Ana Sayfa Blog Sayfa 105

Emekçiler Ankara’da buluştu

0

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) çağrısıyla gerçekleştirilen “İnsanca yaşamı savunmak için eşit, özgür, demokratik bir Türkiye!” mitingi için emekçiler Ankara’da buluştu. Mitingde sermayenin kölelik saldırılarının yanı sıra füze kalkanı, Kürt halkına yönelik saldırılar ile çevre ve doğa katliamları gündemleri öne çıktı. Şehir dışından emekçilerin Ankara’ya gelmesiyle Ankara Garı önünde toplanıldı.

Kürtler üzerindeki siyasi baskılara karşı emekçi halkların birliği

0

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin grup toplantısında 1 Ekim TBMM açılışı öncesi yaptığı konuşmada Kürtlere PKK’yi ve BDP’yi şikâyet etti ve “Size ne PKK’den ne de BDP’den hayır gelir” demeye getirdi. Başbakan Erdoğan, Kürtlere BDP’den uzak durmalarını, PKK’nin onlara zarar verdiğini söyledi. Kürtlere, “Aklınızı başınıza alın, sizlerin hakkını ben korurum, bana güvenin” dedi.

Suriye’de rejimin etrafındaki çember daralıyor

0

Suriye’deki devrim süreci altıncı ayını geride bırakırken, seferberlikler ve bu seferberliklere karşı rejimin uyguladığı devlet terörü hız kesmeden sürüyor. Son bir ayda seferberlikler Humus bölgesinde yoğunlaşmış durumda. Suriye ordusunun Humus ve diğer bölgelerde yürüttüğü operasyonlar da devam ediyor. Son bir ay içerisinde Suriye ordusunda firar eden askerlerin sayısının ise arttığı tahmin ediliyor. Suriye ordusuyla, yaklaşık bin kadar firari asker ve silahlı milis arasındaki ilk ciddi çatışma da Humus bölgesindeki, Rastan kentinde gerçekleşti. Fakat orduda firarların artmasına rağmen, kitlesel firarlardan ve ordunun çözülmesinden bahsetmek henüz mümkün değil

Mısır devrimi grevlerle derinleşiyor

0

Mısır’daki yaygın grev dalgası devrimi genişletip derinleştiriyor. Ağustos ayından itibaren, birbiri ardına çeşitli sektörlerde yüz binlerce işçinin katıldığı grevler gerçekleşmekte. Şubat ayında 30 yıllık diktatör Mübarek’i deviren kitleler, Yüksek Askeri Konsey’in ülkeyi olağanüstü hal yasalarıyla yönetmesine ve grevleri yasadışı ilan etmesine aldırmadan, ekonomik ve demokratik taleplerle mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyorlar.

Filistinli tutsaklar itaatsizlik kampanyası başlattıklarını ilan ettiler

Addameer (Vicdan) Tutsaklara Destek ve İnsan Hakları Derneği

Açlık Grevindeki Tutsaklar İle Dayanışmaya Çağırıyor

Ramallah, 27 Eylül 2011 – İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli tutsaklar, son aylarda İsrail Cezaevi İdaresi (İCİ/IPS) tarafından kendilerine uygulanan artan cezalandırıcı tedbirler dizisini protesto için itaatsizlik kampanyasının başladığını ilan ettiler.

İsrail’deki Filistinli tutsaklar açlık grevine başladı

RAMALLAH (Ma’an) Filistin Yönetimi Tutuklu Sorunları Bakanı İssa Karaki (Issa Qaraqe) Salı günü (27 Eylül) İsrail zindanlarındaki Filistinli tutukluların İsrail cezaevi idaresinin muamelesini protesto için açlık grevi başlattıklarını söyledi.

Yunanistan: Dünyanın günah keçisi

0

2008’de açığa çıkan, içinde bulunduğumuz süreçte artarak devam eden, tarihin en büyük kapitalist krizinin faturası, burjuvazi tarafından başta Avrupa olmak üzere tüm dünya işçi sınıfına kesilmiş bulunmaktadır. Bu fatura kesimi, devletlerin bütçe açıklarını ve borçlarını kapatmak istemesiyle, halkın alım gücünün düşmesi, birçok üründe vergi artırımı, sosyal hakların kısıtlanması ya da tamamen ortadan kaldırılması şeklinde kendini gösteriyor. Bu durum karşısında “The Economist” gibi burjuvazinin sözcüsü ekonomi dergilerinin bile, “içinde bulunduğumuz küresel durumdan korkmamız gerekiyor” diye açıklama yapması durumun vahametini ortaya koyuyor.

Arjantin: Demiryolu işçileri lideri ve sosyalist Ruben “Pollo” Sobrero derhal özgürlüğüne kavuşmalıdır!

0

30 Ekim sabahı, Arjantin demiryolları sendikası lideri Ruben “Pollo” Sobrero, Sarimento metro hattında Citadel ve Haedostations’ta gerçekleşen “yanan trenler” vakasına dair asılsız bir suçlama ile göz altına alındı. Sobrero, demiryollarının TBA şirketine satılarak özelleştirilmesine karşı verilen mücadelenin bilinen bir savaşçısı, Sarmiento hattı işçileri temsilcisi ve Demiryolu İşçileri Sendikası bürokrasisinin de uslanmaz bir muhalifiydi.

Mezopotamya Sosyal Forumu açılışını yaptı

0

Bu yıl ikincisi düzenlenen Mezopotomya Sosyal Forumu (MSF) Diyarbakır Darkapı’da başlayan yürüyüş ile açılışını yaptı.

İsrail’e kalkan olan Filistin’e dost olamaz!

Filistin halkının kurtuluşu için İsrail ile ikili ilişkiler kesilsin!

Türkiye’nin İsrail’le ikili ilişkilerini kesmesi, Filistin kurtuluş mücadelesinin desteklenmesi ve bütün Ortadoğu halklarını tehdit eden İsrail saldırganlığının engellenmesi açısından gerekli bir adımdır. Böylesi bir gelişme anti-emperyalist güçlerce desteklenmelidir. Ancak bugünkü gerçeklik, “İsrail ile ilişkileri askıya aldık” yaygarasına rağmen Türkiye-İsrail stratejik ittifakının sürüyor olduğudur. NATO’nun füze kalkanı radar sisteminin Türkiye topraklarına, Malatya’nın Akçadağ ilçesi Kürecik Bucağı’na kurulacak olması bunun en somut delilidir.

Harç zamları: Ne için? Öğrenci hareketi: Nereye?

0

Üniversitelerde kayıt döneminin başlamasına az bir zaman kala öğrenciler harç zamlarında yüksek artışları öngören bir Bakanlar Kurulu kararıyla karşı karşıya kaldı. 26 Ağustos tarihli toplantıda alınan kararlar doğrultusunda, öğrenciler alltan aldıkları derslerde kredi başına daha yüksek miktarlarda harç ödeyecekler. Biraz daha ayrıntı vermek gerekirse; üçünü kez alınan dersler için o dönemdeki harç tutarının kredi başına düşen kısmı üzerinden yüzde 50 gibi bir artıştan söz edilmekte. Eğer ders dördüncü defa alınıyorsa bu artış yüze 100’e, daha fazlasında ise yüzde 150 ilâ yüzde 300’e kadar yükselmekte.

Cihan’a Özgürlük!

0

Cihan Kırmızıgül, 20 aydır içeride ve tek suçu puşi takan bir grubun eylemi sırasında olay yerinde bulunmak. 20 aydır tutukluğuna gosterilen sözde deliller ise, o gün kendisinin de puşi takması, cep telefonunda bulunan Kürtçe bayram mesajı ve gizli tanığın başta Cihan’a dair suçlamalarda bulunup sonra tanıklıktan geri çekilmesi.

Türkiye İsrail’e ne kadar karşı?

0

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da on yıllardan beri sağlam kayalara benzetilen taşların yerinden oynaması, bölgedeki rejimler haritasının yeniden çizilmesini gündeme getirdi. Emperyalizmin masasında açık duran Arap dünyası dosyasında henüz karşılığı aranmakta olan başlıca soru, bölgedeki devrimci dalganın nasıl denetim altına alınabileceği. Bin Ali, Mübarek, Kaddafi ve yarın muhtemelen Esad’ın olmadığı bir dünyada bölge halklarının İntifada’sı küresel kapitalizmin kanallarına nasıl akıtılabilecek? Devrimci proletaryanın Arap halklara henüz örgütlü bir önderlik sunamadığı bir dönemde ve “koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denir” misali, Türkiye, daha doğrusu Batı dünyasında “ılımlı İslam” diye betimlenen AKP hükümeti, dünya “kamuoyu oluşturucularının” yıldızı haline gelmeye başladı.

Dolmabahçe mutabakatından bugüne hangi ‘vesayetin’ sonu

0

Yüksek Askeri Şura’nın oturma düzenindeki değişiklik, başbakanı tek başına otururken gösteren fotoğraflar kamuoyuna “bir demokrasi tablosu” olarak sunuldu. Burjuva Basınının neredeyse bütün kalemleri Başbakan’ın toplantıya tek başına başkanlık etmesini “askeri vesayet rejiminin sonu olarak tanımladı. Bütün liberal ve AKP yandaşı teorisyenler Oturma düzenindeki bu değişimin “demokrasinin zaferi”olduğu ilan ettiler.

Biten mi vardı ki, başlayan olsun!

0

Silvan saldırısı ve Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) demokratik özerklik programını ilan etmesinin, AKP hükümetinin en azından bir dönem boyunca açıkça dillendirilmekten kaçındığı savaş ve şiddet uygulamasının başlamasına/yoğunlaşmasına vesile olduğu söyleniyor.

Tutuklu öğrencilere özgürlük!

0

Bugüne kadar gazetemizin gençlik sayfasında, Bologna süreciyle beraber eğitimin hızlı bir biçimde piyasalaşması, barınma, ulaşım, işsizlik gibi sorunlara değindik ve değinmeyi de sürdüreceğiz. Ancak, nispeten “gündem dışı” olmaya zorlanan tutuklu öğrencilerle de dayanışmayı sürdürmenin zorunluluğuna inanıyoruz. Bugün Türkiye’de çeşitli gerekçelerle gözaltında ya da tutuklu olan yüzü aşkın öğrenci bulunmakta. Bunlardan biri, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül. Yaklaşık 20 aydır tutuklu ve Tekirdağ F Tipi Cezaevinde. 20 Şubat 2010 tarihinde Kağıthane’de bir “molotoflama” eylemine katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Cihan o günden beri yalan ve iftiralar silsilesiyle karşı karşıya.

Şimdi dini bütün kapitalizm zamanı…

0

Abartmak dikkat çekmenin en etkili yollarından biridir. Kullanım alanı da çok geniştir. Her zaman mı böyleydi? Belki evet, belki hayır! Kesin olan günümüzde yaygın olarak böyle olduğu…

Pekiyi, nedir abartmak? Kısaca gerçekte öyle olmayan birşeyi öyleymiş gibi göstermek diyebiliriz. Bir nevi göz boyamak, kandırmak…

2011 Mezopotamya sosyal forumu gerçekleşiyor

0

2009’dan beri gerçekleşen Mezopotamya Sosyal Forumu bu yıl, 20-25 Eylül tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleşecek.

İspanya’da parti okulu

0

Uluslararası Birlik Komitesi birleşeni Lucha Internacionalista (Enternasyonalist Mücadele), geleneksel parti okulu etkinliğini geçtiğimiz ay içerisinde gerçekleştirdi. Okulun bu yılki konusu Avrupa ekonomik kriziydi. Krizin tarihsel kökenleri, Avrupa birliğinin sınırları, Avrupa’da sınıf mücadelesinin olanakları ve parti inşası konuları dört gün boyunca tartışıldı.

Mihri Belli ve “Yiğidin Kalesine Sığınmak”

0

Sosyalist hareketin önemli liderlerinden biri olan Mihri Belli, 16 Ağustos 2011’de solunum yetersizliği nedeniyle hayata veda etti. Teorisi ve eylemiyle devrimci kuşaklara yön veren kadrolardan biridir Belli. “Yiğidin kalesine sığınmak” deyimi onun mücadele anlayışının da kısa bir özetidir. Eşi Sevim Belli, anılarını yazdığı kitabında (Boşuna mı Çiğnedik, Sevim Belli, Belge Yayınları), Mihri Belli’nin bu cümleyi yoldaşlarına sorguda moral vermek ve sessiz kalmalarını sağlamak için kullandığını söyler. Belli’nin hayatı böylesine direngen, kararlı ve aynı zamanda diğer militanlar için moral vericidir. Bu nedenle de cenazesi çok sayıda farklı siyasi çevreyi de bir araya getirmiştir.

12 Eylül’e karşı mücadelemiz bitmedi

0

12 Eylül askeri darbesi, kuşkusuz, bu toplumun emekçi kitleleri nezdinde politik, ekonomik ve toplumsal bir kırılmadır. Darbeyi, yalnızca faşizan bir askeri yönetimin toplumsal muhalefeti fiziksel olarak imha etmesini değil; neoliberal ekonomik yapılanmanın temellerinin atıldığı, işçi sınıfı örgütlülüğünün tasfiye edildiği, bir kuşağın zihinsel kodlarına biat ve korku tohumunun ekildiği politik bir karşı devrimci eylem olarak kavramak gerekir.

Bir kez daha ittifaklar, cepheler ve devrimci partinin inşası üzerine

0

Türkiye sosyalist hareketi uzun yıllardır bir kriz içerisinde. Sosyalist çevrelerin, güncel politikayı etkileyecek gücünün olmayışı “güçlü bir parti kurmanın yeni yolları nelerdir?” sorusunu sorduruyor. Referandum sürecinde Türkiye sosyalist hareketinin etkisizliği ve bu dönemde oluşmaya başlayan ittifaklar, aynı soruyu yeniden gündeme getirdi. Ancak yeniden gündeme gelen bu soruna, yeni cevaplar değil de her kriz anında tekrarlanan o meşhur cevap ile yaklaşılmaya devam ediliyor.

Kaddafi Trablus’u kaybetti; sıra Esad, Salih ve diğerlerinde!

0

Libya’da 42 yıl süren Kaddafi diktatörlüğü, 6 aylık bir iç savaşın ardından tarihe gömüldü. Öncelikle, bu kanlı rejimin silahlanan Libya halkı tarafından yıkılışı, Libya halkı ve Arap devrimci süreci adına bir zaferdir ve Arap devrimci süreci adına ileri doğru atılmış bir adım anlamına gelmektedir. Ne var ki, NATO güçlerinin gelişmelere müdahalesi ve Ulusal Geçiş Konseyi üzerindeki kontrolü, isyan hareketinin eski rejimi topyekûn imha etmesi ve devrimi nihai zafere ulaştırması adına aşması gereken temel bir engele dönüşmüş durumdadır.

Gerze: Şirketlerin çıkarı mı halk ve çevre mi?

0

Sinop-Gerze’de, Anadolu Grubu adlı şirketin izinsizce başlattığı Termik santral inşasına köylülerin doğadan yana verdiği kararlı tepki jandarma ve polisin insafsız saldırısı ile karşılaştı. Ancak bu baskı köylülerin bu onurlu direnişi engelleyemedi.

Bir bayram hatırası

0

1984 yılında ülkesinden (Filistin) uzaklarda dünyaya gelen, yaşamının büyük bölümünü Filistin davasına adamış ve tıp öğrenimi gördüğü süreçte Türkiye’de geçirdiği 6 yıl içerisinde de Filistin davasından kopmayan ve Türkiye’de, gazetemiz İşçi Cephesi’nin de bir bileşeni olduğu Filistin için İsrail’e Boykot grubunun kurucu faaliyetini yürüten dostumuz Nicola Alsa’afin şu anda Ürdün’de yaşamakta ve mücadelesini orada sürdürmekte. Kendisinin Boykot grubu için hazırladığı “Bir bayram hatırası” başlıklı mektubunu sizlerle paylaşıyoruz.

Tekstil – Tek yol birlik ve mücadele!

0

Merhaba ben otuz beş kişilik bir atölyede çalışıyorum. Benimle birlikte çalışan arkadaşların ekonomik durumları hiç iyi değil; özelikle kiracılar için… Bizim işyerinde yemek ve servis yok. Yemek ve yol parası da almıyoruz, kendi cebimizden karşılıyoruz. Bu da çok büyük sorun oluyor.

Emekçi halklar kardeştir!

0

AKP hükümetinin Kürt siyasi hareketi ve müttefikleri üzerindeki baskı ve yıldırma politikaları devam ediyor. Bu baskılar güncel olarak 12 Haziran genel seçimleri öncesinde başladı. Seçimlerin ardından da artarak devam etti.

Asker-polis devletinden polis-asker devletine!

0

AKP, “eski düzen” güçlerini, her şeye nüfuz eden çözündürücü bir sıvı misali çözmeye ve ardından istediği kalıba dökerek yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Adeta kendi suretinde bir dünya yaratıyor. Hegemonyanın el değiştirmesi böyle bir şey olsa gerek…

PTT işçileri direniş çadırlarını kaldırıyor

0

Yaklaşık 8 ay önce keyfi bir şekilde işten atılan ve bunun üzerine taşeronlaşmaya karşı direnişe başlayan PTT işçileri, dün yaptıkları basın açıklamasında eylemlerini bitirdiklerini açıkladılar.

Unutmayacağız! Affetmeyeceğiz!

0

Genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesinin önünde, 19 Ocak 2007’de katledilen Hrant Dink ile ilgili davanın 19. Duruşması bugün görülüyor. Duruşmadan önce, kendilerini “Hrant’ın arkadaşları” olarak adlandıran bir grup Dolmabahçe’de, “Unutmuyacağız” ve “Affetmeyeceğiz” yazılı pankartların arkasında toplanarak Beşiktaş Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında; “Hrant! Unutmayacağız!” , “Hrant! Affetmeyeceğiz!”, “Faşistler vuruyor, AKP koruyor” , “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant”, “Hrant için, adalet için” gibi sloganlar atan yaklaşık 150 kişilik grup, alkışlarla Beşiktaş Meydanı’nda bekleyen grupla birleşti. Burada yapılan basın açıklamasında Metin Eray, Dink’in katledelişinin üstünden 4 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Ogün Samast ceza alınca ‘işte adalet’ diyenler, bu işi tezgahlayan ağabeylerinin peşini bırakacağımızı düşünmüş olmalılar. Yanılıyorlar.” diye konuştu.

Sınıf Bilinci Nedir?

0

1. Sınıf bilinci kavramını, belirli bir programatik çerçeveyle tanımlanmış bir bilinç düzeyi olarak değil, proletaryanın, kendini ayrı bir toplumsal sınıf olarak kavramaya başlamasından, iktidarın devrimci fethi ve sosyalizmin dünya ölçeğinde kurulması düşüncesine kadar farklı düzeyleri kapsayan bir çerçeve olarak tanımlamak gerekir. Dolayısıyla, sınıf bilinci, zaman ve mekan içinde tariflenmek zorunda olan bir kavramdır.

Yurttan ve cihandan kriz manzaraları

0

Önceleri ufak bir yol kazası dediler, ardından türbülans serbest piyasa ekonomisinin doğal salınımları olarak adlandırıldı. Çıkış mümkündü yalnız, acı reçetenin tadına bakmak gerekiyordu ve neoliberal reformlar kararlı bir biçimde, sızlanmadan uygulanmalıydı.

Yaptılar, yapıyorlar… 61. Hükümet Programı da ekmeğimizden ve özgürlüğümüzden alıyor

0

Yaptıklarını yapacaklarına teminat gösteren Başbakan Erdoğan, 61. Hükümet Programı’nı da “yaptık, yapıyoruz, yapacağız” sözleriyle geçtiğimiz günlerde ilan etti. Bu ilanın hemen ardından emekçilerin elinde kalan son kazanımlardan biri olan kıdem tazminatının fona dönüştürülmek üzere kaldırılacağı gündemimize yerleşti. Başbakan doğruyu söylemişti, yaptıkları yapacaklarının garantisiydi. Üstelik de bu ustalık döneminde…

Katliamlara rağmen Suriye’de devrim büyüyor!

0

Suriye’de seferberliklerin başlamasından bu yana yaklaşık 4 ay geçti. Bu zaman zarfında, ayaklanmayı bastırabilmek için Baas rejimi, ağır bir devlet terörü uygulamasına rağmen devrimci sürecin yayılmasını engelleyemedi. 4 aylık süreçte, binlerce kişi devlet tarafından katledildi, on binlerce kişi tutuklandı ve bir o kadar kişi de işkenceden geçirildi.

Mısır’da “ikinci devrim” sesleri

0

Mısır’da Mübarek rejimini deviren kitleler, “ikinci devrim” sloganlarıyla yeniden meydanlarda. Mübarek’in devrilmesinin ardından Yüksek Askeri Konsey’in iktidarı gasp etmesiyle, kitlesel seferberlikler, tedirgin bir bekleyiş içerisinde geri çekilmişti. Fakat geçen zaman içerisinde, “hiçbir şeyin değişmediğini” gören kitleler, devrime sahip çıkmak için yeniden meydanları doldurmaya, eylemleri yaygınlaştırmaya başladı.

Ustalık döneminin ilk icraatı: Kıdem tazminatının kaldırılması

0

12 Haziran seçimlerinin ardından AKP hükümeti neoliberal saldırılarına kaldığı yerden devam ediyor. Patronların omzundan büyük bir yükü daha kaldırmaya, Türkiye işçi sınıfının ise kazanılmış en önemli haklarından birini daha almaya hazırlanıyor; kıdem tazminatını.

İşçi Cephesi pikniğinin ardından

0

Geleneksel olarak her yıl gerçekleştirdiğimiz pikniğimiz için Temmuz ayının ilk hafta sonu bir araya geldik. Gün boyunca devam eden pikniğimizde bizleri yalnız bırakmayan sınıf kardeşlerimizle, ailelerimizle ve dostlarımızla hem eğlendik hem de birliğimizi güçlendirmek için sohbetler ettik, dertlerimizi dinledik.

Blok ve Çatı Partisi üzerine

0

12 Haziran seçimlerinin ardından Yüksek Seçim Kurulu hiç vakit kaybetmeden Blok vekili Hatip Dicle için veto kararı verdi. Bunun ardından, CHP’nin göstermelik şovunu saymazsak parlamentonun yaşadığı en büyük kriz Blok vekillerinin meclisi boykot etmeleri oldu. Meclisin tatile girmesi, operasyonların başlaması ve çatışmaların sürmesi ile beraber bu sorun halen çözülebilmiş durumda değil.

Durmak yok, talana devam!

0

Karadeniz, çevresi ve doğal yapısı açısından Türkiye’de ayrı bir öneme sahiptir. Ülkemizin her köşesi gerçekten bir cennet! Fakat patronların HES (Hidro Elektrik Santralleri) projeleri ile bu cennet doğayı, çıkarları uğruna acımadan yok etmeyi kafasına taktığını görüyoruz. Lakin, emekçi halklar da onlara pabuç bırakmamaya kararlı.

Direnişlerden notlar

0

Bilindiği üzere Ocak ayında, Samsun Gazi Devlet Hastanesi‘nde işten atılan Dev Sağlık-İş Sendikası üyeleri, işe geri alınmaları talebiyle hastane önünde direniş başlatmıştı. İşe dönmek için 176 gündür direnen 2 işçiye, 4 Temmuz günü işten atılan üç işçi daha katıldı. 21 Temmuz günü, DİSK, Türk-İş ve KESK’e bağlı sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin Samsun şube başkanları ve yöneticileri ile birlikte hastane bahçesinde yapacağı basın açıklamasına hastane yönetiminin talimatıyla Özel Güvenlik Birimi (ÖGB) saldırısı gerçekleşti. İşçiler bu saldırıya rağmen alanı terk etmedi ve basın açıklamasını gerçekleştirdiler. 5 taşeron işçinin yürüttüğü direniş, Gazi Devlet Hastanesi bahçesinde devam ediyor.

Türk-İş’te genel kurul öncesi “Güç Birliği”

0

Ülkenin en büyük sendikal konfederasyonu olan Türk-İş’te on muhalif sendika; Basın-İş, Belediye-İş, Deri-İş, Hava-İş, Kristal-İş, Petrol-İş, Tek Gıda-İş, Tez-Koop-İş, TGS ve TÜMTİS ortak bir basın açıklaması yayınlayıp, demokratik, mücadeleci ve güçlü yeni bir sendikal hareket için “Güç Birliği” oluşturduklarını duyurdu. Fakat işçi denetimi ve yönetiminin olmadığı, haliyle sendikal bürokrasinin hakim olduğu Türk-İş bünyesinde, yıllardır kendine yer bulabilen sendika yöneticilerinin, Türk-İş genel kuruluna birkaç ay kala böyle bir girişimde bulunmaları şüphe uyandırmaktadır.

Katlinin 71. yılında Troçki daha da güncel

0

“Avrupa’yı birleştirmek için her şeyden önce iktidarı sizin elinizden çekip almak gerekir”

Avrupa derin bir ekonomik ve politik krizle sarsılıyor. Başta Yunanistan, Portekiz ve İrlanda olmak üzere pek çok devlet devasa dış borçlarını ödeyemeyecek durumda. İspanya, İtalya ve Belçika’nın hazine bonoları mali spekülasyon dünyasında alıcı bulamamanın eşiğinde. Sırada İngiltere var. Burjuvazi şaşkın, işin içinden nasıl çıkacağını bilemiyor; yaptığı tek şey proletaryaya ve emekçi halkın haklarına ve kazanımlarına saldırmak. Avrupa’nın Düyun-u Umumiye’sini oluşturan Almanya ve Fransa, borçlu ülkelerin başlıca kreditörleri olan kendi bankalarını korumanın ve kurtarmanın derdinde, birbirleriyle çekişiyorlar. Bu arada kitleler alanları dolduruyorlar, bankalara, hükümetlere karşı isyan ediyorlar. Avrupa Birliği, ekonomik ve politik bir bütün olmadığını, ulusal burjuvazilerin çekişme ve mücadele alanına dönüştüğünü, dağılmanın eşiğinde sürüklendiğini belli ediyor.

Büyük Kadın Yürüyüşü gerçekleşti

0

İşçi Cephesi’nin de destekleyicisi olduğu Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun organize ettiği Büyük Kadın Yürüyüşü, 24 Temmuz saat 14.00’te Tünel Meydanı’nda başladı. Kadın kortejinin en önünde, 19 Temmuz gecesi baba evinde diz çöktürülüp, göğsüne ve karnına tabancayla ateş edilerek öldürülen Ceylan Soysal’ın fotoğrafı yer aldı. Kortejde ayrıca kadın cinayetlerini temsilen siyah renkli kumaşa sarınan bir tabut, kadınlar tarafından taşındı. İkinci tabutu ise, Şefkat-Der sığınma evinde yaşayan, fiili olarak ölüm tehdidi altındaki kadınlar taşıdı; kadınlar kanlı beyaz kefene sarılmıştı ve yüzlerinde öldürülen Ayşe Paşalı’nın maskesi vardı.

Metal – Eğitim şart ama kime?

0

Kısa bir süredir fabrikamızda, Milli Eğitim Bakanlığı’nca gönderilen iki öğretmen tarafından İşkolu ve İş Güvenliği ile ilgili eğitim verilmeye başlandı. Yaklaşık 40-45 gün sürecek bu eğitimlerin ardından, sınav yapılacak ve sınavda başarılı olanlar sertifika almaya hak kazanacaklarmış. Evet, ilk bakışta iyi bir uygulama gibi gözüküyor, ama derslere girince işin teknik kısmından ziyade asıl amaç anlaşılıyor.

Avrupa’da kriz ve grevler: “Çanlar kimin için çalıyor?”

0

Küresel mali krizin 2008’de patlak vermesiyle Avrupa’daki birçok ülke, yaşanan durgunluğu (resesyon) borçlanarak atlatmaya çalıştı. Krizi yaratan borç zinciri, yaşanan krizi ertelemenin bir aracı haline gelince, bu durum daha büyük sarsıntılara kapı araladı. Şu an Euro bölgesinde ülke ülke yayılan bunalım Türkiye’nin de bu süreçle alarm veriyor olması, borçlanma ve vurgunculuğa (spekülasyon) dayalı ülke ekonomilerinin içine girdiği fasit dairenin trajik bir yansıması. Ülkelerin iflas eşiğine geldiği şu günlerde Avrupalı emekçiler, hükümetlerin kemer sıkma politikalarına grev ve protestolarla tepki gösteriyor.

“Hasta Adam” Avrupa

0

19. yüzyılda Avrupa’nın “hasta adamı” Osmanlı İmparatorluğu idi. Batıda hızla gelişen kapitalizm karşısında onunla rekabet ederek ayakta kalabilecek bir üretim kapasitesi ve çağdaş sanayi geliştiremeyen Saltanat, devasa askeri, bürokratik ve dinsel aygıtını besleyebilmek için sürekli iç ve dış bankerlere -tefeci demek daha doğru olur- borçlanmış, borçlarını ödeyemez hale gelince Avrupalı emperyalistlerin denetimindeki Düyun-u Umumiye’ye teslim olmuş ve sonuçta yıkılıp dağılmaya mahkûm edilmişti. Hasta adamın bu can çekişmesi ve topraklarını parça parça emperyalizme yitirmesi sırasında Yunan halkı da hak ettiği özgürlüğü ve bağımsızlığı kazanmaya başlamış, I. Dünya Savaşı sonrasında da bugüne değin uzanan devlet yapısına ulaşmıştı. Aradan 150 yıl geçti ve bugün Yunanistan Avrupa’nın “hasta adamı” durumunda, üstelik tüm “avro” kıtasını kendisiyle birlikte ekonomik felakete sürüklemekle tehdit ediyor.

Kıdem Tazminatının Kaldırılmasına, Esnek-Güvencesiz Çalışmaya Karşı Birleşik Mücadeleye!

0

3 Kasım 2002’deki seçimlerden beri her sandık sürecinden güçlenerek çıkan AKP, küresel ekonomik krizle beraber sertleşen neoliberal saldırı dalgasının Türkiye’deki ayağını yürütme görevini itinayla yerine getirmeye devam ediyor. Bu amaçla “ustalık döneminin” ilk icraatları da, tıpkı daha önceki dönemlerde gördüğümüz gibi, doğrudan işçi sınıfının kazanılmış haklarına saldırı biçiminde ortaya çıkıyor. Kıdem tazminatının kaldırılması ve esnek çalışma ile ilgili yasa taslakları; işçi sınıfının, yaklaştığı neredeyse herkes tarafından kabul edilen küresel ekonomik krizin “ikinci dibi” öncesi, burjuvazinin elini güçlendirmeye yönelik saldırılara maruz kalmaya devam edeceğinin de en açık göstergesi.

Sıradan faşizm; “Orman değiliz artık milli parkız!”

0

Bir fotoğraf. Zeytinburnu’ndan. Malum Silvan’ın ardından memleket hudutları dahilinde hassasiyet tavan yaptı. Gerekçenin beklenmendiği, ihtiyaç hasıl olduğu an hemen oracıkta icat edildiği zamanlardan geçiyoruz. İşte fotoğraf bu nümayişlerden birinden bir enstantane.

Tekstil – Parça başı çalışma sistemi çözüm değil!

0

Tekstil atölyelerinde çalışanlar bilirler. Parça başı çalışma sistemi 12 Haziran seçimlerinden sonra işyerlerimizde daha fazla uygulanmaya başlandı. Bu sisteme göre işçiler yemek ve yol masraflarını kendi ceplerinden karşılıyorlar ve sigortasız çalışmalarına rağmen tüm sosyal haklarından mahrum oluyorlar.

Kadına yönelik şiddet için bahane bitmiyor!

0

Küçükken yaşadığım köyde hatırladığım bir kadın var. Tel örgülerle ve ağaçlarla çevrili bir evde yaşıyordu. Kocasının kıskançlığı yüzünden evden çıkamıyordu ve bizden su istiyordu. O zamanlar bunun nedenini anlamazdım. Şimdi erkek egemen kapitalist sistem içinde kadınların sosyal hayattan koparılmışlığını, aile ve koca baskısı yüzünden yaşadıklarını ve sırf kadın oldukları için iki kez sömürüldüklerini düşününce, Medine’nin yalnız olmadığını biliyorum.