Ana Sayfa Blog Sayfa 82

Metal sektöründe son durum

0

Bursa’da başlayan Metal işçilerinin mücadelesi devam ediyor. İlk başta fiili iş bırakmayla başlayan süreç şu günlerde görece sakin bir duruma dönüştü. Grevlerin fitilini ateşleyen Renault ve Tofaş başta olmak üzere diğer iş bırakan bütün fabrikalar işbaşı yaptı. Metal işçileri cüretkar grevleri sayesinde bütün taleplerini kabul ettiremeseler de ayağa kalkan fabrikalarda Türk Metal’i silmeyi ve kısmi kazanımlar elde etmeyi başardılar.

Onlarca fabrikaya yayılan birinci dalga metal fırtınası yerini sakin ancak içten içe kaynayan bir döneme bıraktı. İlk başlarda ne yapacağını şaşıran MESS’e bağlı patronlar Türk Traktör ve Ford’da öncü işçileri işten atarak saldırı pozisyonuna geçti. Birliklerini muhafaza eden işçiler işten atma saldırıları son bulmazsa tekrar iş bırakma silahını kullanacaklarını deklare etmiş bulunuyorlar. Bunun yanında İzmir ve Trakya’daki metal fabrikalarında da hareketlenmeler olduğu, önümüzdeki dönemin hareketli geçeceği açık olarak gözükmektedir. Son duruma göre 35-40 bine yakın işçi Türk Metal Sendikası’ndan istifa etti. İşçilerin çoğunluğu “Başka bir sendika veya yeni bir sendika mı?” sorusuna net cevap verememektedir. İşçilerin kararsız durumundan istifade etmeye çalışan patronlar Türk Metal yerine en az onun kadar gerici bir sendika olan Çelik-İş’i alternatif olarak ortaya atıyorlar. Tofaş’ta Çelik-İş ile işçilerin kafalarını karıştırmaya başlayan patronların bu oyunu üzerine Tofaş’ta işçilerin Çelik-İş’e üye olduklarını görüyoruz. Yeni bir sendika fikrine ve Birleşik Metal-İş’e karşı patronların Çelik İş’ten başka bir alternatif ortaya atamamaları metal işçilerinin bu öfkesini soğurmaya yetmeyecektir.

İzmit’te kurulu olan Enpay Metal Fabrikası’nda işçiler Türk Metal’den istifa ettikten sonra Birleşik Metal-İş’e üye oldular. Ford Otosan Gölcük’te yine işçiler tercihlerini Birleşik Metal-İş’ten yana kullanacaklarını belirttiler. Bu durum, ayağa kalkan metal işçilerinin mücadelesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Kendi işçi temsilcilerine dayanan, işçi demokrasisini sendikalarda işletecek bir metal işçileri tablosu işçi sınıfının mücadelesinde önemli bir yapı taşı görevini görecektir. Bu açıdan sürecin sağlıklı bir biçimde devam etmesi ve sınıfın geneline yayılması için işçi demokrasisini ve fiili meşru bir hat izleyerek işçilerin kendi iradelerine dayanan bütün çıkışlarını desteklemek ve daha ileri taşımak temel sorumluluğumuzdur.

İş cinayetlerinde faili meşhurlar: Şirketler, devlet ve bilim alanı

0

Fransız halk sağlığı uzmanı, sağlık sosyoloğu Prof. Dr. Annie Thebaud-Mony İstanbul İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği(İSİG) Meclisi’nin davetlisi olarak geldiği İstanbul’da “İş Cinayetlerinde Faili Meşhurlar: Şirketler, Devlet ve Bilim Alanı” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Thebaud-Mony’nin sunumu öncesi İSİG meclisi adına bir konuşma gerçekleştiren Barış Gönülşen Çapa Tıp Fakültesi ve Hastanesi’nde son dönemde taşeron işçilere yönelik baskıların arttığından ve bu baskılara karşı çıkan akademisyen ya da doktorların dahi soruşturmaya uğradığından söz etti. Bu alanda herkesi dayanışmaya çağıran Gönülşen sözü akademisyen Aslı Odman’a bıraktı. Aslı Odman Thebaud-Mony’nin bugüne kadar çıkardığı kitapların kısaca sunumunu yaptı ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinin ulusal mücadelerle sınırlanamayacağını Annie Thebaud-Mony’le İSİG meclisinin ilişkisinin de bu bağlamda oldukça önemli olduğunu vurguladı.

Annie Thebaud-Mony sunumunda özellikle seçtiği “mesleki kanserler” konusu üzerinden örneklerle kanserin nedenleri konusunda bilgi verdi. Özellikle çok uluslu şirketlerin kendi bilim adamları üzerinden kanserin nedenlerini topluma sigara, alkol ya da kalıtsal sebeplerden kaynaklı olduğunu bilinçli bir şekilde aktardığını ifade eden Thebaud-Mony gerçekliğin ise bu durumun oldukça uzağında kaldığını yapmış oldukları bir araştırma üzerinden anlattı. Araştırmaya göre bir onkoloji kliniğinde rastgele ve gönüllü 1200 kanser hastasıyla yapılan anketlerde her hastanın çalışma yaşamının hikayesi yeniden oluşturulmuş. Kişi hangi sektörde kaç yıl çalıştı, hangi bantta duruyordu, gece mi gündüz mü çalışıyordu vb. sorularla çalışma hikayesi yeniden oluşturulan kişilerin hangi zehirli gazlara ne kadar süre maruz kaldıkları tespit edilmiş. Bu araştırma sonucunda 1200 kişiden %84’ünün kanser sebebine çalışma yaşamı boyunca soluduğu 10’dan fazla zehirli gazın sebep olduğu tespit edilmiş. Yani mesleki kanser. Thebaud-Mony bu gerçeklerin şirketler, devlet ve kimi bilim adamlarınca saklandığından, topluma anlatılmadığından gerçekten mesleki kanser olduğu halde bu tanının konulduğu oldukça az hasta olduğundan söz etti. Türkiye’de İzmir Aliağa’da gemi söküm işinde çalışan işçilerin de birden fazla zehirli gaza(asbest, kurşun, kimyasal boyalar, solvent, vb.) maruz kaldığını ve bu bölgede de birçok mesleki kanser hastası olabileceğini söyleyerek katılımcıları bu alanda bir mücadeleye hazırlıklı olmaları konusunda uyardı. Dünyanın birçok ülkesinden örnekler vererek yapılan bilimsel araştırmaları halk sağlığından yana kullanabilmenin olanaklarının her zaman varolduğunu ve bu konuda her türlü işbirliğine açık olduğunu vurgulayan Thebaud-Mony sunumunu bu şekilde sonlandırdı.

Etkinlik salonda bulunan işyeri hekimlerinin, avukatların, doktorların sorularıyla ve söyleşi kısmıyla devam etti ve söyleşi kısmından sonra sonlandırıldı.

Metal direnişinin kestiği kördüğüm

0

Yirmi yılı aşkın bir süreden beri Türkiye’deki sınıf mücadelesi üç ideolojik-politik çemberin içine sıkıştırılmış durumdaydı: İslamcılık, Türk ulusalcılığı ve Kürt ulusal hareketi. Bugün 25-35 yaş aralığındaki aktif işçilerin büyük çoğunluğu bu çemberlerin içine alınmış, politikaya ilişkin görüşleri ve deneyimleri büyük ölçüde bu ideolojiler ve akımlar tarafından belirlenmişti. 1989 Bahar eylemleri, 1990 Zonguldak maden işçileri mücadelesi, 1990-95 yıllarının güçlü ve yaygın grevleri gibi bakanların, hatta hükümetlerin düşmesine yol açmış olan mücadeleler yeni kuşak işçilerin pratik politik deneyim bagajında yer almıyordu. Burjuvazi o dönemin mücadelelerinin izini, genç işçileri ve emekçileri İslamcılık-ulusalcılık zinciriyle bağlayarak silmeye yönelmişti.

Burjuvazi bu çabasında bir ölçüde başarılı da oldu, zira “yeni dönem” sol akımın ideologları arasında kendine önemli destekçiler buldu. Bu yeni sol önce neoliberalllerin “tarihin sona erdiği” ve proletaryanın bir sınıf olarak yok olduğu yolundaki iddilarından etkilendi; ardından sınıf mücadelesi analizini terk edip “yurttaş bireylerden” oluşan topluluklar kavramını esas almaya başladı; nihayet bu sistematiğin ürünü olarak işçileri sınıf olmaktan çıkarıp bireye indirgedi, onları toplumun diğer kesimleri gibi sıradan bir toplumsal grup olarak yorumlamaya başladı. Böylece işçi sınıfının tarihsel öncülük rolü inkar edilmiş oldu, işçi ve emekçi yığınların mücadele deneyimleri ve bu mücadeleler sonucunda elde ettiği kazanımlar önemsizleştirildi. Haliyle, günümüzün proleter kuşağına deneyimlerin ve kazanımların aktarılabileceği kayışlar kopmuş oldu. Sınıf kimliğinden soyundurulan işçiler İslamcı-ulusalcı kimliklerin etki alanına itildiler.

Metal sektöründe Bursa’da başlayıp, Ankara, Eskişehir, İzmir’deki bazı diğer önemli işyerlerine sıçrayan direnişler ve eylemler, proletaryanın içine sürüklendiği bu kısır döngüyü kırmaya yönelik ilk atılımları oluşturuyor. Herşeyden önce işçiler mücadeleye kendiliklerinden atılarak bir sınıf olarak var olduklarını nesnel olarak göstermiş oldular. Direnişleri sırasında ileri sürdükleri talepler, aralarında kurdukları dayanışma ve özelllikle de başvurdukları geleneksel sınıf mücadelesi yöntemleri (grev, işgal, komiteler, vb.) onların bir “yurttaşlar topluluğu”ndan ziyade sınıf kimliğiyle hareket eden toplumsal bir kesim oluşturduklarını kanıtladı. Bu kimliğin nesnel bir olgu olmaktan çıkıp sınıf bilinci halinde billurlaşması ise elbette süreklilik gerektiren ve öncü işçilerin ve devrimci Marksizmin omuzlarına binen bir görev.

Direnişlerin ikinci önemli özelliği, işçilerin yalnızca patrona değil, ama aynı zamanda sendika bürokrasisine karşı mücadele etmeleri oldu. Emperyalist çağda sendikaların devletle bütünleşme eğiliminde olduğu bilinen bir gerçek. Bu eğilim Türkiye’de rejimin yarı Bonapartist karakteri nedeniyle, sendikaların o rejimin birer kurumu haline dönüşmeleri biçiminde işliyor. Genel olarak Türk-İş ve özel olarak da Türk Metal bu eğilimin belirgin ifadeleri. Direnişçi işçiler bu gerçeği de sınıfsal içgüdüleriyle yakaladılar. Onlar için sorun Türk Metal’deki birkaç gerici, karşıdevrimci bürokratın ihanetinin ötesinde, sendikanın bir kurum olarak devlet ve rejimle olan iç içeliğiydi. Bu nedenle de toplu istifalara yöneldiler. Onların bu adımı ülkedeki sendikal mücadelede yeni bir dönem başlatmaya gebedir.

Sendikaları devletle bütünleşmeye doğru iten basınç kuşkusuz kendini “ilerici”, “devrimci” olarak tanımlayan sendikalar üzerinde de işliyor. Bu kaymanın ilk işareti ise, programının tüm ilerici yanlarına rağmen, sendika önderliğinin bürokratlaşmaya başlaması oluyor. Yöneticiler, tabandaki işçinin haklı talepleri ve bu talepler uğruna mücadelenin gerektirdiği özveriler ve tehlikeler ile “sendikanın bekası ve büyütülmesi” kaygısının oluşturduğu ikilem arasına sıkışıyorlar ve ikinci tercihe doğru itiliyorlar. Bu da tabii yönetimin taban basıncını giderebilmek ya da azaltabilmek için bürokratik yöntemlere başvurmasına, sendika içi demokrasiyi ilga etmesine ve devrimci önderlik görevinden çok patron ile işçi arasında “arabulucu” rolü üstlenmesine zemin hazırlıyor. Metal işkolundaki sözleşmeler ve direnişler döneminde Birleşik Metal-İş’in gösterdiği atıl ve ürkek tutum onun tehlikeli bir bürokratikleşme sürecinde olduğuna işaret ediyor. Direnişçi metal işçilerinin bu sendika hakkında gene sınıf içgüdüleriyle duydukları kuşkular da büyük ölçüde sendikanın bu durumundan kaynaklanıyor.

Metal direnişi henüz beklenen sonuçlarına ulaşmış değil. Bu sadece taleplerinin gerçekleşip gerçekleşmemesi açısından değil, zira bugünkü ilk dalga kısmi zaferlerle ve bir dizi zorluk ve karşı saldırılarla birlikte bir anlamda dinecek. Daha önemli olan, bu mücadelenin politik ve sendikal düzlemlerde yeni ileri olasılıklar yaratıp yaratamayacağı. Bu yazı yayımlandığında 7 Haziran seçimleri tamamlanmış olacak. Her seçim, sınıf mücadelesinin çarpıtılmış bir yansımasını sunduğundan, direniş bölgelerindeki sonuçların ayrıntılı bir biçimde incelenmesi, mücadelelerin politik düzlemdeki yansımasının ilk işaretlerini verecek. Ama bu elbette sadece ilk belirtilerin görülmesine yardımcı olacaktır, zira metal direnişinin politik ileriliğini billurlaştıracak olan devrimci öncünün politik faaliyeti ve parti inşası çabaları olacaktır.

Metal direnişinin beklenen bir diğer sonucu da, sendikal mücadelenin hangi biçim altında sürdürüleceği olacak. Başından beri söylediğimiz gibi, işçilerin mücadele sırasında geliştirdikleri işçi demokrasisi yöntemleri son derece ileri adımlar ve sınıf adına yeni kazanımlardır. Bu yöntemlerin sendikal örgütlenme halinde yapısallaşması, ülkedeki sendikal mücadeleye önemli ve tarihsel bir katkı sağlayacaktır. Bu katkının, sınıfın sendikal düzeydeki bölünmüşlüğünün aşılmasına da yardımcı olması gerekiyor. Bu anlamda bizim önerimiz, Birleşik Metal-İş’in derhal bir olağanüstü kongre toplayarak, direnişin öncüsünü, mücadele yöntemlerini ve işçi demokrasisi uygulamalarını kendi içine çekecek biçimde direnişçi işçilerle birleşmeye yönelmesidir. Bundan doğacak olan ise yepyeni, dinamik ve işçi sınıfının geleneksel yöntemlerini işlerliğe koyan bir sendika olacaktır.

Şimdi devrimci Marksistler olarak görevimiz, metal direnişinin deneyimlerini yaygınlaştırmak ve bunları devrimci partimizin inşasında harekete geçirmektir.

نداء من أجل دعم الثورة السورية

0

قوى وأحزاب يسارية شاركت في المنتدى الاجتماعي العالمي هذا العام 2015، أن تعيد التأكيد على دعمها للثورة، ومن ثم العمل على عقد لقاء يجمع كل الأحزاب والقوى اليسارية والمنظّمات الاجتماعية والنقابات وحركات التّضامن التي تدعم الثورة ومستعدة للدفاع عن الشعب السوري، وعن حقه في إسقاط النظام، يعقد في استنبول في يوليو من ذا العام،

Convocatoria para el apoyo a la Revolución en Siria

0

En continuidad con las actividades en apoyo a la revolución siria en el Foro Social Mundial (FSM), en marzo de 2013, fuerzas y partidos de izquierda en el FSM 2015 consideraron necesario ratificar y reforzar su apoyo esta Revolución; y se comprometen a hacer todo lo posible para organizar una encuentro en Estambul en julio de este año, reuniendo a todas las fuerzas y los partidos de izquierda, organizaciones sociales, sindicatos y movimientos de solidaridad que apoyan la Revolución Siria, y que están dispuestos a defender al pueblo sirio en su lucha por la revolución y su derecho a derrocar el sangriento régimen de Al-Asad.

Call to support the revolution in Syria

0

Following up the activities in support of the Syrian revolution at the World Social Forum (WSF), in March 2013, forces and leftist parties in the WSF 2015 considered it necessary to ratify and strengthen their support to this Revolution; and pledge to do everything possible to organise a meeting in Istanbul in July this year, bringing together all forces and leftist parties, social organisations, trade unions and solidarity movements supporting the Syrian revolution, and who are willing to defend the Syrian people in their struggle for the revolution their right to overthrow the blood thirsty regime of al-Assad.

Appel pour le soutien de la Révolution Syrienne

0

En continuité avec les activités tenus pour le soutien de la Révolution Syrienne lors du Forum Social Mondial (FSM) en mars 2013, des Forces et des partis de Gauche participants au FSM de cette année 2015 ont jugé nécessaire de confirmer et de souligner leur soutien à cette Révolution ; et s’engagent à déployer tous les efforts nécessaires pour l’organisation d’un rassemblement à Istanbul le mois de juillet de cette année réunissant tous les Forces et les partis de Gauche, les organisations sociaux, les syndicats et les mouvements de solidarité qui soutiennent la Révolution Syrienne, et qui sont prêts à défendre le peuple Syrien dans sa lutte pour la Révolution et son droit pour la démolition du régime sanguinaire d’El Assad.

Suriye devrimine destek çağrısı

0

Translate

Mart 2013’teki Dünya Sosyal Forumu (DSF) kapsamında Suriye devrimine destek adına yapılan etkinliklerin devamı doğrultusunda, bu sene DSF’ye katılan sol güçler ve partiler, devrime olan desteklerini tekrar ortaya koymanın ve altını çizmenin gerekliliğine karar verdiler ve Suriye devrimini destekleyen, Suriye halkının devrim ve kanlı Esad rejiminin devrilmesi yolundaki mücadelesini savunmaya hazır olan tüm sol güç ve partileri, toplumsal örgütleri, sendikaları ve dayanışma hareketlerini Temmuz 2015’te İstanbul’da biraraya getirecek bir toplantının örgütlenmesi için gerekli tüm çabaları ortaya koymaktalar.

İkinci yıldönümünde Gezi isyanı

0

“Gezi”den bu yana iki yıl geçti; yani henüz “tarih” olduğu söylenemese de Taksim’de başlayıp bütün yurt sathına yayılan ve milyonlarca kişinin katılımıyla 2013 yazı boyunca süren mücadelenin tarihsel önemi ve bugüne etkisi tartışılmaz. İşçi Cephesi’nin geçen yılki sayılarından birinde yayımlanan “Bir İçsavaş Rejimine Doğru” adlı yazıda şöyle bir tespitte bulunmuşuz: “… Başbakan’ın talihinin dönüm noktası, bütün bir 2013 yazı boyunca sürüp giden Gezi olaylarıdır. Gezi, Başbakan’ın, tabiri caizse ‘şakulünü kaydıran’ dönemeçtir. Artık her şeyi denetlediğini, belki de sonsuz ve sorunsuz iktidarını müjdeleyen ilahi mesajın geldiğini bile düşündüğü bir noktada yaşadığı büyük hayal kırıklığı ve manevi yıkım nedeniyle siyasi aklını kaybetmiş ve içgüdüleriyle davranmaya başlamıştır. (Bunu İslami ‘fabrika ayarlarına’ dönüş olarak tanımlayanlar da var!) Başbakan’ın denge kaybına uğramasına yol açan önemli bir neden, Gezi’nin, bir başkanlık rejiminin Türkiye’de nelere yol açabileceğini de ortaya koyarak, Başbakan’ın ‘Türkiye usulü başkanlık’ planlarını altüst etmesidir. Bunun sıradan bir durum olmadığı açık. ‘Başkanlık sistemi’ Türkiye’de sağın hegemonik, ebedi ve otoriter iktidarının Erdoğan eliyle inşa edilmesi anlamına geliyordu; yani sadece Başbakan’ın kişisel ve denetlenemez iktidarıyla sınırlı kalmayan ‘tarihsel’ bir adım olacaktı. Bu nedenle Gezi’nin Başbakan’ın ruhunda yol açtığı yıkım ve öfke zannedildiğinden daha büyüktür.”

Davutoğlu’nun patronlara ibretlik asgari ücret yakarışı!

0

Başbakan Davutoğlu birkaç gün önce Türkiye’nin önde gelen patronlarıyla buluşmuş. Büyük patronlardan birinin evinde gerçekleşen buluşma gece yarılarına kadar sürmüş. “Gizli Zirve”nin gündemi HDP ve asgari ücretmiş! Davutoğlu TÜSİAD’ın ağır toplarına, “Asgari ücreti belirleyen hükümet değil, iş çevreleridir. TÜSİAD eğer beğeniyorsa çıksın Kılıçdaroğlu’nun önerilerini desteklesin ve yeni bir rakam belirlesinler. Ama dürüst de olsunlar, açık konuşsunlar. Asgari ücret 1500 lira olursa kaç iş yeri kapanır?” demiş. Türkçesi Davutoğlu; 12 yıldır sizin kasalarınızı doldurduk, işçiyi, emekliyi, yoksulu ezdik, şimdi CHP’si, MHP’si, HDP’si asgari ücreti şu kadar yapacağız, emekliye şu kadar vereceğiz diyorlar, biz bir şey diyemiyoruz ve eriyoruz aman topa girin de bizi kurtarın, demeye getirmiş.

Metal Grevi Ankara’ya Sıçradı

0

Bursa Renault fabrikasında başlayan metal direnişi Ankara Türk Traktör fabrikasına sıçradı. 21 Mayıs’ta greve başlayan işçiler direnişlerini fabrikanın önüne kurdukları çadırlarda sürdürüyorlar. Talepleri Bursa’daki diğer direnişlerinkiyle aynı, ücretlerde iyileştirme, eylemci işçilerin işlerinden atılmaması, sendika tercihlerine karışılmaması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi.

Metal direnişinin kalesi Reno’da üretim başladı

0

Reno’da bir kaç gündür devam eden pazarlık görüşmelerinin sonuncusu dün yapıldı. İşçi temsilcileri yönetimin önerilerini işçilere sundular ve sandık kurulup oylama yapıldı. Oylama sonucunda direnişe devam kararı çıktı. Fakat sermaye boş durmayıp önce işçilerle anlaşma sağlanmış gibi göstererek 8-4 vardiyası üretime geçsin diye mesaj attı. Daha sonra çeşitli oyunlar oynayarak işçilerin kafası karıştırılıp birlikteliğini bozdu ve işçiler birer birer üretime geçti. Kendiliğinden gelişen bu metal direnişinin bir önderliğinin olmayışı, buna karşın patronların MESS çatısı altındaki örgütlülüğü süreci bu noktaya getirdi. Reno’daki arkadaşımızdan aldığımız bilgilere göre hala büyük huzursuzluklar var. 1998’den ders çıkararak ülke geneline yayılan bu direnişi hazırlayanlar, bu eylemden de ders çıkaracaklar. Türkiye solunun da kendine düşen dersleri bu direnişten çıkaracağını umuyoruz. Biz kendi adımıza sürecin bitmediğini düşünüyoruz ve buna yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Kaynak: Reno’dan bir işçi

Metal sektöründen gün gün son haberleri okumak için tıklayın.

İşverenin türlü oyunlarıyla işbaşı yapmaya zorlanan işçiler sonunda fiilen bir anlaşma yapıp kısmi de olsa kazanım elde etmiş oldular.

Varılan anlaşma sonucu alınan 9 karar

  1. Hiçbir işçi işten atılmayacak.
  2. İşçileri şikayet etmekten vazgeçilecek.
  3. Sendikal haklar tanınacak.
  4. Son toplu iş sözleşmeleri ve çalışanların konuyla ilgili talepleri ile kıdem ve saat ücretleri dikkate alınarak bir ay içinde iyileştirme amacıyla analiz yapılacak. Düşük aylık ücret alanlara daha yüksek ve yüksek aylık ücret alanlara daha düşük prim olmak üzere ayrıştırılma yapılacak ve iç kategorizasyon sistemindeki geçişleri hızlandırma üzerine çalışılacak.
  5. 4’üncü madde kapsamında 1 hafta içinde tüm çalışanlara bin lira avans ödemesi yapılacak.
  6. Her yıl sonunda çalışanlara kalite işgüvenliği ve üretim adetleri hedeflerine bağlı olarak performans primi verilecek; prim miktarı asgari net 600TL olacak.
  7. İşyerinde çalışan ancak mevcut toplu iş sözleşmesinde dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanan sendikasız işçilerin serbestçe sözcü seçmeleri halinde, yasal mevzuat çerçevesinde seçilen sözcüler, işçi-işveren arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla muhatap kabul edilecekler ve mevcut sözcüler seçime kadar işçi-işveren arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla muhatap olacaklar.
  8. Banka maaş ödemeleri promosyonu olarak işçilere net 480TL prim ödenecek.
  9. Oyak Renault süreç içerisinde yaşadığı zararla ilgili çalışanlardan hiçbir talepte bulunmayacak. Aynı şekilde çalışanlar da süreçle ilgili Oyak Renault’dan şikayetçi olmayacak.

“7 Haziran Seçimleri ve Sınıf Tavrı” etkinliği gerçekleştirildi

0

İDP Girişimi “Seçimler ve Sınıf Tavrı” etkinliğini geçtiğimiz Pazar günü Beyoğlu’nda gerçekleştirdi. Yaklaşan 7 Haziran Genel Seçimine ilişkin genel politik durumun, bu durum içerisinde sınıfın yerinin ve tavrının konuşulduğu etkinliğe direnişte olan metal işçilerini selamlayarak başlandı.

Grand Hyatt ve Dora Otel eyleminden metal direnişine selam

0

Tüm Emek Sen’de örgütlenerek sendikalı olmak isteyen Dora Otel işçileri işten çıkarılmıştı. Grand Hyatt Otel işçileri de taşeron çalışmaya karşı çıkmış ve sendikalı olmak için başlattıkları Tüm Emek Sen’de sendikal mücadeleyi örgütlemişlerdi. Bunun sonucu olarak Grand Hyatt Otel’de 23 işçi, 7 Nisan günü işten çıkarılmıştı. İşe dönüş ve sendika hakları için Grand Hyatt ve Dora Otel işçileri birlikte mücadelelerini sürdürüyor. Her pazar olduğu gibi 24 Mayıs Pazar günü Talimhane, oteller bölgesinde bir araya gelen işçiler ve sınıf dostları, önce Grand Hyatt Otel önünde eylem gerçekleştirdi. Grand Hyatt Otel önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı işten atılan Grand Hyatt işçisi Şengül Basık okudu.

Bursa metal direnişi ve yeni olanaklar

0

Bursa’da başlayan metal grevi Kocaeli ve Ankaraya da yayılmış ve Tofaş ve Mako’da kazanımlar da elde edilmiş durumda. Kocaeli’nde Ford, Ankara’da Türk Traktör’de de üretim durdu. Direniş sırasında Bursa’da Renault ve Tofaş başta olmak üzere 5 fabrikada grev vardı. Buna Ford ve Türk Traktör eklenince iş bırakma eylemi yapan işçilerin sayısı 25 bini buluyordu.

Metal direnişi sendikal alanda bir yeniden örgütlenme dönemi başlatacak

0

Bursa metal işçilerinin direnişi yeni ve olasılıkla mevcut halinin son aşamasına giriyor. Mücadele belki de işçilerin istedikleri hedeflere tam anlamıyla ulaşmış olmayacak, ama daha şimdiden parça parça zaferler elde ediliyor. Her şeyden önce işverenlerin Türk Metal’i atlayarak doğrudan işçi temsilcileriyle masaya oturtulmuş olması başlı başına bir kazanım. Metal işçisi bunu çelik iradesiyle başarmıştır.

Renault’da işveren örgtünün (MESS) engellemesi sonucunda henüz işçinin kabul edebileceği bir anlaşmaya varılamadı. TOFAŞ’ta ise işveren ücret iyileştirmesine ilişkin “namus sözü” vererek direnişçileri ikna etmeye -ve tabii bir yandan da bölmeye- çalışıyor. Coşkunöz’de ise Bosch fabrikasında uygulanan ücretler kadar olmasa da, işçilerin onayladığı belli bir oranda zam alınmış durumda. İşçiler Türk Metal Sendikası’nı dışlıyorlar, ama yeni bir sözleşme imzalamak için 2017 yılına kadar var olan sözleşmenin dolmasını bekleyecekler ve ardından istedikleri sendika ile birlikte yeniden masaya oturacaklar. Ayrıca çalışanların işten çıkartılmayacakları konusunda da anlaşma sağlandı. Bunlar da, kısmi de olsa önemli zaferlerdir. İşçinin kendi sınıf gücünü, bilincine iyiden iyiye yerleştirmesini sağlayacak başarılardır.

Partinin Politikleştirilmesi

0

Okurlarımızla paylaştığımız bu metin, Dördüncü Enternasyonal’in başlıca önderlerinden Arjantinli devrimci Nahuel Moreno’nun (1924-1987) büyük önem atfettiği bir konuyla “Partinin Politikleştirilmesi” sorunuyla ilişkili. Metin, temel olarak 1984 yılında Arjantin partisinin faaliyetler raporuna dayansa da, yazarınca 1986 yılında bir kez daha gözden geçirildi.

Moreno’nun sorunu ele alış yöntemi, “Partinin tarihsel hedefi, devrimi yapması için işçi sınıfını ve halk yığınlarını politikleştirmektir.” sözünde özetlenebilir.

Resistance of metal workers will start a period of reorganization in union field

0

The resistance of metal workers in Bursa is moving to the new and the last phase of its current situation. Maybe the struggle won’t reach the targets of the workers exactly; however, victories have already started to be obtained in parts. Employers are convinced to negotiate directly with the workers’ representatives by leaving Türk Metal (Turkish Metal Trade Union) out. This, above all, is an acquisition in itself and metal workers achieved it with their strong will.

Metal direnişi işçi sınıfına örnek oluşturuyor

0

İşçi sınıfı hareketi tarihsel bir an yaşıyor. Bursa’da Renault fabrikası işçilerinin başlattığı ücret direnişi, bir anda bölgedeki diğer metal işyerlerini de sararak (Tofaş, Coşkunöz, Mako, Ototrim) son yirmi yılın en önemli işçi seferberliğine dönüşmüş durumda. Bir grup cesur ve atılgan proleterin Türk Metal’in hain bürokratlarına karşı tepkisi hızla ve kendiliğinden biçimde binlerce işçiyi ayağa kaldırarak sınıfın üzerinde epeyden beri birikmiş olan durağanlık tozunu silip süpürdü. Şimdilik iş bırakmamış olan onlarca işyerinden ve diğer işkollarından da direnişçi işçilere yönelik dayanışma girişimleri akıyor. Metal işçilerinin bu kitlesel seferberliği ülke çapında emekçilerin sempati ve desteğini kazanarak sınıf mücadelesinin öncü gücüne dönüşüyor.

HDP’ye dönük saldırıların sorumlusu AKP’dir! AKP derhal kışkırtıcılığa son vermelidir!

0

HDP’ye yönelik saldırılar son bulmuyor. Hemen her gün yeni saldırılar gerçekleşiyor. Bugün de Adana ve Mersin’de HDP binalarına yönelik yeni saldırılar gerçekleşti; maddi hasar meydana geldi, yaralananlar oldu.

Son bir ayda gerçekleştirilen saldırıların sayısı 60’ın üzerine çıkmış durumda. Tartışmasız şekilde bu saldırıların sorumlusu AKP’dir! Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP’yi sürekli şekilde terör örgütünün uzantısı, terör destekli parti olarak işaret ederken, Başbakan Davutoğlu da HDP’ye terör ve şiddet çetesi demekten çekinmemektedir. AKP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Akdoğan işi HDP’nin barajı geçmesinin tehlikeli olduğu, mutlaka baraj altında kalması gerektiği noktasına kadar getirmiştir. Bu açıklamaların HDP’ye yönelik saldırıların işaret fişeği olduğu açıktır.

Reno fabrikasında çalışan bir işçiyle sohbet

0

Bursa’daki metal direnişinin kıvılcımını çakan Reno fabrikasında, montaj bölümünde çalışan Meslek Liseli genç bir işçiyle Reno direnişini konuştuk. Sürecin son haline ayna tutabilecek bu sohbeti aktarıyoruz.

Koç Üniversitesi’nde eylem süreci devam ediyor

0

Koç Üniversitesi öğrencileri, asistanları, temizlik işçileri, öğretim üyeleri ve büro emekçileri tarafından 27 Mart 2015 tarihinde geniş katılımlı bir forum gerçekleştirilmiş ve karşılaşılan sorunların genel bir değerlendirilmesi yapılmıştı. Forumun sonunda ise 2 Nisan 2013 direnişinin yıldönümünde bir eylem yapma kararı alınmıştı. 2 Nisan 2015 tarihinde iki yüzü aşkın bir kitle ile sloganlar eşliğinde bir yürüyüş gerçekleştirilmiş, çeşitli talepler dile getirilmişti. Fakat taleplere yönelik olarak üniversite yönetiminin herhangi bir adım atmaması üzerine, üniversite bileşenleri bir imza kampanyası başlatmaya karar verdi. 1000’i aşkın işçinin, öğrencinin, akademisyenin ve asistanın altına imza attığı taleplerin, 13 Mayıs 2015 tarihinde düzenlenen bir eylem ile rektörlüğe teslim edilmesi kararlaştırıldı.

Tofaş fabrikasında çalışan bir kadın işçiyle sohbet

0

Tofaş Fabrikası önündeki direnişte yer alan bir kadın işçiyle yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşıyoruz.

İşçi Cephesi (İC): Bize biraz hayatınızı anlatabilir misiniz?

Tofaş işçisi (Tİ): Ben bundan önce bulaşıkçı olarak çalıştım. Bankada temizlikçilik yaptım. Sekiz yıldır da Tofaş Fabrikası’nın yedek parça bölümündeyim. Aynı zamanda bir oğlum ve birçok akrabam da benimle birlikte fabrikada çalışıyor. Onlar şu anda burada, fabrika önündeler. Ben de az önce onlara battaniye götürdüm, gece ayaz oluyor çünkü, dedim ya oğlum, akrabalarım burada kalıyor.

Benim diğer oğlum da Tavşanlı madenlerinden birinde çalışıyor. Soma felaketinin yaşandığı dönemde çok zor günlerden geçtik birlikte, çok etkilendik. Hatta oğlum, 18 işçinin toprak altında mahsur kaldığı Ermenek madenine giderek kurtarma çalışmalarına katıldı. Soma’dan ve Ermenek’ten sonra oğlum gibi bizler de mücadele etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu yüzden bugün buradayız.

İC: Bize direniş sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? Sizce süreç nasıl ilerleyecek?

Tİ: Bosch işçilerinin aldığı yüksek zam oranına karşılık, bizler aynı sendikaya üye olmamıza rağmen bu zamdan yararlanamadık. Renaut işçilerinin Türk-İş sendikasından istifa etmeleri ile bir direniş başladı. Tofaş fabrikası işçileri olarak direnişe bizler de katıldık. Üretimi durdurduk. Şunun çok iyi farkına vardık ki, her şeyi biz üretirken en kötü şartlarda çalışıp en düşük maaşı alanlar bizler oluyoruz. Maaşlarımız ve çalışma koşullarımız düzelinceye ve patrondan farkı olmayan sendikayı başımızdan def edinceye kadar üretmeyeceğiz !

İC: Peki fabrikadaki kadın yoğunluğu ve kadınların direnişteki yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tİ: Bu civardaki fabrikalarda pek çok kadın çalışıyor, çoğunlukla yedek parça üretiminde yer alıyorlar. İşin aslı kadınlar burada önceleri tarımla ilgileniyordu. Fakat devletin tarımı bitiren uygulamalarından sonra bizler de farklı işlerde çalışmaya başladık. Bense şimdi buradayım. Bu fabrikada ve direnen diğer fabrikalarda çalışan kadınlar olarak bizler de mücadeleye içerisindeyiz ve mücadeleyi daha fazla sahiplenmek zorundayız. Çünkü kadınların omzunda yalnızca fabrika içerisinde değil, yaşamın her alanında yük var. Bu yüzden sesimizi duyurmaya mecburuz.

İC: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Tİ: Desteğinize ihtiyacımız var. Çünkü her iş yerinde çok büyük sıkıntılar var. Ben bugün Soma’dan, Ermenek’ten, Renault’tan ve Tofaş’tan bahsettim. Kim bilir daha kaç işyerinde sorunlar yaşanıyor. Fakat bizler işçiler olarak birlik olmak zorundayız, başka çare yok.

Baltimore ayaklanması: ABD’de ırkçılık karşıtı isyan sürüyor!

0

Geçtiğimiz ay ABD’nin Baltimore kentinde polislerle göz teması kurduğu, ardından kaçmaya çalıştığı iddiasıyla gözaltına alınan Freddie Gray adlı siyahi genç gözaltında omurgası kırılarak öldürüldü. Gray’in katledilmesi ile Baltimore kentinde ve ABD’nin California, Washington ve New York gibi çeşitli eyaletlerinde yüksek katılımlı seferberlikler başladı. Gray’i öldüren polislerin yargılanması ve cezalandırılması talebiyle on binlerce kişi sokaklara döküldü.

Bursa’da işçiler tarih yazarken

0

Bursa’da Renault fabrikasında başlayan iş bırakma eylemi ikinci gününe girmiş bulunmakta. İş bırakmayı başlatan vardiyadaki işçiler fabrikanın içerisinde direnirken diğer vardiyalara gelen işçiler de fabrikanın dışındaki bekleyişini sürdürüyorlar. Dün akşam saatlerinde Tofaş’ta ve ardından da Coşkunöz’de işçilerin iş bırakması ile Renault işçilerinin coşkulu bekleyişi başka bir boyuta ulaşmış durumda.

Bursa Organize Sanayi Bölgesi ayakta!

0

Türkiye’nin önemli otomobil fabrikalarından Renault’da üretim durdu. Bir süredir patron-Türk Metal Sendikası işbirliğine karşı mücadeleyi yükselten Renault işçileri, haklı taleplerinin karşılanmaması üzerine fabrika içinde ve önünde toplandı. Bir otomobil devi olan ve yaklaşık 5 bin kişinin çalıştığı Renault’ta dün 16.00- 24.00 vardiyası işçileri üretimi durdurup fabrikayı boşaltmadı.

Gençlik Mücadele Birliği’nden Abdelhamid Kammoun: Tunus gençliği politik bir alternatif arıyor”

0

Tunus Devrimi sürecinde, 2011 yılında kurulan Gençlik Mücadele Birliği (LLJ) sözcülerinden Abdelhamid Kammoun ile Tunus devrimci sürecinin güncel durumu, radikal İslamcıların yükselişi ve terör saldırıları, sol hareketin durumu ve Gençlik Mücadele Birliği’nin faaliyetleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik. Abdelhamid, Manuba Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği öğrencisi. Gençlik Mücadele Birliği’nin, devrimin lokomotifi Tunus gençliğinin, düzene eklemlenmiş sol partilere alternatif arayışının sonucu kurulduğunu vurguluyor.

Son durumlar..!

0

Seçim kampanyası, en azından propaganda ve vaatler açısından AKP’nin elinde, “yapamazlar, veremezler” söyleminin yanı sıra “dinden” başka pek bir şeyin kalmadığını gösteriyor. O eskinin şaşaalı ekonomik vaatlerinden eser yok; güçlü ekonomi ve ümmet üzerindeki hayali ideolojik önderlik temelinde parlatılan “büyük Türkiye” iddiası belli ki AKP için bile solup sararmış durumda! İktidar ve şefleri ve elbette her bir şeyin başı RTE, bu dünya ile ilgili vaatleri inandırıcılığını kaybettiğinden olacak ağırlığı “öbür tarafa” vermiş görünüyor. Muhalefeti “kâfirler-zerdüştler” söylemiyle karalama peşinde. Bu nedenle AKP’liler seçim kampanyalarını, bir çeşit aslına rücu olarak topluca “imam hatip” günlerine dönmüşçesine elde kuran, onu bunu suçlayan dini vaazlarla götürmeye çalışıyorlar. “Cumhurun Başı”nın Aziz Nesin’in “Zübük” tiplemesine benzediğini söyleyenler var! Etkili olur mu göreceğiz, ancak işlerin RTE için artık başka bir mecraya girdiği kesin. Belli ki onun için hiçbir şey eskisi kadar kolay olmayacak; kendine karşı çıkanlara etmediğini bırakmayacak olsa da…

Çözüm süreci ve inkar siyaseti

0

Birkaç aydır süre giden ve seçim yaklaşırken iyiden iyiye artan çözüm süreci tartışmaları Hükümet’in çözüm sürecinin varlığını inkar etme noktasına gelmesiyle birlikte resmi olarak sona erdi. Hatta öyle ki, Hükümet sanki Kürt hareketi temsilcileri ile Dolmabahçe mutabakatına varmamış ya da Kürt sorunu varlığı devlet tarafından kabul edilmemiş gibi. Şimdi çıkıp Erdoğan böyle bir sorun yok, ben Dolmabahçe’ye karşıyım. Yalnızca devlet vardır, masa yoktur ve hatta hiç olmamıştır derken neyi kast etmektedir? Bugüne kadar TRT Şeş’i açmak, Mem-u Zin’i basmak, Kur’an’ı Kürtçe basmak ve Kürtçe kurs açılmasına imkan tanımak dışında Çözüm sürecinde hiçbir adım atılmamıştır. Mış gibi yapmak konusunda üstüne olmayan iktidarın makyajı o zaman da tutmadıysa, artık makyaja gerek kalmayan bir yüzsüzlük söz konusudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kürt sorunu vardır demek ayrımcılıktır, terör örgütüyle aynı masaya oturmak devletin çöktüğünü gösterir” açıklaması artık meselenin devlet nezdinde de bir tür şizofreniye dönüştüğünün göstergesidir.

Soma Katliamı’nı unutmadık

0

Manisa’nın Soma ilçesinde, 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden tam bir yıl geçti. Aradan bir yıl geçmesine rağmen, katliam nedeni henüz resmi olarak belirlenmiş değil. Bu iş cinayetine bir kaza süsü vermek isteyen işletme sahibi ve yöneticileri ile hükümet, faciaya trafo patlamasının yol açtığını savunuyorlar. Ancak TMMOB’un açıkladığı rapor, kömür oksitlenmesi nedeniyle işçilerin zehirlenerek öldüklerini ortaya koyuyor. Dahası, katliam günü maden içerisinde sensörlerle yapılan ölçümlerde havadaki zehirli gaz değerlerin yüksek çıkmasına rağmen çalışmanın durdurulmadığı tespit edildi. Görülüyor ki, 301 maden işçisi, patronlarının insan hayatını hiçe sayan kâr hırsına kurban edildiler.

Kıbrıs’ta ibre çözümden yana

0

Nisan ayında yapılan Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin ikinci turunda, rakibi Derviş Eroğlu karşısında %60 oy alan Mustafa Akıncı, KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı seçildi.

Arjantin’de “Solun ve İşçilerin Cephesi” yükselişte

0

Arjantin’de üç büyük Troçkist partinin (PO, PTS, IS) bir araya gelerek oluşturduğu FIT (Solun ve İşçilerin Cephesi) geçtiğimiz dönemlerde dış borçların ödenmesinin durdurulması, ulaşım araçlarının ve bankaların kamulaştırılması, ücretlerin iyileştirilmesi, işten atmaların yasaklanması ve Arap devrimlerinin desteklenmesi temelinde oluşturduğu taleplerle başarılı bir faaliyet yürütmüş ve bunun sonucunda bir buçuk milyona yakın bir oy toplayarak oy oranını %4 seviyelerine dek yükseltmişti. FIT sadece oy oranını yükseltip ulusal parlamentoya üç milletvekili sokmakla kalmayarak, Arjantin genelinde 36 saati bulan genel grevler örgütlemiş, fabrika işgallerini yönetmiş ve birçok emekçi semtinde yeni bürolar açmıştı.

2015 1 Mayıs’ı

0

Türkiye’de 1 Mayıs hem bir yıl öncesi ile kıyas yaparak sınıf hareketindeki değişen ihtiyaçları ve talepleri kavrayabilmemiz, hem de sınıfın bir yıl sonra nereye varmak istediğini anlayabilmemiz açısından ayırt edici bir gündür.

İşçi cinayetleri, güvencesiz çalışma ve yaklaşan kriz gündemlerinin yanı sıra demokrasi düşmanı uygulamalar ve genel seçim öncesinde 1 Mayıs gününe girmiştik. Dolayısı ile sınıfın taleplerinin haykırıldığı birleşik, kitlesel ve coşkulu bir 1 Mayıs tüm işçilerin en temel ihtiyacıydı.

AKP’yi anlama kılavuzu: Halka verir talkını, kendi yutar salkımı!

0

Maliye Bakanı Şimşek’e göre işçiye kötülük mü etmek istiyorsun, maaşına zam yap! Şöyle demiş: “Siz ‘asgari ücreti 1.500 liraya çıkarttım’ derseniz, işçiye en büyük zulmü yaparsınız.” Yani işçiye iyilik yapmak istiyorsan maaşını düşük tutacaksın. Böylece AKP’nin bölgesel asgari ücret uygulaması için neden çırpınıp durduğunu, Ocak 2015’te neden asgari ücrete 58, emekli aylıklarına 24 lira zam yaptığını anlamış oluyoruz: İşçilerin iyiliği için! Şimşek boşuna, “Türkiye’de asgari ücret, Avrupa’daki 10 ülkeden [bile] yüksek” demiyor.

Yol arkadaşımız Yasin’i yıldızlara uğurladık

0

Gazetemizin bir parçası, mücadele arkadaşımız ve yakın dostumuz Yasin Bayar’ı 4 Mayıs günü kaybettik. Yasin henüz 19 yaşındaydı…

Yasin, daha 4 Mayıs günü motorlu kurye olarak bir işe girmişti. İşvereni tarafından ehliyetsiz, kasksız ve güvencesiz çalışıtırılıyordu. Yasin, gerekli işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığı için, trafik kazasında hayatını kaybetti.

Grand Hyatt ve Dora Otel eylemi gerçekleştirildi

0

Her Pazar gerçekleştirilen Dora Otel eylemi iki haftadır Grand Hyatt Otel eylemi ile birleştirildi.

Suriye devrimiyle dayanışma

0

15 Mart tarihinde Suriye halkının Beşar Esad rejimine karşı iş, ekmek, özgürlük ve onurlu bir hayat talepleriyle başlattığı ayaklanmanın beşinci yılına girildi. Devrim sürecinin başlangıcından bu yana kitle hareketini bastırmak adına, rejimin uyguladığı yoğun şiddet, aradan geçen 4 yılda oldukça ağır bir bilanço yarattı: 200.000 civarı ölü, yıkılıp yok edilmiş birçok şehir ve kasaba, yerinden edilmiş yaklaşık 7 milyon insan ve 3 milyonu aşkın mülteci.

Bursa’da metal işçileri tarih yazıyor!

0

Geçtiğimiz ay Bosch işçilerinin kararlı mücadelesi sonucu, Türk-Metal’in MESS ile imzaladığı grup toplu iş sözleşmesinden (TİS) daha iyi bir sözleşmeye atılması, Bursa’da metal işçilerinin tarihi önemde bir seferberlik sürecini başlattı. Bosch’ta imzalanan sözleşmenin ardından, Türk-Metal’in yeni bir ihaneti anlamına gelen düşük zamlı ve 3 yıllık TİS’in yenilenmesi için Oyak Renault’da başlayan eylemler Tofaş, Coşkunöz, Mako ve diğer metal fabrikalarına yayıldı. İşçilerin haklı taleplerine Türk-Metal çetesinin suskunlukla yanıt vermesinin ardından, işçiler tepkilerini 5 Mayıs’tan itibaren Türk-Metal’den toplu biçimde istifa etmeye başlayarak ortaya koydular. Türk-Metal temsilcilerinin sendikadan istifa etmek isteyen işçilere saldırmasının ardından sendikaya yönelik öfke daha da artarken, Renault’da işten atma saldırısının işçilerin kararlı duruşu sonunda püskürtülmesinin ardından, işçilerin sözleşmelerin yenilenmesi talebi için yürüttüğü mücadele kararlılıkla sürüyor ve dalga dalga büyüyor.

Beşiktaş’ta 1 Mayıs

0

Beşiktaş’ta bu yıl 1 Mayıs, alışılmış polis şiddeti manzaralarına sahne oldu.

Bursa’da 1 Mayıs

0

Bursa 1 Mayıs’ı DİSK, KESK, TMMOB ve BTO’nın oluşturduğu 1 Mayıs tertip komitesi tarafından organize edildi. Türk-İş daha önce aynı alanda bir saat önce farklı bir miting gerçekleştireceğini duyurmasına karşın programını iptal etti.

Başkentte 1 Mayıs coşkusu

0

Ankara’da 1 Mayıs, DİSK, KESK, TÜRK-İŞ, TMMOB VE TTB öncülüğünde birçok siyasi parti, emek örgütü ve on binlerce işçinin katılımıyla gerçekleşti.

Gebze’de binlerce işçi 1 Mayıs’ta alanlardaydı

0

Gebze Sendikalar Birliği öncülüğünde sabah erken saatlerde Gebze Fatih Hastanesi önünde bir araya gelen sendikalar, siyasi partiler ve Gebze emekçileri Kent Meydanı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş öncesinde, Gebze’nin her sokağından yüzlerce kişi toplanma meydanına geldi. Bir yandan kalabalık sayısı artarken bir yandan da alanda bulunanlar marşlar ve davul-zurna eşliğinde halaylar çekti.

Sarıyer’de 1 Mayıs kutlandı

0

Koç Üniversitesi Taşeron İzleme Kurulu’nun bileşenleri olan işçiler, öğretim görevlileri ve öğrenciler; işçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı alanlarda kutlamak adına Sarıyer’de bir araya geldi.

1 Mayıs 2015 Canlı Haber

0
1 Mayıs 2015 Alanlardan Canlı Haberler

Türkiye’nin pek çok şehrinden 1 Mayıs 2015 ile ilgili anlık gelişmeler İşçi Cephesi internet sitesinde ve Facebook’taki İşçi Cephesi ve İşçi Demokrasisi Partisi sayfasında! Siz de haber ve fotoğraflarınızı Facebook sayfamız aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz. Tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Bayramı kutlu olsun!

  • 17:40 Bursa’da coşkulu geçen mitinge yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Miting sona erdi.
    16:14
    Bursa’da Ayhan Ekinci Tertip Komitesi adına ortak açıklama yapıyor. Taşeron ve köle çalıştırma koşullarına karşı insanca yaşam istemi konuşmada öne çıktı. Satılık sendika istemiyoruz diyen metal işçilerine selam gönderildi.
    15:56 Bursa’da arama noktaları kitlenin yüklenmesiyle kaldırılmak zorunda kaldı. Miting başladı.
  • 15:33 İzmir’deki kutlamalarda HDP’nin alana girişi sırasında üst araması yapılırken polisle gerilim yaşandı. Polisin panzerli müdahalesi kısa sürdü. (DHA)
  • 14:56 Beşiktaş’ta bir otopark çalışanının bir eylemciyi bıçakladığı bilgisini doğruladık. Yaralı eylemci şimdi hastanede.
  • 14:33 İzmir’deki İDP’lilerden: “1 Mayıs gerçek bir bayram havasındaydı. Kalabalıktı ve sendikal katılım yoğundu. Bildirilerimiz çok tutuldu; pek çok insandan olumlu tepkiler aldık. İzmir’den tüm yoldaşlara selamlar!”
  • 14:27 Beşiktaş’ta polis müdahalesi arak sokaklarda ve çarşı içerisinde devam ediyor. Çok sayıda kişi gözaltı alınırken bir yandan da “daha fazla kişinin gözaltına alınması” için polis anonsları yapılıyor. Polis amirlerinin de “gözaltı yapın” dedikleri duyuluyor. (Hurriyet Daily News)
  • 14:21 Gebze’den kareler. İşçi Demokrasisi Partisi Gebze’deki yürüyüşüne “Güvenceli iş, insanca bir yaşam için mücadelemizi birleştirelim!” pankartıyla devam ediyor. Eylemcilerin yoğun ilgisi sürüyor.
  • 14:13 Bursa'da kutlama ve İDP'nin bildiri dağıtımı devam ediyor.14:13 Bursa’da kutlama ve İDP’nin bildiri dağıtımı devam ediyor. DİSK ve Tüm-Tis kortejlerinde özelleştirme ve taşeron çalışma karşıtı sloganlar öne çıkıyor. 1 Mayıs’a katılım yoğun. DİSK ve KESK kortejleri kitlesel. Bunun yanı sıra diğer sol gruplara da katılım yüksek.
  • 14:12 Beşiktaş’ta bir kişi bıçaklandı.
    14:05 Beşiktaş’ta müdahale başladı. Polis biber gazı, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahale ediyor.
    13:44 Yürüyüşün başlaması için valilikle yapılan görüşmeler sürüyor. Kitle bekleyişe devam ediyor.
  • 13:28 Bursa'da insanlar Atatürk Stadyumu önünde toplanmaya başladı.13:40 Bursa’da yürüyüş ve İDP bildirilerinin dağıtımı da başladı.
    13:28 Bursa’da insanlar Atatürk Stadyumu önünde toplanmaya başladı.
  • 12:57 Beşiktaş Meydanı sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve devrimciler tarafından miting alanı haline getirildi. Kitle yarım saati davul zurna eşliğinde barış ve dayanışma ile geçiriyor.13:25 Emniyet Beşiktaş’ta açıklama ve sembolik bir Taksim katılımına izin verebileceğini bildirdi. Görüşme bitti. Şimdi Tertip Komitesi yetkilileri valiyle görüşme yapmaya geçti.
    13:15 Çarşı ön safa geçip “İsyan, devrim, Beşiktaş” sloganı atıyor. Polise dönerek “Siyaah!” diye bağıran kitleler, cevap gelmeyince “Yuh!” diyor. İkinci görüşme başladı. Kitleler “Her yer Taksim her yer direniş!” diye haykırıyor.
    13:05 Beşiktaş'ta davullu zurnalı kutlama ve bekleyiş sürüyor.13:05 Beşiktaş’ta davullu zurnalı kutlama ve bekleyiş sürüyor.
    12:57 Beşiktaş Meydanı sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve devrimciler tarafından miting alanı haline getirildi. Kitle yarım saati davul zurna eşliğinde barış ve dayanışma ile geçiriyor.
  • 12:48 İzmir'de yürüyüş sürüyor. LGBT bireyler de 1 Mayıs'ta.12:48 İzmir’de yürüyüş sürüyor. “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atılıyor. LGBT bireyler de 1 Mayıs’ta.
  • 12:36 Gebze’de konserler başladı, herkes dağılıyor.
  • 12:30 İzmir’den kareler
  • 12:20 DİSK’in talebi Zincirlikuyu ve Beşiktaş’taki barikatların kalkması ve kitleyle birlikte yürümek. Polis yarım saat süre verdi; sonrasında ikinci bir görüşme olacak.
    12:17 Görüşme bitti, açıklama gelecek.
    12:13 Tertip komisyonu ve DİSK arasında görüşmeler başladı.
  • 12:07 Ankara'da IDP'liler bildirilerini dağıtmaya devam ediyor. Ankara'dan renkli görüntüler.12:07 Ankara’da İDP’liler bildirilerini dağıtmaya devam ediyor. 1 Mayıs’a büyük bir katılım var. İDP’liler bildirilerini dağıtıyor, işçilerin ilgisi çok fazla; bu durum yükselen sınıf mücadelesinin bir ifadesi.
  • 11:41 HDP’li vekiller Beşiktaş Meydanı’na geliyor. İşçi Demokrasisi Partisi de “Baskıya, yolsuzluğa ve güvencesizliğe son! Çözüm işçi iktidarı!” pankartıyla alanda.
  • 11:36 İzmir'de hava güzel, kitle kalabalık ve coşkulu. İDP'nin de içinde olduğu kol Gündoğdu'ya çıkacak.11:36 İzmir’de hava güzel, kitle kalabalık ve coşkulu. İDP’nin de içinde olduğu kol Gündoğdu’ya çıkacak.
  • 10:50 İşçi Demokrasisi Partisi 1 Mayıs'ta Gebze'de! Güvenceli iş, insanca bir yaşam için mücadelemizi birleştirelim!10:50 İşçi Demokrasisi Partisi 1 Mayıs’ta Gebze’de! Güvenceli iş, insanca bir yaşam için mücadelemizi birleştirelim!
  • 10:43 Kitle Beşiktaş Maydanı’na ara sokaklardan ulaşmaya çabalıyor. EMO’nun önünden Beşiktaş’a inmeye çalışan kitlelere polis tacizi var.
    10:32 Beşiktaş – 1977 1 Mayıs’ının sembolü olan pankart CHP Beşiktaş binasına asıldı. DİSK’e bağlı sendikaların alana girişi sürüyor. İDP de pankartı ve sloganlarıyla alanda: “Baskıya, yolsuzluğa ve güvencesizliğe son! Çözüm işçi iktidarı!”
  • 10:29 Ankara’da yürüyüş 11:00’de. Kitle toplanıyor.
  • 10:20 Gebze'de Petrol-İş 10:20 Gebze’de Petrol-İş “Yaşasın 1 Mayıs” sloganlarıyla alana ilerliyor.
  • 10:18 Beşiktaş’ta kitlelerin toplanması sürüyor. “Yaşasın 1 Mayıs”, “Biji yek gulan” sloganları atılıyor.
  • 09:56 Bursa’da toplanma saati 13:00, miting 16:00’da başlayacak.
  • 09:55 Gebze kalabalık, yürüyüş henüz başlamadı.09:55 Gebze kalabalık, yürüyüş henüz başlamadı.

Seçim bildirgeleri…

0

Konumuz seçim bildirgeleri. Şimdilik MHP’ninki bir yana (yazı yazılırken henüz çıkmamıştı, 3 Mayıs Türkçüler Bayramı”nı bekliyorlarmış!) diğer üç partinin bildirgelerini, bütünüyle değil ancak ana eksenleriyle ele alalım.

Güvenceli iş, insanca bir yaşam istiyoruz! Geleceğimize sahip çıkmak için 1 Mayıs’ta alanlara!

0

AKP hükümeti işçi sınıfı düşmanı politikalarıyla 12 senedir ülkeyi yönetiyor. Ekonomik istikrar söylemi, göz boyayan politikaları, demokrasi yanılsaması artık kendisinin bile saklamaya gerek duymadığı bir yalandan ibaret. Foyası ortaya çıkan ve miadını tüketmiş nice iktidar gibi o da sınırsız bir gücün sahibi ve sonsuza kadar kalacakmış gibi davranmaya devam ediyor. Ben diyorsam öyle olacak naraları ardından giderken bırakacağı enkaz toz ve dumandan ibaret olmayacak. Son çeyrekte yüzde 1,7’ye düşen büyüme oranına sahip, yüzde 10’u aşan resmi işsizlik, devasa boyutlardaki cari açık ve dış borç rakamlarından oluşan bitmiş bir deniz göreceğiz.

“1 Mayıs Öncesinde Taşeron, Grev Yasakları ve Güvencesizlik” etkinliği gerçekleşti

0

İDP Girişimi’nin “1 Mayıs Öncesinde Taşeronu, Grev Yasaklarını ve Güvencesizliği Tartışıyoruz” başlıklı etkinliği, 26 Nisan Pazar günü İDP Eyüp/Alibeyköy ilçe bürosunda gerçekleşti. Etkinlikte ilk olarak, 13 Mayıs 2014’te Soma Maden Ocağında katledilen 301 işçi anıldı. Soma katliamının sorumlularını “madende çalışmanın fıtratında bu var” diyerek aklamaya çalışan, iktidarı boyunca 15 bin işçinin ölümüne sebep olan AKP’nin fıtratında güvencesiz, taşeron, esnek çalışma düzeni olduğu vurgulandı.

Soykırımın 100. yılı Taksim’de anıldı

0

24 Nisan, Ermeni Soykırımı’nın yıl dönümü, bu sene de Ermeni kuruluşları ve soykırımın kabul görmesini talep eden diğer siyasi yapılarca Taksim’de anıldı. Fakat bu sene önceki senelerden farklı olarak Ermeni Soykırımı’nın 100. yıl dönümüydü. Bundan dolayı ilginin yoğun olduğu anmaya binlerce kişi katıldı.

Hükümet patinaj yapıyor, sorunlar derinleşiyor : Çözüm için 1 Mayıs’ta alanlara!

0

Erdoğan, ilk defa olarak, ekonominin içinde bulunduğu durumu tanımlarken “geçici kriz” ve “patinaj” sözcüklerini kullandı. Son açıklanan TUİK verileri durumun pek de geçici olmadığını gösteriyor. Verilere göre, tarım dışı işsizlik %13,4 olarak hesaplanırken, 15-24 yaş aralığındaki her beş gençten biri işsiz durumda. Üstelik, çalışabilecek durumda olan her iki kişiden biri işsiz ve işgücüne katılan her üç kişiden biri de kayıtdışı çalışıyor. Sendikasızlaştırma, taşeron çalışmanın yaygınlaştırılması ve 15.000 iş cinayeti… Patronların kâr oranlarını korumaya dönük bütün bu işçi düşmanı politikalara rağmen ekonomi %2,9 ile geçtiğimiz yılı Cumhuriyet tarihinin büyüme ortalamasının da çok altında bir büyüme oranı ile kapattı. Kısacası, geçici olan kriz değil patinaj. Kriz ise giderek derinleşme eğilimi gösteriyor…

Yemen: Yarım kalmış bir devrimin sonuçları

0

Husi hareketi ile Yemen ordusu arasındaki çatışma 2014 yılının Eylül ayında kızışmaya başladı. Rejim, 2014’ün yaz aylarında gerçekleşen kitlesel seferberlikler sonucu oldukça yıpranmışken, bu çatışmalar hükümet krizini daha da derinleştirdi. Son olarak geçtiğimiz Ocak ayında başkent Sanaa’da hükümetin ve cumhurbaşkanının istifa etmesiyle, yönetim krizi yeni bir boyuta evrildi.