Ana Sayfa Blog Sayfa 95

Türk diplomasisi saf mı değiştiriyor?

0

19. yüzyıl savaş kuramcısı Von Clausewitz’in, savaşların politikanın bir uzantısı olduğuna ilişkin belirlemesini, ülkelerin “barışçıl” dış politikalarının da egemen sınıfların sınırötesi projelerinin bir yansıması olduğu biçiminde okuyabiliriz. Buna karşılık, savaşlar ülkelerin tarihinde politikanın son derece sıkışmış patlamalı hali iken, diplomasi çok daha uzun evrelere yayılan kesintisiz bir faaliyettir. Bir devletin egemen sınıflarca belirlenmiş, uzun sürelerce sınanmış, kurumsal yapısına işlemiş dış politika çizgisi, dünyada ya da o ülkenin jeostratejik bölgesinde köklü değişikler ya da bizzat ülkenin iç politikasında radikal bir rejim dönüşümü olmadığı sürece sürekliliğini korur. Diplomatik manevraları ne hemen strateji değişikliği olarak görmeli, ne de dış politikayı polisiye roman entrikalarıyla izah etmeye çalışmalıyız.

Naciye Güllüoğlu’nu kaybettik

0

Dostumuz, kardeşimiz, yoldaşımız Naciye Güllüoğlu’nu beklenmedik bir kalp kriziyle kaybettik.

AKP tipi istikrar

0

İstikrar, Başbakan Erdoğan’ın övünürken de bahane üretirken de kullandığı kilit bir kavram. Erdoğan AKP hükümetinin on bir yıllık icraat tablosunu itinayla istikrar kavramı üzerinden anlatmayı tercih ediyor. Yetinmiyor aynı zamanda istikrarı korunması gereken yasaklar (statüko) için de bir gerekçe kaynağı olarak kullanıyor. Erdoğan’ın yüzde onluk seçim barajını siyasi istikrar bozulur gerekçesiyle defalarca reddettiğini biliyoruz. Anadilde eğitimin reddi, TMK’nın ısrarla muhafaza edilmesi, Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu’nun varlığı, Özel Yetkili Mahkemelerden bir türlü vazgeçilememesi gibi birçok örnek de, siyasi istikrar adına, Erdoğan ve AKP hükümeti tarafından savunuluyor. Mezarda emeklilik yasası ekonomik istikrar adına uygulamaya sokuldu. Kıdem tazminatına ekonomik istikrar adına el konulmak isteniyor. Esnek ve güvencesiz çalışma ülke ekonomisinin istikrarı gerekçesiyle hayata geçirildi. Malum, en az üç çocuk da yine gelecekteki ekonomik istikrar adına talep edilmekte. Kısacası istikrar her derde deva bir açıklama olarak sahneye sürülüyor.

Darphane işçileri direnerek kazandılar

0

Yaklaşık üç ay önce başlamış bulunan Darphane işçilerinin grevi, 13 Eylül tarihinde birçok kazanımla ve birkaç uzlaşmayla sona erdi. Türk-İş’e bağlı Basın-İş üyesi 257 işçi, toplu sözleşmede işverenle anlaşmaya varamayarak 25 senelik sessizliklerini bozmuş ve altın, madeni para, nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport ve benzerlerinin üretildiği sektörlerinde üretim sürecini durdurma kararını uygulamaya geçirmişlerdi.

İşverenin iki ay sigortasız çalıştırma hakkı var mı?

0

09.11.2011 – 07.05.2013 arasında, ilk iki ayı sigortasız olarak bir işyerinde çalıştırıldım. 07.05.2013 günü, işten çıkarıldığımı söylediler. Kıdem tazminatına hak kazandım mı, bir de ilk iki ay sigortasız çalıştırma hakları varmış, doğru mu?

Eğitim A.Ş.

0

Hükümetin eğitim sistemine yaptığı neoliberal saldırılar bitmek bilmiyor. Ödediğimiz onca vergiye karşılık nitelikli parasız eğitimi sağlaması gereken hükümet, tam tersine eğitimi nasıl ticarileştireceğine, şirketleri ve sermayeyi eğitim kurumlarına nasıl sokacağına kafa yoruyor. Bunun bedeli de hakkımız olan nitelikli parasız eğitimin gasp edilmesi oluyor.

AKP burjuvaziyi önderlik krizine sürüklüyor!

0

Turgut Özal’ın alamet-i farikası burjuvazinin önderlik krizine güçlü bir yanıt oluşturma potansiyelinde saklıydı. Bu yanıt dört temel noktaya dayanmaktaydı: Neoliberal bir program; tek başına hükümet olabilecek seçmen desteği; toplumsal ve siyasal açıdan sürdürülebilirlik ve dış destek. Bu potansiyel bütün sonuçlarına istenen seviyede ulaşamadı ama Recep Tayyip Erdoğan’a bayrağı devretmek için gerekli zemini sağladı. Burjuva parlamenter sistem Özal ile Erdoğan arasında 1970’li yıllara benzer istikrarsızlıklar yaşadı. En önemli sorun kitlelerin burjuva parlamenter işlerliğe giderek daha derin bir güvensizlik beslemesiydi. Burjuva politikacı toplumsal algıda hırsızdan farksız bir konuma sahipti. Burjuvazi Özal ile başlayan ve Erdoğan ile kurumsallaşan şekilde işte bu ayaklar altına düşen önderlik krizini ve sistemin işlerliğini göreceli olarak çözme imkanına kavuştu. Bu sayede tüm alanlarda burjuvazinin öncelik, çıkar ve ihtiyaçları temelinde değişimler gerçekleşebildi. Siyasi iktidarın Kürt sorunu gibi tarihsel bir dizi sorunun burjuva çözümüne girişebilmiş olması yine bu sayede mümkün olabildi. Kuşkusuz dünya konjonktürünün görece uygunluğu, ABD ve AB’nin dış destekleri sayesinde!

Yunanistan Avrupa’nın neresine düşer?

0

Almanya’da Angela Merkel’i üçüncü kez iktidara getiren seçimler boyunca yapılan analizlerin birçoğunun merkezinde Yunanistan’ın kesinti paketlerine devam edip etmeyeceği yer alıyordu. Pekiyi, Almanya’da hükümeti belirleyecek seçimlerin ardından adeta bir iç politika unsuru gibi Yunanistan’daki ekonomi politikalarının ele alınması ne anlama geliyor? Çok açık, bu durum, krizin aşılmak bir yana giderek kangrene dönüştüğü ve bankaları kurtarmak adına yıkım politikalarını Avrupa işçi sınıfına dayatan “güçlü iktidarların ve ekonomilerin” dahi kaderinin pamuk ipliğine bağlı olduğu gösteriyor.

Meksika’da öğretmenlerin hedefinde neoliberalizm var

0

Eğitimde uygulamaya sokulan neoliberal reformlara karşı yükselen seferberliklerin yarattığı politik krizler, süreçler ilerledikçe derinleşmeye devam ediyor. Şili, Kanada ve Fransa gibi ülkelerin isimleriyle sembolleşmiş bulunan eğitim protestolarına, bu sefer Meksika da katıldı.

Kıdem tazminatına yeni bir soygun planı geliyor!

0

Ekonomik mucizesi emek karşıtı neoliberal bir planın uygulanmasına dayanan AKP hükümeti, sıcak para musluklarının kesilmeye başlamasıyla, ajandasındaki saldırı paketlerini tek tek ortaya çıkarmaya başladı.

Paket, demokratikleşme ve Kürtler

0

Bu ülkede demokratikleşme deyince akla Kürt halkı ve taleplerinin gelmemesinden daha abes bir şey olabilir mi? Faili meçhuller, baskılar, zorla yerinden etmeler, adını koymakta yıllar boyu tereddüt edilen bir gerçeğe sorun demekte bile zorlananlar… “Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimin sorunları vardır” ile başlayan zoraki bir kabullenmeden sonra adına açılım, çözüm, paket diyerek ambalajlanan -artık “q,w,x” harflerini de kullanarak yeni isimler türetebilirsiniz- bir aldatmacayla daha karşı karşıyayız.

“Demokratikleşme” paketi: AKP’nin ustalık güldürüsü!

0

AKP hükümeti yaşadığı derin meşruiyet krizini yeni kozmetik müdahalelerle aşma çabasında. İçeride Gezi isyanına dışarıda Arap devrimlerine toslayan, yarattığı ekonomik balon patlamanın arifesinde olan AKP hükümeti, son olarak da Kürt hareketiyle yürüttüğü “çözüm sürecini” bir çıkmaza soktu. Bütün bu sorunlardan çıkış yolunun formülünü ise hükümet, 11 yıllık iktidarı boyunca alanında ustalaştığı yeni bir “Ali Cengiz oyunu”nda buldu: “Demokratikleşme” paketi!

Bestek, demokratîkbûn û Kurd

0

Li vî wlatî dema qala denokratîkbûnê tê kirin gelê Kurd û daxwazên wan nehatina bîrê ji vê tiştek eletewştir heye? Kuştin, zext, mişextî kirin, ji rastiyekê re ku di nav lê kirinê de bi salane dûdil bûn di gotina pirsgirêkê de yên zor lê tê… Bi gotinên “Pirsgirêka Kurd nîne, pirsgirêka vrayên min ên Kurd heye” em bi xapandinek din re ku wek vekirin, çareserî, bestek bi navkirinê tê ambalaj kirin -êdî bi tîpên “q, x, w” hûn dikarin navên nû zêde bikin- rû bi rû ne.

Kadın İstihdamı Paketi: Müjde mi, kara haber mi?

0

Aile Bakanlığı tarafından müjdeyle açıklanan, Ankaralı sanayiciler tarafından ise “Kadınlar artık zor iş bulur” olarak değerlendirilen kadın istihdam paketi Kasım ayında TBMM gündeminde olacak. Çalışma Bakanı Faruk Çelik için bu paket, öncelikle “genç nüfus ve sağlıklı aile kurumunun devamlılığı” demek. Fatma Şahin ise, bu pakette “işletmelere yük getiren hiçbir tedbire yer vermedik, konu açısından endişe edilecek bir durum yok” diyerek patronları rahatlatıyor. Genç nüfus, güçlü aile, patronlar derken kadınların adını anan pek yok.

Bana musahibini(*) söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!

0

Ankara Tuzluçayır mahallesinde hükümetin binbir ruhsat kolaylığı ile imara açtığı Cami-Cemevi projesi, Alevilerin günlerce-gecelerce süren başkaldırılarına neden oldu. Yoğun bir Alevi nüfusa sahip Tuzluçayır ve Mamak bölgesinde polis ile şiddetli çatışmalar yaşandı. Polis terörü, İstanbul Beşiktaş’ta olduğu gibi tüm mahalleyi cezalandırma haline dönüşerek, evlerin içine gaz bombaları atıldı, insanlar plastik mermiler ile yaralandı. Buna karşılık, direnen mahallede bir adım geri çekilme olmadığı gibi, sokak sokak kurulan barikatlara genç-yaşlı-çocuk yüzlerce insanın terinin akmasının önü açıldı.

Tiyatrofobi’den yeni oyun: Aile Mezarlığı

0

“Emre üç ay önce babasını kaybetmiştir. Babasının kaybı ile içine kapanan ve insanlarla ilişkisini kesen Emre için en yakın arkadaşları Fırat ve Görkem bir çilingir sofrası kurar. Emre’nin ilk kez kendi duygularıyla yüzleşmek istemesi üç arkadaş arasında derin bir hesaplaşma başlatır. Gerçek ve kurgunun, seyirci ve oyuncunun birbirine karıştığı uzun bir gece. Fırat’ın evinde bu geceye sadece tanık olmak, yahut bu gecenin bir parçası olmak elinizde. Yıkılan dördüncü duvarın enkazına gömüyoruz babaları.”

Merkel’in “ustalık” dönemi

0

22 Eylül’de yapılan 2013 Almanya Federal Seçimleri, Merkel’in liderliğini yaptığı Hristiyan Birlik Partisi’nin (CDU) mutlak zaferiyle sonuçlandı. Muhafazakar demokrat CDU, oylarını %33’ten %42’ye yükselterek üç kez üst üste hükümeti kurma görevini aldı.

Beşiktaş Çarşı sadece bir taraftar grubu değildir!

0

Simon Kuper’in de dediği gibi “Futbol asla sadece futbol değildir.”

Futbolun toplum ve politika üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçek. Bunun en yakın örneğini İstanbul’daki Gezi Parkı eylemlerinde gördük.

Kazova defilesi: İşgal et! Diren! Üret!

0

Kazova işçileri, Somuncu Ailesi’nin Ali Cengiz oyunları ile makineleri çalıp, tahrip etmesine fabrikayı işgal ederek cevap vermişti. Türkiye sınıf mücadelesi için oldukça önemli olan bu direnişi bir adım daha ileri götüren Kazova işçileri, Ağustos ayında üretime başladı.

İzmir Gündoğdu İskele Forumu: ‘Direnişi büyütmek için yan yana geliyoruz!’

0

20 Haziran’da direniş çadırlarının dağıtılmasından beri düzenli olarak Alsancak İskele’de toplanan ve Alsancak’taki yerel halkın ve çalışanların sorunlarını gündemine almaya çalışan Gündoğdu İskele Forumu, ‘Direnişi büyütmek için yan yana geliyoruz!’ sloganıyla 25 Eylül’de Alsancak’ta yeni bir etkinlik gerçekleştirdi.

Gezi tutsaklarına özgürlük!

0

İzmir’de Gezi Tutsakları Aileleri, dün 8. kez bir araya geldiler. Konak YKM önünde buluşan yaklaşık 40 kişilik protestocular, buradan Konak Saat Kulesi’ne doğru yürüyüşe geçti.

Kazova: “Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.”

0

İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı?

Kazova’dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat haklarımızı almak için patrona talepte bulunmamızla başladı ve patron bizi muhatap almadı. Biz haklarımızı istedik; yani burada herhangi bir hırsızlık yapmadık, ama fabrikada bizi muhatap alan hiç kimse yoktu. Biz 31 Ocak’ta fabrikaya geldiğimizde hepimiz 1 haftalık izine çıkartıldık. Bunun öncesinde fabrikada iş vardı, ama para verilmiyordu, Cumartesi, pazar da mesai yapıyorduk. Sonra bir gün işe geldik, duvar çekilmiş fabrikaya; bunun neden yapıldığını sorduk. Umut Somuncu bize “Ben babamla anlaşamıyorum, biz burayı böleceğiz. Babam sürekli ihracat çalışıyor, ben ihracat çalışmak istemiyorum. Ben kendi piyasama çalışmak istiyorum. Kendim yapıp, kendim satacağım.” dedi. On bir arkadaşımız öbür tarafa geçti. Bu olaydan sonra bir ay daha çalıştık. Daha sonra 1 Şubat’ta bir hafta izne çıkartıldık. Geri geldiğimizde fabrikada patron yoktu. Hiç kimse yoktu, muhatabımız yoktu; bir avukat vardı sadece.

Suriye ve askeri müdahale. Sol hareketin sorumluluğu

0

Emperyalist müdahaleye hayır! Tabii ki, kapitalizmin büyük dünya jandarması hiçbir zaman halkları savunmak ve onların özgürlük mücadelelerine yardım etmek için askeri müdahalede bulunmamıştır, bulunmayacaktır da. Ama aldanmaya yer bırakmayalım, bizim, emperyalist müdahaleye rejim katliamlarına devam edebilsin diye karşı çıkanlarla, hangi halkın baskıya ve yoksulluğa karşı ayaklanabileceğine (Tunus ya da Mısır) hangilerinin ise ayaklanamayacağına (Libya ya da Suriye) karar verme hakkının kendilerinde olduğunu sananlarla hiçbir ortak yanımız yoktur. Biz daha ilk günden itibaren devrimin yanında olduk ve hep öyle olacağız.

Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi sessiz sedasız kapatıldı

0

Taksim Meydanı’nı yayalaştırma, Tarlabaşı’nı dönüştürme, Cihangir Parkı’na sosyal tesis, Galataport derken, hükümetin Beyoğlu’nu “soylulaştırma” projelerine son olarak Taksim İlkyardım adıyla bilinen Taksim Eğitim ve Araştırma Hastahanesi’nin “yenilenme” adı altında kapatılması eklendi.

Kadıköy’de polis saldırısı

0

Geçtiğimiz Cumartesi akşamından beri Kadıköy’de giderek artan sayıda kitleler hükümetin politikalarına ve baskılarına karşı yürüyüş yapıyorlar. Suriye’ye emperyalist müdahale, cami-cemevi projesi, Taksim’e yapılan polis saldırıları, Ahmet Atakan’ın katledilişi gibi birçok nedenden dolayı son beş gündür Kadıköy’deki protesto yürüyüşlerinin ardı arkası kesilmiyor. Eylemciler zaman zaman ana caddenin trafiğini keserek boğa heykelinden vapur iskelesine kadar yürüyor (buradan eylemcilerin bir kısmı Taksim’e uğurlanıyor), zaman zaman Bahariye Caddesi’nden geçerek bütün Kadıköy’ü sokak sokak dolaşıyor.

Kadıköy halkı Tuzluçayır için yürüdü

0

Mamak Tuzluçayır’da geçtiğimiz gün temeli atılan cami-cemevi projesi, Aleviler tarafından yoğun tepki topladı. Tuzluçayır meydanına yürüyüşe geçen Mamak halkına polis TOMA, biber gazı ve plastik mermiyle saldırdı. Çatışmalar bütün gün boyunca devam etti.

Taksim’den ODTÜ’ye mücadele sürüyor

0

ODTÜ arazisinden geçirilmesi planlanan ve 100. Yıl ile Çiğdem Mahallelerini ikiye bölüp rant alanı haline getirecek olan yola karşı sürdürülen direnişin fitillediği mücadele ateşi yurt genelinde etkisini sürdürmeye devam ediyor.

Kadıköy’den ODTÜ’ye selam

0

ODTÜ, 100. Yıl mahallesi ve Çiğdem mahallesi günlerdir hükümet tarafından yapılması planlanan yol nedeniyle karışmış durumda. Mahalle halkı ve öğrenciler yapılıp yapılmamasında hiçbir söz hakkına sahip olmadıkları ve yaşam alanlarını yıkacak olan bu yola karşı günlerdir direniş içerisindeler. Bu direnişi kırmak ve ağaçların kesilip yolun yapılmasına devam etmek için bugün (6 Eylül) polis direnişçilerin çadırlarına aynı Gezi Parkı’nda olduğu gibi bir sabah baskını yaptı. Baskın sırasında direnişçilere TOMA ve biber gazı ile müdahale edildi. 14 kişi gözaltına alındı.

İstanbul Kadıköy’de Dünya Barış Günü mitingi gerçekleştirildi

0

Demokrasi ve Barış Platformu’nun çağrıcılığını yaptığı 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi onbinlerin katılımıyla Kadıköy’de gerçekleşti. İki koldan yürüyen gruplar miting alanı olan Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi. Her iki kolun önünde Demokrasi ve Barış Platformu’nun “Gezi’den Lice’ye Barış için mücadeleye!” pankartı taşındı. HDK bileşenlerinin ağırlıkta olduğu kolda “Eşitlik, özgürlük ve barış için Gezi’den Lice’ye birlikte yürüyoruz!” ve “Gezi ruhuyla Rojava devrimini selamlıyoruz!” pankartlarıyla yüründü.

İktidar blokları hep dağılır çünkü çıkarlar değişir

0

AKP hükümeti için işler bir süredir iyi gitmiyor. Bunun en önemli nedeni dünya ekonomisinin kötüye gitmesi. Uygun koşullar yerini krize terk etmiş durumda. Bütün ekonomik göstergeler olumsuz. Siyasi istikrar da pamuk ipliğine bağlı halde. AKP hükümeti kriz koşullarını yönetemiyor. Ağzını açan herkese sopa gösteriyor. Bu nedenle “çıraklık” döneminde yıldızlaştığı söylenen hükümet “ustalık” döneminde acemi olmakla suçlanıyor. Sık sık kontrolünü kaybetmekle eleştirilen Başbakan Erdoğan’a “one minute” diyenlerin sayısı hızla artıyor. Üstelik bu kez sesini yükseltenler sadece müzmin muhalifler değil, “beraber yürüdük biz bu yollarda” denilen “dostlar” da işin içinde. Cemaatle yaşanan kavga bu durumun geldiği noktanın bir göstergesi. Dün Erdoğan’ı ve hükümeti yere göğe sığdıramayanların oluşturduğu “o eski halinden eser yok şimdi” korosu genişledikçe genişliyor. Kısacası iktidar bloku dağılıyor. Hükümet ise kızgın ve küskün! Şimdilik analizini; nifak, nazar, vefa ve komplo üzerinden yapıyor.

Ergenekon davası ve ordunun yeni rolü üzerine

0

Ergenekon davası sonuçlandı. Yaklaşık 5 yıl süren davadan çok sayıda müebbet ve uzun hapis cezaları çıktı. Müebbet alan sanıklardan birinin “sözde ve özde vatandaş” kavramının mucidi eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ olması kuşkusuz davanın en önemli siyasi sonuçlarından biriydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu temel unsurlarından biri sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin en tepesindeki komutanın terör örgütü yöneticisi suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmesi rejim içi güç dengelerinin tamamen değiştiğinin [ve değişmeye devam edeceğinin] en güçlü ve somut ifadelerinden biri olarak görülmeli.

KESK: “İş sözleşmesi değil, satış sözleşmesi yapılmıştır!”

0

KESK 29 temmuz 2013’te 2014-2015 toplu iş sözleşmesi taleplerini açıkladı. İçinde çalışma yaşamındaki olumsuzluklardan, maaşların erimesine, sosyal hak kayıplarından kadınların çalışma yaşamının düzenlenmesine kadar pek çok talep içeren sözleşme hükümetin MEMUR-SEN ile yaptığı erken görüşme nedeniyle tartışılamadı.

Suriye’de emperyalist müdahaleye hayır!

0

Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’ye dönük bir saldırı için hazır olduğu ve böylesi bir saldırının her an gerçekleşebileceği ilan edildi. Bunun için, Suriye’yi bombalama kapasitesine sahip Cruise füzelerini ve uçakları barındıran birçok savaş gemisi ve denizaltı, Akdeniz’de hazır bulunuyor. Böylesi bir müdahale Büyük Britanya, Fransa, çeşitli Arap devletleri (Suudi Arabistan, Katar) ve Türkiye tarafından da destekleniyor. Bu eylemi, Suriye rejiminin “kimyasal silah” kullanarak “kırmızı çizgiyi aştığı” gerekçesiyle gerçekleştirmeyi planlıyorlar.

Kazova 182 gündür direniyor!

0

4 aylık maaşları, ikramiyeleri, mesai ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları verilmeden, 31 Ocak 2013 tarihinde işten çıkartılan Kazova Tekstil işçileri, 182 gündür Bomonti’deki fabrikalarının önünde gasp edilen haklarını almak için mücadeleye devam ediyor. Kazova işçileri ağır ve güvencesiz iş koşullarına, Somuncu ailesinin fabrikada korku ve tehdit üzerine yarattığı çalışma düzenine karşı direnişlerini, 27 Şubat günü fabrikalarının önüne çadır kurarak başlatmışlardı.

BEDAŞ direnişi devam ederken

0

İstanbul Avrupa yakasının elektrik dağıtımını yapan BEDAŞ’ın geçtiğimiz aylarda özelleştirilmesi tamamlanmış ve devri gerçekleşmişti. Şirketi devralan Kolin-Cengiz-Limak üçlü ortaklığının ilk icraatı ise sayaç okuma ve açma-kesme servislerinde çalışan 440 işçiyi işten çıkarmak olmuştu. Bunun üzerine Enerji-Sen sendikasının öncülüğünde direnişe geçen BEDAŞ işçileri mücadelelerini halen sürdürmekte.

Sermaye, polisini önden gönderdi

0

2012 senesinde yeni öğrenim ve eğitim dönemine başlarken, AKP hükümetinin sadece birinci öğretimdeki harçları kaldırmış olması, öğrenci hareketinden farklı tepkiler ile karşılanmıştı. Gerçekçi olmayan bir tutumla kimi çevreler bunu öğrenci hareketinin başarısı sayarken, çoğunluk üzerinde bir şaşkınlık duygusu hâkimdi. Biz o dönemde, bu uygulamanın piyasalaştırmanın önüne geçmediğini, amacın tansiyonu düşürmek olduğunu ve aslında “fırtına önceki sessizlik” olduğunu daha önce vurgulamıştık. Bu sessizliği, burjuvazinin kamusal eğitimi yok etmesini öngören yeni YÖK taslağı bozmuştu. Yeni döneme girmeden evvel üniversitelerden özel güvenliği çekip yerine İçişleri Bakanlı’ğına bağlı resmi polis kuvvetlerinin getirileceğini dile getiren burjuvazinin temsilcileri ise, yeni bir mesaj veriyorlar: Havuç kalmadı, sopa verelim mi?

Yarım milyondan fazla öğrenci “arada kaldı”!

0

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Şimdi Türkiye’nin konumu itibariyle biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz. Ara eleman ülkesiyiz.” açıklamasını, doğanın ve toplumun her aşamasında görülen geçiş formlarından bir kısmını gündeme almak için, güzel bir fırsat olarak görüyoruz. Üstelik, bunun için arkeolojik kazıya da ihtiyacımız yok. Zira, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bir bakanı, ideolojik, politik, ekonomik ve nihayet kültürel olarak “arada kalma” halini çok veciz bir biçimde açıklamış bulunuyor. Son olarak SBS’de açıkta kalan 600 bine yakın öğrencinin durumunu da bu açıklamayla beraber okumak gerekiyor. Peki ne anlama geliyor tüm bunlar?

“Çözüm”ü beklerken

0

Hükümetin bu ay Kürt sorununda ‘çözüm’e ilişkin bir paket açıklayacağı biliniyor. Bu paket ne kadar demokratikleşme içerecek tartışıladursun, Başbakan açıklamaları ile paketin rengini netleştirdi. Pakette Kürtlerin temel taleplerinden biri olan anadilde eğitime ilişkin bir düzenleme yok. Başbakan, bunun bir bölünme konusu olduğunu, anadilin resmi dili aşındıracağını söyledi. Bir başka önemli taleplerden biri olan siyasi af ise söz konusu bile değil…

AKP uçuruma yuvarlanırken… İşçi hareketi ayağa!

0

AKP hükümeti 11 yıllık saadet döneminin sonuna geldi. İç politikadan ekonomiye, dış politikadan Kürt sorununa hükümet bir çıkmazın içinde bulunuyor. Teğet geçtiğini iddia ederek böbürlendiği dünya ekonomik krizinin ekonomik ve politik sonuçlarıyla, Erdoğan ve AKP hükümeti için şimdi yüzleşme vakti!

Kadınların gözünden Gezi ve sonrası

0

Geceleri çevresinden temkinle geçtiğimiz Gezi Parkı’na pek çoğumuzun rahatça gidip oturmuşluğu yoktu. Muhtemelen “üç-beş” ağacı gece gündüz nöbetleşe savunanlardan da değildik. Bir kısmımız tencere tava ile sokaktan gelen seslere eşlik ederken, daha sonra kapının önüne Talcid indirmekle attık adımımızı sokağa. Sonra meydanlara yayıldık, sokakta, forumlarda ve gittikçe bütün parklara dağıldık. Daha önce ol(a)madığımız her yerdeydik, olduğumuz her yeri değiştirdik ve böyle sembolleştik direnişte. Dayanışmayla büyüdük. Tıpkı direnişin kendisi gibi.

Gezi’nin ardından artan grevler ve TEKSİF örneği

0

Türk-İş’e bağlı Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) ile tekstil işverenleri örgütlerinin yaptığı 23. dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecindeki anlaşmazlık sonucu, Türkiye tarihinde ilk kez 12 bin tekstil işçisi 8 gün boyunca greve çıktı. Saray Halı, Vakko, Levi Strauss gibi büyük fabrikaları da kapsayan greve 30 işyeri katıldı.

Darphane’de grev kararlılıkla sürüyor!

0

İkinci ayına yaklaşan Darphane grevi kararlılıkla sürüyor. Yaklaşık iki ay önce Basın-İş üyesi Darphane işçileri kendilerine dayatılan işçi düşmanı toplu iş sözleşmesini kabul etmeyip greve gittiler. Beşiktaş’taki Darphane önünde bulunan çadırlarında grev kırıcılığına geçit vermeyen işçiler, mahalle halkından da büyük destek görüyor.

İC Yaz Kampı’nda Gezi isyanı tartışıldı

0

İşçi Cephesi yaz kampı bu sene 26-28 temmuz tarihleri arasında gerçekleştirildi. Kampta İşçi Cephesi okurlarının yanı sıra UBK’nın İspanya seksiyonu Enternasyonalist Mücadele (LI) ve Fransa’dan Enternasyonalist Sosyalist Grup (GSI)’tan yoldaşlarımız da bizimleydi.

Kadın cinayetleri politiktir derken…

0

Geçtiğimiz ay Beyoğlu Polis Karakolu’nun 150 metre ilerisinde bir kadın, kocası tarafından 27 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. ‘Çevik’ kuvvet Gezi Parkı ile ilgili her ‘toplumsal olay’a müdahalede hiç gecikmezken karakolunun önündeki cinayeti engellemedi. Engelleyemedi demiyoruz, zira bugünlerde Taksim Meydanı’na polisin gelmesi için üç kişinin yan yana gelmesi yetiyorken, yanı başlarında bir kadının öldürülmesine müdahale etmemek, ‘cinnet geçiren bir koca’nın aile işlerine karışılmaz, mantığıyla vuku buldu herhalde.

Emperyalizm, mezhepçilik ve Suriye devrimi

0

Joseph Daher, Suriye Devrimci Sol Akımı’ndan ve syriafreedomforever.wordpress.com’un yöneticilerinden biri. Mark Goudkamp’ın kendisiyle 23 Ağustos’ta Suriye devrimi hakkında yaptığı röportajı Türkçeleştirerek paylaşıyoruz. (Aslı için: http://www.solidarity.net.au/59/imperialism-sectarianism-and-syrias-revolution/)

Yayılmacı hayallerin sonu

0

Tayyip Erdoğan’ın ciddi bir sorunu var. Sadece neoliberal ve İslamcı muhafazakar politikalarına kitlesel seferberliklerle yanıt vermeye başlayan emekçi yığınlarla değil. Kendisini iktidara yükselten finans kapital ve yerli burjuva kesimlerle de başını derde sokmak üzere. Dünyanın hiçbir ülkesinde burjuvazi hükümetin ucuz emek, dış ticaret ve yatırım olanaklarını giderek karşılığı olmayan “ideolojik” nitelikli gerekçelerle heba etmesine uzun süre tahammül edemez. Oysa Erdoğan’ın bugünkü AKP hükümeti, burjuvazinin iş yaptığı hemen tüm ülkelerle kavgalı dövüşlü duruma gelmiş halde ve burjuva basını bu durumu “Türkiye’nin yalnızlaşması, tecrit olması” biçiminde yorumlamakta. Politika ve diplomasi think-tank‘ları Türk dış politikasının “beceriksiz ellerde” olduğundan yakınmakta.

Suriye Devrimci Sol Akımı’ndan Guta katliamı deklarasyonu

0

Esad rejiminin kimyasal silah kullanımı sonucu Şam’ın doğusundaki Guta bölgesinde gerçekleşen katliama ilişkin olarak Suriye Devrimci Sol Akımı’nın yayımladığı deklarasyon

BEDAŞ işçilerinin direnişi 20 günü geride bıraktı: “Sınıf olarak mücadelemizi ortaklaşarak yürütmeliyiz”

0

İşten atılan BEDAŞ işçileri Enerji-Sen öncülüğünde direnişe devam ediyor. Direnişin 20. gününde, direnişin başından bu yana yanlarında olduğumuz BEDAŞ işçileriyle mevcut durum üzerine sohbet ettik.

Bir işçi sınıfı kahramanı: Lev Troçki

0

18 yaşındayken kurduğu Güney Rusya İşçi Birliği grubunun içerisinde bir yoldaşıyla beraber faaliyet yürüten Troçki, bu yoldaşının örgütten uzaklaşıp okul eğitimine ağırlık verdiğini gözlemlediğinde ona bir not yazmış ve şöyle demişti: “Eylemsiz inanç ölüdür.”

BEDAŞ işçileri Karadolap Forumu’ndaydı

0

Haziran ayaklanmasının ilk günlerinde kitlesel gösterilere sahne olan Alibeyköy’ün emekçi mahallesi Karadolap’ta uzun bir aradan sonra mahalle forumu geniş katılımla gerçekleşti.

Yaklaşık 100 kişinin katıldığı forumda, ilk sözü Disk-Ar Başkanı Serkan Öngel aldı. Öngel yaptığı konuşmada, AKP hükümetlerinin uyguladığı tüm politikaların neoliberal temelde olduğunu, Kemal Derviş’in ekonomi politikasını daha da geliştirerek yaygınlaştırdığını, bu durumun emekçileri ve işçileri etkileyerek yoksulaşmanın ve işsizliğin arttığını, aynı zmanda alım gücünün de büyük ölçüde düştüğünden bahsetti. Öngel’in istatistiki bilgilerle yaptığı konuşmanın ardından soru cevap bölümüne geçildi.

Cuma günü yapılan forumun bir de misafirleri vardı; direnişteki BEDAŞ işçileri.

Hukuksuzca işten atılan işçiler, işten atılma ve direnişe başlama süreçlerini anlattı. BEDAŞ’ın hükümet eliyle özelleştikten sonra yaptığı ilk icraat olan işten çıkarmaların aslında, örgütlü sendikalı işçilerin tasfiyesi olduğunu,örgütlü işçiler yerine kölelik koşullarında çalıştırabilecekleri işçiler aradıklarını belirttiler. İşçiler konuşmalarının son bölümünde direnişlerine destek çağrısı yaptı.