OYAK Renault ve Tofaş işçilerinin başını çektiği binlerce Metal işçisi geçtiğimiz Mayıs ayında son yılların en büyük işçi eylemlerinden birine imza atmışlardı. Oyak Renault ve Tofaş’la sınırlı kalmayan Coşkunöz, Mako, Delphi, Türk Traktör, Ford gibi birçok işyerine sıçrayan direnişte metal işçilerinin temel talepleri MESS’le imzalanan sözleşmenin geçersiz sayılarak daha adil bir sözleşmenin imzalanması ve ihanetçi konumundaki Türk Metal-İş Sendikası’nın işyerlerinden çıkartılmasıydı. Yaklaşık 1 ay süren direniş sonucunda ise bürokratik Türk Metal-İş Sendikası kimi işyerlerinden atılmıştı.
For disengagement from capitalism and the repressive regime: Constituent assembly and workers-labourers’ government!
Vote for HDP against the dirty war and the presidential regime!
For disengagement from capitalism and repressive regime: Constituent assembly and workers-labourers’ government!
The President Erdogan, who was unable to receive majority of the votes required for the Presidential regime, declared the re-election to be held on November 1 on account of the fact that there was no compromise in consequence of coalition talks. Repeating an election at intervals of 4 months didn’t happen in the history of Turkey before.
Cecilia Toledo’nun ardından
Geçtiğimiz günlerde uluslararası akımımızın önemli isimlerinden birisi olan, Dördüncü Enternasyonal’in ve kadınların kurtuluş mücadelesinin yılmaz savaşçılarından devrimci Marksist Cecilia Toledo’yu kaybettik. Toledo ömrünü Leninist dünya partisinin inşasına vakfetmiş olan bir özgürlük savaşçısıydı. Cecilia Toledo, Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in (LIT-CI) ve onun Brezilya seksiyonu PSTU’nun önderlerindendi. Aşağıda İşçi Demokrasisi Partisi adına, Toledo yoldaşın kaybı üzerine LIT-CI ve PSTU önderliğine gönderilen mesajı okuyabilirsiniz:
“Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete”
Yazının başlığını önce “Türkiye nereye gidiyor?” gibisinden bir genel ifade biçiminde düşünmüştüm, ama ülkeye giren ilk motorlu taşıtlara binen Osmanlıların türettikleri (neredeyse mazoşist) korku dolu bu deyişleri, mevcut politik duruma daha uygun diye düşündüm. Gerçekten de, Cumhurbaşkanı ve onun etrafında toplanmış AKP kadrolarının ülkeyi yangın yerine döndüren bir felakete sürükledikleri bugünlerde yaygın kabul görüyor.
Syriza dersleri
20 Eylül’de yapılan seçimle birlikte Yunanistan, yeni bir döneme girmiştir. SYRIZA’nın ikinci kez galip çıktığı bu seçim, 25 Ocak seçiminden sadece nicel olarak değil, nitel ve anlam olarak da farklıydı.
Özgecan Aslan davasının ikinci duruşması görüldü
Mersin’in Tarsus ilçesinde katledilen Özgecan Aslan’ın katillerinin yargılandığı davanın ikinci duruşması 9 Eylül tarihinde Tarsus Adliyesi’nde görüldü.
Katiller Ahmet Suphi Altındöken Adana, babası Necmettin Altındöken Antep ve arkadaşı Fatih Gökçe de Osmaniye’deki cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Yunanistan memur sendikaları konfederasyonu ADEDY liderlerinden Pandelis Vainas ile söyleşi
UIT-CI: Syriza’nın ihanetinden sonra ilk grevi örgütleyen sendikasınız. Sürecinizi aktarabilir misiniz?
Pandelis Vainas: Öncelikle sendikamız referandum sürecinde ne yazık ki açıkça hayır diyemedi. Konfederasyonda 17 kişinin bulunduğu yönetim kurulunda yalnızca 8 kişi açıkça Hayır’dan yana taraf olabildi. Bu durum bizim hızımızı ciddi şekilde yavaşlattı. Yine de devlet sektöründe çalışan işçilerin genel eğilimi açıkça Hayır’dan yanaydı ve de bu doğrultuda pek çok sendika lokali kendi tavrını Hayır olarak deklare edebilmişti. Takip eden süreçte, Syriza’nın teslim oluşu ile birlikte grev oylaması yaptığımızda da benzer zorluklarla karşı karşıya kaldık.
Venezuela: Petrol emekçileri mücadeleci ve bürokrasi karşıtı sendikal liderin işten atılmasına karşı seferber oluyor
Venezuela Petrol İşçileri Birleşik Federasyonu (FUTPV) Disiplin Kurulu üyesi ve Anzoátegui eyaletinde, Petrocedeño-PDVSA’da (Venezuela Petrolleri Anonim Topluluğu -devlet şirketi-) sendikal akım C-CURA (Sınıfçı, Birleşik, Devrimci ve Özerk Akım) yöneticisi Bladimir Carvajal, 15 Eylül günü Ulusal Güvenlik Muhafızları tarafından, petrol işçilerini taşıyan otobüsten aniden ve kabaca indirildi. Çalışma şeflerinden birisi kendisini işyerine giremeyeceği çünkü Çalışma Müfettişliği tarafından işten çıkarılma talebinin değerlendirildiğine dair bilgilendirdi. Polislerin ve ulusal muhafızların mevzilendiği bir ortamda, sendikal yöneticinin işyerine girmesi engellendi.
İşsizler ordusu büyüyor
TÜİK’in Mayıs 2015 için yaptığı araştırmaya göre, işsizlik oranı % 9,3 ile gerçekleşti; bu oran 2 milyon 789 bin kişinin işsiz olduğu anlamına geliyor. Mayıs 2014 verileriyle karşılaştırıldığında, 238 bin kişinin daha işsizler ordusuna katıldığı görülüyor. Tarım dışı işsizlik oranı ise % 11,4 oldu; geçtiğimiz yıl aynı dönemde bu veri % 10,7 civarındaydı. Araştırmada çarpıcı bir başka sonuç ise, son üç yılda resmi işsiz sayısının 801 bin artmış olması. Bu rakam, % 40’lık ciddi bir artışa karşılık geliyor.
“Tarihi Yenilgi”, Kamu Toplu İş Sözleşmesi süreci
Türkiye’de 2,7 milyon kamu emekçisi, 2 milyona yakın da kamu emeklisi ve aileleriyle yaklaşık 10 milyon insanın hayatını etkileyen kamu toplu iş sözleşmesi Memur Sen ve hükümet arasında imzalandı. Toplu iş sözleşmesi sürecine, Memur Sen’nin maaş artışlarında rekor indirimle geri adım atması ve toplu iş sözleşmesinin esas aktörü olması gereken memurların sessizliği damga vurdu.
Alın yazısı değil hükümet politikası!
Hiç hayatınızda rezidans ya da bir gökdelenin giriş katlarının sel suları altında kaldığını ya da bir iş adamının evini su bastığını duydunuz mu? Neden hep bu “yağmur” yoksul emekçi kesimleri üzerine “yağar”? Ege’de batan teknelerin taşıdığı insan cesetleri sahile vururken “bir armatör yatıyla boğuldu” gibi bir şeye rastlayamazsınız. Uzaya çıkalı elli yıldan fazla zaman olmuşken hala “sudan” bir sebeple her yıl muson yağmurlarından dolayı yüzlerce yoksul insanın ölmesi size de garip gelmiyor mu?
Soma davasında ara karar verildi: Tahliye yok, ertelemeye devam
Polisten saldırı
Dava öncesinde, adliye yanındaki parkta stant kuran sendika ve derneklerin temsilcilerine polis saldırdı. 10 gündür dokunulmayan çadırlar ve stantlar polis tarafından söküldü, gözaltına alınmak istenenler oldu.
Lift the blockage on Cizre now! End this dirty war!
After Erdogan and AKP put war politics into action again in order to remain in power at all costs, Cizre has been under blockage by the war units of the Palace for 7 days. Death toll has reached to 20 according to the explanations of the committee which is making investigations in the region with limited opportunities. Any information regarding the current situation and the numbers of the injured, the amount of people with the food and water supply and necessary medication has not been received yet. Even the burials are not allowed in the town and a great violence is imposed by the war units of the Palace. Meanwhile, Prime Minister Davutoglu’s statements like “There is no death in Cizre” (…) “The curfew will continue as long as required” are just apparently appalling providing the current situation in the area.
21. yüzyılda mültecilerin trajedisi
Küçük Aylan’ın bir Türk sahilindeki korkunç fotoğrafı, emperyalist ve kapitalist hükümetlerin gerçek şiddetini sakladığı ancak öngörülebilir bir gerçekliği milyarlarca insanın gözleri önüne serdi: Kapitalist sefaletin ve savaşlarının yıkımını, aynı Suriye’deki gibi. Yalnızca halklarının tepkisiyle Avrupa hükümetleri geçici olarak boyun eğmek zorunda kaldı. Mülteciler neden kaçıyor? Bu trajediye nasıl cevap vermeli?
Antarsiya aktivisti Pantelis Gavriilidis ile söyleşi
İDP: Antarsiya’nın referandum sürecinde ve Syriza’nın teslim oluşu karşısındaki tavrı nedir?
Pantelis Gavriilidis: Antarsiya olarak referandum süresince Hayır kampanyasını yürütenlerdendik. Hayır’ın anlamı Yunanistan kitleleri için artık bir hayat meselesi idi. Ya şantajların altında iyiden iyiye ezilecektik ya da referandumda Hayır diyerek mücadelemizi sürdürecektik. Antarsiya da o dönemde Hayır kampanyasını aktifçe sürdüren bir ekip oldu. Sonrasında ise Syriza’nın ihanetinin netleşmesi bizler için sürpriz olmadığı gibi, mücadelemizin de geri düşmesine sebep olmadı. Evet, tüm şantajlara rağmen kitleler Hayır’ı ciddi bir çoğunlukla cesurca desteklemişti. Şimdi ise Syriza hükümeti bu konuda geri adımlar atarak kitleler için ciddi bir ihanet içerisine girdi.
Cizre’deki ablukayı derhal kaldırın! Kirli savaşa son verin!
İktidarını her ne pahasına olursa olsun korumak için Erdoğan ve AKP’nin savaş politikalarını yeniden devreye sokmasının ardından Cizre, Saray’ın savaş birimleri tarafından 7 gündür abluka altında tutuluyor. Bölgede sınırlı imkanlarla araştırma yapan heyetin açıklamalarına göre sivil ölümlerinin sayısı 20’yi geçmiş durumda. Yaralı sayısı, su, gıda ve ilaç sıkıntısı çeken insanların sayısı ve durumu ile ilişkiliyse herhangi bir veriye halen ulaşılamıyor. Cenazelerin defnedilmesine dahi izin verilmediği kentte, Saray’ın savaş birimleri tarafından büyük bir vahşet uygulanmakta.
Lübnan: “Biz tek, siz hepiniz!”
Lübnan, 21. yüzyılın başlangıcından itibaren sermaye açısından “huzurlu” ve “istikrarlı” bir ortamın oluşamadığı sayısız Ortadoğu ülkesinden birisi. Senelerden beri ülke içi gerilimler ve çatışmalar, Lübnan işçi sınıfına nefes dâhi aldırmıyor. Yönetim krizini aşamayan Lübnan rejiminin karakteri, derin bir bunalımla özdeşleşmiş durumda. Bugün gelinen noktada Lübnan’ın bir cumhurbaşkanı yok ve hükümetin istifası da kitleler nezdinde dile getirilen öncelikli taleplerden birisi.
Karadolap mahalle şenliği gerçekleştirildi
Karadolap Mahallesi’nde 2.Halk Meclisi şenliği gerçekleştirildi. Karadolap Mahalle Muhtarlığı ve Halk Meclisi’nin düzenlediği etkinlik Muhtar Ali Ekber Binici’nin açılış konuşmasıyla başladı.
Halk Meclisi’nin amacının anlatıldığı konuşmada, mahalle sorunlarının çözümü için tek adresin mahalle sakinlerinin örgütlenerek Halk Meclisi’nde birleşmesi olarak gösterildi.
Barış Bloku, imkanlar ve sınırlılıklar
Suriye’ye yönelik bir müdahale ihtimaline karşılık HDP’nin öncülüğünde, başlangıçta CHP’li kimi vekillerin de varlığı ile emek güçleri, sosyalist organizasyonlar ve de sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımı ile birlikte Barış Bloku ilan edilmişti. Erdoğan’ın bir iç politika uzantısı olarak sarf ettiği Suriye müdahalesi hayata geçmedi. Silvan katliamından sonra ise Blok’un barış hedefi sınır ötesine değil, sınır içerisine çekildi.
Dağlıca ve Erdoğan: Ya bendensin, ya da…
PKK’nin Dağlıca’daki mayınlı saldırısı zaten yeterince gergin olan politik atmosfere iki temel değişikliği daha eklemiş oldu. Bir yandan PKK bugüne değin deneyimli kadroları ile saldırıya geçmezken önce Dağlıca sonra da Iğdır saldırılarıyla güç gösterisi sahnesine açıkça girdi. İkinci değişiklik ise sokak saldırılarının başlaması oldu. Dağlıca’dan bu yana Hürriyet gazetesi iki kez basılırken, HDP’ye yönelik yüzlerce saldırı gerçekleşti. OHAL uygulamasının ve sivil ölümlerinin sonuçları yeterince ağır değilmiş gibi şimdi de Türkiye işçi sınıfı, yoksul kitleler ve Kürt halkı ikili bir cendere içerisine, hem de olabildiğine kanlı bir biçimde sıkıştırılmış oldu.
İDP yaz kampı gerçekleşti
İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) geleneksel yaz kampı bu yıl 13-16 Ağustos tarihlerinde gerçekleşti. Yoğun bir katılıma ev sahipliği yapan kamp tekstil, turizm, hizmet, ofis gibi çeşitli sektörlerden emekçileri, öğrencileri, kadınları bir araya getirdi. 3 gün süren kampta çeşitli konularda atölyeler ve sunumlar yapıldı.
Erdoğan 7 Haziran’ı hazmedemedi, tekrar seçim dedi! İDP diyor ki: Barajsız seçim, kurucu meclis, demokratik anayasa, işçi-emekçi hükümeti!
Erdoğan’a göre; AKP’siz bir Türkiye hatta Ortadoğu düşünülemez. Türkiye’de burjuva parlamenter sistem tıkanmıştır ve Türk tipi başkanlık sistemi kaçınılmaz hale gelmiştir. Türkiye’de toplum ve siyaset, dini muhafazakâr bir temelde yeniden yapılandırılmalıdır. Tüm bunları teminat altına almak ve sürdürülebilir kılmak için ise Sünni, otoriter, burjuva-kapitalist bir devlete ihtiyaç vardır. Üstelik Erdoğan’a göre bunlar tercih olmaktan çıkmış, zorunluluk haline gelmiştir.
Aylan Kurdi ve onun gibi binlerce mültecinin ölümünden Avrupa hükümetleri ve Suriye’deki Esad diktatörlüğü sorumludur!
Bütün dünya, Aylan Kurdi isimli Suriyeli bir çocuğun fotoğrafı karşısında şok oldu. Yalnızca 3 yaşındaki çocuk, annesi ve kardeşi ile birlikte ölmüştü ve aileden tek hayatta kalan babalarıydı. Kobane’den gelen aile, Esad rejiminin vahşetinden, NATO bombardımanlarından ve Suriye ve Kürt halkının mücadelesini yok etmek amacıyla ortaya çıkan karşı-devrimci IŞİD’den kaçıyordu.
Sanifoam işçileri direnişte
Çerkezköy Organiza Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Sanifoam sünger fabrikası 3 işçiyi işten çıkardı. İşyerindeki işçi sağlığı iş güvenliği ihlallerinin düzeltilmesi için BATİS sendikasında örgütlenen ve sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan işçiler, işe geri dönene kadar ve insanca iş koşulları sağlanana kadar direniş kararı aldı. Buna karşılık fabrika önünde haklarını almak için çadır kuran işçiler 20 gündür direnişte.
İşçiler çok düşük ücretlerle 12 saat çalıştırılıyor ve iki aydır ek mesai ücretleri ödenmiyor. Fabrikada hiçbir işçi sağlığı ve güvenliği tedbiri alınmıyor. Bundan dolayı işçiler kimyasal gazlara mağruz kalıp çeşitli sağlık problemleri yaşamakta, hatta bir işçi kötü çalışma koşullarından ötürü iki böbreğini kaybetmiş. Performansa dayalı çalışmak zorunda kalan işçiler, iş kazalarında parmaklarını kaybediyorlar. İşyerinde kötü koşullar sebebiyle koku primi verildiğini belirten işçiler, “koku primi değil iş güvenliği istiyoruz” diyerek diğer işçileri örgütlenmeye çağırdı .
İşçiler haklarını alana ve işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği sağlanana kadar direnişe devam etmekte kararlı.
İşçilerin talepleri;
● Atılan işçiler geri alınsın, iş güvencesi sağlansın.
● İşyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınsın.
● İşçi temsilcisi seçilsin, iş güvenliği kurulu aktif hale getirilsin.
● Sendika üyeliği güvence altına alınsın.
● İşyerindeki yasa ihlalleri derhal son bulsun.
● Sendika tarafından iş güvenliği yönünden işyeri denetlensin ve işbirliği ile bütün hak ihlalleri son bulsun.
Çipras’ın istifası Troyka ile anlaşmayı güçlendirmek için yapılmış bir manevradır
Yeni kemer sıkma reçetesini yenilgiye uğratmak için solun ve emekçilerin birleşik bir bloku!
20 Ağustos’ta Aleksis Çipras, Eylül ayının ortalarında yeni bir seçime gidilmesi için, Yunanistan Başbakanı olarak istifa etti. Söz konusu olan, Çipras’ın Troyka’ya (IMF, Avrupa Birliği -AB- ve Avrupa Merkez Bankası -AMB-) teslim olmasının ardından, Syriza içinde patlak veren politik krizi aşmaya dönük bir manevradır.
Sıkıyönetim değil, siyasal demokrasi çözer!
Kürt illerinde süre giden çatışmalar nedeniyle kurulan özel güvenlik bölgelerinin sayısı 100’ü aştı. Devlet, resmi kaynakları aracılığıyla söz konusu bölgelerde; vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması, mevcut huzur ile güven ortamının sürdürülmesi, devlet ile milletin her türlü tehdit ve saldırıdan korunmasının amaçlandığı yalanını söyleyedursun, özel güvenlik bölgelerinden Silopi, Silvan, Varto, Şemdinli ve Lice’deki abluka kalktıktan sonra ortaya çıkan yerle bir olmuş kent manzaraları, neler yaşandığını net olarak gösterdi. Sokağa çıkma yasağı uygulanan bu yerleşim birimlerinde internet, telefon ve elektrik kesildi, evler ateşe verildi, kurşunlandı, insanlara “evleri boşaltın” uyarıları yapıldı.
Fiili durumlar: “…Sonra bize döndürüleceksiniz”
Cumhurbaşkanı’nın her şeyine lâf edebiliriz, ancak “dürüstlüğüne” asla demiştik, yanılmadık. Geçenlerde açıkça söyledi, “Beyler, Türkiye 10 Ağustos 2014 tarihinden itibaren milletin doğrudan cumhurbaşkanını seçmesiyle yeni bir duruma girmiştir. Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile kesinleştirilmesidir.”
Silvan, Varto, Lice, Silopi… İç savaş sürüyor, savaşı emekçi halklar durdurabilir!
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da süre giden çatışmalar nedeniyle kurulan özel güvenlik bölgelerinin sayısı 100’ü aştı. Devlet, resmi kaynakları aracılığıyla söz konusu bölgelerde vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması, mevcut huzur ile güven ortamının sürdürülmesi, devlet ile milletin her türlü tehdit ve saldırıdan korunması amaçladığı (!) yalanını söyleyedursun, özel güvenlik bölgelerinden Silopi, Silvan, Varto, Şemdinli, Lice yanıyor; sokağa çıkma yasağı var, çatışmalar sürüyor ve bu ilçelerdeki mahalleler abluka altında.
Öldürülüşünün 75. yılında Troçki: Hâlâ güncel mi?
Sırp kökenli elektrofizik uzmanı Nikola Tesla’nın dehası üzerine son zamanlarda sıkça yazılıp çizildi. Denebilir ki bu deha hayatı boyunca çok az huzur bulabildi, yaşadığı yerlerden defalarca kovuldu, birçok hükümet kendisini bir tehdit olarak algıladı. Ancak en önemlisi, bilime yaptığı katkılar ve geliştirdiği ufuk açıcı yorumlamalar, kibirli bir hırsız ve aynı zamanda da mafya olan Thomas Edison tarafından çalındı. Tesla’nın kendisi uzun bir süre boyunca unutuldu, ismi çok az telaffuz edildi, çığır açıcı çalışmaları kasten saklandı.
21st of August. Two years after the chemical attack massacre in Goutha, Syria
Break the siege on the Syrian revolution! With the people of Syria: Down with Bashar, Daesh and the imperialist interventions!
August 21 marks the second anniversary of the chemical slaughter which took place in Ghouta, on the outskirts of Damascus. The chemical attack of Bashar al Assad’s regime killed in a matter of minutes, more than a thousand people, most of whom were women and children who were sleeping peacefully in East and West Ghouta. Like other massacres, this chemical slaughter has happened and the culprit remains unpunished.
21 Ağustos. Suriye’de, Guta’da kimyasal saldırı katliamının ikinci yıldönümü
Suriye devriminin üzerindeki kuşatmayı kıralım! Suriye halklarının yanındayız! Esad’a, IŞİD’e ve emperyalist müdahalelere hayır!
21 Ağustos, Şam’ın Guta bölgesinde gerçekleşen kimyasal saldırının ikinci yıldönümüne tekabül ediyor. Esad rejiminin kimyasal saldırısı, Doğu ve Batı Guta’da çoğunluğu o sırada sakince uyuyan kadınlar ve çocuklar olmak üzere binden fazla kişiyi birkaç dakika içinde öldürdü. Diğer pek çok katliam gibi, kimyasal katliam da hayata geçirildikten sonra sorumluları cezasız kalmaya devam ediyor.
Appel à la lutte unie contre la terreur d’Etat et les plans de guerre !
Nous avions indiqué que les élections législatives du 7 juin dans lesquelles le HDP a pratiquement abrogé le seuil électoral en obtenant 13 % des voix et a empêché l’AKP d’obtenir la majorité parlementaire, étaient terminées par le refus des ambitions d’Erdoğan pour un régime présidentiel ; puis nous avions ajouté : Erdoğan n’a pas renoncé à ses ambitions et continuera à faire tout son possible pour les réaliser.
Para parar la violencia del Estado y los planes de guerra, ¡Unir las luchas!
Las elecciones generales del 7 de junio, en que el Partido Democrático de los Pueblos (HDP en las siglas turcas) obtuvo el 13% de los votos superando el listón electoral del 10% e impidiendo así que el Partido de Justicia y Desarrollo (AKP) poseyera la mayoría absoluta en el parlamento, también fue un rechazo al proyecto del Presidente Tayyip Erdogan de construir un régimen presidencial. Pero Erdogan no renuncia a su plan de convertirse en un presidente todopoderoso y trata de alcanzar su objetivo con todas la medidas que tiene a su disposición.
Devlet terörünü ve savaş planlarını durdurmak için birleşik mücadeleye!
HDP’nin yüzde 13 oy alarak seçim barajını fiili olarak geçersiz kıldığı ve AKP’nin tek başına iktidar olmasını engellediği 7 Haziran seçimlerinin, aynı zamanda Erdoğan’ın Başkanlık rejiminin reddi ile sonuçlandığını ifade edip eklemiştik: Erdoğan başkanlık ideallerinden vazgeçmemiştir ve bunun için elinden geleni yapmaya devam edecektir.
“Kara Üçleme: Hayat Berbat, Güneş Bize Haram, Ecel Terleri!”
Bu başlık, Fransız yazar Leo Malet’nin “Kara Üçlemesi”ndeki romanların adlarından alınmıştır ve hepsi Türkiye’nin yakın-uzak siyasal ve toplumsal tarihinin ana başlıkları gibidir. Bugün de, memleketin geleceğine dair bir umut beslememize yol açan ne varsa, her türlü kirli, karanlık ve kanlı ilişki ve tezgâhın politik ifadesi durumundaki bir iktidarın saldırısı altındadır. Hayatımız artık iyiden iyiye bir “kara roman” konusu haline gelmiştir…
İnsanca yaşanacak ücret, insana yaraşır onurlu bir yaşam için mücadeleye!
Yılın ikinci yarısı geldi çattı ve asgari ücretle çalışan milyonlarca işçi yılbaşında belirlenmiş olan zammına kavuşacak: Tamı tamına 51 tl! 949 TL olan asgari ücrete yapılan bu zamla birlikte ülkemizde asgari ücret net 1000 tl’ye yükseliyor. Yine milyonlarca işçi ve ailesi açlık sınırının dahi altında olan bu rakamla yaşamaya mahkûm ediliyor. Sözde kişi başına düşen gelir artıyor gibi gösterilse de gerçeğin bu olmadığını yaşamlarımızdan biliyoruz.
İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyoal (UIT-CI): Kahrolsun sivil-askeri diktatörlük!
Eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Kahire’deki Mısır ceza mahkemesi tarafından, 16 Mayıs tarihinde geçici olarak ölüm cezasına çarptırıldı. Temyiz mahkemesi Haziran ayında kararını onadı. Ayrıca Müslüman Kardeşler’in parlamentodaki siyasi kolu Saad Katatni, onun başkan yardımcısı Essam El-Eriyen ve önde gelen İslami vaiz Yusuf el Karadavi, gıyaben yargılanarak casusluk için ölüm cezasına mahkum edildi. Mursi, Müslüman Kardeşler’in diğer 105 üyesiyle birlikte, idama mahkum edildi. Mursi ve MK liderleri, Hamas ve Hizbullah savaşçılarının bir sözde “uçuşu” için yardım “tedarik etme” gibi acımasız suçlamalar aldılar.
Suruç’tan sonra: Rejim nereye..!

Çok kısa bir süre önce bütün memleketi, “güvenli bölgenin” öyle Cerablus’ta falan değil, Ankara-Beştepe’de kurulması gerektiği, Türkiye ile Beştepe arasında bir “tampon bölge” kurulmasının şart olduğu konusunda uyarmıştık! Hatta çok daha önce RTE’nin başkanlığının bu ülkede bir nevi “iç savaş rejimi” anlamına geleceğini de söylemiştik. Beştepe’ye “güvenli bölge” kurulamadı; hem de AKP’nin tek başına iktidarı şansını kaybettiği, hükümetin “topal ördek” konumunda olduğu bir dönemde. Elbette bedeli ödenecekti, ödeniyor da…
Serapool işçileriyle söyleşi
“Bu direnişin suyunu içtik ya artık rahat durmaz o su!”
İşçi Cephesi gazetesi olarak kötü çalışma koşulları ve düşük ücretlere karşı DİSK’e bağlı Cam Keramik İş’te örgütlenen ve sendikalaşma haklarını kullandıkları için işten atılan Serapool işçilerini fabrika önüne kurdukları çadırlarında ziyaret ettik. Direnişçi işçiler ile çalışma koşullarını, sendikada örgütlenme süreçlerini ve devam eden direnişlerini konuştuğumuz röportajı siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Ufak bir hatırlatma: 28 Temmuz Salı günü Kartal Adliyesi’nde direnişçi işçiler ile patron arasındaki mahkemenin duruşması olacak. İşçiler tüm destekçilerini saat 10:00’da Kartal Adliyesi’nin önüne bekliyorlar.
Ece Dinç kadınların omuzlarında uğurlandı
Kobane’nin yeniden inşası için yola çıkan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine Suruç’ta korkunç bir saldırı düzenlenmiş ve 32 kişi hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybedenlerden biri olan Ece Dinç henüz 19 yaşındaydı.
Suruç’taki katliamı lanetliyoruz! Saldırının siyasi sorumlusu AKP hükümetidir!
Kobane’nin inşa çalışmalarına katkı sunmak üzere yola çıkan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençlerin Suruç’ta, Amara Kültür Merkezi önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasına yapılan bombalı saldırı sonucu en az 28 kişi hayatını kaybetti ve 100’e yakın kişi yaralandı.
Istanbul Declaration: Break the siege on the Syrian revolution! With the people of Syria: down with Bashar, Daesh and the imperialist interventions!
In March 2011, in the midst of the revolutionary wave unfolding in the region, the masses of workers, youth and poor peasants of Syria invaded the streets against the dictatorship of Bashar al-Assad. Assad, in return, responded to these peaceful protests with fierce repression: use of live ammunition, arrests, torture, murder and the launch of explosive barrel bombs and chemical weapons against entire neighborhoods… After four years since the start of the revolution, the population of Syria has already paid a severe price for their fight for freedom: More than 300 thousand people have been killed, of whom %95 were murdered by the Assad forces. The numbers of the injured, arrested and missing are still unknown though it could be at least half a million in total.
İstanbul deklarasyonu: Suriye devriminin üzerindeki kuşatmayı kıralım! Suriye halklarının yanındayız: Esad’a, IŞİD’e ve emperyalist müdahalelere hayır!
Farklı kıtalardan enternasyonalistlerin ve Suriyeli devrimcilerin katılımıyla 11-12 Temmuz tarihlerinde İstanbul’da Suriye devrimine desteği büyütmek amacıyla gerçekleşen uluslararası toplantının sonuç deklarasyonu.
Mart 2011’de, bölgede yükselen devrimci dalgayla beraber Suriyeli emekçiler, gençler ve yoksul köylüler kitlesel bir biçimde sokaklara inerek Beşşar Esad diktatörlüğüne karşı mücadeleye atıldılar.
Londra metrosunda grev
Londra metrosunda 20 bin işçi ücretlerin düşüklüğü ve fazla mesai saatlerine karşı bir günlük greve gitti.
Eylül ayında mevcut 11 metro hattından 5’inin 24 saat hizmet vereceğinin açıklanmasının ardından yeni mesai düzenlemelerine isyan eden işçiler, örgütlü oldukları 4 sendikada da grev kararını aldırdı. Grev süresince 270 durakta da herhangi bir hizmet verilmediği için Londra halkı otobüslere yöneldi. Bu da gün boyu otobüs duraklarında kuyruklar oluşmasına ve trafiğe neden oldu. Grev aynı zamanda 2002 yılından beri bütün metro hatlarını durduran ilk grev olmasıyla önem taşıyor.
Eğitimde krizin son halkası: TEOG
MEB tarafından geçen yıl uygulanmaya başlayan Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) sınavının ikincisi gerçekleştirildi. Sonuçları açıklanan sınavla birlikte hükümetin 13 yıl boyunca uyguladığı liselere giriş sınavlarının bilançosunun alınması gerekiyor. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetkili isimleri bu sınavla ilgili hedeflerin gerçekleştirildiğini söylese de işin iç yüzü farklı olguları gösteriyor. Sürekli değiştirilen sistemler, iptal edilen sorular, sınav döneminde yürütmeyi durdurma kararlarından doğan belirsizlik, tercihlerde yaşanan skandallar TEOG sınavının öğrencilere bıraktığı enkaz niteliğinde bir miras oldu.
MESS grevi anlamamış!
Senenin başında Birleşik Metal-İş (BMİS)’e bağlı fabrikalarda yaşanan kitlesel grev, henüz hafızalarda tazeyken, geçtiğimiz aylarda Türk Metal’e bağlı binlerce işçi, fiilî bir grev başlattılar. BMİS’in, grevi, kısmî kazanımlar sonrasında hükümet zoruyla bitirmesinin ardından, metal fabrikası patronlarına vurulan bu ikinci darbenin etkisi hâlâ sürmekte. Fakat ilk sarsıntıyı az yara ile atlatan patronlar, metal işçilerinin sendikasız çıktıkları yorucu grevden, bitkin düşmesini de fırsat bilerek karşı hamle yapmış bulunmaktalar.
İnşaat işçileri eylemde
Bulut İnşaat firmasına bağlı Esenyurt’taki Gümüş City şantiyesinde çalışan işçiler taşeron firmanın 4 aydır maaşları ödememesi üzerine eyleme geçti.
Avcılar’da bulunan Bulut İnşaat binası önünde eylem yapan işçiler, taşeron firma tarafından maaşlarının ödenmediği gibi, her türlü yıldırma ve caydırma yöntemleriyle susturulmaya ve köle gibi çalıştırılmaya zorlandıklarını söylediler.
Kadın cinayetleri nasıl duracak?
Boşanmak istediği için, dayağa, şiddete hayır dediği için kadınlar öldürülmeye devam ediyor. Katiller sıradan erkekler; eşler, kocalar, ağabeyler, hatta bazıları kadın cinayetlerine karşı protestolara dahi katılan erkekler* Erkekler eşlerine şiddetle kalmıyor, kadınların avukatlarını, korumalarını dahi öldürmeye teşebbüs edebiliyorlar. Tüm cinayetler adeta “geliyorum” diyor.
Düyun-ı Umumiye kıskacında Yunanistan: İlk sonuçlar, ilk dersler…
SYRIZA hükümeti AB “Troykasının”, yani aslında öncelikle Alman emperyalizminin bütün şartlarını kabul etti. Hem de Troyka’nın önerdiği “kemer sıkma” programının Yunanistan emekçileri tarafından yüzde 61’le reddedildiği bir referandumun ardından! Üstelik kabul edilen koşullar referandumda reddedilenlerden daha da ağır…
Erdoğan başkanlık rejiminden vazgeçmiyor: Neoliberal başkanlık rejimi çöpe!
7 Haziran seçimlerinin Türkiye tarihi açısından kritik önemi rejim değişikliğinin oylandığı bir referandum olması ve bu referandumun RTE’nin başkanlık projesinin reddi ile sonuçlanmasıdır. Bu seçim sonuçlarının etkilerini daha uzun süre ülke olarak yaşamaya devam edeceğiz.












































