Ana Sayfa Blog Sayfa 84

Cizre-Kobane hattı

0

Cizre’de yirmi günde dördü çocuk altı kişi öldü; üstelik bu ilk de değil. Artık sıradanlaşmış günlük devlet şiddetini ve polisin taşlanması vakalarını saymazsak Cizre, zaman zaman harlanan ateş üstünde kaynayan bir kazan. Her kafadan bir ses çıkıyormuş gibi görünmesi, karşılıklı suçlamalar, artık baygınlık veren “provokasyon, karanlık güçler, cemaatçiler, dış bilmemneler” edebiyatı kimseyi şaşırtmasın. Devletlûların çeşitli açıklama ve suçlamalarını, çatışma ve ölümlerle ilgili yalanlarını, Hüda-Par (Hizbullah) ile ilişkilerini, ona vermeye çalıştıkları yeni rolleri; devlet-hükümetle görüşen Kürt siyasetçilerin dolaylı, KCK’nin doğrudan ve sokaktaki devrimcilerin de adlı adınca söyledikleri dikkatle dinlendiğinde neyin ne olduğu ayan beyan ortaya çıkıyor.

Köle değil hemşireyiz!

0

Ege Üniversite’si acil servisinde çalışan hemşireler 28 Ocak’ta başlattıkları eylemliliğin devamı olarak 4 Şubat Çarşamba günü saat 12.30’da acil servis önünde toplandılar. Buradan “Köle değil hemşireyiz! ” “Birleşe birleşe kazanacağız!” “Baskılar bizi yıldıramaz!” sloganlarıyla başhekimlik önüne yürüdüler. Burada sağlık çalışanları adına konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) işyeri temsilcisi hemşire Erkan Batmaz, hastane yönetimine seslendi.

Paris saldırısı dersleri

0

Bir iki “kahramanın” seçilmiş hedeflere yönelik olarak gerçekleştirdiği -çoğu intihar biçimindeki- şiddet eylemleri yeni bir olgu değil. Anarşizmden faşizme kadar değişen geniş bir yelpazedeki ideolojik ve politik akımların zaman zaman uyguladığı bu bireysel şiddet yöntemi, eğer basitçe intikam almaya yönelik değilse, esas olarak “kitleleri hareketlendirme” amacını taşır. Öncü müfrezelerin bu eylemleri, kitlelere izlemeleri gereken yolu gösterecek, onlara cesaret aşılayacak ve öncünün gücünü ve kararlılığını kanıtlayacaktır. Bu yöntemden beklenen ayrıca düşmanı korkutmak ve öncünün kitleler üzerindeki otoritesini sağlamlaştırmaktır. Bütün bu süreç ayrıca kahramanlık ve şehadet söylemiyle sarmalanarak kendi alt kültürünü yaratacaktır.

Paksan Makina’da işçiler grevden vazgeçmedi, kazandı

0

MESS’e karşı başlayan ve hükümet tarafından yasaklanan metal grevi, tüm sindirme çabalarına rağmen belirli fabrikalarda kazanımla sonuçlanıyor.

Harçlarda yeni dönem: Katlamalı soygun

0

Üç yıl önce harçların kaldırılması her ne kadar müjde olarak sunulmuş, hükümet “parasız eğitim” getiriyor gibi umutlarla karşılanmış olsa da; bunun doğru olmadığı haberin arkasından gelen ayrıntılarca kanıtlanmıştı. Zira, harçlar yalnızca 1. öğretimler için kaldırılmış, 2. öğretim ve meslek yüksekokullarında okuyan öğrenciler harçları halen ödemek zorundaydı üstelik zamlı halleriyle. Bu, geniş bir sol kesim tarafından kazanım olarak görülmüş, mücadelenin daha ileriye taşınması gündeme gelmişti. Ancak yalnızca 2. öğretim ve Meslek Yüksekokullu öğrencilerin harçlara mahkum edilmesi mücadeleyi bir anlamda böldü ve sönümlendirdi.

Şeyma El Sabbah’ın katli ve 4. yılında Mısır devrimi

0

Mısır Devrimi 4. yılına girerken El-Sisi’nin polisleri Sosyalist Halk İttifakı Partisi üyesi 33 yaşındaki Şeyma El Sabbah’ı katletti.

UIT-CI bildirisi: Yunanistan’da sol kazandı! Yalnızca borçların ödenmemesi ve AB, Troyka ve IMF’den ve onların kesinti programından kopuş, işçilere ve gençlere bir çıkış sağlayabilir!

0

25 Ocak seçimlerinde sol kazandı. Syriza ve lideri Alexis Çipras 2.246.064 oyla, oyların %36,6’sını elde etmeyi başardı. Hükümetteki muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi, %27,8 oy alarak yenilgiye uğradı. Solun zaferi Avrupa’daki bütün emekçileri ve gençleri etkileyen oldukça önemli bir olay. Bu olay aynı zamanda, emperyalizmin ve IMF’nin ajanları olan burjuva hükümetlerinin uyguladığı kemer sıkma politikalarına karşı mücadele eden dünya halklarını da etkiledi. Dahası, bu seçim zaferi pek çoklarının solun öldüğünü düşündüğü ve bazı Avrupa seçimlerinde Fransa’da Marine Le Pen ve Ulusal Cephe tipinde aşırı sağcı ya da Yunanistan’daki Altın Şafak türünden neonazi oluşumların ilerleyişinin tehdit edici boyutlara geldiği bir dönemde gerçekleşti.

Yunanistan: IMF ve dış borç tarafından yağmalanan bir ülke

Bu parlamento seçimleri, Yunanistan’ın yaşadığı devasa politik ve sosyal kriz sonucunda gündeme geldi. Hükümetler, Angela Merkel ve uluslararası bankalar tarafından yönetilen Avrupa Birliği (AB) ve Troyka (AB, Avrupa Merkez Bankası -AMB- ve IMF) ile anlaşarak kesinti uygulamalarını sürdürdükçe, kriz her yıl giderek derinleşmekte. 2007’de başlayan dünya kapitalist krizinin ortasında, bankalar ve çokuluslu şirketler krizin faturasını emekçilere ödetmek istiyorlar.

İspanya, Portekiz veya İtalya’daki kronik krizle bağlantılı olan Yunanistan, Avrupa emperyalist zincirinin en zayıf halkası konumunda. Yıllardan beri Troyka, Yunan emekçi halkı ve gençliği üzerinde durmaksızın kesinti programları uygulatıyor. Sözde “yardım” adı altında uluslararası kreditörler, sert kemer sıkma planlarının uygulanması için milyarlarca dolar enjekte ettiler. Bunun sonuçları oldukça net. 11 milyonluk ülkede, 2009’dan beri 1 milyon kişi işini kaybetti. İşyerlerinin %30’u kapandı, ücretler %38, emeklilik maaşları ise %45 oranında düştü! Ve dış borç Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)’nin %175’i düzeyine ulaştı. Yunanistan daha fazla borç ödedikçe borcu da daha fazla artıyor.

Fakat işçi sınıfı ve gençlik saldırılar karşısında kolları bağlı bir şekilde durmadı. Aksine, bu sert düzenlemelere karşı yıllardır direnmekte. 20 genel greve, yerel grevlere ve her türden seferberliğe öncülük etti. Bu biçimde, Troyka’nın ve onun suç ortağı hükümetlerin planlarının hayata geçmesine engel olmaktalar. Yunanistan bu nedenle siyasi istikrarsızlık yaşıyor ve siyasi rejimin krizi derinleşiyor.

Syriza’nın zaferi kitlelerin radikalleştiğini ve sola doğru bir değişim aradığını gösteriyor

Syriza’nın (Yunancada Radikal Sol Koalisyon anlamına geliyor) aldığı kitlesel oy, seçimlerde sola doğru bir dönüş gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Syriza’nın birkaç yıl önce, oyların yalnızca %4.6’sını aldığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Syriza’nın oluşumunun kökleri, temel olarak 1991’de Yunanistan Komünist Partisi (KKE)’nden kopan militanlar tarafından oluşturulan Synaspismos’un Sol Akımları’na dayanıyor. Bunların önemli bir kesimi “Avrokomünizm” olarak adlandırılan akımın tutumlarını benimsediler ve atomize olmuş Yunan solunun diğer kesimleriyle ittifak kurmaya başladılar. Kemer sıkma politikalarının, eski partilerin prestijlerini yitirmelerinin ve işçi ve halk mücadelelerinin sonucu olarak, son seçimlerde oyları önce %16’ya daha sonra da %26’ya yükseldi.

Bu oylama, milyonların kemer sıkma politikaları uygulayan ve Troyka’nın kesinti politikalarını kabul eden eski politikalarla ve partilerle bir kopuş yaşadığını ifade ediyor. Bu nedenle, PASOK tarafından temsil edilen ve uzunca bir süre Papandreu yönetiminde iktidarda olan geleneksel Yunan reformist solunun oy oranı %4,6’ya düşmüş durumda. PASOK’un seçmen tabanının büyük bir kısmı, işçiler, emekçi kesimler ve gençlikti. PASOK’tan ayrılan ve Demokratik Sosyalist Hareket’i kuran Papandreu, oyların yalnızca %2,4’ünü aldı ve parlamentonun dışında kaldı. Neonazi Altın Şafak, %6,28’lik oy oranıyla 17 milletvekili elde etti. Halen Stalinizm’i sahiplenen KKE ise %5,4 ile 15 milletvekili kazandı.

Syriza’ya verilen 2 milyondan fazla oy, kitlelerin Troyka hükümetlerinden bıkkınlığını, kesinti politikalarından kopuş ve soldan köklü bir değişim arayışı içerisinde olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda, sola verilen oylar emperyalizmin ve Trokya’nın korkusunu ve dikkatini çeken sert bir yanıt anlamına geliyor. Bu durumun kendi ülkelerine de yayılmalarından korkuyorlar.

Troyka ve AB ile dış borç ödemeleriyle kopuş gerçekleşmeden, Yunanistan işçileri ve gençliği için bir çözüm mümkün değil.

Solun seçim zaferi ve Alexis Çipras liderliğinde kurulan hükümet, Yunanistan’da yeni bir politik aşama açıyor. Milyonlarca işçi ve genç, değişim yönünde büyük bir umut ve beklenti içerisinde. Avrupa’da ve dünyada ölçeğinde de milyonlarca emekçi beklenti içerisinde. İspanya’da da Mayıs’ta yerel seçimler gerçekleşecek ve yeni bir oluşum olan Podemos’la ilgili olarak benzer bir beklenti söz konusu. Bazı seçim anketlerine göre, Podemos Rajoy PP (Halk Partisi)’sini ve PSOE (İspanya Sosyalist İşçi Partisi)’yi yenilgiye uğratabilir.

UIT-CI’den devrimci sosyalistler olarak, Yunan işçilerinin ve gençlerinin beklenti mantığına ve Syriza’yı kendi hükümetleri olarak görmelerine saygı duyuyoruz. Fakat, emekçilerin yeni hükümete hiçbir açık çek vermemeleri gerektiğine dikkat çekiyoruz. Yunan emekçi halkı kemer sıkma politikalarını sonlandırmak için beklediği değişiklikleri hayata geçirmek ve durumu tersine çevirmek için kendi seferberliğine güvenmeye devam etmeli. Bu değişiklikleri hayata geçirme yolunun Troyka, Avro bölgesi ve AB ile kopuş doğrultusunda, Troyka ile yapılan anlaşmaları iptal etmeyi, derhal borç ödemelerini durdurmayı içeren bir acil eylem planından geçtiğini belirtmekte ısrarcıyız. Mevcut durumda kısmi önlemlere yer yok. Borç ve AB ile yapılan anlaşmalar, Yunanistan’daki dramın temel nedenleridir. Eğer buradan başlanmazsa, bir çözüm söz konusu olamaz.

Bu anlamda, Syriza’nın yeni hükümetinin bu yolu takip etmeyeceğini işaret etmekten vazgeçemeyiz. Çipras kesintileri durduracağını ve ücretleri artıracağını vaat etti. Fakat bütün borç ödemelerini askıya almak yerine, Çipras ve Syriza liderleri, örneğin, borçları daha iyi koşullarda ödemeye devam etmek için “yeni müzakere”den bahsediyorlar. Alexis Çipras, Aralık ayının sonunda, Alman günlük gazetesi Handelsblatt’a şu açıklamada bulundu: “Syriza liderliğindeki bir hükümet, Avro bölgesinin etkili bir üyesi olarak, bütçe dengesini yakalamaya ve AB kriterleri çerçevesinde mali hedefleri tutturabilmeye çalışarak Yunanistan’ın taahhüt ettiği bütün yükümlülüklere saygı gösterecek.” Daha sonra, 20 Ocak’ta İngiliz Financial Times gazetesine “Syriza liderliğinde kurulacak hükümet, Yunanistan’ın AB’ye borcunu kapatmak için bütçe konularında daha önce verdiği sözlerin tümünü yerine getirecek” açıklamasında bulunarak bu sözlerini onayladı. Ayrıca, ne yazık ki, Syriza 2012’deki önerisini terk ederek, özelleştirilmiş işletmelerin yeniden kamulaştırılmalarından vazgeçti: “Devletin likidite eksikliğinden dolayı yeniden kamulaştırma mümkün olmayacak” (Çipras’ın hükümet ekibinden Yannis Varoufakis).

Syriza’dan beklenti içindeki pek çok yoldaş bize abarttığımızı, yeni hükümete “zaman verilmesi” gerektiğini veya bunların “taktiksel açıklamalar” olduğunu söyleyebilir. Fakat maalesef, bu tip uzlaşma ve patronlarla anlaşma arayışlarına dayalı projeler başarısızlığını kanıtlamıştır. Şimdi Syriza hükümet kurabilmek için küçük bir sağcı partiyle (Seçimlerde 6. sırada olan Bağımsız Yunanlar) anlaşıyor. Hâlihazırda, Syriza ile aynı argümanları kullanmış olan Latin Amerika’daki hükümetlerin deneyimine sahibiz. Brezilya’daki İşçi Partisi (PT) ve Lula, Bolivya’daki MAS (Sosyalizme Doğru Hareket) ve Evo Morales ya da Venezuela’daki Chavizm, bu bağlamdaki örnekleri oluşturuyor. Bu ülkelerde hakiki antikapitalist önlemler alınmadı ve Lula-PT örneğinde, doğrudan IMF ile anlaşıldı ve işçilerin değişim beklentilerine ihanet edildi. 15 yıl önce Chavizm’in büyük beklentilerle iktidara geldiği Venezuela’da, ülke gıda yokluğu, işten atmalar ve Latin Amerika’nın en yüksek enflasyonu ile büyük bir kriz içinde. Bu nedenle işçi sınıfının bu hükümetlerden bağımsız kalması, kendi örgütlenmeleriyle, meclisleriyle mücadelenin öncüsü olması ve bu süreçlerde yeni bir devrimci sosyalist önderliğin oluşumuna katkı sağlaması gerekliliklerini tekrar vurguluyoruz.

Bu yolda Yunan işçilerine, gençliğine, Syriza tabanına, onun en mücadeleci kesimlerine, seferberlikleri yoluyla, Çipras ve Syriza hükümetinden borçlanma ve yağma üzerine kurulu ekonomik modelden kopmalarını, Troyka’dan ve AB’den kopmalarını ve borç ödemeyi durdurmalarını talep etmesi çağrısında bulunuyoruz. Ve hükümetten, diğerleri arasında, bankaların kamulaştırılması ve özelleştirilmiş işletmelerin ve mülklerin yeniden devletleştirilmesi gibi krizden çıkışı sağlayacak hakiki önlemleri kapsayan bir acil eylem planı hazırlanması talep edilmelidir. Ancak bu sayede ücretlerin ve emekli maaşlarının yükseltilmesi, eğitim ve sağlık hakkının iyileştirilmesi için gerekli para elde edilebilir.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI)

27 Ocak 2015

“Taşeron, Güvencesiz, Esnek Çalışmaya Son!” etkinliği gerçekleştirildi

0

Son dönemlerde büyük bir ivme ile artış gösteren esnek, güvencesiz ve taşeron çalışma üzerine, İDP Girişimi tarafından ” Taşeron, Güvencesiz, Esnek Çalışmaya Son ! ” başlığıyla, 1 Şubat Pazar günü İDP Eyüp ilçe bürosunda bir panel gerçekleştirildi. Panel; MESS’in 3 yılı kapsayan sözleşme ve düşük zam dayatmasına karşı grev kararı alan fakat geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu tarafından ” milli güvenliği tehdit ettiği ” gerekçesiyle grevleri yasaklanan metal işçilerinin onurlu mücadelesinin selamlanması ile başladı. Ardından katılımcıların konuşmalarıyla devam etti.

Arjantin’den metal grevine destek!

0

Arjantin’de mücadeleci sendikal hattın ülke çapında simgesi olan Buenos Aires-Sarmiento hattı demiryolu işçileri, metal grevi için bir destek mesajı gönderdi. Demiryolu İşçileri Sendikası Sarmiento Şubesi Genel Sekreteri Ruben “Pollo” Sobrero, aynı zamanda UIT-CI seksiyonu, kardeş partimiz Sosyalist Sol üyesidir.

Türkiye’nin grevdeki metal işçilerine:

Binlerce metal işçisi tarafından başlatılan ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki onlarca fabrikayı kapsayan grevin haberini almış bulunuyoruz ve mücadelenizle koşulsuz dayanışmamızı ifade ediyoruz.

Aynı zamanda, hükümetin baskıcı tehditlerinin de söz konusu olduğunu biliyoruz. Grev ve protesto hakkınızı sınırlamaya veya yasaklamaya dönük bütün girişimleri reddediyoruz. Bizler de Arjantin’de hükümetin protestoları yasadışı hale getirme girişimleriyle karşı karşıyayız.

İşçilerin mücadelesinin tüm dünyada bir ve aynı mücadele olduğunun bilincindeyiz.

Sizlere en içten, kardeşçe selamlarımızı iletiyoruz. Bilmenizi istiyoruz ki, sonuna dek sizlerle beraberiz.

Ruben “Pollo” Sobrero,

Demiryolu İşçileri Sendikası, Büyük Buenos Aires Batı Yakası Seksiyonu, Sarmiento Şubesi Genel Sekreteri

Metal işçisine AKP-MESS darbesi ancak mücadelenin ilerletilmesiyle durdurulabilir!

0

AKP hükümeti işçi düşmanı yüzünü bir kez daha tüm çıplaklığıyla göstererek, Bakanlar Kurulu kararıyla metal işçilerinin grevini yasakladı. Grev yasaklandığı sırada, 4 metal patronu MESS’ten ayrılarak Birleşik Metal-İş’le toplu sözleşme masasına oturmayı kabul etmiş, 15 bin metal işçisi MESS boyunduruğunu bu kez kırmak için grev mücadelesi etrafında kenetlenmiş durumdaydı. AKP hükümeti, böylesi kritik bir aşamada “milli güvenliği tehdit ettiği” gerekçesiyle grev yasağı getirerek, grev sürecine hayati bir müdahalede bulundu ve gerçekte patronların hükümeti olduğunu, “milli güvenliğin” ise, sermayenin güvenliğinden başka bir şey olmadığı bir kez daha ortaya koydu.

Metal işçisi kazanacak!

0

MESS’in üç yıllık sözleşme ve düşük zam dayatmasına karşı 15 bin metal işçisi grevde. Metal işçisi, bu adımı patronların saldırıları altında geçen yılların yarattığı öfke birikimiyle atıyor. MESS’in dayattığı sözleşme, sermayenin daha fazla kar için tüm işçilere yönelttiği düşük ücret baskısının bir parçası. Patronlar bir yandan da üç yıllık sözleşmeyi masaya koyarak hem arzuladıkları ucuz işgücünü süreklileştirmek hem de işçilerin toplu sözleşme silahını boşa düşürmek istiyorlar. Doğrusu, ay sonunu zor getiren, sendikal hakları her geçen gün daha da törpülenen bizlerin geri adım aracak yeri kalmadı. MESS saldırıları karşısında yılmayacağız, teslim olmayacağız!

Metalde grev süreci hangi fabrikalarda başlıyor?

0

Birleşik Metal-İş Sendikası 29 Ocak tarihinde başlayacak metal grevi ile ilgili olarak aşağıdaki bildiriyi sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Grevin yaşanacağı fabrikaların adreslerini de barındıran bildiriyi okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Kobane zaferi Taksim’de coşkuyla kutlandı

0

Birkaç ay önce “Kobane bugün yarın düşecek” diyen Erdoğan’a inat, Kobane artık özgür. Dünya IŞİD katillerinin arkalarına bakmadan kaçmalarına tanıklık etti. YPG ve YPJ gerillalarının Peşmerge destekli mücadelesi ile 134. gününde zafere ulaşılmış durumda.

Sermaye eğitimi ve işçileşen öğrenciler

0

Üniversite eğitimi, kapitalizmin dönemsel ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirilen, toplumsal ilişkileri yeniden üreten bir özelliğe sahip. Kapitalist sistemin devamlılığını sağlamak adına, öğrencilere eğitim hayatları boyunca, egemen ideoloji ve üretim ilişkileri benimsetilmeye çalışıldı. Dolayısıyla üniversiteler geçmişten günümüze çeşitli dönüşümler geçirdi. Örnek olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulduğu yıllardaki üniversite sistemi “elit, burjuva vatandaş” yaratma üzerine kuruluydu. Amaç resmi ideolojiyi benimseyen ve bu ideolojinin yaygınlaştırılmasına katkıda bulunan örnek vatandaşlar yetiştirmekti. İlerleyen dönemlerde üniversite “entelektüel, aydın” bireyler yetiştirmeye devam etti, “bilim için bilgi üretme” anlayışıyla hareket etti.

SYRIZA umut olabilir mi?

0

Beklenen oldu ve SYRIZA iktidarda. İki milletvekili ile tek başına iktidarı kaçıran parti, Bağımsız Helenler Partisi (ANEL) ile koalisyon hükümeti kuracak. SYRIZA ve benzeri partilerin neoliberal kemer sıkma ve sömürü politikalarının en çok ve vahşice uygulanan Güney Avrupa ülkelerinde güçlenmesi tesadüf değil. Peki bu partiler Avrupa emekçilerinin radikal değişim talebini ne kadar gerçekleştirebilir?

Artvin’de HES’e karşı mücadele

0

Artvin Yusufeli Sarıgöl Dereleri’nde yapılmaya çalışılan HES’e karşı “Artvin Yusufeli Sarıgöl Dereleri HES Karşıtı Platformu” kuruldu. Daha önce hakkında durdurma kararı verilen projeye yaptığı itirazı kabul edilen şirket iş makineleriyle Sarıgöl’e girmiş durumda. Yılbaşı tatilini fırsat bilen platform üyeleri eylem için Artvin’in yolunu tuttular. Genciyle yaşlısıyla inşaat alanını eylem alanına çevirdiler. Uzunca bir süre alanda bekleyen köylüler basın açıklamalarını okudular.

Ali İsmail’e atılan son tekmeyi unutma!

0

Ali İsmail Korkmaz; Gezi direnişinde 79 ilde sokağa inen 2.5 milyondan biriydi, birimizdi. 15 günde 150.000 adet gaz bombası atıldığı, 3.000 ton kimyasal su sıkıldığını sonradan İçişleri Bakanlığı kendisi açıkladı. Ali İsmail 2 Haziran 2013 gecesi polis teröründen kaçarken polis ve sivillerin de arasında olduğu bir grup tarafından katledildi.

Dink cinayetinin beşinci duruşması bugün görüldü

0

Hrant Dink cinayetinin beşinci duruşması bugün 23 Ocak Cuma günü saat 14.00’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görüldü.

Cizre’deki devlet terörünün ve ölümlerin sorumlusu AKP hükümetidir!

0

Cizre’de 27 Aralık’ta başlayan olayların ardından bugüne dek, 4’ü çocuk 7 kişi hayatını kaybetti. AKP hükümeti olayları “provokasyon” şeklinde niteleyerek ve infazların sorumluluğunu “paralel yapı”nın üzerine yıkmaya çalışarak, Cizre’de uyguladığı devlet terörünün ve cinayetlerin esas sorumlusu olduğu gerçeğinin üzerini örtmeye çalışmaktadır.

Hem ‘kariyer’, hem de kreş istiyoruz!

0

“Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir” diye buyurmuş, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu! ‘2015 yılının ilk bebeğini ziyaret’ maksatlı gittiği hastanede, hükümetin kadın düşmanı cümlelerine bir yenisini eklemiş.

Çözüm siyaseti: Kobane, Cizre ve süreç

0

2014 yılı Hükümet ile Kürt siyasi önderliği arasındaki müzakere sürecinin önemli ölçüde hız kazandığı bir yıl oldu. Selahattin Demirtaş geçtiğimiz günlerde Hükümet ile PKK arasındaki müzakerelerin Ocak ayı içerisinde başlayacağını ifade etti. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan ise Mart ayında PKK’nin silahlı mücadeleye son vereceğini söyledi.

Binler Hrant için sokaktaydı

0

Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden 8 yıl, Ermeni Soykırımı’nın ise üzerinden tam 100 yıl geçti. 19 Ocak’ta yine binlerce kişi, Taksim’den Hrant’ın vurulduğu yer olan Agos gazetesine doğru yürüyüp adalet taleplerini yinelediler. Yürüyüş boyunca “Katil devlet hesap verecek”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” sloganları atıldı.

Rusya’da kriz

0

Putin’in bütün diplomatik ve askeri güç gösterilerine karşın Rusya ekonomisi hızla derin bir krize doğru sürükleniyor. Rusya’nın ulusal gelirinin %68’inin bağımlı olduğu petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş, ABD ile Avrupa Birliği’nin Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçılarla işbirliği yapması nedeniyle büyük Rus şirketlerine uygulamakta olduğu yaptırımlarla birleşince, ülkeden dışarı doğru ciddi bir sermaye kaçışı başlamış durumda. Rusya merkez bankasının bu kanamayı durdurmak için faiz oranlarını %17 düzeyine kadar yükseltmesi bile durumu düzeltebilmiş değil. Tam tersine Rus rublesi, 1998 krizinden bu yana yaşadığı en ciddi değer kaybıyla karşı karşıya: 2014 Aralık ayı ortalarında sadece iki gün içinde dolar ve avro karşısında %25 değer kaybına uğradı. Bütün bir yıl içinde Rusya halkının satın alma gücü yarı yarıya düşmüş durumda.

Ekonomi yokuş aşağı; Nefes alamıyoruz!

0

Yılın son ayı içinde yaşanan belirleyici ekonomik gelişmeler, dünya ölçeğindeki kriz dalgasıyla oldukça ilişkili bir sıkışmanın açık emarelerini verdi. 2013’te yüzde 4 olan büyüme hızı önce Ocak-Eylül 2014’te yüzde 2,8’e düştü, ve ardından son üç aylık dilimde trajik bir düşüşle yüzde 1,7’ye indi. Son veriler, iç talebin durma noktasına geldiğini ortaya koyuyor. Doğalgaza Ekim ayında yapılan -iki seçim nedeniyle ertelenmişti- yüzde 9’luk zammın sonuçlarını hissetmeye başladık bile. Zira bu zam, enflasyonu çift haneye çıkarmaya yetti. İşsizlik rakamları ise 10.01 ile yeniden çift haneli rakamlara erişmiş oldu.

Yeni internet düzenlemesi ve AKP’nin internet politikası

0

Hükümet, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) internette ‘sakıncalı içerik’ engelleme yetkisi veren düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından yeni bir sansür düzenlemesi için kolları sıvadı.

Karadolap Spor Kulübü basın açıklaması

0

İstanbul 1. Amatör Lig’te 20 Aralık’ta Karadolap ile Zeytinburnu arasında yapılan karşılaşmayı Karadolap 4-2 kazandı. Futbol Federasyonu 22 Aralık’ta maç sırasında meydana geldiği iddia edilen olaylar nedeniyle Karadolap’ı hem 3-0 hükmen yenik ilan etti hem de sezon sonuna kadar kendi sahasında oynayacağı maçların tarafsız sahalarda oynamasına karar verdi. On gün sonra 2 Ocak tarihinde Hürriyet gazetesi bu maçı “Namluların ucunda ölümüne maç!” başlığıyla yayınladı. Ardından birçok basın kuruluşu da Hürriyet’i referans alarak bu doğrultuda haberler yaptı. Bu gelişmeler üzerine Karadolap Spor Kulübü gerçekte ne olduğu konusunda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan kulüp başkanı Çayan Dursun hem olaylara hem de karara dair görüşlerini dile getirdi. Söz konusu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz.

Tunus Cumhurbaşkanlığı seçimleri: Öncesi – sonrası

0

Ortadoğu ve Kuzey Afrika devrimlerinin fitili Tunus’ta alev aldı. Devrimin fitilini ateşleyen olay 17 Aralık 2010 tarihinde Muhammed Buazizi’nin baskı ve şiddet yönetimine karşı isyanını kendini yakarak göstermesi oldu. Ardından başlayan eylemler sadece 28 günde 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali diktatörlüğünü devirdi. Bin Ali 1989 yılında ele geçirdiği iktidarını 14 Ocak 2011’de geride bırakarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu olay yüzde 98’i Araplardan oluşan 10,5 milyon nüfuslu Tunus’un en önemli tarihsel kırılma anlarından birini oluşturmaktadır.

Birleşik Metal-İş 29 Ocak’ta greve çıkıyor !

0

DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın 21 Aralık’ta Gebze’de “İnsanca çalışma, insanca ücret” şiarıyla gerçekleştirdiği mitinge işçilerin MESS dayatmalarına karşı grev sloganlarını yükseltmesi damgasını vurmuştu. Patron sendikası MESS ile Birleşik Metal-İş sendikası arasında yürütülen TİS görüşmelerinin anlşamazlıkla sonuçlanması üzerine, 41 iş yerinde yaklaşık 15 bin metal işçisini ilgilendiren sözleşmeyle ilgili olarak 10 Ocak günü Birleşik Metal-İş’in merkez TİS Kurulu gerçekleştirdiği toplantıda grev kararı alınmıştı.

“Çok şükür bugün de fıtratımızda eşitlik yok!”

0

Türkiye yeniden devleti yöneten ‘erk’ekler tarafından yapılan bir ‘kadın- erkek eşit değildir’ beyanıyla karşı karşıya. 2010 yılında Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan kadınla erkeğin hiçbir zaman eşit olamayacağını söyleyip partisinin -ve dolayısıyla ülkenin yönetiliş tarzının- zihniyetini dile getirmesi yetmemiş olacak ki 2014 yılında da Cumhurbaşkanı sıfatıyla söylemini yeniledi: ‘Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir’.

1918: “Ateş, ihanet ve devrim!”

0

Kapitalist toplum, sermayenin ekonomik alandan başlayarak siyasal, kültürel, yaşamsal her alt parça üzerindeki tahakkümüne dayanır. Burjuvazinin hegemonyası, her şeyden önce sınıf karakteri açık bir dizi baskı aracına dayanıyorsa da erkin sağlamlaştırılması konusu aynı zamanda, ideolojik hakimiyetin üzerine kurulur. İşçi sınıfı siyasetinin tarih boyunca sabit bir talep toplamı, siyaset mantığı, politik tarz ve felsefeye sahip olmayışının nedenlerinden biri de budur.

Yunanistan erken seçime giderken

0

Önce Pasok, ardından teknokratlar, şimdi de Samaras önderliğindeki ND (Yeni demokrasi) hümümeti, Yunanistan emekçilerinin sömürü politikalarına karşı verdiği mücadele ile tek tek devrildiler.

Mersin’de taşeron belediye işçileri eylemdeydi

0

Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından işten çıkarılmalarının ardından imza kampanyası başlatan taşeron belediye işçileri, topladıkları imzaları vermek için 12 Ocak günü eylem gerçekleştirdi.

HEMA’da 523 işçi işten atıldı

0

Ereğli’ye bağlı Kandilli beldesinde 2006 yılından bu yana faaliyet gösteren HEMA kömür işletmesinde işten atmalar devam ediyor.

Baştan savma iş yapmayın

0

Bu metin Lev Troçki tarafından 29 Mayıs 1923 tarihinde, Kiev’li yoldaşlara bir mektup olarak kaleme alınmıştır. 31 Mayıs 1923’de Bolşevik Parti resmi yayın organı Pravda’da yayınlanmıştır.

İHD: 242’si ağır, 653 hasta mahpus var

0

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, hasta mahpuslarla ilgili açıklama yaptı, derhal serbest bırakılmalarını talep etti. Açıklamaya göre hapishanelerde 242’si ağır, 653 hasta tutuklu ve hükümlü var.

ODTÜ’de işçiler direnişe başladı

0

ODTÜ Trafik Amirliği’nde çalışan taşeron işçiler mobbing, baskı ve yıldırma gibi politikalara karşı bugün itibariyle rektörlük önünde fiili direnişe başladı. İşçiler bütün demokrasi ve sosyalizm güçlerini kendileriyle dayanışmaya çağırıyor.

Çığ altında kalan işçiler hâla mahsur

0

Trabzon’un Çaykara ilçesinde Cuma günü gerçekleşen çığın altında kalan 4 işçi için arama çalışmaları sürüyor. Çalışmalar esnasında bir işçinin cansız bedenine ulaşılırken, ulaşılan işçinin kimliği de tespit edildi. Ölen işçi Adana nüfusuna kayıtlı Nusret Er, diğer işçiler için ise arama çalışmaları sürüyor. Alınan son bilgilere göre çığ altında kalan işçilerin telefonlarının çaldığı belirtilirken, aileler çalışmaların eksikliğinden yakındı.

Hindistan’da yarım milyon madenci greve çıktı

0

Hindistan’ın en büyük kömür madeni şirketi olan Coal India (Hindistan Kömür) şirketinde 6 Ocak gününde 500 bin işçi greve çıktı. Şirket, hükümet ve maden işçileri sendikaları arasında gerçekleşen görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev 10 Ocak tarihinde sonlandırıldı. Grev, 1974’teki demiryolu işçilerinin grevinden bu yana gerçekleşen en büyük grev olma özelliğini taşıyor. Grev çağrısını yapmış olan 5 maden sendikası, 3,7 milyon işçiyi temsil ediyor.

Eyüp’te inşaat işçisi yaralandı

0

Eyüp’te bir inşaatta çalışan 27 yaşındaki İlhami Macit, kanal çalışması sırasında kayan toprağın altında kaldı.

Bugün 5 ilde toplamda 8 işçi hayatını kaybetti

0

Bugün İstanbul, Trabzon, Erzurum, Kayseri ve Konya’da toplamda 8 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Cinayetler, gerekli önlemler alınmadığı ve iş güvenliği tedbirleri fiilen uygulanmadığı için yaşandı.

Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıyı lanetliyoruz!

0

Sadece hoşuna gitmeyen şeyler yazdı-çizdi diye insanları öldürmek! Katliam yapmak! Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan tam olarak bu. İki silahlı saldırgan 7 Ocak günü derginin Paris’teki merkezini basarak en az 12 insanı katletti. Dördü ağır 20’ye yakın insanı yaraladı.

Charlie Hebdo’ya saldırı

0

Çarşamba günü Paris’te Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırıda 12 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.

Berlin Duvarı’nın yıkılışı

0

Doğu ve Batı Berlin’i birbirinden ayıran duvarın çöküşü, hiç kuşku yok ki, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da kurulmuş olan düzenin de yerle bir olması anlamına geldi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca gerek SSCB gerekse Doğu Avrupa’daki diğer yozlaşmış işçi devletleri üzerinde mutlak bir otoriteye sahip durumdaki Stalinist rejimler çözülüp dağılırken, kapitalizmin söz konusu topraklarda restore edilmesiyle sonuçlanan bu sürecin sınıf bilinci ve örgütlülük düzeylerinde günümüz “solu” üzerinde de belirleyici etkileri oldu. Tabiri caiz ise söz konusu sürecin mantığı kavranmaksızın, günümüz solunun geçirdiği politik ve örgütsel evrimin izlerini sürmek de olanaksızlaştı.

Kadınlar asgari ücreti değerlendiriyor: Söz hakkımız da yok yaşama şansımız da!

0

Aşağıda “Kadın Emeği Platformu”nun basın açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2015 yılı asgari ücret zam oranının belirlenmesi için sonucu belli toplantılarına başladı. Oysa hükümet ekim ayında asgari ücret zam oranını yüzde 3+3 olarak ilan etti.

Asgari ücret Türkiye’de 5 milyondan fazla emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum etmektedir. Resmi verilere göre Türkiye’de sigortalı çalışan 12 Milyon’un yüzde 46’sı asgari ücretlidir. Kasım 2014 itibariyla dört kişilik bir aile için açlık sınırının 1283, yoksulluk sınırının 4057 TL olduğu Türkiye’de 2 çocuklu bir asgari ücretlinin geliri 931 TL’dir.

Dora işçileri direnişin 100. gününde de eylemdeydi

0

Ağır çalışma koşullarına karşı Turizm Otel Spor Emekçileri Sendikası (Tüm Emek Sen)’nda örgütlenen ve bu örgütlenme sonucu işten atılan Dora Otel işçileri direnişin 100. gününde de eylemdeydi.

Saat 9:30’da Pangaltı metro çıkışında buluşan direnişçi işçiler, Dora Direnişiyle Dayanışma Platformu ve Birleşik Haziran Hareketi Şişli Meclisi, buradan otelin bulunduğu yere bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca güzergahtaki birçok otelden turizm emekçileri eyleme alkışlarla destek verdi. Yürüyüş sırasında “Dora işçisi yalnız değildir”, “Atılan işçiler geri alınsın”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları yükseltildi. Dora otelin önüne gelindiğinde, 2014’ü direnişle kapatıp 2015’i de direnişle açtıklarını vurgulayan işçiler basın açıklamasında hem kendi sektörlerinin hem de sınıfun tamamının yaşadığı sorunlara işaret ederek:

Metal sektöründe grev süreci başlıyor

0

Metal iş kolunda grev süreci başladı. 100 bini aşkın işçi ve ailesini ilgilendiren 2014-2016 Dönemi Metal Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde, resmi arabulucu raporu DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’na ulaştı. Patronlarla uyuşmazlık tutanağı tutan sendika 60 günlük grev süresini başlattı.

Maltepe Hastanesi işçisi: “Kazanacağımıza inanıyoruz!”

0

Sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkartılan ve 8 Aralık sabahı hastane girişine çadırlarını kurarak direnişe geçen Maltepe Üniversitesi Hastanesi işçilerini, çadırlarında ziyaret ettik. Yönetimin bütün usulsüzlüklerine, haksızlıklarına ve soğuk havaya rağmen, mücadele etme azimlerinden ve coşkulu kararlılıklarından hiçbir şey yitirmemiş olan 98 işçiden bazıları ile süreci, sendikalaşmayı, yönetimin tavrını ve gelecekteki planları üzerine konuştuk.

28 Aralık Kent Mitingi: Marmara için birleşiyoruz, yaşamak için direniyoruz!

0

İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısı ve çeşitli siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katılımı ile kitleler 28 Aralık’ta Kadıköy’de buluştular. Yırcalılar, Maltepe Hastanesi Direnişçileri, Cevizli Tekel, Validebağ Dayanışması ve daha nice emek ve çevre dostu her birlikte Marmara için Birleşiyoruz, Yaşamak için Direniyoruz diye haykırdılar.

Dora emekçileri: “İşimizi geri istiyoruz!”

0

Sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atılan Dora Otel emekçilerinin mücadelesi sürüyor. Her Pazar günü İstanbul Dolapdere’de bulunan Dora Otel’e yürüyüş gerçekleştiren ve burada basın açıklaması yapan direnişçi işçiler, bugün de Dora patronuna her yerde olduklarını hatırlatmak için Dora’nın önündeydiler.

Dora Otel İşçileri: Dora’ya sendika girecek!

0

Bugün (25 aralık) saat 9:50’de sendikalaştıkları için işten atılan Dora Otel işçilerinin işe iade davaları Çağlayan Adliyesi 6 nolu iş mahkemesinde görüldü. Parti temsilcilerimizin de izlediği duruşma 9 mart 2015’e ertelendi. Lakin güne damgasını vuran dikkat çekici gelişme, işveren temsilcilerinin dava sonrasında işçi temsilcileri ile görüşme talebinde bulunmaları oldu.