Ana Sayfa Blog Sayfa 98

Nail Satlıgan’ı yitirdik…

0

Uzun bir süredir ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmekte olan iktisatçı, yazar ve çevirmen mücadele arkadaşımız Nail Satlıgan’ı 28 Nisan 2013 tarihinde kaybettik. Son derece ağır sağlık koşulları altında son büyük katkısını, Kapital’i Almanca aslından Türkçeye kazandırma çalışmalarına sunan Satlıgan, yazdığı kitap ve makalelerin yanı sıra, çeşitli dillerden yaptığı çeviri çalışmalarıyla da önemli bir Marksist referans olarak tanınmaktaydı.

Dünya Sosyal Forumu’nda Tunus’tan Suriye devrimine destek

0

26-30 Mart tarihleri arasında Tunus kentinde düzenlenen Dünya Sosyal Forumu’nu bugüne kadar düzenlenen bu tip uluslararası buluşmalardan farklı kılan bir öge vardı: Forum bu kez Ortadoğu devrimlerinin merkez alanında düzenleniyordu. Bu durum, Porto Alegre’de düzenlenen ilk dünya sosyal forumundan beri giderek azalan ilgi ve katılım oranlarında ani bir sıçramaya neden oldu. Son derece politikleşmiş bir ortamda 40 binin üzerindeki katılımcı, dünya kapitalizminin yol açtığı ekonomik krizden yerli halkların yok edilmesine kadar değişen çeşitlilikteki düzinelerce sorunu tartıştı, çözüm yolları aradı. Bu ilgi ve yüksek gerilim, kentin caddelerinde düzenlenen gösterilere ve özellikle son günkü Filistin halkının mücadelesini desteğe adanan kapanış mitingine de yansıdı. Tunus halkının yanı sıra büyük bölümü Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan, ama aynı zamanda Avrupa, Asya ve Latin Amerika ülkelerinden gelen on binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen yürüyüş ve mitingde Filistin halkının Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadelesi militan bir coşkuyla desteklendi.

“Suriye’de Kürtler kendi bakış açısıyla devrime katıldılar”

0

“Başaracağımıza inanıyoruz. Çünkü biz halkımıza, halkımızın iradesine, kendimize güveniyoruz. Hiç kimseye dayanmayarak, sadece bizimle aynı inançları, demokratik amaçları paylaşan dostlarımıza güveniyoruz ve diyoruz ki, kesinlikle halklar kazanacak. Bu biçimiyle Suriye’nin tablosu ve bizim Kürtlerin gerçeği budur.” diyen Demokratik Birlik Partisi (PYD) Dış İlişkiler Temsilcisi ve Batı Kürdistan Kürt Yüksek Konseyi Dış İlişkiler Komite Üyesi Hassan Mohamed Ali ile Tunus’ta Dünya Sosyal Forumu sırasında yaptığımız röportajın Suriye devrimi ve Batı Kürdistan’da gerçekleşen sürece ilişkin çok önemli bilgiler içerdiğini düşünüyor, bu inançla okurlarımızla paylaşıyoruz.

Hizbullah vuruyor polis koruyup kolluyor

0

Dicle Üniversitesi’nde Hizbullah’ın polis korumasında öğrencilere saldırmasını protesto eden İstanbul Üniversitesi öğrencilerine önce Hizbullah ardından polis saldırdı.

Suriye devrimiyle dayanışma çağrısı

0

Suriye devriminin desteklenmesi adına, Tunus’ta Dünya Sosyal Forumu sırasında gerçekleştirilen çeşitli toplantıların ardından Suriye’den, Tunus’tan, Avrupa’dan ve Latin Amerika’dan sol örgütler olarak, aşağıda yayımladığımız bildiri temelinde bir uluslararası dayanışma çağrısı yapma noktasında uzlaştık. Metin devrimin desteklenmesi yönünde ve emperyalizme karşı bir tutum alıyor ve Mayıs ayının ilk haftalarında Suriye devrimiyle uluslararası dayanışma günleri düzenlenmesi ve Haziran ayında Tunus’ta sol örgütlerin bir konferansını gerçekleştirmeyi öngörüyor.

Kore: Yeni bir savaş mümkün mü?

0

Kuzey Kore ile Güney Kore ve ABD arasında karşılıklı askeri tehditler son bir aydır artmış durumda. Kuzey Kore, Güney Kore ile (saldırmazlık anlaşmasını sona erdirdiğini) dolayısıyla ‘savaş durumunda’ olduklarını ve bir saldırı olursa saldırmaya hazır olduğunu tüm dünyaya duyurdu. Askeri hazırlıklar hızlanıyor. Peki bu çatışmanın kökleri nereye uzanıyor? Gerçekten de Güneydoğu Asya’da yeni bir savaş başlaması mümkün mü?

Dicle Üniversitesi’nde saldırılar

0

8 Nisan pazartesi günü Dicle Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik saldırılarda bazı öğrenciler bıçaklanarak yaralanmıştı. Sonraki pazartesiye kadar eğitime ara verilen üniversitede, öğrencilere bıçak ve sopalarla saldıran kişilerin polis güdümünde okula gelen Hizbullahçılar olduğu belirtildi. BDP’den ve Hizbullah’ın siyasi kanadı olan Hüda-Par’dan sağduyu çağrıları yapılsa da olayın karşıt görüş çatışması ya da kutlu doğum haftası gerginliğinden değil, bizzat polis destekli İslamcıların öğrencilere bilinçli saldırılarıyla patlak verdiği açık.

Koç Üniversitesi’nde emekçiler direnerek kazandı!

0

Koç Üniversitesi’nde 2 Nisan tarihinde başlayan direniş 7 günün ardından kazanım ile sona erdi. İşlerinden atılan işçiler, yıllardır emek verdikleri işlerine daha güvenceli şartlarla dönüp, pazartesi günü işbaşı yapacaklar. Koç Üniversitesi’nde süregelen mücadele, emeğin güvencesizleştirilmesi yoluyla daha yoğun sömürülmesine dayanan taşeron çalışma düzenininde gedikler açmayı başarabilmiş ve “imtiyazlı” olarak anılan bir vakıf üniversitesinde beklenmeyen bir seferberlik ve kararlılık örneği oluşmuştur.

Alibeyköy’de 1 Mayıs etkinliği

0

İşçi Cephesi, 1 Mayıs çalışmalarının başlangıcını, Alibeyköy’de gerçekleştirdiği etkinlikle yaptı. “Güvenceli iş, onurlu bir yaşam ve halkların özgürlüğü” şiarıyla, 1 Mayıs öncesi sınıflar mücadelesinin güncel durumunu tartışmak adına gerçekleşen etkinlik, ilk olarak, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ın doğuşunu, 8 günlük işgünü mücadelesini ve bugün hangi koşullar altında 1 Mayıs’a hazırlandığımızı anlatan bir belgeselle başladı. Ardından İşçi Cephesi gazetesinden bir işçi yoldaşımızın yaptığı sunumda öncelikle, 1 Mayıs’ın Türkiye serüveni anlatıldı. 1925’ten 1975’e dek yasaklı olan 1 Mayıs, işçi sınıfının uyanışının ve mücadele sahnesine çıkışının bir simgesi olarak 1976 ve ’77 yıllarında yüz binlerin katılımıyla Taksim Meydanı’nda kutlanmıştı. Devletin ’77 1 Mayısı’na saldırarak gerçekleştirdiği katliamla, yükselen işçi hareketi bastırılmaya çalışılmıştı. 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi ve Taksim Meydanı’nın yeniden 1 Mayıs’lara açılması ise, uzun ve zorlu mücadelelerin ardından gerçekleşmişti.

Artık Enerji-Sen’i işçiler yönetecek

0

DİSK’e bağlı Elektrik, Gaz, Su ve Baraj İşçileri Sendikası (Enerji-Sen) geçtiğimiz 9-10 Mart’ta Aksaray’daki Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde 3. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. “Söz yetki karar çalışanlara” pankartının asılı olduğu Genel Kurul salonunda yoğun bir katılım gösteren enerji işçilerinin yanı sıra DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Nakliyat-İş Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Dev Sağlık-İş Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, DİSK Basın-İş MYK üyesi Alp Tekin Baboç, Sine Sen Başkanı Zafer Ayden, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin, EMO Genel Sekreteri Mehmet Bozkırlıpoğlu ve çeşitli demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti yöneticileri mevcuttu.

Özelleştirme saldırısında sıra TCDD ve PTT’de

0

Ulaşım ve iletişim hakkı temel ihtiyaçlardır, bu hizmetleri yapan ve kamuya ulaştıran kuruluşların kâr yapması asıl hedef değildir, ya da çalışanları taşeron tarafından değil, direkt kamu bünyesinde iş güvenceli bir biçimde istihdam edilmesi gereklidir. Fakat hükümet ve sermaye bundan farklı düşünüyor, PTT ve TCDD gibi kamu kurumlarını tamamen özelleştirmek için çalışmalara çoktan başladı, son günlerde ise durum netleşti, istenen PTT A.Ş VE TCDD A.Ş.

Üniversite konferanslarının ardından

0

Geçtiğimiz iki aylık dönemde ODTÜ’ye başbakanın ziyaretiyle başlayan süreçte, birçok üniversitede eylemlilikler gerçekleşmişti. Başlangıç olarak başbakanın ziyareti üzerinden hükümete yönelik bir tepki olarak gelişen hareketlilik sonrasında ODTÜ’ye destek olmak şiarı üzerinden başka okullara yayılmıştı. Ancak, yalnızca bu iki başlığın (hükümete tepki ve ODTÜ’ye destek) eylemlilik sürecini bir “tepkiden” öteye taşıyarak öğrencilerin seferberliğinin sürekliliğini sağlaması beklenemezdi. Hele ki, üniversitenin sermayenin çıkarları doğrultusunda dönüştürüldüğü ve tüm üniversite bileşenlerinin bu basıncı yoğun bir şekilde hissettiği bir dönemde, bu olgunun birçok eylemin gündeminde olmadığı düşünüldüğünde…

Ulusların eşitliği, emekçilerin birliği!

0

Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013’te, Diyarbakır Newrozu’nda okunan mesajı, Kürt hareketinin “silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye” doğru stratejik bir dönüşüme gireceğini ilan etti. Aynı gün PKK ateşkes ilan ederken, Kürt halkının önemli bir kesiminde ise, yıllardır özleminin duydukları barışa ve özgürlüğe, “İmralı süreci”yle birlikte kavuşabileceklerine dair önemli bir beklenti oluştu.

Barışın rengi ne olacak?

0

Kürt halkının inkârı resmi rakamlara göre 1984’ten bu yana 36 bin cana mal oldu. Aynı dönemde 34 bin işçi de “iş kazalarında” hayatını kaybetti! Bu tablo kapitalizm koşullarında emekçilerin bütün hayatının bir savaş meydanı haline getirildiğini göstermekte. Son 28 yılda önlenebilir nedenlere rağmen 70 bin emekçiyi kurban vermiş olmamızın başka bir izahı var mı? Bunlar akıl almaz derecede korkunç ve travmatik sonuçları olan rakamlar. Yaralanan, sakat kalan, yerinden yurdundan olan, iş-aş bulamaz duruma düşünlerle birlikte milyonlarca insandan bahsediyoruz. Bir diğer dramatik gerçek 70 bin kurbanın büyük çoğunluğunu Kürt emekçilerin oluşturuyor olması. “İş kazalarının” büyük oranda iş güvenliğinin göz ardı edildiği işyerlerinde, özellikle de her üç “iş kazasından” birinin inşaat sektöründe olması gerçeği iş cinayetlerinde de Kürt emekçilerin kurban olarak başı çektiğinin bir kanıtı. Ölümle bu derece koyun koyuna olmak bir 20. Yüzyıl karabasanı değilse eğer, hakkında hüküm verilen emekçilerin kaderlerini ellerine almak istemelerinden daha doğal ne olabilir? Çok açık; sadece savaşta değil barışta da önlenebilir nedenlere rağmen ölmeye devam eden emekçilere barışın kerametlerinin anlatılmasına gerek yok. Hele hele Kürt emekçilere! Bugün Türkiye’de çok az insan-kesim Kürt emekçiler kadar barışın kıymetini bilebilir.

1 Mayıs’a neden gitmeliyiz?

0

Sanayi Devrimi’nden sonra fabrikalar işçi ihtiyacını gidermek için kol emeğine ihtiyaç duydu. Bu ihtiyacın ucuz yoldan halledilmesi gerekiyordu. Kurulan düzenin adı “kapitalizm” idi.

Güvenceli iş, onurlu bir yaşam ve halkların özgürlüğü için 1 Mayıs’ta alanlara!

0

Kadın ve erkek emekçiler,

Son beş yıldır dünya büyük bir ekonomik krizle sarsılıyor. Kamu borcu, cari açık, işsizlik çığ gibi büyüyor, ülkeler iflas ediyor. Kriz milyonlarca insanı işinden ve aşından ediyor. İşsizliğin devasa boyutlara vardığı, kemer sıkma politikaları ile emekçilerin boğazlarına kadar battığı Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz’den sonra şimdi Güney Kıbrıs’a sıçrayan kriz, sadece bir hafta içinde insanları temel ihtiyaç maddelerini alamaz duruma getirdi.

“21. Yüzyıl Sosyalizmi”nin gerçek yüzü

0

Venezuela Başkanı Hugo Chavez hayatını kaybetti. Bu durum karşısında, kardeş partimiz Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (PSL – Venezuela)’nin de belirttiği gibi, Venezuela halkının acısını paylaştığımızı ve Chavez’in ailesine ve Venezuela halkına dayanışma duygularımızı yeniden ifade etmek istiyoruz. Ve ABD yanlısı geleneksel Venezuela burjuvazisinin temsilcisi olan muhalefetteki MUD [Demokratik Birlik Masası]’un; Chavez’in hastalığını PSUV [Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi] hükümetinin meşruiyetini sarsmak için kullanması, ABD ile birlikte Nisan 2002’de başarısız darbe girişiminin düzenleyicileri oldukları halde, “demokrasi” havariliğine bürünmesi şeklindeki tutumlarını kesinlikle reddediyoruz.

İTÜ’de işten atılan asistanlar Rektörlüğü işgal etti!

0

1 Şubat 2013 tarihinde YÖK’ün asistanların işe iade talebini kabul eden kararına ragmen, İTÜ rektörü Mehmet Karaca, hukuksuz bir biçimde, asistanları “resmi gazetede yayımlanmadı” bahanesiyle işe almamakta diretiyor ve asistanları üstü kapalı tehdit etmeyi sürdürüyor. Bu hukuksuzluk karşısında İTÜ’lü asistanlar bugün, rektörlük binasının içinden haykırdı; Mehmet Karaca istifa!

Onurlu bir iş ve onurlu yaşam koşulları için, karanlığın perdesini yırtalım!

0

Disk-Ar (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Bölümü) yakın zamanda asgari ücretlinin gıdaya, eğitime ne kadar para ayırabildiğini yani ne zorluklarla yaşadığını gözler önüne seren bir araştırma yayınladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik‘in geçtiğimiz günlerde asgari ücrete ilişkin “Niye geçinemeyeceksiniz? Eğer ona mahkûmsanız 800 lira da büyük paradır” sözü üzerine hazırlanan raporda, asgari ücretlinin 811 TL’ye nasıl geçinebileceğinden hareket edildi.

Meydanlar, sokaklar bizimdir diyebilmek için… 1 Mayıs’ta alanlara!

0

Geçen ay, salonlarda etkinliklerle, duvarlara afişlerle, sohbetlerle 8 Mart’ta birlikte yürümenin, beraber sokaklara çıkmanın önemini anlattık birbirimize dilimiz döndüğünce. “Bu yıl da bütün çamaşırları biz yıkadık dedik, eve biz baktık, çocuklara, hastalara, peki ya bize ne kaldı?” diye sorduk. ‘Ev işleri, ucuz çalışma kaderimiz olamaz’ dedik, Kadıköy’ün yolunu tuttuk. ‘Dertlerimiz ortak, yaşadıklarımız benzer, haklarımızı istiyoruz’ diyerek bir pazar günü tüm kız kardeşlerimizle buluştuk. Maalesef bazılarımız gelemediler; kimi babası izin vermediği için, kimi evde kalıp çocuğa bakmak ya da ev işlerini ‘halletmek’ üzerine kaldığı için gelemediler. Böylece erkek egemenlik hayatımızın büyük bir bölümünü ipotek altına almışken, kimilerimizi alanlara çıkmaktan da alıkoydu. Gelebilenlerimizle avazımız çıktığı kadar bağırdık. Niye? Erkek şiddeti son bulsun diye, esnek değil güvenceli çalışmak istiyoruz diye…

Hem evde hem işte çalışan kadının dergisi; Petrol-İş Kadın Dergisi 10 yaşında!

0

Türkiye’de bir sendika tarafından periyodik olarak çıkartılan ilk ve tek kadın dergisi olma özelliğini taşıyor Petrol-İş Kadın dergisi. 10. yıl kutlaması 2 mart günü Taxim Hill Otel’de yapıldı. Kutlamaya sadece sendika çalışanı kadınlar ya da sendikalı işçiler değil kadın hareketinden, kadın çevrelerinden kısaca her kesimden kadın katıldı.

Bolivya’da İşçi Partisi doğuyor

0

COB -Bolivya İşçi Merkezi- tarafından çağrısı yapılan ve Bolivya işçi sınıfının hemen tüm kesimlerinden delegelerin katıldığı işçi kongresi, 7-8 Mart 2013 tarihlerinde Huanuni’de gerçekleştirildi. Sınıfın bağımsızlaştırılmasına dönük bu önemli adım, petrol fiyatlarının yükseltilmesi üzerine Evo Morales ve MAS yönetimine karşı 2011 yılında patlak veren seferberlikler sürecinin bir yansıması sayılabilir. Morales’in karşı karşıya olduğu güven kaybı ve politik yıpranma Chavez ve Correa ile birlikte Latin Amerika’daki Casto-Chavezci eksenin son bir yıl boyunca derinleşen krizinin de bir göstergesi olarak okunmalı.

Kıbrıs AB’yi temellerinden sarsıyor

0

Avrupa Birliği’nin en küçük ülkelerinden birinin dahi birliğin içinde yaratabileceği ekonomik ve politik fırtınanın şiddeti dikkate alındığında, bu birliğin çimentosunun hiç de sağlam olmadığı bir kez daha anlaşılıyor. Kıbrıs’ın nüfusu Avro bölgesi ülkelerinin toplam nüfusunun sadece 350’de biri; ekonomik faaliyetlerinin bu bölgenin gayri safi iç hasılasına katkısı ise sadece toplamın 500’de biri. Ama bu cüce ekonominin krizi bütün bir Avrupa’yı temellerinden sarstı, dünya borsalarını allak bullak etti, Almanya ile Rusya’yı ciddi bir sürtüşmenin eşiğine getirdi, İspanya, İtalya, Portekiz gibi birçok ülkenin hükümetlerinin günlerce soğuk terler dökmesine neden oldu. Sadece 10 milyar avroluk bir yardımla (Türkiye’nin ulusal gelirinin yüzde biri) aşılabilecek gibi görünen bir mali sıkıntı, sadece para birimi olarak Avro’nun sağlamlığını değil ama aynı zamanda AB’nin ülkelere kattığı iddia edilen yararların bir kez daha sorgulanmasına neden oldu. Ve tabii, kapitalist krizlerin faturasının her zaman emekçi kitlelere ödettirileceğini tekrar ortaya koydu.

“Kahverengi Veba” çıktı!

0

“Kahverengi Veba”, biri Hitler’in iktidara gelişinden hemen önce biri de hemen sonra olmak üzere Almanya’ya yaptığı iki seyahatin notlarını kitaplaştıran Fransız devrimci Daniel Guérin’in hem Nazilerin hem de sosyal demokrasi ve Komünist Partisi’nin tabanından ayrı ayrı tanıklıklar aktarıyor.

Sarai Sierra cinayeti ve iki yüzlü medya!

0

Ülke olarak Sarai Sierra cinayetindeki gelişmeler bir süredir gündemimizde, bu gelişmeler genellikle Sierra’nın özel yaşamına ilişkin veriler. Medya bu cinayeti Türkiye’de yine bir kadının kadın olduğu için öldürülmesi olarak değil de, polisiye bir öykü havasında ele alıyor. Sierra’nın Türk olmayışı ise talihsiz bir mesele! Yani bu kez kol kırıldı ama yen içinde kalmadı. O çok övündüğümüz misafirperverliğimiz tehlikede diye hayıflanan medya suçu Sierra’da bulmaya çalışıyor. Aslında medyanın genel olarak kadın cinayetlerindeki tavrı bu; suç hep kadının.

Metalde TİS süreci: Toz olmayacağız, tozu dumana katacağız!

0

Mücadeleler sayesinde kazandığımız sendikal haklarımızın, kıdem tazminatımızın patronlar ve hükümet tarafından talan edilmesi bir yana iş bulamadığımız bulsak da güvencesizliğe, kayıtdışı çalışmaya mahkûm edildiğimiz zamanlardayız. Buna karşın sınıf mücadelesinin durgun olduğu, örgütsüzlüğün yayıldığı zamanlardayız. Metal işçisi ise her şeye rağmen bu zamanlara bir çentik atıyor ve biz hala sendikalıyız, örgütlüyüz, güçlüyüz diyor…

Üniversitelerde saldırıların ardı arkası kesilmiyor

0

ODTÜ’de gerçekleşen polis terörünün ardından son dönemde iyice azıtan polis şiddeti faşistlerle ve ÖGB’lerle (özel güvenlik birimleri) birlikte koordineli bir hal almış ve diğer üniversitelere de hızla yayılmış durumda. İktidarın üniversitelerde artan şiddet politikalarının ardında, üniversitelere yönelik Yeni YÖK Taslağı ile ortaya atılan son neoliberal rötuşları rahatça yapabilme derdinin olduğu açıkça görülüyor.

Çevre ve tarım sorunu üzerine Ahmet Atalık ile söyleşi

0

Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, GDO’ya hayır Platformu’nun kurucularından ve Türkiye’deki tarım ve hayvancılık sorunlarını en kapsamlı inceleyen kişilerden biri. Bizim de Su Platformu’ndan mücadele dostumuz.

Atalık, şu sıralar özellikle GDO’ya Hayır Platformu ve Türkiye’de hayvancılığın sorunları ile ilgileniyor. Bu yoğun çalışmaların karşılığında ise, şimdiden alanında Bakanlığın dahi görüşüne başvurduğu biri haline gelmiş. Çevre Mühendisleri Odası’ndaki görüşmemizde ise, önce büyükbaş hayvan ithal etmenin ötesinde, saman ithalatçısı bir ülke haline gelişimizin hikâyesini, ayrıntılarıyla ve büyük bir iştahla anlatıyor. Tarım ve hayvancılık ile ilişkili olarak açığa çıkan tablonun bir beceriksizlik mi, yoksa bir ‘bile bile lades’ durumu mu olduğunu kendisine sorduğumuzda ise; “Bu konuları gerçekten bilmiyorlar. Bir derinlikleri yok. Siz bilmiyorsanız biz yardımcı olalım, anlatalım diyoruz, onlarsa Slovakya’nın tarım bakanlığından görüş alıyorlar. Slovakya İstanbul’un çeyreği kadar ülke! Mevzuatları bizimkinden de dar. Şimdi bunları sadece Avrupa’yı referans göstermek için yapıyorlar. Gerçekten anladıkları yok. Ama mesele o değil ki; bunlar sadece sermayeye hizmet için çalışıyorlar. O yüzden bilmelerine de gerek yok,” diyerek belki de anlatacağı her şeyi öncesinden özetliyor.

Değerli mücadele dostumuz Ahmet Atalık ile yaptığımız söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyoruz:

İstanbul’da Newroz

0

Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!

Bu yıl, 17-21 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Newroz etkinliklerinin ilk adımı içlerinde İstanbul’un da bulunduğu 18 farklı kutlama ile açıldı.

İstanbul’da Kazlıçeşme meydanında kutlanan Newroz, kitleselleğine yakışır bir coşkuya sahipti.

“Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere Statü” ana pankartının bulunduğu kürsüde sırası ile BDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel ve BDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptıkları konuşmalarda barış vurgusu ön plandaydı.

İşçi Cephesi olarak, “Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!” yazılı pankartımız ile alana girerken; Biji Azadiya Gelan, Zafer Savaşan İşçilerle Gelecek, Siyasi Tutsaklar Serbest Bırakılsın, Ortadoğu’ya Özgürlük İşçilerle Gelecek, Ekmek Yoksa, Adalet Yoksa, Barış da Yok! gibi sloganlarımızı beraberce haykırdık.

Günün sonunda ise, bir yıl öncesinde izin verilmeyen Newroz kutlamalarına dair terörize edici haberler yapan burjuva basın kuruluşları, 17 Mart gününe dair neredeyse barış ve kardeşliği ilan etmeye varan haberler yapmaya başladılar. Bu iki yüzlü çark ediş, özgürlük ve adaletin tek garantisinin birleşik mücadelemiz olduğunu, bizlere bir kez daha gösteriyor.

8 Mart sonrası Kadıköy’deki faşist saldırıya karşı toplanıyoruz!

0

Bugün (10 Mart) gerçekleşen 8 Mart Kadıköy mitingi sonrası Bursaspor taraftarı olduğu anlaşılan faşistlerin saldırısı sonucu biri bıçakla 10 kadın yaralandı. Saldırı üç farklı yerde Kürt kadınlarına gerçekleştirilmiş olup, polisin olaylara çok geç müdahale etmesi saldırının sadece birkaç kendini bilmezin işi olmadığını düşündürüyor. Kadınlar olarak yapılan bu faşist saldırıyı ve polisin tavrın kınamak amacıyla toplanıyoruz!

Toplanma Tarihi: 11 Mart

Toplanma Saati: 19.00

Yer: Kadıköy Boğa Heykeli önü

8 Mart 2013 Kadın Mitingi’nden: Neden daha fazla kadın dayanışmasına ihtiyacımız var?

0

“Hikayemiz kadın işçilerin daha iyi koşullarda çalışmak, 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret mücadeleleriyle başlar.8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi, yaşamlarıyla ödedikleri bir tarihtir.” diyerek başladık, 8 Mart’la ne derdimiz olduğunu anlatmaya. 1857’den aldık cümlelerimizi; yüzyıllar önce başlayan mücadelemizin tarihinden bahsetmek için. Mirabel Kardeşler’den başladık, anlattık, Ayşe Paşalı’lara kadar geldik; yüzyıllardır cinsimize uygulanan erkeğin, devletin zulmünü gösterebilmek için.

8 Mart öncesinde “işyerinde güvencesizlik ve erkek-yargı-devlet şiddetini” tartıştık

0

İşçi Cephesi olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi okur ve dostlarımızla biraraya geldik. Her yıl gerçekleştirdiğimiz salon etkinliğinin bu yılki gündemi “İşyerinde güvencesizlik ve erkek-yargı-devlet şiddetini tartışıyoruz” idi.

Yolanda Gonzalez: İpi ilk göğüsleyenimizdi o!

0

Bask kökenli bir öğrenci lideri olan Yolanda Gonzalez, PST (Sosyalist İşçi Partisi)’nin ve Nahuel Moreno önderliğindeki uluslarası Troçkist akımın kararlı bir militanıydı. İspanya’da General Franco faşizminin sonunu getiren işçi ve öğrenci seferberliklerinin başlıca önderlerinden biriydi. 1979 yılının 5-6 ve 7 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen ve hükümetin tüm saldırı planlarını alaşağı eden kitlesel bir öğrenci grevini organize eden ve dahası, Ulusal Öğrenci Koordinasyonu lideri sıfatıyla bu grevin, yükselen işçi hareketiyle bütünleşmesini sağlayan o olmuştu.

Hükümet istifa etti, kitleler direniyor, Bulgaristan’da neler oluyor?

0

Yaklaşık 3 haftadır Bulgaristan sokaklarında, yüz binlerce kişi son elektrik zammı ile hükümetin neoliberal politikalarını protesto ediyor. Hükümet ve başbakan istifa etmek zorunda kaldı, normalde Temmuz ayında yapılacak seçimler Mayıs’ın 12’sine çekildi. Gösterilerin başlamasındaki tetikleyici etmenler, elektriğe ve ısıtmaya yapılan son zamlar oldu. Bulgaristan’da ücretler ortalama 350 avro ve emekli maaşı 150 avro civarında iken, sadece elektriğe 100 avrodan fazla fatura ödenir hale gelinmesi kitleleri sokağa döktü.

Baskı ve kıyım politikalarında uzmanlaşma dönemi: KESK operasyonları

0

AKP hükümetinin demokrasiden anladığı yalnızca kendi burjuva sınıf çıkarlarını korumak iken; “ileri” aşamada emek örgütlerine yönelttiği saldırıların da ardı arkası gelmiyor.

İspanya’da öğrenciler kesintilere karşı sokakta!

0

Avrupa’da kapitalist krizin giderek derinleştiği ve bütün etkileriyle kendini gösterdiği bir dönemden geçiyoruz. Hükümetler bir bir iflas eşiğine geliyor ve içine girdikleri borç batağını aşmanın yolunu, işçi ve emekçi kesimlerin uzun mücadeleler sonucunda kazandıkları ekonomik ve sosyal haklara yöneltilmiş bir tahribatta buluyorlar. Neoliberal karşıdevrim programı ve “kurtarma ve reform paketleri”, bir yandan sosyal haklardaki kesintiler ile ekonomik kazanımlara yönelik topyekün bir saldırı açarken, bir yandan da iktidarın politik baskısını güçlendirmeye dayanıyor. Eğitimdeki kesintiler ve öğrencilere yönelik baskıların artmasının da bu reform programının önemli bir parçası olduğunun altını çizmek gerekiyor, bu da öğrenci hareketini ve seferberliklerini kritik bir mevzi haline getiriyor.

Kamu emekçileri güvencesizliğe karşı alanlardaydı

0

Hükümetin son yıllarda her işkolunda güvencesiz ve esnek çalışma koşullarını yaygınlaştırmasıyla sendika, emeklilik, iş güvencesi, fazla mesai ücreti, tazminat gibi işçilerin ve kamu emekçilerinin mücadeleyle kazanılmış özlük hakları bir bir törpüleniyor. Kamu sektörü de bu saldırılardan azade değil.

İmralı Süreci başkanlık sistemine bilet mi?

0

Malum, AKP hükümetini cumhuriyet tarihinin en demokratik hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ı da Atatürk’ün yanına yerleştirerek adeta ikinci bir ulusal kurucu lider olarak görenlerin sayısı kabaca toplumun yarısına denk durumda. Üstelik bu teveccüh sadece AKP’nin kendi “doğal” taraftarlarıyla da sınırlı değil. Oldukça çeşitli ve geniş bir destek ağından bahsedebiliriz. Özellikle sol liberalleri AKP için sergiledikleri “militanca” savunu ve sahiplenişle en başta anmak gerekir. Gerçi son dönemde “demokrasi” frenine basması nedeniyle AKP konusunda bir “hayal kırıklığı” yaşadılar; “umudunu” kesenler dahi oldu! İmralı Süreci bu açıdan tam zamanında imdatlarına yetişti! Şimdi iman tazeleme sürecindeler; kaldıkları yerden “Güçlü Türkiye” fonunda hayal tacirliğine devam edebilmek için… Sol liberalizmin demokrat olmayan AKP’den demokrasiyi geliştirip güçlendirmesini bekleme çaresizliğinde yansımasını bulan politik-düşünsel sefaleti AKP’nin her ileri-geri manevrasında trajik bir görünüm arz etti. İmralı Süreci dâhil bundan sonra farklı bir manzara da beklenmemeli.

Doğumdan önce de sonra da esnek değil, güvenceli iş!

0

Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aracılığıyla Ulusal İstihdam Stratejisi tasarısı açıklanmış; AKP’nin 2012-2023 dönemi için uygulamaya koyduğu bu projenin alameti farikası olarak “güvenceli esneklik” gösterilmişti. Bu proje ile özellikle kadın ve genç işgücü piyasalarındaki sorunlar çözülecek, işsizlik bitirilecekti. Ancak tasarının içine bakıldığında başta kadınlar için “uzaktan çalışma”, “esnek zaman modeli”, “özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurmak” gibi modellerle esnek çalışmanın kural haline geleceğini görmek zor değildi. Zaten Ulusal İstihdam Stratejisinin ‘Ucuz İşgücü Stratejisi’ne, güvenceli esnekliğin ise ‘esnek güvence’ye dönüşmesi çok vakit almadı.

ODTÜ’de baskılar sürüyor

0

ODTÜ’deki polis şiddetinin ardından bu kez “yasal şiddet” devreye girdi ve protestolara katılan öğrencilere hem rektörlük hem valilik soruşturma açtı.

Bir varmış hiç yokmuş ama!

0

24 Şubat Pazar günü Esenkent Toplu Yapı Gençlik Tiyatrosu E-topya’nın masallardaki kadın karakterlere biçilmiş ikincil rolleri baştan yazmalarını hep beraber izledik. İşçi Cephesiokur ve dostlarının da buluştuğu bu etkinlik Alibeyköy Dersimliler Derneği’nde gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne de yaklaşmamız dolayısıyla tiyatronun anlamı oldukça büyüktü.

BMC işçisi haklarını istiyor

0

İzmir’in Bornova ilçesi, Pınarbaşı semtindeki BMC fabrikasında çalışan işçiler 10 aydır maaş alamadıkları için direnişte.

Yurtiçi Kargo direniyor

0

Bundan yaklaşık 5 ay önce DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası, Yurtiçi Kargo’da Türkiye genelinde örgütlenme çalışmalarına başladı. Sendikalaşma büyük oranda tamamlanıp, yetki için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurulduktan sonra sendikalı işçiler pek çok şube ve aktarma merkezlerinde işten çıkartıldılar. Nakliyat-İş’in “Sendikalı ol, güçlü ol” kampanyası ile örgütlenen işçiler, şimdi de pek çok işyerinde direnişlerle mücadeleye devam ediyor.

DHL’de mücadele sürüyor

0

Türk-İş’e bağlı TÜMTİS (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası)’e üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 20 DHL işçisinin, hukuka aykırı bir biçimde işten atılmalarının ardından, işe iadeleri ve sendika hakları için başlayan DHL direnişi 257 gündür devam ediyor. Süreç devam ederken 4 işçi daha direnişe destek oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldı. Bugüne kadar açılan 11 davada işe iade kararı alınmasına rağmen, anayasal haklar dahi işveren tarafından ihlal ediliyor. Sermayenin kendi sisteminin kurallarını bile hiçe sayması ilk kez gördüğümüz bir manzara değil. DHL yönetimi, direnişi manipüle etmek ve kendi hukuksuzluğunu saklamak için tüm gücüyle çabalıyor.

Yine sendikalaşma, yine işten atılma: Taral Makina

0

Bayrampaşa’daki Taral Makina ve Aletleri Sanayi Şirketi’nde çalışan işçiler DİSK’e bağlı Birleşik Metal-iş’e üye oldukları için işten çıkartıldılar. İşten çıkartılan 27 işçi 5 Şubat günü fabrika önünde direnişe geçerek sendikal haklarına sahip çıkacaklarını belirttiler.

Eğitim – Okullar açıldı

0

Şubat tatilinin gelmesi ile ücretli öğretmenlik yaptığım okulun 15 gün kapanacak olması bende gerek bir aylık maaş alamayacağım (biz 22 gün üzerinden maaş alıyoruz, kar tatili filan derken bu süre doluyordu) gerekse, okula geri döndüğümde yerime başkası gelmiş olabileceği için bende hazımsızlık yapmıştı (!). Sonuçta biri atanmasa bile, ki devlet fiilen öğretmen ataması falan yapmıyor zaten, bir nakil işlemi yapılabilir ya da sırf müdür kaşımı gözümü beğenmediği için tatili fırsat bilip beni işten çıkarabilirdi.

Karadeniz’de BDP’ye linç girişimi ve İmralı görüşmeleri

0

Kürt sorununda yeni bir dönemece girdiğimiz şu günlerde toplumun çeşitli kesimleri süreçle ilgili beklentiler içerisine girmiş durumda. Kürtler, barış umudunu canlı tutmak ve kalıcı bir barışa kavuşmak için süreçten beklenti içine girdi. BDP ve HDK heyeti bu beklentiler doğrultusunda bir Karadeniz turu yapmak istedi.

Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimleri yapıldı: Zafer Anastasiadis’in…

0

Geçtiğimiz aylarda, gözyaşları içinde “Birlik içinde krizi aşmayı başaracağız.” diyen Rum Komünist Partisi’nin (AKEL) lideri ve Devlet Başkanı Dimitris Hristofyas, seçmenlerini ikna edememiş olacak ki, dün ikinci turu gerçekleştirilen seçimleri kaybetti.

Doktoralı işsiz olmayacağız!

0

Son 7 aydır 60’a yakın araştırma görevlisinin işine son verilen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nde asistanlar Haziran’da işlerine geri dönüyor. Direniş devam etmekte, asistanlar direnişleri sonucunda kısmi bir kazanım elde ettiler fakat, uzun vadede güvencesizlik ve işten atılma tehlikesi aynen sürüyor.

Barış ve özgürlüğün garantisi, emekçilerin ve halkların mücadelesidir!

0

İmralı görüşmeleriyle yeniden başlayan müzakere sürecinde yaşanan her yeni gelişme, AKP hükümetinin çerçevesini çizdiği “çözüm”ün sınırlılıklarını ve bu “çözüm”ün arkasında yatan hedefleri, yeniden gündeme getiriyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK)’nin “Barış için Eşitlik, Çözüm için Müzakere” sloganıyla başlattığı kampanya sürecinde, Sinop ve Samsun’da yaşananlar, bu bağlamda önemli bir yere oturuyor.