Kadınların sıkıca takip ettiği ve kamuoyuna duyurdukları davalar hiçbir cezai indirim yapılmadan ağırlaştırılmış müebbet cezası ile sonuçlandı. Yani kadınların örgütlü bir biçimde birlikteliği hayati önemde!
Mısır devriminde yeni aşama
Mısır’da kitlelerin 17 Kasım’da başlattıkları yeni bir mücadele dalgasıyla, Mısır Devrimi yeni bir aşamaya girmiş bulunuyor. Yönetimi elinde bulunduran Yüksek Askeri Konsey’in, yeni anayasa tasarısında ordu ve ordu bütçesinin sivil denetime kapalı olması ve yeni anayasada ordunun “Anayasanın koruyucusu” olarak tanımlanmasını talep etmesi, bu sürecin tetikleyicisi oldu.
Odatv davası görülmeye başladı
Ergenekon’un medya ayağı olduğu iddia edilen Odatv’ye ilişkin 11’i tutuklu 14 sanığın yargılandığı dava geçtiğimiz ay görülmeye başlandı. Yalçın Küçük, gazeteciler Soner Yalçın, Ahmet Şık, Nedim Şener, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve Silivri Cezaevi’nde ölen eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu hariç tüm sanıklar, 8 ay sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı.
İspanya genel seçimleri
İşçiler Sosyalist Partiye sırt döndü
İki dönemdir iktidarda olan İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) 20 Kasım genel seçimlerinde tarihinin en büyük yenilgisini aldı: 2008 seçimlerine oranla yüzde 38 (4,3 milyon) oy ve 59 milletvekilliği yitirdi, 52 ilin ikisi dışında (Barselona ve Sevilla) her yerde birinciliği başka partilere kaptırdı, 17 özerk bölgeden “sosyalizmin kaleleri” ve oy deposu olarak anılanları (Katalonya, Endülüs ve Ekstremadura) sağ partilerin denetimine terk etti. Franco sonrası 34 yıllık dönemin 22 yılını iktidarda geçiren Sosyalistler, aldıkları yüzde 28,7 oy oranıyla 1977’nin bile gerisine düşerek ciddi bir politik krize doğru sürüklendiler.
5 Soruda Kıdem Tazminatı
1. Kıdem tazminatı nedir?
Kıdem tazminatı, en az bir yıllık çalışması olan işçiye veya işçinin vefat etmesi halinde işçinin hak sahiplerine işveren tarafından ödenmesi gereken paradır. Miktarı her geçen tam yıl için 30 günlük ücret tutarıdır.
2. Kıdemin bizler için anlamı ne?
Hükümetin KCK rotası
Kamuoyunda “avukatlara yönelik operasyon”olarak bilinen son dalganın ardından 14 Nisan 2009 tarihinde başlayan KCK operasyonları uyarınca gözaltına alınan kişi sayısı 8 bin dolayına ulaşmış, tutuklanan kişi sayısı ise 4 bin civarına gelmiş bulunuyor.
25 Kasım: “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun!”
25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü‘ndeyüzlerce kadın Taksim’de buluşarak “Bağır herkes duysun erkeklerin şiddeti son bulsun!” pankartıyla yürüdü. İstanbul 25 Kasım Kadın Platformu’nun düzenlediği eylem saat 19.30’da Galatasaray Meydanı’nda başladı. Kadınlar, Türkçe ve Kürtçe sloganlar atarak Taksim Meydanı’na yürüdü.
Deprem patrona yaradı
Merhaba, ben çadır üretimi ve kurulumu yapan bir firmada çalışıyorum. Patron kısa bir süre önce işlerin az olmasından kaynaklı işçi çıkarmaktan bahsederken, Van depreminin ardından çadır siparişleri beklenmedik derecede artınca, her şeyi unutup siparişleri yetiştirmek için çırpınmaya başladı. Öyle ki, bize imzalamamız için sundukları “belirsiz süreli iş sözleşmesi” bile şimdilik rafa kalktı.
Tekstil – Canımızın bile kıymeti yok
Merhaba arkadaşlar ben tekstil işçisi bir kadınım. Günde 15 saat çalıştırılıyoruz. Üstelik bunu yaparken, yorulmaya, hasta olmaya bile hakkımız yok. Yine 15 saat çalıştığım ve hastalığım yüzünden izin istediğim günlerin birinde patron bana eve gidince dinlenebileceğimi söyledi. Sanki günden geriye kalan 9 saat, uyumak, iyileşmek ve yeni iş gününe hazırlanmak için yeterli bir zamanmış gibi.
Açlığın dini yoksulluğun vatanı olmaz
Merhaba ben daha önce, birçok farklı işyerinde ve çeşitli sektörlerde çalışmıştım. Bir süre işsiz kaldıktan sonra geçen ay bir tekstil atölyesine ütücü olarak işbaşı yaptım. İşyerinin bodrumda, havasız bir ortamda olması, yoğun çalışma saatleri bir yana dursun sizlere başka bir olaydan bahsetmek istiyorum. İşe ilk başladığım günlerde iki kadın arkadaş arasında şöyle bir diyaloğa tanık oldum.
Gerze’de “Yaşam hakkımızı koruyalım” mitingi gerçekleşti
26 Kasım günü, termik santrale karşı mücadele veren pek çok kurum ve kişi Yeşil Gerze Çevre Platformu’nun düzenlediği ve çağrısını yaptığı “Yaşam hakkımızı koruyalım” mitinginde, Gerze’de buluştu. Sokaklara, meydanlara, insanların yüzlerine, dükkanlara direnişin kokusu sinmişti. Tüm binalarda, dükkanların camlarında termik santral karşıtı pankartlar ve yazılamalar dikkat çekiyordu. Miting beklediğimiz kadar kalabalık olmasa da; Gerze halkı, birçok ilden gelen direniş destekçilerini coşkuyla karşıladı.
Avans isteyenler işten atılıyor
Merhaba, ben büyük bir kilit firmasında çalışıyorum. Fabrikada ortalama 60 kişi çalışıyor. Hem üretim hem montaj yapıyoruz. Çalışanların büyük bir çoğunluğu asgari ücretle çalışıyor. Tabii asgari ücretle çalışıp ay sonunu getirmek çok zor. Bu nedenle ay ortalarında avans istemek zorunda kalıyoruz, fakat patron avans vermemek için para isteyen arkadaşlara “siz benim paramın düşmanı mısınız?” diye çıkışıp, işten çıkartıyor.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü
Evde, sokakta, gözaltında, iş yerinde
Kadına yönelik şiddete hayır!
Adalet Bakanlığı’nın 2010 yılında yaptığı açıklamadan Türkiye’de her gün en az üç kadının babası, kocası, sevgilisi yani tanıdığı erkekler tarafından öldürüldüğünü öğrendik. Buna rağmen, geçen bir yıl boyunca devlet, erkek egemen zihniyeti aşındıracak, kadının beden ve emek sömürüsünün önüne geçecek, kadına yönelik fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin hızını kesecek hiçbir önlem almadı. Aksine kadınlardan sorumlu olması gereken bakanlığı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na dönüştürdü. Başbakan ise “en az üç çocuk doğurun” söylemini devam ettirerek, kadınlara kuluçkaya yatmasını emretmeye devam etti!
Genel grev için! Emekçilerden yana bir işçi hükümeti için!
“Biz, Oscar-Grant Meydanı işgalcileri, 2 Kasım 2011 günü Oakland’ı özgürleştirmeyi ve %1’in egemenliğini durdurmayı öneriyoruz. Tüm şehri genel greve ve tüm öğrencileri de ders bırakma eylemine çağırıyoruz. İşe ve okula gitmek yerine hep birlikte hayatı durdurmak için şehrin merkezinde toplanacağız. Bütün bankalar ve büyük şirketler belirtilen günde kapalı olmalıdırlar, yoksa üzerlerine gideceğimizi bilsinler.” (Oakland öfkeliler hareketinin genel grev çağrısından)
Tutuklu öğrencilere özgürlük!
Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül, Kağıthane’de bir markete düzenlenen molotoflu saldırıya katıldığı gerekçesiyle durakta otobüs beklerken 20 Şubat 2010 tarihinde polisler tarafından gözaltına alınmıştır.
Des “débris” dans les villes et les provinces
La mort de 24 soldats de l’armée et 7 militants du PKK le 19 octobre 2011, lors des affrontements très violents dans la région de Hakkâri (à l’est de la Turquie), a causé une nouvelle onde de choc dans la vie politique de la Turquie. Alors que les vies perdues nous rappellent la nécessité et l’urgence de la paix, certains politiciens ont utilisé cet événement comme un prétexte pour pouvoir justifier leur volonté de continuer les massacres.
Yunanistan’da rejimin bekçisi; “Komünist” Partisi
IMF, memur maaşlarını ödeyemeyecek durumda olan Yunanistan’a vermek istediği yardımın 8 milyar avroluk dilimi için, işçi ve emekçilere büyük bir saldırı planı barındıran tasarruf (kemer sıkma) paketinin meclisten geçmesini şart koşmuştu. 20 Ekim’de krizin faturasını işçilere ödetmek için toplanan meclisteki tasarruf paketinin oylanması sıralarında, dışarıda 2 gün süren, kitlelerin meydanlara aktığı, fırınların dahi kapalı olduğu genel grev vardı. Grev sırasında gözümüze takılan en önemli şey, meclisi polisle birlikte koruyan Yunanistan Komünist Partisi’ydi (YKP).
94. yılında parti ve devrim
Tarihin bize öğretmeye devam ettiği değişmez gerçek toplumsal rejimlerin ölümsüz olmadığıdır. “Doğan her şey yok edilmeyi hak eder.” Fakat şu ana dek hiçbir egemen sınıf isteyerek ve barışçı yollarla sahneden çekilmemiştir. Ölüm kalım anı geldiğinde akıl hiçbir zaman zorun yerini tutamaz.
Irkçılık, şovenizm ve yoksul çocuklar
Siz İşçi Cephesi okurlarına Kemal Boran ismiyle üç yıldır birçok konuda yazılar yazdım. Bir gün kendi başımdan geçen böyle bir olayı sizlere aktaracağımı hiç düşünmemiştim. Yaşadıklarım tuhaf ve alışılmışın dışındaydı.
Arjantin’de seçimler: Kirchner’in zaferi, Sol Cephe’nin oyları
Arjantin’de gerçekleştirilen iki basamaklı başkanlık seçimlerinin galibi, yüzde 54’lük oy oranına ulaşan eski devlet başkanı Cristina Kirchner oldu. 23 Ekim’de gerçekleştirilen ikinci basamak seçimlerinde, 2007 yılında görevi eşi Nestor Kirchner’den devralan Peronist Cristian Kirchner’in en yakın rakibi “Sosyalist” aday Hermes Binner ise tüm oyların yaklaşık yüzde 17’sini alarak rakibinin çok gerisinde kaldı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Diyanet işbirliği protokolü imzaladı
Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden ve ajanslardan derlediği haberlere göre erkekler Temmuz’da 26 kadını öldürdü.
21 kadın tecavüze, dokuz kadın taciz ve cinsel şiddete uğradı. Erkekler 32 kadını yaraladı, üç kadını rehin aldı, bir kadını kaçırdı. Üç çocuk aile içinde istismara uğradı.
Devrimci yayın işlevi üzerine
Politik mücadele, devrimci partinin fabrika, mahalle gibi yerel sorunların yanısıra, bizi kuşatan sistemin işleyişine dair bütünlüklü düşünce ve önerilerine insanları ikna etmek anlamını taşır. Bu nedenle temelde ulusal ve uluslararası gerçekliğe yönelik değerlendirmeler üzerinde yükselir. “Kahrolsun neo liberal saldırı politikaları, %10 zam hemen, politik tutsaklara özgürlük ve tüm destek Arap devrimlerine” türünden talepler bu anlayışın pratikteki karşılıklarıdır. Bu nedenle devrimci partinin bir fabrika ya da iş yerine yönelik talepleri bu organizmanın en genel kavrayış ve önermelerinin yerel sorunlara dair yansımaları anlamını taşıyacaktır.
Yoksulluk sınırı 3000 liraya dayandı!
Türk-İş’in 24 yıldan bu yana her ay açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırının Ekim ayı verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 913, yoksulluk sınırı 2.975 Lira’ya yükseldi. Son zamların karşısında mutfak enflasyonu yıllık yüzde 6.7 artarken son üç aydaki gıda ürünlerinin fiyat artışı yüzde 4.16’yı buldu.
Türkiye’de kriz bahanesiyle maaş zamlarının bir bir atlandığını görecek olursak, patronlar kriz koşullarını kalıcılaştırıp zenginleşmenin yolunu bulmuş görünüyorlar.
Bu verilere göre Türkiye nüfusunun ezici çoğunluğu olarak yoksulluk sınırının altına itiliyoruz. Buna karşılık dünyanın en zenginleri listesine Türkiye’den on yeni isim eklenerek listeye 38 dolar milyarderi girebiliyor! İşte dolar milyarderlerinin sayısındaki artışın tablosu:
Dört Kişilik Ailenin Açlık ve Yoksulluk Sınırı (TL/Ay)
| Ekim 2010 | Aralık 2010 | Eylül 2011 | Ekim 2011 | |
| Yetişkin İşçi | 236 | 238 | 250 | 252 |
| Yetişkin Kadın | 200 | 202 | 209 | 212 |
| 15-19 Yaş | 252 | 255 | 265 | 267 |
| 4-6 Yaş | 172 | 173 | 178 | 181 |
| Açlık Sınırı | 860 | 868 | 902 | 913 |
| Yoksulluk Sınırı | 2802 | 2827 | 2939 | 2975 |
Kırda ve kentte enkaz!
19 Ekim 2011 tarihinde Hakkari bölgesinde çıkan şiddetli çatışmalarda 24 askerin ve 7 gerillanın acı bir biçimde yaşamını yitirmesi, Türkiye siyasetinde yeni bir sarsıntı dalgasına yol açtı. Yitirilen yaşamlar bir yandan barışın aciliyetini ve zorunluluğunu anlatırken, bir yandan da kimi siyasetçiler için tam da anayasa tartışmaları öncesinde katliam naralarının atılabilmesini sağladı.
“Adı, Kadın” sergisinin ardından…
Geçtiğimiz ay Yasemin Aliköleoğlu’nun resimlerini Enternasyonal Yayıncılık’ta ağırlama fırsatı elde ettik. 15 Ekim’de gerçekleştirdiğimiz açılışta, ressamın dostları, resimin afişini gören Beyoğluların katılımları ve İşçi Cephesi’nden dostların ev sahiplikleriyle güzel bir paylaşım yaşadık.
İcetto aramızdaydı!
Geçtiğimiz haziran ayında İşçi Cephesi’nin pikniğinde, “Biz öyle sandık” oyunuyla ağırladığımız İcetto tiyatro topluluğu “Ezilenlerin Tiyatrosu” çalışma teknikleriyle ilk atölye çalışmasını gerçekleştirdi.
Bolivya’da yerli halkın büyük zaferi
Bolivya’da Morales hükümetinin çokuluslu şirketlerle işbirliği içerisinde hayata geçirmeye çalıştığı otoyol projesi, yerli halkın ve emekçilerin büyük seferberlikleri sonucu yenilgiye uğratıldı. Anayasa gereğince, yerli halkların egemenliğindeki TIPNIS diye bilinen milli parktan geçmesi planlanan ve uygulanması halinde buradaki Amazon ormanlarını ve doğal yaşamı büyük ölçüde tahrip edecek proje, bölgenin yerli halkını ayağa kaldırdı ve yerli halkın mücadelesi ülke çapında yoğun bir destek buldu.
Şili: Öğenci eylemlerinden genel greve
Şili’de eğitim alanında reform yapılmasını talep eden öğrenciler mayıs ayından beri sokaklarda. Eylemlerin ilk döneminde kitle sadece üniversite ve lise öğrencileriyle velilerden oluşurken zamanla daha da genişledi ve bu genişlemeye paralel olarak mücadele daha da yaygınlaştı. Örneğin; kötü çalışma koşullarına karşı greve çıkan maden işçileri, güvenceli çalışma talep eden ulaştırma işçileri… Hepsi birlikte öğrencilerle ortak eylemler düzenlediler.
ETA artık “Silahsız Reformist”
ETA (Euskadi ta Askatasuna – Bask Ülkesi ve Özgürlük) Mart 2006’da onuncu “sürekli ateşkesini” ilan ettiğinde, Avrupa kıtasının bu belki de sonuncu silahlı örgütünün “silahlı reformizmden” silahsız olanına geçmeye hazırlandığını belirtmiştik (“Bask Ülkesinde Hangi Sonun Başlangıcı?”; bak.: http://bianet.org/bianet/bianet/77135-bask-ulkesinde-hangi-sonun-baslangici). Bu bir kehanet değil, olguları ve olayları izleyen her aklı başında devrimci Marksistin görebileceği bir gelişmeydi. Nitekim örgüt bu yıl 20 Ekim’de yayımladığı bir deklarasyonla “silahlı faaliyetine nihai olarak son verdiğini” duyurdu. ETA’nın bu noktaya nasıl geldiğini yukarıda andığımız makalede anlattığımızdan burada tekrar ele almayacağız. Sadece Mart 2006 ateşkesi sonrasında ETA ile hükümet arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ETA açısından bir sonuç vermediğini; çatışmasızlık halinin 30 Aralık’ta örgütün Barajas (Madrid) havalimanı otoparkına bomba koymasıyla (iki göçmen işçinin ölümüyle sonuçlanmıştı) bozulduğunu ve bunu Sosyalist hükümetin başlattığı şiddetli bir baskı, takip ve tutuklama kampanyasının izlediğini belirtmekle yetinelim. Aradan geçen beş yıl içinde ETA ardı ardına darbeler aldı ve her seferinde yenilediği önderliğini İspanyol ve Fransız hükümetlerine kaptırmaktan kurtulamadı.
Basına ve kamuoyuna
Bu yıl 6 Kasım 1981’de kurulmuş YÖK’ün 30. yılı. 30 yıldır sermaye sınıfı YÖK eliyle üniversitelerde düşünen, sorgulayan, üreten öğrencilere, akademisyenlere, üniversite çalışanlarına saldırmakta, bilimsel olmayan eğitim anlayışıyla gençliğin aklını zehirleyerek, onları bencilleştirmektedir. Üniversitelede neoliberal politikaların uygulanmasını amaçlayan YÖK ve uygulamaları esasında bütünlüklü bir yeniden yapılandırma sürecinin parçasıdır.
Petlas’ta bu gün eylem vardı
Türkiye’de F-16 savaş uçaklarına lastik üreten tek firma olan ve burjuva yayınlarda “Kriz tanımayan firma” olarak anılan Petlas’ta işçiler 2003 senesinde grev kararı almışlardı. Ancak bu süreç karşısında, Bakanlar Kurulunu acil toplamış ve grevin “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu kararını vererek Petlas’ta grevi yasaklamıştı. İşçilerinin sendikalı olduğu ama sendikalı işçilerin grev hakkının olmadığı Petlas’ta bugün eylem vardı.
Tunus’ta devrimcileri katledenlerin yargılanması için uluslararası kampanya
İşçi Cephesi’nin 09 Ekim Pazar günü, Tunuslu devrimci Hacı Münir ile yapılan telekonferas eşiliğinde gerçekleştirdiği Tunus etkinliğinde, Hacı Münir tüm Türkiye işçi sınıfı örgütlerini Tunus’un Ragep kentinde katledilen beş devrimcinin faillerinin yargılanması ile ilişkili olarak halihazırda süren uluslararası bir kampanyaya davet etti.
Yeni MEB yönetmeliği: “Ekonomik durumunuz iyi olacak, şimdiden rekabet etmeye başlayacaksınız!”
12. sınıf öğrencisi olarak bu sene ilk kez sosyoloji dersi görüyor ve dört sosyoloğun düşünceleri hakkında kısa bilgiler öğreniyoruz. Marx da bu sosyologlar arasında ama ne yazık ki MEB sadece onu: “Her şeyi ekonomiye indirgemiştir.” diye eleştiriyor. Başka hiçbir sosyolog için bir eleştirisi de yok.
Birlikte dur demeliyiz
Merhaba, üniversitede okurken aynı zamanda çalışmak zorunda kalan bir işçi ve öğrenci olarak benim ve iş arkadaşlarımın deneyimlediği süreci sizinle paylaşmak isterim.
Petro kimya – Irkçılığa karşı durmalıyız
Merhaba arkadaşlar, ben petro kimya sektöründe çalışıyorum. Son zamanlarda gelen şehit haberleriyle ülkemizde yükselen ırkçı ve faşist saldırılar ve baskılar var. Birçok işyerinde olduğu gibi şu an çalıştığım işyerinde de etkilerini görüyoruz.
Belirli ve belirsiz iş sözleşmesi nedir?
Çalışma hayatında hangi haklara sahip olduğumuzu, çalıştırıldığımız sözleşme tipine bakarak anlayabiliriz. Bu sözleşmeler bazen belirli bir süre öngörülerek yapılır, çoğu zamansa süresiz şekilde kurulur.
Patron onu evladı gibi seviyormuş
Çalıştığım atölyede kadınlar aralarında konuşuyorlardı. Bir kadın arkadaş kardeşlerinin tekstil atölyesi açtıklarını kendisinin de işten çıkıp kardeşleriyle çalışacağını anlatıyordu. Patronla konuştum çok üzüldü, gözleri doldu, diyor. Seni çok seviyorum evladım gibi görüyorum, demiş.
Metla – İşçinin işçiden başka dostu yok
Malum daha önce de birkaç kez mektuplarımda belirttiğim gibi, bizim fabrikada iş kazaları yoğun yaşanıyor. Bundan iki sene önce de bir arkadaşımız makinada ayar yaparken, büyük bir demirin elinin üzerine düşmesi sonucu, iş kazası geçirdi ve durum ciddiydi. Birkaç operasyon geçirdi fakat doktorlar sürekli sağ elini kullanamayabilir diyorlardı. Patron da kendini kurtarmak adına iş kazası geçiren arkadaşımıza ilk yaklaşımı “Oğlum sakın davacı olma ben gereken neyse yaparım” olmuştu.
Tekstil – Biz işçiler birbirimizin kuyusunu kazarsak, patronlar ne yapar!
Değerli işçi arkadaşlar, benim iş yerimde bir işçi arkadaşım hata yaptı. Diğer arkadaşlar da onu müdüre şikâyet ettiler ve bunu görünce çok üzüldüm.
Burada şunu anladım, işçiler bilinçsiz olunca birbirlerinin kuyusunu kazmaya çalışıyorlar. Hani Kemal Sunal bir filminde şunu söylüyordu; “işçi kardeş, patron kalleş!” Yani işçilerin patrondan daha çok birbirlerine diş bilemeleri çok yanlıştır. Aslında bu durum tam da patronların istediği şeydir, yani işçileri birbirinin kurdu yapmak.
Tekstil – İş yerinde siyasette de patronun yasakları arasında
Tekstil işçisiyim! Çalışma koşullarımız gün geçtikçe zorlaştırılıyor. Güvencesiz çalışma artıyor. Patronlar işsizliği bize karşı koz olarak kullanıyor. İş yerlerinde dayanışma şöyle dursun; konuşmamız, güncel sorunlardan bahsetmemiz bile zor.
Metal – Maksimum gelir, minimum gider
Patron nihayet üçüncü fabrikanın da inşaatına başladı, inşaat son sürat devam ediyor. Tabi daha fazla gelir elde etmek için yapılan bu yeni fabrika, üretime başlayana kadar patron için sadece gider demek. Yani bir patron klasiği olarak, kaz gelen yerden tavuk esirgenmiyor.
Sergi: “Adı, Kadın.”
Kendini 78’in kayıp kuşağı olarak nitelendiren ve zamanın politik havasını ciğerlerine ve eserlerine yansıtan Yasemin Aliköleoğlu; resimlerini Ekim ayı içerisinde İşçi Cephesi‘yle paylaşıyor!
“Bizler beyinlerinin üzerinden tank paleti geçirilmiş; onur ve adalet duyguları işkenceye uğratılmış bir nesiliz. Bizim hayatımız kötü niyetli bir ressamın fırça darbeleriyle çizilmiş bir resim.”
Yetmez, haftada 8 gün çalışılsın!
Türkiye adına Ali Babacan’ın da katıldığı Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) toplantısında dile getirilen Türkiye’nin sözde ekonomik büyümesinden övgülerle bahseden medya, aynı toplantıda sunulan 2011 raporunu “talihsiz” bir biçimde gözden kaçırmışa benziyor. 40 üye ülke arasında yapılan araştırmaya göre;
Ve isyan Amerika’ya sıçradı
Amerika’nın önde gelen finans kuruluşlarının bulunduğu sokak olan Wall Street 17 Eylül’den beri protestolara sahne oluyor. 4 Ekim’den bu yana San Francisco, Seattle, Chicago, Washington DC., Boston ve daha birçok şehre yayılan eylemlerde işgalcilerin talepleri; işsizlik sorununun giderilmesi, yolsuzluğa son verilmesi, sosyal harcamalardaki kesintilerin kalkması olarak sıralanıyor. Polisin baskılarına rağmen işgaller ve gösteriler gün geçtikçe artıyor.
İleri demokrasi mi?
03 Mayıs 2011 tarihli Resmi Gazete’de hükümete Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilmesine ilişkin yetki kanunu yayımlandı. 6 ay süreyle çıkarılabilecek olan KHK, yasama organının (meclisin) konu, süre ve gayeyi belirleyen bir yetki kanunu ile verdiği veya doğrudan anayasadan aldığı yetkiye dayanarak hükümetin çıkardığı kanun gücüne sahip kararnamedir. 1972 muhtırasında kullanılan bu düzenleme, 1980 darbesinden sonra iktidara gelen Özal’ın da sıklıkla başvurduğu bir yöntemdi. Özal da o dönemde özellikle kamunun örgüt yapısı ile personel mevzuatını değiştirebilmek için KHK’ları bolca kullandı. Asli görevleri başında Özal’ın yarım bıraktığı işi tamamlamak olan Erdoğan’ın da bu yöntemi seçmesine şaşmamalı!
Cihan Kırmızıgül nerede?
Türkiye üniversitelerinde yeni öğretim yılında yüzün üzerinde öğrenci kampüslerde, amfilerde olmaları gerekirken cezaevlerinde tutukluluk süreçlerinin sonuçlanmasını bekliyor. Bunlardan biri geçen sayıda da bahsettiğimiz Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül. 20 ayı aşkın süredir, Şubat 2010’da Kâğıthane’deki ‘molotoflama’ olayına katıldığı gerekçesiyle Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu.
Bir patron hayali, bir işçi gerçeği
TUİK tarafından yayınlanan, 1923-2009 yıllarını kapsayan “İstatistiksel Göstergeler” raporu ülkemizde sosyal ve ekonomik yapıda meydana gelen değişimi rakamlarla açığa çıkarıyor. Nüfustan işsizliğe, ekonomik büyümeden borçlanmaya kadar çeşitli konularda çıkan veriler, Türkiye’deki toplumsal yapıyı, sınıflar mücadelesini, güncel durumu analiz etme açısından önemli bilgiler içeriyor.
MSF’de bir hayalet dolaştı, devrim hayaleti!
21-25 Eylül tarihleri arasında Diyarbakır’da gerçekleşen Mezopotamya Sosyal Forumu, bir yandan forumların tartışma ile sınırlandırıcı yapısı ile dizginlenirken, bir yandan da Arap devrimleri deneyimi ve KCK operasyonları ile süren sıcak sürecin kamçılayıcı etkisi ile iki uç belirleyen arasında gerçekleşti. Böylece tüm zayıflıkların yanı sıra oldukça önemli deneyimlerin paylaşıldığı bir organizasyon olabildi.
Arjantin Seçimleri: Sol Cephe Krize Devrimci Bir Yanıt Sunuyor!
Arjantin’de 2011 sonunda tamamlanacak iki basamaklı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 14 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen ilk turu, devrimci Troçkist akımların başını çektiği Sol Cephe’nin (Frente de Izquierda y de los Trabajadores / Solun ve Emekçilerin Cephesi) umut verici başarısıyla taçlandı. Ülke genelinde 500 binin üzerinde (yüzde 2,48) oy toplayan Cephe, sadece yüzde 1,5’luk seçim barajını aşmakla kalmadı, aynı zamanda ikinci tur seçimlerinde işçi emekçi yığınların politik referansı olmak gibi önemli bir görevi üstlendi.
Rüzgâr eken her zaman fırtına mı biçer?
Rüzgâr eken fırtına biçer derler…Belli ki AKP hükümeti aynı düşüncede değil! BDP üye ve seçmenlerini gözaltı ile yıldırıp, tutuklamalar ile siyaseten bitirmeye yemin etmiş gibi hareket ediyor. 14 Nisan 2009 – 7 Ekim 2011 arası 2,5 yıllık dönemde 7 bin 748 kişi gözaltına alınmış, 3 bin 895’i tutuklanmış. Temel gerekçe bu kişilerin KCK üye ve/veya sempatizanı olması…























