine Enerji-Sen sendikasının öncülüğünde direnişe geçen BEDAŞ işçileri mücadelelerini halen sürdürmekte.

Sermaye, polisini önden gönderdi

0

2012 senesinde yeni öğrenim ve eğitim dönemine başlarken, AKP hükümetinin sadece birinci öğretimdeki harçları kaldırmış olması, öğrenci hareketinden farklı tepkiler ile karşılanmıştı. Gerçekçi olmayan bir tutumla kimi çevreler bunu öğrenci hareketinin başarısı sayarken, çoğunluk üzerinde bir şaşkınlık duygusu hâkimdi. Biz o dönemde, bu uygulamanın piyasalaştırmanın önüne geçmediğini, amacın tansiyonu düşürmek olduğunu ve aslında “fırtına önceki sessizlik” olduğunu daha önce vurgulamıştık. Bu sessizliği, burjuvazinin kamusal eğitimi yok etmesini öngören yeni YÖK taslağı bozmuştu. Yeni döneme girmeden evvel üniversitelerden özel güvenliği çekip yerine İçişleri Bakanlı’ğına bağlı resmi polis kuvvetlerinin getirileceğini dile getiren burjuvazinin temsilcileri ise, yeni bir mesaj veriyorlar: Havuç kalmadı, sopa verelim mi?

Yarım milyondan fazla öğrenci “arada kaldı”!

0

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Şimdi Türkiye’nin konumu itibariyle biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz. Ara eleman ülkesiyiz.” açıklamasını, doğanın ve toplumun her aşamasında görülen geçiş formlarından bir kısmını gündeme almak için, güzel bir fırsat olarak görüyoruz. Üstelik, bunun için arkeolojik kazıya da ihtiyacımız yok. Zira, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bir bakanı, ideolojik, politik, ekonomik ve nihayet kültürel olarak “arada kalma” halini çok veciz bir biçimde açıklamış bulunuyor. Son olarak SBS’de açıkta kalan 600 bine yakın öğrencinin durumunu da bu açıklamayla beraber okumak gerekiyor. Peki ne anlama geliyor tüm bunlar?

“Çözüm”ü beklerken

0

Hükümetin bu ay Kürt sorununda ‘çözüm’e ilişkin bir paket açıklayacağı biliniyor. Bu paket ne kadar demokratikleşme içerecek tartışıladursun, Başbakan açıklamaları ile paketin rengini netleştirdi. Pakette Kürtlerin temel taleplerinden biri olan anadilde eğitime ilişkin bir düzenleme yok. Başbakan, bunun bir bölünme konusu olduğunu, anadilin resmi dili aşındıracağını söyledi. Bir başka önemli taleplerden biri olan siyasi af ise söz konusu bile değil…

AKP uçuruma yuvarlanırken… İşçi hareketi ayağa!

0

AKP hükümeti 11 yıllık saadet döneminin sonuna geldi. İç politikadan ekonomiye, dış politikadan Kürt sorununa hükümet bir çıkmazın içinde bulunuyor. Teğet geçtiğini iddia ederek böbürlendiği dünya ekonomik krizinin ekonomik ve politik sonuçlarıyla, Erdoğan ve AKP hükümeti için şimdi yüzleşme vakti!

Kadınların gözünden Gezi ve sonrası

0

Geceleri çevresinden temkinle geçtiğimiz Gezi Parkı’na pek çoğumuzun rahatça gidip oturmuşluğu yoktu. Muhtemelen “üç-beş” ağacı gece gündüz nöbetleşe savunanlardan da değildik. Bir kısmımız tencere tava ile sokaktan gelen seslere eşlik ederken, daha sonra kapının önüne Talcid indirmekle attık adımımızı sokağa. Sonra meydanlara yayıldık, sokakta, forumlarda ve gittikçe bütün parklara dağıldık. Daha önce ol(a)madığımız her yerdeydik, olduğumuz her yeri değiştirdik ve böyle sembolleştik direnişte. Dayanışmayla büyüdük. Tıpkı direnişin kendisi gibi.

Gezi’nin ardından artan grevler ve TEKSİF örneği

0

Türk-İş’e bağlı Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) ile tekstil işverenleri örgütlerinin yaptığı 23. dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecindeki anlaşmazlık sonucu, Türkiye tarihinde ilk kez 12 bin tekstil işçisi 8 gün boyunca greve çıktı. Saray Halı, Vakko, Levi Strauss gibi büyük fabrikaları da kapsayan greve 30 işyeri katıldı.

Darphane’de grev kararlılıkla sürüyor!

0

İkinci ayına yaklaşan Darphane grevi kararlılıkla sürüyor. Yaklaşık iki ay önce Basın-İş üyesi Darphane işçileri kendilerine dayatılan işçi düşmanı toplu iş sözleşmesini kabul etmeyip greve gittiler. Beşiktaş’taki Darphane önünde bulunan çadırlarında grev kırıcılığına geçit vermeyen işçiler, mahalle halkından da büyük destek görüyor.

İC Yaz Kampı’nda Gezi isyanı tartışıldı

0

İşçi Cephesi yaz kampı bu sene 26-28 temmuz tarihleri arasında gerçekleştirildi. Kampta İşçi Cephesi okurlarının yanı sıra UBK’nın İspanya seksiyonu Enternasyonalist Mücadele (LI) ve Fransa’dan Enternasyonalist Sosyalist Grup (GSI)’tan yoldaşlarımız da bizimleydi.

Kadın cinayetleri politiktir derken…

0

Geçtiğimiz ay Beyoğlu Polis Karakolu’nun 150 metre ilerisinde bir kadın, kocası tarafından 27 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. ‘Çevik’ kuvvet Gezi Parkı ile ilgili her ‘toplumsal olay’a müdahalede hiç gecikmezken karakolunun önündeki cinayeti engellemedi. Engelleyemedi demiyoruz, zira bugünlerde Taksim Meydanı’na polisin gelmesi için üç kişinin yan yana gelmesi yetiyorken, yanı başlarında bir kadının öldürülmesine müdahale etmemek, ‘cinnet geçiren bir koca’nın aile işlerine karışılmaz, mantığıyla vuku buldu herhalde.

Emperyalizm, mezhepçilik ve Suriye devrimi

0

Joseph Daher, Suriye Devrimci Sol Akımı’ndan ve syriafreedomforever.wordpress.com’un yöneticilerinden biri. Mark Goudkamp’ın kendisiyle 23 Ağustos’ta Suriye devrimi hakkında yaptığı röportajı Türkçeleştirerek paylaşıyoruz. (Aslı için: http://www.solidarity.net.au/59/imperialism-sectarianism-and-syrias-revolution/)

Yayılmacı hayallerin sonu

0

Tayyip Erdoğan’ın ciddi bir sorunu var. Sadece neoliberal ve İslamcı muhafazakar politikalarına kitlesel seferberliklerle yanıt vermeye başlayan emekçi yığınlarla değil. Kendisini iktidara yükselten finans kapital ve yerli burjuva kesimlerle de başını derde sokmak üzere. Dünyanın hiçbir ülkesinde burjuvazi hükümetin ucuz emek, dış ticaret ve yatırım olanaklarını giderek karşılığı olmayan “ideolojik” nitelikli gerekçelerle heba etmesine uzun süre tahammül edemez. Oysa Erdoğan’ın bugünkü AKP hükümeti, burjuvazinin iş yaptığı hemen tüm ülkelerle kavgalı dövüşlü duruma gelmiş halde ve burjuva basını bu durumu “Türkiye’nin yalnızlaşması, tecrit olması” biçiminde yorumlamakta. Politika ve diplomasi think-tank‘ları Türk dış politikasının “beceriksiz ellerde” olduğundan yakınmakta.

Suriye Devrimci Sol Akımı’ndan Guta katliamı deklarasyonu

0

Esad rejiminin kimyasal silah kullanımı sonucu Şam’ın doğusundaki Guta bölgesinde gerçekleşen katliama ilişkin olarak Suriye Devrimci Sol Akımı’nın yayımladığı deklarasyon

BEDAŞ işçilerinin direnişi 20 günü geride bıraktı: “Sınıf olarak mücadelemizi ortaklaşarak yürütmeliyiz”

0

İşten atılan BEDAŞ işçileri Enerji-Sen öncülüğünde direnişe devam ediyor. Direnişin 20. gününde, direnişin başından bu yana yanlarında olduğumuz BEDAŞ işçileriyle mevcut durum üzerine sohbet ettik.

Bir işçi sınıfı kahramanı: Lev Troçki

0

18 yaşındayken kurduğu Güney Rusya İşçi Birliği grubunun içerisinde bir yoldaşıyla beraber faaliyet yürüten Troçki, bu yoldaşının örgütten uzaklaşıp okul eğitimine ağırlık verdiğini gözlemlediğinde ona bir not yazmış ve şöyle demişti: “Eylemsiz inanç ölüdür.”

BEDAŞ işçileri Karadolap Forumu’ndaydı

0

Haziran ayaklanmasının ilk günlerinde kitlesel gösterilere sahne olan Alibeyköy’ün emekçi mahallesi Karadolap’ta uzun bir aradan sonra mahalle forumu geniş katılımla gerçekleşti.

Yaklaşık 100 kişinin katıldığı forumda, ilk sözü Disk-Ar Başkanı Serkan Öngel aldı. Öngel yaptığı konuşmada, AKP hükümetlerinin uyguladığı tüm politikaların neoliberal temelde olduğunu, Kemal Derviş’in ekonomi politikasını daha da geliştirerek yaygınlaştırdığını, bu durumun emekçileri ve işçileri etkileyerek yoksulaşmanın ve işsizliğin arttığını, aynı zmanda alım gücünün de büyük ölçüde düştüğünden bahsetti. Öngel’in istatistiki bilgilerle yaptığı konuşmanın ardından soru cevap bölümüne geçildi.

Cuma günü yapılan forumun bir de misafirleri vardı; direnişteki BEDAŞ işçileri.

Hukuksuzca işten atılan işçiler, işten atılma ve direnişe başlama süreçlerini anlattı. BEDAŞ’ın hükümet eliyle özelleştikten sonra yaptığı ilk icraat olan işten çıkarmaların aslında, örgütlü sendikalı işçilerin tasfiyesi olduğunu,örgütlü işçiler yerine kölelik koşullarında çalıştırabilecekleri işçiler aradıklarını belirttiler. İşçiler konuşmalarının son bölümünde direnişlerine destek çağrısı yaptı.

Arjantin’de Sol Cephe’nin seçim zaferi: 900 bin oy ne anlama geliyor?

0

Ağustos ayı başında Arjantin’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ilk basamağında Partido Obrero – İşçi Partisi-, PTS -İşçilerin Sosyalist Partisi- ve İzquierda Socialista -Sosyalist Sol- tarafından oluşturulan FIT “İşçilerin Sol Cephesi” 900 binin üzerinde oy toplayarak büyük bir politik zafere imza attı.

Direnişin 15. gününde BEDAŞ’tan işçilere yeni teklif

0

1 Ağustos’ta hukuksuz bir şekilde işten çıkarılan BEDAŞ işçileri, direnişlerinin 15. gününde yine BEDAŞ merkezinin önündeydi. Cengiz-Kolin-Limak ortaklığına devredilen BEDAŞ ile Enerji-Sen temsilcileri, görüşmelere bugün de devam etti.

Saat 10:30’da biraraya gelen 300 kişilik grup Talimhane’deki BEDAŞ merkezine yürüdü. Yürüyüşe DİSK, Sine-Sen, Limter-İş, Gıda-İş, Dev Yapı-İş sendika temsilcileri, Halkevleri, Politeknik, İHD, Öğrenci Kolektifleri, SYKP, BDP, Sultan Gazi Cem Evi, Mücadele Birliği, İşçi Cephesi ve Sürekli Devrim Hareketi üyeleri de katıldı.

Yürüyüş sırasında işten atıldıktan sonra ilaç alamadığı için yaşamını yitiren Murat Göçmen de anıldı. Yürüyüş sonunda konuşma yapan Kani Beko; “Bayramdan önce işbaşı yapılsaydı Murat Göçmen arkadaşımız aramızda olacaktı. Özelleştirmelerin sonunda ölüm var, işsizlik var, yoksulluk var. Bu arkadaşlar işe alınmanın da ötesinde kadrolu çalışmalı” dedi.

Açıklamadan sonra sloganlar eşliğinde BEDAŞ binasına giren görüşme heyetinin toplantısı dört saat sürdü. Toplantı sonunda işverenin uzlaşma teklifi çıktı. Teklife göre 35 işçi işlerine geri dönecek ardından Eylül ve Ekim ayında yeni işçi alımlar yapılacak. 540 işçiden geri kalanlar ise tazminatlarını alabilecek. BEDAŞ’ın bu teklifi işçiler arasında, patronun işçileri bölmek ve sendikayı tasfiye etmek için yeni bir hamlesi olarak yorumlandı.

Enerji-Sen yönetimi, teklifi direnişçi işçilerle görüştükten sonra, teklifin ayrıntılarıyla ilgili olarak işverenle müzakereleri sürdürmekte.

Mısır’daki vahşi katliamı nefretle kınıyoruz! Askeri-sivil hükümet defol!

0

Mısır’da Temmuz ayında iktidara gelen yeni diktatörlüğün askerleri ve polisleri tarafından bir katliam gerçekleştirildi. İslamcı eski devlet başkanı Muhammed Mursi’yi destekleyen göstericilerin kamp alanlarının vahşice tahliye edilmesi sonucunda, 600’den fazla kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi yaralandı. Bunlar bizlere ulaşan ilk rakamlar, fakat ölü ve yaralı sayısı çok daha yüksek olabilir.

Darphane İşçilerinin Grevi 1 Ayı Doldurdu

0

1 aydır grevde bulunan Darphane çalışanlarından biri olan, aynı zamanda da Basın-İş Sendikası’nın Mali Sekreteri Çetin Akyayla ile, grev, şu ana kadarki süreç, işçi sağlığı, çalışma koşulları ve ücretler üzerine sohbet ettik.

Bize direnişin nasıl başladığını anlatır mısınız?

1 Ocak 2013 tarihi itibariyle bizim toplu sözleşmemiz başlar. Bu iki yılda bir yapılır. Bizim 45 tane idari maddemiz vardı. İşveren (devlet adına Kamu İşverenleri Sendikası) ve Basın-İş olarak oturumlara gidiyoruz. 3 tane oturum geçtik. Ancak bir tane bile idari madde geçemedik. 8 Temmuz itibariyle de grev kararını aldık. 8 Temmuz saat 14:00 itibariyle çıktık. Bugün 31 gün oldu. Taleplerimiz, isteklerimiz karşılanana kadar devam edeceğiz.

Gezi ayaklanması Almanya’da tartışıldı

0

Almanya’da faaliyet sürdüren dost ve kardeş grup Komitee für Rätedemokratie (Konsey Demokrasisi için Komite) gazetemiz İşçi Cephesi’ni davet ettiği toplantıda Gezi parkı seferberliğini ve seferberliğe nasıl destek olabileceklerini tartıştı.

BEDAŞ’ta direniş 6. gününde

0

İşten atılan BEDAŞ işçileri Enerji-Sen öncülüğünde direnişe devam ediyor. Direnişin 6. gününde Enerji-Sen Genel Sekreteri ve aynı zamanda BEDAŞ’ta işten atılan bir okuma işçisi olan Alişan Doğan’la konuştuk.

Direnen BEDAŞ işçilerine polis müdahalesi

0

Cengiz-Kolin-Limak ortaklığı, BEDAŞ’ın özelleştirilmesinden önce çalışan taşeron şirketlerinin sözleşmelerini 1 Ağustos itibariyle feshederek işçilerin büyük çoğunluğunun işine son vermişti. Bugün (5 Agustos), hukuksuzluğa ve vurdumduymazlığa karşı seslerini duyurup, işlerini ve ekmeklerini geri kazanmak isteyen mücadeleci işçiler, sabah erken saatlerde firma binasının önüne gelip toplandılar.

Rojava halkı yalnız değildir!

0

Rojava’da Kürtlerin yaşadığı Tel Aran ve Tel Hasıl köyleri El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ve diğer radikal İslamcı grupların saldırısıyla kana bulandı. Çoğunluğu kadın ve çocuk olan 50 sivilin hayatını kaybettiği bu saldırıyı kınıyor, Kürt halkına baş sağlığı diliyoruz.

Gezi ışığında Tarih ve Devrim

0

Tarih zaten çok eskiden beri bildiğimiz şeyleri tekrar mı ediyor, yoksa hiç bilmediğimiz, görülmemiş şeyler mi oluyor? Resmen ve samimiyetle ifade edilmese de büyük bir ihtimalle hemen bütün sosyalistler kafalarının içinde bu soruya cevap arıyor.

Enerji işçisi ayakta, hak kavgasında

0

BEDAŞ işçisi işten çıkarmalara karşı harekete geçerek BEDAŞ Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. İşçiler, atılan işçilerin derhal geri alınması talebini vurgularken, BEDAŞ’ın kararından vazgeçmemesi durumunda bunun BEDAŞ’a maliyetinin ağır olacağını belirtti.

BEDAŞ’ta 500 işçi işten çıkarıldı

0

Cengiz-Kolin-Limak ortaklığı, BEDAŞ’ın özelleştirilmesinden önce çalışan ve bugün işe devam eden açma-kesme ve okuma taşeron şirketlerinin sözleşmelerini bugün (1 Ağustos) itibariyle feshederek işçilerin büyük çoğunluğunun işine son verdi. Yasal olarak özelleştirme öncesi çalışan işçilerin geriye dönük tüm haklarıyla birlikte yeni şirketle devam etmeleri gerekirken BEDAŞ yönetimi hukuksuz bir biçimde sözleşmeleri yenilemeyeceğini duyurarak çoğu sendikalı 500 işçiyi işten çıkardı. Bu sayı kesme servisinde bulunan işçilerin yüzde 45’ini, okuma servisinde bulunan işçilerinse %20’sini kapsıyor.

Muhammed Brahmi cinayeti ve Tunus’taki durumla ilgili deklarasyon

0

Tunus Halk Cephesi, Şükrü Belaid ‘in katledilişinden altı ay sonra, Halkçı Akım partisinin kurucusu Muhammed Brahmi’nin de alçak bir saldırı sonucu öldürülmesiyle sarsıldı. Tunus halkına devrimci bir perspektif sunabilecek tek güç olan sola karşı gerçekleştirilen bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

Suriye: Kürt meselesi, İslamcılar ve Özgür Suriye Ordusu

0

Mezhepçiliğe hayır! Irkçılığa hayır! Bizim devrimimiz, haysiyet ve özgürlüğün devrimidir.

Geçtiğimiz günlerde, PKK’nin Suriye kanadı olarak bilinen PYD’nin (Demokratik Birlik Partisi) silahlı kanadı YPG’yle (Halk Savunma Birlikleri) Kürtlerin çoğunlukta olduğu Suriye’nin kuzeydoğusunda konuşlanan El Nusra Cephesi ve Irak ve Suriye İslam Devleti (ISİL) içindeki İslamcı gruplar arasında çatışmalar başladı.

Darphane grevi 11. gününde

0

Toplu iş sözleşmesi sürecinde kendilerine dayatılan işçi düşmanı sözleşmeyi kabul etmeyen Darphane işçileri bundan tam 11 gün öncesinde grev ilan etmişlerdi. Basın-İş sendikasına üye darphane işçileri direnişlerini kararlılıkla sürdürürken, Beşiktaş’taki direniş çadırlarında hem semt halkından büyük bir dayanışma görürüyor, hem de emekli darphane çalışanları tarafından da yalnız bırakılmıyorlar.

Direnişlerinin 11. gününde ziyaret ettiğimiz Darphane İşçileri Direniş sözcüsü İbrahim Kılıç ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

İşçi Cephesi: Öncelikle sizlere tüm okurlarımızın selamlarını iletir ve direnişinizde başarılar dileriz. İlk soru olarak Darphane işçisini direnişe iten sebepler nelerdi?

İbrahim Kılıç: Toplu iş sözleşmesi sürecinde bize dayatılan sözleşmede ciddi şekilde sıkıntılar mevcut. Sözleşme rahatlıkla işçiler aleyhine yorumlanabiliyor. Bize dayatılan maaşı da kabul etmiyoruz ama daha ciddi sıkıntılar da var. Şöyle özetlemeyi deneyeyim size. Kapı girişinde anormal üst aramalarına maruz kalıyoruz. Resmen arkadaşlarımız üzerinde hırsız psikolojisi yaratmaya çabalıyorlar. Bu oldukça gereksiz bir şey çünkü zaten değerli madenlerin bulunduğu bölmelerde aramalar mevcut. Görev yeri değişimimiz çok sık yapılabiliyor. Hatta sık sık Beşiktaş’tan Kartal’a dahi sürülebiliyoruz. İşyerimizde kafeteryalarımız vardı. Bunu kapattılar. Futbol sahamız, basketbol sahamız, pinpon masamız vs. her birini elimizden aldılar. Şimdi de atölyeleri yeniden düzenlemeye girişiyorlar ama bu düzenlemeyi de profesyonel destek almaksızın yapmaktalar. İşimizi daha da çok zorlaştırıyorlar. Bu gibi değişikliklerde işyeri temsilcisinin görüşleri ya hiç alınmıyor, alınsa da dikkate alınmıyor.

İC: Çalışma koşullarınız nedir? Yol yardımı, yemek vs. alıyor musunuz?

Kılıç: Servisimiz var. Servisin bulunmadığı bölgedeki arkadaşlarımıza yol yardımı yapılıyor. Ama çalışma koşullarını açıklamak için şöyle bir örnek vermek istiyorum size. 2004’teki paradan altı sıfırın atıldığı dönemde biz gerçekten çok özverili şekilde çalıştık. Hemen takip eden yılda da YTL’den TL’ye geçiş oldu ve bu dönemlerin iş yükü de ciddi şekilde fazlaydı. Bizler tüm bu yüklerin altından hakkını vererek kalkabildik. Ama bu dönemlerde paranın dağıtımı için çalışan emniyet görevlilerine pirimler dağıtılırken bize hiçbir vakit böyle bir uygulama yapılmadı.

İC: Bu ayrım bile direnişinizin sebepleri hakkında pek çok şey anlatıyor. O halde direnişinize katılım ne durumda?

Kılıç: Greve ezici çoğunlukta bir katılımımız var. Bizim iş yerimizde 257 kişi çalışıyor. Beşiktaş’ta 22 adet Kartal’da ise 2 adet grev kırıcı mevcut. Bunun dışında topyekûn greve katılıyoruz.

İC: Buna rağmen basında altın üretiminin sürdüğü ve iş bırakmanın darphane işlerini etkilemediğine yönelik kimi haberler dolanabiliyor. 22 kişi ile üretimi sürdürebiliyorlar mı?

Kılıç: Bu haberler kesinlikle yalan. İçeride kalan 22 kişi zaten bu üretimi yapabilecek kısımlarda çalışanlar değil. Zaten üretilmiş altının bir kısmı piyasaya sürüldü. Bunu da o şekilde servis ettiler. Şu anda Darphane’de hiçbir şekilde üretim yok.

İC: Direnişiniz için beklentileriniz nelerdir? Sizin için neler yapabiliriz?

Kılıç: Sağ olsunlar, komşularımız bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Sizin gibi dostlarımız da sık sık ziyaretlerimize geliyorlar. Bugün de Süleyman Çelebi gelip bizleri destekledi. Bu gibi dayanışmalar sayesinde neyse ki bir şeye ihtiyacımız kalmıyor. Bir eksiğimiz yok. Ancak sizden bizlere böyle ziyaretlerde bulunarak desteklemenizi, bizlere sendikal ve işçi dayanışmalarınızı sunmanızı isteriz. Direnişimiz için her şeyden önemlisi bizim birliğimiz. Bizim ortak noktamız da işçi olmamız, sendikalı olmamız. Bu gibi işçi dayanışmaları ile bizlere destek olursanız çok memnun oluruz. Ancak bunun dışında neyse ki sendikamız ve komşularımızın desteği ile hiçbir mahrumiyetimiz yok. Geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Yine bekleriz.

Kadıköy’de Gezi tutsakları ile dayanışma yürüyüşü

0

16 Temmuz sabah saatlerinde İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 4 ilde düzenlenen tutuklama operasyonlarını protesto etmek üzere aynı gün saat 19.00’da Kadıköy Yoğurtçu Parkı’ndan başlayan protesto yürüyüşü Boğa Heykeli, Söğütlüçeşme, Bağdat Caddesi güzergâhını takip ederek tekrar Kadıköy’e döndü.

Acil talep: “Gezi tutukluları serbest bırakılsın”

0

İstanbul, Ankara, İzmir, Balıkesir… Gezi eylemlerinin ardından yargı polis el ele tutuklamalara günlerdir devam ediyor. Bu sabah da İstanbul’da şafak baskınlarıyla onlarca kişi gözaltına alındı.

Yunanistan’da genel grev!

0

Yunanistan’da işçi düşmanı Samaras hükümeti, Troyka’nın(IMF-AB-Avrupa Merkez Bankası) emirlerini uygulamaya devam ediyor. Her geçen gün uygulamaya konan kesinti dalgalarının sonuncusu ise geçtiğimiz Haziran ayında devlet televizyonu ERT’in kapatılma kararı oldu. 2014’e kadar kamu giderlerinde 11,5 milyar avroluk kesintiyi hedefleyen hükümet, işçi sınıfına gözdağı vermek için 2700 ERT çalışanını işsiz bırakacak karara imza attı. Koalisyon hükümetinde çatlaklara sebep olan bu hukuksuz karar ise çoktan taşmış olan bardağı devirdi ve ERT işçileri kanalı işgal ederek, ERT’nin yönetimini ele geçirdi.

Antakya’da eylemler ve polis şiddeti sürüyor

0

Eskişehir’deki eylemlerde saldırıya uğrayan ve 38 gün sonra hastanede hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın cenazesi 11 Temmuz günü Hatay’da toprağa verilmişti. Cenaze sonrası polis ve jandarma özel harekat timleri çok sert müdahalede bulunmuş, TOMA’lar ve pazerler su ve gaz bombalarıyla gece boyu halka saldırmıştı.

Olaylar 4 gündür aralıksız sürerken, polis her geçen gün şiddetin dozunu arttırıyor.

Dün Abdullah Cömert’in ölümünün 40’ıncı gününde Abdullah’ı ve Ali İsmail’i anmak isteyen halka polis müdahale etti. Gece geç saatlere kadar süren çatışmada polis elektriği kesip evlere plastik mermi ve gaz bombalarıyla saldırırken, TOMA’lar evlere ve hatta çatılara kadar asitli tazyikli su yağdırdı. Asitten etkilenen pek çok kişinin vücutlarında yanıklar oluştu.

Gece boyu direnen halk ev eşyalarını sokağa çıkarıp barikatlar kurdu.

Şu an 3’ü ağır 14 yaralı var.

Enerji işçileri: “Şimdi söz sırası bizde!”

0

Daha fazla yatırım, daha fazla kâr adına sermayenin kullanımına açılarak özelleştirilen enerji sektöründe, İstanbul’un Avrupa yakasındaki dağıtım şirketi olan BEDAŞ’ın özel şirketlere devri de geçtiğimiz aylarda gerçekleşti. Özelleştirme bizler için öncelikle daha fazla güvencesizlik, daha düşük ücret yani daha yoğun sömürü demek iken, bunun BEDAŞ’taki uygulayacıları da Cengiz-Kolin-Limak konsorsiyumu oldu. Bu üç şirket inşaat sektöründeki yıldızlarını enerji sektöründe de parlatadursun biz onların emek sömürüsünden iş cinayetlerine karnelerinin pek de parlak olmadığını biliyoruz.

Kürtler ve Gezi direnişi

0

Kürt halkının ve illerinin Gezi Parkı seferberlik sürecine eksik katılımı olası politik sonuçlar üzerinde belirleyici oldu. Kürt siyasal hareketinin kimi sözcüleri süreci başından itibaren sahiplenirken kimi sözcüleri Gezi direnişinde belirleyici rengin ırkçı ve şoven unsurlar olduğunu söylemeye devam etti. Özellikle bu ikinci bakışın Kürt siyasal hareketinin “tutumunu” oluşturduğu söylenebilir. “Barış süreci” muhtemelen bu tutumda özellikle belirleyici oldu. Hükümetin alacağı siyasal bir darbenin barış sürecini akamete uğratma tehlikesine karşı Kürt siyasal hareketi refleksif olarak Gezi direnişinin tetiklediği halk hareketine doğrudan müdahil olmaktan kaçınmış olabilir.

Gezi direnişi: Son sözü hep halk söyler!

0

Gezi Parkı direnişi ve yol açtığı seferberlik AKP hükümetini tabir caiz ise yoğurdu üfleyerek yemek zorunda olduğu bir sürece soktu. Bu çerçevede önümüzdeki dönem boyunca saldırı niteliğinde olan birçok uygulama ve yasal düzenlemenin ertelenmek ya da “yumuşatılmak” zorunda olacağını öngörebiliriz. Diğer bir ifadeyle AKP hükümeti her icraatında Gezi Parkı direnişini aklının bir köşesinde tutacak. Hükümet en azından yerel ve genel seçimlerde gücünü yeniden tasdik ettirene kadar bu yolu izlemek zorunda kalacak. Yerel ve genel seçimlerde gücünü korusa hatta arttırsa dahi 31 Mayıs öncesi dönemin dil ve söylemiyle devam edemeyeceğini, bu ekonomik, siyasal ve sosyal maliyeti üstlenmekten kaçınacağını söyleyebiliriz.

Şu meşhur “yüzde elli” ve nasıl yapmalı?

0

Haziran Ayaklanması Türkiye halkları açısından yeni bir döneme işaret ediyor. Bu dönemde uygulanacak doğru taktikler, yerel seçimlerle birleşerek mücadelenin büyümesi ve devrimci bir duruma doğru yönelişin anahtarı olabilir.

31 Mayıs İntifadası ve üniversite meclisleri üzerine…

0

31 Mayıs intifası ile birlikte, yıllarca “apolitik” olmakla suçlanmış bir, hatta iki kuşak, üzerindeki ölü toprağını kaldırdı. Kelimenin tam anlamıyla çıplak elle siyaset sahnesine ve dolayısıyla mücadeleye atıldı. Binlerce insan yaralandı ve hepsi de henüz yirmili yaşlarında olan şehitler verildi. Bu satırlar aracılığıyla bir kez daha yinelemekte fayda var; kaybettiğimiz kardeşlerimiz mücadelemizde yaşayacak!

Başbakan’ın Gezi hayali neydi?

0

Gezi Parkı direnişinin ateşlediği isyan hareketi AKP hükümetini temellerine kadar sarstı. Aynı zamanda hükümetin krizler karşısında ne kadar kırılgan ve basiretsiz olduğu açığa çıktı. Başbakan Erdoğan komplo teorileri, karalama kampanyaları ve polisiye tedbirlerle hedef şaşırtmaya çalışsa da mızrak çuvaldıza girecek gibi değil. Ok yaydan bir kez çıkmış durumda. Ağızdan çıkan her sözün silinmez şekilde kayıt altına alındığı bir çağdayız. Tabii ki yalan dolanın bir bedeli var! Aşağıda son 2,5 ay içinde aynı parti ve çevreden yarım düzine insanın hem kendi sözlerini hem de birbirlerini nasıl peşi sıra yalanladığını görmekteyiz. Bu açıklamalar aynı zamanda muktedirlerin “Gezi Parkı AVM/Rezidans olacak, biz kararımızı verdik” noktasından, “parklar halkımızındır” noktasına nasıl gelmek zorunda kaldığının ibretlik vesikası niteliğinde!

Susmak kolay da, ya susturmak…

0

Öyle bir adam ve zihniyet düşünün ki, kadınlarla ilgili her şeyi düşünmüş olsun. Bir kadının nasıl ve nerede yaşayacağını, evlenip evlenmeyeceğini, çalışıp çalışmayacağını, çalışırsa ne kadar ücret alacağını, çocuk doğurup doğurmayacağını, doğurursa kaç çocuk doğuracağı gibi birçok konuda fikir beyan etmiş ve düzenlemeler yapmış. Yani kadının emeğine kimliğine hata bedenine müdahale etmeyi kendine görev edinmiş bu adam ve zihniyeti, son dönemlerde kadınları nasıl ‘koruyup kolladığını’ Gezi eylemlerinde de gözler önüne serdi.

Metalde toplu iş sözleşmesi imzalandı!

0

2012-2014 metal toplu iş sözleşmesi sürecinde Türk Metal sendikasından sonra Birleşik Metal-İş sendikası da öne çıkardığı taleplerin çok daha altındaki şartları kabul ederek MESS (Metal Sanayicileri Sendikası) ile grup toplu iş sözleşmesini imzaladı. Metal işçilerinin bu süreçte 40 kuruş iyileştirme ve %18 zam talep etmelerine karşın, sendikaların MESS ile yaptığı sözleşme 20 kuruş iyileştirme ve %7 zamma dayanmakta. Tabandaki işçilerin basınçlarına dayanamayarak toplu iş sözleşmesi sürecinde grev kararı alan sendikalardan Türk Metal, uzlaşmacı bir tavırla 30 Mayıs’ta sözleşmeyi imzalamıştı. Türk Metal’in tavrını eleştiren Birleşik Metal-İş’in de neredeyse benzer bir sözleşmeyi 11 Haziran’da imzalamış olması manidar.

Yunanistan’da Taksim rüzgarı

0

Yunanistan emekçileri Taksim direnişi ve ayağa kalkan Türkiye’yi başından beri alkışlayıp destek verdiler. Türkiye konsolosluğu önünde yaptıkları eylemler, işgal edilip işçileri tarafından yönetilen ERT televizyon kanalından gönderdikleri dayanışma mesajları ve kendi başbakanları Samaras’a dair “Samardogan” afişleri ile Selanik sokaklarını süslemeleri dayanışmanın yalnızca birkaç örneği.

“Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini!”

0

Dün öğlen saatlerine doğru, 15 Haziran gününden itibaren insanlara kapalı durumda olan Gezi Parkı, İstanbul Valisi Mutlu’nun, İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın ve Emniyet Genel Müdürü Hüseyin Çapkın’ın yuhalamaları ve sloganları bilinçli olarak işitmek istemeyen sahte ve kaygı dolu tebessümleri eşliğinde, halka açıldı. Vali Mutlu, çevresini sarmış olan protestocu havanın ve ıslıklarla yuhalamaların varlığını görmezden gelerek ve yok gibi sayarak başladığı konuşmasında, “halkımızı buraya davet ediyoruz” diyerek utanmadan kızarmadan yalan söyledi.