Ana Sayfa Blog Sayfa 83

7 Haziran seçimleri ve Devrimci Marksist tavır

0

3 Kasım 2002’den 7 Haziran 2015’e

Bugün okunduğunda her ne kadar komik kaçsa da AKP, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde, “Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklara karşı mücadele!” söylemi ile iktidara gelmişti. Bu söylemlerle iktidara gelen AKP, 13 yıla dayanan iktidarı boyunca söylemlerini “sivil bir anayasa” ve “Kürt Açılımı” gibi temel bir propagandalar etrafında sürdürdü.

Douma 4’lüsü ile dayanışma eylemi gerçekleştirildi

0

Aralık 2013’te, Şam yakınlarındaki Doğu Guta’da kaçırılan 4 insan hakları aktivisti, Sameera al Khalil, Razan Zaitoune, Wael Hamada ve Nazım Hammadi ile dayanışmak için bugün saat 18.30’da Galatasaray Meydanı’nda eylem gerçekleştirildi. Eylem aynı zamanda, Ceyş-ül İslam (İslam Ordusu) Komutanı Zahran Alluş’un, Türkiye’ye gelmiş olması ve hükümet ile görüşmeler gerçekleştirmesine karşı yapıldı. Zira, Ceyş-ül İslam, Suriyeli 4 aktivisti kaçıran silahlı örgüt.

Patrona teşvik, işçi sınıfına kölelik!

0

AKP Hükümeti yaşadığı ekonomik ve siyasi krizi atlatabilmek amacıyla yeni projeler üretmeye, yeni paketler açıklamaya devam ediyor. Bu bağlamda yaklaşık olarak 3 yılda bir açıklanan ve bir bakıma patrona teşvik işçiye kölelik anlamına gelen bu paketler hükümetin kaynakları kimlere sunduğunu gösteriyor.

Dora Otel ve Grand Hyatt Otel işçileri mücadelelerini birleştirdi

0

İşçi Demokrasisi Partisi olarak bizler hep “mücadelemizi birleştirelim” sloganını öne çıkardık. Biz biliyorduk ki, mücadelemizi birleştirirsek sesimiz daha gür çıkar, taleplerimizi daha rahat elde ederiz. Kapitalistler sermayelerini ve mücadelelerini birleştirirken biz işçiler mücadelemizi ve taleplerimizi neden birleştirmeyelim? Ortak düşmanımız olan patronlara karşı işçi sınıfının birliğini sağlamak ve mücadelemizi birleştirmek gücümüze güç katacak .

Ağrı provokasyonu

0

12 Nisan günü Ağrı’da tam olarak ne yaşandığını resmi açıklamalar üzerinden bir kesinlikle ifade etmek neredeyse imkansız. Öyle ki PKK-HDP ve devletin açıklamalarındaki hayati farklılıklar bir yana valilik, jandarma komutanlığı, TSK ve cumhurbaşkanının açıklamalarında dahi tutarsızlıklar söz konusu. Sadece bu tutarsızlıklar dahi Ağrı’da yaşananların HDP’ye yönelik bir tür seçim provokasyonu olduğunu anlamamıza yetiyor.

İslam Devleti’nin katliam tehditi altındaki Salamiye şehriyle acil ve zorunlu dayanışma

0

Aşağıda, Suriye Devrimci Sol Akımı’nın IŞİD’in Salamiye kentine dönük katliam girişimlerine karşı yayımladığı dayanışma çağrısını paylaşıyoruz.

Bir halkın yok edilişinin 100. yılı

0

Kabul etmek gerekir ki, Cumhurbaşkanı RTE, iç politikaya olduğu gibi dış politikaya da yeni bir tarz getirdi. Suriye, Irak, Mısır Yemen, hatta İran’dan söz etmiyorum; sözünü ettiğim Ermenistan. Cumhurbaşkanı, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ı 23-25 Nisan’da Çanakkale kara savaşlarının 100. yıldönümü anmalarına çağırdı! Ancak “bu mutlu günümüzde bizlerle birlikte olmayı” reddeden Sarkisyan, RTE’yi “edepsizlikle” suçladı. Her yıl nisan ayını “Acaba Amerika bu defa soykırımı tanır mı?” endişesiyle yaşarken bu yılki “pişkinliğin” nedenini anlamak biraz güç! Ancak söz konusu bizim Cumhurbaşkanı olunca her şey mümkün. Demek ki yeni bir taktik deniyor; “yavuz hırsız” misali.

Metal işçileriyle röportajlar-2: “Bu sözleşmelerle sorunlar çözülmez”

0

Metal grevi, sanayinin lokomotif sektöründe biriken mücadele dinamiklerini, yarına dair üzerine düşünülmesi gereken sorunları yeniden hatırlattı. Geride kalan greve ve sektörün bütününe dair sorunları işleyeceğimiz röportaj dizimizi sürdürüyoruz. İkinci sırada yine metal grevine katılmış ve uzunca süredir Birleşik Metal-İş’te örgütlü, bir bağlantı elemanı fabrikasında çalışan Zafer var.

UIT-QI: Solidarité avec le camp palestinien de Yarmouk en Syrie!

0

Au sud de Damas, le quartier palestinien de Yarmouk subit depuis mi-2013 le siège de la dictature de Bachar El-Assad qu’a provoqué une profonde crise humanitaire. Le nombre de victimes n’a pas cessé de croître pendant les deux dernières années à cause de la pénurie de vivres et la manque de l’eau courante, des approvisionnements électriques et des médicaments,. Au siège du régime, depuis le début du mois d’avril il faut ajouté l’entrée du soi-disant l’État Islamique de l’Irak et de la Syrie (ISIS) – connu comme Daesh en langue arabe-, qui en peu de temps a occupé une bonne partie du camp malgré la résistance des brigades palestiniennes qui luttent sur deux fronts: contre l’armée d’Al Assad au nord et contre l’ISIS au sud.

Dünya Sosyal Forumu’nun ardından

0

Dünya Sosyal Forumu (DSF) 2013 yılından sonra ikinci kez, Tunus’ta, El-Manar Üniversitesi’nde gerçekleşti. Foruma bu sene, pek çok ülkeden 5000’e yakın politik, sendikal sosyal örgütler ve kadın, gençlik vb. örgütlenmeleri katıldı. Bunun yanı sıra, beş gün boyunca toplamda 60.000’e yakın kişinin DSF’de bulunduğu tahmin ediliyor.

Hyatt Otel işçileri yürüdü

0

20’si Tüm Emek Sen’de örgütlendiği, 10’u da örgütlenme ihtimali bulunduğu için işten atılan toplam 30 turizm işçisi, işvereni Grand Hyatt Otel’e karşı direnişe geçti. Düşük ücretler, kötü iş koşulları ve bunların nedeni olan taşeron çalıştırılmaya karşı örgütlenen turizm işçilerinin yürüyüşü Harbiye TRT binası önünde başladı ve Grand Hyatt Otel’in önüne kadar sürdü. Yürüyüşe destek verenler arasında sendikalaştıkları için işten atılan Dora Otel işçileri ve birkaç gün önce greve çıkan Bakırköy Belediyesi işçileri de vardı. Yürüyüş Grand Hyatt Otel önünde yapılan basın açıklaması, işçilerin konuşmaları ve ufak bir konser ardından sona erdi.

Soma’da katliamın ilk davası görüldü

0

Manisa-Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği iş cinayetiyle ilgili davanın ilk duruşması, bugün duruşma salonuna çevrilen Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi’nde görüldü. Önceki akşamdan bu yana polis tarafından abluka altına alınan Soma’da olduğu gibi Kültür Merkezi çevresinde de çevre illerden getirilen polisler ile herhangi bir araç giriş çıkışına izin verilmedi. Yalnızca adı yazılı madenci aileleri, avukatlar ve basın duruşma salonuna alınırken, madenci yakınlarından sinir krizi geçirenler oldu.

Yargısız infazlara hayır! İç Güvenlik Paketi çöpe!

0

Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol adlı iki DHKP-C militanının Berkin Elvan davasını yürütmekte olan savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alması ile başlayan olay, devletin bugüne değin yaptığı en iyi işi yapması ile yani odadaki herkesin ölmesi ile sonuçlandı. Hızını alamayan Davutoğlu: “Sokağa izinsiz şekilde çıkana bir dakika bile müsamaha gösterilmeyecektir” diyerek en temel demokratik hakların bu vesile ile nasıl da geri alınmak istediğini göstermiş oldu.

UIT-CI bildirisi: Suriye’deki Yarmuk Mülteci Kampı ile dayanışma!

0

Şam’ın güneyindeki bir Filistin mülteci kampı olan Yarmuk, diktatör Beşar Esad tarafından 2013 yılının ortalarından beri kuşatma altında tutuluyor ve bu durum ağır bir insani kriz yaratmış durumda. Gıdaya, suya, ilaçlara ve elektriğe ulaşımın neredeyse imkansız hale geldiği kampta, son iki yılda kurbanların sayısı durmaksızın arttı. Rejimin kuşatmasına, Nisan ayının başından itibaren Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin kampa girişi eklendi ve son günlerde Filistinli milislerin direnişine rağmen kampın önemli bir kısmını işgal etti. Filistinli milisler şu anda birçok cephede birden mücadele ediyor: Kuzeyde Esad’ın ordusuna karşı ve güneyde IŞİD’e karşı.

Kadın katillerine iyi hal, Nevin’e Müebbet!

0

Nevin Yıldırım’ı sistematik şekilde cinsel şiddetine maruz kaldığı tecavüzcüsü Nurettin Gider’i kafasını keserek öldürmesiyle tanıdık. Bazı gazeteler olayı “Kesikbaş cinayeti” diyerek üçüncü sayfa cinayet haberlerin gibi servis ederken, bazıları ise Nevin’i “namusunu temizleyen kadın” olarak tanıttılar.

Koç Üniversitesi’nde neler oluyor?

0

27 Mart 2015 tarihinde, Koç Üniversitesi temizlik işçileri, öğrencileri, öğretim görevlileri, asistanları ve büro emekçileri bir araya geldiler ve bir forum gerçekleştirdiler. 200’ü aşkın kişinin katıldığı forum iki ana oturumdan oluşuyordu. İlk olarak, üniversite bileşenlerinden birer temsilci söz aldı ve yaşanan sorunların genel bir çerçevesi çizildi. Bu bölüm katılımcıların paylaşımları ile genişletildi.

“Bu adam bizi de yakacak!”

0

Başlıktaki cümle, uzun yıllar iktidar medyasında üst düzey yöneticilik yapmış, ancak daha sonra iktidara tavır almış bir zatla Bugün gazetesinin yaptığı bir röportajdan.* Bu kişinin iddiasına göre, sözün sahibi halen “Havuz Medyası”nda yazan “yandaş” bir yazar!

#BenimRektörümRaşitTükel

0

İstanbul Üniversitesi’nde yapılan rektörlük seçimlerinin galibi İÜ Demokratik Üniversite Girişimi’nin adayı Raşit Tükel oldu. Raşit Hoca sandıktan 300 oy farkla çıkmasına rağmen atanmadı.

Hyatt Otel işçileri örgütleniyor!

0

Grand Hyatt Otel taşeron işçileri özlük hakları olan kadrolu çalışmak için sendikalı olmaya ve Turizm Otel Spor Emekçileri Sendikası ( Tüm Emek Sen’de ) örgütlenmeye karar verdiler.

Onuncu Kalkınma Planı: Yeni saldırı dalgası kapıda

0

Türkiye burjuvazisinin 24 Ocak kararlarıyla hayatın her alanında uygulamaya soktuğu neo-liberal politikalar özellikle AKP hükümetiyle beraber hız kazandı.Neo-liberal politikaların saldırı odaklarından biri de geniş bir toplumsal kesime denk gelen gençlik. Ucuz ve genç iş-gücü piyasası dinamik yapısıyla burjuvazinin iştahını bir hayli kabartıyor. Türkiye burjuvazisi ise özellikle AKP iktidarıyla beraber bu alanı sermayenin ihtiyaçlarına göre daha fazla şekillendirmenin yollarını arıyor.Geçtiğimiz aylarda Ahmet Davutoğlu’nun önderliğindeki hükümetin açıkladığı Onuncu Kalkınma Planı içerisinde yer alan Temel ve Mesleki Becerileri Geliştirme Programını gençliğin maruz kalacağı yeni bir saldırı dalgası olarak okumak gerekiyor.

Almanya: Yeni dinamikler ve olasılıklar

0

London School of Economics’te öğretim üyeliği yapan ve 2010 yılında Nobel ekonomi ödülü alan Kıbrıs’lı Hıristoforos Pissaridis Ocak ayında yaptığı açıklamada ortak para birimi Euro’nun büyük bir yanlışlık olduğunu söylemişti. Euro’nun işsizliğe yol açtığını ve genç kuşağın kaybolmasına neden olduğunu söyleyen Nobel ödüllü öğretim üyesi, bir zamanlar ortak para birimini savunduğu için pişman olduğunu da dile getirmişti.

Engelliler ve yaşlılar: “Uyumuyoruz, uyarıyoruz”

0

9 milyon engellinin 1 milyon 200 binini doğrudan etkileyecek haksız bir uygulamaya karşı durabilmek ve kamuoyunun dikkatini çekebilmek için ülke genelinde engelli sivil toplum örgütleri 24 saatlik oturma eylemi başlattı. 28 Mart saat 13:00’te başlayan oturma eylemi 29 Mart saat 13:00’te sona erecek.

Kazlıçeşme’de Newroz kutlandı

0

Ülke genelinde birçok kentte Newroz Kürt halkı tarafından büyük çoşkuyla kutlandı. Kazlıçeşme’de de yüzbinlerce insan Newroz kutlamaları için alanları doldurdu. 22 Mart günü gerçekleştirilen kutlama etkinliğine partimiz İDP de dahil olmak üzere Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını destekleyen birçok siyasi parti katılarak destek verdi. Yöresel kıyafetler, bayraklar, Kürt siyasal mücadelesinde öldürülenler ve sürgün edilenlerin fotoğrafları ve sloganlar eşliğinde kitleler halaylar ve sloganlar eşliğinde Newroz’u kutladı. Atılan sloganlar arasında “Biji berxwedane Kobanê(Yaşasın Kobane direnişi)”, “Newroz’un ateşi AKP’yi yakacak” ve “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları öne çıktı.

Avrupa kime karşı silahlanıyor?

0

Kapitalist küreselleşmenin tüm dünyada artık sonsuza kadar sürecek barış ve huzur çağını başlattığı yolundaki yalana bir darbe de bu kez bizzat Avrupa emperyalizminin sözcüsü Jean-Claude Junker’den geldi: Avrupa Komisyonu’nun bu muhafazakâr başkanı, geçtiğimiz hafta verdiği bir demeçte “Avrupa Birliği’nin kendi ordusuna sahip olması gerektiğini” ifade etti. Buna ilk olumlu tepkiyi veren de AB’nin egemen gücü Almanya oldu. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı Ursula von der Leyen, ilk adımda “birlik üyelerinin orduları arasında bir ağ kurulabileceğini” ve bunun ilerde tek bir orduya dönüşebileceğini belirtti. Angela Merkel’in hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti de Junker’in Avrupa ordusu fikrini desteklediğini ilan etti. Alman emperyalizmi, geçtiğimiz yüzyıl içinde iki kez Avrupa’yı kendi egemenliği altında militarist yöntemlerle birleştirmeye çalışmıştı. Bu ulusal stratejisini şimdi tersinden deniyor: Kıtayı önce kendi ekonomik denetimi altında birleştiriyor ve ardından onu silahlandırmaya hazırlanıyor. Böylece, II. Dünya Savaşı sonrasında kendisi üzerine konan silahlanma yasağını ve on milyonlarca insanın katlinden sorumlu ülke imajını da AB dolayımıyla aşmayı tasarlıyor olmalı.

Metal işçileriyle röportajlar-1: “İşçi yapabileceği her şeyi yapmıştır.”

0

Metal grevi, sanayinin lokomotif sektöründe biriken mücadele dinamiklerini, yarına dair üzerine düşünülmesi gereken sorunları yeniden hatırlattı. Geride kalan greve ve sektörün bütününe dair sorunları işleyeceğimiz bir röportaj dizisine başlıyoruz. İlk olarak, metal grevinin yasaklanmasını izleyen günlerde öncü bir metal işçisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajı yayınlıyoruz.

Kazanmak için, birlik ve mücadele!

0

Türkiye milat niteliğinde bir seçime doğru yol almakta. Ekonomideki daralmanın önüne geçilememesi ülkeyi hızla bir ekonomik krize sürüklerken, pastanın küçülüyor olması AKP içi çatışkı ve çelişkileri de giderek görünür hale getiriyor. Erdoğan’ın AK Saray’dan AKP’nin iplerini çekmesi Erdoğan’ı güçlendireceği yerde kırılganlığı artırıyor.

Unity and struggle to win!

0

Turkey is heading towards a milestone election. Being unable to prevent economic constriction rapidly drags the country to an economic crisis. In the meantime the pie is getting smaller, making conflicts and contradictions in AKP gradually apparent. Erdogan pulls the strings of AKP from White Palace, which increases fragility instead of strengthening him.

Seçimlerde HDP’yi destekliyoruz! Yalnızca kitlelerin mücadelesine güveniyoruz!

0

Türkiye politik gündemi ve Türkiye sosyalist hareketi içerisindeki pek çok gelişme ile birlikte seçim sathı mailine iyiden iyiye girmiş durumdayız. Bir yandan HDP ile hükümetin silah bırakılmasına ilişkin ortak açıklamasıyla müzakere sürecinde çelişkilerle dolu yeni bir perde açılmışken, öte yandan da Türkiye sosyalizminin çeşitli kesimlerini bir araya getiren Birleşik Haziran Hareketi seçim tavrını ilan etti.

Çözüm ve müzakere süreci

0

Çözüm ve müzakere sürecinde hükümet ve HDP taraflarının ortak açıklaması ile yeni bir perdeye ulaşmış olduk.

8 Mart’ın ardından: Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz her yerde. İsyandayız!

0

Özgecan Aslan’ın katledilmesinin ardından geçen bir aylık süreçte 25 kadın erkek şiddetinin kurbanı oldu. Her gün yeni bir kadın cinayeti, yeni bir kadına yönelik şiddet haberi ile açıyoruz gözlerimizi. Oysa biliyoruz: Özgecan ne ilk, ne de sondu. Hele bu coğrafyada, gördüğümüz-duyduğumuz vakaların sayısı, ortaya çıkmayanların sayısı kadardı. Duyduğumuz en son haberse, erkek-devlet işbirliğince organize biçimde işlenen suçların nasıl da gizlenebildiğini, görünmez kılındığını bizlere yeniden hatırlattı.

Boydak işçileri mücadele ederek kazandı

0

Kayseri’de kurulu bulunan ve Türkiye’nin en büyük mobilya fabrikalarından olan Boydak Holding’e bağlı 5 fabrikada çalışan işçiler, Şubat ayının başında düşük ücrete ve 3 yıllık sözleşme dayatmasına karşı yürüdü. 5 Şubat sabahı 2 bin işçi, örgütlü oldukları Öz Ağaç-İş Sendikası’nın sözleşme dönemi olmasına rağmen taleplerinin dinlenmemesi üzerine iş bıraktı. Bunun üzerine Boytaş 5 İşletme Müdürü Mustafa Karamemiş işçilerin önüne geçerek “Arkadaşlar taleplerinizi dinlemeye hazırız, işinize dönün” çağrısında bulundu ancak bu çağrı dikkate alınmadı. Ardından Bellona işçilerinin de katılımıyla eyleme geçen işçilerin sayısı 3 bini geçerken, iş bırakan işçilerin sayısı 6 bini buldu.

SYRIZA’dan geri adım

0

SYRIZA, 25 Ocak’ta iktidara gelmesinin ardından bir ay bile geçmemişken Yunanistan işçi sınıfına kan kusturan acı reçetelerin bizzat plancısı olan Troyka karşısında geri adım attı. Yunanistan’a yapılacak yardım anlaşmasının dört ay uzatılması karşılığında yapısal reformları sürdürme sözü verdi.

Eski bir seçim yazısı

0

Bu yazı, AKP’nin birinci çıksa da yüzde 39 oy alarak epeyce aşağılara düştüğü 2009 yerel seçimlerinin ardından yazıldı. Konu, sosyalist solun durumuydu. Mevzu yine aynı! Yeni umutların, şu veya bu partiyi desteklemenin veya seçimleri boykot etmenin ötesinde sosyalistler için neyin ne kadar değiştiğini veya değişmediğini anlamak açısından belki bir faydası olur düşüncesiyle…

YİNE OLMADI!

Bazı yerel başarılar bir yana, neticede kaybeden yine bizim taraf oldu. Anladınız; genel olarak işçilerden, emekçilerden, yoksullardan ve de özel olarak sosyalistlerden söz ediyorum. Elbette bu hep böyle değildi. Mesela Demirel’in Adalet Partisi’nin yüzde 52,87’lik oy oranıyla kazanıp tek başına iktidar olduğu 1965 seçimlerinde, oyların yüzde 2,97’sini (30 milyonluk Türkiye’de 276.101 oy) alan Türkiye İşçi Partisi, bugüne kadarki en âdil seçim sisteminin de yardımıyla, 15 milletvekili çıkarmış ve dört yıl boyunca Demirel ve AP’ye iktidarı zehir etmişti. Seçimlerin ertesi gününü hiç unutmam, evimizde AP’nin o ezici başarısının dehşeti değil, küçücük TİP’in yükselişinin sevinç ve mutluluğu yaşanıyordu. Sanki seçimi biz kazanmıştık!

O zamanlardan bu zamanlara köprülerin altından çok sular aktığını bilse de insan haliyle düşünüyor, ‘şimdi olmayan ne?’ diye. Elbette çok şey değişti, ama bence en önemli fark, şimdilerde giderek yükselen, önüne gelen her şeyi sürükleyen bir dalga gibi kabaran kitlesel bir işçi-emekçi hareketinin olmaması… Bu memleket uzun yıllardır rüyasını bile göremediği militan grevleri, sınıf sendikacılığını, büyük işçi mitinglerini, fabrika ve toprak işgallerini, emekçi başkaldırılarını ilk o zamanlar gördü. Öyle bir dalgaydı ki, koskoca ağaç gövdelerinin yanı sıra ‘çerden çöpten’ şeyleri bile yükseklere taşıdı…

Buhar ve piston

Kısacası, bu krizin hayırlara vesile olabilmesi, öncelikle ‘kendiliğinden’ ve kitlesel bir işçi-emekçi hareketinin doğuşuna bağlı. Sonra da, bu kendiliğindenliği çekip çevirecek, ona siyasi bilinç katacak, gerçekten işe yarar ve uygulanabilir bir programa sahip kerameti kendinden menkûl olmayan önderliklere. Tabii, bu iki unsurun birlikte gelişme göstermesi şartıyla. Bir büyüğümüz, kitlelerin enerjisini buhar enerjisine benzeterek, ‘Bu buharı sıkıştıracak bir piston yoksa enerji boşa gider’ mealinden bir laf etmiştir. Elbette, buharsız pistonun da bir halta yaramayacağını ekleyerek. Zaten mesele de budur. Üstelik hiçbir kriz, durduk yerde devrimin ve sosyalizmin, yani toplumsal kurtuluşun kapılarını ardına kadar açmaz. Ortada devrimci bir umut ve o umudu sürükleyecek bir güç yoksa, büyük krizlerin çılgına çevirdiği kitleler, karşı devrimci bir umutsuzluğun girdabına da kapılabilirler. Bakın, 2007 seçim anketlerinde AKP seçmeninin önemli bir bölümü, ikinci partilerinin MHP olduğunu söylüyordu. Üstelik son seçimlerde de (Kürtleri saymazsak) AKP’nin kayıplarının önemli bir bölümünün MHP’ye kayabileceğine dair ciddi emareler ortaya çıktı. (Yarın da muhtemelen daha atak ve diri bir faşist güce.) Bizim oralarda ‘Eğer komünist partisi devrimci umudun partisiyse, bir yığın olarak faşizm de karşı devrimci umutsuzluğun partisidir’ derler. Yani bir de faşizm ihtimali vardır. Üstelik de kaya gibi bir zemine sahiptir. Siz bakmayın onca yıldır ‘şeriat tehlikesi’yle yatıp kalktığımıza. Bu memlekette bütün yollar şoven milliyetçiliğe çıkar. (Fethullah Hoca Efendi’ninki de dahil!) Küçük bir azınlık dışında, hemen herkes milliyetçiliğin uzak veya yakın yörüngesinde seyreder. Mesela Başbakan’ın Kürt sorunu bağlamında ‘Müslüman Müslüman’ın kardeşidir!’ ayaklarından ‘Ya sev, ya terk et!’ kükremelerine geçmesi hiç de zor olmamıştır! Bu milliyetçilik en olmadık yerlerde karşımıza çıkar. Hele Kürtler falan söz konusu olduğunda solcu, demokrat, laik (hatta İzmirli!) geçinenlerin bile, vatanın bölünmez bütünlüğü adına darbeci ne kelime, İslamcı bile kesildiğini, (Bakınız: Diyarbakır seçimleri!) vücutlarının tüylerle kaplanıp dişlerinin uzadığını görürüz. Bu milliyetçilik aynı zamanda faşizmin de gübreli toprağı ve tabiri caizse kuvvet macunudur! (Multivitamini de denilebilir; size kalmış!) Diğer ‘sivil’ ve askeri ihtimalleri saymıyorum bile…

Seçimi ciddiye almak

Bütün bunları ciddiye alıyorsak o zaman seçim işini de ciddiye almak zorundayız. Eğer halkımız, sosyalistlere ‘Aman çocuklar, kendinizi seçimlerde harcamayın, siz bize devrim için lazımsınız!’ falan demek istemiyorsa, bu mevzuda daha sıkı davranmak gerekiyor. Yani bu işler öyle ‘Biz şahsen öz gücümüzü sınamak istedik.’ veya ‘Seçimler bizim için bir propaganda aracıdır.’ diyerek olmuyor. Bunun yerine, seçimlere emeğin ve tüm ezilenlerin güç birliği temelinde toplumsal ve siyasi bir alternatif oluşturarak; örgütlü işyerleri, fabrikalar, tarlalar ve mahalleler tarafından desteklenen; toplumsal ağırlığı olan, bir şeyleri temsil eden ve iktidarı hedefleyen gerçek bir güç olarak katılmak gerekiyor. Sosyalistlerin aldığı ‘binde bilmem kaçlık’ oyun önemli bir nedeni de, halkın gözünde, söylediklerini yerine getirebilecek bir gücü ve güveni temsil etmemeleridir. Halkımız bu konuda fazlasıyla gerçekçidir. ‘Bunlardan bir halt olmaz!’ dediklerinden uzak durur; ancak iktidarı gerçekten hedefleyenleri de gözünden tanır. Birilerinin bir şeyleri değiştirebileceğine inandığında destek verir. 1965’te yaptığını gün gelir fazlasıyla yapar.

Ey ahali, haberiniz olsun:

Bütün dünyayı olduğu gibi bu memleketi de kurtaracak olan tek güç, sermaye düzeniyle tüm bağlarını koparmış, bağımsız bir işçi sınıfı hareketidir. Toplumun bütün ezilenlerine gerçek özgürlüğe giden yolu ancak o gösterebilir. Gerçek solcuların, emekten yana olanların da ondan başka bir geleceği yoktur.

En iyisi, ‘işçi sınıfının kurtuluşunun kendi eseri’ olacağı ve ‘sosyalistlerin, işçi sınıfının çıkarlarından başka hiçbir çıkarı olmadığı’ ilkesini hiç akıldan çıkarmamak…

Yaşar Kemal’e veda…

0

“Kuşlar da gitti, dedi Mahmut. Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de… Ne olacak, kuşlar da gitti.” – Yaşar Kemal, “Kuşlar da gitti” romanından

8 Mart 2015: “Yasta değil, isyandayız!”

0

Kadın cinayetlerinin katliam düzeyine vardığı bir yılda 8 Mart’a girdik. Birlik, dayanışma ve mücadele günümüz olan 8 Mart’ta Türkiye’nin dört bir yanında alanlara dökülerek evde, sokakta, toplu taşımada, okullarda, mecliste yani kısacası hayatımızın her alanında gördüğümüz kadın düşmanlığını protesto ettik.

Dönüşümüz muhteşem olacak mı?

0

Devletimiz, “Şah Fırat” adını verdiği bir operasyonla içinde Süleyman Şah türbesi ve “saygı karakolu”nun bulunduğu, “ülke dışındaki tek vatan toprağı” olduğu söylenen 10 dönümlük araziyi IŞİD tehdidi altında tahliye edip sınıra çok yakın, yürüyüş mesafesinde bir yere taşıdı. Elbette “dönüşümüz muhteşem olacak” edasıyla! Tabii, ortalık birbirine girdi.

AK Güvenlik Paketi

0

Şimdiye değin meclisten geçen 16 maddesi üzerine dahi o kadar çok konuşuldu ki, bildiklerimizi tekrarlayıp lafı uzatmayalım. Mevcut değişiklikler ve yoldaki tekliflere bakarak polisin gözaltı uygulamalarına dair keyfiyetinin ciddi biçimde arttırıldığını ve polise karşı kendimizi savunabileceğimiz son yasal dayanakların da elden alınmakta olduğunu görebiliyoruz. Burada bir hatırlatma yapmakta fayda olabilir, Türkiye keyfi gözaltı uygulamalarında paket yokken dahi bir dünya devi olmayı başarmış durumdaydı. Gözaltı sayısındaki rekoru bir yana tutuklu/hükümlü oranındaki makasın -Bakan Bozdağ ne derse desin- AKP iktidarı altında ciddi şekilde açıldığını da görebiliyoruz. Bunun da adaletsizliğin ve polisin keyfiyetinin en somut göstergelerinden biri olduğunu biliyoruz.

Ege Üniversitesi’nde ırkçı saldırı

0

20.02.2015’te 200 kişilik ülkücü grubun polis desteğiyle beraber E.Ü. kampüsüne sopa, bıçak, balta vb. silahlarla saldırması sonucu gelişen olaylarda saldırıyı düzenleyen ve aynı zamanda kendisini Ülkü Ocakları EÜ reisi olarak tanıtan Fırat ÇAKIROĞLU bacağından aldığı bıçak darbesi sonucu hayatını kaybederken, aynı saldırıda üçü ciddi olmak üzere birçok öğrenci yaralandı.

Erkek egemen anlayışa, emeğimizin sömürülmesine, aile içine hapsolmaya karşı 8 Mart’ta alanlara!

0

8 Mart’ın çıkış noktası kadın işçilerin eşdeğer işe eşit ücret ve daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödemeleriydi. Biz kadınlar yüzyıllardır işyerlerimizde, sendikalarda, sokakta, evde, okulda kısacası her yerde emeğimizi değersizleştiren, bedenimizi ve kimliğimizi baskı altına alan erkek egemen sisteme karşı direnmeye devam ediyoruz. İşte bu sebeple her 8 Mart, direnişimizi ve birlikteliğimizi daha güçlü ve anlamlı kılıyor!

Turizm işçileri sorunlarını ve çözümleri tartıştı

0

“Turizm İşçileri Sorunlarını ve Çözümleri Tartışıyor” forumu gerçekleştirildi. Tüm Emek Sen, Dev Turizm iş, İstanbul Yeditepe Garsonlar ve Aşçılar Derneği ve Dora Otel İşçileriyle Dayanışma Platformu bileşenlerinin örgütlediği ve Dora Otel direnişçi işçileri, Nefes Bar işçileri, Kafe Kafka işçileri, Mağaza Çalışanları Platformu’nun katıldığı forum TMMOB İstanbul şubesinde yapıldı.

Yüce divan oylaması ne anlatıyor?

0

AKP-Cemaat çatışmasının geçtiğimiz 14 Aralık’ta AKP’nin yargı, polis aracılığıyla gerçekleştirdiği misilleme hamlesiyle de görünür olduğu üzere yeni bir duruma doğru evrilmekte olduğunu belirtmiştik.

İspanya: Podemos ve yol ayrımındaki sol

0

İspanya’da işçi sınıfı 2008 yılında patlak veren ekonomik krizden bu yana ağır bir kuşatma altında. İşten çıkartmalar, ücretlerdeki kesintiler, emeklilik haklarına, kamusal eğitim ve sağlık haklarına ardı arkası kesilmeyen saldırılar buhranlı bir süreci beraberinde getirdi. Hem İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) hem de iktidardaki Halk Partisi (PP) tarafından yürürlüğe konan “sosyal karşıdevrim”, resmi rakamlara göre %26’lık -ki bu rakam gençler arasında %56 oranlarına tırmanıyor- yığınsal işsizliğe ve yaygın yoksulluğa yol açmış durumda. Sözünü ettiğimiz ülkede şu an hiçbir bireyinin herhangi bir gelire sahip olmadığı 686 bin 600 aile mevcut.

Kadınlar Özgecan için haykırdı: Hepimiz Özgecan’ız!

0

Bugün de güne yüreklerimizi yakan bir haberle başladık. Onlarca şehirde binlerce kadının tek yürek olduğu ve sokaklarda öfkesini haykırdığı yerlerden biri de Kadıköy’dü. Üç gündür kayıp olan Özgecan’ın bedeni Mersin’de dere kenarında bulundu. Her gün çoğumuzun yaptığı gibi okulundan çıkmış evine gitmek için minibüse binmişti. Özgecan, o gün o minibüste gerçekleşen iki koşul nedeniyle bugün aramızda değil: son kalan yolcuydu ve kadındı. Biz kadınlar minibüste, otobüste son kalan yolcu olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bir saniye gözümüzü kırpmadan endişeyle yolu takip ederken, bir elimiz telefonda, bir yandan da kendimizi nasıl koruruz diye plan yapmaya çalışıyoruz. Özgecan kendisini tecavüzden çantasındaki biber gazını kullanarak korumaya çalıştı. Taksiye binerken tedirgin oluyoruz, yine elimiz telefonda, taksiciyle çok da göz göze gelmemeye çalışarak ve sohbet etmeye çekinerek endişeyle yolu takip ediyoruz. Sokakta yürürken yine aynı tedirginlik, yine aynı endişe, biri bizi takip ediyor mu acaba diye arkamıza bakıyoruz. Tüm bunlar bir kadının hayatını, hareketlerini, korkularını, konuşmalarını, karakterindeki en ince ayrıntıları şekillendiriyor. Bizler sokakta, evde, her alanda sadece kadın olduğumuz için, bedenlerimiz cinsel obje haline getirildiği için her an tacize, tecavüze uğrama, psikolojik ve/ya fiziksel şiddet görme, öldürülme tehdidi altında yaşıyoruz.

13 Şubat’ta boykottaydık

0

8 Şubat’ta Alevî örgütleri ve Eğitim-Sen’in çağırısıyla Kadıköy’de laik, bilimsel, anadilde eğitim ve zorunlu din dersinin kaldırılması taleplerinin dile getirildiği bir miting gerçekleşmişti. Yine Eğitim-Sen’in ve çeşitli kurumların çağırıcılığını yaptığı laik, parasız, bilimsel, anadilde eğitim için 13 Şubat boykotu dün ülke çapında gerçekleştirildi. Boykot çağrısı sabah saatlerinde okul önlerinde başladı ardından bir çok şehirde yürüyüş ve basın açıklaması ile devam etti.

AKP diye yazılır, işçi düşmanı diye okunur!

0

29 Ocak’ta başlayan ve Bakanlar Kurulu kararıyla fiilen yasaklanan metal grevi Türkiye işçi sınıfı tarihi açısından önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçecek. Her fırsatta 12 Eylül darbesini ve darbecileri karşısına aldığını ifade eden hükümet, yeri geldiğinde 12 Eylül yasaklarını cunta rejimini aratmayacak biçimde uygulamaktadır. Grev yasakları, AKP’nin iki yüzlü ve işçi düşmanı politikalarının en açık ifadesidir! Hükümet, 12 yılı aşan iktidarı boyunca zaten var olan bir devlet geleneğini (grev yasaklama) fiili bir hak gaspı noktasına kadar vardırmıştır. Hatırlayalım; 2010 referandumu öncesi hükümet ve patronlar gazetelerinde yayınladıkları tam sayfa ilanlarla, çaldıkları minareye kılıf uyduruyor ve grevli, toplu-sözleşmeli sendikalaşmayı fiilen imkânsız hale getiriyorlardı. Aradan geçen 5 yılda Soma’da, Ermenek’te ve Türkiye’nin her yerinde çeşitli iş kollarında binlerce işçi iş cinayetine kurban gitti, yine binlercesi sendikalaştığı için işten atıldı. Dahası, doğrudan hükümetin güdümünde olanlar dışındaki tüm sendikalar işkolu barajı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya…

Solda nasıl bir ittifak?

0

7 Haziran seçimleri yaklaşırken, solda “nasıl bir ittifak” tartışmaları da hız kazanıyor. Erdoğan ve AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde başkanlık rejimine geçiş doğrultusunda anayasayı değiştirecek çoğunlukta milletvekili çıkarmayı hedeflemesi, HDP’nin seçimlere parti olarak katılacak olması, Birleşik Haziran Hareketi (BHH)’nin seçimlerde nasıl bir tutum belirleyeceği, seçim tartışmalarının ana başlıklarını oluşturuyor.

Kadıköy’de laik, bilimsel, anadilde eğitim mitingi

0

8 Şubat Cumartesi günü Kadıköy’de on binlerin katılımı ile “Laik, Bilimsel, Anadilde Eğitim ve Demokratik Yaşam” mitingi gerçekleştirildi. Alevi dernek, vakıf ve örgütleri ile Eğitim-Sen’in çağrıcılığını yaptığı mitinge, HDP, BHH ve birçok sosyalist parti ile emek örgütü, köy dernekleri destek verdi.

Cizre-Kobanî Line

0

Six people died in Cizre in the last twenty days, among whom four were kids. And this incident hasn’t been the first one. Cizre boils over every now and then, if, of course, we don’t count the state violence and stoning of the police that have become daily and ordinary state of affairs. The so-called situation of everyone talking all at once, or mutual accusations, or the tedious discourse of “provocation, dark forces, Gülen supporters, foreign who-knows-what” have simply gotten old and unconvincing. In order to get closer to a realistic grasp of the situation, it is enough to take into account the senior officers’ various statements and accusations, their lies about the death and conflicts as well as their relationship with Hezbollah and the changing ways in which they’re positioning the latter. What the Kurdish politicians who are negotiating with the state-government indirectly sayabout the situation is being said directly by the KCK, and out loud by the revolutionaries on the street. And if one listens to all that, the state of affairs become crystal clear.

Metal grevi ve yeni mücadele dinamikleri

0

Birleşik Metal-İş ile MESS arasında gerçekleşen grup sözleşme gündeminin sol içinde de kanıksanmaya yüz tutmuş bir rutini vardır. Yıllardır hakları budanan, yaşamı bastırılan metal işçisi, düşük ücreti genelleştirmek isteyen patron birliği, metal işçisini sermaye adına kontrol altında tutan Türk Metal, varlığını koruyabilmek adına mücadeleci bir söylem ve ileri TİS taslaklarıyla sürece başlayan ama er geç Türk Metal sözleşmesi seviyesine çekilen BMİS dönem formülünün başlıca öğeleridir. Ancak, her denge durumunda olduğu gibi bu fotoğrafta da sakin bir görünümün altında her şey değişiyor, çelişkiler keskinleşiyordu.

Zırhlı Tren yola çıkıyor!

0

Gençlik mücadelesine yeni bir soluk katmak için farklı üniversitelerden, atölyelerden, meslek liselerinden ve okullardan bir araya gelen öğrenciler ve işçiler, aylık gençlik yayını “Zırhlı Tren”i çıkarmaya başladılar. İlk sayısı Ocak ayında çıkan gazetenin, “Zırhlı Tren yola çıkıyor!” başlıkla yazısı aşağıda.