Mecidiyeköy’de yıkılan Ali Sami Yen stadyumu arazisinde, inşaatı devam etmekte olan Torun Center’da işçileri taşıyan asansör 14. kattan yere çakıldı. En az 8 işçinin hayatını kaybettiği ve sayının artabileceği belirtiliyor. Aynı inşaatta geçtiğimiz Nisan ayında da iş cinayeti gerçekleşmiş, 19 yaşında bir işçi hayatını kaybetmişti.
La Plata katliamının 39. yıldönümü
Bundan 39 sene önce, 5 Eylül 1975 tarihinde uluslararası Troçkist lider Nahuel Moreno önderliğindeki akımın Arjantin seksiyonu PST [Sosyalist İşçi Partisi] La Plata lokali, Triple A adlı faşist örgütün ve Arjantin anti-komünist ittifakının militanlarınca basıldı. PST üyesi 8 işçi kaçırıldı, işkenceden geçirildi ve katledildi.
Barış ve emekçilerden yana bir çözüm!
Geçtiğimiz Temmuz ayında Çözüm süreciyle ilgili “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı” adıyla sunulan bir yasa onaylandı. Yasa Hükümet ile Kürt önderliği arasında yürütülen müzakere sürecinin çerçeve yasası olarak da anılıyor. Öcalan’ın geçtiğimiz ay çözüm sürecinde 30 yıllık savaşın son aşamasına gelindiğini açıklaması, sürecin gidişatına ve çözümün geldiği noktaya göz atmak açısından büyük önem arz ediyor. Zira, gerçek anlamda bir barışın gelmesi umudunu taşıyan ve özgür bir toplumun inşası için halkların özgür olması gerektiğini düşünenler olarak, Kürt halkının taleplerinin karşılanmasının, kendi kaderlerinin bizzat belirleyicileri olmalarına bağlı olduğunu düşünüyoruz.
Arjantin: Mücadeleci demiryolu işçilerinin suçlanması girişimini reddediyoruz! Protestonun suç olarak kabul edilmesine hayır!
Arjantin’de, 28 Ağustos’taki başarılı genel grevin ardından, Ulaştırma ve İçişleri Bakanı Florencio Randazzo, Sarmiento şubesinin çeşitli demiryolu delegelerine karşı suçlamalarda bulundu, bu delegelerin görevlerinden alınmalarını ve haklarında soruşturma açılmasını talep etti. Bakanın hedefi, emekçilerin haklarını savunan ve bunun için mücade eden ve hükümetin meşhur “demiryolu devrimi” yalanlarıyla çarpışagelen Ruben “Pollo” Sobrero’nun liderliğindeki Delegeler Birliği’ne ve sendikaya ağır bir darbe vurmaktır.
Çok alametler belirdi… Şimdi işçi seçeneğini yükseltelim!
Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması, ülkenin yakın geleceğini ve iç dinamiklerini belirleyecek, istikrardan uzak yeni bir evreye girmekte olduğumuz anlamına gelebilir. Özellikle Gezi sürecinden bu yana Erdoğan, iç politik ilişkilerin tek kontrol mercii olmadan kendi gücünü ve geleceğini garanti altına alamayacağını biliyor. Bu nedenle Köşk’e çıkmayı başarmasına karşın, hükümeti ve AKP’yi avucunun içinde tutmayı sürdürerek dengeleri korumayı hedefliyor. Böylesi “gölge” bir role en uygun aday olarak, Davutoğlu’nun hem AKP Genel Başkanı hem de Başbakan yapılmasının nedeni bu.
Katiller ve tecavüzcüler TV programlarında, kadın cinayetleri artarak devam ediyor!
Geçtiğimiz hafta içinde kadınları öldürmüş veya öldürmeye teşebbüs etmiş, kadınlara şiddet/taciz/tecavüz uygulayan erkekler çeşitli TV programlarına “konuk” edildi.
İlk olarak, eşi Hasret K.’ya defalarca şiddet uygulamış olan ve boşanmak istediği için onu 43 yerinden tornavidayla yaralayan Yakup Kara, 28 Ağustos Perşembe gününde Kanaltürk’te yayınlanan “Songül Karlı ile Yeniden” adlı programa çıkarıldı. Programda “Hasret ile dayanışma” düşüncesi bir yana dursun, söz konusu kişinin eşine neden (!) şiddet uyguladığının cevabı arandı: Kara, “ben evimi kurtarmaya çalıştım” diyerek karısının toplumsal cinsiyet rollerini yerine getirmediğini anlattı. Yakup Kara hakkında, daha önce kadın örgütlerinin yoğun çabasıyla tutuklama kararı çıkmış; ancak nöbetçi mahkeme tutuklama kararına rağmen Kara’yı serbest bırakmıştı.
Ah şu Suriyeliler olmasa!
Rakamlarla başlayalım; 23 milyonluk Suriye’nin 6,5 milyonu ülke içinde, 3,5 milyonu da ülke dışında olmak üzere 10 milyon Suriyeli mülteci durumda. Ülke dışında olan 3,5 milyon insanın 1,3 milyonuna yakını Türkiye’de. Bu 1,3 milyon mülteciden sadece 220 bin kişi kamplarda yaşarken geri kalanlar İstanbul, Gaziantep ve Hatay başta olmak üzere ülkenin güney illerine dağılmış durumda. Unutmadan; 1,3 milyon mültecinin yarısına yakını çocuk. Kamplarda yaşayan çocukların %65’i okula giderken kamp dışındaki çocuların %75’i okula gitmiyor. Dile kolay bu rakamların hepsi resmi, gerçeğin daha da büyük bir vahamet içerdiğini söylemeye gerek yok.
Esad diktatörlüğünün bombalarından kaçan bu insanlar şimdi de, son günlerde kendilerine yönelik artarak devam eden linç kampanyalarıyla karşı karşıyalar.
Neden İmam Hatip, Neden Meslek Lisesi?
4+4+4 sisteminin bir parçası olarak henüz bu sene uygulamaya konulan TEOG sistemi daha ilk senesinde, bu sene liseye başlayacak gençler için büyük problemler yaratmaya başladı bile. Gençlerin pek çoğu tercih etmemelerine rağmen istemedikleri liselere gitmekten şikayetçi. Hükümet ise problemi çözeceğini söylüyor, ancak ortada henüz atılmış somut bir adım ne yazık ki yok. Ve öyle görünüyor ki, öğrencilerin liselere kayıt olma süreci okullar açıldıktan sonra da devam edecek.
Eğitimin ticarileşmesi yolunda önemli bir adım: Özel okullara devlet desteği
Uzun yıllardır süren, devlet okullarının içinin boşaltılması ve eğitimin giderek ticarileşmesi sürecinin bir ileri adımı da bu sene ilk kez uygulanan teşvik sistemi ile atılmış oldu. Devlet okullarının verdiği eğitimin niteliksiz ve kalitesiz oluşu uzun süredir ailesi özel okul ücretlerini karşılayabilen öğrencilerin özel okulları tercih etmesine sebep oluyordu. Bu seneden itibaren devlet yardımı aracılığıyla özel okullara kaydolmak bir kat daha özendirilmeye başlandı. Bu da yetmemiş olacak ki, ortaöğretim kurumlar sınavının ardından tercih döneminde yerleşemeyen çok sayıda öğrenci yaşadıkları şehirlerin en uzak uçlarındaki liselere yerleştirilerek adeta özel okullara gitmeye zorlandılar.
Direnişin 40, grevin 1. günü: Beltaş işçileri
İşlerine iade ve taşeron sisteminin kaldırılması amacıyla 39 gün boyunca Beşiktaş Belediyesi önünde direniş çadırı kurarak eyleme geçen 239 Beltaş işçisi aldıkları karar doğrultusunda bugün itibariyle greve çıktı.
UIT-CI deklarasyonu: Irak’ta ve Suriye’de ABD bombardımanına hayır!
IŞİD’i yenebilecek ve nefret edilen bölge rejimlerine son verecek olan, halklardır!
Birkaç haftadan bu yana, Obama’nın emriyle ABD, “ABD yurttaşlarını korumak” ve IŞİD (Irak ve Şam İslam Devleti, yeni adıyla İslam Devleti) tehdidi altındaki Ezidi ve Hıristiyan toplulukları savunmak adına “insani yardım” sağlamak iddialarıyla Irak’a askeri müdahalede bulunmaya başladı. Obama şimdi harekatın; “terörizme karşı mücadele” iddiasıyla, diktatör Beşar Esad’la bir anlaşmayı da içerecek şekilde, Suriye’ye dönük olası bombardımanlarla ilerleyebileceğini ilan ediyor.
İktidarı muktedire zehretmek…
“Ortalama” bir muhalif için Recep Tayyip Erdoğan, bir “diktatör” olarak, bu memleketin bugüne kadar maruz kaldığı en büyük tehlikedir; üstelik bu tehlike giderek de büyümektedir. Ancak kendisinden pek o kadar korkulmadığı da belli. Nereden mi? O “olağanüstü tehlikeye” karşı mücadele biçiminin olağanlığından!
3. köprü, kaçıncı cinayet!
İstanbul halkının senelerdir mücadele ettiği, günlerce, aylarca protesto eylemleri gerçekleştirdiği, İstanbul’un kalan son yeşil alanlarını da rant alanı haline getirecek olan 3. Köprü inşaatı başladığından beri pek çok kez gündeme geldi. 3. köprü hakkında hazırlanan raporlardan hangisine bakarsanız bakın, karşınıza, İstanbul’un son yeşil alanlarının da böylece yok olacağı, tıpkı ikinci köprü sonrası olduğu gibi çevresinde başlaması muhtemel olan çarpık kentleşme, nüfusa, trafiğe ve pek çok soruna hiçbir çözüm üretemeyeceği hatta aksine bu sorunları daha da derinleştireceğine dair pek çok veri çıkmata. Tüm bu raporlara, uyarılara rağmen başlatılan köprü inşaatı son dönemlerdeyse, alınmayan tedbirler yüzünden gerçekleşen işçi cinayetleriyle gündemde olmaya devam ediyor.
Eskişehirde otobüs zammı!
Büyükşehir Belediyesi ile Özel Halk Otobüsçüleri Odası arasında yapılan anlaşma gereği, büyükşehir belediyesi yönetmeliğine bağlı UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) ulaşıma 1 Eylül’den itibaren zam yaptığını açıkladı. 23 Temmuz 2014 tarihinde Ulaşım Koordinasyon Merkezi’ne zam için başvuran Özel Halk Otobüsçüleri Odası’nın talebi UKOME Genel Kurulu’nda oybirliği ile kabul edildi. Ayrıca, Anadolu Üniversitesi’nce “bilim” heyeti oluşturuldu. Heyet raporunu tamamlayarak, 18 Ağustos 2014 tarihinde göndermiştir. UKOME Genel Kurulu’nun 20 Ağustos 2014 toplantısında kurul üyelerine ulaşım hizmetlerine zam yapılması konusunda görüşleri sunulmuş ve kurul üyelerinin tamamı ulaşım hizmetlerine zam yapılması zamanının geldiği konusunda hem fikir olunmuştur, denildi.
İDP Girişimi Yaz Kampı gerçekleşti
İDP Girişimi’nin yaz kampı 14-17 Ağustos tarihlerinde gerçekleşti. Yoğun bir katılıma ev sahipliği yapan kamp, Eyüp emekçileri, tekstil işçileri, öğrenci ve işçi gençlik, kadınlar, emekçi Kürtler ve büro işçileri gibi birçok farklı kesimi bir araya getirdi ve kaynaştırdı. 3 gün süren kampta çeşitli konularda atölyeler ve sunumlar yapıldı.
Güney Kore’de Hyundai ve Kia Motors işçileri grevde
Dünya çapında üretim yapan Hyundai ve Kia Motors şirketleri Güney Kore’deki işçilerine düzenli ikramiyeyi çok gördü. Ülke çapındaki fabrikalarda örgütlü olan sendikalı işçilerin (47.262 işçi) %70’i düzenli ikramiye talebiyle greve çıkma kararı aldı. Ayrıca işçiler maaşlarında %8,16’lık bir artış ve emeklilik yaşının 60’a indirilmesini de talep ediyor. Bu grevin, Hyundai ve Kia Motors’a toplam 65 milyar won (yaklaşık 93 milyon dolar) kayba neden olacağı tahmin ediliyor.
Gençlik İDP Eyüp İlçe Bürosu’nda toplandı
İDP Girişimi yaz kampının ardından kampı değerlendirmek üzere işçi, işsiz, öğrenci gençler olarak İDP Eyüp ilçe bürosunda bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdik. Kampta rejim ve işçi demokrasisi, sendikalar ve işçi demokrasisi, parti ve işçi demokrasisi sunumlarının yanı sıra kadın atölyesi, İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal birleşme kongresi sunumu ve 2 kez de gençlik atölyesi yapılmıştı. Tüm bu sunumlar ve atölyeler hakkında kısaca konuşma fırsatı bulduğumuz toplantıda, kamptaki sunumların daha detaylı ve çeşitlendirilerek konuşulması gerektiğine karar verdik.
Şantuk Tekstil’de zafer direnen emekçinin olacak!
Yaklaşık 500 işçinin çalıştığı, Arnavutköy’de bulunan ve ihracat ağırlıklı üretim yapan Şantuk Tekstil fabrikasında ağır çalışma koşulları ve düşük ücretlere karşı sendikal mücadele veren 35 işçinin işlerine son verildi.
ABD’nin politik cinayeti: Michael Brown
9 Ağustos tarihinde henüz 18 yaşındaki Afrika kökenli siyahi genç Michel Brown, beyaz polis Darren Wilson tarafından başından iki kez vücudundan altı kez vurularak katledildi. Katledildiği sırada hırsızlık yaptığı iddia ediliyordu fakat silahsız olduğu ve karşısındaki polis için herhangi bir tehlike barındırmadığı görgü tanıkları tarafından kesin olarak teyit edildi. Cinayetin ardından, Brown’un katledildiği şehir olan Ferguson’da ve Missouri eyaletinin genelinde polis şiddetine karşı ayaklanmalar başladı. Ayaklanmaları bastıramayan eyalet yönetimi geceleri sokağa çıkma yasağı ilan etmekle kalmayıp ABD anayasasına aykırı olmasına rağmen orduyu ayaklanan kitlelerin üzerine salmaktan da çekinmedi. Ayaklanma sırasında şu ana kadar 2 kişi daha polis ya da askerlerce katledildi.
İDP Girişimi Cumhurbaşkanlığı seçim değerlendirmesi: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra sınıf siyaseti
2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye tarihinde daha önce yaşanmamış bir milat olacağı ve Türkiye’ye dair tüm dengelerin hangi yönde gelişeceğini nihai olarak belirleyeceği yönünde bir inanış vardı. Erdoğan seçilirse bir parantez kapanacak, İhsanoğlu seçilirse de fabrika ayarlarına geri dönülecekti. Diğer bir ifadeyle bu seçim adeta bir ölüm kalım mücadelesi olarak tarif edilmekteydi. Oysa, cumhurbaşkanlığı seçimine katılım yüzde 74 civarında kalarak referandumları saymazsak AKP iktidarı altında yapılan katılımın en düşük olduğu seçim oldu. Yaklaşık 14,5 milyon seçmen tüm ölüm-kalım çağrılarına rağmen sandığa gitmedi; yani en kritik olduğu söylenen seçim en az katılımlı seçim oldu. Üstelik 4 ay önce yapılan 30 Mart yerel seçimlerinde il genel meclisi rakamlarına göre sandığa 46,9 milyon seçmen giderken 10 Ağustos’ta bu sayı 41,2 milyona geriledi. Bu durumu normalleştirme gayretinde olanların Avrupa’da seçimlere düşük katılımı örnek göstermeleri beyhude. Dünyanın hiçbir yerinde 4 ay önce sandığa giden yaklaşık 5,7 milyon seçmenin bu kez sandığa gitmemiş olması [üstelik seçim bir ölüm-kalım mücadelesi olarak tarif edilmişken] tembellik ya da sorumsuzlukla açıklanamaz. Tembel ya da sorumsuz olan, dünya yansa umurumda değil diyen kişi dört ay öncede sandığa gitmezdi! Başta seçim yöntemi ve adayların temsil ettiği programlar olmak üzere bir dizi faktörün seçmeni ikna etmediği, seçmenin bu duruma razı olmadığı ve bu nedenle sandığa gitmediği görülmektedir. Aşağıda bu faktörler ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Sonuç olarak her şeye rağmen seçimler gerçekleşti ve ilk turda 21 milyon oy alarak %51.79’luk dilime erişen Tayyip Erdoğan seçimlerin galibi oldu.
Bayramda Kent Gıda işçilerini ziyaret ettik
Türk-İş’e bağlı Tek-Gıda İş Sendikası üyesi Kent Gıda (Mondelez) işçileri ocak ayından bu yana toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamaması üzerine 15 Temmuz sabahı grev kararı almıştı. 10 yılın üzerinde çalışan işçilerin dahi maaşı asgari ücret civarı olan Kent Gıda işçileri bu gidişata dur demek için yaklaşık 45 yıldır sendikanın örgütlü olduğu işyerinde ilk kez greve çıktı. İDP-Girişimi olarak grevlerinin 15. gününde bayramlaşma için toplanan işçileri Gebze’deki fabrikalarında ziyaret ettik. Yaptığımız sohbetlerde daha fazla kölelik koşullarında çalışmak istemediklerini söyleyen işçilerin mücadeledeki kararlılıkları dikkat çekiciydi. Çocuklarıyla birlikte grev alanında olan işçiler bayram gününü davul zurna eşliğinde geçirdiler. Eğer grev olmasaydı bayram tatilini memleketlerinde geçireceğini söyleyen pek çok işçi çocuklarına iyi bir gelecek bırakmak için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi. Grevlerine daha fazla destek bekleyen Kent Gıda işçileriyle gerçekleştirdiğimiz röportajı yayımlıyoruz:
Asker-İhvan-Devrim üçgeninde Filistin ve Türkiye dayanışma hareketi
Önceki iki yazıda, Mısır’dan yola çıkarak Arap dünyasının halk ayaklanmalarında hâkim olan Asker-İhvan-Devrimci Güçler üçgenini ele almıştım. Siyonist İsrail apartheid rejiminin Filistin halkına yönelik bir buçuk aydır devam eden son saldırısı karşısında Türkiye’de İsrail’e boykot ve ambargo talebiyle devam eden eylemlerin ve koordinasyon çabası kadar Filistin’deki direniş güçlerini tanımlamak, bu güçlerin bölgesel bağlantılarını anlamak; böylelikle Türkiye’deki Filistin söylemine daha yakından bakmak ve çözümlemek de önem taşıyor. Yukarıda bahsi geçen üçgenin üç tarafı arasındaki çatışmanın Filistin içinde nasıl yansıdığını ve Filistin ile dayanışma perspektifini nasıl etkilediğini tarif etmek, Filistin ile gerçek bir dayanışma perspektifi oluşturmak için de çok önemli.
Kent Gıda işçisi grevde!
Gebze’de kurulu olan şeker fabrikası Kent Gıda’da işçiler 15 Temmuz’dan beri üretimi tamamen durdurarak greve çıktılar. Grevci işçileri İDP Girişimi olarak ziyaret ettik. 7 aydır toplu iş sözleşmesinin imzalanmaması üzerine Tek-Gıda İş üyesi 800 işçi greve çıktı. Patronun düşük zam teklifine tepkili olan işçiler toplu iş sözleşmesinin imzalanmamasını isteyerek sendikanın grev kararı almasını sağladı.
Kristal-İş Sendikası işçileriyle röportaj: Grev Haktır Engellenemez!
Şişecam yönetimi ile Kristal-İş Sendikası arasında toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde bir anlaşmaya varılamaması sonucu 5800 Şişecam işçisi 20 Haziran’da ülke genelindeki on fabrikada greve çıkmıştı. Direnişlerinin 8. gününde ise Bakanlar Kurulu’ndan grevin ertelenmesine yönelik bir karar çıkmasının ardından erteleme kararının iptali için Danıştay’a başvuran işçilerin bu talebi ise geçtiğimiz günlerde reddedilmişti. Patron, hükümet ve yargı işbirliğinin grev haklarını engelleyemeyeceğini haykıran binlerce cam işçisi 28 Temmuz Cuma günü Levent’te bir araya gelerek Şişecam Genel Merkezi’nin bulunduğu İş Kuleleri’ne yürüdü. Bursa, Mersin, Lüleburgaz, Gebze gibi farklı bölge fabrikalarından gelen Şişecam işçilerinin yürüyüşüne sendikalar, çeşitli politik gruplar ve partiler de katıldı. Bizler de İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi olarak beraber yürüyüşe katıldığımız Kristal-İş Sendikası işçileri ile eylem sonrası bir röportaj gerçekleştirdik.
İDP Girişimi: Direniş süreciniz nasıl gelişti? Hangi talepler etrafında örüldü?
Kötünün iyisine razı değiliz! Emekçiler ve ezilen halklar için Kurucu Meclis!
Cumhurbaşkanlığı seçimi ideolojik bir bombardıman altında gerçekleşiyor. Sanki 12 yıldır Erdoğan hükümeti tek başına iktidarda değil. Sanki 7 yıldır AKP’nin eski başbakanı ve dışişleri bakanı Abdullah Gül cumhurbaşkanı değil. Sanki ülke belediyelerinin yüzde 60’ı AKP’nin yönetiminde değil. Sanki meclisin ezici çoğunluğu 12 yıldır AKP hâkimiyetinde değil. Hükümet hâlâ halkın iradesinin tecelli etmediği propagandası yapıyor. Bütün devlet aygıtı elinin altında olmasına rağmen 12 yıldır halkın iradesi hala tecelli etmediyse bunun sorumlusu Erdoğan hükümetinden başka kim olabilir?
Kadıköy’de kadın katliamlarına karşı kadın yürüyüşü gerçekleştirildi
Kadın cinayetleri artarak devam ediyor. Hükümet her zamanki gibi kadın katliamlarına duyarsız ve bu duyarsızlığıyla kadınları kendilerine şiddetin her türlüsünü uygulayan erkeklere karşı savunmasız ve sessiz kalmak zorunda bırakıyor. Kadını, bedenini ve kimliğini yasalarla, politikalarla, söylemlerle tahakküm altına alan, kadını her tür yasal hak ve korumadan mahrum bırakırken erkeğe ceza almaması için her tür imkânı sağlayan kadın/trans katliamlarını buna her tür yasal zemini oluşturarak destekleyen devlet katildir.
Siyonist katliama karşı Filistin ile dayanışmaya!
Bir aydır Siyonist İsrail devletinin askeri saldirilari altındaki Batı Şeria’ya baskınlarla saldıran İsrail İşgal Ordusu’nun, 15 gündür kara harekâtı ile binlerce Filistinliyi katletmesine tanık oluyoruz. Geçtiğimiz haftadan bu yana süren saldırılarda ölen Filistinli sayısı 500’ü aştı. Bunlardan 100’den fazlasının çocuk olduğu belirtiliyor. İsrail’in saldırılarında birçok hastane tanklardan açılan ateş sonucu vuruldu. Yaralılar arasında gönüllü sağlık görevlileri ve doktorlar da var. Bununla birlikte Batı Şeria’da, 13’ü parlamenter 1087 Filistinli tutuklandı ve bu tutuklama operasyonunda tutuklananların yüzde 53’ünün çocuk olduğu belirtiliyor. Bu İsrail’in ilk saldırısı değil; 2008’de 1400 Filistinli öldürülmüş ve 5 binden fazlası yaralanmıştı, 2012’de ise bu kez 177 Filistinli öldürüldü ve 1300’ünden fazlası yaralandı. Filistinliler kendi topraklarında askeri kontrol noktalarıyla, İsrailli yetkililerce asla cezalandırılmayan silahlı saldırılarla, sefalet ve şiddet içerisinde yaşamaktalar. Filistin topraklarının %20’si olan ve sözde Filistinliler için “ayrılmış” Batı Şeria, 400.000 Siyonist yerleşimci tarafından işgal edilmiş durumda.
Rojava Devrimi’nin yanında, Esad ve emperyalizmin karşısında!
Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Rojava’nın Kobanê kantonu çevresinde yoğunlaştırdığı saldırılara karşılık veren Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) kayıpları dolayısıyla tüm Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Kürt halkının sadece Rojava için değil, Suriye ve tüm bölge devrimleri için yaşamsal bir tehdit olan IŞİD’e karşı yürüttüğü cansiperane mücadeleyi selamlıyor ve destekliyoruz!
Filistin ile dayanışma eylemi
Siyonist İsrail devletinin günlerdir Filistin halkına karşı uyguladığı acımasız saldırılar 17 Temmuz gecesi, İsrail’in 8 bin kişiyle kara harekatına başlaması ardından korkunç boyutlara ulaştı. Pek çoğu çocuk olmakla birlikte 300’e yakın insan öldürüldü ve 2000’i aşkın kişi yaralandı. Saldırıların ardından İsrail de dahil olmak üzere pek çok ülkede Filistin halkıyla dayanışma eylemleri düzenlendi. Türkiye’de de Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi’nin çağrısıyla 18 Temmuz Cuma günü 19.00’da Beyoğlu Tünel’de bir dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen eylem Tünel’den başlayıp Galatasaray Lisesi önünde yapılan basın açıklamasıyla sonlandırıldı.
Şişecam işçileri grev hakları için yürüdü
Toplu iş sözleşmesi sürecinde Şişecam yönetiminin uzlaşmaz tutumu nedeniyle, ücretlerde iyileştirme ve eşit işe eşit ücret talep eden Kristal-İş sendikası üyesi Şişecam işçileri 20 Haziran 2014 günü sabahı greve çıkmışlardı. On cam fabrikasından 5.800 işçiyi kapsayan grev Bakanlar Kurulu tarafından ‘milli güvenliği ve genel sağlığını bozduğu’ gerekçesiyle 60 gün ertelenmişti.
Her yerde kadın cinayeti! Meclis olağanüstü toplansın!
Aşağıda, artan kadın cinayetlerine karşı “meclis olağanüstü toplansın” talebiyle yarın, yüze yakın kadın örgütü, sendika ve siyasi partinin katılımıyla düzenlenecek eylemin basın açıklamasını paylaşıyoruz. 20 Temmuz’da kadın cinayetlerine karşı isyanımızı haykırmak için tüm kadınları 14:00’te Kadıköy Boğa’nın önünde toplanmaya çağırıyoruz!
Kent Gıda’da grev başlıyor
Türk-İş’e bağlı Tek Gıda-İş Sendikası bugün Kocaeli Gebze’de bulunan Kent Gıda fabrikasının sahibi ABD’li firma Mondelez arasında süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşmaya varılalaması üzerine greve çıkıyor.
Filistin direnişine destek, İsrail’e boykot yürüyüşü
Siyonist İsrail devletinin Filistin halkına karşı yaptığı saldırıların ardı arkası kesilmezken, saldırılara karşı tüm dünyadan tepkiler geliyor. İstanbul Taksim’de de 13 Temmuz Pazar günü Filistin halkının direnişini desteklemek ve İsrail’i boykot etmek adına bir yürüyüş gerçekleşti. ‘Filistin İçin İsrail’e Boykot Girişimi’nin’ çağrısını yaptığı yürüyüşe yüzlerce insan katıldı. Yürüyüş Tünel’den başlayıp Galatasaray Lisesi önünde son buldu.
Asgari ücret Temmuz zammı: öğün başına 4 Kuruş
Asgari ücrete 2014’ün Temmuz ayında %6’lık bir zam geldi. Bu zamla beraber asgari ücret net 846 TL’den 891,04 TL’ye yükseldi. Yılın ilk 6 ayına göre günlük 2,10 TL’ye, aylık 45 TL’ye denk gelen bu artışa Resmî Gazete’ye göre “işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık oy çokluğuyla karar verilmiştir”. 15 milyon işçinin asgari ücretle çalıştığı Türkiye’de asgari ücret ‘Asgari Ücret Belirleme Komisyonu’ tarafından kapalı kapılar ardında belirlenmektedir. “İşçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal şartlarına göre yaşamasını mümkün kılan” ücret olarak tanımlanan asgari ücret, haliyle işçi ve ailesini ancak sefalet içinde yaşatabilecek düzeydedir.
Cumhurbaşkanlığı ve işçi sınıfı
Cumhurbaşkanının halk oylaması ile belirlenmesi aslında rejimin dönüşümüne dair pek çok başka yeniliği de içerisinde barındırmakta. Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül deneyimlerinde gözlemlediğimiz cumhurbaşkanları Türkiye politikasında bir belirleyen olmaktan çok, birden fazla belirleyen arasında hakem rolü oynayan bir makam idi. Öyle ki, cumhurbaşkanının veto hakkından öte bir yetkisinin olup olmadığı ise halk nezdinde bir bilinmeyendi.
Kötünün iyisine razı değiliz!
Türkiye 30 Mart yerel seçimlerinin ardından bu kez Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Bir rejim krizine dönüşen 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından gerçekleştirilen referandum ile cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmesi yasalaşmıştı. 10 Ağustos tarihinde ilk turu gerçekleştirilecek seçimler yedi yılın ardından ilk kez uygulanacak. Bu yanıyla temsil açısından devletin en tepesinde bulunan kişi ilk kez doğrudan halkoyuyla belirlenmiş olacak. Bununla birlikte rejim içi çatışma ve kriz dinamikleri açısından 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri -seçim yöntemi değişmiş olsa da- 2007’nin bir tekrarı olmaya aday gözüküyor. Başbakan Erdoğan’ın üzerindeki sayısız şaibe bir yana seçimlere başbakan olarak giriyor olmasının işaret ettiği politik/kurumsal yozlaşma ve seçilmesi halinde Anayasa’yı -en aşırı ölçülerde kullanacağını ilan ettiği yetkiler çerçevesinde- deleceğini söylemesi bu duruma işaret ediyor. Diğer bir ifadeyle Erdoğan, halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanı Anayasa’nın da üzerindedir, Anayasa dahil tüm kurum ve yasalar bu yeni duruma uygun hale getirilmelidir, her şey ve herkes bana uyacak, demektedir.
Soma’ya, mücadeleye!
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre yılın ilk yarısında en az 951 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Kapitalizmin fıtratında olan kâr hırsı ve hükümetin de buna çanak tutmasıyla bir maliyet unsuru olarak görülen yaşamlarımızı her yıl en az biner biner kaybediyoruz. Mayıs ayında Soma’da 301 işçinin katledilmesi yetmedi, Şırnak’ta da madenci arkadaşlarımız kör kuyularda ölmeye devam ediyor. Rödovans usulü çalışılan Şırnak’taki kaçak kuyularda genç Kürt işçiler “ölümüne” kömür çıkartıyor.
Devrimci Enternasyonalin inşasında yeni bir adım: UIT-CI Birleşme Kongresi gerçekleşiyor
Latin Amerika’dan, Avrupa’dan ve Meksika’dan devrimci güçler, önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği bir kongreyle ortak bir uluslararası örgüt çatısı altında birleşiyor. Türkiye’den İDP Girişimi olarak parçası olduğumuz bu süreçle ilgili, İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) Sekreterliğinden Miguel Sorans’ın Uluslararası Haberleşme (UIT-CI’nin yayın organı)’nin 34. sayısında (Mayıs 2014) yayımlanan yazısını paylaşıyoruz.
Kadın cinayetlerine karşı hep birlikte daha güçlü!
Kadın cinayeti haberlerini her gün okumaya devam ediyoruz. Sadece iki günde altı kadın öldürüldü, bu senenin başından beri yüzlerce kadının evlerinde, işe giderken, sokakta, karakol ya da adliye önünde yakını olan erkekler tarafından öldürüldüğü haberlerini okuyoruz. Devlet kadın cinayetlerine ilişkin istatistik tutmadığı için verdiğimiz sayılar ancak haberi yapılabilenler üzerinden oluyor. Dolayısıyla bu rakamlar sadece bildiklerimiz. Diğer taraftan, ölüme varan ya da varmayan boyutlarda maruz kaldığımız her türlü erkek şiddetinin aslında rakamlarla ölçülür bir tarafı yok. Rakamlar sadece durumu anlatmak için bir vesile… Medya bu cinayetleri ‘eski koca dehşeti’ olarak gösterirken, katiller ‘çılgın aşık’, ‘kıskanç sevgili’ olurken öldürülen kadınlar ‘boşanmanın “bedelini” canıyla ödüyorlar’. Kadınlar boşanma haklarını kullanırken mahkemelerde tehdit gördüklerini söylemelerine rağmen, erkekler tutuklanmıyorlar. Örnek olarak Hanime Aslan’ın koruma kararına rağmen, korumasıyla birlikte öldürülmesi bize bir kere daha devletin kadınları şiddetten korumadaki etkisizliğini gösteriyor.
Paket ile katliam birdir
AKP hükümeti “terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adını verdiği yeni paketi meclis gündemine taşıdı. Neoliberal müzakere sürecini yasallaştıran, müzakere sürecinde görev alan devlet görevlilerini hukuken koruyan ve hastalıklı görmekten vazgeçmediği Kürt ulusal hareketi üyelerini rehabilite etmek isteyen paket, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki aydan az bir süre kala demokratikleşme söylemleriyle iç içe sunuluyor.
Kütahya Seyitömer’de 576 işçi işten atıldı!
Dünya çapında uygulanan neoliberal karşıdevrim politikasının en önemli silahlarından biri olan özelleştirmelerin, Türkiye’de 1985’ten bu yana uygulandığını ve bu özelleştirmelerin de %85’inden fazlasının AKP Hükümeti döneminde gerçekleştiğini biliyoruz. Bu neoliberal özelleştirme politikalarının egemen sınıfın azalan kâr hadlerini yükseltmek ve işçi emekçi kitleler üzerindeki sömürüyü arttırmak için yapıldığı ve her özelleştirmenin işçi sınıfına işten atılma, güvencesizlik, iş kazası, ölüm getirdiğiyse ayan beyan ortada. Nitekim son birkaç sene içerisinde Kütahya’da sürekli olarak devam eden işten atmaların ve buna bağlı olarak başlayan direnişlerin sebebini de bu özelleştirmeler ve uygulanan sınıf düşmanı politikalar oluşturuyor.
Yeni YÖK yasası: Burjuvazi için bilim, burjuvazi için eğitim !
5 Kasım 2012 tarihinde Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), üniversite öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin gündemine oturan bir yasa tasarısını kamuoyuna sunmuştu. Bugün bu yasa tasarısının ODTÜ ve Gezi gibi kitle seferberliklerinin, 17 Aralık operasyonu gibi rejim içi bir hesaplaşmanın ardından, yapılan birtakım değişikliklerle tekrar karşımıza çıkarıldığına tanık oluyoruz. Üniversitenin kapılarını özel sermayeye açmayı hedefleyen tasarıda bir buçuk yıl önce sunulan tasarıdan farklı olarak bu sefer rejimin istikrarını korumak adına yönetimdeki çok başlılığı engelleyecek önlemlerin alındığı göze çarpıyor. Gerçekte bu yasa tasarısının yazılma amacı ne üniversitelerin akademik başarısını geliştirmek ne de toplum yararına teknolojik gelişmelerin önünü açmak. Burjuvazi bunları ancak kendi sınıf çıkarları doğrultusunda, yani kâr ve piyasa odaklı olarak geliştirebilir. Burjuvazi tarafından henüz bütün kâr potansiyeli kullanılamamış olan eğitim alanı, bugün neoliberal saldırı politikalarından en çok etkilenen alanlardan bir tanesidir.
Hükümetin torbası
Soma katliamı ardından AKP’ye yönelik tepkilerin artması, hükümeti acele bir şekilde taşeron düzenlemesine itti. Taşeron sistemini iyileştireceklerini söyleyerek, taşeron ve güvencesiz çalışma sisteminin önündeki tüm engelleri kaldıran bu düzenleme, AKP’nin diğer tüm neoliberal saldırılarının paketi haline gelen torba yasa düzenlemesinin içine atıldı. Yeni eklemelerle 106 maddeye çıkan bu yasa tasarısı, bir aydır Meclisin Plan ve Bütçe Komisyonunda kavga ve gürültüyle görüşülüyor.
Filistin’de işgal ve Birlik Hükümeti “çözümü”
12 Haziran’da Batı Şeria’da, 5800’ü aşkın Filistinli tutsağın özgürlüğü için 3 Siyonist yerleşimcinin esir edilmesinin ardından İsrail işgal güçlerinin Filistin halkına saldırısı başladı. Siyonist İsrail yönetimi, ordusuna operasyon yetkisi vererek, iki hafta içerisinde en az 14 Filistinliyi katletti ve 600’ü aşkın kişiyi tutukladı. Filistinliler ise İsrail saldırılarına karşı sokaklarda çatışarak, zindanlarda açlık grevi yaparak direnişle cevap verdi.
Güney Afrika’da üretim durdu!
Amerikan kapitalizminin önde gelen otomobil üreticileri arasında olan General Motors şirketi, devam eden işçi grevlerinden dolayı Güney Afrika’daki en büyük tesisinde üretimi durdurduğunu açıkladı. Ülkede ACMU (Maden ve İnşaat İşçileri Sendikası)’nun geçen hafta 5 ay süren grevi sonlandırmasının hemen ardından Güney Afrika Ulusal Metal İşçileri Sendikası (NUMSA) greve başlamıştı.
Nefret cinayetleri politiktir! Trans bireyler yalnız değildir!
Mukaddes adını ve bedenini reddeden 17 yaşında başarılı bir kick boks sporcusu Okyanus Efe, ailesinin ve yakınlarının baskısına dayanamayıp intihar etti.
Her gün ölüm haberlerini duyduğumuz (ya da duyamadığımız) onlarca trans birey gibi kaldırılamayacak bir baskı altındaydı. Bedenine, kimliğine, kararına yöneltilen baskı ve nefretle yaşıyordu. Yok sayılan, tecavüz edilen, şiddet gören, katledilen yüzlerce trans birey gibi… Babası önceki gece “artık assan da kendini kurtulsak” demiş. Okyanus Efe kendini balkon demirlerine asmadan önce “normal olmak ne boka yaradı” diyerek intihar etti, daha doğrusu etmeye zorlandı.













































