Hava-İş’in günler öncesinden duyurduğu grev, 15 Mayıs 03:00’te başladı. Günün ilk saatlerinde başlayan grev önce polis ablukasına alındı. Grev pankartının ve gözcülerin dış hatlar terminalinde durmasına izin verilmedi.
Türkiye’de politik durum (2013)
1. Türkiye’de 1980’den bu yana -giderek artan ölçüde- bütün hükümetlerin temel yönelimi neoliberal politikalar doğrultusunda emperyalist dünya sistemiyle tam bir uyum ve bütünleşme yönündedir. Devletin ekonomik faaliyetlerden çekilmesi anlamında küçülmesine karşılık gelen bu neoliberal politikalar, bir yandan eğitimden sağlığa her türlü hizmetin özelleştirme yolu ile piyasalaştırılması ve sosyal hakların gaspı gibi sonuçlar doğururken, bir yandan da üretim sürecinin esnekleşmesi, güvencesizleşmesi ve üretenlerin örgütsüzleşmesi sonuçlarını beraberinde getirdi. Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, esnekleştirme ve sosyal politikaların tasfiyesi son otuz yılda sermaye lehine emek aleyhine eşitsiz bir tablo oluşmasına yol açtı.
Uluslararası Perspektifler (2013)
1. Dünya ekonomik krizinin açığa çıkmasından bu yana 4 yılı aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, krizden çıkışa dair ufukta herhangi bir ışık görünmüyor. Krizin merkez üssü konumundaki Avrupa’da ekonomik büyüme durmuş vaziyette. ABD ekonomisi, trilyonlarca dolarlık banka ve şirket kurtarma operasyonlarının ardından, toparlanabilmiş olmaktan fazlasıyla uzak. Ve şimdi, krize karşı “korunaklı” olduğu iddia edilen Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde krizin etkileri giderek daha fazla belirginlik kazanıyor. Bu durum, mevcut krizin ’30’lu yıllardakine benzer biçimde küresel ve yapısal bir kriz olduğu ve kapitalizmin krizden ancak, üretici güçleri büyük ölçekte tahrip ederek çıkabileceği analizimizi doğruluyor.
Taşeron yalanı devam ediyor
Geçtiğimiz Nisan ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Üçlü Danışma Kurulu toplantısında sunduğu taşeron çalışmaya yönelik yeni yasa taslağı burjuva medya tarafından “taşeron işçiye müjde” ya da “taşeron işçiye süper koruma” şeklinde servis edildi. Bakanlığın ve dolayısıyla hükümetin uzun süredir üzerinde çalıştığı taslak, işçi ve işveren sendikalarına sunuldu. Ne var ki, yasa taslağı müjde ya da korumadan çok daha fazla hak gaspı ve daha fazla geleceksizlik barındırıyor.
AKP’nin yalan diktatörlüğüne karşı birleşik mücadeleye!
AKP hükümeti özgürlükten, demokrasiden, büyümeden, toplumsal refahtan ne kadar çok bahsederse, işçi sınıfına ve emekçilere dönük baskısı da o denli şiddetli oluyor. Son örneğini 1 Mayıs’ta gördüğümüz üzere bu durum, bir devlet terörü halini de alabiliyor. İşçi sınıfının bugünkü örgütlülük düzeyinin zayıflığından yararlanan AKP, inşa ettiği yalan imparatorluğunun arkasına sığınarak, ekonomik ve demokratik alandaki saldırılarını hız kesmeden sürdürebiliyor.
Reyhanlı katliamı derhal aydınlatılsın!
11 Mayıs Günü Hatay Reyhanlı’da gerçekleşen bombalı saldırılar sonucu onlarca sivil yaşamını yitirdi. Katliamın failleri henüz netliğe kavuşmuş değil. Ancak bunun bir önemi olmaksızın sivillere yönelik ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika işçi sınıfının birlik ve bütünlüğünü bozmaya, halkları birbirine kışkırtmaya yönelik böylesi bir saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Yapılan saldırının karşısında Reyhanlı halkının yanındayız.
“Sol Suriye devriminin yanında” etkinliği başarıyla gerçekleşti
Suriye devrimiyle uluslararası dayanışma günleri (6-12 Mayıs) kapsamında İstanbul’da, İşçi Cephesi ve Antikapitalist Eylem tarafından, 11 Mayıs Cumartesi günü Geoaktif Kültür Merkezi’nde, bir salon etkinliği gerçekleştirildi. Suriye Sol Koalisyonu’ndan Iyad Kriem ve Suriye Komünistler Örgütü’nden Ziad Sebai’nin konuşmacı olarak katıldığı, PYD Avrupa temsilcisi Hassan Mohammed Ali’nin telefon bağlantısıyla konuşma yaptığı etkinlikte, Suriye devriminin güncel durumu masaya yatırıldı ve kritik bir evreden geçmekte olan Suriye devrimiyle uluslararası sol güçlerin dayanışmasının önemi vurgulandı.
Hastanelerde kürtaj fiilen yasak
Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu’ndan kadınlar 3 Mayıs Cuma günü Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanarak fiili olarak kürtaj yasağının yaygınlaşmasını ve doğum kontrol yöntemlerine erişimin zorlaşmasını protesto etti.
1 Mayıs: Havuç kalmadı, sopa verelim!
AKP hükümetinin 1 Mayıs’ta Taksim diyenlere verdiği yanıt budur. Ve bu yanıt göstermiştir ki işçi sınıfı için “bir avuç güç on kamyon haktan” çok daha fazla gereklidir. Hak ve özgürlüklerin teminatının AKP ve benzeri neoliberal hükümetler olamayacağı bir kez daha açığa çıkmıştır. AKP’deki demokrat sayısının mezhabalarda çalışan vejeteryan sayısından fazla olmadığını anlamak için daha ne gerekiyor? Susuzluktan kırılana tuz yalatan bu hükümetin idaresinde işçi ve emekçiler, müebbet kapsama alanı dışına mahkûm edilmiştir. Bu ülke yasaklar için harcadığı enerjinin yüzde birini haklar ve özgürlükler için harcasaydı bugün baharı konuşuyor olurduk. Oysa yalancı baharları bitmeyen bu ülkede ölümlerin, baskı ve işkencenin, kadın cinayetlerinin, çevre katliamının, copun ve gazın işgali bitmiyor. Sakın inanmayın, bu ülkede dört değil iki mevsim var. Kara kıştan sonbahara savurulup duran hayatlarımız kıskaç içine sıkıştırılmış durumda. Mezbahada kesim sırasını bekleyen ineğe et kalitesinden ve şirket gelirlerinin artmasından bahseden kasap gibi Başbakan Erdoğan da işçi ve emekçilere sesleniyor: Varlığınız zenginliğimize kurban olsun. Ne büyük saadet!
Bosch işçileri: Mücadeleye devam
Bursa’daki Bosch fabrikasında işçilerin Türk-Metal’den Birleşik Metal-İş’e geçmesi işveren tarafından tepkiyle karşılanmıştı. İşçileri yıldırmak için her şey denendi. İşçilerse saldırılara direnişle cevap veriyor.
THY 15 Mayıs’ta greve çıkıyor!
Hava-İş Sendikası uçuş güvenliği ve iş güvencesi taleplerinin THY yönetimince karşılanmaması ve müzakere sürecinin tıkanması üzerine 15 Mayıs’ta greve çıkma kararı aldı. Geçtiğimiz yıl, havacılık iş koluna getirilen grev yasağına karşı eylem yapan 305 THY çalışanının işten atılmasıyla başlayan süreç, grev yasağının daha sonra çıkan yasalarla kaldırılması ve mahkemelerin aldıkları işe iade kararına rağmen atılan işçilerin geri alınmaması üzerine bugünkü noktaya geldi.
Bangladeş’ten mektup var!
Bir insan trafik kazasında ölebilir, yolda yürürken kafasına piyano düşerse ölebilir, 8 katlı bir binanın balkonundan düşerse ölebilir, genetik bir hastalığın neticesinde ölebilir…
1 Mayıs’ın “marjinalleri”
Öğretmen adayı Meral Dönmez ve lise öğrencisi Dilan Alp, polisin hedef gözeterek attığı gaz bombaları sonucu kafatasları kırıldı ve ağır yaralandılar. Vali Hüseyin Avni Mutlu tarafından, 1 Mayıs günü yapılan tüm basın açıklamalarında hep aynı hikaye tekrarlandı; Yaralılar münferit ! Bunlar radikal örgüt mensubu! Bunlar marjinal, marjinal, marjinal…
İşten Çıkarma Stratejileri Paneli: Hukuk ve birkaç etkileşim üzerine notlar
Bir eğitim şirketinden, bir eğitim hizmeti satın alıyorsanız öncelikle bu şirketin neye sahip olmasını beklersiniz? Eğitim vereceği konuya hakimiyet beklersiniz sanıyoruz, ortalama bir algı kapasitesine sahipseniz. Aşağıda göreceğiniz üzere, bir eğitim şirketi, anlatacağını iddia ettiği temel kavramlara ve eğitimin temelinde yer alan bilimsel metodolojiye nasıl sahip olmadığını bizzat ispatladı.
Rektör Karaca atamadığını soruşturuyor
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nde aylardır 50-d’ye karşı direnen asistanları yıldırma girişimine bir yenisi daha eklendi. Rektör Mehmet Karaca’nın talimatıyla Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden bir asistana açılan soruşturmanın gerekçesi “izinsiz afiş asmak ve üniversitenin huzurunu bozmak”. Soruşturmada 28 Mart günü referans olarak verildi. Yani asistanların rektörlüğü işgal ettiği gün.
Vio.Me: Patronsuz fabrika deneyimi
Yunanistan’ın Selanik kentinde inşaat ve temizlik malzemesi üreten bir fabrika olan Vio.Me.’de işçilerin maaşları 2011 Mayıs’ından beri ödenmemekteydi. Fabrikanın mal sahipleri iflasın ardından fabrikayı terk edip gittiler. İşçiler genel toplantıları sonucunda aldıkları kararla fabrikayı işgal etme ve işçi kontrolü altında fabrikayı işletmeye devam etme kararı aldılar. Yoğun bir mücadelenin ardından işçiler Şubat ayında üretime başladılar.
Krizin derinleşmesi ve işçi sınıfı üzerindeki saldırıların yoğunlaşmasıyla işçiler daha radikal mücadele yöntemlerine sarılmakta, bu arada işçi sınıfının geleneksel mücadele yöntemlerinden fabrika işgalleri yeniden gündeme gelmekte. Fabrikayı işgal ederek kendi denetimleri altında üretime geçen Vio.Me işçileri bu bağlamda, Türkiye ve tüm dünya işçi sınıfına değerli bir deneyim sunmakta. Aşağıda Vio.me işçi konseyi başkanı Makis Anagnostou ile Selanik’te yaptığımız söyleşiyi yayımlıyoruz.
DİSK Genel Kurulu, 1 Mayıs ve bugün
6 Nisan günü gerçekleşen DİSK Genel Kurulu ile işçi sınıfının kurmayı pozisyonundaki kurumlardan birinin bileşimi belirlenmiş oldu. Yeni DİSK önderliği seçimin hemen sonrasında 1 Mayıs, Temmuz’da açıklanacak olan işkolu istatistikleri ve hükümetin yeni saldırı planları ile karşı karşıya kalmış bulunuyor.
1 Mayıs 2013: İşçi sınıfının birliği, halkların özgürlüğü için, her gün mücadele!
Bu yıl 1 Mayıs’a giden süreçte, politik şiarımız “Güvenceli iş, onurlu bir yaşam ve halkların özgürlüğü” idi. Bu talepler, bizce bugün emekçi sınıfların ve ezilen halkların en yakıcı sorunlarını oluşturmakta ve bir mücadele günü olan 1 Mayıs’ta bunları alanlarda haykırmak elzemdir. Bu bağlamda bu yıl 1 Mayıs’a giderken bütün politik çalışmamızı bu şiar etrafında ördük, işçiler olarak birbirimize bu talebi anlattık, bu talep etrafında mücadele etmenin yollarını konuştuk.
Suriye Sol Koalisyonu: Siyonist saldırganlık üzerine deklarasyon
İsrail hava kuvvetleri devrimin başından bu yana dördüncü kez, Suriye hava sahasını ihlal etti. Bu ihlaller gittikçe daha da saldırgan hale gelmektedir. Siyonist devlet tarafından gösterilen bahaneler ne olursa olsun, Suriye sınırları Suriye halkının düşmanı tarafından ihlal edilmeye ve tıpkı Filistin’in tamamı gibi, topraklarının bir bölümü işgal altında tutulmaya devam ediyor. Bu saldırıların amacı, 40 yıldır İsrail’le çatışmaktan kaçınan bir orduya saldırarak, Suriye rejiminin yararı doğrultusunda kafa karışıklığı yaratmaktır.
Tekstil – Mutfakta isyan
Merhaba İşçi Cephesi okurları. Bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Daha önceleri iki ortaklı olan atölyede 30 civarında işçi çalışıyordu. Yemeğimizi ve çayımızı yapan bir aşçı vardı. Patronlar ayrılınca çalışan sayısı 20’ye indi. Bu durumda patron aşçıya ihtiyaç olmadığına karar vererek, yemeği dışarıdan tabldot usulü bir yemek firmasından almaya başladı ve aşçı kadını da işten çıkarttı. Patrona göre artık aşçıya ihtiyaç yoktu.
İstanbul 1 Mayısı’nda devlet terörü
İstanbul’da işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs kutlamalarına AKP hükümeti tarafından uygulanan devlet terörü damgasını vurdu. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmasını engellemek adına AKP hükümeti tarafından kentte sıkıyönetim önlemleri uygulandı. Günler öncesinden, söylemleriyle kutlamayı terörize etmeye başlayan hükümet, sabahın erken saatlerinden itibaren emekçilerin Taksim’e gelmesini önlemek için kentin bütün ulaşım hatlarını kesti ve Taksim’e ilerlemek üzere Şişli ve Beşiktaş kollarında toplanan kitleye dönük olarak, gün boyu vahşi bir terör uyguladı.
Nail Satlıgan’ı yitirdik…
Uzun bir süredir ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmekte olan iktisatçı, yazar ve çevirmen mücadele arkadaşımız Nail Satlıgan’ı 28 Nisan 2013 tarihinde kaybettik. Son derece ağır sağlık koşulları altında son büyük katkısını, Kapital’i Almanca aslından Türkçeye kazandırma çalışmalarına sunan Satlıgan, yazdığı kitap ve makalelerin yanı sıra, çeşitli dillerden yaptığı çeviri çalışmalarıyla da önemli bir Marksist referans olarak tanınmaktaydı.
Dünya Sosyal Forumu’nda Tunus’tan Suriye devrimine destek
26-30 Mart tarihleri arasında Tunus kentinde düzenlenen Dünya Sosyal Forumu’nu bugüne kadar düzenlenen bu tip uluslararası buluşmalardan farklı kılan bir öge vardı: Forum bu kez Ortadoğu devrimlerinin merkez alanında düzenleniyordu. Bu durum, Porto Alegre’de düzenlenen ilk dünya sosyal forumundan beri giderek azalan ilgi ve katılım oranlarında ani bir sıçramaya neden oldu. Son derece politikleşmiş bir ortamda 40 binin üzerindeki katılımcı, dünya kapitalizminin yol açtığı ekonomik krizden yerli halkların yok edilmesine kadar değişen çeşitlilikteki düzinelerce sorunu tartıştı, çözüm yolları aradı. Bu ilgi ve yüksek gerilim, kentin caddelerinde düzenlenen gösterilere ve özellikle son günkü Filistin halkının mücadelesini desteğe adanan kapanış mitingine de yansıdı. Tunus halkının yanı sıra büyük bölümü Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan, ama aynı zamanda Avrupa, Asya ve Latin Amerika ülkelerinden gelen on binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen yürüyüş ve mitingde Filistin halkının Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadelesi militan bir coşkuyla desteklendi.
“Suriye’de Kürtler kendi bakış açısıyla devrime katıldılar”
“Başaracağımıza inanıyoruz. Çünkü biz halkımıza, halkımızın iradesine, kendimize güveniyoruz. Hiç kimseye dayanmayarak, sadece bizimle aynı inançları, demokratik amaçları paylaşan dostlarımıza güveniyoruz ve diyoruz ki, kesinlikle halklar kazanacak. Bu biçimiyle Suriye’nin tablosu ve bizim Kürtlerin gerçeği budur.” diyen Demokratik Birlik Partisi (PYD) Dış İlişkiler Temsilcisi ve Batı Kürdistan Kürt Yüksek Konseyi Dış İlişkiler Komite Üyesi Hassan Mohamed Ali ile Tunus’ta Dünya Sosyal Forumu sırasında yaptığımız röportajın Suriye devrimi ve Batı Kürdistan’da gerçekleşen sürece ilişkin çok önemli bilgiler içerdiğini düşünüyor, bu inançla okurlarımızla paylaşıyoruz.
Hizbullah vuruyor polis koruyup kolluyor
Dicle Üniversitesi’nde Hizbullah’ın polis korumasında öğrencilere saldırmasını protesto eden İstanbul Üniversitesi öğrencilerine önce Hizbullah ardından polis saldırdı.
Suriye devrimiyle dayanışma çağrısı
Suriye devriminin desteklenmesi adına, Tunus’ta Dünya Sosyal Forumu sırasında gerçekleştirilen çeşitli toplantıların ardından Suriye’den, Tunus’tan, Avrupa’dan ve Latin Amerika’dan sol örgütler olarak, aşağıda yayımladığımız bildiri temelinde bir uluslararası dayanışma çağrısı yapma noktasında uzlaştık. Metin devrimin desteklenmesi yönünde ve emperyalizme karşı bir tutum alıyor ve Mayıs ayının ilk haftalarında Suriye devrimiyle uluslararası dayanışma günleri düzenlenmesi ve Haziran ayında Tunus’ta sol örgütlerin bir konferansını gerçekleştirmeyi öngörüyor.
Kore: Yeni bir savaş mümkün mü?
Kuzey Kore ile Güney Kore ve ABD arasında karşılıklı askeri tehditler son bir aydır artmış durumda. Kuzey Kore, Güney Kore ile (saldırmazlık anlaşmasını sona erdirdiğini) dolayısıyla ‘savaş durumunda’ olduklarını ve bir saldırı olursa saldırmaya hazır olduğunu tüm dünyaya duyurdu. Askeri hazırlıklar hızlanıyor. Peki bu çatışmanın kökleri nereye uzanıyor? Gerçekten de Güneydoğu Asya’da yeni bir savaş başlaması mümkün mü?
Dicle Üniversitesi’nde saldırılar
8 Nisan pazartesi günü Dicle Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik saldırılarda bazı öğrenciler bıçaklanarak yaralanmıştı. Sonraki pazartesiye kadar eğitime ara verilen üniversitede, öğrencilere bıçak ve sopalarla saldıran kişilerin polis güdümünde okula gelen Hizbullahçılar olduğu belirtildi. BDP’den ve Hizbullah’ın siyasi kanadı olan Hüda-Par’dan sağduyu çağrıları yapılsa da olayın karşıt görüş çatışması ya da kutlu doğum haftası gerginliğinden değil, bizzat polis destekli İslamcıların öğrencilere bilinçli saldırılarıyla patlak verdiği açık.
Koç Üniversitesi’nde emekçiler direnerek kazandı!
Koç Üniversitesi’nde 2 Nisan tarihinde başlayan direniş 7 günün ardından kazanım ile sona erdi. İşlerinden atılan işçiler, yıllardır emek verdikleri işlerine daha güvenceli şartlarla dönüp, pazartesi günü işbaşı yapacaklar. Koç Üniversitesi’nde süregelen mücadele, emeğin güvencesizleştirilmesi yoluyla daha yoğun sömürülmesine dayanan taşeron çalışma düzenininde gedikler açmayı başarabilmiş ve “imtiyazlı” olarak anılan bir vakıf üniversitesinde beklenmeyen bir seferberlik ve kararlılık örneği oluşmuştur.
Alibeyköy’de 1 Mayıs etkinliği
İşçi Cephesi, 1 Mayıs çalışmalarının başlangıcını, Alibeyköy’de gerçekleştirdiği etkinlikle yaptı. “Güvenceli iş, onurlu bir yaşam ve halkların özgürlüğü” şiarıyla, 1 Mayıs öncesi sınıflar mücadelesinin güncel durumunu tartışmak adına gerçekleşen etkinlik, ilk olarak, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ın doğuşunu, 8 günlük işgünü mücadelesini ve bugün hangi koşullar altında 1 Mayıs’a hazırlandığımızı anlatan bir belgeselle başladı. Ardından İşçi Cephesi gazetesinden bir işçi yoldaşımızın yaptığı sunumda öncelikle, 1 Mayıs’ın Türkiye serüveni anlatıldı. 1925’ten 1975’e dek yasaklı olan 1 Mayıs, işçi sınıfının uyanışının ve mücadele sahnesine çıkışının bir simgesi olarak 1976 ve ’77 yıllarında yüz binlerin katılımıyla Taksim Meydanı’nda kutlanmıştı. Devletin ’77 1 Mayısı’na saldırarak gerçekleştirdiği katliamla, yükselen işçi hareketi bastırılmaya çalışılmıştı. 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi ve Taksim Meydanı’nın yeniden 1 Mayıs’lara açılması ise, uzun ve zorlu mücadelelerin ardından gerçekleşmişti.
Artık Enerji-Sen’i işçiler yönetecek
DİSK’e bağlı Elektrik, Gaz, Su ve Baraj İşçileri Sendikası (Enerji-Sen) geçtiğimiz 9-10 Mart’ta Aksaray’daki Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde 3. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. “Söz yetki karar çalışanlara” pankartının asılı olduğu Genel Kurul salonunda yoğun bir katılım gösteren enerji işçilerinin yanı sıra DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Nakliyat-İş Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Dev Sağlık-İş Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, DİSK Basın-İş MYK üyesi Alp Tekin Baboç, Sine Sen Başkanı Zafer Ayden, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin, EMO Genel Sekreteri Mehmet Bozkırlıpoğlu ve çeşitli demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti yöneticileri mevcuttu.
Özelleştirme saldırısında sıra TCDD ve PTT’de
Ulaşım ve iletişim hakkı temel ihtiyaçlardır, bu hizmetleri yapan ve kamuya ulaştıran kuruluşların kâr yapması asıl hedef değildir, ya da çalışanları taşeron tarafından değil, direkt kamu bünyesinde iş güvenceli bir biçimde istihdam edilmesi gereklidir. Fakat hükümet ve sermaye bundan farklı düşünüyor, PTT ve TCDD gibi kamu kurumlarını tamamen özelleştirmek için çalışmalara çoktan başladı, son günlerde ise durum netleşti, istenen PTT A.Ş VE TCDD A.Ş.
Üniversite konferanslarının ardından
Geçtiğimiz iki aylık dönemde ODTÜ’ye başbakanın ziyaretiyle başlayan süreçte, birçok üniversitede eylemlilikler gerçekleşmişti. Başlangıç olarak başbakanın ziyareti üzerinden hükümete yönelik bir tepki olarak gelişen hareketlilik sonrasında ODTÜ’ye destek olmak şiarı üzerinden başka okullara yayılmıştı. Ancak, yalnızca bu iki başlığın (hükümete tepki ve ODTÜ’ye destek) eylemlilik sürecini bir “tepkiden” öteye taşıyarak öğrencilerin seferberliğinin sürekliliğini sağlaması beklenemezdi. Hele ki, üniversitenin sermayenin çıkarları doğrultusunda dönüştürüldüğü ve tüm üniversite bileşenlerinin bu basıncı yoğun bir şekilde hissettiği bir dönemde, bu olgunun birçok eylemin gündeminde olmadığı düşünüldüğünde…
1 Mayıs’a neden gitmeliyiz?
Sanayi Devrimi’nden sonra fabrikalar işçi ihtiyacını gidermek için kol emeğine ihtiyaç duydu. Bu ihtiyacın ucuz yoldan halledilmesi gerekiyordu. Kurulan düzenin adı “kapitalizm” idi.
Güvenceli iş, onurlu bir yaşam ve halkların özgürlüğü için 1 Mayıs’ta alanlara!
Kadın ve erkek emekçiler,
Son beş yıldır dünya büyük bir ekonomik krizle sarsılıyor. Kamu borcu, cari açık, işsizlik çığ gibi büyüyor, ülkeler iflas ediyor. Kriz milyonlarca insanı işinden ve aşından ediyor. İşsizliğin devasa boyutlara vardığı, kemer sıkma politikaları ile emekçilerin boğazlarına kadar battığı Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz’den sonra şimdi Güney Kıbrıs’a sıçrayan kriz, sadece bir hafta içinde insanları temel ihtiyaç maddelerini alamaz duruma getirdi.
“21. Yüzyıl Sosyalizmi”nin gerçek yüzü
Venezuela Başkanı Hugo Chavez hayatını kaybetti. Bu durum karşısında, kardeş partimiz Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (PSL – Venezuela)’nin de belirttiği gibi, Venezuela halkının acısını paylaştığımızı ve Chavez’in ailesine ve Venezuela halkına dayanışma duygularımızı yeniden ifade etmek istiyoruz. Ve ABD yanlısı geleneksel Venezuela burjuvazisinin temsilcisi olan muhalefetteki MUD [Demokratik Birlik Masası]’un; Chavez’in hastalığını PSUV [Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi] hükümetinin meşruiyetini sarsmak için kullanması, ABD ile birlikte Nisan 2002’de başarısız darbe girişiminin düzenleyicileri oldukları halde, “demokrasi” havariliğine bürünmesi şeklindeki tutumlarını kesinlikle reddediyoruz.
İTÜ’de işten atılan asistanlar Rektörlüğü işgal etti!
1 Şubat 2013 tarihinde YÖK’ün asistanların işe iade talebini kabul eden kararına ragmen, İTÜ rektörü Mehmet Karaca, hukuksuz bir biçimde, asistanları “resmi gazetede yayımlanmadı” bahanesiyle işe almamakta diretiyor ve asistanları üstü kapalı tehdit etmeyi sürdürüyor. Bu hukuksuzluk karşısında İTÜ’lü asistanlar bugün, rektörlük binasının içinden haykırdı; Mehmet Karaca istifa!
Onurlu bir iş ve onurlu yaşam koşulları için, karanlığın perdesini yırtalım!
Disk-Ar (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Bölümü) yakın zamanda asgari ücretlinin gıdaya, eğitime ne kadar para ayırabildiğini yani ne zorluklarla yaşadığını gözler önüne seren bir araştırma yayınladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik‘in geçtiğimiz günlerde asgari ücrete ilişkin “Niye geçinemeyeceksiniz? Eğer ona mahkûmsanız 800 lira da büyük paradır” sözü üzerine hazırlanan raporda, asgari ücretlinin 811 TL’ye nasıl geçinebileceğinden hareket edildi.
Meydanlar, sokaklar bizimdir diyebilmek için… 1 Mayıs’ta alanlara!
Geçen ay, salonlarda etkinliklerle, duvarlara afişlerle, sohbetlerle 8 Mart’ta birlikte yürümenin, beraber sokaklara çıkmanın önemini anlattık birbirimize dilimiz döndüğünce. “Bu yıl da bütün çamaşırları biz yıkadık dedik, eve biz baktık, çocuklara, hastalara, peki ya bize ne kaldı?” diye sorduk. ‘Ev işleri, ucuz çalışma kaderimiz olamaz’ dedik, Kadıköy’ün yolunu tuttuk. ‘Dertlerimiz ortak, yaşadıklarımız benzer, haklarımızı istiyoruz’ diyerek bir pazar günü tüm kız kardeşlerimizle buluştuk. Maalesef bazılarımız gelemediler; kimi babası izin vermediği için, kimi evde kalıp çocuğa bakmak ya da ev işlerini ‘halletmek’ üzerine kaldığı için gelemediler. Böylece erkek egemenlik hayatımızın büyük bir bölümünü ipotek altına almışken, kimilerimizi alanlara çıkmaktan da alıkoydu. Gelebilenlerimizle avazımız çıktığı kadar bağırdık. Niye? Erkek şiddeti son bulsun diye, esnek değil güvenceli çalışmak istiyoruz diye…
Hem evde hem işte çalışan kadının dergisi; Petrol-İş Kadın Dergisi 10 yaşında!
Türkiye’de bir sendika tarafından periyodik olarak çıkartılan ilk ve tek kadın dergisi olma özelliğini taşıyor Petrol-İş Kadın dergisi. 10. yıl kutlaması 2 mart günü Taxim Hill Otel’de yapıldı. Kutlamaya sadece sendika çalışanı kadınlar ya da sendikalı işçiler değil kadın hareketinden, kadın çevrelerinden kısaca her kesimden kadın katıldı.
Bolivya’da İşçi Partisi doğuyor
COB -Bolivya İşçi Merkezi- tarafından çağrısı yapılan ve Bolivya işçi sınıfının hemen tüm kesimlerinden delegelerin katıldığı işçi kongresi, 7-8 Mart 2013 tarihlerinde Huanuni’de gerçekleştirildi. Sınıfın bağımsızlaştırılmasına dönük bu önemli adım, petrol fiyatlarının yükseltilmesi üzerine Evo Morales ve MAS yönetimine karşı 2011 yılında patlak veren seferberlikler sürecinin bir yansıması sayılabilir. Morales’in karşı karşıya olduğu güven kaybı ve politik yıpranma Chavez ve Correa ile birlikte Latin Amerika’daki Casto-Chavezci eksenin son bir yıl boyunca derinleşen krizinin de bir göstergesi olarak okunmalı.
Kıbrıs AB’yi temellerinden sarsıyor
Avrupa Birliği’nin en küçük ülkelerinden birinin dahi birliğin içinde yaratabileceği ekonomik ve politik fırtınanın şiddeti dikkate alındığında, bu birliğin çimentosunun hiç de sağlam olmadığı bir kez daha anlaşılıyor. Kıbrıs’ın nüfusu Avro bölgesi ülkelerinin toplam nüfusunun sadece 350’de biri; ekonomik faaliyetlerinin bu bölgenin gayri safi iç hasılasına katkısı ise sadece toplamın 500’de biri. Ama bu cüce ekonominin krizi bütün bir Avrupa’yı temellerinden sarstı, dünya borsalarını allak bullak etti, Almanya ile Rusya’yı ciddi bir sürtüşmenin eşiğine getirdi, İspanya, İtalya, Portekiz gibi birçok ülkenin hükümetlerinin günlerce soğuk terler dökmesine neden oldu. Sadece 10 milyar avroluk bir yardımla (Türkiye’nin ulusal gelirinin yüzde biri) aşılabilecek gibi görünen bir mali sıkıntı, sadece para birimi olarak Avro’nun sağlamlığını değil ama aynı zamanda AB’nin ülkelere kattığı iddia edilen yararların bir kez daha sorgulanmasına neden oldu. Ve tabii, kapitalist krizlerin faturasının her zaman emekçi kitlelere ödettirileceğini tekrar ortaya koydu.
“Kahverengi Veba” çıktı!
“Kahverengi Veba”, biri Hitler’in iktidara gelişinden hemen önce biri de hemen sonra olmak üzere Almanya’ya yaptığı iki seyahatin notlarını kitaplaştıran Fransız devrimci Daniel Guérin’in hem Nazilerin hem de sosyal demokrasi ve Komünist Partisi’nin tabanından ayrı ayrı tanıklıklar aktarıyor.
Sarai Sierra cinayeti ve iki yüzlü medya!
Ülke olarak Sarai Sierra cinayetindeki gelişmeler bir süredir gündemimizde, bu gelişmeler genellikle Sierra’nın özel yaşamına ilişkin veriler. Medya bu cinayeti Türkiye’de yine bir kadının kadın olduğu için öldürülmesi olarak değil de, polisiye bir öykü havasında ele alıyor. Sierra’nın Türk olmayışı ise talihsiz bir mesele! Yani bu kez kol kırıldı ama yen içinde kalmadı. O çok övündüğümüz misafirperverliğimiz tehlikede diye hayıflanan medya suçu Sierra’da bulmaya çalışıyor. Aslında medyanın genel olarak kadın cinayetlerindeki tavrı bu; suç hep kadının.
Metalde TİS süreci: Toz olmayacağız, tozu dumana katacağız!
Mücadeleler sayesinde kazandığımız sendikal haklarımızın, kıdem tazminatımızın patronlar ve hükümet tarafından talan edilmesi bir yana iş bulamadığımız bulsak da güvencesizliğe, kayıtdışı çalışmaya mahkûm edildiğimiz zamanlardayız. Buna karşın sınıf mücadelesinin durgun olduğu, örgütsüzlüğün yayıldığı zamanlardayız. Metal işçisi ise her şeye rağmen bu zamanlara bir çentik atıyor ve biz hala sendikalıyız, örgütlüyüz, güçlüyüz diyor…
Üniversitelerde saldırıların ardı arkası kesilmiyor
ODTÜ’de gerçekleşen polis terörünün ardından son dönemde iyice azıtan polis şiddeti faşistlerle ve ÖGB’lerle (özel güvenlik birimleri) birlikte koordineli bir hal almış ve diğer üniversitelere de hızla yayılmış durumda. İktidarın üniversitelerde artan şiddet politikalarının ardında, üniversitelere yönelik Yeni YÖK Taslağı ile ortaya atılan son neoliberal rötuşları rahatça yapabilme derdinin olduğu açıkça görülüyor.





































