Ana Sayfa Blog Sayfa 104

Hey Tekstil işçilerine polis saldırısı

0

Direnişlerini Li Fung fabrikası önünde sürdüren Hey Tekstil işçilerine, bu sabah çevik kuvvet ekipleri müdahale etti. İşçiler, iflas göstererek fabrikasını kapatan Hey Tekstil’e ödemesi olan Li Fung firmasının, ödemeyi Hey Tekstil yerine kendilerine yapmaları talebiyle, bir süredir direnişlerini Li Fung firması önünde sürdürüyorlar.

1 Mayıs 2012: Güvenceli iş, onurlu bir yaşam istiyoruz!

0

Dünya çapında patlak veren küresel mali kriz, patronlar sınıfı tarafından hazırlanan reçetelerle atlatılmaya çalışılıyor. Bu reçeteler, onların hizmetindeki işçi düşmanı hükümetler tarafından, çalışma koşullarının kötüleştirilmesi, elimizde son kalan sosyal hakların tasfiyesi ve onurlu bir yaşam sürmenin imkânsız hale getirilmesi üzerinden hayata geçirilirken, kriz patronlar için fırsata dönüştürülüyor. Bunun yanında dış borç ödemeleri emekçilerden alınan ağır vergi yükleri ile sürdürülüyor. Ekonomik krizin faturasını yoksulların hanesine yazanlar, baskı politikalarının güçlendirildiği bir eylem programını devreye sokmaktan da geri durmuyor. Yaşanan krizin ekonomik değil de, politik bir kriz olduğu açıktır.

Kaşıkla ver, kepçeyle al!

0

AKP, kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alan bir hükümet. On yıllık AKP hükümetleri döneminde bu hep böyle oldu. AKP döneminde tek bir örnek yoktur ki işçiye, kamu emekçisine, emekliye yapılan maaş zammının ardından mal ve hizmetlere misliyle zam yapılmamış olsun. Yani AKP kaşıkla verdiğini daima kepçeyle geri almıştır.

Kürt sorununda yeni yöntem

0

Yeni yöntem dediğimize bakmayın. KCK iddianamesinde BDP’nin kapatılmasına kadar varabilecek kimi betimlemelerin yanında, tutuklama dalgalarına ve Newroz yasağına da bakacak olursak, hükümetin esas olarak yeni olmayan -ama görece toplumsal desteğiyle birlikte çok daha ağır siyasi/sosyal sonuçlar üretebilecek- baskıcı bir yöntemde ısrarcı olduğunu söyleyebiliriz.

Enternasyonalist Öğrenci’nin 2. sayısı çıktı!

0

İlk sayısı Şubat ayında yayımlanan Enternasyonalist Öğrenci’nin 2. sayısı öğrencilerle buluşuyor. 2. sayının tanıtım yazısı, şu şekilde:

1 milyon 683 bin kişi için sadece iki sanık

0

Hacı Zengin’in polisin gaz bombası ile öldürülmesi ile, polisin yetkilerinin arttırıldığı 2007’den itibaren polis tarafından öldürüldüğü belgelenmiş kişi sayısı 111’e ulaştı. Buna karşılık 12 Eylül sürecinde kuşkulu (!) şekilde öldüğü anlaşılan kişi sayısı 300 olarak belirlenmişti.

AKP modeli ekonomik büyüme kime hizmet ediyor?

0

Önümüzde bir Türkiye tablosu var. Hep birlikte karşısına geçip şu tabloya bir bakalım! Deniyor ki Türkiye Çin’den sonra dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ikinci ülkedir. Üst üste ihracat rekorları kırmaktadır. Kişi başına gelirini son on yılda üç kat arttırmıştır. Çok güzel! Lakin buna mukabil Türkiye’nin dış borcu da son on yılda üç kat arttı. İthalat yani aldığı sattığının çok çok üstünde gerçekleşti. İşsizlik, büyüdüğü söylenen ekonomiye rağmen, azalmadı. Kayıt dışı ekonomi ve istihdamda anlamlı bir gelişme sağlanmadı. Özelleştirmeler yoluyla kamu iktisadi kuruluşlarının neredeyse tamamı satıldı ve/veya kapatıldı. Bu kuruluşlarda çalışan yüz binlerce işçi zorla emekli edildi, işsiz kaldı ya da hak ve ücret kayıplarıyla güvencesiz çalışmaya mahkûm edildi. Devlet ve belediye elinde kalan tüm mal ve hizmetler paralı hale getirildi. Emeklilik yaşının kademeli olarak 65’e çıkarılmasına karar verildi. İş yasası işçiler aleyhine değiştirildi. Çalışma şart ve koşulları, hak ve ücretler esnekleştirme adı altında tamamen sermaye lehine düzenlendi. Taşeron çalışma daha da yaygınlaştırıldı. İşçiyi tamamen korumasız kılan özel istihdam büroları devreye sokuldu. Kıdem tazminatının 2012 yılında bir fona devredilmesi ve bölgesel asgari ücret uygulaması gündemde. AKP hükümeti “güvenceli esneklik” adıyla sürdürdüğü bu emek karşıtı politikaları Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ve Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı düzenlemeleriyle sendika, grev, toplu sözleşme gibi en temel işçi haklarına kadar yaygınlaştırma peşinde…

Suriye devrimiyle uluslararası bir dayanışma toplantısı için çağrı

0

Tunus’ta patlak veren ve Suriye de dahil olmak üzere, bütün Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yayılan devrimin başlangıcından bugüne bir yılı aşkın süre geçti. Bu süreçte, Bin Ali, Mübarek ve Kaddafi devrilirken, kendileriyle beraber AB ve ABD destekli kanlı diktatörlüklerini de götürdüler. Suriye’de olup bitenler ise gösteriyor ki devrim, en kritik aşamalarından birinde. Beşar Esad, halkını katletmeye devam ederken küresel güçler bu durumdan istifade etmeye çalışıyor. Bu sebeple, bütün politik örgütleri, sendikaları ve kitle örgütlerini acımasız bir diktatörlükle mücadele etmekte olan Suriye halkıya dayanışmaya çağrıyoruz. Ayrıca, Suriye’deki güncel durumu tartışmak ve Suriye devrimiyle bir dayanışma kampanyası örgütleyebilmek adına 1 Mayıs’ta Regueb kentinde gerçekleştirilecek olan uluslararası toplantıya davet ediyoruz.

Hey Tekstil işçileri dayanışmaya çağırıyor

0

Direnişinizin 60. günündesiniz, bu süreci bize aktarabilir misiniz?

R.Ç:
İşçiler maaşlarını isteyince, patron zarar gösterip fabrikayı kapatmakta buldu çözümü, tabi bu arada biz çıktıktan sonra patron, başkalarını getirip çalıştırdı fabrikada ama şu an, fabrikada makineler de kalmadı, her şeyi kaçırdılar. Aslında kaçırılan makinelerden bir tanesi bile, yaklaşık 700-800 milyon lira, burada çalışan insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir durumda, ama patron kendi çıkarları uğruna bunları kaçırmak istedi ve yaptı.

“Ölümüne büyüyoruz!”

0

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİGM) hazırladığı raporlara göre yılbaşından bu yana, 59’u Mart ayında olmak üzere, en az 104 işçi iş cinayetine kurban gitti. En çok işçi ölümlerinin yaşandığı sektörlerin başında inşaat, enerji ve maden geliyor. İş çinayetinde hayatını kaybeden işçilerin sayısı o kadar arttı ki, neredeyse her gün ölen ve/ya yaralanan işçilerin haberleri geliyor. Yeri gelmişken, yukarıdaki rakamların sadece basına yansıyan ölümlerin kayıt altına alınmasıyla elde edilen sayılar olduğunu ve esas rakamların çok daha korkunç boyutlarda olduğunu hatırlatalım. 11 Mart’ta İstanbul Esenyurt’ta bir inşaatın şantiyesinde işçilerin barındığı çadırlarda çıkan yangın sonucu 11 işçinin hayatını kaybetmesi de buzdağının görünen yüzü. Başbakan Erdoğan bu toplu ölümden oldukça etkilenmiş ve kızmış olacak ki, olayın ardından grup toplantısında şu açıklamayı yaptı :

Cihan artık özgür, ama…

0

“Cihan’ı almaya gidiyoruz” demiştik . Arkadaşımızı onların elinden aldık. Başarmış olmanın mutluluğu tarif edilemez. Fakat, sürece dair birkaç söz söylemek yerinde olacaktır. Zira; süreç henüz bitmedi, Cihan henüz beraat etmiş değil, operasyonlar ve tutuklamalar ise hâlâ devam ediyor.

“Çocuklarıma borç bırakmak istemiyorum!”

0

Görgü tanıklarının ifadesine göre, bu sabah saat 9 sularında Syntagma Meydanı’nda yaşamına son veren 77 yaşındaki emekli eczacı Dimitris Christoulas, silahını kendine doğrultmadan önce öfkesini bu şekilde dile getirdi. Christoulas’ın üzerinde bulunan mektupta şunlar yazıyordu :

“Şiddet Yasası” Yürürlüğe Girdi!

0

31 Ocak tarihinde bakanlar kurulunda imzaya açılan “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Yasa Tasarısı” yahut son ismiyle “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa Tasarısı” 20 Mart tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayıyla yürürlüğe (resmen) girdi. Hükümetin ikiyüzlü tavırlarına süreç zarfında hep beraber tanık olmuştuk. 8 Mart tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan ve adeta medyada ve sürecin aktörleri tarafından da kadınlara devlet tarafından verilecek bir “armağan” olarak sunulan bu yasa tasarısı, özünde kadınlar için bir “armağan” değil, kadınları aile kurumuna ve şiddeti uygulayan erkeğin beyanına ve boyunduruğuna bağlı kılmanın meşru zeminini hazırlıyordu.

4+4+4: Eğitimde neoliberal yeniden yapılanma süreci

0

Neoliberal politikaların taşıyıcılığını üstlenen AKP hükümeti, Türkiye’deki eğitim sistemini kapitalizmin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmek istiyor. Burjuvazinin ihtiyaçlarına göre biçimlenmesi hedeflenen eğitimde değişiklik üniversitelerde Bolonya Süreci ile devam ederken, ilk ve orta öğretimde 4+4+4 şeklinde formüle edilen eğitim sistemi ile derinleştiriliyor. Bu yeni formül öncelikle ve sadece dini değil, etnik ve sınıfsal eşitsizliklerin derinleştirilmesini de kaçınılmaz hale getiriyor.

Yargının cinsiyeti belli! Erkek…

0

Siirt’te 4 kız çocuğuna, Mardin’de N.Ç.’ye uygulanan cinsel saldırı, Bartın’da 14 yaşındaki kız çocuğunda yinelendi! N.Ç. 2002 yılında 13 yaşındayken Mardin’de çoğu kamu görevlisi olan 26 kişinin tecavüzüne uğramıştı. Bu defa da benzer bir haber Bartın’dan geldi. 14 yaşındaki kıza 18 kişinin tecavüz ettiği belirlendi. Savcılık daha en baştan rıza var dedi!

Özel İstihdam Büroları’nın gerçek yüzü!

0

AKP hükümetinin 2023’ü hedef gösterirken, önüne koyduğu amaçlardan şüphesiz en önemlisi ve işçi sınıfını en derinden etkileyecek olanı Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi. 2009 ve 2010 yıllarında Çalışma Bakanlığınca düzenlenen iki ayrı çalıştayda detaylı olarak düzenlenen bu projenin temelleri aslında çok daha öncesinde yatıyor.

Newroz ve Sınıf Dayanışması

0

Newroz, direnişin özgürlüğün bayramı. Bu yıl Newrozu 18 Mart’ta kutlamak istedi BDP’liler. Çünkü pazar günü tatil, katılım daha fazla olur diye düşünüldü. AKP ise “Olmaz!” diye diretti. Halbuki geçen yıl da 21 Mart’a denk gelmemişti, sorun yaratılmamış ve Newroz tüm Türkiye’de coşku ile kutlanmış ve sorun yaşanmamıştı.

Merhaba

0

Özel bir bankada müşteri temsilcisi olarak çalışıyorum. İnsanların genelde çalışma ortamının rahatlığına imrendiği sektörlerden biri olması nedeniyle iş ortamımdan bahsetmek istedim.

İşkence Pozantı’da başladı, Sincan’da devam ediyor!

0

Cezaevinde, devletin koruması altında olması gereken mahkumlar cezaevlerinde taciz, tecavüz, darp gibi olaylara maruz kalıyor. Geçtiğimiz günlerde Pozantı Cezaevi’nde çocuk mahkumlara taciz ve tecavüz edildiğine dair iddialar gün yüzüne çıktı. Bu iddialar doğrultusunda devletin iddiaların doğruluğunu araştırması beklenirken devlet, çare olarak çocukların Pozantı Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne nakledilmesi yoluna başvurdu.

Sivas Davası zaman aşımından düştü, katliamcı zihniyet hâlâ yaşıyor

0

Sivas Davası 13 Mart’ta zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle düşürüldü. 7 sanıklı ek davada 2 kişi artık hayatta değil ve 5 kişi serbest. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Dündar Örsdemir kararında “İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ancak bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verildi” dedi.

ODTÜ başkaldırıyor!

0

ODTÜ’de 29 Mart Perşembe günü “Eşitlik, Özgürlük, Adalet için Başkaldırıyoruz” pankartı ile tutuklu öğrencilerin günden güne daha da artmasını ve 4+4+4 eğitim sistemini protesto eden yaklaşık 200 kişilik ODTÜ öğrencisi Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Binası’na yürümek istedi.

İspanya’da Genel Grev yeni bir mücadele dönemi başlatıyor

0

29 Mart günü İspanya’da sanayinin yüzde 85’i; 10’dan az işçi çalıştıran küçük işletmelerin yarıdan fazlası; dükkân, kafeterya gibi işyerlerinin önemlice bir bölümü kapalı kaldı. “Asgari servis” olarak öngörülen saatlerin ve miktarın dışındaki tren, metro ve otobüs hizmetleri ile hava ve deniz taşımacılığı tamamen durdu. Başta Madrid, Barcelona, Valencia ve Sevilla gibi büyük kentler olmak üzere yüzlerce yerleşim yerinde düzenlenen sokak gösterilerine 10 milyonun üzerinde emekçi katıldı. Özetle, Franco sonrası İspanyası’nda düzenlenen sekizinci genel grev gerçek bir başarıya ulaştı, hükümete ve işveren örgütlerine karşı işçi sınıfı pazularını sıkmakta olduğunu gösterdi.

Suriye’nin Sahte Dostları İstanbul’da buluşuyor

0

“Suriye’nin Dostları” grubunun ikinci toplantısı 1 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşiyor. Başını ABD, AB, Arap Birliği ve Türkiye’nin çektiği “Suriye’nin Dostları”, BM Güvenlik Konseyi’nde gündeme getirilen yaptırım kararının Rusya ve Çin tarafından veto edilmesinin ardından kuruldu ve ilk toplantısını geçtiğimiz ay Tunus’ta gerçekleştirdi.

Humus’tan mektup

0

Suriye devriminin merkezi noktalarından biri olan Humus’un Devrimci Konseyi, İspanya’dan Lucha İnternacionalista ile birlkte Türkiye’den İşçi Cephesi ve Tunus’tan Arjantine birçok devrimci parti ve sendikanın imzaladığı Suriye devrimiyle dayanışmaya dönük mesajına bir yanıt gönderdi. Esad rejiminin vahşi saldırısının devam ettiği, öte yandan emperyalizmin yaşanan gelişmeleri bölgeye müdahale girişimleri için kullanma gayretinde olduğu bu kritik dönemde Uluslararası Birlik Komitesi olarak, Suriye halkının devrimci mücadelesine destek vermeye devam edeceğiz.

Cihan artık özgür!

0

“Cihan’ı almaya gidiyoruz” demiştik . Arkadaşımızı onların elinden aldık. Başarmış olmanın mutluluğu tarif edilemez. Fakat, sürece dair birkaç söz söylemek yerinde olacaktır. Zira; süreç henüz bitmedi, Cihan henüz beraat etmiş değil.

Yunanistan – Leta Zotaki ile Kilkis Hastanesi İşgali üzerine

0

Yunanistan işçi sınıfı ve emekçilerinin kriz karşısında kendilerine ödettirilen bedellere karşı mücadeleleri günden güne olgunlaşırken, geçtiğimiz ay Kilkis Hastanesi çalışanları önemli bir direnişe öncülük etti. Doktorlar, hemşireler ve işçilerden oluşan 250 kişi sağlık sisteminin paralı hale gelişine, ücretlerindeki kesintilere ve çalışma şartlarına hayır demek için çalıştıkları hastaneyi üç hafta süreyle işgal etti. Tahmini zor olmayan, devletin baskı ve yıldırma yöntemleri sonucunda şimdilik “askıya alınan” bu önemli direniş, sunduğu yol ile diğer hastanelere de ilham vermeye başlamış durumda. Bu deneyimi ve bu deneyim etrafından Yunanistan’daki politik durumu ve gelişmeleri direnişin öncülerinden, genel işçi meclisleri üyesi ve Kilkis Hastane Doktorları Sendikası (E.N.I.K) Başkanı Leta Zotaki ile değerlendirdik. – İşçi Cephesi

Newroz iktidarların değil halklarındır!

0

Benimsin sen ey beyrut!
benimsin
halkımın kanayan yarası,
analarımın akan gözyaşısın.
benimsin sen ey beyrut!
benimsin..(*)

KESK’ten basına ve kamuoyuna

0

Bayramlar halkların kültüründe birliği, barışı ve mutluluğu ifade eden günlerdir. Yaşanmış acıların geride bırakıldığı, insanların kucaklaştığı, küskünlerin barıştığı, geleceğe ilişkin umutların tazelendiği en güzel günlerdir bayramlar.

Kilkis Kuzey Yunanistan: İşgal altındaki hastanenin genel işçi meclisi katılımcısından mesaj

0

Kilkis hastanesinin işçilerce işgali, 20 Şubat Pazartesi günü yerel saatle 08.30’da başladı. Kalkış noktamız yalnızca çöküş halindeki Yunan sağlık sistemi değildi. Mücadeleye aynı zamanda, gerçek bir tehditle karşı karşıya bulunan en temel insan haklarımız nedeniyle de giriştik. Burada yaşanan durum yalnızca bir dizi ülkeyi ve sosyal kesimi etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa, Amerika, Asya ve Afrika’daki orta ve alt sınıftan pek çok kesimi kuşatıyor. Yunanistan’ın bugünkü görünümü yarın Portekiz, İtalya ve İspanya üzerinden geçip tüm gezegenin genel görünümü halini alacak.

Birlik olduk, direncimizi gösterdik ve kazandık

0

Ben tekstil sektöründe çalışıyorum, ütücüyüm. Geçenlerde yanımda çalışan iki arkadaşım işe 10 dakika geç kalmışlardı. Sabah işe başlayıp ertesi günün akşamına kadar çalışıyoruz, yani sabahlıyoruz. O yüzden bu gecikmenin sebebi yoğun mesailer. Cumartesi ve pazar günleri bile dinlenemiyoruz, yorgun yatıp yorgun kalkıyoruz.

Enternasyonalist Öğrenci’nin ilk sayısı çıktı!

0

Gençlik mücadelesine yeni bir soluk katma hedefiyle, çeşitli liselerden öğrenciler biraraya gelerek aylık siyasi öğrenci fanzini Enternasyonalist Öğrenci‘yi çıkarmaya başladılar. İlk sayısı Şubat ayında çıkan Enternasyonalist Öğrenci, kendisini şu şekilde tanımlıyor:

HES* yaşamı yok ediyor, işçileri katlediyor

0

24 Şubat Cuma günü Adana’nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı’nda gerçekleşen patlamada 3 işçi öldü, 7 işçi ise kapıldıkları sel sularında hâlâ bulunamıyor. İnşaatı yapan EnerjiSa firması derin bir sessizlikteyken, TMMOB’un hazırladığı rapor ise söz konusu ihmallerin altını çiziyor. Rapordan çarpıcı birkaç kısım şöyle:

MİT krizi ve bir kez daha demokratikleşme üzerine

0

Yargı, MİT, Emniyet arasında başlayan ve sonrasında hükümeti de içerisine çeken kriz uzunca bir süredir gündemdeki varlığını korumakta. Her ne kadar, “MİT’i kurtarma yasası” ile müsteşarların ifade vermeleri engellenerek sorun çözülmüş görünse de, tartışmanın kaynağının MİT’in baş müsteşarı ve yardımcılarının şüpheli sıfatı ile sorgulanmasından ibaret olmadığı açık. Farklı çıkar odaklarının yeni anayasa, Kürt sorununun çözümü ve de başkanlık sistemlerine dair husumetlerinin var olduğu görülmekte. Esas tartışmanın bu üç temelde olduğunu görecek olursak, yeni çatışmaların önümüzdeki dönemde de karşımıza çıkabileceğini söyleyebiliriz.

KESK: “Korkmuyoruz, teslim olmuyoruz, susmuyoruz!”

0

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) “Korkmuyoruz, teslim olmuyoruz, susmuyoruz!” ana başlığı ile duyurduğu miting, 26 Şubat pazar günü Kadıköy’de gerçekleşti. Birçok talebin dile getirildiği mitingde, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı (TİİYT) ve hükümetin, Kürt halkına ve kadın mücadelesine yaptığı son saldırılar sonucu dokuz KESK’li kadının suçsuz yere tutuklanması protesto edildi. DİSK, Türk-İş, TBB, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), çeşitli siyasi kurumlar ve Tek Yumruk’un destek verdiği mitingde, direnişteki Hey Tekstil ve Maltepe Belediyesi işçileri de canlı kortejleri ve sloganları ile dikkat çekti.

Maltepe Belediyesi işçileri Ankara’da!

0

Taşeron çalışmaya karşı çıkmaları nedeniyle işten çıkartılan ve 21 Aralık 2011 tarihinden beri direnişlerini sürdüren Maltepe Belediyesi işçileri, 14 gün süren yürüyüşün sonunda 2012 Mart ayı başında Ankara’ya ulaştı.

8 Mart öncesi salon etkinliğimizden…

0

İşçi Cephesi’nden kadınlar olarak 8 Mart öncesi okur çevremizle bir araya geldik. Ana gündemimiz kadına yönelik şiddet ve tam da 8 Mart’ta mecliste ele alınacak Ailenin Korunmasına Dair Yasa Tasarısı idi.

Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı: Çanlar kimin için çalıyor?

0

Türk-İş’in kuruluşundan Kavel Direnişi’ne, DİSK’in kuruluşundan 15-16 Haziran Kalkışması’na, 89 Bahar Eylemleri’nden Zonguldak maden işçilerinin Uzun Yürüyüşü’ne, kısacası TC’nin kuruluşundan bugüne kadar süregelen Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde inişleri ve çıkışları ile birçok kazanım elde edilmiştir. Bugün gelinen son noktada, geçmişte işçi sınıfının elde ettiği kazanımlar ileri taşınamadığı gibi var olan kazanımlar da tek tek kaybedilmeye başlamıştır. Hükümet tarafından Şubat ayında meclise sunulan Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı (TİİYT), TC tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı karşı saldırılardan birisi olarak önümüzde duruyor.

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ya da güvenceli esneklik sahtekârlığı!

0

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi (UİSB) ekonomik krizin faturasının işçi ve emekçilere kesildiğinin belgesidir. Süslü akademik söylemlerin ve sözüm ona bilimsel verilerin ulaştığı tek bir sonuç var: Güvencesizliğin tüm çalışma hayatında egemen kılınması! Çalışanlar aleyhine esnetilmedik tek bir alanın bırakılmaması! Sosyal hakların paramparça edilmesi!

Mesafe’nin 8. sayısının dosya konusu Arap Devrimleri

0

Mesafe Dergisi, 8. sayısında “Arap Baharı” ya da “Arap Devrimleri” diye adlandırılan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki devrimleri dosya konusu olarak seçti. Mesafe’nin bir önceki sayısında bu devrimlerin niteliği üzerine ve Libya devrimine ilişkin yazılar yayınlanmıştı.

NATO füze kalkanı ve Rasmussen’in hatırlattıkları

0

NATO Genel Sekreteri Anders Rasmussen’in geçtiğimiz ay bir televizyon kanalında yaptığı söyleşide NATO’nun füze savunma sisteminin Türkiye’de konuşlandırılması talebinin Ankara’dan geldiğini söylemesi, füze kalkanı projesini tekrar gündemin ön sıralarına taşıdı.

Suriye Devrimi’nin yanında! Emperyalist müdahalenin karşısında!

0

Suriye Devrimi birinci yılını tamamlamak üzere. Arap devrimci sürecinin bir parçası olarak, geçtiğimiz yılın 15 Martı’nda, “özgürlük ve ekmek” talepleriyle patlak veren devrim, çok geçmeden rejimin vahşi saldırılarıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Esad rejiminin, her ne pahasına olursa olsun, devrimi “iç savaş yöntemleriyle” ezme girişimi, binlerce insanın ölümüne, on binlerce insanın tutuklanmasına ve işkenceden geçmesine rağmen, kitlelerce başarısızlığa uğratıldı. Bugün, devrim halen sürüyor ve henüz rejimi yıkma noktasına ulaşmamış olsa da, diktatörlüğün meşruiyetini temellerinden sarsmayı başardı ve rejimin günleri artık sayılı.

İktidar nasıl bir gençlik istiyor?

0

Her toplumsal yapı içerisinde sınıflar arası çelişkilerin keskinleşmesi, beraberinde muhafazakâr ideolojinin kaynaklarını da yoğunlaştırır. Bu durumun başlıca nedeni egemen sınıfların sömürüyü ve itaati meşrulaştırmak için “kutsal” bir araca duydukları ihtiyaçtır. Günümüz Türkiye’sinde bu sınıfsal kutuplaşma neoliberal dönüşüm tarafından gerçekleştirilirken, ekonomik çelişkilerin yoğun bir şekilde kendini hissettirmesine karşılık hayata geçirilen muhafazakâr politikalar ise dinsel düşünceler temelinde somutlanmakta. Elbette bu tarz bir süreç içerisinden geçerken, bundan toplumun bütün bireylerinin etkilendiği ve etkileneceği şüphesizdir. Ancak, gündemden düşmeyen “dindar nesil” tartışmalarının da işaret ettiği gibi, bu politikaların özellikle hedef aldığı özel bir hedefin söz konusu olduğunu görmek gerekli. Bu hedef kesim, gençlik ve öğrencilerdir.

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için

0

8 MART’TA ALANLARA!

8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir tarihtir. 1910’dan bu yana kadınların birlik ve dayanışma günü olarak kabul edilen 8 Mart’ı, 102. yılında direniş ve mücadele günü olarak kutluyoruz.

Bölgesel asgari ücret nedir?

0

1989 yılından beri işkolu ayrımı olmaksızın ülke çapında yürürlükte olan asgari ücret uygulamasının, yakın zamanda yerini bölgesel asgari ücret uygulamasına bırakması planlanıyor. Aslında, bölgesel asgari ücret daha önce de çeşitli biçim ve sürelerde uygulanmış ve hatta bir kez “eşitlik ilkesine aykırı olduğu” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlükten kaldırılmıştı.

Sosyal haklar paramparça!

0

Kriz teğet geçti! Onlar batarken biz büyüyoruz! Yükselen dev! Ve daha nice şamata… AKP hükümeti iftiharla sunuyor, patronlar elleri patlarcasına alkışlıyor… Gerçekte olan nedir?

Bölünmemeli, biraraya gelmeliyiz!

0

Merhaba. Ben hizmet seköründe çalışan bir işçiyim. Çalıştığım okulda yedi taşeron işçi ve okul bünyesinde kadrolu olarak çalışan, teknik işlerden sorumlu bir işçi var. Okul müdürü kadrolu olan bu arkadaşı adeta maşa gibi kullanıyor ve her eksiklikte bizi işten atmakla tehdit ediyor. Kadrolu olsun ya da olmasın hepimizin işten çıkma ihtimalimiz olduğunu unutmamamız gerekir. Kadrolu olan işçi arkadaş da okul müdürünün kendisini ayrı tuttuğunu ve biz işçiler yerine onun yanında yer alarak iş güvencesini sağlayabileceğini düşünüyor ve bizim işten atılmamızı istiyor. Oysa ki daha bir kaç ay önce kendisine takdir verilmiş olan bir işçi arkadaşımız hakkında çıkan söylenti nedeniyle savunması bile alınmadan işten çıkarılmıştı.

Fon değil, güvenceli gelecek istiyoruz!

0

Tüm dünyada sermayenin temsilciliğini üstlenmiş hükümetler işçi sınıfının kazanılmış haklarına ilişkin saldırı programlarını hayata geçiriyorlar. Patronlar kârlarını yükseltebilmek, kendi yarattıkları krizin faturasını emekçilere ödetmek için işçi sınıfının elindeki son haklarına saldırmaktan geri durmuyor. Türkiye’de de emeğe yönelik bu saldırılar AKP eliyle, dünyayla eşgüdümlü olarak gerçekleştiriliyor.

Adalet hepimiz için

0

Tekstil işçisiyim. Çağlayan’da çalışıyorum. Malum, futbolda şike davası da Çağlayan Adliyesi’nde görülüyor. İşçi arkadaşlar yakınımızda, gidip bir bakalım dediler. Birlikte Adliye’nin önüne gittik. Binden fazla insan vardı. Bağırıp çağırıyorlar, Aziz Yıldırım’a destek sloganları atıyorlardı. Evet, mazluma destek olduklarını düşünüyor, başkanlarına sahip çıkıyorlardı. Öyle düşünüyorlardı. Belki de haklıydılar, kim bilir!

Hey Tekstil’den direnen kadınlar soruyor: İşçiler burada, Aynur Bektaş nerede?

0

Evli misiniz?

Gülcan: Bekarım

Çiğdem: Evliyim

Hey Tekstil’de kaç saat çalışıyordunuz? İş sonrasında neler yapıyorsunuz?

G: Saat 8’de işbaşı, 6’da paydos oluyordu. Mesailer çok yoğun oluyordu. Çoğu zaman 9’a kadar çalışıyorduk. Eve gidince de ister istemez işler yapıyorum. Bir tek evliler yapmıyor, ben de yapıyorum. Ya temizlik falan işte! Ev kadınları temizlik, yemek yapar, bulaşık şu bu derken vakit gidiyor. Çok yorucu gerçekten.

Pandora’nın kutusu; Yunanistan

0

2000’lerde geleceği alenen belli olan ve 2008’de patlayan içinde bulunduğumuz kriz, emperyalizm tarafından kapitalist sınırlar içinde çözülmeye çalışıldıkça, çözüm şöyle dursun kriz gittikçe derinleşmekte. Bu kriz sarmalıyla birlikte artık tüm Avrupa’nın mali politikaları birkaç finans tekelince belirlenmekte. Almanya ve Fransa merkezli bu tekeller tüm Avrupa işçi sınıfının kazanımlarını son kertesine kadar yok ediyor. Bu durumun siyasal yansımasıysa -özellikle İtalya ve Yunanistan’da görüldüğü gibi demokrasi dışı eğilimlerin güçlenmesi ve emekçi yığınların taleplerine kulakların tıkanması oluyor. Avrupa emperyalizmi açık açık söylüyor; “Demokrasiyle kaybedecek vaktimiz yok!”