Ana Sayfa Blog Sayfa 93

İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi (İDP) Kadınlarına 8 Mart Selamlaması

0

Aşağıda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İDP Eyüp İlçe Bürosu’nda gerçekleştirdiğimiz etkinliğe, Arjantin’deki kardeş partimiz Izquerda Socialista (Sosyalist Sol)’nın Kadın Komisyonu’ndan gelen mesajı yayımlıyoruz.

Merhaba kadın yoldaşlar!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Izquierda Socialista’lı kadınlar olarak, Türkiye’deki kardeş partimiz İşçi Demokrasisi Partisi’nin üyeleri ve en değerli mücadele ortaklarımız olan sizleri selamlıyoruz.

Greif direnişi, işçi sınıfının bir mevzisi

0

Amerikan menşeli Greif çuval fabrikasının Türkiye’de 1500 kadar çalışanı var. Bu çalışanların 1000 kadarı taşeron! 2013 yılından beri sendikalaşarak özlük haklarını savunan Greif işçileri, taşeronlaşmanın Greif’te tamamen son bulması adına, patronun taleplerini kabul etmemesinin ardından işyerlerini işgal ederek haklarını savunmaya giriştiler.

Rojava’da devrim…

0

Rojava, yani Batı Kürdistan’da Geçici Demokratik Özerk Yönetim Yasama Meclisi, Toplumsal Sözleşme adıyla kabul ettiği anayasa temelinde 21 Ocak’tan başlayarak art arda üç özerk kantonun kuruluşunu ilan etti. “Demokratik Özerklik” modeline uygun olarak kurulan yapı Cizire, Kobani ve Afrin kantonlarından oluşuyor.

Halk devriminin düşmanları: diktatör rejim ve karşıdevrimci gerici güçler

0

Geçtiğimiz ay Suriye’de Irak Şam İslam Devleti ve diğer muhalif güçler arasında yaşanan çatışmaya ilişkin, Suriye Devrimci Sol Akımı’nın 15 Ocak’ta yayımlanan değerlendirme metni.

İki hafta önce, tam da meşhur ölü doğmuş 2. Cenevre Konferansı’na denk gelecek şekilde, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve İslamcı gruplar tarafından El Kaide ile ilişkili gerici faşist IŞİD’e (Irak ve Şam İslam Devleti) karşı bir savaş başlatıldı.

Punto Deri direnişi 7. ayına girerken

0

DERİTEKS Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkartılan Punto Deri işçilerini direnişlerinin 205. gününde (20.02.2014) ziyaret ettik. Direnişe 2 kişi başlayan işçiler bugün işten çıkartılan 80 kişiyle direnişlerini ilk günkü kararlılıklarıyla sürdürüyorlar. Direnişin başından beri işçilerin yanında olan DERİTEKS Sendikası’nın performansını aynı sendikanın konfedarasyonu olan Türk-İş gösteremedi maalesef. İşçiler, direnişin ancak 205. gününde gelen Türk-İş yönetimine bunun geç kalınmış bir ziyaret olduğunu belirterek konfedarasyonlarından daha fazla destek beklediklerini söylediler. Türk-İş’e bağlı TEKSİF Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Nazmi Irgat ise sendikalaştıkları için işten atılan işçilere “sembolik” bir maddi destekte bulundu.

Aşağıda direnen işçilerden Kenan Atik ve Ali Rıza Biber ile yaptığımız röportajı yayımlıyoruz.

Greif işçileri taşerona ve düşük ücrete karşı mücadelede

0

“Tarih yaşadıklarımızı değil, yaptıklarımızı yazacak. Biz bir devrin işçileri değil, her devrin olacağız.” diyor Greif İşçileri, işgal ettikleri fabrika kapısına yürürken ellerinde taşıdıkları pankartta. Tüm pankatlar, sloganlar komitelerde konuşuluyor, işçiler sözlerini kendileri üretiyor.

DİSK Tekstil sendikasında örgütlenen Greif işçileri, toplu sözleşme sürecinde patronun işçilerin taleplerini dikkate almayan tutumunun ardından, fabrikayı işgal ettiler. İşçiler fabrikada taşeron sisteminin sonlanmasını ve insanca yaşayacak bir ücret talep ediyorlar. DİSK’ten mücadelelerine destek bekleyen Greif işçileri, kararlı ve direngen tutumlarıyla tüm işçi sınıfına umut vermekte.

Cerrahpaşa direnişi zaferle sonuçlandı

0

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin yemekhanesinde taşeron şirkette çalıştırılan Dev Sağlık-İş üyesi 11 işçi rotasyonla İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt kampüsüne gönderilmişler, taşeron şirketin sözleşmesinin bitmesi üzerine Ocak ayı başında işbaşı yapmaktan alıkonulmuşlardı. Bu hukuksuz uygulamaya karşı direnişe geçen işçiler, başhekimlik binasının önüne direniş çadırlarını kurmuşlardı. 12 Ocak’tan beri dayanışma sofrası açan ve üniversite yemekhanesini boykot eden işçilerin direnişi 22 gün sonra zaferle sonuçlandı. İşçilerden bir kısmı tazminat haklarını alıp işlerine dönmeme haklarını kullanırken, bir kısmı ise taşeron şirkette sendikalı olarak çalışmayı tercih etti. Kazanılan zaferin ardından yapılan ‘çadır sökme etkinliğine’ ise tıpkı ilk günkü gibi destek büyüktü. Üniversiteden, sendikalardan ve siyasi parti ve örgütlerden katılımın olduğu etkinlikte konuşma yapan işçiler Cerrahpaşa direnişinin taşeron şirketlere karşı önemini vurguladılar.

Venezuela: José Bodas ve diğer petrol işçileri serbest bırakıldı

0

Venezuela’da, 3 Şubat günü tutuklanan 10 petrol işçisi lideri, oluşan tepki ve gerçekleşen seferberliklerin ardından serbest bırakıldı. Petrol işçileri serbest bırakılmalarına karşın, gözetim altında tutulacaklar. Tutuklanan petol işçileri arasında Venezuela Petrol İşçileri Birleşik Federasyonu (FUTPV) genel sekreteri José Bodas da bulunuyordu.

Çağlayan AGS işçileri birleşerek haklarını aldılar!

0

Biz sınıf bilincine sahip işçiler hep deriz hani, birleşirsek güçlüyüz, diye. Fabrikalarda ya da atölyelerde çalışırken bireysel davranmamalıyız, deriz. Hal böyle iken patronlar tam tersini düşünür. Bir sorunun olursa gel, arkadaşlarınla sorun yaşıyorsan haberim olsun, derler. Sınıf bilinci olmayan insan için bu ikincisi öne çıkar. Patronlar böyle işçileri pek beğenir ve örnek gösterir. Hatta laf taşıyorsa, arkadaşını ispiyon ediyorsa, patron için böyle işçi çok daha makbuldür.

Venezuela: José Bodas ve diğer petrol işçileri sendikal liderleri derhal serbest bırakılsın!

0

3 Şubat Pazartesi günü sabahın erken saatlerinde, aralarında Venezuela Petrol İşçileri Birleşik Federasyonu (FUTPV) Genel Sekreteri José Bodas’ın da bulunduğu 10 petrol işçisi, süresi Ekim 2013’te dolan toplu sözleşmenin yenilenmesi talebini dile getirmelerinin ardından gözaltına alındı.

Hepsi yağmacı, hepsi gitsin! Artık işçiler yönetsin!

0

Rejim içindeki çıkar odaklarının çatışmasının sonucu olarak 17 Aralık Operasyonu, AKP Hükümeti’nin yaptığı talanın şimdilik bir kısmını ortaya saçtı. Bu kriz, burjuvazi, devlet bürokrasisi, hükümet ve Cemaat’i de kapsayan büyük bir bataklığı gözler önüne serdi. Yargının fiili olarak işlemez hale geldiği, klasik anlamda burjuva hukuk sisteminin temel yaptırımlarının bile uygulanamadığı ve sermaye blokunda derin yarılmalara yol açan büyük bir rejim kriziyle karşı karşıyayız.

Kürt siyasal hareketi nereye? İşçi-emekçi ittifakı mı, burjuvazinin ittifakı mı?

0

Kürt siyasal hareketinin Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesindeki rolü yadsınamaz. 1980’lerin ikinci yarısı itibarıyla, sınıf mücadelesindeki yükselişe paralel olarak, Kürt kitlelerinin seferberliğindeki artış ve Kürt ulusal hareketinin yükselişi; ’80 darbesinin sınıf hareketindeki ağır yıkımı sonrası yaklaşık 30 yıl boyunca, Türkiye’de sürdürülen demokrasi mücadelesinin de ana dinamiğini oluşturmuştur. Ancak diğer yandan, Kürt sorununun çözümünde, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önemi de yadsınamaz. Rejim içi çözüm olarak tarif ettiğimiz Çözüm Süreci’nde dahi yaşanan baskı ve saldırılar bunun en açık örneğidir.

Suriye devrimi üçüncü yılını tamamlarken…

0

Suriye devrimi üçüncü yılını geride bırakmak üzereyken, oldukça zorlu bir dönemden geçmekte. Kimileri için Suriye’de yaşananlar en başından beri emperyalist komplunun ürünüydü. Kimileri için ise, muhalefetin silaha sarılmasıyla başlangıçta ilerici olan seferberlikler, gerici bir iç savaşa dönüştü. Fakat, Esad diktatörlüğüne karşı verdiği mücadelede 180 binden fazla kayıp veren, 7 milyonu ülkeyi terk etmek zorunda kalan, yoğun bir açlık ve sefaletle boğuşan Suriye halkı ise, “Aşağılanarak yaşamaktansa, ölmeyi tercih ederiz” demeye devam ediyor. Onlara göre, inişler ve çıkışlar yaşayan mücadelede son söz henüz söylenmedi.

ÇHD’li avukatların esareti devam ediyor

0

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay, ÇHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Sevimli, ÇHD Üyesi Naciye Demir, ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu avukatları Barkın Timtik, Ebru Timtik, Şükriye Erden, Günay Dağ ile ÇHD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’ndan Betül Vangölü Kozağaçlı 18 Ocak’ta gözaltına alındı. 21 Ocak günü ise avukatların tutuklanmalarına karar verilmişti. Avukatların evlerinin ve bürolarının kapıları kırılarak içeri girilmiş, yaka paça gözaltı işlemleri hukuksuz olarak yapılmıştı. Ezilenlerin avukatlığını yaptıkları için egemenlerin şiddetine maruz kalan avukatların ilk duruşması tutuklanmalarının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra 24-25-26 Aralık’ta Silivri’de yapıldı.

ÖKM Sahnesi sahnesiz kaldı!

0

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi’nin üniversite yönetimi tarafından kapatılma girişimi karşısında, İstanbul Üniversitesi ÖKM Tiyatro Kulübü, ÖKM Sahnesi ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tiyatro Kulübü bir bildiri yayımladı ve kamuoyuna mücadelelerine destek çağrısında bulundu.

Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, ne İspanya’da ne Türkiye’de!

0

İspanya devletinin kadınların kürtaj hakkını engelleme girişimlerine karşı dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar dayanışma eylemleri düzenledi. Aşağıda İstanbul İspanya konsolosluğu önünde yapılan eylemin basın açıklamasını paylaşıyoruz:

Dev İletişim-İş dayanışma gecesi gerçekleştirdi

0

2007 yılında “Çağrı Merkezlerinde Bir Hayalet Dolaşıyor” sloganı ile yola çıkan Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği, çalışmalarını bir üst evreye taşıdı. Artık iletişim sektöründe çalışanların bir sendikası var.

Devrimci İletişim ve Çağrı Merkezi Çalışanları Sendikası kuruluşunun ardından ilk etkinliğini gerçekleştirerek üyeleri ve dost kurumları ile bir araya geldi. 1 Şubat günü saat 19.00’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte sendikanın amacı, geçmişten bugüne mücadelesi ve içerisinde bulunduğu durum konuşuldu.

Ukrayna: Lenin, revolver ve zamanın ruhu

0

Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Bloku’nun dağılmasının üzerinden yirmi beş yılı aşkın bir zaman geçti. Tarih kitaplarında, seferberlik halindeki kitlelerin yıktığı Lenin heykellerinin fotoğrafları eşliğinde anlatılan bu olgu, geçtiğimiz günlerde Kiev’de eylemcilerin bir Lenin heykelini yıkmasıyla tekrar kendini hatırlattı. Yirmi beş sene insan hayatı açısından görece uzun bir zaman olsa da , insanlık tarihi açısından bakıldığında küçük bir zaman dilimi. Birbiriyle doğrudan bağıntılı olan iki tarihsel momentin Lenin’in heykeliyle işaretlenmiş olması bir tesadüf olmadığı gibi , tarihin bir cilvesi* olarak da görülebilir. Lenin ve heykeli “zamanın ruhunu” belirginleştirmektedir.

Sizden sonrası tufan mı?

0

Bunun adı çürüme. Sadece ortaya saçılan pislikler ve malumun ilanı kirli ittifaklar nedeniyle değil, en çok da özrü ve çözümü kabahatinden de pespaye anlayışlar nedeniyle çürüme. İzahı olan, izanı olmayan bu kokuşmuşluğun müsebbiplerinin bunca zaman millete edep-namus ayarı verme kepazeliği ise ayrı bir rezillik. Bu tarifi zor açgözlülük sahipleri, bana yar olmuyorsa kimseye de yar etmem anlayışıyla, benden sonrası tufan diyerek ülkeyi uçuruma doğru sürüklemekten de çekinmiyor. Türkiye 40 günde içler açısı bir siyasi ve ekonomik bataklığa gömülmüş durumda.

Yaşam hakkı, peki ama kimin için?

0

17 Aralık tutuklamaları ve sonrasındaki süreç ile beraber hükümetin dehlizlerindeki pisliklerin ortaya saçıldığı ve AKP hükümeti için yapısal krizin derinleştiği bir süreçten geçiyoruz. Böylesi bir hengame döneminde, biz kadınlara yönelik saldırıların da artacağının bilincindeydik, çünkü hükümet cephesi kendi iç krizlerinin bir çözümünü de beden politikalarında ve kadınlara yönelik saldırı programlarında görüyor.

İlk özel güvenlik direnişi Ankara’da sürüyor

0

Türkiye’nin ilk özel güvenlik direnişi, Ömür Tekin’in işten atılmasıyla Ankara’da, Çankaya Belediyesi’nin önünde 14 Ocak Salı günü başladı. Aynı zamanda Güvenlik-Sen Ankara temsilcisi olan Tekin, kendisine hiçbir ihtar verilmeden, şirketin daralmaya gittiği gerekçesiyle hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığını belirtti. Ayrıca Tekin’e göre işvereni Düzey Koruma Güvenlik Eğitim Hizmetleri LTD. ŞTİ.’nin asıl amacı sendikal çalışmalarının önünü kesmek.

Demokrat Çevre Mühendisleri adaylarını açıkladı

0

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Genel Kurulu ve seçimleri 01-02 Şubat 2013 tarihlerinde Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinde yapılıyor. Yapılacak olan genel kurula Demokrat Çevre Mühendisleri grubu “Yönetmelikler ile mesleğimizin yok edilmeye çalışıldığı, kararnameler ile meslek örgütümüzün demokratik ve bağımsız yapısının tehdit edildiği, rant projeleri ile doğamızda ve kentimizde geri dönüşü mümkün olamayacak yıkımların yaşandığı bu günlerde, Çevre Mühendisleri Odası’nın geleneği olan demokrasi, emek, bilim ve doğa yanlısı tavrı sürdürmek amacıyla ÇMO İstanbul Şubesi yönetimine talibiz.” açıklamasını yayınlayarak mavi liste ile seçime gireceklerini açıkladı.

Hafta tatilinde çalışmak zorunda mıyım?

0

Hafta Tatili, işçinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan “dinlenme hakkı”mızın bir bölümünü oluşturur. Buna göre, işçi haftanın 6 günü çalışmışsa, 7. Gün herhangi bir iş karşılığı olmaksızın ücreti ödenir. Burada önemli olan, ücreti, aylık maktu ücret üzerinden ödenen işçiler için ayrıca hafta tatili ücreti ödenmediğir. Ancak, 7. Gün çalışma yapılırsa, bir ücret daha ödenir. Yani aylık 1.000 TL net ücretle çalışıyorum. Hafta tatillerinde çalışmadığımda işveren ayrıca bir ücret ödemez ama ücretimde kesinti de yapamaz. Hafta tatilinde çalışırsam işveren, bir günlük ücretime karşılık gelen ücreti bulup, bunu bana, beni çalıştırdığı için öder.

Marmara Üniversitesi’nde faşist saldırı

0

Öğrencilere ve öğretim görevlilerine (özellikle sendikalılara) karşı her türlü baskının uygulandığı Marmara Üniversitesi’nde 16 Ocak Perşembe günü bir grup faşist, bir öğrenciye satırlarla saldırdı, kafasından ve kolundan yaraladı. Saldırının hemen ardından protesto yürüyüşüne geçen öğrenciler bu kez de polisin TOMA ve biber gazlı saldırısına uğradılar. Faşist grubun saldırısı da zaten Özel Güvenlik Birimleri’nin (ÖGB) ve polisin sürekli nöbet tuttuğu Göztepe kampüsünde, güvenlik güçlerinin göz yumarak desteklemesiyle gerçekleşmişti. 17 Ocak Cuma günü faşistlerin başka bir öğrenciye tekrar saldırması üzerine, Marmara Üniversitesi öğrencileri saat 13.00’te kampüs önünden tekrar yürüyüşe geçtiler. “Üniversitede can güvenliği ve öğrenim özgürlüğü istiyoruz.” diyerek yürüyüşlerine başlayan öğrenciler Boğa Heykeli’nde oturma eylemi gerçekleştirdiler. Göztepe kampüsünde yapılacak olan basın açıklamasına katılmak isteyen farklı üniversitelerdeki öğrenciler Söğütlüçeşme metrobüs durağında polis tarafından durduruldu.

Şimdi o klavyeyi yavaşça yere bırak!

0

Dünyanın en yavaş ve en pahalı internetini kullanan Türkiye, 5651 sayılı kanunu genişleten yeni torba yasa ile sansürde de enlerin arasına girmiş durumda. Sansürün içeriğine ve ileri demokrasimize bulunduğu katkıları incelemeden önce, torba yasa geçer geçmez ortaya çıkan yeni bir durumdan bahsedeceğiz.

Suriye’yi hatırlamak!

0

Uluslararası karşıdevrim cephesi

“Suriye sorunu” yeni bir döneme giriyor. Bir devrim, bin bir çeşit uluslararası müdahalenin, diplomatik manevranın, jeopolitik ve jeostratejik oyunun labirentinde “kaybedilip” tasfiye edilmeye çalışılıyor. Cenevre -2’nin amacı devrimin tabutuna son çivileri de çakarak bu “işi” tamamen “bildik” yollara sokup denetim altına almak. Ancak çözüm sürecine katılan güçlerin cinsine cibilliyetine bakıldığında bu “çözümün” gerçekten bir çözüm veya bir çözümün başlangıç noktası olamayacağını şimdiden söylemek için müneccim olmaya gerek yok. İş, ekmek, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi ve insan onuru talebiyle ayağa kalkmış yoksulların, emekçi kitlelerin bu talepleri bizzat onların eliyle gerçekleşmediği sürece, her türlü “çözüm” bırakın uzun veya orta vadeyi kısa vadede kaçınılmaz bir biçimde iflas edecektir.

Akademik köleliğe son!

0

Geçtiğimiz haftalarda birçok üniversite, öğretim elemanlarının protestolarına sahne oldu. Ülke çapında gerçekleştirilen bu protestolarda öğretim elemanları, özlük haklarında iyileştirme ve maaşlarına zam taleplerini dile getirdiler. “Bıçak kemiğe dayandı” diyen ve son on yıldır maaşlarında ve özlük haklarında hiçbir iyileştirme yapılmamasından şikayetçi olan öğretim elemanlarının basına sundukları karşılaştırma raporuna göre maaşları reel düzeyde %4 dolaylarında gerilemiş.

Unutmuyoruz: Ethem, Abdullah, Mehmet, İrfan, Medeni, Selim…

0

Gezi direnişinin ilk günlerinden bir fotoğraf karesi… Tam teşekküllü bir polis, biber gazı tabancasını iki adım önündeki kırmızı giysili bir kadına doğru ateşliyor. Kadın dik, kafasını çeviriyor. Polisin gözlerindeyse korkunun getirdiği acizlikten kaynaklanan bir nefret okunuyor. Bu fotoğraf sadece Gezi direnişçilerinin, Türkiye’nin değil; tüm dünyanın görsel hafızasına kazınmıştı. Üstelik hepimiz zihnimizde bu fotoğrafı mağduriyet ve korkuyla değil, Kırmızılı Kadın’ın onurlu ve kararlı duruşu ile kodlamıştık.

Kadın Dayanışması örülüyor

0

Kadın düşmanı politikalar karşısında bir dayanışma ve mücadele birliğini örmeyi amaçlayan Kadın Dayanışması, 25 Ocak Cumartesi günü ilk geniş etkinliğini gerçekleştirdi. Kadın Dayanışması’nın kadın mücadelesine ilişkin perspektif ve taleplerini hazırlanan broşür etrafında tanıtmayı hedefleyen toplantı, emekçi ve öğrenci kadınların katılımı ile zengin bir fikir ve deneyim paylaşımına olanak sağladı.

Migros işçisi direnişe devam ediyor

0

Ceva Lojistik ve MBM Taşımacılık taşeron firmalarına bağlı Migros Marketler Grubunda çalışan 33 İşçi, 24 Aralık tarihinde sendikalı oldukları için işten atıldı. Depo, Antrepo, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı İşçileri Sendikası (DGD-SEN) üyesi Migros-Ceva-MBM işçileri, direnişlerini sürdürüyor. Yeni yıla direnişle giren işçiler bugüne kadar 4 kez Migros şubeleri ve depolarında eylem gerçekleştirdi. Son olarak Ataşehir Migros önünde basın açıklaması yapan işçiler, “Migros’tan alma işimizi çalma” diyerek insanları mücadelelerine desteğe çağırdı.

Kan sıçramış giysiler giymek istemiyoruz

0

Bangladeş… Dünya’nın dev tekstil şirketleri için ucuz işçi ülkesi. İşçiler sadece düşük ücretle değil, sağlıksız ve güvenliksiz ortamlarda çalışıyor ve çoğu işçi, bunun bedelini canıyla ödüyor. Öyle ki, 2013’ün Nisan’ında gerçekleşen Rana Plaza katliamı hala akıllarda.

Ankara’da işçiler özelleştirmeleri protesto etti

0

24 Ocak kararlarının yıldönümünde, özelleştirmeleri protesto etmek için Yatağan işçilerinin öncülüğünde Özelleştirme İdaresi’nin önünde gerçekleştirelecek eyleme katılmak için dün Yatağan’daki çadırlarından otobüslerle yola çıkan Türk-İş’e bağlı Maden-İş ve Tes-İş’e üye termik santral ve maden işçilerinin yolu polis ve jandarma barikatlarıyla kesildi.

Yedi yıldır birlikte korudular, birlikte susuyorlar!

0

Hrant Dink cinayetinin ardından tam yedi yıl geçti, her sene olduğu gibi bu sene de binlerce insan “Hrant için adalet için” diyerek Agos’un önünde toplandı. On binler Hrant’ı unutmadıklarını, unutmayacaklarını, bu davanın peşini bırakmayacaklarını haykırdılar. “7 yıldır birlikte korudular, birlikte susuyorlar” ana pankartıyla yürüyüşe geçen on binler, Ermenice ve Kürtçe sloganların yanı sıra “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz” , “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Vur diyenler yargılansın”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Her yer Agos her yer direniş”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı. Gezi Parkı civarına ve Osmanbey’de ara sokaklara istiflenmiş polisler ve TOMA’lar yine eylemin başmüdavimiydi, ama bu kez tek farkla, bazı polisler beyaz bere takmıştı!

Barışın yolu Roboski’den geçer

0

Roboski katliamının üzerinden iki yılı aşkın zaman geçti. Katliamın hemen ardından başlayan mutabakata, geçtiğimiz hafta yargının “takipsizlik” kararının eklenmesiyle dosya devlet nezdinde tamamen kapanmış oldu.

Seçimlerde ve sokakta işçi-emekçi ittifakı için görev başına!

0

Türkiye, 11 yıllık AKP hükümeti deneyiminin ardından, yeni bir rejim kriziyle karşı karşıya. AKP hükümetinin önderliğinde inşa edilen iktidar bloku, gerisinde devasa bir ekonomik ve sosyal enkaz bırakarak, büyük bir gürültüyle dağılıyor. Erdoğan ve AKP hükümeti, iktidarı boyunca, işçi sınıfına, emekçilere ve ezilen kesimlere uyguladığı sistematik baskı ve sömürü sayesinde, burjuvazi adına bir siyasi istikar tesis ederken; çürümüşlüğün, yolsuzluğun en iğrenç biçimlerine imza atmaktan da geri durmadı. Şimdi ise, hükümetin yalan, yağma ve baskı temelinde özenle ördüğü sistemin dikişlerinin birer birer patlayışına tanıklık etmekteyiz.

Cerrahpaşa’da bir direniş filizleniyor

0

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde taşeron şirkette çalıştırılan Dev Sağlık-İş üyesi 11 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işlerinden çıkartılmaları ve Başhekimliğin buna sessiz kalması üzerine, Cerrahpaşa Başhekimlik binası önünde çadır açarak direnişe geçti. Rotasyonla İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt kampüsüne gönderilen işçiler, taşeron şirketin sözleşmesinin bitmesi üzerine Ocak ayı başında işbaşı yapmaktan alı konuldu. Bu tarihten beri direniş hazırlıkları içerisinde olan işçiler bundan 4 gün önce direniş çadırlarını kurdular. Bugün (16.01.2014) ilk dayanışma sofralarını açan ve üniversite yemekhanesini boykot eden işçilere destek büyüktü. İstanbul Tabip Odası temsilcileri, SES temsilcileri, Kocamustafapaşa Dayanışması bileşenleri ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin destek verdiği dayanışma yemeğinden önce basın açıklaması yapan işçiler; işten çıkartmalara, güvencesiz çalışma şartlarına karşı tek çözümün sendikalaşmak olduğunu söyleyerek, sendikasız arkadaşlarını örgütlenmeye davet ettiler. Direniş çadırlarının yanındaki masada talepleri için imza toplayan işçiler her Perşembe saat 12.00’de direniş sofralarını açacaklarını duyurdular.

Ankara’da yolsuzluğu protesto mitingi

0

11 Ocak’ta KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla gerçekleşen “Özgürlük, Barış, Demokrasi, Adalet ve Emek” mitingi; çok sayıda siyasi partinin, kitle örgütünün, sendikanın ve meslek grubunun katılımıyla Ankara’da gerçekleşti. Birçok ilden gelerek Hipodrom’da toplanan emekçiler 9:30 gibi yürüyüşe başladı. “Bozuk düzende sağlam çark olmaz, bu pisliği halk temizler” yazılı pankartın arkasında yürüyen emekçiler, saat 11 gibi Sıhhiye Meydanı’na ulaştı. Son dönemdeki rüşvet ve yolsuzluk olaylarına karşı gerçekleştirilen bu mitingde “Her yer rüşvet, her yer yolsuzluk”, “Hırsız var”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz”, “Hükümet istifa”, “Faşizme karşı omuz omuza” gibi sloganlar sıkça atıldı.

İDP Girişimi ilan edildi

0

İşçi Cephesi’nin işçi-emekçi iktidarı için 35 yıldır verdiği mücadele 5 Ocak tarihinde bir üst aşamaya taşındı. İşçi Cephesi (İC) okurları ve yazarlarının yanı sıra, Suriyeli ve İspanyalı yoldaşlarımız, kardeş parti ve kurumlardan dostlarımız, Cezayir Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen İDP (İşçi Demokrasisi Partisi) Girişimi ilanı etkinliğinde biraraya geldi.

İşçi Demokrasisi Partisi: Program

0

1. Ekonomik ve politik gericiliğe karşı yeni bir mücadele dönemi

Türkiye bir yandan Ortadoğu devrimlerinin, öbür yandan dünya kapitalist krizinin etkileriyle yepyeni bir sınıf mücadeleleri dönemine girmekte. Bunun ilk önemli işaretini, burjuvazinin ve onun baskıcı-otoriter hükümetinin siyasi ve sosyal gericilik politikalarına karşı Gezi direnişinin çevresinde patlak veren ve hızla tüm ülkeye yayılan kitle seferberlikleri oluşturdu. Kitleler, 1980 askeri diktatörlüğünün ve onu izleyen sözde demokratik, gerici hükümetlerin ekonomi, siyaset ve toplum yaşamının tüm alanlarında on yıllardan beri uyguladıkları gerici saldırılara artık gerekli yanıtları vermeye başladılar. Sokak gösterileri, grevler ve direnişler, beklenmedik yerlerde ve zamanlarda patlak veren protesto gösterileri, emekçilerin ve gençliğin gündelik yaşamına girmiş durumda.

The draft program of the Workers’ Democracy Party

0

1. A new period of struggle against economic and political reactionism

Turkey is at the threshold of a new period of class struggle, which is affected by the revolutions in the Middle East on one hand, and the world economic crisis on the other. The mass mobilizations that broke out around the Gezi resistance against the bourgeoisie and its repressive-authoritarian government’s reactionary social and political policies, and the rapid spread of these mobilizations throughout the whole country have been the first major signs of this struggle. The masses have started to respond to the reactionary attacks that the 1980 military dictatorship and the subsequent reactionary and pseudo-democratic governments have carried out for decades in economics, politics and all other arenas of social life. Street demonstrations, strikes, protests and resistances that erupt at unexpected times at unexpected places have now entered in the daily lives of workers and the youth.

Mesafe’nin 10. sayısı “Emperyalizm ve Türkiye” dosyasıyla çıkıyor

0

Sosyalist düşünce dergisi Mesafe’nin 10. sayısında dosya konusu, “Emperyalizm ve Türkiye” başlığını taşıyor. İki sayıda incelenecek dosyanın bu bölümünde, “alt emperyalizm” kavramı odağa alınıyor. Çünkü bu kavramın, “yeni bir emperyal sisteme doğru mu gidiyoruz?” tartışmalarında, öne çıkan siyasal aktörlerin politik tahlil ve tanımında önemli bir rol oynadığı görülüyor.

Hükümet istifa! Yağmaya, talana ve yoksulluğa son vermek için yeni bir anayasa ve kurucu meclis!

0

Her yer rüşvet, her yer yolsuzluk!

Geçtiğimiz yılın Mart ayında başlayan ve 17 Aralık’taki tutuklamalarla malumumuz olan yolsuzluk operasyonları kapsamında ortaya çıkan paranın şimdilik 100 milyar avro olduğu telaffuz edilmekte. Somutlaşsın diye söylemekte fayda var; 100 milyar avro, tüm Türkiye nüfusuna bölündüğünde kişi başı 3220 TL, Türkiye’deki her bir işsizin yaklaşık 10 yıllık asgari ücreti toplamı, depremden sonra Van’daki hasarın 60 kez karşılanabileceği bir meblağ yapıyor. Gerçekten böylesi bir rakamla okul, hastane yapmayı bırakın, neredeyse mütevazı bir devlet bile kurulabilir.

Government, step down! A new constitution and constituent assembly to end looting, raid and poverty!

0

Everywhere is bribery, everywhere is corruption!

The total amount of money involved in the corruption operations, which have started in March of last year and got fully exposed with the arrests on December 17, is said to be 100 billion euros for the time being. For the sake of making this amount of money more perceivable in practical terms – 100 billions euros come to 3220 TL per capita when divided by Turkey’s total population; it is equal to the sum of the 10 year-worth of minimum wage of the totality of the country’s unemployed; and it is enough to compensate for the damage in Van resulting from the earthquake, not just once but 60 times. It is indeed quite possible to found a modest but an entirely new state with such a sum of money, let alone to build hospitals, or schools.

35. yıl, yeni bir aşama: İşçi Demokrasisi Partisi!

0

Elbette ne isyan çağı sona erdi ne de devrimcilik geçmişe ait hoş bir nostalji haline dönüştü. Sadece 2013 yılında Türkiye’nin de içinde olduğu onlarca ülkede on milyonlarca insan meydanlara sığmadı, taştı. Onlarca hükümet kitlelerin kararlı ve öfkeli mücadeleri sonucu alaşağı oldu. İçinde Türkiye’nin de olduğu birçok ülkede hükümetler fiilen yönetemez hale geldi. Üstelik 2014 yılı daha çok ülkede, daha büyük mücadelelere gebe.

Genelevlerin kapatılması ne anlama geliyor?

0

AKP’nin yürüttüğü neoliberal muhafazakarlaşma projesinin doruk noktasına ulaştığı bir yılı ardımızda bıraktık. Kızlı-erkekli tartışmaları, kürtaj yasağı, kadın istihdam paketi gibi uygulamalar kadınların bedenleri ve emekleri üzerindeki kıskacı daraltırken, cinselliğimizden tutun, nasıl davranmamız gerektiğine kadar, hayatımızın geneline müdahalede bulunan buyruklar yağmuruna tutulduk. Bu süreçte AKP bir yandan başörtüsünü mecliste serbest hale getirerek kendisini özgürlüklerin taşıyıcısı olarak gösterdi, bir yandan da boşanma gibi en basit işlemi bile hukuki olarak zorlaştırdı. Söylemde “özgürlükçü ve demokratik” ama pratikte otoriter olan bu formül, bizlere çok aşina gelse de bu durum Türkiye’ye mahsus değil, neoliberal kapitalist düzenin bütün dünya ölçeğinde uyguladığı bir program. Geçtiğimiz günlerde programa uygun şekilde, İspanya’da kürtaj hakkını kısıtlamaya yönelik kanun teklifi gelmesi hiç tesadüf değil. Çünkü neoliberal kapitalizm “refah” anlayışını toplumun ezilen kesimlerinin sırtından yaptığı mühendislik hesabına ve halihazırda kazanılmış hakların tırpanlanmasına borçlu.

Ey Hukuk! Neredeysen çık ortaya!

0

2011 genel seçimlerinde beşi BDP’den olmak üzere tutuklu olan sekiz milletvekili meclise girmeye hak kazanmıştı. Geçtiğimiz günlerde CHP’den milletvekili seçilen Mustafa Balbay tahliye edildi. Balbay’ın yargılanması bitmiş, 34 yıl 8 ay ceza verilmişti. Balbay’ın serbest bırakılmasından sonra kamuoyundaki beklenti, mahkemenin Balbay’ın tahliye edilmesini emsal alarak diğer tutuklu vekillerin de serbest bırakılması idi. Beklenen olmadı; mahkeme, tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verdi.

Bir acayipleşti havalar! Cephe mi, CeHePe mi?

0

Haziran’da Gezi ayaklanmasının ardından bütün bu ayaklanmaya katılan insanların yerel seçimlerde nasıl bir etkiye sahip olacakları özellikle burjuva medyadan başlayarak konuşulmaya başlandı. “Bir kişi bir oy”(*) klişesinden ve “demokrasi=sandık” ve “demokrasi=seçim” karikatürüne inanmaktan ibaret ruh halinin, bunun dışında bir beklentiye girmesi de beklenir değildi, elbette.

Emekçinin ayakkabı kutusu: Asgari ücret

0

20 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren asgari ücrete yapılacak zam miktarı için, tespit komisyonu toplandı. İşveren temsilcileri, 2014 yılı Ocak ve Temmuz için sırasıyla %3 + %3 zam önerdiler. Asgari ücreti belirleyecek olan nihai toplantı 26 Aralık’ta yapılacak.

Son 10 yılda ortalama ekonomik büyümenin %5 olduğu Türkiye’de asgari ücret yerinde saymaya devam ediyor.

İstanbul Kent Mitingi gerçekleşti!

0

Gezi direnişiyle birlikte AKP hükümetinin, içinde yaşayanları yok sayarak kentsel alanları sermayeye teslim etme politikalarına karşı oluşan muhalefetin giderek somutlaştığına tanık olmuştuk. Kuzey Ormanları’nın talanına rağmen yapılması planlanan 3. Köprü, 3. Havalimanı ve diğer kentsel yıkım projelerine karşı bir araya gelen çeşitli gruplar 22 Aralık 2013 gününe Kadıköy’de İstanbul Kent Mitingi için çağrı yaptılar.

Ayaklanmalar burjuva kamplar arasına sıkışırken

0

Avrupa kıtasında başveren son kitlesel seferberlik süreçleri alışık olduğumuz cinsten tablolar sunmayarak, idrak etmemizi şart koşan farklı bir gerçekliğin sokaklarda kendisini ifade etmeye başladığını açık açık gösteriyor. Ekonomik krizin sosyal ve demokratik haklarda açtığı derin gediklerin yuttuğu yığınlar bir yandan genişleyip kaderlerinde söz hakkına sahip olmak adına mücadeleye atılırlarken, öte yandan neoliberal yıkımın yerini somut bir alternatifle dolduramayan sol siyaset, kendi kabuğunu kıramadığı bir vaziyette. Zira mevcut durum masaya yatırıldığında, kalkışmalardaki siyasi önderliğin sağcı grupların ellerinde olduğu sonucuna mekanik olarak varmak mümkün olmasa da, mücadeleler silsilesi içerisindeki ağırlıklarının yadsınamayacak derecede belirleyici olduğunu teslim etmek gerekecektir.