Ana Sayfa Blog Sayfa 90

Mısır: 529 siyasi tutukluya verilen idam cezasını kabul etmiyoruz!

0

Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütü davasını sürdüren mahkeme 24 Mart’ta 529 siyasi aktivistin idamla cezalandırılmasına ilişkin akıl dışı bir karar aldı.

Askeri yönetim tarafından yönlendirilen ve “yıldırım hızıyla” gerçekleşen duruşma süreci sonunda mahkeme, Mısır’ın modern tarihinde ve son zamanlarda tüm dünya çapında rastlanabilecek en ağır cezaya imza attı. Baskı yalnızca Müslüman Kardeşler (MK) örgütüne karşı değil: onlarca solcu aktivist de askeri yönetim tarafından yargılanıyor.

Kendine başka bir halk bulmak!

0

Bu defa Ukrayna “karıştı!” Ardından Kırım’ın Rus çoğunluğu bir referandumla “ana vatan” ile birleşme kararı aldı. Bundan sonrası elbette Rusya ile Batı arasında geçici veya nispeten kalıcı bir uzlaşmaya varılana kadar muhtemelen giderek kızışacak diplomatik, siyasi, ekonomik bir çekişme süreci; tabii bölgenin geneli açısından ortaya çıkabilecek çeşitli uluslararası durumları, krizleri, kısa, orta ve uzun dönemli askeri ihtimalleri de hesap dışı tutmamak şartıyla…

Panrico işçisi yalnız değildir!

0

Barselona’da bulunan ve unlu mamuller üreten Panrico işletmesinin 250 işçisi, ücret kesintilerine ve toplu tensikatlara karşı başlattıkları mücadelelerinin 5. ayında, grev hakkı ihallerinin durdurulması ve mücadele taleplerinin karşılanması için bir uluslararası dayanışma çağrısında bulundular. 20 Mart günü dünyanın pek çok noktasında, İspanya elçilikleri ve konsoloslukları önünde Panrico işçileriyle dayanışma eylemleri düzenlendi. İstanbul’da da, İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi Panrico işçileriyle dayanışmak adına İspanya konsolosluğu önünde bir basın açıklamasında bulundu. Aşağıda, dayanışma eyleminde okunan basın açıklamasını paylaşıyoruz.

Newroz geldi, barış yine gelmedi!

0

Eylül 2010 anayasa referandumunun en iddialı savunularından biri darbecilerin yargılanmasıydı. Bugün “eski” darbecilerin yargılanması bir yana yeni “askeri” darbe ihtimalleri dahi dillendirilmekte. AKP hükümetinin “orduya kumpas kuruldu” açıklaması ve ardından gelen tahliyeler bir bakıma “askeri vesayete son verildi” ilanının da geri sarımı oldu. Bu aynı zamanda kendisini her şeyden daha fazla “darbecilerle hesaplaşarak halkın iktidarını egemen kılma” noktasında konumlayan AKP’nin politik-programatik çöküşü anlamına gelmekte. “Dik durma” efsanesi sona erdi. “Uzun adam”ın yolsuzluk, rüşvet ve talan ile imtihanı ise ideolojik çöküşe işaret etmekte ve olası politik sonuçları oldukça dramatik görünmekte.

Suriye devriminin 3. yıldönümünde Halkın Kurtuluşu Birliği’nin kuruluşu

0

Suriye devrimi 3. yılını geride bırakırken, Suriye Devrimci Solu “Halkın Kurtuluşu Birliği” isimi silahlı oluşumun kuruluşunu deklare etti. Aşağıda Suriye Devrimci Solu’nun bu birliğin kuruluşunu ilan eden bildirisini yayınlıyoruz.

Değerli yoldaşlar,

Demokrasi, adalet ve özgürlük savaşçıları,

Berkin yüzbinlerin omuzlarında yıldızlara uğurlandı

0

Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesiyle yoğun bakımı alınan Berkin Elvan günler sonra, verdiği yaşam mücadelesine yenik düştü. Cenazesi ise iktidarın kindar ve riyakar tutumuna verilen en güzel cevaptı. Ve 16 kiloluk beden, hükümetin onuru karşısında o kadar ağırdı ki, onu yüzbinler taşıdı.

Berkin ışıklar içinde uyu!

0

Gezi isyanı sırasında evinden ekmek almak için çıkan Berkin Elvan polisin attığı gaz fişeği ile başından ağır şekilde yaralandı. 269 gün boyunca komada kaldı, birçok ameliyat geçirdi, son olarak 44 kilodan 16 kiloya kadar düştü. Bütün hayata tutunma çabasına rağmen Berkin bu sabah 7’de hayatını kaybetti.

HDP’ye yapılan saldırıları kınıyoruz!

0

Yerel seçimler için çalışmalarını sürdüren Halkların Demokratik Partisi bu çalışmalarını organize ederken birçok faşizan saldırıya maruz kaldı ve kalıyor. Giresun, Zonguldak, Aksaray, Urla saldırılarının ardına bu sefer de Fethiye eklendi.

Sınıfın birliği, reel politika alanını aşmak zorunda

0

Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük siyasi krizi ile karşı karşıyayız. 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’nun akabinde, iktidar bloku parçalanmış, devletin tüm kurumları çökmüş; rejim, gücünü kaybetmiş; sistem, politik ve ekonomik dengesini yitirmiş durumda…

Laf değil icraat ekonomisi: AKP’nin “kara deliği”

0

Yerel seçimler yaklaşırken AKP hükümetinin “lafa değil icraata bakarım” temalı reklamları televizyonlardan reklam panolarına hayatımızın her alanını işgal etmiş durumda. Ortada bir icraat olduğu kesin. Ancak, bu icraatlere ilişkin güvenilir verilere erişmek bile oldukça zor. 17 Aralık operasyonu ve arkasından açıklanan ses kayıtları bu durumun sebebini oldukça iyi gözler önüne seriyor aslında. Banka genel müdürlerinin evinden çıkan milyonlar ya da Bilal Erdoğan’ın eritmeye çalıştığı milyarlarca lira… Küçük bir hesap yapınca ortaya çıkan veriler çarpıcı. Örneğin, sadece Bilal Erdoğan’ın “elinde kalan” 30 milyon Avro ile günde dört bin lira harcayarak altmış beş yıl yaşanabilir. Tüm bu yolsuzluğa konu olduğu sanılan miktar toplam ülke nüfusuna oranlandığında ise kişi başına üç bin lirayı aşkın bir meblağ düşüyor. Yani AKP döneminin ekonomi politikasına bir isim bulmak zorunda olsaydık kolayca “kara delik ekonomisi” diyebilirdik.

Çözüm işçilerin denetimi ve yönetimi!

0

Cemaat-AKP savaşının bir parçası olarak başlayan 17 Aralık Operasyonu, rejim krizini yeni bir noktaya taşıyarak derinleştirdi. Her geçen gün ortaya çıkan yeni belgelerle birlikte rejim krizinin daha da derinleşmesi kaçınılmaz görünüyor. Rejim içindeki bu derin yarılmanın uzun bir süre daha devam edeceğini öngörebiliriz.

Can ailesi yalnız değildir!

0

8 Mart’a çok az bir süre kala, oğlu Onur Yaser’in intiharıyla tanıdığımız Hatice Can’ın yaşamına son verdiği haberini aldık. Hatice Can, oğlu Onur Yaser’in karakolda gördüğü işkencenin ardından intiharına sebep olan devlet ve polis şiddetine karşı mücadele veren mücadeleci bir kadın, onurlu bir anneydi. İsmi, çocuklarını devlet şiddetine kurban verilen Berfo Ana’nın, Cumartesi Annelerinin, Roboski Annelerinin yanında anılacak, mücadelesi mücadelemizde yaşayacaktır.

17 Aralık, AKP ve “demokratikleşme”

0

17 Aralık tarihinde başlayan operasyon, rejimin içindeki çatlakları derinleştirip genişletmekle kalmadı, aynı zamanda hükümetin seçildiği günden bu yana sürdüğü demokrasi makyajını da tümüyle akıttı. Her ne kadar, hükümetin gerçekleştirdiği talanın ve hırsızlığın sadece ufak bir kısmı ifşa edilmiş olsa da, bu ufak kısım dahi iktidarın kendini tanımlarken kullandığı “muhafazakar demokrat” sıfatının ardında yatan ikiyüzlülüğü açıkça ortaya koydu. Farklı bir tarzda ifade etmek gerekirse, malum olan daha belirgin olur oldu.

Kaç Bize Gel 2. yılını kutladı!

0

Şirketlerinde yapılacak kesintileri önce kaldırılan çay makinası ve çay saatinden anlayanlar, rekabetten ve yalnızlıktan bunalanlar, “prezentabl” olayım derken canı çıkanlar ve servislerde boyunları tutulanlar nam-ı diğer plaza ve büro işçileri, geçtiğimiz Cumartesi 1 Mart 2014 tarihi itibariyle Kaç Bize Gel’in 2. Yılını kutlamak üzere bir araya geldi.

Alibeyköy’de emekçilerle 8 Mart ve yaklaşan yerel seçimleri konuştuk

0

2 Mart’ta Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi İDP Girişimi Eyüp İlçe Bürosu’nda “Kadınlar olarak yerel seçimler yaklaşırken mücadele hattımızı tartışıyoruz!” etkinliğini gerçekleştirdik. Etkinliğin başında Arjantin’deki kardeş partimiz Izquierda Socialista’dan (Sosyalist Sol) kadınların 8 Mart için hazırladığı kayıt ve Gezi isyanı sırasında kadınların mücadelesini, isyan süresince en ön saflarda nasıl direndiklerini gösteren bir video gösterimi yapıldı.

Tüm iktidar AKP’ye!

0

Kimse ağırlık yapıyor diye çölde su taşımaktan vazgeçmez. Aksi hayattan vazgeçmek anlamına gelir. Çeşme başındakinin çöldekini anlaması beklenmez. Siyasal demokrasi çöldeki su gibidir. İhtiyacı olan için önemi hayati; olmayan için talidir. Siyasal demokrasi güçsüzü korur, korumalıdır. Güçlü için siyasal demokrasi ayak bağıdır, olmalıdır. Muhalefet daha çok siyasal demokrasi ister. İktidar daha fazla yasak. Birinin denetim yapabilirliği, diğerinin hesap verirliği ancak böyle dengeye kavuşur.

Alibeyköy yolsuzluğa karşı yürüdü

0

Devlet krizinin derinleşmesiyle egemenlik mücadelesine giren burjuva çevreler bugüne kadar yaptıkları yolsuzlukların bir bölümünü açığa çıkarmışlardı. Bu yolsuzluğun sadece bir bölümünde ortaya çıkan paralar bile hiçbir emekçinin hayal edemeyeceği miktarlardaydı. Ardından her gün yenisi çıkan kasetlerdeyse rüşvet, para aklama, medya manipülasyonu gibi çeşitli konularda, Erdoğan ve oğlunun da konuştuğu ses kayıtları sızdırılmıştı.

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 Mart’ta alanlara!

0

8 Mart, kadın işçilerin eşdeğer işe eşit ücret ve daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir mücadele günüdür. Erkek ve devlet şiddetinin olmadığı bir dünya, daha iyi bir çalışma ve yaşam koşulları bizler için hala hayati önemde. Mücadelesi işyerlerinde, sendikalarda, sokakta, evde, okulda kısacası erkek egemen sistemin var olduğu her yerde her gün sürmekte olan kadınları selamlıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü direniş ve mücadele günümüz olarak kutluyoruz.

Bosna’da işçiler sokakta

0

Enteresan zamanlarda yaşıyoruz, daha on beş yıl öncesinde “şavaşlar, sınıflar ve tarih son buluyor” tezlerinden dünyanın dört bir yanında patlak veren devrimler ve ayaklanmalara şahit olduğumuz günlere geldik. Tarihin son bulması şöyle dursun, tarih belki de hiç bu kadar hızlı akmamıştı.

Venezuela: Hükümet ve patronlar arasındaki anlaşmayı reddediyoruz!

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI)’in Venezuela seksiyonu Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nin, Venezuela’da geçtiğimiz ay başlayan sokak gösterilerine ve Chavezci Maduro hükümetinin geçtiğimiz günlerde ülkenin en büyük patron örgütleriyle gerçekleştirdiği Barış Konferansı’na ilişkin bildirisi

ÖKM oyuncuları “ses açıyor”

0

İstanbul Üniversitesi’nde Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM)’ne yönelik tasfiye çalışmaları sürüyor. Ancak ÖKM’den yıllardır beslenen ve kendi ürettiklerini herkesle paylaşan öğrenciler ÖKM’nin kapatılmasına da, üniversitelerinin ticarileştirilmesine de karşı çıkıp bizleri de desteğe çağırıyorlar.

ÖKM’nin tasfiye edilmesini engellemeye yönelik sürdürülen kampanyaların içerisinde bulunan Yiğit Şahin adlı dostumuzla süreçle ilgili bir söyleşi gerçekleştirip, kendisine mücadelelerine nasıl destek olabileceğimizi sorduk.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline hayır!

0

Rus şovenisti yayılmacı Vladimir Putin yönetimi, Rusya parlamentosundan aldığı “Rus asıllıların korunması amacıyla yurt dışına asker gönderme” yetkisi uyarınca, Kırım’dan başlayarak Ukrayna’yı işgal etmeye girişmiş durumda. İşgalin beşinci gününde Ukrayna topraklarına girmiş olan Rus askeri sayısı 17.500’ün üzerinde. Rus birlikleri Sivastapol’daki Ukrayna donanması ile başta Simferopol, Balaklava olmak üzere en önemli Kırım kentlerindeki hava alanlarını, haberleşme merkezlerini ve askeri garnizonları abluka altında tutuyor, buralardaki Ukrayna askeri personelinin teslim olmasını istiyor. Bazı Ukraynalı komutanlar ve askeri birlikler, Kiev’deki yeni hükümetin “meşru olmadığı” gerekçesiyle saf değiştirip Rus ordusu saflarına katılmış halde. Ama pek çok birlik teslim olmayı red ediyor ve kanlı bir direniş olasılığı henüz gündemden çıkmış değil. Böylesine bir gelişmenin Ukrayna çapında bir iç savaşa yol açmasına ve Rusya’nın, Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine 1991’de bağımsızlığını elde etmiş olan Ukrayna’yı yeniden işgal ve ilhak etmesine ortam sağlayacağı ortada.

İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi (İDP) Kadınlarına 8 Mart Selamlaması

0

Aşağıda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İDP Eyüp İlçe Bürosu’nda gerçekleştirdiğimiz etkinliğe, Arjantin’deki kardeş partimiz Izquerda Socialista (Sosyalist Sol)’nın Kadın Komisyonu’ndan gelen mesajı yayımlıyoruz.

Merhaba kadın yoldaşlar!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Izquierda Socialista’lı kadınlar olarak, Türkiye’deki kardeş partimiz İşçi Demokrasisi Partisi’nin üyeleri ve en değerli mücadele ortaklarımız olan sizleri selamlıyoruz.

Greif direnişi, işçi sınıfının bir mevzisi

0

Amerikan menşeli Greif çuval fabrikasının Türkiye’de 1500 kadar çalışanı var. Bu çalışanların 1000 kadarı taşeron! 2013 yılından beri sendikalaşarak özlük haklarını savunan Greif işçileri, taşeronlaşmanın Greif’te tamamen son bulması adına, patronun taleplerini kabul etmemesinin ardından işyerlerini işgal ederek haklarını savunmaya giriştiler.

Rojava’da devrim…

0

Rojava, yani Batı Kürdistan’da Geçici Demokratik Özerk Yönetim Yasama Meclisi, Toplumsal Sözleşme adıyla kabul ettiği anayasa temelinde 21 Ocak’tan başlayarak art arda üç özerk kantonun kuruluşunu ilan etti. “Demokratik Özerklik” modeline uygun olarak kurulan yapı Cizire, Kobani ve Afrin kantonlarından oluşuyor.

Halk devriminin düşmanları: diktatör rejim ve karşıdevrimci gerici güçler

0

Geçtiğimiz ay Suriye’de Irak Şam İslam Devleti ve diğer muhalif güçler arasında yaşanan çatışmaya ilişkin, Suriye Devrimci Sol Akımı’nın 15 Ocak’ta yayımlanan değerlendirme metni.

İki hafta önce, tam da meşhur ölü doğmuş 2. Cenevre Konferansı’na denk gelecek şekilde, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve İslamcı gruplar tarafından El Kaide ile ilişkili gerici faşist IŞİD’e (Irak ve Şam İslam Devleti) karşı bir savaş başlatıldı.

Punto Deri direnişi 7. ayına girerken

0

DERİTEKS Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkartılan Punto Deri işçilerini direnişlerinin 205. gününde (20.02.2014) ziyaret ettik. Direnişe 2 kişi başlayan işçiler bugün işten çıkartılan 80 kişiyle direnişlerini ilk günkü kararlılıklarıyla sürdürüyorlar. Direnişin başından beri işçilerin yanında olan DERİTEKS Sendikası’nın performansını aynı sendikanın konfedarasyonu olan Türk-İş gösteremedi maalesef. İşçiler, direnişin ancak 205. gününde gelen Türk-İş yönetimine bunun geç kalınmış bir ziyaret olduğunu belirterek konfedarasyonlarından daha fazla destek beklediklerini söylediler. Türk-İş’e bağlı TEKSİF Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Nazmi Irgat ise sendikalaştıkları için işten atılan işçilere “sembolik” bir maddi destekte bulundu.

Aşağıda direnen işçilerden Kenan Atik ve Ali Rıza Biber ile yaptığımız röportajı yayımlıyoruz.

Greif işçileri taşerona ve düşük ücrete karşı mücadelede

0

Tarih yaşadıklarımızı değil, yaptıklarımızı yazacak. Biz bir devrin işçileri değil, her devrin olacağız.” diyor Greif İşçileri, işgal ettikleri fabrika kapısına yürürken ellerinde taşıdıkları pankartta. Tüm pankatlar, sloganlar komitelerde konuşuluyor, işçiler sözlerini kendileri üretiyor.

DİSK Tekstil sendikasında örgütlenen Greif işçileri, toplu sözleşme sürecinde patronun işçilerin taleplerini dikkate almayan tutumunun ardından, fabrikayı işgal ettiler. İşçiler fabrikada taşeron sisteminin sonlanmasını ve insanca yaşayacak bir ücret talep ediyorlar. DİSK’ten mücadelelerine destek bekleyen Greif işçileri, kararlı ve direngen tutumlarıyla tüm işçi sınıfına umut vermekte.

Cerrahpaşa direnişi zaferle sonuçlandı

0

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin yemekhanesinde taşeron şirkette çalıştırılan Dev Sağlık-İş üyesi 11 işçi rotasyonla İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt kampüsüne gönderilmişler, taşeron şirketin sözleşmesinin bitmesi üzerine Ocak ayı başında işbaşı yapmaktan alıkonulmuşlardı. Bu hukuksuz uygulamaya karşı direnişe geçen işçiler, başhekimlik binasının önüne direniş çadırlarını kurmuşlardı. 12 Ocak’tan beri dayanışma sofrası açan ve üniversite yemekhanesini boykot eden işçilerin direnişi 22 gün sonra zaferle sonuçlandı. İşçilerden bir kısmı tazminat haklarını alıp işlerine dönmeme haklarını kullanırken, bir kısmı ise taşeron şirkette sendikalı olarak çalışmayı tercih etti. Kazanılan zaferin ardından yapılan ‘çadır sökme etkinliğine’ ise tıpkı ilk günkü gibi destek büyüktü. Üniversiteden, sendikalardan ve siyasi parti ve örgütlerden katılımın olduğu etkinlikte konuşma yapan işçiler Cerrahpaşa direnişinin taşeron şirketlere karşı önemini vurguladılar.

Venezuela: José Bodas ve diğer petrol işçileri serbest bırakıldı

0

Venezuela’da, 3 Şubat günü tutuklanan 10 petrol işçisi lideri, oluşan tepki ve gerçekleşen seferberliklerin ardından serbest bırakıldı. Petrol işçileri serbest bırakılmalarına karşın, gözetim altında tutulacaklar. Tutuklanan petol işçileri arasında Venezuela Petrol İşçileri Birleşik Federasyonu (FUTPV) genel sekreteri José Bodas da bulunuyordu.

Çağlayan AGS işçileri birleşerek haklarını aldılar!

0

Biz sınıf bilincine sahip işçiler hep deriz hani, birleşirsek güçlüyüz, diye. Fabrikalarda ya da atölyelerde çalışırken bireysel davranmamalıyız, deriz. Hal böyle iken patronlar tam tersini düşünür. Bir sorunun olursa gel, arkadaşlarınla sorun yaşıyorsan haberim olsun, derler. Sınıf bilinci olmayan insan için bu ikincisi öne çıkar. Patronlar böyle işçileri pek beğenir ve örnek gösterir. Hatta laf taşıyorsa, arkadaşını ispiyon ediyorsa, patron için böyle işçi çok daha makbuldür.

Venezuela: José Bodas ve diğer petrol işçileri sendikal liderleri derhal serbest bırakılsın!

0

3 Şubat Pazartesi günü sabahın erken saatlerinde, aralarında Venezuela Petrol İşçileri Birleşik Federasyonu (FUTPV) Genel Sekreteri José Bodas’ın da bulunduğu 10 petrol işçisi, süresi Ekim 2013’te dolan toplu sözleşmenin yenilenmesi talebini dile getirmelerinin ardından gözaltına alındı.

Hepsi yağmacı, hepsi gitsin! Artık işçiler yönetsin!

0

Rejim içindeki çıkar odaklarının çatışmasının sonucu olarak 17 Aralık Operasyonu, AKP Hükümeti’nin yaptığı talanın şimdilik bir kısmını ortaya saçtı. Bu kriz, burjuvazi, devlet bürokrasisi, hükümet ve Cemaat’i de kapsayan büyük bir bataklığı gözler önüne serdi. Yargının fiili olarak işlemez hale geldiği, klasik anlamda burjuva hukuk sisteminin temel yaptırımlarının bile uygulanamadığı ve sermaye blokunda derin yarılmalara yol açan büyük bir rejim kriziyle karşı karşıyayız.

Kürt siyasal hareketi nereye? İşçi-emekçi ittifakı mı, burjuvazinin ittifakı mı?

0

Kürt siyasal hareketinin Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesindeki rolü yadsınamaz. 1980’lerin ikinci yarısı itibarıyla, sınıf mücadelesindeki yükselişe paralel olarak, Kürt kitlelerinin seferberliğindeki artış ve Kürt ulusal hareketinin yükselişi; ’80 darbesinin sınıf hareketindeki ağır yıkımı sonrası yaklaşık 30 yıl boyunca, Türkiye’de sürdürülen demokrasi mücadelesinin de ana dinamiğini oluşturmuştur. Ancak diğer yandan, Kürt sorununun çözümünde, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önemi de yadsınamaz. Rejim içi çözüm olarak tarif ettiğimiz Çözüm Süreci’nde dahi yaşanan baskı ve saldırılar bunun en açık örneğidir.

Suriye devrimi üçüncü yılını tamamlarken…

0

Suriye devrimi üçüncü yılını geride bırakmak üzereyken, oldukça zorlu bir dönemden geçmekte. Kimileri için Suriye’de yaşananlar en başından beri emperyalist komplunun ürünüydü. Kimileri için ise, muhalefetin silaha sarılmasıyla başlangıçta ilerici olan seferberlikler, gerici bir iç savaşa dönüştü. Fakat, Esad diktatörlüğüne karşı verdiği mücadelede 180 binden fazla kayıp veren, 7 milyonu ülkeyi terk etmek zorunda kalan, yoğun bir açlık ve sefaletle boğuşan Suriye halkı ise, “Aşağılanarak yaşamaktansa, ölmeyi tercih ederiz” demeye devam ediyor. Onlara göre, inişler ve çıkışlar yaşayan mücadelede son söz henüz söylenmedi.

ÇHD’li avukatların esareti devam ediyor

0

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay, ÇHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Sevimli, ÇHD Üyesi Naciye Demir, ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu avukatları Barkın Timtik, Ebru Timtik, Şükriye Erden, Günay Dağ ile ÇHD Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’ndan Betül Vangölü Kozağaçlı 18 Ocak’ta gözaltına alındı. 21 Ocak günü ise avukatların tutuklanmalarına karar verilmişti. Avukatların evlerinin ve bürolarının kapıları kırılarak içeri girilmiş, yaka paça gözaltı işlemleri hukuksuz olarak yapılmıştı. Ezilenlerin avukatlığını yaptıkları için egemenlerin şiddetine maruz kalan avukatların ilk duruşması tutuklanmalarının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra 24-25-26 Aralık’ta Silivri’de yapıldı.

ÖKM Sahnesi sahnesiz kaldı!

0

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi’nin üniversite yönetimi tarafından kapatılma girişimi karşısında, İstanbul Üniversitesi ÖKM Tiyatro Kulübü, ÖKM Sahnesi ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tiyatro Kulübü bir bildiri yayımladı ve kamuoyuna mücadelelerine destek çağrısında bulundu.

Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, ne İspanya’da ne Türkiye’de!

0

İspanya devletinin kadınların kürtaj hakkını engelleme girişimlerine karşı dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar dayanışma eylemleri düzenledi. Aşağıda İstanbul İspanya konsolosluğu önünde yapılan eylemin basın açıklamasını paylaşıyoruz:

Dev İletişim-İş dayanışma gecesi gerçekleştirdi

0

2007 yılında “Çağrı Merkezlerinde Bir Hayalet Dolaşıyor” sloganı ile yola çıkan Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği, çalışmalarını bir üst evreye taşıdı. Artık iletişim sektöründe çalışanların bir sendikası var.

Devrimci İletişim ve Çağrı Merkezi Çalışanları Sendikası kuruluşunun ardından ilk etkinliğini gerçekleştirerek üyeleri ve dost kurumları ile bir araya geldi. 1 Şubat günü saat 19.00’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte sendikanın amacı, geçmişten bugüne mücadelesi ve içerisinde bulunduğu durum konuşuldu.

Ukrayna: Lenin, revolver ve zamanın ruhu

0

Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Bloku’nun dağılmasının üzerinden yirmi beş yılı aşkın bir zaman geçti. Tarih kitaplarında, seferberlik halindeki kitlelerin yıktığı Lenin heykellerinin fotoğrafları eşliğinde anlatılan bu olgu, geçtiğimiz günlerde Kiev’de eylemcilerin bir Lenin heykelini yıkmasıyla tekrar kendini hatırlattı. Yirmi beş sene insan hayatı açısından görece uzun bir zaman olsa da , insanlık tarihi açısından bakıldığında küçük bir zaman dilimi. Birbiriyle doğrudan bağıntılı olan iki tarihsel momentin Lenin’in heykeliyle işaretlenmiş olması bir tesadüf olmadığı gibi , tarihin bir cilvesi* olarak da görülebilir. Lenin ve heykeli “zamanın ruhunu” belirginleştirmektedir.

Sizden sonrası tufan mı?

0

Bunun adı çürüme. Sadece ortaya saçılan pislikler ve malumun ilanı kirli ittifaklar nedeniyle değil, en çok da özrü ve çözümü kabahatinden de pespaye anlayışlar nedeniyle çürüme. İzahı olan, izanı olmayan bu kokuşmuşluğun müsebbiplerinin bunca zaman millete edep-namus ayarı verme kepazeliği ise ayrı bir rezillik. Bu tarifi zor açgözlülük sahipleri, bana yar olmuyorsa kimseye de yar etmem anlayışıyla, benden sonrası tufan diyerek ülkeyi uçuruma doğru sürüklemekten de çekinmiyor. Türkiye 40 günde içler açısı bir siyasi ve ekonomik bataklığa gömülmüş durumda.

Yaşam hakkı, peki ama kimin için?

0

17 Aralık tutuklamaları ve sonrasındaki süreç ile beraber hükümetin dehlizlerindeki pisliklerin ortaya saçıldığı ve AKP hükümeti için yapısal krizin derinleştiği bir süreçten geçiyoruz. Böylesi bir hengame döneminde, biz kadınlara yönelik saldırıların da artacağının bilincindeydik, çünkü hükümet cephesi kendi iç krizlerinin bir çözümünü de beden politikalarında ve kadınlara yönelik saldırı programlarında görüyor.

İlk özel güvenlik direnişi Ankara’da sürüyor

0

Türkiye’nin ilk özel güvenlik direnişi, Ömür Tekin’in işten atılmasıyla Ankara’da, Çankaya Belediyesi’nin önünde 14 Ocak Salı günü başladı. Aynı zamanda Güvenlik-Sen Ankara temsilcisi olan Tekin, kendisine hiçbir ihtar verilmeden, şirketin daralmaya gittiği gerekçesiyle hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığını belirtti. Ayrıca Tekin’e göre işvereni Düzey Koruma Güvenlik Eğitim Hizmetleri LTD. ŞTİ.’nin asıl amacı sendikal çalışmalarının önünü kesmek.

Demokrat Çevre Mühendisleri adaylarını açıkladı

0

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Genel Kurulu ve seçimleri 01-02 Şubat 2013 tarihlerinde Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinde yapılıyor. Yapılacak olan genel kurula Demokrat Çevre Mühendisleri grubu “Yönetmelikler ile mesleğimizin yok edilmeye çalışıldığı, kararnameler ile meslek örgütümüzün demokratik ve bağımsız yapısının tehdit edildiği, rant projeleri ile doğamızda ve kentimizde geri dönüşü mümkün olamayacak yıkımların yaşandığı bu günlerde, Çevre Mühendisleri Odası’nın geleneği olan demokrasi, emek, bilim ve doğa yanlısı tavrı sürdürmek amacıyla ÇMO İstanbul Şubesi yönetimine talibiz.” açıklamasını yayınlayarak mavi liste ile seçime gireceklerini açıkladı.

Hafta tatilinde çalışmak zorunda mıyım?

0

Hafta Tatili, işçinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan “dinlenme hakkı”mızın bir bölümünü oluşturur. Buna göre, işçi haftanın 6 günü çalışmışsa, 7. Gün herhangi bir iş karşılığı olmaksızın ücreti ödenir. Burada önemli olan, ücreti, aylık maktu ücret üzerinden ödenen işçiler için ayrıca hafta tatili ücreti ödenmediğir. Ancak, 7. Gün çalışma yapılırsa, bir ücret daha ödenir. Yani aylık 1.000 TL net ücretle çalışıyorum. Hafta tatillerinde çalışmadığımda işveren ayrıca bir ücret ödemez ama ücretimde kesinti de yapamaz. Hafta tatilinde çalışırsam işveren, bir günlük ücretime karşılık gelen ücreti bulup, bunu bana, beni çalıştırdığı için öder.

Marmara Üniversitesi’nde faşist saldırı

0

Öğrencilere ve öğretim görevlilerine (özellikle sendikalılara) karşı her türlü baskının uygulandığı Marmara Üniversitesi’nde 16 Ocak Perşembe günü bir grup faşist, bir öğrenciye satırlarla saldırdı, kafasından ve kolundan yaraladı. Saldırının hemen ardından protesto yürüyüşüne geçen öğrenciler bu kez de polisin TOMA ve biber gazlı saldırısına uğradılar. Faşist grubun saldırısı da zaten Özel Güvenlik Birimleri’nin (ÖGB) ve polisin sürekli nöbet tuttuğu Göztepe kampüsünde, güvenlik güçlerinin göz yumarak desteklemesiyle gerçekleşmişti. 17 Ocak Cuma günü faşistlerin başka bir öğrenciye tekrar saldırması üzerine, Marmara Üniversitesi öğrencileri saat 13.00’te kampüs önünden tekrar yürüyüşe geçtiler. “Üniversitede can güvenliği ve öğrenim özgürlüğü istiyoruz.” diyerek yürüyüşlerine başlayan öğrenciler Boğa Heykeli’nde oturma eylemi gerçekleştirdiler. Göztepe kampüsünde yapılacak olan basın açıklamasına katılmak isteyen farklı üniversitelerdeki öğrenciler Söğütlüçeşme metrobüs durağında polis tarafından durduruldu.

Şimdi o klavyeyi yavaşça yere bırak!

0

Dünyanın en yavaş ve en pahalı internetini kullanan Türkiye, 5651 sayılı kanunu genişleten yeni torba yasa ile sansürde de enlerin arasına girmiş durumda. Sansürün içeriğine ve ileri demokrasimize bulunduğu katkıları incelemeden önce, torba yasa geçer geçmez ortaya çıkan yeni bir durumdan bahsedeceğiz.

Suriye’yi hatırlamak!

0

Uluslararası karşıdevrim cephesi

“Suriye sorunu” yeni bir döneme giriyor. Bir devrim, bin bir çeşit uluslararası müdahalenin, diplomatik manevranın, jeopolitik ve jeostratejik oyunun labirentinde “kaybedilip” tasfiye edilmeye çalışılıyor. Cenevre -2’nin amacı devrimin tabutuna son çivileri de çakarak bu “işi” tamamen “bildik” yollara sokup denetim altına almak. Ancak çözüm sürecine katılan güçlerin cinsine cibilliyetine bakıldığında bu “çözümün” gerçekten bir çözüm veya bir çözümün başlangıç noktası olamayacağını şimdiden söylemek için müneccim olmaya gerek yok. İş, ekmek, eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi ve insan onuru talebiyle ayağa kalkmış yoksulların, emekçi kitlelerin bu talepleri bizzat onların eliyle gerçekleşmediği sürece, her türlü “çözüm” bırakın uzun veya orta vadeyi kısa vadede kaçınılmaz bir biçimde iflas edecektir.

Akademik köleliğe son!

0

Geçtiğimiz haftalarda birçok üniversite, öğretim elemanlarının protestolarına sahne oldu. Ülke çapında gerçekleştirilen bu protestolarda öğretim elemanları, özlük haklarında iyileştirme ve maaşlarına zam taleplerini dile getirdiler. “Bıçak kemiğe dayandı” diyen ve son on yıldır maaşlarında ve özlük haklarında hiçbir iyileştirme yapılmamasından şikayetçi olan öğretim elemanlarının basına sundukları karşılaştırma raporuna göre maaşları reel düzeyde %4 dolaylarında gerilemiş.

Unutmuyoruz: Ethem, Abdullah, Mehmet, İrfan, Medeni, Selim…

0

Gezi direnişinin ilk günlerinden bir fotoğraf karesi… Tam teşekküllü bir polis, biber gazı tabancasını iki adım önündeki kırmızı giysili bir kadına doğru ateşliyor. Kadın dik, kafasını çeviriyor. Polisin gözlerindeyse korkunun getirdiği acizlikten kaynaklanan bir nefret okunuyor. Bu fotoğraf sadece Gezi direnişçilerinin, Türkiye’nin değil; tüm dünyanın görsel hafızasına kazınmıştı. Üstelik hepimiz zihnimizde bu fotoğrafı mağduriyet ve korkuyla değil, Kırmızılı Kadın’ın onurlu ve kararlı duruşu ile kodlamıştık.