Ana Sayfa Blog Sayfa 100

GSÜ ODTÜ’nün yanında: “Rektör istifa!”

0

GSÜ (Galatasaray Üniversitesi) öğrencileri ODTÜ’deki şiddetin sorumluluğunu öğrencilerin üzerine yükleyen bildiriye imza atan rektörün istifasını talep etti.

Beyazıt’tan ODTÜ’ye bin selam!

0

Önümüzdeki aylarda meclisten geçirilmesi planlanan bir yasa taslağı var. Üniversiteleri, öğrencisinden asistanına, işçisinden akademisyenine kadar etkileyecek, onları güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkum eden bir yasa taslağı… Adına Yeni YÖK Yasa Taslağı dediğimiz bu taslak, bugün -25.12.20212- Beyazıt’ta bizzat bu bileşenler ve kitle örgütleri tarafından protesto edildi. ODTÜ direnişinin sıcaklığı sürerken rektörler tarafından ODTÜ’lü öğrenciler aleyhine yapılan ortak açıklama kınanarak öğrencilerin yayındayız vurgusu yapıldı.

Dünden bugüne Roboski katliamı

0

Günlerden 28 Aralık 2011; onlar için sıradan bir gün olarak başladı. Çoğu 18 yaşın altında yani henüz çocuktular. TSK’nın F-16 uçakları ölüm olup Roboskili (Uludere) çocukların üzerine yağdı. Ölen 34 köylüden 18’inin yaşları 12 ile 18 arasındaydı. Hatırlatmakta yarar var; medya uzun süre sessiz kalmıştı. Bombalar 28 Aralık saat 21’de ölüm olup yağdı. 29 Aralık saat 12’ye kadar televizyon ve radyolar adeta sessizliğe büründü. Ama olay sosyal medya üzerinden yayılmaya başlamış ve nihayet iktidarın iznini alan medya, bu katliamı halka duyurma lütfunda bulunmuştu.

Üniversite A.Ş.’ye, YÖK’e ve yasasına geçit yok!

0

Ülkemizde bir süredir YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile birlikte iyi bir demokrasi oyunu oynanıyor. Tüm “paydaşların” YÖK yasa taslağını tartışıyor görüntüsü vermek için YÖK toplantıları gerçekleştiriliyor. Ve bu sürecin tamamına “YÖK Reformu” adı veriliyor.

Asgari ücreti protesto eylemi

0

İşçiler bugün Şişli Camii önünde asgari ücreti protesto eylemi için bir aradaydı. Saat 12.00 civarında camii önünde 50-60 kişilik bir kitle vardı. Doğrusu moral bozucuydu; derken kalabalık artmaya başladı ve 500 civarını buldu. Kitle camii önünde, “Tayyip Paşa 730 lira ile sen yaşa!” sloganı atarken bir yandan da kortej oluşturdu. Kitlenin en kalabalık korteji Devrimci Sağlık-İş sendikasıydı.

Mavi Ring yola çıkıyor…

0

Yönetmen Ömer Leventoğlu’nun Eskişehir-Aydın Direnişi olarak tarihe geçen olayları anlattığı Mavi Ring filminin çekimleri sona erdi.

Yakın tarihten dramatik bir hikaye daha beyaz perdeye aktarılıyor. Türkiye’den Fer Film Prodüksiyon ve Almanya’dan Proserv Productions ortak yapımcılığı ile gerçekleştirilen Mavi Ring sinema filminin yönetmenliğini Ömer Leventoğlu yapıyor.

Avusturya’da demokrasi düşmanlarına karşı Johannes Wiener’in yanındayız!

0

Avusturya’da RKOB (Kurtuluş için Devrimci Komünist Birlik) sözcüsü 20 yaşındaki Johannes Wiener, Filistin’e yapılan son saldırıyı protesto etmek için gerçekleştirilen kampanya sürecinde yaptığı halka açık bir konuşmadan ötürü, Anayasayı Koruma ve Anti-Terörizm Federal Bürosu tarafından “isyana teşvik” ile suçlanıyor. Ve Avrupa demokrasisi Wiener’i iki yıl hapis cezasına mahkum etmek istiyor. (1)

Direnişteki İTÜ araştırma görevlileri yalnız değildir!

0

8 Ekim 2012 tarihinden bugüne kadar İTÜ’de 30’dan fazla araştırma görevlisinin işine son verilmesi ve yüzlerce asistanın bu riskle karşı karşıya olmasına yönelik İTÜ’lü asistanların kurdukları dayanışma ve direniş çadırına destekler sürüyor. Bugün de, “İTÜ’de hayat duruyor” dayanışma gününde kar kış demeden onlarca insan İTÜ Maslak Yerleşkesi’ne geldi. Desteğe gelenler arasında, HEY Tekstil’de direnen işçiler de vardı.

ODTÜ’de polis terörü!

0

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde dün yaşanan (18.12.2012) polis şiddetinin yakın tanığı olan ODTÜ’lü bir arkadaşımız olarları şöyle anlatıyor.

ODTÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Ferdan Ergut’un twitter hesabında paylaştığı bu yazı olayların özünü yeterince açıklayıcı nitelikte.”Olaylar şöyle başladı: 15.30’da öğrenciler Fizik’te toplandılar. Başbakan’ın geleceği binaya yürümeye başladılar. Polis barikatına geldiğimizde barikatla aramızda yüz metreden fazla mesafe vardı. Daha arka sıradakiler henüz toplanmamıştı bile. Öğrenciler ne yumurta ne taş; hiçbir şey atmıyorlardı. Sadece slogan atıyorlardı. Ve demokratik haklarını kullanırlarken gaz bombaları üzerimize atılmaya başlandı. Ben ayrıldım ve ofise geldim. Ondan sonra elbette her şey bambaşka bir hal aldı. Kayıtlara geçsin: ODTÜ’de saldırı polisten geldi. Çocuklarımız evlerinde otururken gaz bombası yedi. Bu bir rezalet!”

Yeni YÖK yasa taslağına karşı bir planımız var!

0

Enternasyonalist Öğrenci tarafından, birkaç ay sonra meclisten geçmesi planan Yeni Yök Yasa Taslağı ile ilgili bir etkinlik düzenlendi. İki saat süren etkinlik, ABD eğitim sisteminin en büyük problemi olan, öğrencilerin aldığı kredi balonunun patlaması ve bu durumun öğrencilere yansımasını konu alan kısa bir video gösterimiyle başladı.

Özgürlük nasıl gelecek?

0

Önceki yazıdan bir alıntıyla başlayayım:

“Gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Bu memleketin “Atatürkçü-cumhuriyetçi- laik-ulusalcı” güçleri, herhangi bir devlet güvencesi, “devletin asıl sahiplerinin” gizli-açık, maddi bir desteği olmadan da meydanlara çıkıp gerektiğinde “terörist” muamelesine uğramak pahasına, devletin katı-sıvı-gaz (cop-tazyikli su-biber gazı) bütün hallerine karşı direnerek 29 Ekim’de “Atasının huzuruna” çıkmayı başardı. Kabul etmek gerekir ki bu, Kürt ulusal hareketinin bütün cephelerde yürütülen tasfiye harekâtına karşı göstermekte olduğu büyük direnişten sonra AKP’ye karşı bugüne kadar kazanılmış önemli başarılardan biridir (…) Gelinen noktada “günün yıldızının” sözünü ettiğimiz küçük burjuva katmanlar olduğu açıktır. Bu nedenle eylemlerinin devamı halinde toplumsal bir güç olarak etkilerinin tarihsel olarak hak ettiklerinden fazla olması, diğer muhalif güçleri de etkilemesi, en azından kendileri üzerinden bazı umut ve hevesler uyandırması kaçınılmazdır.”

BEDAŞ’ta zafer direnen işçilerin!

0

Bedaş direnişi 208. gününde zaferle sonuçlandı. Bugün Enerji-Sen, Bedaş yönetimiyle masaya son kez oturdu ve yönetime tüm işçileri geri alacağına ilişkin protokolü imzalattı. İşçiler Ocak ayında işbaşı yapacaklar.

BEDAŞ direnişi: Ya hep beraber ya hiçbirimiz!

0

Yağmur çamur dinlemeden, işlerini geri alana kadar hiçbir yere gitmeyen BEDAŞ işçilerinin onurlu direnişinde tam 207 gün geride kaldı. Direnişçi BEDAŞ işçileri yönetime, devlete seslerini duyurmak için sayısız eylem yaptılar. Haftalardır her cuma Galatasaray Meydanı’ndan Tramvay durağına yürüyerek, “Ya hepberaber ya hiçbirimiz”, diye haykırdılar.

Bedaş işçileri herkesi desteğe çağırıyor, hemen şimdi!

0

207. gününde Bedaş direnişinde bıçak kemiğe dayanmış durumda. Bedaş yönetiminin yeni teklifi, 114 direnişçiden yalnızca 35’ini işe almak!

Tekstil – Birlikte hareket edince istediğimizi alıyoruz

0

Merhaba,

Ben bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. On dört işçiyiz; on erkek dört kadın çalışıyoruz. İhracata dönük üretim yapıyoruz. Patronumuz Almanya’da yaşıyor. Almanya’da on beş mağazası var. Burada temsilci iki kişi var. Aslında her şeyi yönlendiren buradaki bu temsilciler.

Kadına yönelik şiddet ile her gün mücadele!

0

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücade Günü dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadının katıldığı gösterilerle geride kaldı. Biz de işçi Cephesi olarak düzenlediğimiz etkinlikte ve ardından tüm kadınlarla birlikte katıldığımız yürüyüşte taleplerimizi dile getirdik. Bugün bir kez daha belirli talepler üzerinden geçmekte fayda görüyoruz. Kadınlar olarak mücadelemizi belirsiz bir tarihe ertelemiyor ve bunu sınıfsal taleplerle birlikte, varolduğumuz her alanda sürdürmemiz gerektiğini savunuyoruz.

Bilgi Üniversitesi’nde zafer direnen işçilerin!

0

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaklaşık üç ay önce toplu işten çıkarmalar gerçekleşmiş, işten çıkarılan ve Sosyal-İş sendikasına üye 4 işçi, “işten atılanlar geri alınsın talebiyle” oturma eylemi yapmaya başlamışlardı.

Oturma eyleminin 80. gününde Bilgi Üniversitesi yönetimi, eylemi yürüten üç işçinin işbaşı yapmasını kabul etti. İşe alınmayan bir kişi ile ilgili hukuki süreç de sendika tarafından takip edilmeye devam ediliyor.

Bursa Renault işçilerinin işbirlikçi sendikaya karşı mücadeleleri ve işten çıkarmalar

0

Kasım ayının 2. haftasında Bursa Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları’nda çalışan Türk-İş Türk Metal Sendikası’na bağlı işçiler MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) sözleşme teklif taslağına karşı çıktılar ve bir günlük iş bırakmaları sonucu 32 tane işçi işten çıkartıldı. Olayın seyri ve direnişe dair bilgi edinmek için işten çıkartılan bir işçi arkadaşla röportaj yaptık.

Demokrasi lüks değildir!

0

Son açlık grevleri bir kez daha gösterdi; AKP demokratik bir hükümet değildir. Bu yönde bir çabası olmadığı gibi niyeti de yoktur. Demokrasiden anladığı sadece kendi burjuva sınıf çıkarlarıdır. Tüm burjuva sınıf için olduğu gibi AKP için de demokrasi ancak kendine hizmet ettiğinde muteber, aksi durumda göz ardı edilmesi gereken bir maliyettir. Nitekim AKP hükümeti 2003-2007 yıllarında sadece üzerine yükseldiği sermaye kesiminin ihtiyaçlarına cevap üretmek adına “demokratikleşme” yolunda adımlar atar gibi göründü. Asker-sivil bürokrasinin rejim -dolayısıyla tüm ekonomik, politik, sosyal sistem- üzerindeki egemenliğini kırıp geriletmek için uluslararası alanda da “demokrat” elbisesi giydi. Tabii ki bunların hepsi bir demokrasicilik oyunundan başka bir şey değildi, geldi geçti. Bir şeyin en iyi taklidi dahi aslının yerini tutamaz. Öyle olmakla görünmek arasındaki fark açlık grevlerinde Başbakan Erdoğan’ın ağzından dökülen şu sözler gibi gerçek anlamını buldu; “Bu açlık grevleriydi, ölüm oruçlarıydı bunlar şantajdır, bunlar blöftür, bunlar şovdur.”

Yolda takip servisi kaldırıldı ama…

0

Turkcell’in uygulamaya sokmak istediği yolda takip “servisi” kadınların engeline takıldı. Kadınlardan gelen tepkilerin bir sonucu olarak uygulama şimdilik rafa kaldırıldı, ama tekrar gözden geçirildikten sonra kullanıma sokulacağı açıklandı. Peki yolda takip uygulaması nedir? Bu servis, herhangi bir kişinin, belirli bir anda nerede olduğunu öğrenmeyi sağlayan bir takip sistemidir. Bu servisin aktif hale gelmesi için tek yapılması gereken takip edilecek kişiden onay almak.

Türkiye’de eğitimin güncel sorunları – 2

0

Eğitimde Taşeronluk Dönemi

Geçen ay İşçi Cephesi’nde Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012 yılında 40 bin öğretmen ataması gerçekleştirdiğinden bahsetmiştik. Bu durum Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) dâhil kimseyi tatmin etmemiş, atamalar yetersiz ve adaletsiz bulunmuştu.

Tekstil sektörü – Koyun değil işçiyiz!

0

Merhaba sevgili İşçi Cephesi okurları,

Ben 18 aydır Çağlayan’da bir tekstil atölyesinde makineci olarak çalışıyorum. Bu işyerinde 18 ayın 13’ünü sigortalı olarak geçirdim. Bu işyerinde çalıştığım zaman içerisinde bazı garip şeylerle karşılaştım. Benimle maaş konusunda anlaşırken bazı şartlardan söz ettiler. Konut kredisi ödediğimden dolayı bu şartları kabul etmek zorunda kaldım. Bana sigorta istersem maaşımın 200 lira daha az olacağını söylediler. Ben bunu kabul etmeyince bana karşı cephe oluşturdular. Tabii ki, bu gibi işyerlerinde çalışmak zor ama mecburen bazen bu koşulları kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Anadilde savunma tasarısı, topal ördek misali…

0

Açlık grevlerinin üç talebinden biri olan anadilde savunma hakkı için kanun tasarısı hazırlandı. Ve tasarının millet meclisinde oylanarak kabul edilmesi beklenirken konu rafa kaldırıldı ve görüşmenin yeni yıla kaldığı Hükümet tarafından açıklandı. AKP iktidarının klasik, ben yaptım oldu tutumu burada da kendini gösterdi. Pekiyi, CHP ve MHP’nin de itiraz ettiği kanuni düzenleme neyi içeriyordu?

Metalde güç dengeleri yeniden sarsılıyor

0

Metal sektörü Türkiye sınıflar mücadelesinde özellikle de toplu iş sözleşmeleri sürecinde mücadelenin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Bugün de metal işçileri Bursa’daki Oyak-Renault fabrikasında patrona ve işbirlikçi sendika Türk Metal’e karşı başlattıkları direnişle bu misyonlarını sürdürdüklerini gösteriyorlar.

14 Kasım’da bir hayalet dolaştı

0

4 yıldır Avrupa işçi sınıfına kan kusturan IMF, Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası gibi var oluş nedenleri Avrupa burjuvazisinin kâr oranlarını yükseltmek olan kuruluşların, Avrupa’yı, işçi sınıfı aleyhine yeniden şekillendiren kemer sıkma programları varsa, buna karşı işçi sınıfının da kendi programı ve örgütsel bütünlüğü olmalıydı. 14 Kasım Avrupa genel grevi, bu yolda geç de olsa atılmış çok önemli bir adımdı. Kesinlikle bir son değil, sadece bir başlangıç…

Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal ile Neoliberal saldırılar, sendikal hareket ve BEDAŞ direnişi üzerine

0

14 Kasım günü Avrupa’da Yunanistan ve İspanya’nın da içinde olduğu bir dizi ülkede genel grev oldu. 2008’de açığa çıkan dünya ekonomik krizinin derinleşmesi ve yarattığı tahribatın artmasına karşı işçi sınıfının bu ilk genel karşı çıkışı, geç ve yetersiz olmasına rağmen, çok önemliydi. Çünkü şu ana dek krizin faturasının işçi ve emekçiler ödedi. Oysa krizi yaratan işçi ve emekçiler değil. Bunu hepimiz biliyoruz. Krizin gerçek sorumluları ise bir yandan milyarları hortumlamaya devam ederken diğer yandan kendilerini çözüm olarak gösterme ikiyüzlülüğünü de sergilemekten çekinmiyor. Fransa, İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde gerçekleşen hükümet değişikliklerinin ise fark yaratmayacağı çok geçmeden açığa çıkmış durumda. İşte bu koşullarda Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal ile hem 14 Kasım Genel Grevi’ni hem de dünya ekonomik krizini ve sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu imkan ve sorunları konuştuk.

Yeni YÖK taslağı: Burjuvazinin bir planı var! Peki ya bizim?

0

YÖK, yeni taslağını kamuoyuna açıklayarak önümüzdeki dönemde kapitalizmin ve Türkiye burjuvazisinin üniversitelere dönük beklentisini gözler önüne sermiş oldu. Tüm dünyada, neoliberal politikaların bir sonucu olarak, devlet kamu harcamalarından elini çekerek bu alanları sermayeye terk etmektedir ve eğitim de bu alanlardan biridir. YÖK’ün yeni taslağı da bu kaygılar doğrultusunda, Türkiye’nin de dahil olduğu Bologna deklarasyonu kapsamında, TÜSİAD gibi sermaye gruplarının da desteğiyle, üniversitelerin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını önüne koyan, öğrencilere ve tüm üniversite bileşenlerine dönük yoğun bir saldırı programıdır!

Mısır: “Mübarek, Mursi, devrim her yerde!”

0

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki Arap devrimci süreci yeni bir aşamaya giriyor. Suriye’de muhalif güçler, birçok yeni bölgenin kontrölünü ele geçirirken, çatışmalar Şam’ın merkezine dek ilerlemiş durumda. Ürdün’de yeni zamların tetiklediği protestolarda, Kral Abdullah’ın yıkılması, rejimin devrilmesi sloganları ön plana çıkyor. Devrimlerin başladığı yer Tunus’ta ise, işsizliğin yüzde 50 civarında olduğu Silyana kentinde iş ve sosyal haklar talebiyle başlayan eylemler, polisin ve ordunun müdahalesiyle, bölgesel ayaklanmaya doğru evrilmekte.

Yaşasın kadın dayanışması!

0

İşçi Cephesi olarak 25 Kasım’da düzenlediğimiz “Devlet, Yargı ve Erkek Şiddetini Tartışıyoruz” adlı etkinliğimiz başarıyla gerçekleşti. Tiyatro gösterisi ile başlayan etkinlik video sunum ve ne yapabiliriz, talepler bölümüyle devam etti.

Video sunumda, son dönemde kadına şiddet haberlerinden ve hükümetin aldığı tutumdan bahsedilirken ne yapmalı ve talepler bölümünde kadınların bu konuda nasıl bir araya geleceği ve acil taleplerimiz tartışıldı.

Uluslararası İstanbul Buluşması’nın anlamı

0

Her zaman, devrimci partinin salt ideolojik propagandayla değil sınıf mücadelesine programatik/politik müdahaleyle ve kitle seferberlikleri içinde inşa edilmesi gerektiğini söyleyegeldik. Bu elbette son derece güç ve sebat isteyen bir çalışma yöntemi, zira özellikle inşanın dinamiklerini sınıf mücadelesinin şiddeti ve derinliğiyle ilişkilendirir; öyle ki, gericilik veya durgunluk dönemlerinde propaganda ögesi kaçınılmaz olarak öne çıkar ve partiyi tehlikeli bir biçimde dar öncü gruplara doğru iter. Ama bundan daha da tehlikesi, sınıf seferberliklerinin yaygınlaştığı dönemlerde inşayı propagandanın çerçevesine hapsedip öncücü ve maksimalist pozisyonlara sığınmak, partiyi kitlelerden yalıtık, yani etkisiz ve hatta “fuzuli” bir düzeye indirmektir. Bu şekilde kendisini tahrip eden, Marksizm’den ve devrimci Troçkizm’den kopan pek çok parti ve akım örneğiyle karşılaştık, hâlâ da karşılaşıyoruz. Bu söylediklerimiz, partinin uluslararası düzeyde inşasında da tamamen geçerlidir.

Gazze’ye dönük saldırılar ve abluka sonlandırılsın! Yaşasın özgür Filistin!

0

Aralık 1987, Filistin halkının Siyonist İsrail devletine karşı direnişinin simgesi olan birinci intifada’nın başlangıcı. Bugünler ise topyekun direnişin başlangıcının 25. yıldönümü. O günlerden bu zamana kadar Ortadoğu’da ve Filistin mücadelesinde birçok değişim meydana geldi. Ancak değişmeyen en önemli nokta ise Filistin halkının mücadelesinin Ortadoğu devrimi açısından barındırdığı patlayıcı etki! Emperyalizmi bölgede en çok tedirgin eden konu ise, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan devrimci sürecin Filistin mücadelesiyle birleşerek derinleşmesi. Korkulanın olmaması için, bir yandan İsrail Gazze’ye dönük saldırılarla ve ablukayla Filistin direnişini çökertmeye çalışırken, diğer yandan “demokratik gericilik” politikalarıyla, Filistin halkının kurtuluş mücadelesi “iki devletli çözüm” cenderesine sıkıştırılmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz 20 gün yaşananları da bu çerçevede değerlendirmekte yarar var.

Açlık grevlerinin gösterdikleri

0

Cezaevlerinde, okullarda, mecliste, içeride dışarıda sürdürülen açlık grevleri 68. gününde, Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının ardından sona erdi. Bu 68 gün, ‘Kürt kardeşlerini’ dilinden düşürmeyen ve onları ‘her türlü sinsi plana karşı’ uyaran büyük abi Erdoğan’nın gerçek niyetini, iktidarda olduğu 10 yıllık süreden daha fazla ortaya çıkardı, netleştirdi. Niyet belli; Kürt sorununun çözümünde tek söz sahibi olmak, Kürt siyasi hareketini tasfiye etmek, kısaca meseleyi “halletmek”. Oysa 68 günlük süreç, Kürt halkının direniş kapasitesini ve Kürt hareketinin gücünü bir kez daha göstermiş durumda. Buna rağmen süreç boyunca çirkin karalamalar, meydan okumalarla tantana yapan hükümet sorumluluklarını gizlemeye çalışmak dışında bir şey yapmıyor. Bu tantana da hükümetin politik olarak eşiğinde olduğu iflasını örtbas etmeye yetmiyor.

Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi’nden İsrail’e protesto

0

Filistin’e destek ve dayanışmayı örgütlemek için çeşitli demokratik kitle örgütlerinin bir araya gelerek oluşturduğu ve İşçi Cephesi’nin de parçası olduğu Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi 22 Kasım Perşembe günü Levent’te buluşarak İsrail Konsolosluğu’na yürüdü.

287. gününde Hey Tekstil İşçileri TOBB’un önünde direniyor!

0

Dokuz aydır direnen Hey Tekstil işçileri ve destekçileri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önünde eylemliliklerini sürdürüyor. Patronları Aynur Bektaş tarafından işten atılan işçiler, ödenmemiş maaşları ve kıdem tazminatları için Şubat ayından beri direnişlerine devam ediyorlar. ‘2010 TBMM Üstün Hizmet Ödüllü’ Aynur Bektaş ise hala TOBB Kadın Girişimleri Yöneticisi.

Gazze’deki Siyonist saldırılara son!

0

Siyonist İsrail Devleti’nin silahlı güçleri, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yeni bir askeri saldırı gerçekleştirdi. Her saldırda olduğu gibi İsrail bu saldırıları da “savunma” amaçlı ve “teröristleri ortadan kaldırmak” için yaptığını iddia etti. ABD Başkanı Obama da İsrail’in bu soykırımcı saldırılarını meşrulaştırmak için benzer gerekçeleri kullandı.

Yeni bir evren yaratmak

0

Gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Bu memleketin “Atatürkçü-cumhuriyetçi-laik-ulusalcı” güçleri, herhangi bir devlet güvencesi, “devletin asıl sahiplerinin” gizli-açık, maddi bir desteği olmadan da meydanlara çıkıp gerektiğinde “terörist” muamelesine uğramak pahasına, devletin katı-sıvı-gaz (cop-tazyikli su-biber gazı) bütün hallerine karşı direnerek 29 Ekim’de “Atasının huzuruna” çıkmayı başardı. Kabul etmek gerekir ki bu, Kürt ulusal hareketinin bütün cephelerde yürütülen tasfiye harekâtına karşı göstermekte olduğu büyük direnişten sonra AKP’ye karşı bugüne kadar kazanılmış önemli başarılardan biridir.

Açlık grevindeki tutsakların talepleri derhal kabul edilsin! Olası ölümlerin sorumlusu hükümettir!

0

Kürt sorununda çözüm tartışmalarının varıp varabildiği son aşamada açlık grevlerinin başlamış olmasının, bu sorunu çözeceğini iddia eden siyasal iktidar açısından bir bilançosu olmalıydı. Ama 65 günün ardından söyleyebiliriz ki, meydan okumalar ve karalamalar dışında atılmış ve zaten halihazırda geç kalınmış tek adım olan “anadilde savunma hakkı” yasa tasarısına ilişkin verilecek karar bile kenarından köşesinden çekilerek uzatıldıkça uzatılıyor.

Devlet, Yargı ve Erkek Şiddetine Hayır Demek İçin 25 Kasım’da Alanlara!

0

Son 5 yılda aramızda dolaşan kadın katili erkek sayısı 5 bine ulaştı. Buna sistematik olarak şiddet gösteren erkekleri, tacizcileri ve tecavüzcüleri, kadını korumayarak ölmesine sebep olan yargıyı, şiddetin bizzat uygulayıcısı olarak kolluk kuvvetlerini de eklersek durumun kadına yönelik bir vahşete dönüştüğünü söyleyebiliriz.

2012 yılının ilk 9 ayında 116 kadın katili daha aramıza karıştı. Geçtiğimiz ay ise erkekler 13 kadını öldürdü, 12 kadına tecavüz etti, 16 kadını yaraladı. Sekiz kadını kocaları, ikisini boşanma davası süren kocaları, birini imam nikahlı kocası, birini eski kocası, birini eski sevgilisi öldürdü. Yani kadınlar en çok yakınlarında bulunan erkekler tarafından şiddet gördü. Kadınların biri, denetimli serbestlik yasasından ötürü serbest kalan kocası tarafından, diğeri koruma istediği halde korunmadığından, bir diğeri ise boşanma davası esnasında adliye önünde öldürüldü.

Uluslararası İstanbul Buluşması başarıyla sonlandı

0

2,3 ve 4 Kasım günlerinde İstanbul, devrimci sosyalist grupların uluslararası buluşmasına ev sahipliği yaptı. Uluslararası Birlik Komitesi (UBK) bileşenleri İşçi Cephesi ve Enternasyonalist Mücadele (LI, İspanya) tarafından çağrısı yapılan buluşmaya, İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) yönetimi ve Almanya sempatizan seksiyonu İşçi Demokrasisi için Komite (KRD) temsilcileri ile Enternasyonalist Sosyalist Grup (GSI, Fransa) ve Yunanistan Enternasyonalist Komünistler Örgütü (OKDE) temsilcileri katıldılar.

Kemer sıkma politikalarının durdurulması için, Avrupa genel grevi!

0

14 Kasım’da, Troyka (AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF) tarafından dayatılan kemer sıkma politikalarına karşı, Avrupa’nın güney ülkeleri Yunanistan, Portekiz, İspanya ve Kıbrıs’ta genel grev, Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise, eylemler, yürüyüşler ve çeşitli seferberlikler gerçekleşecek. Avrupa’nın çeşitli ülkelerini kapsayan bu genel grev çağrısı, geç kalmış olsa da, oldukça önemli bir adım. Avrupa burjuvazisi, AB ve ulusal hükümetler tarafından dayatılan sosyal yıkım politikalarına karşı bir direniş hattının örülebilmesi için, işçi hareketinin 14 Kasım’da kitlesel seferberlikler gerçekleştirebilmesi gerekiyor.

Suriye Devrimci Solu’nun açık mektubuna yanıt

0

Değerli Yoldaşlar,

Katil Beşar Esad’ın neoliberal diktatörlük rejimine karşı yürütülmekte olan halk devriminin kalbi Şam’dan, bizlere ulaştırmış olduğunuz mektubu heyecanla almış bulunmaktayız. Tunus, Mısır, Libya, Yemen ve Bahreyn devrimlerinde olduğu gibi Suriye halkının, sefalet ve baskıya son vermek için ayaklanan kitlelerin, terör rejimine karşı yürütmekte oldukları mücadeleye koşulsuz desteğimizi sunmaktayız. Devrimci adını taşıyan her örgütlenmenin başlıca görevinin bu mücadelenin yanında saf tutmak olduğunu düşünüyoruz.

Declaration of the constitution of Coordination Committee (UIT-CI/ILC)

0

Capitalism is going through an economic, political and historic crisis. All capitalist ideologists and economists concentrate their efforts in the recovery of capitalism but they cannot achieve it. A solution under capitalism to the actual crisis presents a desolating future for humanity. Imperialism and the bourgeoisie want to make the working class and the popular sectors to carry the weight of the crisis, but the workers reject paying the price of the capitalists’ benefits with unemployment, poverty and misery and they begin to fight all over the world. The youth also mobilizes, rebelling against the lack of alternatives and the abuses it’s submitted to. Strikes are shaking Europe, China and Latin America. The peoples of Northern Africa and the Middle East have rebelled against their dictators, and the revolutions are making them fall one after another. Popular sectors, indigenous peoples and peasants against impoverishment and the looting of natural resources also join the struggle.

Suriye devrimi deklarasyonu

0

Uluslararası İstanbul Buluşması’nda, Suriye devrimi üzerine kabul edilen deklarasyon

1. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da doğan Arap devrimlerinin bir parçası olarak Mart 2011’de patlak veren Suriye devrimci süreci, Suriyeli emekçi halk kitlelerinin Beşar Esad’ın temsil ettiği diktatörlük rejimine karşı meşru demokratik ayaklanışlarının bir ürünüdür. Kitleler rejimin sadece baskı, işkence ve katliam uygulamalarına değil, aynı zamanda uluslararası mali sermaye ve Suriye burjuvazisi ile işbirliği içinde yürürlüğe koyduğu neoliberal politikalara, bu politikaların sonucu olarak yaygınlaşan işsizliğe, yoksulluğa ve hayat pahalılığına karşı başkaldırmışlardır. Yolsuzlukları temel ekonomik faaliyet haline dönüştüren ve ülke gelirlerinin yarısına el koyan egemenler kastı, Beşar’ın önderliğinde bir mafya oluşturmaktadır ve başta gizli güvenlik servisleri ve ordu olmak üzere rejimin tüm kurumlarını emekçi halkın üzerine sürerek otokratik yönetimi ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bu görüntü karşısında dünya devrimci solunun yeri hiç kuşkusuz ayaklanan Suriyeli emekçilerin safıdır. Ayakta kalabilmek için ayrım yapmaksızın yaklaşık 40 bin Suriyeliyi katleden Beşar rejimine verilecek en küçük destek, tarihe ve dünya emekçilerine karşı işlenen karşıdevrimci bir suç ve ihanet anlamına gelmektedir.

Avrupa’da Kriz ve Gelişen Mücadeleler Üzerine Deklarasyon

0

2, 3 ve 4 Kasım tarihlerinde gerçekleşen Uluslararası İstanbul Buluşması’nda, Avrupa’daki mevcut durum üzerine kabul edilen deklarasyon

UIT-CI ve UBK arasında Koordinasyon Komitesi Kuruluş Deklarasyonu

0

Kapitalizm ekonomik, politik ve tarihsel bir kriz yaşamakta. Tüm kapitalist ideologlar ve ekonomistler var güçleriyle kapitalizmi yeniden canlandırmaya çalışmakta, ama bunu başaramamaktadırlar. Krizin kapitalizm çerçevesinde çözümü, insanlık için felaketler dolu bir gelecek anlamına gelmektedir. Emperyalizm ve burjuvazi krizin faturasını işçi sınıfına ve emekçi halk kesimlerine ödetmeye çalışmakta, ama işçiler ve emekçiler kapitalist kârların faturasını işsizlik, yoksulluk ve sefaletle ödemeyi reddetmekte ve tüm dünya ölçeğinde mücadelelere girişmektedirler. Gençlik de seferber olmakta, alternatifsizliğe ve sırtına yıkılan sömürü ve tacizlere karşı isyan etmekte. Avrupa, Çin ve Latin Amerika grevlerle sarsılmakta. Kuzey Afrika ve Ortadoğu halkları diktatörlüklere karşı ayaklanarak birbiri ardına devrimler gerçekleştirmekte. Yoksul halk kesimleri, yerli halklar ve köylüler de doğal kaynakların sömürüsüne karşı mücadele etmekteler.

Venezuela deklarasyonu: İşçiler yönetmeli

0

Uluslararası İstanbul Buluşması’nda, Venezuela üzerine kabul edilen deklarasyon

Venezuela’da Chavez’in Ekim seçimlerindeki zaferi, işçi sınıfı ve halk açısından hiçbir olumlu değişimi beraberinde getirmeyecek. Halk arasında pek çok kesimde ve dünya solunun saflarındaki kimi sektörlerde halen Venezela’nın sosyalizm yolunda ilerlemekte olduğuna dair açık bir umut, varlığını sürdürmektedir. Fakat 14 yılı aşkın bir süredir varlığını sürdüren Chavez yönetiminin ardından, ne yazık ki, başka bir gerçeklik açığa çıkmakta.

Yeni büyükşehir yasası: kaynakların burjuvaziye tesliminde yeni yol

0

TBMM’nin gündeminde olan Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, kamuoyunda MHP ve CHP sayesinde (!) gündeme getirilen ve aslında kimi AKP milletvekillerinin de aynı nedenle tepki gösterdiği bilinen “federatif yapıya gidiş” saçmasından öte, AKP’nin neoliberal yağmayı hızlandırmak için yerel yönetimler düzeyinde getirdiği bir dizi düzenlemeyi içeriyor.

İstanbul Barosu’nda seçimlerin ardından

0

İstanbul Barosu Genel Kurulu geldi ve geçti. Öncelikle tekrar seçilen başkan ve yönetim kurulunu tebrik etmek isteriz. Ancak, meslek adına değişim bekleyenler iki yıl daha bunun özlemini çekmeye mahkumlar. İstanbul Barosu’nda, avukatların %50’den fazlası; İstanbul Barosu’nun başkanı ile cumhuriyeti koruyabileceklerine ve mevcut iktidarı alt edebileceklerine büyük bir safdillikle inanıyorlar.

Türkiye’de eğitimin güncel sorunları -1

0

2012-2013 eğitim öğretim döneminin başlamasıyla eğitim sistemindeki sorunlar da tartışılmaya başladı. Ne yazık ki bu tartışmalar kapsamlı olarak eğitim sisteminin yapısına, verilen eğitimin koşullarına odaklanmaktan çok AKP’nin eğitimdeki en büyük müdahalesi olan 4+4+4 sistemine yönelmiş durumda. Özellikle yasanın önerildiği gibi çok kısa sürede meclisten geçmesi, eğitimin bileşenlerine (öğretmenler, öğrenciler, sendikacılar, veliler, vs.) fikirlerinin sorulmaması bir yana eğitim sürecinin bir nesnesi olarak görülen “öğrencinin” aile ve devlet yapıları çerçevesinde bir üretim aracına dönüştürülmesi söz konusu.

BEDAŞ direnişi 163. gününde

0

Boğaziçi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi için taşeron şirketler üzerinden çalışan ve Enerji-Sen sendikasında örgütlenen 116 işçinin direnişi devam ediyor. Maaşlarının sürekli eksik ve geç yatırılması ve de çalışma bölgelerinde eksik işçi çalıştırılması sebebiyle iş hukukunun 34. maddesine istinaden “20 günü aşkın bir süre boyunca maaşlarını alamadıkları taktirde iş edimini yerine getirmeme” haklarını kullanan işçiler, 21 Mayıs 2012 tarihinde iş bırakma eylemi gerçekleştirmişlerdi.