Reklam sektörü kadınları aşağılayarak ürün pazarlıyor. Cinsiyetçi reklamlarla ya üründen çok kadınlar pazarlanmaya çalışılıyor ya da toplumun bilincinde kadınları yalnızca anne, karı ve cinsel obje olarak gösteren simgeler kullanılıyor.
Yeni bir çözüm, yeni bir mağduriyet daha…
Geçtiğimiz ÖSS’yi, öncekilerinden ayıran şey, sınavda kaybeden kadın öğrencilerin, kamusal hayatta da kaybetmelerine yol açan, SSGSS yasasının geçmiş olması idi. Peki bu ne anlama geliyor? Öyleyse biraz hafızamızı tazelemekte fayda var:
Petrol-İş’in “Sendikalı Ol!” kampanyası:
Petrol-İş’in “Sendikalı Ol!” kampanyası örgütlenme sorununa çare olabilir mi?
Petrol-İş sendikası 24 Mayıs’tan itibaren pilot bölge olarak seçtiği Düzce’de “Sendikalı Ol!” kampanyası yürütüyor. Tabii ki bir sendikanın, sendikalı ol kampanyası yürütmesi doğal; ama bunu ilginç kılan kampanyanın şehrin bilbordlarında, televizyonlarda, yerel gazetelerde, radyolarda ve hatta üyelik için stand açılarak yapılıyor olması…
Grev yasağı
Kriz dönemlerini, işçi sınıfına karşı yapılan saldırıların en fazla yoğunlaştığı dönemler olarak tarif etmek mümkündür. Bu tip dönemlerde hakları için direnen işçiler hem bir mücadele hattı açarlar, hem de bütün işçi sınıfına örnek olurlar. İşte şubat ayından beri direnişte olan Atv – Sabah işçilerinin grevi de, böylesi bir dönemde kamuoyu yaratmayı başarmış; gittikçe de yayılarak, bir güç kazanmıştı.
Filistin’de köklerinden sökülen bir Limon Ağacı
Gerçek yaşamdan uyarlanmış bir Eran Riklis filmi Limon Ağacı. Geçtiğimiz şubatta Türkiye’de, birçok ülkeyle birlikte gösterime girmişti. İsrail Film Akademisi, Berlin Uluslararası Film Festivali gibi katıldığı her yarışmadan ödülle ayrılan Limon Ağacı, bugünlerde DVD olarak raflarda yerini almış durumda.
Eğitime bütçe için liseler mi satılıyor?
Ayın başında basında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, İstanbul’da 22 okulun satışıyla ilgili girişimde bulunduğu yönünde haberler çıktı. Bu haberlere göre, aralarında Çamlıca Kız Lisesi, Kandilli Kız Lisesi, Etiler Lisesi, Fenerbahçe Lisesi gibi otel, restorant işletmeleri açısından kârlı sayılan yerlerdeki liselerin satılması planlanıyordu. Bunun yanı sıra, Kabataş Erkek Lisesi, Pertevniyal Anadolu Lisesi gibi tarihi eser niteliğindeki okulların Milli Emlak Daire Başkanlığı’na devredilmesi konuşuluyordu.
Faili malum polis cinayetlerine bir aday daha!
Bu defa yer İzmir. Geçimini gündelik işlerle sağlayan Abdurrahman Sözen (24), yolda her gün yemek yediği restoranın sahibi olan alacaklısıyla karşılaşıyor. Tartışma ve yaralanma olayına adı karışıyor. Birinci dereceden zanlı olarak aranan arkadaşı hala sokaklarda, ama Abdurrahman götürüldüğü nezarethanede can veriyor. Peki, ne oluyor da Abdurrahman gece yarısı evi basılarak götürüldüğü nezarethanede ölüyor?
28 yıllık Kemal Türkler davası, hala devam ediyor!
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesine ilişkin dava yine ertelendi. Türkler, 2 Temmuz 1980’de Merter’de evinden çıkıp aracına bindiği sırada vurulmuştu. Katil zanlısı olarak üç kişi yakalanmıştı: Abdulsamet Karakuş, Aydın Eryılmaz, İsmet Koçak ve o zaman firari olan Ünal Osmanağaoğlu.
Güler Zere’ye yaşam hakkı
Güler Zere, 14 yıldır siyasi tutuklu ve tutukluluğunu Elbistan E Tipi Cezaevi’nde sürdürüyor. Hapishane koşullarında kansere yakalandı. 2008 yılı sonlarında tutuklu bulunduğu Elbistan Cezaevi’nden Adana Ç.Ü Balcalı Hastanesi’ne kanser tedavisi ile getirildi. 2009 başlarında da Karataş Cezaevi’ne getirildi, tedavisi halen Balcalı Hastanesi’nde sürdürülmekte.
Bedava işgücü: Stajyerlik -1
Eğitimine devam edebilen öğrenciler için, har(a)çlar, barınma ve beslenme gibi yüklerin dışında, sömürünün bir başka somut adı var: stajyerlik.
Honduras: Darbeciler ezilene dek, seferberliğe devam!
Geçtiğimiz ay Honduras’ta gerçekleştirilen askeri darbe, emperyalizm açısından askeri darbelerin gündemden kaldırıldığına dair yaygınlaşmaya başlayan kavrayışın ne denli geçersiz olduğunu ortaya koyuyor.
‘Elinde taş izi varsa çocuk, adalet senin neyine?’
Muğlâklığı hiçbir surette kabul edemediğimiz bazı meseleler var. Hele ki bir halkın onlarca yıllık esareti, özgürlük feryadı mevzu bahis olduğunda…
İşte Özgür Dünya!
Yakın zamanda bu başlık, gazetemizin Lindsey grevi üzerine bir yazısında kullanılmıştı. Ken Loach’un son filminin adı olan bu cümle, bu yazının başlığı olmayı da hak ediyor. Filmin baş karakeri olan büyük bir özel istihdam bürosunun beyaz yakalı işçisinin, kendi şirketini kurarken başvurduğu yöntemleri anlatan filmde, genellikle göçmen işçileri, sınırdışı edilme korkularından faydalanarak çok düşük ücretlere pazarlayan yeni yetme burjuvanın gözünden bile, kapitalizmin acımasızlığı görülebiliyordu.
Sinter Metal direnişinden kısa kısa…
3 Temmuz: Sinter Metal işçileriyle, direnişlerinin 200. gününü fabrika önünde şarkılar, türküler halaylar eşliğinde kutladık. İlk günlerde direnişe başlarken bugünleri hayal edemediklerini söyleyen işçiler, 200. günlerini geride bırakmanın coşkusuyla direnişe devam edeceklerini dile getirdiler.
Yine har(a)ç zammı!
Egemen sınıfların öğrenciler üzerindeki balyozu olan YÖK, kafamıza vurmaya devam ediyor… Çıkardıkları kararlarla öğrenciler üzerindeki denetimi, baskıyı ve kısıtlamaları arttırmak yetmiyormuş gibi, şimdide işçi ve emekçi çocukların üniversiteyi okumalarını engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Emekliler sessiz kalmıyor!
Hükümet emeklilerin zam oranını açıkladı. Bağ-Kur’lulara 5 TL, SSK emeklilerine ise 10 TL’lik komik bir zam yaptı… Bozdur bozdur harca… Hükümet emeklilere yaptığı zammı, otobüs zammı ve diğer zamlarla fazlasıyla geri aldı bile… Emeklilere yapılan zam gerçekten çok düşük!
Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz!
Küresel mali kriz mağduru olan biz işçiler üzerideki baskı ve hak gaspları devam ediyor… Tekirdağ Çerkezköy’de üretim yapan Profilo Telra küçülmeye gidiyor diye 2 yıl önce Türk-Metal sendikasına bağlı 800 işçisini, bütün haklarınızı vereceğim diyerek kapı önüne koydu.
TEKSTİL – Bütün işçilerin sorunu aynı!
Merhabalar arkadaşlar, Ben ihracata çalışan köklü bir tekstil fabrikasında çalışıyorum. Ekonomik krizin bu sektöre yansıyışı ya da bu krizin bahane edilmesi göz önünde bulundurulduğunda bizim firmamızda ekonomik koşullar çoğunluğa nazaran daha “iyi” durumda. Çünkü maaşların ve mesailerin zamanında yatıyor olmasına şükretmemiz isteniyor.
TEKSTİL – Patron krizi bahanesiyle ücretsiz izne zorluyor…
Merhaba arkadaşlar, ben bir tekstil firmasının fabrika satış mağazasında çalışmaktayım. Ücretlerimiz zaten oldukça düşük ve günde en az 12 saat çalışıyoruz. Bunun dışında kışın çalıştığım pazar mesaisinin karşılığında aldığım ücretin çok düşük bir ücret olduğunu görüyorum. Sadece bunlara bakarak bile anlıyorum ki, patron uzunca bir süre bizim sırtımızdan kârına kâr kattı.
TEKSTİL – Krizi fırsata dönüştürmek!
Krizi fırsata dönüştüreceğiz! Evet! Başbakan aynen böyle demişti. Dediği de oldu, birileri krizi fırsata dönüştürdü; ama o birileri bizler değiliz…
TEKSTİL – Kriz fırsatçısı patron
Her yaz 15 gün ücretli izin kullanıyorduk. Bu yıl hiçbir açıklama yapılmadan 1,5 ay izne çıkarıldık. Bu durumda bir ay ücretsiz izin kullanmış olacağız. Bizim patron da krizi fırsata çevirenlerden…
PETROKİMYA – Merhaba arkadaşlar
Ben Gaziosmanpaşa’da petrokimya sektörüne bağlı bir fabrikada çalışıyorum. Son günlerde biz işçilerin sırtına yüklenen küresel mali kriz yetmezmiş gibi, bir de patronlar yıllardır emek verip kazandığımız hakları vermemek için uğraşıyorlar.
LOJİSTK – Tek tek değil, hep birlikte!
Merhaba arkadaşlar, yaklaşık olarak 3 yıldır zam yüzü göremiyoruz. Kriz öncesinde patron çeşitli bahanelerle zam vermedi. Bu dönemlerde de, krizi bahane edip zam vermemesi bir yana, maaşlarımızı zamanında alamıyorduk.
HİZMET – Uzun ve yorucu çalışma saatleri…
Bir markette kasiyer olarak çalışıyorum. Bütün marketler aynı mıdır? Bir fikrim yok; ama çalıştığım markette çalışma koşulları çok ağır… Değişen periyotlarda vardiya sistemiyle çalışıyorum. Bazı haftalar sabah 11.00 gece 22.00; bazen sabah 8.00 akşam 19.00; bazen de sabah 10.00 akşam 21.00 arası çalışıyorum.
HİZMET – Kâr patrona, zarar hep işçiye
Merhaba ben hizmet sektöründe çalışıyorum. Çalıştığım şirket son 2 ay içinde 4 ihaleyi kaybetti ve tabi bunun faturası yine biz işçilere çıktı. Çünkü kaybedilen ihaleler sonucu, arkadaşlarımız ya işlerinden oldular ya da şirketin ihalesini almış olduğu diğer projelerde çalışmaya gönderildiler.
Bir Okurdan…
Çalıştığım fabrikada her yıl temmuz ayında yapılan ve geleneksel hale gelmiş bir denize gitme etkinliğimiz vardı. Bu etkinlik sayesinde bizler, hem iş stresini üzerimizden atıyor; hem de iş arkadaşlarımızla fabrika dışında hoş vakit geçirebiliyorduk. Yol ve yemek masrafları patron tarafından karşılanır, biz de arkadaşlarla 2 gün eğlenir, dönerdik.
Sürekli Devrim Teorisi Nedir?
Sürekli Devrim Teorisini üç temel madde altında özetlemek mümkündür:
Mobbing Nedir? Mağdurları Mobbing’ten nasıl kurtulabilir?
Mobbing, iş yerinde çalışanlar veya yöneticiler tarafından sistematik bir biçimde en az altı ay devam eden ve bireyin psikolojisini olumsuz etkileyici yıkıcı davranışların genel adıdır. Diğer bir deyişle, Mobbing (psikolojik yıldırma) işyerinde yaşanan psikolojik şiddet, taciz, baskı anlamına gelmektedir.
Emperyalist Kapitalizmin Bunalımının Kaynağı Üzerine
Adem Topal
Emperyalizm, mali sermayesinin yayılmacı karakterinin üstünlüğü ve bu mali sermayesinin gücünden dolayı az sayıda devletin diğer devlet ve ülkeler üzerinde kazandığı imtiyazlı bir konumu; siyasi, ekonomik ve mali açıdan zayıf ulus ve devletler üzerinde yaptırımcı ve sömürgeci bir hâkimiyeti tanımlar. Böylesi bir konumu kazanmak, korumak ve sürdürmek hiç kuşkusuz dünya çapında askeri bir güç olmayı gerektirir. Emperyalizm aynı zamanda mali sermayenin tüm diğer sermaye biçimleri üzerinde üstünlüğü demektir.
2 Temmuz Kadıköy Mitingi
2 Temmuz Madımak Katliamı’nın 16. yıldönümünde, yaşananları ve hayatını kaybedenleri unutmadığımız ve unutturmak istemediğimiz için Kadıköy mitingindeydik.
Mücadeleleri birleştirelim şiarıyla pikniğimizde buluştuk
Her yıl yaz aylarında gerçekleştirdiğimiz pikniğimizde bir kez daha yan yana geldik. Sabahın erken saatlerinde kalkarak, pikniğimizde bizleri yalnız bırakmayan sınıf kardeşlerimizle, ailelerimizle, dostlarımızla hem eğlendik, hem de birliğimizi güçlendirmek için sohbetler ettik, dertlerimizi ortaklaştırdık.
Çok başlı rejimin bitmeyen krizleri…
Taraf gazetesinde yayımlanan AKP ve Gülen’i Bitirme Planı belgesinin ardından, yeni bir darbe planının daha ortaya çıkıp çıkmadığı tartışılmaya başlandı.
İspanyol Devrimi 73 Yaşında
İşçi sınıfının belleğine nakşolunmuş bazı anlar vardır ki, kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa yayılır. Hiçbir güç tarafından silinip, unutturulamaz. İnsanoğlunun kurtuluş ümidi, ezilenlerin yüz yıllardır sindirilmiş enerjisi, özveri ve cesaret işte o anlarla özdeşleşir. Sınıfın belleğinde durmaksızın yansıyan parlak bir aynaya dönüşür o anlar. 1936 Temmuzu’nda patlak veren İspanyol İç Savaşı ve sosyal devrim deneyimi işte o anların başında gelir.
Sermaye yıkım, işçiler çözüm diyor! Yıkım mı? Çözüm mü?
“Kriz bitiyor” denirken, artık önümüze sürülen paketlerde kriz sonrası fırsatlar kollanırken, Türkiye ekonomisinin durumu çarpıcı bir veri ile ayyuka çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu TUİK’in 2009’un ilk üç ayını temel alarak yaptığı açıklamaya göre Türkiye ekonomisi geçen yıl aynı döneme göre yüzde 13,8 küçüldü!
Devrim İran’a Geri Döndü!
İran’da 12 Haziran günü yapılan seçimler, bir halk ayaklanmasını da beraberinde getirdi. Resmîsonuçlara göre, Ahmedinejad yüzde 64’lük oy oranıyla, ikinci tura gerek kalmadan cumhurbaşkanlığını ilan ederken, Reformistlerin adayı Musavi yüzde 33’te kaldı.
Ahmet ve Uğur Kaymaz neden öldürüldü?
Geçtiğimiz günlerde Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın polis ateşi sonucu öldürülmesiyle ilgili 4 polisin “meşru müdafaadan” beraat kararını onadı. Peki, neydi herkesin hafızasına yargısız infaz diye kazınan bu olay?
Mücadele bulaşıcıdır! Bazen tek bir kıvılcım yeter!
Mücadele her zaman kazanmak demek değildir. Bazen bir yenilgi büyük zaferlerin kazanılmasının yolunu açabilir. Bir mücadele bulaşıcı bir hastalık gibi yayılabilir… Mücadele etme kararı her zaman işçilere aittir. Mücadelede istenen sonuçlara ulaşmak ise karşılıklı güçlerin durumuna bağlıdır. Güçlerini daha iyi hazırlayan, sağlam bir plana, programa ve örgütlülüğe sahip olanlar mücadeleyi kazanır.
Sendikal hakkımız engellenemez!
Türkiye’de işçi hareketinin önünde birçok sorun ve engel bulunuyor. Çalışanların haklarını savunmak için yola çıkan sendikalar mücadeleci sınıf örgütleri olmaktan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu bizzat sendika bürokrasileri eliyle yapılmak isteniyor. Sürekli sendika hakkını kullanmak isteyen işçilerin işlerinden atıldığına tanık oluyoruz. Her yer ve aşamada sendikasız çalışma dayatılıyor.
Arttı Arttı kontenjanlar arttı! Peki ya diğerleri?
YÖK Genel Kurulu 11 onay 9 retle üniversitelerde kontenjan artışını onayladı. Böylece üniversitelerde kontenjanlar yüzde 15 arttı.
Yaz okulu: Hayır mı, şer mi?
Okullar kapandı ve birçok üniversite yeni yaz okulu tarifelerini açıkladı. Tarifeler oldukça fahiş fiyatlar içeriyor. Bütün bir sene okullara para akıtan öğrencilerin zoru neydi ki, binlerce öğrenci yazını yine okulda geçirmeye karar verdi? Peki, bu pervasız fiyatları dayatanların özgüveni nereden gelmekteydi?
Nahide Opuz davası…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) aile içi şiddet konusunda Türkiye’ye karşı açılmış ilk davayı sonuçlandırdı. Mahkeme, Türkiye’nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığı kararına vardı ve Nahide Opuz’a 36 bin 500 Avro ödenmesi kararlaştırıldı.
1 milyar aç ya da gıda tekelleri nasıl daha zengin olabilir?
Son bir yıl içerisinde tüm dünyada açlık sınırının altında yaşayan insanların sayısı 300 milyon daha arttı ve 1 milyarı buldu! “Açlık sınırının altında olmak”, “açlıktan ölmek üzere olmak” demenin daha az rahatsız eden ifadesi. Bu durumda şöyle diyelim: Şu anda bizim dünyamızda 1 milyar insan, kelimenin gerçek anlamı ile açlıktan ölüyor! Peki, korunma çaresi ne?
Sınıf bilinçli işçilere düşen görevler…
Sınıf bilinçli işçiler kriz sürecini mutlaka dikkatle takip etmeliler! Neden? Çünkü patronlar ve hükümetleri kriz ve sonuçları hakkında sürekli yalan söylüyor. Dün söylediklerini de bugün kolayca inkâr ediyor.
İşverene açılan bir paket daha!
Hükümet, yeni paketini açıkladı. Türkiye’yi sosyo-ekonomik yapısına göre dört bölgeye ayıran ve 12 sektöre yönlendiren teşvik ve istihdam paketi, devlet tarafından sunulacak teşvik araçlarını şöyle sıralıyor: Kurumlar veya gelir vergisi indirimi; SSK primi işveren hissesinin belli bir süre Hazine tarafından karşılanması; az gelişmiş bölgelerde yatırım için kullanılacak kredilerin faizinin bir bölümünün karşılanması; bölgesel, sektörel ve büyük proje bazında belirlenen ilkeler çerçevesinde yatırımlara yer tahsis edilmesi; KDV istisnası ile gümrük vergisi muafiyeti.
“İşçi Forumu” üzerine
21 Haziran pazar günü Petrol-İş Genel Merkezi’nde “İşten atmalar yasaklansın, işsize iş” sloganıyla, bir işçi forumu düzenlendi.
“Filistin Devleti’ni tanırız, ama…”
İsrail Başbakanı Netanyahu geçtiğimiz haftalarda, İsrail’in bir Filistin Devleti için hazır olduğuna dair bir konuşma yaptı. Obama yönetimi ve AB, iki devletli çözüm çerçevesindeki konuşmayı hoş karşılayıp, Netanyahu’yu desteklediklerini açıkladılar. Mısır yönetimi bu açıklamanın barış sürecinin önünü tıkadığını belirtirken, Filistin halkı ve Hamas başta olmak üzere Filistinli arabulucular konuşmayı ‘surata inen bir tokat’ olarak nitelediler.
ÖSS’nin diğer kaybedenleri: Dershane öğretmenleri
Bu yıl da ÖSS’yi kazanan dershane patronları oldu. 1965’te resmî nitelik kazanan dershanelerin sayısı 1970’lerin başında 150’ydi, 2000 yılında 1864 iken 2008’de 4270’ti. 2005 yılı itibariyle dershaneye devam eden öğrenci sayısı ise 1 milyon 71 bin 827. Erdoğan’ın geçen yıl ‘garabet’ diye nitelediği dershanecilik sektörü, 2000 yılından 2008 yılına, yani AKP’nin iktidarda olduğu süre içerisinde rekor düzeyde büyüdü.
Hüseyin Üzmez’in üzdüğü insanlar bitmiyor!
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in cinsel istismarına uğrayan B.Ç. (fiziksel yaşı 14, zihinsel yaşı 10,5) şu an Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri servisinde tedavi altında.
Dersimiz propaganda: Barış süreci ve söylem üzerine
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Haziran 2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, Günlük Gazetesi’nin 1 ay süreyle kapatılmasına hükmetti. Terörle Mücadele Yasası’na dayandırılan bu karar, gazeteyi “terör örgütünün propagandasını” yapmak suçundan mahkûm etti.
2009 Avrupa parlamentosu seçimleri: Yeni bir kutuplaşmaya doğru
6 Haziran’da Avrupa Parlamentosu için yapılan seçimlerin gerçek galibinin “güvensizlik” olduğunu söylemek abartı olmaz. Parlamento seçimlerine katılım oranı son yirmi yıl boyunca sistemli bir biçimde ve yüzde 20 dolayında azalarak, sonunda yüzde 43’e kadar indi.


