Ana Sayfa Blog Sayfa 97

Venezuela’daki mevcut politik belirsizlik üzerine tutumumuz

0

Chavez’in sağlık durumunun giderek kötüleşmesiyle, Venezuela’da oluşan politik belirsizliğe dair İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI)’in Venezuela seksiyonu Özgürlük ve Sosyalizm Partisi’nin (PSL) 16 Ocak 2013 tarihli deklarasyonu

Paris’te 3 Kürt kadın devrimcinin öldürülmesi karşısında

0

9 Ocak Çarşamba günü üç Kürt devrimci; Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, tam da Türk hükümetinin Kenya’da yakalandığı 1999’dan bu yana tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelere başlamakta olduğu bir aşamada katledildiler. Öldürülen üç kadın devrimciden Sakine Cansız, 1978 yılında kurulan PKK’nin kurucularından biri ve Almanya’daki örgütlenme sorumlularındandı. 28 yaşındaki Fidan Doğan, hem Paris’teki Kürdistan Ulusal Kongresinin (KNK) hem de Avrupa Kürt örgütleri platformunun Brüksel şubesinin temsilcilik görevini üstlenmişti. Leyla Şaylemez ise, Paris’te yaşayan henüz 25 yaşında bir devrimciydi. Cinayet, Paris’te La Fayette caddesinde yer alan Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda gerçekleştirildi ve üç kadın da planlı bir infazın kurbanı oldular.

Fransız emperyalizmi Mali’den dışarı!

0

Enternasyonalist Sosyalist Grup (GSI-Fransa)’un Fransa’nın Mali’ye dönük müdahalesinin ardından yayınladığı 15 Ocak 2013 tarihli bildirisi

Fransız emperyalizmi ordu güçlerini 11 Ocak’tan itibaren Mali’ye yönlendirdi. Artık çok açık ki dekolonizasyon söylemi etkisini yitirmekte. Sömürgeci rejimin eski sömürgeleri üzerinde kurduğu egemenlik daha açık bir şekilde kendini gösteremezdi. Fransa, Mali’nin işgali için Çad’dan Fildişi Sahili’ne ve Kongo’ya kadar kıtada bulunan tüm askeri birliklerine dayanmaktadır.

Fransız emperyalizminin sivil halkın korunması gibi bir niyetinin olmadığı açık. Fransız emperyalizminin yegane amacı, Fransız burjuvazisin Afrika Kıtası’ndaki çıkarlarını korumaktır. 600 asker AREVA’nın (%78’i Fransa Devleti’nin elinde bulunan uluslararası enerji şirketi) ayrıcalıklarından faydalandığı uranyum yataklarını korumak için seferber edildi. Mali’nin zengin yeraltı kaynakları henüz sömürülmemiş durumda. Fransız emperyalizminin Mali işgalinin sebebi işte bu!

“Terörist grupların” ilerlemesinin yarattığı tehdit, Fransız hükümeti tarafından öne sürülen işgal sebebi. Ancak bugüne kadarki Fransız hükümetleri Mali’nin bu duruma gelmesinde büyük pay sahibi olan eski Mali Devlet Başkanı Amadou Toumani Touré’yi sonuna kadar desteklemiştir. Unutmayalım ki, Toumani’nin iktidarı Mali’nin kuzeyindeki Tuareg hareketi tarafından tehdit altındaydı ve adaletsiz koşullardan rahatsız Malili emekçilerin seferberlikleriyle sarsılmaktaydı. O da Fildişi Sahili’ndeki Laurent Gbabgo gibi iktidarını korumak için emperyalistlerin koruması altına girmenin yolunu aradı. Ancak iktidarı, Fransa tarafından desteklenen 2012 yılının Mart ayındaki darbeye kurban gitti.

Fransız kapitalistleri şimdilerde işçilerden kamunun aşırı borçlanması gerekçesiyle kazanımlarını terk etmelerini istemekte. Ancak her nasılsa Mali halkının üzerine yağan bombaların milyonlarca euroluk maliyeti bulunabilmiştir.

Enternasyonalist Sosyalist Grup, Fransa’nın tüm askeri müdahalelerine karşı çıkmakta ve Fransa’nın dünyanın çeşitli bölgelerindeki tüm askeri güçlerini geri çekmesini talep etmektedir.

Enternasyonalist Sosyalist Grup kamu borçlarının olduğu gibi özel borçların da iptalini talep ediyor: Fransa’daki işçiler Malili kardeşlerinin üzerine yağan bombaların masrafını üstlenmemelidir.

Fransız birlikleri Mali’den ve Afrika’dan dışarı!

Savaşa değil işçilere, işsizlere ve kamu hizmetlerine bütçe!

Paris, 15 Ocak 2013

Metal – Askeri düzen ve disiplin!

0

Merhaba arkadaşlar,

Ben 14 aydır bir otomotiv firmasının AR-GE departmanında mekatronik teknikeri olarak çalışmaktayım. Çalışmakta olduğum firma askeri düzen ve disiplinle yürütülüyor diyebilirim. Benimle aynı koşullarda çalışan toplam 14 tekniker bulunmaktaydı.

Kıbrıs’ta genel grev

0

Lefkoşa Türk Belediyesi ekonomik krizi gerekçe göstererek Ağustos ayından bu yana belediye çalışanlarının maaşlarını ödemiyordu. Bunun üzerine Belediye Emekçileri Sendikası (BES) 15 Ekim’de süresiz grev başlattı. Geçen süre boyunca bir çözüm alamayan belediye işçileri 27 Aralık’ta da protestolarını sokağa taşıyarak İçişleri Bakanlığı önünde toplandı ve oradan Başbakanlık ve Meclis binası önüne kadar yürüyüşe geçtiler. Eylemin ardından ise BES Yönetim Kurulu toplantısı polis tarafından basıldı ve BES Genel Başkanı Savaş Bozat’ın da aralarında bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı.Bunun üzerine eylemlerine devam eden işçiler, Ulusal Birlik Partisi’nin merkez binasına zorla girmeye çalıştılar. Sendikacılara ve işçilere yapılan bu saldırıların ardından 28 Aralıkta Sendikal Platform üyesi sendikalar, BES sendikası ile dayanışma amacıyla genel grev düzenlediler.

“Balkan Savaşları” çıktı!

0

Meraklılarının yıllardır beklediği, eski basımlarına ulaşabilmek için sahafları didik didik ettiği kitap, “Balkan Savaşları” yeni basımıyla kitapçılarda yerini aldı.

Her yer ODTÜ her yer direniş: Galatasaray Üniversitesi ayakta!

0

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan’ın Göktürk-2 casus uydusunun fırlatılışını seyretmek üzere ODTÜ’ye gerçekleştirdiği ve adeta baskın niteliği taşıyan ziyaretin ardından yaşanan olayların seyri hükümeti zor durumda bırakmış olacak ki, İstanbul’da Galatasaray Üniversitesi rektörünün de içinde bulunduğu altı üniversite ortak bir bildiri yayınlayarak ODTÜ’lü öğrencileri kınama ihtiyacı hissetti. Bunun üzerine birçok üniversitede öğrenciler ve akademisyenler karşı bildiriler yayınlayarak ve basın açıklamaları yaparak, tüm üniversite bileşenleri adına bir bildiri imzalayan rektörleri teşhir etti.

Metal TİS süreci

0

Sınıf mücadelesi için en önemli sektörlerlerden biri olan metal sektöründe 100 binden fazla işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri devam ediyor. Süreç devam ederken ortaya çıkan tablo, metal işçilerinin patronların yanı sıra işbirlikçi sendikalara karşı da mücadele ederek TİS’ler üzerindeki söz haklarına sahip çıkması oldu.

Güvenceli iş ve insanca yaşam ücreti!

0

İktidara geldiği 2002 yılından bu yana AKP hükümetinin emekçi düşmanı uygulamalarının ana eksenlerinden birini işgücü maliyetlerini düşürmek oluşturdu. Bu hedefe yönelik olarak, iki yöntem sistematik olarak uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor: düşük ücretler ve sosyal hakların gaspı. Böylece işçinin hem devlet hem de işveren tarafından bir yük olarak görülen maliyeti gittikçe azaldı; yoksulluk ve güvencesizlik ise sürekli arttı.

“Ağlama anne, güzel yerdeyim!”

0

Roboski katliamının ardından tam bir yıl geçti. Bu süre boyunca, bırakalım sorumluların tespit edilmesini, iktidardan katledilen 34 can için gerçek bir özür açıklaması bile gelmedi! Bugün, kimsenin vicdanına sığdıramadığı böyle bir olayın üstünden geçen zamana rağmen, elimizde sadece koca bir sessizlik var.

34. yılında Maraş Katliamı

0

Geçtiğimiz aralık ayı Maraş katliamının 34. yıl dönümüydü. O kara günde kaybedilenler anılıp, faillerin yargılanması istenecekti her yıl dönümünde olduğu gibi. Ama şehrin yolları tutulmuş, mitinge gelenler karakola götürülmüş, miting yasaklanmıştı. Geçmişten günümüze birçok katliama maruz kalmış Alevi halkının ne iktidar ne de muhalefet partilerince sahiplenilmediğini bir kez daha görmüş olduk.

Suriye Devrimci Solu’nun açık mektubuna yanıt

0

Suriye devriminin safında yer alan ve Esad diktatörlüğüne karşı mücadele eden devrimci Marksist Suriye Devrimci Solu grubu, 23 Eylül 2012 tarihinde, Şam’dan, tüm ilerici ve demokratik güçleri, Suriye halkının mücadelesini desteklemeye çağıran bir açık mektup yayınlamıştı (https://www.gazetenisan.net/uluslararasi/ortadogu/1746-suriye-halk-devriminin-desteklenmesi-icin-suriye-devrimci-solunun-acik-mektubu). 2-3-4 Kasım günlerinde gerçekleşen Uluslararası İstanbul Buluşması’nda, Suriye Devrimci Solu’nun çağrısına, Suriye devrimini destekleyen ve Suriye Devrimci Solu’nun mücadelesini selamlayan bir yanıt kaleme alındı. Aşağıda bu cevabı yayımlıyoruz.

Mısır’da referandumun ardından: Devrim sürüyor, politik kriz derinleşiyor

0

Mısır’da Müslüman Kardeşler (MK) iktidarına karşı gerçekleşen kitlesel seferberliklerin ardından yapılan anayasa referandumunda, katılımcıların yüzde 63.8’i “evet” oyu kullandı. MK’nin ve Selefilerin çoğunlukta olduğu kurucu meclis tarafından hazırlanan anayasanın kabülü, ilk bakışta MK’nin iktidarını pekiştiriyor görünse de, gerçekte MK iktidarının giderek daha fazla yıprandığına tanık olmaktayız.

ODTÜ’nün yanında, Başbakan’ın ve Göktürk’ün karşısında!

0

18 Aralık günü, Başbakanın katılımıyla ODTÜ’de gerçekleşen Göktürk 2 uydusunun fırlatma töreninde, ODTÜ’lü öğrencilere polisin biber gazı ve tazyikli su sıkmasıyla başlayan olaylar, bugün yalnızca ODTÜ içinde değil bir çok üniversitede öfkeyi ateşlemiş durumda.

Başbakan’ın sevdiği diziler!

0

Geçtiğimiz ay Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya Zafer Havalimanı açılış töreninde tüm medyanın önünde bir açıklama yaptı. Muhteşem Yüzyıl adlı dizide sergilenen padişah karakterinin, haremdeki kadınların ve diğer karakterlerin gerçek tarihle alakası yoktur; “Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni tanımadık. Biz öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi.” diyerek bir diziyi daha kara listesine ekledi.

BEDAŞ’ta zafer taşeron işçilerin!

0

Burjuvazinin, kapitalizmin yapısal krizlerini aşabilmek için uyguladığı yöntemlerden biri emek piyasasını ve onun kurallarını yeniden yapılandırmaktır. Son 35 yıldır da tüm dünyada uygulanan neoliberal politikalar sonucu özelleştirmeler, taşeronlaşma, güvencesiz ve esnek çalışma artık yeni çalışma düzenini oluşturmakta. Türkiye’de de durum dünyadan farklı değil… Bu yazıda tam da bu durumdan kaynaklanan bir mücadeleden ve zaferden bahsedeceğiz; BEDAŞ direnişinden.

Mesafe’nin 9. sayısı: “Enternasyonalin inşası yolunda Uluslararası İstanbul Buluşması”

0

Uluslararası sınıf mücadelesinin ve dünya ekonomik krizinin giderek şiddetlendiği, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da mücadelelerin keskinleştiği bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dünya panoramasında yaşanan seferberliklere programatik/politik yanıtlar geliştirebilmek, süreçlerin devrimci Marksist program ve sürekli devrim kuramı ışığında “doğru” bir analizini gerektiriyor.

Türk tipi adalet sistemi Viyana kapılarında!

0

Küresel krizin odak noktası Avrupa’da burjuvazi bulduğu her şeyden kesintiye gidiyor. Öyle ki Avrupa burjuvazisi için maaşlar ve sosyal haklar dışında kısılması gereken bir musluk daha var: Demokrasi!

Asistanların güvencesizliğe karşı mücadelesi sürüyor

0

Türkiye’deki top yekün neoliberal dönüşümün kendini en şiddetli hissettirdiği yerlerden olan üniversitelerde, bu dönüşüme karşı mücadeleler 2012 yılında da irili ufaklı sürdü. ODTÜ’de başlayan ve onlara destek mahiyetindeki kitlesel eylemler, kesinlikle üniversitelerdeki bu dönüşümden azade değildi.

Neden özelleştirmelere hayır diyoruz!

0

Özelleştirmeler, burjuva hükümetlerin işçi sınıfına ve emekçi yoksul kitlelere yönelik en önemli ve kapsamlı saldırılarının başında gelmektedir. Özelleştirme saldırısı neoliberal karşıdevrim programının temel taşlarından biridir. Uluslararası burjuvazi dünya ekonomik krizine paralel olarak azalan kârlarını yükseltmek amacıyla özellikle 1970’lerin ortalarından başlayarak bu politikayı dünyanın birçok ülkesinde uygulamaya sokmuş ve 1980’li yıllarda 50’den fazla ülkede burjuva hükümetlerin temel politik programı haline gelmiştir. Günümüzde de onlarca ülkede işçi sınıfı ve emekçiler özelleştirme saldırısıyla karşı karşıyadır.

Tekstil- Maaşa zam yokmuş!

0

Merhaba İşçi Cephesi okurları,

Her işçinin maaş zammını heyecanla beklediği gibi biz de heyecanlıydık. 11. ay zam zamanıydı fakat yine hepinizin yaşadığı gibi oldu. Zam zamanı gelince patronda bir afra bir tafra, sinirlenmeler, bahaneler, en ufak şeylere ses yükseltme yani rutin patron tavrı peydahlandı. Biz de bu duruma alışkın olduğumuzdan pek umursamıyoruz doğrusu. Maaşlar bir süredir geç ödeniyor. İçeride bir dedikodu başladı. Patron toplantı yapacak diye akşamı bekledik, ses yok! Bir sonraki gün oldu, aramızda patronun niçin toplantı yapmak istediğine dair tahminlerde bulunuyoruz.

Kürtaj yasasının sakladıkları

0

6 aydır kadınların kitlesel katılımı ile gerçekleşen protestolar sayesinde taslağı askıya alan hükümet, bırakın kadın örgütlerini yasa yapma sürecine katmayı, taslağın ayrıntılarını ve akıbetini bile kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşmamıştı. 2012 Haziran ayından bu yana, kadın düşmanı politikanın bir parçası ve Kürt halkına dönük katliam politikalarının da ahlaki bir düzlemde meşrulaştırılması olarak başlayan (Başbakan’ın “her kürtaj bir Uludere’dir” ifadesi) kürtaj yasa taslağı hakkında, nihayet hükümet düzeyinde bir açıklama geldi.

Bir demokrasi masalı: Kuvvetler ayrılığı

0

Başbakan’ın Konya Ekonomi Ödülleri törenindeki konuşması gündeme oturmuş durumda. Başbakan “… şu anda bizim, bu fakirin 6 yıldır üzerinde ısrarla durduğu şehir hastaneleri projesi vardır. Biz, bu şehir hastaneleri projemizi ne yazık ki bürokratik oligarşi ve yargı sebebiyle hâlâ hayata geçiremedik… İşte bu kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor.” diyor. Sözün özü, millet aşığı ‘fakir’ Başbakan yargıdan ve idarenin bürokratik engellerinden sıkılmış “Kuvvetler ayrılığı olmasa, ben bu ülkeyi ne güzel idare ederim!” diyor. Oysa, kuvvetler ayrılığının çok kesin olduğu başkanlık sistemine geçilmenin tartışıldığı şu günlerde Başbakan’ın kuvvetler ayrılığından şikayet etmesi başbakanın gerçek niyetini sorgulatıyor.

GSÜ ODTÜ’nün yanında: “Rektör istifa!”

0

GSÜ (Galatasaray Üniversitesi) öğrencileri ODTÜ’deki şiddetin sorumluluğunu öğrencilerin üzerine yükleyen bildiriye imza atan rektörün istifasını talep etti.

Beyazıt’tan ODTÜ’ye bin selam!

0

Önümüzdeki aylarda meclisten geçirilmesi planlanan bir yasa taslağı var. Üniversiteleri, öğrencisinden asistanına, işçisinden akademisyenine kadar etkileyecek, onları güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkum eden bir yasa taslağı… Adına Yeni YÖK Yasa Taslağı dediğimiz bu taslak, bugün -25.12.20212- Beyazıt’ta bizzat bu bileşenler ve kitle örgütleri tarafından protesto edildi. ODTÜ direnişinin sıcaklığı sürerken rektörler tarafından ODTÜ’lü öğrenciler aleyhine yapılan ortak açıklama kınanarak öğrencilerin yayındayız vurgusu yapıldı.

Dünden bugüne Roboski katliamı

0

Günlerden 28 Aralık 2011; onlar için sıradan bir gün olarak başladı. Çoğu 18 yaşın altında yani henüz çocuktular. TSK’nın F-16 uçakları ölüm olup Roboskili (Uludere) çocukların üzerine yağdı. Ölen 34 köylüden 18’inin yaşları 12 ile 18 arasındaydı. Hatırlatmakta yarar var; medya uzun süre sessiz kalmıştı. Bombalar 28 Aralık saat 21’de ölüm olup yağdı. 29 Aralık saat 12’ye kadar televizyon ve radyolar adeta sessizliğe büründü. Ama olay sosyal medya üzerinden yayılmaya başlamış ve nihayet iktidarın iznini alan medya, bu katliamı halka duyurma lütfunda bulunmuştu.

Üniversite A.Ş.’ye, YÖK’e ve yasasına geçit yok!

0

Ülkemizde bir süredir YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile birlikte iyi bir demokrasi oyunu oynanıyor. Tüm “paydaşların” YÖK yasa taslağını tartışıyor görüntüsü vermek için YÖK toplantıları gerçekleştiriliyor. Ve bu sürecin tamamına “YÖK Reformu” adı veriliyor.

Asgari ücreti protesto eylemi

0

İşçiler bugün Şişli Camii önünde asgari ücreti protesto eylemi için bir aradaydı. Saat 12.00 civarında camii önünde 50-60 kişilik bir kitle vardı. Doğrusu moral bozucuydu; derken kalabalık artmaya başladı ve 500 civarını buldu. Kitle camii önünde, “Tayyip Paşa 730 lira ile sen yaşa!” sloganı atarken bir yandan da kortej oluşturdu. Kitlenin en kalabalık korteji Devrimci Sağlık-İş sendikasıydı.

Mavi Ring yola çıkıyor…

0

Yönetmen Ömer Leventoğlu’nun Eskişehir-Aydın Direnişi olarak tarihe geçen olayları anlattığı Mavi Ring filminin çekimleri sona erdi.

Yakın tarihten dramatik bir hikaye daha beyaz perdeye aktarılıyor. Türkiye’den Fer Film Prodüksiyon ve Almanya’dan Proserv Productions ortak yapımcılığı ile gerçekleştirilen Mavi Ring sinema filminin yönetmenliğini Ömer Leventoğlu yapıyor.

Avusturya’da demokrasi düşmanlarına karşı Johannes Wiener’in yanındayız!

0

Avusturya’da RKOB (Kurtuluş için Devrimci Komünist Birlik) sözcüsü 20 yaşındaki Johannes Wiener, Filistin’e yapılan son saldırıyı protesto etmek için gerçekleştirilen kampanya sürecinde yaptığı halka açık bir konuşmadan ötürü, Anayasayı Koruma ve Anti-Terörizm Federal Bürosu tarafından “isyana teşvik” ile suçlanıyor. Ve Avrupa demokrasisi Wiener’i iki yıl hapis cezasına mahkum etmek istiyor. (1)

Direnişteki İTÜ araştırma görevlileri yalnız değildir!

0

8 Ekim 2012 tarihinden bugüne kadar İTÜ’de 30’dan fazla araştırma görevlisinin işine son verilmesi ve yüzlerce asistanın bu riskle karşı karşıya olmasına yönelik İTÜ’lü asistanların kurdukları dayanışma ve direniş çadırına destekler sürüyor. Bugün de, “İTÜ’de hayat duruyor” dayanışma gününde kar kış demeden onlarca insan İTÜ Maslak Yerleşkesi’ne geldi. Desteğe gelenler arasında, HEY Tekstil’de direnen işçiler de vardı.

ODTÜ’de polis terörü!

0

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde dün yaşanan (18.12.2012) polis şiddetinin yakın tanığı olan ODTÜ’lü bir arkadaşımız olarları şöyle anlatıyor.

ODTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Ferdan Ergut’un twitter hesabında paylaştığı bu yazı olayların özünü yeterince açıklayıcı nitelikte.”Olaylar şöyle başladı: 15.30’da öğrenciler Fizik’te toplandılar. Başbakan’ın geleceği binaya yürümeye başladılar. Polis barikatına geldiğimizde barikatla aramızda yüz metreden fazla mesafe vardı. Daha arka sıradakiler henüz toplanmamıştı bile. Öğrenciler ne yumurta ne taş; hiçbir şey atmıyorlardı. Sadece slogan atıyorlardı. Ve demokratik haklarını kullanırlarken gaz bombaları üzerimize atılmaya başlandı. Ben ayrıldım ve ofise geldim. Ondan sonra elbette her şey bambaşka bir hal aldı. Kayıtlara geçsin: ODTÜ’de saldırı polisten geldi. Çocuklarımız evlerinde otururken gaz bombası yedi. Bu bir rezalet!”

Yeni YÖK yasa taslağına karşı bir planımız var!

0

Enternasyonalist Öğrenci tarafından, birkaç ay sonra meclisten geçmesi planan Yeni Yök Yasa Taslağı ile ilgili bir etkinlik düzenlendi. İki saat süren etkinlik, ABD eğitim sisteminin en büyük problemi olan, öğrencilerin aldığı kredi balonunun patlaması ve bu durumun öğrencilere yansımasını konu alan kısa bir video gösterimiyle başladı.

Özgürlük nasıl gelecek?

0

Önceki yazıdan bir alıntıyla başlayayım:

Gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Bu memleketin “Atatürkçü-cumhuriyetçi- laik-ulusalcı” güçleri, herhangi bir devlet güvencesi, “devletin asıl sahiplerinin” gizli-açık, maddi bir desteği olmadan da meydanlara çıkıp gerektiğinde “terörist” muamelesine uğramak pahasına, devletin katı-sıvı-gaz (cop-tazyikli su-biber gazı) bütün hallerine karşı direnerek 29 Ekim’de “Atasının huzuruna” çıkmayı başardı. Kabul etmek gerekir ki bu, Kürt ulusal hareketinin bütün cephelerde yürütülen tasfiye harekâtına karşı göstermekte olduğu büyük direnişten sonra AKP’ye karşı bugüne kadar kazanılmış önemli başarılardan biridir (…) Gelinen noktada “günün yıldızının” sözünü ettiğimiz küçük burjuva katmanlar olduğu açıktır. Bu nedenle eylemlerinin devamı halinde toplumsal bir güç olarak etkilerinin tarihsel olarak hak ettiklerinden fazla olması, diğer muhalif güçleri de etkilemesi, en azından kendileri üzerinden bazı umut ve hevesler uyandırması kaçınılmazdır.”

BEDAŞ’ta zafer direnen işçilerin!

0

Bedaş direnişi 208. gününde zaferle sonuçlandı. Bugün Enerji-Sen, Bedaş yönetimiyle masaya son kez oturdu ve yönetime tüm işçileri geri alacağına ilişkin protokolü imzalattı. İşçiler Ocak ayında işbaşı yapacaklar.

BEDAŞ direnişi: Ya hep beraber ya hiçbirimiz!

0

Yağmur çamur dinlemeden, işlerini geri alana kadar hiçbir yere gitmeyen BEDAŞ işçilerinin onurlu direnişinde tam 207 gün geride kaldı. Direnişçi BEDAŞ işçileri yönetime, devlete seslerini duyurmak için sayısız eylem yaptılar. Haftalardır her cuma Galatasaray Meydanı’ndan Tramvay durağına yürüyerek, “Ya hepberaber ya hiçbirimiz”, diye haykırdılar.

Bedaş işçileri herkesi desteğe çağırıyor, hemen şimdi!

0

207. gününde Bedaş direnişinde bıçak kemiğe dayanmış durumda. Bedaş yönetiminin yeni teklifi, 114 direnişçiden yalnızca 35’ini işe almak!

Tekstil – Birlikte hareket edince istediğimizi alıyoruz

0

Merhaba,

Ben bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. On dört işçiyiz; on erkek dört kadın çalışıyoruz. İhracata dönük üretim yapıyoruz. Patronumuz Almanya’da yaşıyor. Almanya’da on beş mağazası var. Burada temsilci iki kişi var. Aslında her şeyi yönlendiren buradaki bu temsilciler.

Kadına yönelik şiddet ile her gün mücadele!

0

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücade Günü dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadının katıldığı gösterilerle geride kaldı. Biz de işçi Cephesi olarak düzenlediğimiz etkinlikte ve ardından tüm kadınlarla birlikte katıldığımız yürüyüşte taleplerimizi dile getirdik. Bugün bir kez daha belirli talepler üzerinden geçmekte fayda görüyoruz. Kadınlar olarak mücadelemizi belirsiz bir tarihe ertelemiyor ve bunu sınıfsal taleplerle birlikte, varolduğumuz her alanda sürdürmemiz gerektiğini savunuyoruz.

Bilgi Üniversitesi’nde zafer direnen işçilerin!

0

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaklaşık üç ay önce toplu işten çıkarmalar gerçekleşmiş, işten çıkarılan ve Sosyal-İş sendikasına üye 4 işçi, “işten atılanlar geri alınsın talebiyle” oturma eylemi yapmaya başlamışlardı.

Oturma eyleminin 80. gününde Bilgi Üniversitesi yönetimi, eylemi yürüten üç işçinin işbaşı yapmasını kabul etti. İşe alınmayan bir kişi ile ilgili hukuki süreç de sendika tarafından takip edilmeye devam ediliyor.

Bursa Renault işçilerinin işbirlikçi sendikaya karşı mücadeleleri ve işten çıkarmalar

0

Kasım ayının 2. haftasında Bursa Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları’nda çalışan Türk-İş Türk Metal Sendikası’na bağlı işçiler MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) sözleşme teklif taslağına karşı çıktılar ve bir günlük iş bırakmaları sonucu 32 tane işçi işten çıkartıldı. Olayın seyri ve direnişe dair bilgi edinmek için işten çıkartılan bir işçi arkadaşla röportaj yaptık.

Demokrasi lüks değildir!

0

Son açlık grevleri bir kez daha gösterdi; AKP demokratik bir hükümet değildir. Bu yönde bir çabası olmadığı gibi niyeti de yoktur. Demokrasiden anladığı sadece kendi burjuva sınıf çıkarlarıdır. Tüm burjuva sınıf için olduğu gibi AKP için de demokrasi ancak kendine hizmet ettiğinde muteber, aksi durumda göz ardı edilmesi gereken bir maliyettir. Nitekim AKP hükümeti 2003-2007 yıllarında sadece üzerine yükseldiği sermaye kesiminin ihtiyaçlarına cevap üretmek adına “demokratikleşme” yolunda adımlar atar gibi göründü. Asker-sivil bürokrasinin rejim -dolayısıyla tüm ekonomik, politik, sosyal sistem- üzerindeki egemenliğini kırıp geriletmek için uluslararası alanda da “demokrat” elbisesi giydi. Tabii ki bunların hepsi bir demokrasicilik oyunundan başka bir şey değildi, geldi geçti. Bir şeyin en iyi taklidi dahi aslının yerini tutamaz. Öyle olmakla görünmek arasındaki fark açlık grevlerinde Başbakan Erdoğan’ın ağzından dökülen şu sözler gibi gerçek anlamını buldu; “Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur.”

Yolda takip servisi kaldırıldı ama…

0

Turkcell’in uygulamaya sokmak istediği yolda takip “servisi” kadınların engeline takıldı. Kadınlardan gelen tepkilerin bir sonucu olarak uygulama şimdilik rafa kaldırıldı, ama tekrar gözden geçirildikten sonra kullanıma sokulacağı açıklandı. Peki yolda takip uygulaması nedir? Bu servis, herhangi bir kişinin, belirli bir anda nerede olduğunu öğrenmeyi sağlayan bir takip sistemidir. Bu servisin aktif hale gelmesi için tek yapılması gereken takip edilecek kişiden onay almak.

Türkiye’de eğitimin güncel sorunları – 2

0

Eğitimde Taşeronluk Dönemi

Geçen ay İşçi Cephesi’nde Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012 yılında 40 bin öğretmen ataması gerçekleştirdiğinden bahsetmiştik. Bu durum Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) dâhil kimseyi tatmin etmemiş, atamalar yetersiz ve adaletsiz bulunmuştu.

Tekstil sektörü – Koyun değil işçiyiz!

0

Merhaba sevgili İşçi Cephesi okurları,

Ben 18 aydır Çağlayan’da bir tekstil atölyesinde makineci olarak çalışıyorum. Bu işyerinde 18 ayın 13’ünü sigortalı olarak geçirdim. Bu işyerinde çalıştığım zaman içerisinde bazı garip şeylerle karşılaştım. Benimle maaş konusunda anlaşırken bazı şartlardan söz ettiler. Konut kredisi ödediğimden dolayı bu şartları kabul etmek zorunda kaldım. Bana sigorta istersem maaşımın 200 lira daha az olacağını söylediler. Ben bunu kabul etmeyince bana karşı cephe oluşturdular. Tabii ki, bu gibi işyerlerinde çalışmak zor ama mecburen bazen bu koşulları kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Anadilde savunma tasarısı, topal ördek misali…

0

Açlık grevlerinin üç talebinden biri olan anadilde savunma hakkı için kanun tasarısı hazırlandı. Ve tasarının millet meclisinde oylanarak kabul edilmesi beklenirken konu rafa kaldırıldı ve görüşmenin yeni yıla kaldığı Hükümet tarafından açıklandı. AKP iktidarının klasik, ben yaptım oldu tutumu burada da kendini gösterdi. Pekiyi, CHP ve MHP’nin de itiraz ettiği kanuni düzenleme neyi içeriyordu?

Metalde güç dengeleri yeniden sarsılıyor

0

Metal sektörü Türkiye sınıflar mücadelesinde özellikle de toplu iş sözleşmeleri sürecinde mücadelenin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Bugün de metal işçileri Bursa’daki Oyak-Renault fabrikasında patrona ve işbirlikçi sendika Türk Metal’e karşı başlattıkları direnişle bu misyonlarını sürdürdüklerini gösteriyorlar.

14 Kasım’da bir hayalet dolaştı

0

4 yıldır Avrupa işçi sınıfına kan kusturan IMF, Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası gibi var oluş nedenleri Avrupa burjuvazisinin kâr oranlarını yükseltmek olan kuruluşların, Avrupa’yı, işçi sınıfı aleyhine yeniden şekillendiren kemer sıkma programları varsa, buna karşı işçi sınıfının da kendi programı ve örgütsel bütünlüğü olmalıydı. 14 Kasım Avrupa genel grevi, bu yolda geç de olsa atılmış çok önemli bir adımdı. Kesinlikle bir son değil, sadece bir başlangıç…

Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal ile Neoliberal saldırılar, sendikal hareket ve BEDAŞ direnişi üzerine

0

14 Kasım günü Avrupa’da Yunanistan ve İspanya’nın da içinde olduğu bir dizi ülkede genel grev oldu. 2008’de açığa çıkan dünya ekonomik krizinin derinleşmesi ve yarattığı tahribatın artmasına karşı işçi sınıfının bu ilk genel karşı çıkışı, geç ve yetersiz olmasına rağmen, çok önemliydi. Çünkü şu ana dek krizin faturasının işçi ve emekçiler ödedi. Oysa krizi yaratan işçi ve emekçiler değil. Bunu hepimiz biliyoruz. Krizin gerçek sorumluları ise bir yandan milyarları hortumlamaya devam ederken diğer yandan kendilerini çözüm olarak gösterme ikiyüzlülüğünü de sergilemekten çekinmiyor. Fransa, İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde gerçekleşen hükümet değişikliklerinin ise fark yaratmayacağı çok geçmeden açığa çıkmış durumda. İşte bu koşullarda Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal ile hem 14 Kasım Genel Grevi’ni hem de dünya ekonomik krizini ve sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu imkan ve sorunları konuştuk.

Yeni YÖK taslağı: Burjuvazinin bir planı var! Peki ya bizim?

0

YÖK, yeni taslağını kamuoyuna açıklayarak önümüzdeki dönemde kapitalizmin ve Türkiye burjuvazisinin üniversitelere dönük beklentisini gözler önüne sermiş oldu. Tüm dünyada, neoliberal politikaların bir sonucu olarak, devlet kamu harcamalarından elini çekerek bu alanları sermayeye terk etmektedir ve eğitim de bu alanlardan biridir. YÖK’ün yeni taslağı da bu kaygılar doğrultusunda, Türkiye’nin de dahil olduğu Bologna deklarasyonu kapsamında, TÜSİAD gibi sermaye gruplarının da desteğiyle, üniversitelerin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını önüne koyan, öğrencilere ve tüm üniversite bileşenlerine dönük yoğun bir saldırı programıdır!