Ana Sayfa Blog Sayfa 79

Erkek adalete karşı davaların takipçisiyiz!

0

Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesi, 14.01.2016 , Nazan Aydos

Ankara Cebeci’de yaşayan Nazan Aydos 23 Eylül 2014 günü eşiyle tartışmasının ardından balkondan düşmüştü; ölümüyle ilgili soruşturmada balkondan düşme görüntülerinin bulunduğu CD’yi savcı incelemesi için TÜBİTAK’a göndermiş; TÜBİTAK da “milli proje” yoğunluğu nedeniyle olumsuz yanıt vermişti. Erkek devletin kadın cinayetlerine yönelik tüm kurumları ile gösterdiği “erkek dayanışması” sürmeye devam ediyor.

SCA Yıldız’da grev

0

DİSK’in TÜMKA-İŞ sendikasına bağlı Gebze’de bulunan SCA Yıldız’da grev başladı. Türkiye’nin önde gelen ped, çocuk bezi, ıslak mendil üreten ve Ülker’in de %50 hisse sahibi olduğu fabrikada TİS sürecindeki anlaşmazlık üzerine işçiler 9 Aralık günü grev kararı aldı.

Kahire 678 film gösterimi yapıldı

0

Kadın Dayanışması olarak Kahire 678 film gösterimini geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. Film sonrasında filmin arka planını, Arap devrimleri üzerinden değerlendirip kadın dayanışmasına vurgu yaparak tartıştık. Filmden bahsedecek olursak, toplumun farklı kesimlerinden cinsel tacize maruz kalmış 3 kadın ve buna karşı verdikleri mücadele üzerine kurulu olan filmin yönetmenliğini Mohamed Diab yapmaktadır. Gerçek bir hikâyeden yola çıkan, 2010 yapımı bu film çekildiği sırada cinsel taciz anayasada suç olarak kabul edilmiyordu. Filmi izlediğimizde, ilk taciz davasının 2009 senesinde Nelly adlı bir kadın tarafından açıldığını, davada tacizcinin 3 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ve ancak davadan 1 yıl sonra cinsel tacizi suç olarak kabul eden yasanın yürürlüğe girdiğini öğreniyoruz. Ve ne yazık ki yasanın yürürlüğe girmesinin ardından dahi şikâyette bulunan çok az kadın olduğu söyleniyor.

Asgari ücret zammı ve kadın çalışanlar

0

Kadın olarak güvenceli iş bulmak her dönem için zor iken, bu durum özellikle son dönemde daha da güç bir hal aldı. Zor iş bulma sürecinden sonra iş buldum diye düşünürsünüz fakat bu fazla sürmez. Çalışan fazlası olur işten atılırsınız, iş yeri kriz yaşar atılırsınız ve en esnek güvencesiz işlere doğru sürüklenirsiniz. İşe alım sürecinde bile kadınlar arasında ayrım yapılıyor. Yeni evli ya da hamile iseniz genellikle iş bulamıyorsunuz. Çünkü yeni evli çalışan kadınlar bir sene içerisinde işten ayrılır ise kıdem hakkını alabilir. Hamile ise izin günleri fazla olur diye tercih edilmiyor.

Fransa’da bölgesel seçimler ve Ulusal Cephe’nin yükselişi

0

Geçtiğimiz ay, 13 Kasım Paris saldırılarının gölgesinde Fransız halkı, anakara ve denizaşırı topraklardaki yerel temsilcilerini seçmek için sandık başına gitti. Seçimin ilk turunun gerçekleştirildiği 6 Aralık gecesine, yabancı düşmanı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Cephe’nin, 13 seçim bölgesinin 6’sında ve ülke genelinde birinci parti olması damga vurdu. Sandık çıkışı anketlerine göre yaklaşık %30 oy oranı elde eden bu aşırı sağ partinin başarısı, aslında beklenen bir şeydi. Yaklaşık iki yıldır yapılan hemen hemen tüm araştırmalarda Ulusal Cephe’nin ülkenin birinci politik gücü olduğu görülüyordu. Dahası, 13 Kasım saldırıları, vatansever ve yabancı karşıtı söylemlerinin karşılık bulmasında etkili oldu.

Türkiye, Fransa kadar şanslı olacak mı?

0

İktidarın zincirleme başarı planları görece kısa bir zamanda “zincirleme başarısızlığa” dönüştü. Bu durum iktidarın artan bir hiddet ve şiddetle içerideki Kürtlere saldırmasına yol açtı. “Zincir”den söz ediyoruz, çünkü iktidarın içeride ebedi bir saltanat, dışarıda “yeni Osmanlıcı” bir bölge gücü, “oyun kurucu” olma hayal ve heveslerinin oluşturduğu, ana halkasında despotik bir başkanlık rejiminin yer aldığı bir zincir var. Son zamanlarda, Kürtlere yönelik “iç savaşı” saymazsak hemen her haftaya bir kapışma, bir bölgesel savaş tehlikesi, bir çatışma ihtimali düşmesinin temelinde yatan bu.

İspanya seçimleri ve Podemos’un başarısı

0

Burjuva demokrasilerinde seçimler genellikle sınıflar mücadelesinin –çarpıtılmış da olsa- belirli bir yansımasını verir. İspanya’daki 20 Aralık genel seçimlerinde de öyle oldu. Sistemin çürümüşlüğünden ve ekonomik krizden yorgun düşen kitleler, otuz beş yıldan beri ülkeyi değiş-tokuş yöntemiyle yöneten iki geleneksel ana partiyi ağır biçimde cezalandırdı. İktidardaki Halk Partisi (PP-Partido Popular) 3 milyon ve 63 milletvekili; ana muhalefet olan Sosyalist Parti ise (PSOE-Partido Socialista Obrero Español) 1.5 milyon oy ve 30 milletvekili kaybederek seçimden yenilgiyle çıktılar. Bu iki parti henüz ilk iki sırayı işgal ediyorlar, ama hiç biri tek başına ya da bir diğer partiyle hükümeti kuracak güce sahip değil.

21. yüzyıl mültecilerinin trajedisi

0

Aylan Kürdi’nin ölümü ve mülteci krizinin dünya gündemine oturmasının ardından Mercedes Petit’nin Eylül ayında, İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI)’in yayın organı Uluslararası Haberleşme’de yayımlanan makalesi:

Mültecilerin korkunç durumlarını ortaya koyan fotoğraflar, bu trajedinin kapitalist hükümetler tarafından örtbas edilen insani bir felaket olduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre mültecilerin ve yerinden edilmiş olanların sayısı 60 milyona ulaşıyor. Bu zulüm görmüş insanlar grubu dünyanın en kalabalık 24. ülkesini oluşturabilirdi. Bu durumun tek bir açıklaması var: kapitalist-emperyalist sistem tarafından tetiklenen açlığın ve savaşların artması.

Cizre, Silopi, Nusaybin ve Sur’da katliam hazırlığı! Operasyonlar ve sokağa çıkma yasakları derhal durdurulsun!

0

Eylül ayından beri toplamda 55 kez sokağa çıkma yasağı uygulanan Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinde ‘büyük operasyon’ un başlayacağı, daha birkaç gün öncesinde ilçelerde görev yapan öğretmenlerin cep telefonlarına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gelen ‘hizmet içi eğitime‘ alındıklarına dair mesajla belli olmuş ve bunun ardından öğretmenlerin çok büyük bir bölümü ilçelerden neredeyse kaçarak ayrılmıştı. Normalde bir ülke başka bir ülkeye savaş açtığında gerçekleşecek bu manzara, Şırnak’ta gerçekleşiyordu: Devlet güvenlik gerekçesiyle ‘vatandaşlarını’ geri çekmiş; geri kalanlara yani bölgede yaşayan halka imha operasyonu başlayacağı sinyali verilmişti.

Maduro hükümetine karşı tepki oyu ve hükümetin ağır yenilgisi

0

6 Aralık günü Nicolás Maduro ve PSUV (Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi) hükümeti, Demokratik Birlik Masası (MUD)’nda bir araya gelen emperyalizm yanlısı muhalefet karşısında ağır bir yenilgi aldı.

Seçimlerin ardından PSUV 55 milletvekiline sahip olurken, MUD 112 milletvekili elde ederek Meclis’te üçte iki oranındaki nitelikli çoğunluğa ulaşmayı başardı. Dolayısıyla Chavezci akım, Ulusal Meclis’te 16 yıldır elinde tuttuğu çoğunluğu kaybetti.

Asgari ücret 1900 net! DİSK’ten basın açıklaması

0

8 Aralık öğlen saat 12’de Mecidiyeköy’de toplanan DİSK yönetimi ve işçiler “asgari değil insanca yaşam”, “asgari ücret, bin dokuz yüz net” taleplerini dile getirmek üzere bir basın açıklaması yaptı. Metni DİSK Genel Başkanı Kani Beko okudu. DİSK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve Birleşik Metal-İş’li işçilerden oluşan toplamda yaklaşık 150-200 kişilik grup, “taşeron sistemi yasaklasın”, “direne direne kazanacağız”, “inadına sendika inadına DİSK”, “birleşe birleşe kazanacağız” sloganları eşliğinde açıklamayı dinledi. Basın açıklamasının ardından DİSK’in geçtiğimiz günlerde bastırdığı, asgari ücretle ilgili taleplerin ve açıklamaların bulunduğu bildirilerin dağıtımı yapıldı. Dağıtımın ardından eylem sona erdi.

Metal direnişinde kazanımlar

0

Bir yılı aşkın süredir devam eden metal işçilerinin mücadeleleri kazanım­larla devam ediyor. Çadır direnişinden sonra hukuksal alanda mücadele eden işçiler mahkemeleri birer birer kazanı­yor. Arçelik’in Beylikdüzü fabrikasında işten atılan sözleşmeli işçiler de işe iade davasını kazandı. Bu fabrikada da Türk Metal Sendikası’ndan isti­falar yaşanmıştı. İşçiler Türk Metal Sendikası’ndan ayrılma, ücretlerinin ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için işyerinde yürüyüş ve yemek boykotları yapmış, ve buna karşılık işveren öncü işçileri işten çıkarmıştı.

ODTÜ emekçileri grevde

0

ODTÜ’de Tez Koop-İş Sendikası ile rektörlüğü temsilen Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası’nın (Kamu-İş) Haziran ayından beri yürüttüğü toplusözleşme sürecinde uzlaşma çıkmaması üzerine 4 Kasım günü Tez Koop-İş üyesi 300 kadar işçi greve çıktı. Tez Koop-İş Ankara 2 No’lu Şube üyesi işçiler, grev kararlarını Kamu-İş önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla duyurdu.

Ne mecbur ne çaresiziz! Çözüm, birlik ve dayanışmada!

0

Huzur, güven, istikrar! Bunları isteyen 1 Kasım’da oyunu AKP’ye vermeliydi. İktidarın iddiası buydu! RTE/AKP tabii ki sonucu şansa bırakmadı. Ne demek istediğini 7 Haziran’dan 1 Kasım’a net bir şekilde gösterdi. Ülkeye uyanmak istediği bir kâbus yaşatıldı. Neticede seçme­nin yüzde 49,5’u bu kâbustan kurtul­mak için denileni yaptı. Her iki kişiden biri oyunu AKP’ye verdi. Pekiyi, ne oldu? 1 Kasım ülkeye huzur da, güven de, istikrar da getirmedi. Tersine, olanı da alıp götürdü. Belirsizliği, umutsuzlu­ğu, karamsarlığı daha da artırdı. Sonuç olarak ülkede çok daha karanlık bir dönem, bağıra bağıra hayatın her alanı­na sızmaya devam ediyor.

GSÜ’de iş cinayeti ve boykot

0

Galatasaray Üniversitesi’nin 14 yıllık kadrolu işçisi Arif Arslan 10 Kasım günü asansörü tamir etmek için girdiği asansör boşluğunda sıkışarak can verdi. Asansörü tamir etmeye girdiğinden iş arkadaşlarının haberi olmadığı için ölümü olaydan bir saat kadar sonra fark edildi. Okula gelen itfaiye ise Arif Arslan’ın cenazesini çıkartmak için saatlerce çaba gösterdi. Bütün bunlar yaşanırken üniversite öğrencileri, işçileri ve öğretim görevlileri olayın yaşandığı binanın kapısında bekleyerek Arif Arslan’ı e ailesini yalnız bırakmadı.

Erkek adalete karşı kadınlar davalarda dayanışmaya!

0

Tarsus’ta vahşice öldürülmesiyle Türkiye’de kadın cinayetlerinin simgesi haline gelen Özgecan Aslan davasında üç katil zanlısına da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bu kararın ardından, sistematik olarak maruz kaldığı koca şiddetinden ancak kocasını öldürerek kurtulabilen Yasemin Çakal ve erkek medya tarafından ‘yalnız yaşayan bir kadın’ olduğu için öldürülmesi meşru gösterilmeye çalışılan Değer Deniz için adalet arayışımız sürüyor.

25 Kasım Kadın Yürüyüşü yapıldı!

0

Kadınlar yine bir 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde sokaklarda bir araya geldi. Tünel’de toplanan kadınlar sloganlar eşliğinde Galatasaray Meydanı’na doğru yürüdü ve bir basın açıklaması yaptı. Bu seneki yürüyüşte; hayatta kalabilmek uğruna kendilerine şiddet uygulayan erkekleri öldüren kadınların, erkek egemen yargıya karşı verdiği hukuk mücadelesinin bütün kadınlar için önemi şu sözlerle vurgulandı:

“Başka hiç kimse bir şey yapmadığı için; yıllarca saldırısına uğradığı tecavüzcüyü öldüren Nevin için, evli oldukları erkeklerin sistematik olarak maruz kaldıkları şiddetinden ancak onları öldürerek kurtulabilen Yasemin ve Çilem için; erkek şiddetine karşı sessiz kalmayıp müdahil olan ve öldürülen Aynur için;

Patronlar anti-kapitalist mi oluyor?

0

Ali Koç’un, “eşitsizliği gidermek için kapitalizmin ortadan kalkması gerek” sözleri özellikle sınıf mücadelesinin günümüz toplumlarında yeri olmadığını ve sınıflar ortadan kalktığı için “vahşi” kapitalizme karşı mücadelenin sınıflar üstü olması gerektiğini düşünen kesimler arasında ciddi bir heyecan yarattı. Öyle ya işçiler kendi haklarını savunamaz hatta tam tersi bir istikamette AKP’ye oy verirken “içeriden” konuşan bir patron kapitalizme eleştirel yaklaşabiliyor ve ilk bakışta işçilerin haklarını işçilerden daha çok savunuyor görünüyordu.

Sokağa çıkma yasaklarının bilançosu

0

7 Haziran’dan bu yana Türkiye olağanüstü baskı halinin süreklileştiği bir yer haline geldi. Bilhassa 20 Temmuz Suruç katliamından bu yana, başta Kürt Halkı olmak üzere ülkenin muhalif, örgütlü kesimlerine dönük baskı politikaları Kürt illerinde neredeyse “iç savaş” metotları halini aldı.

Saray ve Hükümet ortak yapımı bir macera: İstikrarsızlığın istikrarı

0

Saray ve AKP’nin istikrar söylemlerine hiçbir şey son bir haftada yaşananlar kadar tezatlık oluşturamaz. Kürt illerindeki ölümcül sokağa çıkma yasağı uygulamaları direnişler kırılmaksızın devam ederken, bir Rus uçağı düşürüldü. Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandı. Son olarak da Tahir Elçi katledildi. (Tahir Elçi’yi katledenleri kınarken, yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Alacak hanemize bir onurlu insanın, Tahir Elçi’nin adını üzüntü, öfke ve mücadele dolu hislerle yazıyoruz.)

AKP’den memurlara müjde: Esnek ve güvencesiz çalışma

0

1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar olan AKP, 13 yıldır tüm iş sürecine uyguladığı esnek ve güvencesiz çalışma modelini şimdi de memurlar için hayata geçiriyor. Daha önce yargı kararı sonucu görevlerine dönen memurların dönüşlerini engellemek adına adımlar atan AKP’nin bu hamlesi Anayasa Mahkemesi’nden 657 Sayılı Devlet Memuru Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle geri dönmüştü. O halde AKP’nin kamu sektöründe istediği adımları atabilmesi için önünde engel oluşturan 657 Sayılı Kanunu değiştirmesi gerekiyordu ki bunun müjdesini seçimden bir gün önce hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan vermişti.

Kürt’ün “X dil” ile imtihanı

0

7 Haziran 2015 seçimlerinde umduğunu bulamayan AKP iktidarı önümüze yeni bir seçim getirdi. 1 Kasım’da tekrarlanan seçim, AKP’nin tek başına iktidarı ile sonuçlandı. AKP, “halkın iradesi tecelli etti.” diyerek seçimlerden zaferle çıktığını ilan etti. 7 Haziran’da oy kaybına uğrayıp tek başına iktidar olamayan AKP, 7 Haziran’ı halkın iradesi olarak tanımamış ve önümüze yeni bir seçim koymuştu.

Tahir Elçi katledildi: Tek yol birleşik mücadele!

0

Tahir Elçi’nin bir politik cinayete kurban gitmesi, aynı zamanda, 1 Kasım’la birlikte iktidar yönlü baskı ve şiddetin son bulacağı, çözüm sürecinin yeniden başlayacağı, demokratik alanın biraz olsun rahatlayacağı beklentilerinin de yerle bir olması anlamına gelmektedir. Yüzde 49,5 oyla iktidarını perçinleyen RTE/AKP’nin; siyasete özgürlük, topluma huzur, ekonomiye istikrar, sorunlara çözüm getirmek bir yana “ya biat ya tasfiye” çizgisinin her alanda sonuna kadar devam ettiriceğini göstermektedir.

Can Dündar ve Erdem Gül serbest bırakılsın!Can Dündar ve Erdem Gül serbest bırakılsın!

0

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül, 29 Mayıs 2015’te “MİT TIR’larında DAİŞ ve El Nusra çetelerine silah taşındığı” yönünde “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle yayımladıkları haber neticesinde “casusluk yapmak, “devletin sırlarını ifşa etmek” gerekçesiyle tutuklandı.

Suriye Üzerindeki Şeytan Üçgeni: ABD-Rusya-Türkiye

0

Suriye üzerinde operasyonlarına devam eden karşıdevrim cephesi içindeki ayrılıklar, Türkiye’nin Rus SU-24 bombardıman uçağını düşürmesiyle birlikte savaş esintilerinin hissedildiği kritik bir aşamaya girdi. Bu ayrılıklar daha Suriye devriminin patlak verdiği andan beri vardı. Rusya, kendisinin Akdeniz’e açılmasını olanaklı kılan Esad diktatörlüğünü ayakta tutmaya çalışırken, ABD emperyalizmi bölge egemenliğini sağlayacak olan (Bonapartist rejimin başlıca kurumlarını koruyarak) yeni bir yönetimin kurulması için uğraşıyordu. Lübnan Hizbullahı’nın tüm çabasına karşın Şam’daki yönetimin sallanmaya başladığı bir anda Rusya’nın askeri müdahalelerle Esad’ın yardımına koşması, ayrılıkların derinleşmesinin ilk adımı oldu. Ama IŞİD’in Paris’te gerçekleştirdiği vahşi saldırı sonrasında Fransa devlet başkanı Hollande’ın “İslami teröre karşı uluslararası cephe” kurulmasına yönelik girişimleri, gerginliğin askeri bir boyut kazanmasının zeminini hazırladı.

IŞİD’in Tunus’taki saldırısını kınıyoruz! Hükümetin Olağanüstü Hal uygulamalarını reddediyoruz!

0

Tunus’ta 18 Mart tarihinde başkentte, Bardo Müzesi’nde, ve 26 Haziran’da Susa’da gerçekleştirdiği katliamların ardından, IŞİD 24 Kasım’da yeni bir saldırı daha gerçekleştirdi. Başkentin en işlek yerlerinden, şehir merkezinde yer alan Mohammed V. Caddesinde, devrik lider Bin-Ali’nin partisi olan Anayasal Demokratik Parti (RCD) merkezinin önünde, cumhurbaşkanlığı muhafızlarını taşıyan otobüse yönelik gerçekleşen canlı bomba saldırısının ardından, hepsi cumhurbaşkanı muhafızı olmak üzere 12 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi ise yaralandı.

25 Kasım etkinliğimiz gerçekleşti

0

‘’Katliamların gölgesinde kadınların devlet şiddeti ile mücadelesi devam ediyor’’ adlı etkinliğimizi gerçekleştirdik. Etkinlik Arjantin’den kız kardeşlerimizin selamlama videosu ile başladı. Erkek şiddetinin yanı sıra neoliberal saldırıların yeni sözcüsü olan AKP hükümetinin uyguladığı politikaları gündeme aldık.

Barbarlık döngüsü ya da “Kara Üçleme”

0

Gazetemizde daha önceden de Fransız yazar Leo Mallet’nin “Kara Üçleme: Hayat Berbat, Güneş Bize Haram, Ecel Terleri” adlı romanına gönderme yapmıştık, takip edenler hatırlar. Kitaba gönderme yapılan ilk yazı, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında Türkiye’deki politik durum ile ilgiliydi.[1] Bu sefer ise konu IŞİD, Suriye, emperyalizm… Bu kadar kısa bir zaman aralığında Leo Mallet’yi yeniden anmak tabii ki tesadüf değil. Keza zamane dünyasının barındırdığı türlü “berbatlıklar” günden güne katmerleniyor.

Katliamların gölgesinde kadınların devlet şiddeti ile mücadelesi devam ediyor

0

3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimlerde en yüksek oy oranını alarak tek başına iktidara gelen AKP hükümeti, neoliberal politikaların yeni sözcüsü olarak, geçtiğimiz 12 yıl boyunca uyguladığı politikalarla kadınların her türlü sosyal ve demokratik haklarına karşı saldırılarını istikrarla sürdürdü. Gezi sürecinden bu yana rejimin sertleşmesiyle birlikte artan baskıdan kadınlar da nasibini aldı. Öyle ki yapılan araştırmalara göre 2002 yılından bu yana 5.406 kadın öldürüldü, cinayetlerin 700’e yakını ise son 3 yıl içerisinde gerçekleşti. Katliam olarak nitelendirilebilecek olan verilerin yanında pek çok kadın; bizzat erkek egemen kapitalist devletin uyguladığı politikaların yarattığı ‘’ elverişli ‘’koşullar neticesinde cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kaldı, yapılan kanlı saldırılar sonucunda yaşamını yitirdi. Dolayısıyla bilanço yalnız 5.406 kadınla sınırlı değil.

Metal direnişinden bir kesit: Arçelik LG direnişi

0

Koç Holdinge bağlı Arçelik LG Fabrikasında patronun ve Türk Metal Sendikasının baskılarına karşı sendikal özgürlüklerini kullandıkları gerekçesiyle Temmuz ayında 173 işçi işten çıkarıldı.

İşçiler, patronun mobbing baskısının durdurulması, ücretlerin iyileştirilmesi ve Türk Metal Sendikasından ayrılma talepleriyle üretimi durdurdular . Buna karşı TOMA ve çevik kuvvet ile fabrikadan çıkarıldılar. 5 Temmuz itibari ile fabrika önünde çadır eylemine başladılar.

IŞİD’in Paris’teki terörist saldırılarını kınıyoruz!

0

Fransa’nın başkenti Paris’te 14 Kasım gecesi bir dizi saldırı gerçekleşti. Saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 150’ye yaklaşmış durumda. Terörist saldırılar bir konser salonundaki veya futbol stadyumundaki insanları ayrım gözetmeksizin öldürmeyi hedefleyerek, savunmasız kitlelere yönelik olarak yapıldı. Canice gerçekleştirilen, menfur ve kabul edilemez bir eylemle karşı karşıyayız.

Olağanüstü hale hayır! Demokratik özgürlükler ve laikliğin mezar kazıcılarına karşı işçilerin birliği!

0

Paris’te IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıların ardından, İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) Fransa Seksiyonu Enternasyonalist Sosyalist Grup (GSI)’un yayımladığı bildiri:

13 Kasım’ı 14 Kasım’a bağlayan gece, Paris ve Saint-Denis’de, onlarca kişinin yaşamını yitirmesine ve onlarcasının da çoğunluğu ağır olmak üzere yaralanmasına yol açan birden fazla eş zamanlı saldırı gerçekleştirildi. Yüzlerce aile kedere boğuldu.

Silvan’a saldırı 11. gününde!

0

Diyarbakır’ın Silvan ilçesindeki Tekel, Konak ve Mescit isimli üç mahalleye uygulanan sokağa çıkma yasağı 11. gününe girdi. Yasaklı bölgede elektrik, su ve gıda gibi yaşamsal ihtiyaçlara son derecede kısıtlı bir erişimin olduğu ifade ediliyor.

Bölgeye düzenlenmekte olan askeri baskı, savaş ortamında bir düzenli orduya karşı kullanılan araçlarla sürdürülüyor. Ordugah falan değil, yalnızca üç adet mahalleden ibaret olan bölge tank, top ve hava araçları ile bombardıman altında tutuluyor.

Arjantin seçimleri: İşçi seçeneği güçleniyor

0

Arjantin halkı 25 Ekim 2015 tarihinde sandık başına gitti. Bir yandan ağır borç yükü altında ezilen, diğer yandan ekonomik krize paralel olarak kabaran bir işçi muhalefetiyle beliren seçimler, hem burjuvazinin yönetememe krizinin derinleştiğini göstermesi bakımından hem de işçi sınıfının ulusal bir merkezi seçeneğe sahip olduğunun tescillenmesi bakımından çifte önem taşıdı.

7 Haziran’dan 1 Kasım’a 700 ölü! 1 Kasım: Korku ve umutsuzluğun zaferi!

0

AKP’nin 1 Kasım “zaferi”; yalan, ölüm ve gözyaşı üzerine yükseldi. Her aşamada tehdit, baskı, korkutma ve çaresiz bırakma mekanizmaları işletildi. Ellerini bağlayıp dövdüğü kişiye “ama teke tek dövüştük” demek ne ise 1 Kasım’ın eşit ve adil şartlarda gerçekleştiğini söylemek de odur. Bu arsız ve pişkin adalet ve eşitlik anlayışının “demokrasi” olarak kabul görmesi mümkün değildir. 7 Haziran’ı “milli irade” saymayıp, “olmadı, tekrar” diyen zihniyetin şimdi, 1 Kasım’ı herkesin kabul etmesini beklemesi, demokrasinin değil antidemokratik tablonun bir yansımasıdır. Herkes biliyor ki, AKP tek başına iktidar olana dek seçimler -bir şekilde- “tekrar” etmeye devam edecekti ya da “başka” mekanizmalar devreye girecekti. Tam da bu nedenle RTE, gelecekte 7 Haziran benzeri bir sonuçla karşılaşmamak için mutlak şekilde başkanlık sistemini egemen kılmaya çalışacaktır. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a yaşananlar, başkanlık sistemi tesis edilene dek yaşanacakların da bir özeti olarak görülmelidir.

700 dead from June 7 to November 1! November 1: Victory of fear and hopelessness!

0

November 1 “victory” of AKP was built on lies, death and tears. Mechanisms of threatening, oppression, intimidation and leaving helpless were used. Suggesting that November 1 election was under equal and fair terms is like beating someone hands tied and saying “we fought one-on-one”. It is not possible to accept this impudent and indecent sense of justice and equality as “democracy”. The mentality which didn’t consider June 7 as “national will” and repeated the election now expects everybody to accept November 1.

Yusuf Yerkel kimdir? Genç yeteneğin ızdırap dolu ibretlik hikayesi

0

Seçim gecesi ajanslara küçük bir haber düştü. Yusuf Yerkel 1 yıl 3 ay sonra ilk defa tweet atmıştı. Haber niteliğinde bir olay! Ama bu kadar küçük bir haber olması her şeyden önce kendisine yapılmış bir haksızlıktı.

Kimdir Yusuf Yerkel?

Yeni Türkiye’nin umut vaadeden parlak çocuğu. Cemaate yakınlığıyla bilinen Fatih Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi okumuş, sağ kesimin gözdelerinden İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış. Neden gözde diyoruz? Çünkü pek çok tanıdık isim de zamanında Exeter’in koridorlarında soluk almış: Abdullah Gül, Fehmi Koru, Şükrü Karatepe (üçü de Milli Kültür Vakfı’nın bursuyla), Ekmeleddin İhsanoğlu, Mehmet Şimşek, Hüseyin Aslan… Ve tabii ki Yusuf Yerkel. Exeter Üniversitesi yabancı öğrenci sıkıntısı çekmez muhtemelen, ama gerekirse reklam sloganı şimdiden belli: “Türkiye’de kariyer basamaklarında emin adımlarla yükselme yolu Exeter amfilerinden geçer; Exeter, gelin siyasete bizimle atılın.”

Nitekim çok zaman geçmeden Başbakanlık Müşaviri oldu genç Yerkel. AKP’nin halihazırda iktidarda oluşu, abilerinin yıllarca dişleriyle, tırnaklarıyla geldikleri basamaklara hoppidi hoppidi zıplayarak sıçramasını sağladı. Artık Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcısıydı.

Bir insanı insan yapan aldığı eğitim değil şüphesiz. İnsani yönünü de tartıya koymalı. Kendisini tanıdığı kuvvetle muhtemel bir Ekşi Sözlük yazarı, Yerkel hakkında şöyle yazmış 2013’te: “On parmağında on marifet lafının vücut bulmuş hali. Çok iyi futbol oynar, çok iyi basketbol oynar, çok iyi tenis oynar, çok iyi yüzer, çok iyi Almanca ve İngilizce konuşur. Bana göre bunlardan çok daha önemlisi, genç yaşına rağmen geldiği makamın havasına kendini kaptırıp insanlara yüksekten bakmaması. Allah yolunu açık etsin, haktan ve adaletten ayırmasın.”

Asabi çocuk Yusuf

Ağırbaşlı ve alçakgönüllü genç Yerkel, tarih Mayıs 2014’ü gösterdiğinde bu kez bize dikbaşlı ve hırçın yönünü gösterdi. 301 işçinin öldüğü Soma cinayetinin ardından Başbakanın peşi sıra konvoya takılarak gittiği Manisa’da, adeta şut çeker gibi gerinerek ‘kendini bilmez bir protestocuya’ vurdu da vurdu. Öyle ya, konvoydaki araçlardan birine tekme atmıştı protestocu. Sonuç olarak sert vuruşlarıyla futbola olan ilgisi ve yeteneğini burada da ispatladı genç Yerkel. Uluslararası ilişkiler, halka yakından ilişkiler, futbol, hentbol… Çok becerikli bizim oğlan çok…

Adını bilmese de bir futbol topu gibi vurduğu kişi de bir madenciydi aslında. Ama ne önemi vardı ki? Gazeteler kendi reklamını yapmıştı zaten. Yerde yatan madencinin adını bile hatırlamayacaktı kimse. Öyle de oldu, bugün haberimizin konusu madenci değil, Yusuf Yerkel. Madencinin adını bilen?

Asıl meselemize dönelim… Bağrı demir gibi sert yerde yatan işçi, genç Yerkel’in sağ ayağını çok incitmişti. Premier Lig’lere layık narin ayaklar maalesef hasar gördü. Fiziksel durumu ağırdı, 7 gün iş göremez raporu aldı… O yerde yatan madeciden bunun hesabı sorulmalıydı. Hem tekme atılan arabanın, hem de narin ayakların hatırına, “kamu malına” zarar vermekten 548 lira para cezası verildi madenciye.

Ama kötülük peşini bırakmıyordu genç Yerkel’in. Bir yanda sosyal medyada üstüne gelenler, öbür yanda durumunun ciddiyetini anlamayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç… “Tekmeyi savunamam. Yerde yatan biri neden tekmelenir? Rapor olayı ise trajikomik” demişti onun için. En çok bu sözler zedelemişti onu besbelli. En güvendiği yerden eleştiri yemek ağırına gitmişti. Bir süre susmak istedi sadece. Olmadı, 21 Mayıs 2014’te Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel, Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcılığı görevinden alındı. Hayatı altüst oldu.

“Gün olur, alır başımı giderim… Matbaadan yeni çıkmış pasaportun kokusuyla”

Oysa neşeli, sosyal, Twitter’la da epey haşır neşir biriydi. Politik gündeme ilişkin paylaşımlar yapardı estikçe. Parasını basan IŞİD, sonunda pasaport da bastırmıştı. “Bu da İŞİD’in pasaportuymuş.” diye aktardı Yerkel heyecanla, 12 Ağustos 2014’te. Bu, onun son tweetiydi. Sonrası haberimize konu olacak kadar uzun, 1 yıl üç aylık bir sessizlik. Ne yapsaydı, gıcır gıcır pasaportunu alıp gitse miydi buralardan acaba?

Ve tarih 1 Kasım 2015’i gösterdiğinde, genç yetenek sahalara geri döndü ‘hamdolsun’. Evet, aynen böyle dedi bir gece vakti: “Hamdolsun”. Ak Parti’nin tek başına iktidarı kazanmasından olsa gerek. Ya da pasaporta ihtiyacı kalmadığından. Her neyse, sebebi mühim değil. Onun eşsiz futbol kabiliyetini özlemiştik gerçekten de. Güzel voleler, eşsiz salvolar bizi bekler. Vur be demek geliyor içimizden, vur be Yusuf, çak bi’ vole! Zaten Twitter’da mesleğini hâlâ silmemişsin, kimbilir belki geri dönersin. Haydi eski müşavirlik görevine!

O gün neler olmuştu?

Soma Belediyesi’nde basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, çıkışta da vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşması sırasında bir grup, “Hükümet istifa, Erdoğan istifa” sloganları attı. Başbakan Erdoğan da gerginleşen ortamda protestocularla tartıştı, birine “Sen bu ülkenin Başbakanı’na yuh çekersen tokatı yersin” dedi. Sonra sinirlenerek arabasına binip uzaklaştı. Konvoy hareket ettikten sonra Yerkel de en arkadaki aracına binmek üzere hareketlendi. Bu sırada madenci Erdal Kocabıyık koruma araçlarından birine tekme attı. Bu hareket üzerine özel harekat polisleri işçiyi yere yatırdı. O sırada arabasına binmek üzere olan Yerkel, Kocabıyık’a 3-4 kez tekme attı. Yerkel daha sonra bir koruma aracına binerek Başbakan Erdoğan’ın konvoyuna katıldı.

10 Ekim’e nasıl gelindi?

0

10 Ekim Cumartesi günü saat 10.04’te barış ve demokrasi talebiyle Ankara Tren Garı’ndan Sıhhiye Meydanı’na yürümek üzere toplanan binlerce kişi IŞİD’li iki canlı bombanın hain saldırısının hedefi oldu. Bu saldırı sonucunda 103 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.

Eniştem beni niye öptü?

0

Dört yıl boyunca aralıklı gelen göç dalgalarıyla şu an Türkiye’deki Suriyeli mülteci sayısı iki buçuk milyona yaklaştı. Ürdün, Lübnan ve Türkiye gibi çevre ülkelerde barınamayan bir kısım mültecinin daha iyi bir hayat umuduyla Avrupa’ya göç etmeye başlamasıyla dünyada görünür hale geldiler. İşte o zaman Avrupa için bu durum bir “soruna” dönüştü.

Türkiye’nin en büyük bakır madeni Çayeli Bakır İşletmeleri greve çıktı

0
Rize'de faaliyetini sürdüren Çayeli Bakır İşletmeleri ile Türkiye Maden İşçileri Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde sonuç alınmayınca görev yapan 320 bakır madeni greve başladı. Maden İş Sendikası Bölge Başkanı Zekeriya Gültekin başkanlığında Çayeli Bakır İşletmeleri Güvenlik bölgesinde sabahın erken saatlerinde toplanan işçi ve aileleri pankart açtı, slogan attı. Gece vardiya işçilerinin yer altından çıkması ile birlikte işletmede cevher işleme faaliyeti durdu. (Muhittin Sandıkçı - Anadolu Ajansı)

Seçimler arkada kalıyor, döviz fiyatları fırlıyor, dış politika çöküyor ve her gün katliamlar yaşanıyor. Bu karamsar tabloda en parlak umut ışığımızı oluşturan özne ise işçi sınıfı. Senenin başında ilk önce metal sektöründeki tamamen yasal -fakat buna rağmen yasaklanmış- grevlerle, daha sonra sendika (Türk Metal) bürokrasisine isyan eden fiili grevlerle hem burjuvaziyi hem hükümeti kara kara düşündüren işçiler bu sefer Cumhurbaşkanı’nı kendi öz memleketinden vuruyor.

Dünya karşıdevrim cephesinden Esad’ı ve rejimini kurtarmak için yeni hamleler

0

Rusya’nın 30 Eylül’den itibaren Suriye’yi doğrudan bombalamaya başlamasının ardından, Viyana’da başlayan “politik çözüm” görüşmeleriyle birlikte, Rusya, ABD, İsrail, AB ve bölge güçlerinin Suriye halkının mücadelesini boğazlama çabaları yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Bir yandan Rusya’nın “IŞİD’e karşı mücadele” adı altında isyancı güçleri ve sivilleri bombalayarak ABD, AB ve bölge hükümetlerini “Esad’lı çözümün” kabülü için diplomatik görüşmelerde bulunmaya çağırması, diğer yandan mülteci krizinin basıncı altındaki AB ülkelerinin “Esad’lı da olsa” bir an önce “politik çözüm”e varılması yönündeki dileklerinin sonucunda; Viyana’da önce 23 Ekim’de ABD, Rusya, Türkiye ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının katıldığı, bir hafta sonra ise İran, AB ve Körfez ülkelerinin de eklenmesiyle toplam 17 ülkenin dışişleri bakanının katıldığı toplantılar gerçekleşti.

Soma davasında 4. duruşma

0

13 Mayıs 2014 tarihinde 301 maden işçisi kardeşimizin ölümü ile sonuçlanan işçi katliamının 4. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Katliamdan sağ kurtulan işçilerin tanık sıfatı ile ifadeleri ve BMW’li tekniker olmak üzere duruşmada kamuoyuna yansıyan ve dikkat çeken iki olay gerçekleşti. Sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim, duruşmadan yine bir karar çıkmadı, Mahkeme Heyeti davayı 15 Aralık 2015 saat 09.00’a erteledi.

Seçimden sonra: Uruguay’a mı kaçalım, yoksa..!

0

Kamuoyu araştırmalarına göre 1 Kasım seçimlerinin sonuçları aşağı yukarı 7 Haziran’la aynı olacaktı. Olmadı. AKP 2011 seçimlerindeki gibi yüzde 49 küsura ulaştı; tabii, herkes şaşırdı. Şaşırmakta da haklıydı. Bir kere, bugüne kadarki en sakin, hatta en cansız seçim kampanyasını yaşanmıştı. Bu durum sadece görünürlüğü itibariyle değil, siyasi kalitesi ve içeriği ile de geçerliydi. 7 Haziran kampanyasının canlılığından ve heyecanından eser yoktu bu defa. Herkes AKP’nin, önceki seçim sonuçlarıyla da kanıtlanmış “gerileme devri”ne girdiği fikrini kanıksamıştı.

Hangi “istikrar”?

0

AKP’nin baskı ve korkutmaya dayalı seçim politikası, dayattığı kaos ya da “istikrar” ikileminden ikinci seçeneğin kendisine dört milyonun üzerinde ek oy kazandırmasıyla birlikte belirli bir başarıya ulaştı. Şimdi bütün kesimler, özellikle de derhal AKP’yi kutlayan işverenler dünyası, ondan “ekonomiye odaklanmış” istikrar beklentisine girmiş durumdalar. Ve de hemen taleplerini sıraladılar: Cari açığı azaltacak, istihdamı teşvik edecek, yatırımları yeniden başlatacak, işgücü piyasasını düzenleyecek ve rekabet gücünü artıracak “yapısal reformların” bir an önce hayata geçirilmesi.

Kadınlar, hijyenik pedler ve tamponlara ödedikleri vergilerin kaldırılması için örgütleniyor

0

İngiltere’de meclis, Avrupa Toplulukları Komisyonu’na konuyla ilgili önerge götürmeye hazırlanırken, dünyanın çeşitli yerlerinde kadınlar, regl döneminde kullanmak zorunda kaldıkları hijyenik ped, tampon ve tutucular (adet kanamasını içinde tutan kaplar) gibi ürünler için alınan vergi payına itiraz ediyor. Sosyal medyada #taxetampon (tampon vergisi) etiketi altına yazılan paylaşımlar gitgide yayılıyor. Avustralya’dan Malezya’ya uğrayıp Kanada’ya kadar ulaşan kampanya dahilinde birçok kadının katıldığı imza kampanyaları büyük ilgi görüyor.

Felaketten önce

0

Bir önceki yazımda Türkiye ve benzeri bağımlı, yarı sömürge ülkelerde sermaye birikimi süreçlerinin yarattığı sorunların ve krizlerin toplumsal sınıflar ve onların kesimleri arasındaki mesafelerin büyümesine yol açtığını; bunun da rejimler düzeyinde Bonapartizme doğru sürekli bir baskı yarattığını, kapitalist düzenin bekasını garanti altına alabilmek için sınıfların üzerine yükselen baskıcı yönetimlere gereksinim doğurduğunu anlatmaya çalışmıştım. Türkiye’de bu tip krizler sık sık yaşandı ve o dönemde ülkedeki en güçlü Bonapartist kurum olan ordu “üç buçuk” kez rejimi süngü darbeleriyle kurtardı. Şimdi ise bu rolü RTE üstleniyor.

Ankara katliamının ardından…

0

Ankara’daki Barış Mitingi’ne yönelik korkunç terör eyleminin, başta “fiili başkanlığını” ilan etmiş Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün iktidar güçleri tarafından izleri karıştırma, gözbağcılık, hedef şaşırtma, soruşturmaya gizlilik, yayın yasağı vb. yollarla anlaşılamaz hale getirilmek istenmesine bakarak kesin bir devlet bağlantısından söz edebiliriz. Görünen o ki, mesele öyle teşvikle, en azından yol vermekle, görmezden gelmekle falan sınırlı değil. Belli ki arada çok daha “organik” bağlar var! Yani artık, devletin IŞİD’le, Suriye meselesi üzerinden kurduğu, cümlenin malûmu olan ilişkilerin varlığı, iktidardakiler tarafından da bir kez daha ve kesinlikle doğrulanmış durumda.

Dicle Deli defnedildi

0

Ankara’da DİSK,KESK,TMMOB veTTB’nin örgütlediği Barış Mitingi’nde katledilen İşçi Mücadele Derneği üyesi 17 yaşındaki Dicle Deli bugün Fatih Silivrikapı Mezarlığı’nda defnedildi. Kitle Saat 12:00’den itibaren Silivrikapı Camii’nde toplanmaya başladı. Cenaze namazına kadar geçen süre içerisinde sloganlarla Devlete ve Saray’a olan öfke dile getirildi. “Katil devlet hesap verecek”, “Kadınların öfkesi katilleri boğacak”, “Jin, Jiyan, Azadi” sloganları sıklıkla atıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Dicle’nin tabutu kadınların omzunda yükseldi. 2000 kişilik kitle ağıtlarla ve sloganlarla omuzlarında Dicle’yi mezarına taşıdılar.

Ankara katliamı üniversitelerde protesto ediliyor

0

10 Ekim’de Ankara’da gerçekleşecek olan Emek, Demokrasi ve Barış mitinginin başladığı dakikalarda iki canlı bombanın patlamasıyla yaşanan katliamda yaşamını yitirenleri anmak ve katliamı unutmadıklarını, yasta ve isyanda olduklarını haykırmak için 12-13 Ekim’de Türkiye’deki birçok üniversitede öğrenciler-öğretim elemanları ve üniversite görevlileri bir araya geldi. Bu duraklardan birisi de Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ydi. Yaklaşık 40 kişilik öğrenci grubu Cinnah Yerleşkesi Hukuk Fakültesi önünde oturma eylemi gerçekleştirdi ve katliamda yaşamını kaybeden Yıldırım Beyazıt 1. sınıf öğrencisi Ümit Seylan anıldı. Oturma eylemi sonlandıktan sonra diğer öğrencilerin de katıldığı alkış protestosuyla grup yürüyüşe geçti. “Katiller Halka Hesap Verecek”, “Saraya İnat Barış Hemen Şimdi”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Unutmayacağız” ve “Biji Bratiya Gelan” sloganları atılarak Kuğulu Park’a yüründü. Parkta bildiri metni okundu ve “Ankara Barış Şehitlerini Unutmayın! YBÜ Öğrencileri” yazılı pankart hazırlanarak parka asıldı. Yaşanılan acıları paylaşmak ve birlikte mücadele etme yollarını konuşmak üzere bir forum gerçekleştikten sonra grup dağıldı.

ODTÜ’de boykot

0

10 Ekim günü Ankara’da düzenlenmesi planlanan “Emek Barış Demokrasi” mitingi öncesinde gerçekleşen katliam sonrasında sendikaların aldığı grev kararı ile birlikte birçok üniversitede olduğu gibi Ortadoğu Teknik Üniversitesi akademisyen ve öğrencileri de 12-13 Ekim’de grev ile eş zamanlı bir boykot çağrısı yaptı. Grev ve boykotun ilk gününde öğrenciler hazırlık binası önünde toplanarak yürüyüşe başladı.