18 Temmuz 2012 tarihinde, Suriye başkenti Şam’da düzenlenen bombalı saldırı, Esad rejiminin geleceği açısından kritik bir yol ayrımına gelindiğinin işareti olarak okunabilir. Zira Şam’daki ulusal güvenlik binasına düzenlenen saldırı, yalnızca Esad rejiminin en stratejik isimlerinin hayatını kaybetmesine yol açmadı ama aynı zamanda, yaklaşık 16 aydır diktatörlük rejimine direnen Suriyeli kitleler karşısında, Esad rejiminin ciddi bir kırılganlık kazandığı bir anı temsil etti. Söz konusu saldırının ardından, emperyalist müdahaleciliğin de etkisiyle uzatmalı bir karakter kazanan Suriye devrimi yeni ve belirleyici bir dönemece girmiş oldu.
Hükümetin bir planı var, ya emekçilerin?
İktidarı boyunca AKP hükümetinin en güçlü kozları “Komşular ile Sıfır Sorun” politikası ve demokratikleştirme iddiası idi. Bugün ise Ortadoğu politikası iflas etmiş, demokrasi makyajı akmış, yeni politik dengeler karşısında tutum ve taktik belirleme telaşında bir hükümetle karşı karşıyayız. Ancak bu telaş yanıltıcı olmasın. Hükümetin tüm iktidarı boyunca kendi adına en başarılı işi ve bundan sonrası için de iktidar iddiasını canlı tutan en önemli dayanak temsil ettiği sınıfın çıkarlarını istikrarlı bir şekilde koruması oldu ve olmaya devam ediyor.
Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı mı?
Ergenekon, Şike, Balyoz gibi meşhur davaların görüldüğü olağan üstü yetkilerle donatılmış Özel Yetkili Mahkemeler, 1 Temmuz Pazar günü Meclis Genel Kurulu’ndan, “3. Yargı Paketi” uyarınca geçen bir önerge ile kaldırılarak bu tür davaların bundan sonra Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülmesine karar verildi.
Cenaze alayımıza eşlik etmek için değil, faşizmi ezmek için eylem birliği istiyoruz!
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya işçi sınıfının ağır bir hezimete uğrattığı faşizm belası, küresel ölçekte derinleşen ekonomik krizle ve türlü yeni görüntüler altında geri gelen bir kâbus gibi yeniden yükseliş emareleri gösteriyor. Macaristan’da yüzde 17’lik oy oranıyla ülkenin 3. partisi konumuna erişen ve kendine ait silahlı milis birliklerine sahip Jobbik partisi deneyiminden, Norveçli faşist Anders Breivik’in 77 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamına, Almanya’da yüzde 2 dolaylarında seyreden oylarıyla faşist hareketin bazı kesimlerinin -aynı zamanda Alman gizli servisiyle temas halinde- işi sistematik olarak göçmen işçi avlama boyutuna taşımış olması örneğinden, Yunanistan’da oy oranlarını sol liberalizm havarilerini dehşete düşürerek yüzde 6 dolaylarına çıkartan Altın Şafak’ın yükseliş ve tedhiş öyküsüne tüm yaşananlar, işçi hareketi açısından tehlikeli bir virajın dönülmekte olduğuna işaret ediyor. Bu vesileyle uluslararası akımımızın konuyla ilgili önemli belgelerinden birini okurlarımızla paylaşmayı anlamlı buluyoruz.
62’den tavşan, AKP’den demokrat yapmak!
AKP hükümetiyle birlikte Türkiye’nin büyük bir değişim ve gelişim yaşadığı konusunda oldukça geniş bir mutabakat var. Bu mutabakat; ekonominin büyüyüp güçlendiği, demokrasinin gelişip serpildiği ve Türkiye’nin bölgesinde bir lider ülke konumuna yükselirken dünyada da saygın bir yere ulaşmakta olduğu iddiasına dayanıyor. Bununla birlikte bu ‘Güçlü Türkiye’ hayalinin sınırlarını sık sık hatırlatan ve çizen iç-dış sorunların varlığı hem rejimde dalgalanmalara sebep oluyor hem de hükümeti hangi politik enstrümanı ne zaman ve nasıl kullanacağı konusunda kararsızlığa sürükleyerek dengesini bozabiliyor. Hükümetin Kürt sorunu karşısındaki konumlanışı ve giderek daha da karmaşık bir hal alan Suriye meselesi bu durumun en açık örneklerinden birini oluşturuyor.
Van’daki esrarengiz konuşma
Geçenlerde işim gereği Van’a gitmem gerekti. Van sokaklarında dolaşırken ‘Deprem’ ile ‘Kentsel Dönüşümü’ gördüm. Bir köşede konuşuyorlardı. Ben de isteyerek kulak misafiri oldum. Ne konuştuklarını hemen size aktarıyorum:
“KPSS 2012 iptal edilsin!”
7 Temmuz 2012’de yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sorularının sızdırılması, farklı meslek gruplarından binlerce adayı mağdur etti. Sınav öncesi soruların çeşitli kanallar aracılığıyla servis edilmesiyle, özellikle son 3 yıldır bütün sınavlarında şaibe iddialarıyla gündeme gelen ÖSYM’nin güvenilir bir kurum olmadığı bir kez daha açığa çıktı.
İşçi Cephesi yaz kampı gerçekleşti
İşçi Cephesi (İC) yaz kampı bu sene 20-22 Temmuz tarihlerinde gerçekleşti. İC okurlarının biraraya geldiği kampta, dünya ve Türkiye politik durumu ile sınıflar mücadelesi üzerine tartışıldı.
Tekstil – Birbirimize sahip çıkmaktan güç alıyoruz
Merhaba Arkadaşlar,
Ben 25 kişilik bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Bodrum katında çalıştığımız için çalışma saatleri çok zorlu geçmekte. Buna bir de sıcaklar eklenince, durum iyice dayanılmaz hale geliyor. Bu olumsuz koşulların yanı sıra bir de müdürlerin daha yüksek performans beklentisi bizi psikolojik olarak da yoruyor. İşyerinde çalışma arkadaşlarımızla yaşadığımız ufak sorunlarda, tartışmalarda hemen kapı yolu gösteriliyor.
BEDAŞ işçilerine polis müdahalesi!
Taksim’de BEDAŞ Genel Müdürlüğü önünde direnişte olan BEDAŞ işçilerinin eylemlilikleri sürüyor. İşçiler direnişlerinin 54. günü olan 13 temmuz günü de, Cuma ve Salı günleri yaptıkları yürüyüşlere devam ettiler. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen işçiler “BEDAŞ’tan atılan işçiler geri alınsın!” pankartlarıyla beraber BEDAŞ binasının önüne kadar yürüdüler.
Kürtaj yasası rafa kaldırıldı ama…
Kürtaj hakkı bizim için konuştuk, tartıştık, rafa kaldırdık gibi bir mesele olamaz, zira bugün sadece tartışılan kürtaj hakkımız, yarın kürtajın engellenmesi ile devam edebilir, hatta zinanın suç sayılması, belki boşanma hakkımıza da el atacak yeni düzenlemelerle, toplum mühendisliğine soyunmuş AKP’nin yaratmak istediği muhafazakâr bir toplum projesinin adımları atılabilir.
Orlando Chirino: “Venezuela’da işçi iktidarı!”
Orlando Chirino sendikal savaşımına 1970’li yıllarda tekstil işkolunda bağımsız ve mücadeleci bir akım inşa etmek üzere başladı. 1980 ve 90’lı yıllarda tekstil grevlerine ve CTV sendika bürokrasisine karşı mücadelelere katıldı. 2002 yılında, bu kez petrol işçisi olarak petrol sanayisinin patronların sabotaj ve lokavt girişimlerine karşı savunulmasında ve Chavez’in bir emperyalist darbeyle düşürülmesi girişimlerine karşı direnişte önemli görevler üstlendi. Ulusal İşçi Birliği (UNT) sendikasının ve onun içindeki Sınıf Mücadeleci, Birlikçi, Devrimci ve Özerk Akım’ın (C-CURA) kurucularından oldu. Uzun bir politik mücadele tarihine sahip olan Chirino, Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nin (UIT-CI’nin Venezuela seksiyonu) adayı olarak 7 Ekim başkanlık seçimlerine katılıyor.
“ÖSYM Başkanı Ali Demir istifa!”
Bugün (13 Temmuz) Taksim Galatasaray Meydanı’nda toplanan KPSS İptal Edilsin Grubu, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) İstanbul sözcüleri ve onlarca KPSS mağduru genç, soruların dağıtılmasına ilişkin skandala tepki gösterdi. Saat 19.00’da bir araya gelen gruba, DİSK’e bağlı sendikalar ve çeşitli partiler de destek verdi. Galatasaray Meydanı’ndan yürüyüşe geçen yaklaşık 150 kişilik ekip, “Ali Demir İstifa!”, “Atanmak haktır!”, “”ÖSYM şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Hırsızlar değil, mollalar değil, öğretmenler atansın” sloganlarıyla Taksim Meydanı’na yürüdü.
Miguel Sorans: “Devrimcilerin birliğinde ısrar”
UIT-CI (Uluslararası İşçi Birliği – Dördüncü Enternasyonal) önderliğinden Miguel Sorans ile, UIT-CI’nin 4. Dünya Kongresi’nin ardından bir görüşme gerçekleştirdik. Sorans, Morenist Troçkist akım içinde oldukça uzun bir geçmişe sahip. Altmışlı yıllarda çok uluslu Chrysler otomobil fabrikasında çalışırken güçlü bir greve ve sektördeki bürokrasiye karşı mücadeleci ve demokratik bir sendikal akıma öncülük etmişti. 1979’da Nikaragua devrimi sırasında, Blufields kentinin Simon Bolivar Tugayı tarafından zaptını yönetti. Son dönemdeki uluslararası inşa faaliyetlerinde Venezuela’da Orlando Chirino ile birlikte devrimci partinin geliştirilmesinde aktif rol üstlenmekte.
UIT-CI’nin 4. Dünya Kongresi gerçekleşti
UIT-CI’nin 4. Dünya Kongresi, 24-28 Haziran tarihleri arasında, Brezilya’da gerçekleşti. Kongrede Arjantin, Brezilya, Venezuela, Şili, Bolivya, Peru ve Almanya delegeleri hazır bulunurken, kongreye katılamayan çeşitli ülkelerden partiler (Kolombiya, Panama, Amerika Birleşik Devletleri, Dominik Cumhuriyeti) kongreyi selamlayan mesajlarını ulaştırdılar. Ayrıca, davetliler olarak, Meksika’dan Sosyalist İşçi Partisi’nin (POS) ve UBK’nın (Enternasyonalist Mücadele ve İşçi Cephesi) delegeleri de kongreye katılım gösterdiler.
Direnişteki işçiler Boğaziçi Üniversitesi’ndeydi
Bugün (11.7.2012) halihazırda direnişte olan Borusan, Hey Tekstil, Bedaş ve THY işçileri, Boğaziçi Üniversitesi Emek Günleri kapsamında düzenlenen direniş panelindeydi.
Gebeliği İzleme Sistemi (GEBLİZ) üzerine
Geçtiğimiz hafta basına yansıyan bir haberle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, aile hekimleri aracılığıyla kadınların “gebelik testi yaptırıp-yaptırmadığını”, “kürtaj olup-olmadığını”, “neden kürtaj olduğu” ve “gebeliğe ilişkin süreç”i “GEBLİZ”le izlemeye aldığını öğrenmiş bulunuyoruz.
Sinema Etkinliği “Sivas Katliamı Belgeseli”
İşçi Cephesi gazetesi olarak geçtiğimiz Cumartesi günü, Sivas Katliamı’nın 19. yıl dönümünde, Can Dündar’ın “O Gün” adlı belgeselinin gösterimini gerçekleştirdik. 33 aydının yanarak can verdiği olaylar sonucunda faillerin devlet eliyle korumaya alınması ve bunun sonucunda katliamla ilgili davanın zaman aşımına uğraması zihinlerimizde hala diri duran acının ve mücadele azmimizin bir kez daha perçinlenmesine yol açtı.
Alibeyköy Karadolap Spor Tesisleri’nde açık havada gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğe mahalle sakinleri ilgi gösterdi. Yaklaşık 40 kişiyle birlikte izlediğimiz belgeselin ardından konu üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Alibeyköy Karadolap Spor Tesisleri’nde iki haftada bir gerçekleştirdiğimiz film gösterimlerine herkesi bekleriz.
“İşyerlerinde Baskı, Denetim ve Mobbing Konferansı”nın ardından
Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği tarafından daha önce birincisi gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören, “İşyerlerinde Baskı ve Denetim ve Mobbing” konferansının ikincisi, Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği, Bilişim Çalışanları Derneği (BİÇDA), Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) Yapı-Yol Sen., Bank-Sen, Plaza Eylem Platformu (PEP), Avukat Sendikası Girişimi ve KaçBizeGel işbirliği ile 10 Haziran 2012 Pazar günü saat 14:00’de Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti.
Kürtler dünyayı yakmak değil, adalet istiyor!
Günlerden 28 aralık 2011, saat 21:00 civarıydı. Roboski’de (Uludere) 34 kişi savaş uçaklarının bombalaması sonucu katledildi. Öldürülenler arasında yaşları 12 ile 18 arasında değişen 17 çocuk da vardı. Medya saatlerce dilsiz, sağır ve kör oldu. Devlet saatlerce sessiz kaldı. Muhalif medya ve demokratik kitle örgütleri ise ilk bilgilerin ardından katliamı duyurdu.
Kitleler yeniden Tahrir’de!
Mısır’da devrim süreciyle başlayan eylemlerde 900’e yakın kişinin ölümüne suç ortaklığı yapan ve alaşağı edildikten sonra yargılama süreci başlatılan eski Başkan Hüsnü Mübarek’e ve İçişleri Bakanı Habib el Adli’ye müebbet hapis cezası verildi. Yolsuzluktan yargılanan Mübarek’in iki oğlu Cemal ve Ala ile altı polis memuru ise beraat etti.
Üniversite sınavları: Sınava girenlerin payına düşen ne?
Bu ayın ikinci ve üçüncü haftası yapılacak olan LYS sınavları ile ilgili bugüne kadar birçok şey söylendi ve söyleniyor. Bir tarafta sınavın varlığından çıkar sağlayanlar diğer tarafta ise biz sınava giren insanlar…
Mısır’da Başkanlık seçimlerinin ilk turu gerçekleşti
Mısır’da başkanlık seçimlerinin ilk turu geride kaldı. Seçimlerde 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin yüzde 51’i oy kullandı; ya da şöyle diyelim, 80 milyon nüfusu olan ülkenin 26 milyonu sandığa gitti. İlk turda ilk iki sırayı alan Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi ile Mübarek’in eski başbakanı Ahmet Şefik, ikinci turda başkanlık için yarışacaklar.
23 Mayıs ve 29 Mayıs’ta mücadele etmekten korkmadık! Sıra mücadeleleri birleştirmekte!
Hükümet yaz başlangıcında dört bir koldan saldırılarını artırmış bulunuyor. Öncelikle en temel hakkımız olan grev yasağına göz diken hükümet, işçi sınıfının kimi sektörlerindeki umut vaat eden kıpırdanmalara karşı hiç beklemeksizin tepkisini göstermiş durumda. Hükümetin saldırısı grev yasağı ile sınırlı kalmıyor. Daha öncesinde üç çocuk ısrarı ile Türkiye’yi ucuz emek pazarı haline getirme çabasını açıkça dile dile getiren Başbakan, şimdi de kürtaj hakkının elden alınması için çalışmalara başlamış durumda.
İşyerinde baskı ve denetim mekanizmaları 2
Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği tarafından daha önce birincisi gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören, “İşyerlerinde Baskı ve Denetim ve Mobbing” konferansının ikincisi, Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği, Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) Yapı-Yol Sen., Bank-Sen, Plaza Eylem Platformu (PEP), Avukat Sendikası Girişimi ve Kaç Bize Gel işbirliği ile 10 Haziran 2012 Pazar günü saat 14:00’de Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Grev yasaklarına ve işten atmalara karşı birleşik mücadeleye!
Dünya yangın yeri, patronlar sınıfı güçlü görünse de korkuyor. Korkularında da haksız değiller, çünkü işçi sınıfı uyanıyor. Çünkü ürettikçe fakirleşen, ürettikçe köleleşenler “artık yeter” diyor. Diktatörler devriliyor, hükümetler düşüyor… Korku arttıkça burjuva hükümetlerin saldırıları da artıyor. Bir yandan düşen kârlarını korumak için, sosyal haklarımızı ortadan kaldırmaya dönük yasal düzenlemeleri, yangından mal kaçırırcasına onaylıyorlar. Diğer yandan da sömürü çarkları daha iyi işlesin diye, bizleri örgütsüz bireyler haline getirmenin yollarını arıyorlar. Yani “biz” olmamızı, “bir” olmamızı, birleşik bir sınıf olmamızı engellemeye çalışıyorlar.
Demokrasi “bir kişi, bir oy” mu?
Son günlerde gelişen iki olgu ve bununla ilgili uluslararası basında yapılan yorumlar, kitle hareketlerinin başarısının burjuva demokrasisi kuralları çerçevesinde ne denli sınırlı, hatta belki de imkänsız olduğunu bir kez daha açığa vurdu: ABD’de kamu emekçilerine sendikalaşmayı ve toplu sözleşme yapmayı yasaklayan Wisconsin valisi Scott Walker’ın kendisine karşı düzenlenen halk oylamasını kazanması ve Mısır’daki başkanlık seçimlerinde Batı basınında “laik devrimciler” diye adlandırılan hiçbir adayın başarı gösteremeyip ikinci tura sadece Müslüman Kardeşler adayı ile eski rejimin temsilcisi Ahmed Şefik’in kalması. Birbiriyle bağlantısız gibi görünen bu iki gelişmeyi temelde birleştiren olgu, işçi-emekçi hareketinin, sık sık görüldüğü üzere, “demokratik mekanizmalara” çarpıp takılması.
Kentsel değil rantsal dönüşüm
İstanbul ve diğer metropollerde, deprem vb. gerekçeler bahane edilerek, asıl amacı sermaye için yeni yatırım alanları açmak olan “kentsel dönüşüm” projelerine son dönemde hız verildi. Birer rant pazarına dönüşen mahallelerimiz, tam bir sınıf politikasıyla parsellenmeye başlandı. Felaket planını uygulamak içinse yasal düzenlemeler hiç gecikmeden yapıldı.
Avrupa sola mı yöneliyor?
Geçen ay bu köşede Avrupa Birliği (AB) içinde sürmekte olan “Kurtlar Savaşı”ndan, istikrarcılar (Merkel) ile büyümeciler (Hollande) arasındaki çekişmeden söz etmiştik. Ama AB içinde buna koşut süregiden ve devrimci Marksistler olarak çok dikkatle izleyip müdahale etmemiz gereken bir süreç daha var: hükümetler değişiyor. Burjuva demokrasisinde seçimler sınıf mücadelesinin bire bir değil, ama kırılarak yansıyan bir resmini verir; dolayısıyla herhangi bir parlamento ya da başkanlık seçiminin sonuçlarından ancak o andaki farklı seçmen kesimlerinin politik eğilimlerini kestirebiliriz, mutlak bilinç düzeylerini değil. Ama eğilimler önemlidir ve devrimcilerin taktikleri üzerinde sonuçlar yaratabilir. Buradan hareketle, Avrupa’daki son dönem eğilimlere bir göz atalım.
Kürtaj haktır, karar kadınların
Sevgili Kadınlar,
Bizler, Kürtaj hakkımızın geri almaya kalkanlara dur demek için Türkiye’nin her yerinde bir araya geliyoruz. Polis müdahalesiyle karşılaşıyor, tartaklanıyor, gözaltına alınıyor ama ısrarla, çoğalarak bedenlerimize, hayatlarımıza müdahale edilmesine karşı çıkıyoruz.
Karşı çıkıyoruz. Çünkü kürtaj değil, kürtaj yasağı cinayettir. Sağlıksız koşullarda kürtaj yaptırmak zorunda kaldığı için yılda seksen bin kadını kaybediyoruz. Ücretsiz, sağlıklı, güvenli doğum kontrol ve kürtaj hizmeti sağlanmadığı, kürtaj yasaklandığı, doğum kontrolü sadece kadınların üzerine yıkıldığı için yılda seksen bin kadını kaybediyoruz. Kürtaj yasağı kadınları “merdiven altlarında” ölüme terk etmek, daha çok kadını kaybetmek demek olacağı için karşı çıkıyoruz.
Direnişteki BEDAŞ işçileriyle söyleşi
Haklarını aradıkları için işten atılan ve direnişe geçen BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) işçileriyle direnişlerinin 16. gününde yaptığımız söyleşi
Eğitimdeki kesintilere karşı öğrenciler sokakta!
Devletin kamu harcamalarına daha az pay ayırıp, bu alanları özel sermayenin yararına terk etmesi süreci 1980’li yıllarla başlamıştı. 1990’lı yılların sonlarına geldiğimizde de, önümüzdeki 20 sene için, özel sermaye çıkarına devletin boşaltacağı alanların başında sağlık ile eğitim sektörleri gelmekteydi ve buralardan elde edilecek kârlar da çok yüksek meblağlarla telaffuz edilmekteydi. Günümüzde ise eğitimin özel sermayenin hizmetine açılması ve bu yolla piyasanın, eğitimin niteliğini kendi ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirmesi yüksek bir hızla devam etmektedir. Buna bir de ekonomik krizle beraber devletin kamu alanında yoğun bir şekilde kesinti programları uygulaması eklendiğinde, eğitim sektörü neoliberal saldırıların en derin hissedildiği yerlerden biri haline geldi ve bu koşullar dünyanın birçok yerinde kitlelerin sokağa dökülmesinin önünü açtı.
Fransa başkanlık seçimlerinin ardından
1975 Mayıs’ında, henüz 20 yaşındayken, genç bir UDR [Cumhuriyet İçin Demokratlar Birliği] militanı olarak katıldığı televizyon programında partili arkadaşının hararetle önerdiği reformlara hevesle kafa sallayan Nicholas Sarkozy, ekonomik krizin ortasında ve neoliberal dünyanın şafağında politikaya atılmanın bir sonucu olarak politik kariyeri boyunca krizlerden ve krizden çıkış için gerçekleştirilmesi gereken reformlardan bahsetmek durumunda kaldı. Sarkozy’nin politik arenadan çekilişi ve Hollande’ın zaferi ise, burjuvazinin, on yıllardır muhatap olmak durumunda kaldığı ve gittikçe derinleşen krizlerden çıkış için çözüm üretmekte zorlandığının bir göstergesi. Zira, Hollande’ın elindeki reçete 1929 krizinden çıkış için uygulanan reçetelerin makyajlanmış bir sürümü olmaktan öteye geçmiyor.
Kürtaj toplumsal bir haktır, bedenimiz bizimdir!
Başbakan, Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı’nın uygulanmasına ilişkin Uluslararası Parlamenterler Konferansında “üç çocuk” isteğini yineleyerek, kürtaj ve sezaryenin bir cinayet olduğunu ifade etti. Bununla da yetinmeyerek, “Sezeryan ve kürtaja karşıyım. Bunu söylediğimde bana karşı çıkan basın mensupları, yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz! Ben de diyorum ki, her kürtaj bir Uludere’dir!” diye buyurdu. Bedenimize yönelik her geçen gün artan devlet baskısının somut bir beyanı olan bu sözlerin, biz kadınlara yönelik bir saldırı olmasının yanısıra, Kürt halkına dönük katliam politikalarının da ahlaki bir düzlemde meşrulaştırılmasıdır. Başbakan’ın bu sözleri gündemleri birbirine karıştırarak Uludere’nin üstünü örtmek değildir sadece, aynı zamanda bizi aile içinde ve anne olarak tanımlayan, onlara kaç çocuk doğurmaları gerektiğini dayatan devletin kadın düşmanı politikalarının bir devamıdır.
Esad diktatörlüğüne karşı, Suriye devrimiyle dayanışmaya!
Tunus’ta patlak veren, oradan Mısır ve Libya’ya yayılan ve bu ülkelerde emperyalizmle işbirliği içerisinde olan diktatörlerin devrilmesiyle ivme kazanan devrimci süreç, Suriye’de de Esad diktatörlüğüne karşı bir yılı aşkındır süren mücadelenin ateşleyicisi oldu. Suriye’de devrim başladığından bu yana Esad rejimi ise kitleleri ezebilmek için yoğun bir baskı ve imha politikası uygulamakta. Bugüne kadar 10.000’e yakın şehit verildi ve 200.000’e yakın insan da tutuklanarak işkenceye maruz kaldı. Ancak kitleler, rejimin tüm bu yıldırma politikalarına karşı “özgürlük ve ekmek” talepleriyle Beşar Esad’ı alaşağı etmek için mücadeleyi sürdürmekte.
BEDAŞ işçileri direnişte!
İki aydır yatırılmayan maaşları için iş bırakma eylemi gerçekleştiren ve bu yüzden işten çıkarılan 120 BEDAŞ taşeron işçisi direnişe geçti.
Merhaba, ben kentsel soylulaştırma
Merhaba ben kentsel soylulaştırma. Ama çoğunuz beni kentsel dönüşüm olarak tanıyorsunuz. Sağ olsun ana akım medya beni sizlere böyle tanıttı. Bu sayede dönüşüm demenin olumlayıcı etkisi birçoklarının bana olan öfkesini azalttı.
“Kürtaj haktır, Uludere katliam!”
Bugün binlerce kadın “kürtaj yasası” ve onun çevresinde dönen kadın düşmanı açıklamaları protesto etmek için Kadıköy’de biraraya geldi. 13.30’da Boğa Heykeli’nde toplanan kadınlar İskele Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiler. Eylem boyunca kadınlar, “Başbakan elini bedenimden çek!”, “Kürtaj haktır, Uludere katliam!”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attılar. Kadınlar kürtajın yasaklanması yerine doğum kontrol yöntemlerine ulaşımın kolaylaşmasını, ayrıca Uludere katliamının sorumlularının yargılanmasını istediler.
Enternasyonalist Öğrenci’nin 4. sayısı: öğrenci ve sınav
“Enternasyonalist Öğrenci” bu sayısında konu yelpazesini genişleterek birçok tartışmayı teorik düzleme yatırma çabasına girişti. Yaklaşmakta olan ve öğrenci-gençlik kitlelerinin hayatlarına yön veren üniversiteye giriş sınavını ve bu sınavda gösterilen başarı derecesinin sınıfsal konum itibariyle nasıl değiştiğini dosya konusu olarak seçmekle beraber, sınava hazırlık süreci boyunca önemli bir kurum haline gelen dershanelerin sosyolojik rolünün sorgulandığı bir yazıyı da ihmal etmedik. Bununla birlikte Şehir Tiyatrolarında bürokrasinin cisimleşmesine ve tiyatroları egemen ideolojinin bir aygıtına dönüştürmesine dair konumumuzu belirledik.
Üniversite sınavları: Sınava girenlerin payına düşen ne?
Bu ayın ikinci ve üçüncü haftası yapılacak olan LYS sınavları ile ilgili bugüne kadar birçok şey söylendi ve söyleniyor. Bir tarafta sınavın varlığından çıkar sağlayanlar diğer tarafta ise biz sınava giren insanlar…
Hava-İş: “İşten atılanlar işe alınana kadar mücadeleyi bırakmayacağız!”
Havacılık sektörüne grev yasağı getiren yasa tasarısı mecliste onaylandı. Hava-İş Sendikası, yasa mecliste görüşülmeye başlanmadan Türk Hava Yolları çalışanı üyeleriyle birlikte bir eylemlilik başlatmıştı ve bu süreç halen devam etmekte. Biz de,THY deneyiminden yola çıkarak, günümüzde sınıf mücadelesi açısından kritik bir öneme sahip olan ve en ufak bir mücadelenin başka birçok alanı etkilediği havacılık sektöründeki son gelişmeleri Hava-İş Sendikası Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Kaya Sayın ile değerlendirdik.
Trans kimlikler hastalık değildir!
LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel,Travesti ve Trans) bireylerin toplumda dışlanan bir grup olarak kendilerini göstermek ve taleplerini haykırmak için her yıl Haziran ayında düzenlediği Onur Haftasının bu yıl da hazırlıklarına başlandı. Ağırlıklı olarak transların yürütücülüğünü yaptığı İstanbul LGBTT ve Kadın Kapısı’ndan Eylem Çağdaş ile Trans ve Onur haftalarını konuştuk ve gündeme dair görüşlerini aldık.
Türk Hava Yollarında Direniş Sürüyor!
Meclise havayolu sektöründe grev yasağı getiren kanun teklifinin gelmesi üzerine dün havayolu
çalışanları iş bırakmıştı. Bunun üzerine Türk Hava Yolları (THY) yaklaşık 200 çalışanına SMS ve
mail yoluyla, yasadışı eyleme katıldığı gerekçesiyle işten atıldığını bildirdi. Bugün işbaşı yapmak
isteyen çalışanlar, işe alınmadı.
THY çalışanları grevde!
Havacılık iş koluna grev yasağı getiren kanun teklifinin TBMM gündemine getirilmesi üzerine, Hava-İş Sendikası üyelerinin 03.00-24.00 arası (29 Mayıs) Atatürk Havaalanı’nda iş bırakma eylemi başlatması ile 179 sefer iptal oldu. Grev yasağına karşı yapılan iş bırakma eylemi, fiili, meşru bir greve dönüştü.
Hava-İş’e bağlı THY çalışanları, mazeret izni kullanarak ya da doktor raporu alarak uçuşa katılmadılar. Dış Hatlar’da toplanan kabin memurları, THY Teknik A.Ş’ye bağlı çalışanlardan oluşan kitle, gece yarısına kadar alanda beklediler. İşçiler, “Yorgun uçmak istemiyoruz”, “Direne direne kazanacağız”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Birlik, mücadele, zafer!” sloganları atarken, bir yandan da uçuşa katılan çalışma arkadaşlarını ve kaptanları yuhalayarak protesto ettiler. Grev kararını duyunca uçuşa katılmayacağını açıklayan İspanyol bir kaptan ise, destek tezahüratıyla karşılandı. Yolcular da eyleme destek verdi.
THY çalışanları: “Grev hakkımız engellenemez!”
Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş), THY A.O Genel Müdürlüğü’nün önünde toplu iş sözleşmesinin işverence engellenmesi, aynı anda TBMM’ye havacılık sektörünün grev yasağı kapsamına alınmasını öngören kanun teklifi verilmesi ile ilgili kitlesel basın açıklaması yaptı.
Memur-Sen üyeleri AKP İstanbul İl Başkanlığı önünde Hükümet’i protesto etti
Memur Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı Eğitim-Bir-Sen, Birlik Haber-Sen ve Sağlık- Sen Hükümet’in yüzde 3.5 – 4’lük zamına cevap olarak bugün (23.05.2012) yaklaşık 300 üyesi ile AKP İstanbul İl binası önünde basın açıklaması yaptı. İstanbul Sütlüce’deki il başkanlığı önünde saat 11:00 sularında toplanmaya başlayan işçiler, oturma eylemi gerçekleştirerek yolu trafiğe kapattılar.
Puşi davası sonuçlandı, kavga bitmedi daha yeni başlıyor!
20 Şubat 2010 tarihinde Kağıthane’de otobüs durağında beklerken polisler tarafından gözaltına alınan Cihan Kırmızıgül’ün onuncu ve son duruşması 11 Mayıs 2012 tarihinde Çağlayan Adalet Sarayı’ndaki 14. Özel Yetkili Agır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Cihan’ın 11 sene 3 aylik mahkumiyetine hükmederek, adalet kurumlarının çürümüşlüğünü bir kez daha göstermiş oldu. Aynı kanun, aynı mahkeme heyeti Hrant Dink davasinda suçun örgüt suçu olmadığına hükmederken, Cihan’a, örgüte yardım ve molotof kullanmaktan 11 yıl 3 ay hapis cezasini uygun gördü.
Nefret cinayetlerine sessiz kalma, suça ortak olma!
Türkiye’de 2011 yılında cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği nedeniyle öldürülen kişi sayısı 28’i bulmuştu. Bu sene ise bu sayı katlanarak artmışa benziyor: Şubat ayında İzmit’te transseksüel Melda Yüksel erkek kardeşi tarafından öldürüldü, hemen bunun ardından 30 Mart’ta İzmir Karabağlar’da yaşayan Tuğçe Şahin arabasında ölü olarak bulundu ve 5 Nisan sabahı 23 yaşındaki Nükhet Kızılkaya da evinde 40-50 kere bıçaklanmış ve makatında şişe kırılmış biçimde ölü bulundu
“Çalışma barışı” öldürüyor!
Nisan ayında meydana gelen iş cinayetlerinde 87 işçi hayatını kaybederken 244 işçi de yaralandı. Ölümlerin 22’si inşaat, 14’ü maden, 12’si ise enerji sektöründe gerçekleşti. Gazetemiz basıma hazırlanırken gelen heberlere göre bu ay içerisinde, Maraş’ta bir inşaattan düşen 2 işçi yaşamını yitirdi. Osmaniye’de otogar inşaatının çökmesi sonucu göçük altında kalan 10 işçiden 8’i yaralı olarak kurtarıldı ve kalan 2 işçiyi arama çalışmaları sürüyor. Ayrıca Antalya’da bir asit kazanın patlaması sonucu 1 işçi ağır yaralandı. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün raporlarına göre tüm dünyada her 15 saniyede bir işçi çalışırken ölüyor. Bu rakam yıllık bazda yaklaşık iki milyon üç yüz bin işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiği anlamına geliyor.
Ne pahasına?
Geçtiğimiz hafta Yunanistan ve Fransa’da gerçekleşen iki seçim de, büyük yıkıma sebep olan krizin etkisiyle yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği sonucunu artık fazlasıyla doğrulamış durumda. Krizi, bir doğal afet gibi sunan ve şimdi buna karşı önlem almak gerekiyor diyen hükümetler; “bu kriz sizin yüzünüzden yaşanıyor ve sonuçlarını biz ödemeyeceğiz” diyen kitleler tarafından uyguladıkları kemer sıkma politikaları yüzünden cezalandırılıyor. Elbette bu süreç aynı zamanda artan kutuplaşmayı da beraberinde getiriyor. Yine bu iki seçim, bize bu gerçeği işaret ediyor ve Avrupa’da yükselen sağ/ırkçı/faşizan hatta faşist partilere karşı uyarıyor.








































