Ana Sayfa Blog Sayfa 96

Çevre ve tarım sorunu üzerine Ahmet Atalık ile söyleşi

0

Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, GDO’ya hayır Platformu’nun kurucularından ve Türkiye’deki tarım ve hayvancılık sorunlarını en kapsamlı inceleyen kişilerden biri. Bizim de Su Platformu’ndan mücadele dostumuz.

Atalık, şu sıralar özellikle GDO’ya Hayır Platformu ve Türkiye’de hayvancılığın sorunları ile ilgileniyor. Bu yoğun çalışmaların karşılığında ise, şimdiden alanında Bakanlığın dahi görüşüne başvurduğu biri haline gelmiş. Çevre Mühendisleri Odası’ndaki görüşmemizde ise, önce büyükbaş hayvan ithal etmenin ötesinde, saman ithalatçısı bir ülke haline gelişimizin hikâyesini, ayrıntılarıyla ve büyük bir iştahla anlatıyor. Tarım ve hayvancılık ile ilişkili olarak açığa çıkan tablonun bir beceriksizlik mi, yoksa bir ‘bile bile lades’ durumu mu olduğunu kendisine sorduğumuzda ise; “Bu konuları gerçekten bilmiyorlar. Bir derinlikleri yok. Siz bilmiyorsanız biz yardımcı olalım, anlatalım diyoruz, onlarsa Slovakya’nın tarım bakanlığından görüş alıyorlar. Slovakya İstanbul’un çeyreği kadar ülke! Mevzuatları bizimkinden de dar. Şimdi bunları sadece Avrupa’yı referans göstermek için yapıyorlar. Gerçekten anladıkları yok. Ama mesele o değil ki; bunlar sadece sermayeye hizmet için çalışıyorlar. O yüzden bilmelerine de gerek yok,” diyerek belki de anlatacağı her şeyi öncesinden özetliyor.

Değerli mücadele dostumuz Ahmet Atalık ile yaptığımız söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyoruz:

İstanbul’da Newroz

0

Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!

Bu yıl, 17-21 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Newroz etkinliklerinin ilk adımı içlerinde İstanbul’un da bulunduğu 18 farklı kutlama ile açıldı.

İstanbul’da Kazlıçeşme meydanında kutlanan Newroz, kitleselleğine yakışır bir coşkuya sahipti.

“Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere Statü” ana pankartının bulunduğu kürsüde sırası ile BDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel ve BDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptıkları konuşmalarda barış vurgusu ön plandaydı.

İşçi Cephesi olarak, “Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!” yazılı pankartımız ile alana girerken; Biji Azadiya Gelan, Zafer Savaşan İşçilerle Gelecek, Siyasi Tutsaklar Serbest Bırakılsın, Ortadoğu’ya Özgürlük İşçilerle Gelecek, Ekmek Yoksa, Adalet Yoksa, Barış da Yok! gibi sloganlarımızı beraberce haykırdık.

Günün sonunda ise, bir yıl öncesinde izin verilmeyen Newroz kutlamalarına dair terörize edici haberler yapan burjuva basın kuruluşları, 17 Mart gününe dair neredeyse barış ve kardeşliği ilan etmeye varan haberler yapmaya başladılar. Bu iki yüzlü çark ediş, özgürlük ve adaletin tek garantisinin birleşik mücadelemiz olduğunu, bizlere bir kez daha gösteriyor.

8 Mart sonrası Kadıköy’deki faşist saldırıya karşı toplanıyoruz!

0

Bugün (10 Mart) gerçekleşen 8 Mart Kadıköy mitingi sonrası Bursaspor taraftarı olduğu anlaşılan faşistlerin saldırısı sonucu biri bıçakla 10 kadın yaralandı. Saldırı üç farklı yerde Kürt kadınlarına gerçekleştirilmiş olup, polisin olaylara çok geç müdahale etmesi saldırının sadece birkaç kendini bilmezin işi olmadığını düşündürüyor. Kadınlar olarak yapılan bu faşist saldırıyı ve polisin tavrın kınamak amacıyla toplanıyoruz!

Toplanma Tarihi: 11 Mart

Toplanma Saati: 19.00

Yer: Kadıköy Boğa Heykeli önü

8 Mart 2013 Kadın Mitingi’nden: Neden daha fazla kadın dayanışmasına ihtiyacımız var?

0

Hikayemiz kadın işçilerin daha iyi koşullarda çalışmak, 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret mücadeleleriyle başlar.8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi, yaşamlarıyla ödedikleri bir tarihtir.” diyerek başladık, 8 Mart’la ne derdimiz olduğunu anlatmaya. 1857’den aldık cümlelerimizi; yüzyıllar önce başlayan mücadelemizin tarihinden bahsetmek için. Mirabel Kardeşler’den başladık, anlattık, Ayşe Paşalı’lara kadar geldik; yüzyıllardır cinsimize uygulanan erkeğin, devletin zulmünü gösterebilmek için.

8 Mart öncesinde “işyerinde güvencesizlik ve erkek-yargı-devlet şiddetini” tartıştık

0

İşçi Cephesi olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi okur ve dostlarımızla biraraya geldik. Her yıl gerçekleştirdiğimiz salon etkinliğinin bu yılki gündemi “İşyerinde güvencesizlik ve erkek-yargı-devlet şiddetini tartışıyoruz” idi.

Yolanda Gonzalez: İpi ilk göğüsleyenimizdi o!

0

Bask kökenli bir öğrenci lideri olan Yolanda Gonzalez, PST (Sosyalist İşçi Partisi)’nin ve Nahuel Moreno önderliğindeki uluslarası Troçkist akımın kararlı bir militanıydı. İspanya’da General Franco faşizminin sonunu getiren işçi ve öğrenci seferberliklerinin başlıca önderlerinden biriydi. 1979 yılının 5-6 ve 7 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen ve hükümetin tüm saldırı planlarını alaşağı eden kitlesel bir öğrenci grevini organize eden ve dahası, Ulusal Öğrenci Koordinasyonu lideri sıfatıyla bu grevin, yükselen işçi hareketiyle bütünleşmesini sağlayan o olmuştu.

Hükümet istifa etti, kitleler direniyor, Bulgaristan’da neler oluyor?

0

Yaklaşık 3 haftadır Bulgaristan sokaklarında, yüz binlerce kişi son elektrik zammı ile hükümetin neoliberal politikalarını protesto ediyor. Hükümet ve başbakan istifa etmek zorunda kaldı, normalde Temmuz ayında yapılacak seçimler Mayıs’ın 12’sine çekildi. Gösterilerin başlamasındaki tetikleyici etmenler, elektriğe ve ısıtmaya yapılan son zamlar oldu. Bulgaristan’da ücretler ortalama 350 avro ve emekli maaşı 150 avro civarında iken, sadece elektriğe 100 avrodan fazla fatura ödenir hale gelinmesi kitleleri sokağa döktü.

Baskı ve kıyım politikalarında uzmanlaşma dönemi: KESK operasyonları

0

AKP hükümetinin demokrasiden anladığı yalnızca kendi burjuva sınıf çıkarlarını korumak iken; “ileri” aşamada emek örgütlerine yönelttiği saldırıların da ardı arkası gelmiyor.

İspanya’da öğrenciler kesintilere karşı sokakta!

0

Avrupa’da kapitalist krizin giderek derinleştiği ve bütün etkileriyle kendini gösterdiği bir dönemden geçiyoruz. Hükümetler bir bir iflas eşiğine geliyor ve içine girdikleri borç batağını aşmanın yolunu, işçi ve emekçi kesimlerin uzun mücadeleler sonucunda kazandıkları ekonomik ve sosyal haklara yöneltilmiş bir tahribatta buluyorlar. Neoliberal karşıdevrim programı ve “kurtarma ve reform paketleri”, bir yandan sosyal haklardaki kesintiler ile ekonomik kazanımlara yönelik topyekün bir saldırı açarken, bir yandan da iktidarın politik baskısını güçlendirmeye dayanıyor. Eğitimdeki kesintiler ve öğrencilere yönelik baskıların artmasının da bu reform programının önemli bir parçası olduğunun altını çizmek gerekiyor, bu da öğrenci hareketini ve seferberliklerini kritik bir mevzi haline getiriyor.

Kamu emekçileri güvencesizliğe karşı alanlardaydı

0

Hükümetin son yıllarda her işkolunda güvencesiz ve esnek çalışma koşullarını yaygınlaştırmasıyla sendika, emeklilik, iş güvencesi, fazla mesai ücreti, tazminat gibi işçilerin ve kamu emekçilerinin mücadeleyle kazanılmış özlük hakları bir bir törpüleniyor. Kamu sektörü de bu saldırılardan azade değil.

İmralı Süreci başkanlık sistemine bilet mi?

0

Malum, AKP hükümetini cumhuriyet tarihinin en demokratik hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ı da Atatürk’ün yanına yerleştirerek adeta ikinci bir ulusal kurucu lider olarak görenlerin sayısı kabaca toplumun yarısına denk durumda. Üstelik bu teveccüh sadece AKP’nin kendi “doğal” taraftarlarıyla da sınırlı değil. Oldukça çeşitli ve geniş bir destek ağından bahsedebiliriz. Özellikle sol liberalleri AKP için sergiledikleri “militanca” savunu ve sahiplenişle en başta anmak gerekir. Gerçi son dönemde “demokrasi” frenine basması nedeniyle AKP konusunda bir “hayal kırıklığı” yaşadılar; “umudunu” kesenler dahi oldu! İmralı Süreci bu açıdan tam zamanında imdatlarına yetişti! Şimdi iman tazeleme sürecindeler; kaldıkları yerden “Güçlü Türkiye” fonunda hayal tacirliğine devam edebilmek için… Sol liberalizmin demokrat olmayan AKP’den demokrasiyi geliştirip güçlendirmesini bekleme çaresizliğinde yansımasını bulan politik-düşünsel sefaleti AKP’nin her ileri-geri manevrasında trajik bir görünüm arz etti. İmralı Süreci dâhil bundan sonra farklı bir manzara da beklenmemeli.

Doğumdan önce de sonra da esnek değil, güvenceli iş!

0

Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aracılığıyla Ulusal İstihdam Stratejisi tasarısı açıklanmış; AKP’nin 2012-2023 dönemi için uygulamaya koyduğu bu projenin alameti farikası olarak “güvenceli esneklik” gösterilmişti. Bu proje ile özellikle kadın ve genç işgücü piyasalarındaki sorunlar çözülecek, işsizlik bitirilecekti. Ancak tasarının içine bakıldığında başta kadınlar için “uzaktan çalışma”, “esnek zaman modeli”, “özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurmak” gibi modellerle esnek çalışmanın kural haline geleceğini görmek zor değildi. Zaten Ulusal İstihdam Stratejisinin ‘Ucuz İşgücü Stratejisi’ne, güvenceli esnekliğin ise ‘esnek güvence’ye dönüşmesi çok vakit almadı.

ODTÜ’de baskılar sürüyor

0

ODTÜ’deki polis şiddetinin ardından bu kez “yasal şiddet” devreye girdi ve protestolara katılan öğrencilere hem rektörlük hem valilik soruşturma açtı.

Bir varmış hiç yokmuş ama!

0

24 Şubat Pazar günü Esenkent Toplu Yapı Gençlik Tiyatrosu E-topya’nın masallardaki kadın karakterlere biçilmiş ikincil rolleri baştan yazmalarını hep beraber izledik. İşçi Cephesiokur ve dostlarının da buluştuğu bu etkinlik Alibeyköy Dersimliler Derneği’nde gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne de yaklaşmamız dolayısıyla tiyatronun anlamı oldukça büyüktü.

BMC işçisi haklarını istiyor

0

İzmir’in Bornova ilçesi, Pınarbaşı semtindeki BMC fabrikasında çalışan işçiler 10 aydır maaş alamadıkları için direnişte.

Yurtiçi Kargo direniyor

0

Bundan yaklaşık 5 ay önce DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası, Yurtiçi Kargo’da Türkiye genelinde örgütlenme çalışmalarına başladı. Sendikalaşma büyük oranda tamamlanıp, yetki için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurulduktan sonra sendikalı işçiler pek çok şube ve aktarma merkezlerinde işten çıkartıldılar. Nakliyat-İş’in “Sendikalı ol, güçlü ol” kampanyası ile örgütlenen işçiler, şimdi de pek çok işyerinde direnişlerle mücadeleye devam ediyor.

DHL’de mücadele sürüyor

0

Türk-İş’e bağlı TÜMTİS (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası)’e üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 20 DHL işçisinin, hukuka aykırı bir biçimde işten atılmalarının ardından, işe iadeleri ve sendika hakları için başlayan DHL direnişi 257 gündür devam ediyor. Süreç devam ederken 4 işçi daha direnişe destek oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldı. Bugüne kadar açılan 11 davada işe iade kararı alınmasına rağmen, anayasal haklar dahi işveren tarafından ihlal ediliyor. Sermayenin kendi sisteminin kurallarını bile hiçe sayması ilk kez gördüğümüz bir manzara değil. DHL yönetimi, direnişi manipüle etmek ve kendi hukuksuzluğunu saklamak için tüm gücüyle çabalıyor.

Yine sendikalaşma, yine işten atılma: Taral Makina

0

Bayrampaşa’daki Taral Makina ve Aletleri Sanayi Şirketi’nde çalışan işçiler DİSK’e bağlı Birleşik Metal-iş’e üye oldukları için işten çıkartıldılar. İşten çıkartılan 27 işçi 5 Şubat günü fabrika önünde direnişe geçerek sendikal haklarına sahip çıkacaklarını belirttiler.

Eğitim – Okullar açıldı

0

Şubat tatilinin gelmesi ile ücretli öğretmenlik yaptığım okulun 15 gün kapanacak olması bende gerek bir aylık maaş alamayacağım (biz 22 gün üzerinden maaş alıyoruz, kar tatili filan derken bu süre doluyordu) gerekse, okula geri döndüğümde yerime başkası gelmiş olabileceği için bende hazımsızlık yapmıştı (!). Sonuçta biri atanmasa bile, ki devlet fiilen öğretmen ataması falan yapmıyor zaten, bir nakil işlemi yapılabilir ya da sırf müdür kaşımı gözümü beğenmediği için tatili fırsat bilip beni işten çıkarabilirdi.

Karadeniz’de BDP’ye linç girişimi ve İmralı görüşmeleri

0

Kürt sorununda yeni bir dönemece girdiğimiz şu günlerde toplumun çeşitli kesimleri süreçle ilgili beklentiler içerisine girmiş durumda. Kürtler, barış umudunu canlı tutmak ve kalıcı bir barışa kavuşmak için süreçten beklenti içine girdi. BDP ve HDK heyeti bu beklentiler doğrultusunda bir Karadeniz turu yapmak istedi.

Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimleri yapıldı: Zafer Anastasiadis’in…

0

Geçtiğimiz aylarda, gözyaşları içinde “Birlik içinde krizi aşmayı başaracağız.” diyen Rum Komünist Partisi’nin (AKEL) lideri ve Devlet Başkanı Dimitris Hristofyas, seçmenlerini ikna edememiş olacak ki, dün ikinci turu gerçekleştirilen seçimleri kaybetti.

Doktoralı işsiz olmayacağız!

0

Son 7 aydır 60’a yakın araştırma görevlisinin işine son verilen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nde asistanlar Haziran’da işlerine geri dönüyor. Direniş devam etmekte, asistanlar direnişleri sonucunda kısmi bir kazanım elde ettiler fakat, uzun vadede güvencesizlik ve işten atılma tehlikesi aynen sürüyor.

Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!

0

İmralı görüşmeleriyle yeniden başlayan müzakere sürecinde yaşanan her yeni gelişme, AKP hükümetinin çerçevesini çizdiği “çözüm”ün sınırlılıklarını ve bu “çözüm”ün arkasında yatan hedefleri, yeniden gündeme getiriyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK)’nin “Barış için Eşitlik, Çözüm için Müzakere” sloganıyla başlattığı kampanya sürecinde, Sinop ve Samsun’da yaşananlar, bu bağlamda önemli bir yere oturuyor.

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 Mart’ta alanlara!

0

Hikayemiz kadın işçilerin daha iyi koşullarda çalışmak, 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret mücadeleleriyle başlar. 8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir tarihtir. Bugün hala erkek-egemen kapitalist sistemin emeğimizi görünmezleştirmesine, kimliğimizi değersizleştirmesine karşı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bizzat kadınlar olarak sokakları meydanları doldurmamız hayati önemde.

Papa’nın hesabı Tanrı’ya havale (mi?)…

0

XVI. Benediktus’un (Joseph Alois Ratzinger) beklenmedik bir biçimde Papalık görevinden ayrılması, Katolik kilisesinin çocuklara yönelik cinsel tacizlerle, mali skandallarla ve yolsuzluklarla yüklü karanlık yüzünün tekrardan, ama bu kez çok daha güçlü bir biçimde gündeme gelmesine neden oldu. Roma’dan yapılan resmi açıklamaya göre Ratzinger ilerleyen yaşı ve sağlık sorunları nedeniyle görevini bıraktı. Batı basınında çıkan haberler ve yorumlar ise başka bir gerçeğe işaret ediyor: Papa Benediktus, Kilise’nin kamuoyunda müthiş şekilde kirlenmiş olan görüntüsünü düzeltebilme, aklayabilme enerjisine sahip değil artık; ipler elinden tamamen kaçmış durumda. Ardında tam bir kaos bırakacak şekilde de olsa, emekliye ayrılıp dağ başındaki bir manastıra kapanmaktan başka bir çıkar yol görememiş kendisi için.

İstanbul’un ayak izleri

0

Ulaştırma Bakanlığı’nın Marmaray Projesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Metro Projesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılar 2004 yılında başladı. Üsküdar, Sirkeci ve Yenikapı Kazılarında gün ışığına çıkarılan buluntular İstanbul’un tarihi açısından olduğu kadar, dünya kültür tarihi açısından da önemli sonuçlar vermekte.

Marmaray kazıları: Güvencesizliğin resmi geçidi

0

Kah çıkan bilimsel bulgular, kah düşen yıldırımlar ya da toplu işten çıkarmalarla basında sık sık duyduğumuz Marmaray kazıları, son olarak projenin durdurulduğu haberi ile yeniden gündeme geldi. Haberin basında çıktığı gün, yeni atanan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yüce gönlünce, kazılara devam edilmesini isteyerek Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı araması ve ödenek sözü alması, gözlerimizi yaşarttı doğrusu. Türkiye’nin en büyük ulaşım projesi olan Marmaray Projesi, Hükümet’in en büyük seçim kampanyalarından. 29 Ekim 2013 tarihinde açılışı planlanan projeye engel olarak görülen kent arkeolojisi ise, ezilip geçilme tehlikesi altında.

Şükrü Belaid’in katilleri araştırılsın ve cezalandırılsın!

0

6 Şubat günü Halk Cephesi’nin başlıca örgütlerinden, Marksizm esinli Panarabist bir parti olan Birleşik Demokratik Yurtsever Hareket’in lideri Şükrü Belaid uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi. İki gün sonra gerçekleşen genel grev ve kitlesel protestolar, cinayete verilen en iyi yanıttı.

Diktatörlük rejimiyle diyaloga ilişkin Suriye devrimci solunun tutumu

0

Suriye muhalefetinin eylemlerine ilişkin olarak, bu yılın başında iki önemli olaya şahit olduk. İlki, Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi’nin (DDUKK) Cenevre’deki buluşmasıydı ki, sonucunda toplantının muradının diktatörlük rejimiyle diyalog için bazı koşullar üzerinde ortak bir tutuma ulaşmak olduğu anlaşıldı. İkinci olay ise, Ulusal Koalisyon’un lideri Şeyh Moaz Hatip’in rejimle koşullu diyalog çağrısında bulunmasıydı

Aklı başında olan hiç kimse büyük fedakarlıklarda bulunan halkımızın çektiği acıları azaltacak veya dindirecek hiçbir şeyi elinin tersiyle bir kenara itmez. Ancak bu, bunu gerçekleştirme iddiasıyla ortaya çıkan her girişimi kabul etmek ve desteklemek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bize göre söz konusu girişimlerin şu kriterleri sağlaması gerekiyor: [Bu girişimler] kitlelerin dikta rejimini devirebilmeleri için savaşlarını, mücadelelerini yeniden inşa etmelerine imkan sağlamalı, rejimin hayatta kalmasına neden olacak veya ömrünü uzatacak ihtimallere olanak vermemeli ve özellikle emekçi kitlelerin yararına, onların en genel ve doğrudan ihtiyaçlarına hizmet eden, tabandan gelecek radikal değişimlere alan açmalıdır.

Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi ve Şeyh Moaz Hatip’in girişimleri, değişimin “tepeden” gerçekleşmesi noktasında örtüşüyorlar. Şeyh Hatip’in girişiminin farkı ise, nihai amacı ne olursa olsun, on yıllardır rejime hizmet eden geleneksel burjuvazinin özellikle de Şam burjuvazisinin, bugün halk devriminin tehdidi altında olan sınıf çıkarlarının korunmasını sağlayacak bir çözüm bulunması isteklerini net bir şekilde yansıtıyor olması. Burjuvazi, diktatörlük rejiminin tepeden kısmî değişimini destekler duruma geldi ama bu rejimin yalnızca bazı politik nitelikleri için geçerli, sosyal olanlar için değil. İşte bu, tam da rejimin müttefiklerinin ve Suriye halkının dostları olduğunu iddia eden devletlerin çağrısını yaptığı şeydir. Bu iki kesim de halk devriminin zaferinin karşısında yer alıyorlar.

Bu çerçevede, bizler halk devriminin tabanından gelen sosyal ve politik talepleri karşılamayan bu tür girişimleri reddettiğimizi ilan ediyor ve bunların zafere giden yolda halk hareketini güçlendirmeye katkısının olmayacağını düşünüyoruz.

Tüm iktidar ve zenginlik halka!

Suriye Devrimci Sol Akımı

10 Şubat 2013, Şam

Kürt sorununda “çözüm süreci”: Muhatapsızlaştırmadan Pasifleştirmeye

0

Kürt sorununda siyasi çözüm için Diyalog Süreci adı altında İmralı görüşmeleri yeniden başladı. Oslo görüşmelerinin kamuoyuna yansıması ve Silvan olayından sonra yeniden çözüm tartışmalarının gündeme gelmiş olması sevindirici olsa da her konuda olduğu gibi Kürt sorununda da belirleyici olacak olanın çözümün niteliği olduğunu yeniden belirtmek zorundayız.

Sanayi daralıyor, fabrikalar hareketleniyor

0

AKP hükümetinin büyüme balonu patlıyor. En azından geride kalan aylar boyunca açıklanan ekonomik veriler bunu kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya koymakta. AKP hükümetinin halk düşmanı politikalarının temel dayanağı olan ve 2010 ve 2011 yıllarında övgüyle gözümüze soktuğu yüzde 9’luk büyüme oranları buharlaşmaya yüz tutmuş durumda. Hükümetin 2012 yılı için yüzde 4 olarak öngördüğü büyüme rakamları resmi ağızdan %2,5 olarak açıklandı. Üstelik bu rakamlarda kamuoyunu aldatmaya dönük ufak bir numara da var. Zira hükümetin ambargo altındaki İran’dan aldığı doğalgazın ödemesinde kullandığı altın ihracı çıkartıldığında gerçek büyüme oranlarının yüzde 1’lere inerek, adeta kafa üstü çakıldığı söylenebilir. Dahası yüksek büyüme oranları söz konusu iken bile kazançları sosyal yatırımlar ve ücretler için harcamaya yanaşmayan hükümetin, daralma koşullarında faturayı çalışan yığınlara kesmek için kolları sıvayacağından kuşku duyulmamalı.

Yeni anayasa neyi hedefliyor?

0

Siyasal iktidar “Yeni Anayasanın” yazımına kapalı kapılar ardında devam ederken, yeni anayasanın yazılma sürecine dair öğrenebildiğimiz yegâne şey, mecliste oluşturulan uzlaşma komisyonunun tıkandığı ve de AKP üst düzey yöneticilerinin yeni anayasayla beraber başkanlık veya yarı başkanlık sistemlerini getirmek istediğine dair güçlü sinyaller verdiğinden ibaret.

Patriot’lara neden karşıyız?

0

Türkiye’ye ait jetin düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir askeri müdahale yetkisi veren savaş tezkeresinin Meclis’ten geçmesinin ardından, Türkiye’nin Suriye’ye sınırı olan illere Patriot füzeleri de yerleştirildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, füzelerin ısrarla İran ile hiçbir ilişkisi olmadığını belirtirken, amaç olarak Suriye’deki “karışıklığa karşı ülkeyi savunmak” gerekçesini belirtiyor. Hükümet her ne kadar Suriye’ye yönelik müdahaleci tavrını artırmaya çalışsa da, attığı her hamlenin bu politikadaki açmazını gizleme çabası olduğu ortada.

Ofis çalışanlarının kulağına bir çağrı fısıldanıyor: Kaç Bize Gel!

0

“Güneşe ve temiz havaya hasretsen, fazla mesai yapmak istemiyorsan, çalışırken çocuğun için endişelenmek istemiyorsan, rekabetten yorulmuşsan, patronun azarlamalarından ve baskılarından yılmışsan, canın sıkılıyorsa ve kendini yalnız hissediyorsan, hayatını değiştirmek için bir kitap okumayı bekleme… KAÇ BİZE GEL!” diyen ve ofis çalışanları içerisinde grevli toplu iş sözleşmesi hakkı için mücadele eden KaçBizeGel’in temsilcileri ile KaçBizeGel hakkında görüştük.

İC: KaçBizeGel’in en genel anlamı ile ofis çalışanları içerisinde grevli toplu iş sözleşmesi hakkı için mücadele ettiğini web sitenizden de anlıyoruz. Peki sizleri bu çalışmaya iten şey ne oldu?

Harçlar gitti, öğrenim ücreti ve katkı payı geldi

0

AKP harçları kaldırdığıyla gururlanadursun, YÖK Yasa Tasarısı öğrenim ücreti ve katkı payı adı altında harçları geri getiriyor.

Söz konusu kârsa gerisi teferruat!

0

Bazen fabrikada, atölyede bazen tarlada, inşaatta, madende bazen de bir elektrik direğinin üstünde: İş cinayetleri her yerde! İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre 2012 yılında en az 867, 2013’ün ocak ayında ise en az 68 işçi hayatını kaybetti. Raporda “en az” diyorlar çünkü, sigortasız işçilerin ölümünün kayıt altına alınması kolay olmadığı gibi pek çok sigortalı işçinin hayatını kaybetmesi durumunda da kayıtlara ulaşabilmek zor. On yıllık AKP iktidarı boyunca Türkiye’de kayıtlarına ulaşılabilen 10 bin 723 işçi iş cinayetlerine kurban gitti. Peki bir savaş istatistiği gibi olan iş cinayetlerinin altında yatan gerçek sebepler nelerdir?

Kürt sorununda İmralı süreci

0

İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmelere tekrar başlandı. Çatışmaların sona ermesi ve kalıcı bir barışın sağlanması Öcalan ile yapılan görüşmenin seyrine göre yol alacak. Seçim konuşmalarında Öcalan ile yapılan görüşmeleri ısrarla inkâr eden Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında aynen şöyle diyordu: “Buradan bir kez daha açıklıyorum ne AK Parti, ne AK Parti iktidarı hiç bir illegal örgütle, hiçbir terör örgütüyle görüşmez, masaya oturmaz, müzakere yapmaz. Bunu böyle biliniz. Bize ‘Terör örgütü ile görüşüyor.’ diyenler namussuzdur, şerefsizdir.”

Samatya’daki ırkçı saldırıların sorumlusu devlettir!

0

Samatya’da Kasım ayından beri yalnız yaşayan Ermeni kadınlar ırkçı saldırıların hedefi haline gelmiş durumda. Bu saldırılar ilk başta adi suç vakaları, “münferit” olaylar olarak lanse edilse de, saldırıların sistematikleşmesi, gerçekleştirilme biçimlerinin birbirine çok benzemesi ve işlenen cinayetlerin salt öldürme ya da gasp kastıyla açıklanamayacak bir şiddet içermesi olayların “münferit” olmadığını aksine Ermeni halkına yönelik “nefret saldırıları” olduğunu kanıtlamıştır.

Tekstil – Patrona kanma, hakkından olma!

0

Merhaba İşçi Cephesi okurları!

47. sayıda, “maaşa zam yok, indirim var” demiş ve eklemiş, “patron sigortaları geçici olarak iptal etmek istiyor” demiştim. Nihayet patron bizleri topladı ve başladı konuşmaya: “Biz bir aileyiz, aynı gemideyiz. Ben batarsam siz de işinizden olursunuz.

Büro – Bir iş görüşmesi…

0

Merhabalar sevgili okurlar,

Ben de bu ay sizlerle bir iş görüşmemi paylaşmak istedim. “Türkiye’nin en iyi üniversiteleri” listesindeki bir üniversiteden mezun oldum. Çoğunuzun gözünde bu diploma bir “altın bileziktir” herhalde.

Şişecam direnişi sona erdi

0

Topkapı Şişecam fabrikasının Eskişehir’e taşınma kararıyla 420 işçi işten çıkarılmıştı ve bununla beraber Kristal-İş sendikasına bağlı Şişecam işçileri, 28 Aralık tarihinde fabrikayı işgal etmiş ve direnişi başlatmışlardı. Bu işçiler işten atıldıklarını evlerine gönderilen postadan öğrenmiş, yeni yıla işsiz girmişler ve direnişlerini tüm zorluklara rağmen kararlılıkla sürdürmüş, aileleri ile birlikte direniş çadırını terk etmemişlerdi.

REDHACK, YÖK ve kirli çamaşırlar

0

REDHACK, 8 Ocak 2013 tarihinde Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) sitesini 2. kez hack’lemiş ve ele geçirdiği üniversitelere ilişkin yolsuzluk belgelerini yayınlamıştı. Eylemin haklı gerekçesi ODTÜ direnişiydi. Meşru zeminini ise, belgelerin içeriği oluşturdu. Öyle ki, bu belgelerde Giresun Üniversitesi’nde bir cihaz için kurulumu yapılmadan 664 bin 34 TL ödendiği, Kalkınma Bakanlığı’nın 83 kalem makine teçhizat alımı için tahsis ettiği 2 milyon 832 bin TL’lik ödenekle sadece 9 kalem makine alındığı; Gazi Üniversitesi’nde Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili yolsuzluk; Uludağ Üniversitesi’nin, öğrencilerin ödediği harçların 535 bin TL’lik kısmının vakfa usulsüz aktarımı; Sakarya Üniversitesi’nde 1.6 milyon TL’lik promosyon parasının ortadan kaybolması; Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde yapılan usulsüzlükler; Kastamonu Üniversitesinde sahte akademisyen ve nihayet anlaşmalı olduğu bankalar tarafından rektörlere verilen lüks otomobiller ve daha niceleri var…

Kürtaj yasasıyla pekişen fiili yasak

0

Kadının kürtaj hakkını elinden alan, kendi bedeni ve yaşamı üzerindeki söz hakkını hiçe sayan Üreme Sağlığı Yasa Tasarısı Bakanlar Kurulu’nda imzaya sunuldu. Hükümetin yürüttüğü nüfus politikalarının parçası olan bu tasarı, kadını doğurganlığı üzerinden eve hapsederek aile içindeki eşitsiz konumunu perçinliyor ve bu yolla kadını ucuz, güvencesiz işgücü olarak işgücü piyasasında bir baskı unsuru olarak kullanmayı hedefliyor. Tasarı getirdiği kısıtlamalarla kadınları doğurmak zorunda bırakıyor. Kadınlar doğuracak ki nüfus artacak, nüfus artışıyla gelen işsizlik oranındaki artış ise esnek, güvencesiz ve ucuz işgücünü artıracak, böylece patronlar daha da zenginleşecek. Neoliberal politikaların daimi uygulayıcısı olan hükümet, kadının kendi bedeni ve yaşamı üzerindeki hakkını hiçe sayarak doğurganlığını kontrol altına almak ve çıkarları doğrultusunda kullanmak için elinden geleni yapıyor. Üreme Sağlığı Yasa Tasarısı da bunun bir ayağı.

Adını “Enerji Hanım” koydum: tasarrufun yolu!

0

Emine Erdoğan, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin enerji tasarrufunu artırmak için yeni bir proje başlatıp, adını da Enerji Hanım koymuşlar. Bu proje Emine ‘Hanım’ın, ‘hayatında hiç elektrik düğmesine basmayan insanlar var, bu eşitsizlikle en önemli mücadele yolu tasarruftur‘ (!) şiarıyla atıldığı bir proje.

Hrant Dink: Altı Yılın Ardından…

0

Hrant Dink: Altı Yılın Ardından…

Bilirsiniz, “Adalet mülkün temelidir.” derler, mahkeme salonlarında devletin atadığı hâkimlerin, savcıların arkasını kollayan mahkeme duvarında bu yazılıdır büyük harflerle. Herkes basitçe anlasın diye açıklayalım; adalet, devletin garantisidir.

Yorulmaz bir duvarcı ustası: Nahuel Moreno

0

Dördüncü Enternasyonal’in (DE) İkinci Dünya Savaşı sonrası başlıca liderlerinden, Arjantinli devrimci Nahuel Moreno’yu (24 Nisan 1924 – 25 Ocak 1987) 26 yıl önce kaybettik.

Nahuel Moreno, 40 yıla yayılan mücadele hayatının ürünü olarak, dünya çapında sayısız devrimci partinin inşasına katkıda bulundu ve aynı zamanda sınıf mücadeleci bir temelde yüzlerce kadronun oluşturulmasında başı çekti. Geride birçok devrimci işçi partisi, uluslararası bir politik eğilim ve zengin bir külliyat bıraktı. Öte yandan, devrimci programın sınıf mücadelesinin çetrefilli sorunları karşısında sürekli güncellenerek sınanmasına yönelik çizginin ısrarlı bir savunucusu olarak, sayısız işçi mücadelesinin bizzat önderliğini üstlenmesi, onu dönemi içinde özgün bir konumda ele almayı gerektirmekte. Moreno, en elverişsiz koşullarda Leninist metodolojiyi sahiplenmekle kalmadı ama aynı zamanda bu metodolojiyi sınıf mücadelesinin değişken ihtiyaçları bağlamında güncelleyip zenginleştirme gayretinin de önde gelen temsilcisi oldu. Büyük ustamız Nahuel Moreno’yu 26 yıl sonra dinmeyen bir özlemle anıyoruz.

Fransız emperyalizmi Mali’den defol!

0

Fransa’nın Hollande yönetimindeki “sosyalist hükümeti”, “terörist gruplara” karşı “insan haklarının savunusu” adına, Ocak ayının ilk günlerinden itibaren Mali’ye askeri birlikler göndermeye başladı. “İnsani yardım” söylemlerinin saklamaya çalıştığı şey ise, Mali’de ve bölgede Fransız şirketlerinin çıkarlarını korumak adına yeni bir emperyalist müdahalenin gerçekleşmekte olduğudur.

Cinayetler ve “Diyalog Süreci”

0

Üç Kürt kadın aktivistin, Kürt halkının ulusal kurtuluşunun düşmanlarınca katledildiği Paris cinayeti Fransız polisi tarafından aydınlatılmaya başladı. Umarız bu iğrenç eylemin tüm failleri olduğu kadar nedenleri de gün ışığına çıkarılabilir. “Umarız” diyoruz zira resmi istihbarat servislerinin ve kirli tetikçi örgütlenmelerin sorumlu olduğu bu tip cinayetler genellikle gene aynı servislerin arşivlerinde ve mafyaların belleğinde gizli kalmaya mahkûm edilir. Katilleri ve/veya onların gerçek amaçlarını tespit etmek de çoğunlukla olaydaki mazlum tarafların çabalarına bağlı kalır. Sakine, Fidan ve Leyla’nın katlinin aydınlatılmasında ise Fransa hükümetinin Türkiye’deki hükümet-İmralı görüşmeleriyle ilgili beklentileri büyük önem taşıyor.

Kürtaj yasal ama yasak!

0

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, bugüne kadar yürütülen kürtaj kampanyaları ve eylemleri hakkında bilgi vermek amacıyla 15 Ocak Salı günü TMMOB’da bir basın toplantısı düzenledi. Kırktan fazla bileşene sahip platform, sekiz aydır çeşitli illerde eylemler, etkinlikler ve kürtaj kampanyaları gerçekleştiriyor. Platformdan Selin Dağıstanlı, Ayşe Düzkan, Dr. Filiz Ayla ve Mor Çatı avukatı Deniz Bayram, kürtaj olmak isteyen kadınların karşılaştıkları engelleri ve kürtaj hakkı konusunda kadınların taleplerini anlattı.

Cesur avukatlar demokrasi kıskacında

0

18 Ocak 2013 günü, sizler, bizler rahat yataklarımızda uyurken, bu memleketteki pek çok hukuksuzluğun gün yüzüne çıkmasını sağlamış yiğit avukat dostlarımız, oralarda Antalya’da, İzmir’de, İstanbul’da, burada Ankara’da; evlerinde yaka paça göz altına alındılar.