Ana Sayfa Blog Sayfa 89

Devlet, polis ve yargı şiddetine karşı Can Ailesi ile dayanışmaya!

0

2010 yılında gördüğü polis işkencesi sonrasında yaşamına son veren Onur Yaser Can, ve oğlu için verdiği hukuk mücadelesi boyunca maruz kaldığı devlet şiddeti ve hukuk ihlallerine dayanamayarak Mart 2014’de aramızdan ayrılan Hatice Can için adalet arayışı süreci devam ediyor.

İDP Eyüp İlçe Bürosunda gençlik toplantısı

0

İDP Girişimi Eyüp İlçe Bürosunda öğrenci, işçi ve işsiz; üniversiteli ve liseli birçok genç, işçi gençliğin sorunlarını tartışmak ve çözümler aramak üzere biraraya geldiler. Patronların Soma’da yaptıkları katliamı gündemlerine alan gençler, ilk olarak İMKB Ticaret Meslek Lisesi, Şişli Endüstri Meslek Lisesi, Galatasaray Üniversitesi gibi kendi okullarında Soma için yapılan eylemleri paylaştılar, daha sonra bu eylemlerin nasıl geliştirilebileceği üzerine kafa yordular.

Soma tanıklıkları

0

Soma’da madende patlama olduktan sonra, hemen her gün, sabah erkenden başlayan salalar, akşama kadar durmadan devam ediyor. Kınık’ta, Soma’da ve civar köylerinde bir yakınını kaybetmemiş ev yok gibi.

El costo del neoliberalismo: La masacre de Soma en Turquia

0

Traducido por Mariana Morena

El martes 13 de mayo cientos de mineros quedaron atrapados bajo tierra después de un incendio en una mina de carbón perteneciente a la Corporación Soma (Soma Holding SH) en Soma, una pequeña localidad de 100.000 habitantes en la ciudad de Manisa, en el oeste de Turquía, cuya economía se basa principalmente en la industria minera. La operación de rescate finalizó el sábado 17 de mayo y el ministro de Energía y Recursos Naturales, Taner Yildiz, declaró la cifra final de muertos en 301 mineros.

The cost of neoliberalism: Soma massacre in Turkey

0

On Tuesday, May 13, hundreds of miners got trapped underground following a fire at a coalmine belonging to Soma Holding in Soma, a small town of 100,000 inhabitants in the city of Manisa in western Turkey, whose economy is primarily based on the mining industry. The rescue operation came to an end as of Saturday, May 17, and Energy and Natural Resources Minister Taner Yıldız declared the final death toll to be 301 miners.

Ukrayna’nın politik ve sosyal dramı

0

Aşağıda, UIT-CI (İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal) Sekreteryası’ndan Miguel Sorans’ın Ukrayna’daki gelişmelerin arka planını ve güncel durumunu ele aldığı yazısını paylaşıyoruz. Yazı, Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce kaleme alınmıştır.

Alibeyköy’de Soma katliamı protestosu

0

Soma’da 12 Mayıs günü yaşanan, -şimdilik- 284 maden işçisinin ölmesiyle sonuçlanan katliam için yapılan protesto eylemleri devam ediyor. 15 Mayıs günü Eyüp/Karadolap’taki Pir Sultan Abdal Cem ve Kültür Evi’nin çağrısıyla Eyüp’te kitlesel bir eylem gerçekleşti. Saat 21.00’de başlayan eylemde “Soma’nın katili AKP” ve “Soma iş kazası değil cinayet! Bu acının tarifi yok” pankartı taşınırken yüzlerce insan “Soma’nın öfkesi AKP’yi yenecek” ,”İş kazası değil bu bir katliam”, “Sendikalar göreve genel greve”, “Hükümet istifa” sloganlarıyla yürüdü. Mahallenin geri kalanı da yürüyüşe pencerelerinden alkışlarla destek verdi.

Soma’dan izlenimler

0

Soma’ya ilk girdiğinizde şu cümle karşılıyor sizi; “Kara Elmas Diyarına Hoş Geldiniz!”. Öyle bir şehir düşünün ki bütün varlığı kömüre bağlı, yüzlerce ölüme rağmen insanların halen madenlere indiği, üç gündür sürekli salaların yankılandığı, o kente giden her aracın mutlaka yarısının cenazeye geldiği, uykusuz bir şehir.

On binler Somalı maden işçileri için seferber oldular!

0

Manisa’nın Soma ilçesinde Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamının yaşanmasının ardından, saat 19:00’da Taksim Tünel’e çağrı yapan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gruplarının, Galatasaray Lisesi önünde yaptıkları basın açıklaması, kitlesel bir seferberlik halini aldı. Onlarca siyaset ve on binlerce insanın doldurduğu alanlarda, biz de İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi olarak, flamalarımızla ve üzerinde “İş Kazası Değil Katliam, Kader Değil Mücadele, Bütün Madenler İşçi Kontrolünde Kamulaştırılsın!” yazılı ozalitimizle oradaydık.

Soma’da işçi katliamının sorumlusu sermayenin iktidarı AKP hükümetidir!

0

Soma’da Soma Holding’e ait kömür madeninde, trafo patlaması nedeniyle meydana geldiği iddia edilen katliamda hayatını kaybeden işçilerin sayısı iki yüzü aşmış vaziyette. Galerinin yüzlerce metre derinliğinde ise sayıları bilinmeyen işçilerin hala kurtarılmayı beklediğini umuyoruz. Yaşanan bu katliam sebebiyle hayatını kaybeden işçilerin ailelerine başsağlığı diliyoruz, yaralı olarak çıkarılan çalışma arkadaşlarına ise acil şifalar diliyoruz. Soma’da yaşanan işçi katliamı ilk değildir, işçi katliamının baş sorumlusu işçi ve emekçi düşmanı AKP hükümetidir!

UIT-CI VE UBK (İDP- LI) Birleşme Kongresine çağrı

0

İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal (UIT- CI) ve İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi (İDP) ile Enternasyonalist Mücadele (LI-İspanya) tarafından oluşturulan Uluslararası Birlik Komitesi (UBK) güçlerini birleştirmeye karar vermiştir. Bu doğrultuda Meksika’dan POS-MAS’ın da (Sosyalist İşçi Partisi) katılımıyla Ağustos 2014 içinde bir kongre gerçekleştirilecektir. Söz konusu güçler arasındaki birlik, esas olarak uluslararası sınıf mücadelesinin temel sorunlarına ortak yanıtlar geliştirerek ilerleme çizgisinin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Hükümetin “Passolig Kart” fiyaskosu

0

2011 Yılında hazırlanan yasa tasarısıyla hayata geçmeyi bekleyen e-bilet yerel seçimlerden hemen sonraki gün uygulamaya koyuldu. Peki neden e-bilet? Neden Aktifbank? Neden seçimlerden sonra?

Baskıya, yolsuzluğa ve güvencesizliğe son! Çözüm işçi iktidarı!

0

Neoliberal Erdoğan hükümeti 1 Mayıs’ta bir kez daha işçi-emekçi düşmanı yüzünü gösterdi. Her fırsatta önüne arkasına demokrat sıfatı eklenerek muhafazakâr, dindar. vs. diye anılan Erdoğan hükümeti katıksız kapitalist bir hükümettir. Kul hakkıymış, alın teriymiş, tüyü bitmemiş sabilermiş bunların tümü aralıksız söyledikleri yalanlardır. Dini-imanı para olan bu insanların asrın soygun ve rüşvet iddialarıyla suçlanması boşuna değildir. Erdoğan hükümetinin avaneleri, Taksim ve Kızılay’a çıkmaya çalışanlara yönelik “işçi değil” hafiyeliğini bırakıp, kolundaki 700 bin liralık saatin hesabını günlerdir veremeyen sözüm ona kul hakkı yemez, dini bütün bakanlarının izahını yapsınlar. Erdoğan hükümetinin işçi ve emekçilere on iki yılda beş kuruşluk bir faydası olmamıştır. Ne vakit bir parça hak veriyor gibi yaptılarsa kaşıkla verdiklerini kepçeyle geri almışlardır. Deveyi hamuduyla götüren Erdoğan hükümetinin kendi ve yandaşları dışındakilere verdiği sadece işsizlik, yoksulluk, baskı ve zulüm olmuştur. Elbet eden bulur!

Ölü mü denir şimdi onlara…

0

Öylesine sıkılmış ki yumrukları

İyice sıkılsın yumruklar

Saklansın diye bir armağan gibi bu katılık

Öylesine sıkılmış ki yumrukları

Kimse hüzünlü olmasın

Kimse hüzünlü olmasın diye

Sırası değil hüznün daha…

Devrimin motor güçleri: Kriz ve emekçi gençlik

0

“Mücadelenin sonucunu belirleyecek olan asıl güç; gençlik, özellikle işçi gençliktir.” V.İ. Lenin

Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte burjuva lafazanların yarattığı neoliberal kurgulardan biri olan ‘işçi sınıfı tarihe gömülmüştür’ yargısı, son çeyrek asırdır gerçeklerin ağır sınavına tabi tutuluyor. Her geçen gün, hayatın, bu konuda acımasız bir öğretmen olmaya soyunduğunu gösteriyor.

Devlet, polis ve yargı şiddetine karşı Can Ailesi’yle dayanışma kampanyası örülüyor

0

2010 yılında gördüğü polis işkencesi sonrasında yaşamına son veren Onur Yaser Can ve oğlu için verdiği hukuk mücadelesi boyunca maruz kaldığı devlet şiddeti ve hukuk ihlallerine dayanamayarak Mart 2014’te aramızdan ayrılan Hatice Can için süregelen adalet mücadelesi çerçevesinde 11 Nisan’da Kadın Dayanışması’nın çağrısı ve kardeşi/kızı Ezgi Sevgi Can ve babası/eşi Mevlüt Can’ın katılımlarıyla bir toplantı düzenlendi. İstanbul’da Can Ailesi ile dayanışma kampanyası örmek üzere atılan ilk adım olan bu toplantıda, bir yandan Onur Yaser Can ve Hatice Can’ın yaşadığı sayısız hukuk ihlali üzerinden polis ve devlet şiddetinin teşhir ve eleştirisi yapılırken, diğer yandan da örülecek kampanyanın hedef ve talepleri tartışıldı.

Mısır’da 683 idam kararı daha

0

Askeri yönetimin yönlendirdiği Müslüman Kardeşler (MK) davasının 24 Mart’ta görülen duruşmasında 529 siyasi aktiviste verdiği idam cezasının yankıları sürerken mahkeme akıl dışı kararlar vermeye devam ediyor.

Çin’in tarihindeki en büyük grev

0

Dünyanın en fazla ihracat yapan ülkesi Çin, geçtiğimiz günlerde tarihindeki en geniş çaplı greve sahne oldu. 14 Nisan’da Dongguan şehrinde başlayan greve katılan işçi sayısı, işçi hakları örgütlerine göre iki hafta içinde 40 bin gibi bir rakama ulaştı. Grev, dünyadaki en büyük spor ayakkabı üreticisi olan Yue Yuen Holding’in sahibi olduğu iki ana fabrikada patlak verdi. Tayvan kökenli Yue Yuen Holding, Nike, Adidas, Puma, Reebok, New Balance, Timberland, Solomon gibi dünyaca ünlü markaların spor ayakkabı üretimlerindeki en büyük grup ve Çin, Kamboçya, Vietnam, Bangladeş, Hong Kong, Endonezya ve Meksika’da olmak üzere 423 bin çalışana sahip. Yue Yuen Şirketi’i 2013 yılında, işçi sayısında yüzde 8 oranında azaltmaya gitti, karşılığında da çalışma saatlerini arttırdı, mola ve benzeri “zaman kayıplarını” en aza indirdi, işçilerin emeklilik fonlarına yatırılması gereken primleri ihmal etti. Fabrikada uzun yıllardır çalışan işçiler hâlâ belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor, böylece şirket işçilerin sosyal primlerini yatırmaktan kurtuluyor ve işçileri daha yoğun çalışmaya maruz bırakabiliyor.

Arjantin’de genel grev ve yükselen işçi demokrasisi

0

Arjantinli işçiler hükümet karşıtı sendikaların yaptığı 24 saatlik genel grev çağrısıyla 11 Nisan’da ülke çapında iş bıraktı. Özellikle ulaşım ve otomotiv sektörleri sendikalarının ve Izquierda Socialista (Sosyalist Sol) gibi devrimci Troçkist partilerin büyük destek verdiği grev ülke çapında hayatı durdurdu. Havayolu ve taksiler de dahil olmak üzere ülkedeki hemen hemen tüm toplu taşıma ve ulaşım seferleri durdu; Ford, Toyota, Honda gibi büyük otomotiv fabrikalarındaki üretim neredeyse sıfıra indi.

1 Mayıs’ın ardından: Ortak mücadeleyi sürekli kılmak

0

İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs, iktidarın Ankara Kızılay ve İstanbul Taksim yasaklarının gölgesinde gerçekleşti. Ancak tüm baskı ve engellere rağmen ülke çapında yüz binlerce emekçi ve genç sokaklarda, alanlardaydı. Kadınlar ise ‘kadın eylemcinin şekli şemali’ tartışmaları yapıladursun(!) Gezi direnişi sürecinde olduğu gibi yeniden mücadelenin ön saflarındaki yerini aldı. Baskıya, yolsuzluğa, güvencesizliğe, cinsiyetçi işbölümüne, erkek ve devlet şiddetine karşı sözünü 8 Mart’ın ardından bu kez de 1 Mayıs alanlarında dile getirdi.

Suriyeli mülteciler ve hükümetin ikiyüzlülüğü

0

Suriye’de devrim dördüncü yılına girdi. Yıkım, açlık ve sefalet ülkenin her yerine sirayet etmiş durumda. İstatistikler korkutucu; Kasım 2013 verilerine göre yaklaşık 22 milyonluk Suriye nüfusunun yarısı zorunlu göçe maruz kaldı. Büyük bir bölümü ülke içinde yer değiştirirken yüzde 75’i kadın ve çocuk 3,5 milyon kişi çevre ülkelere göç etti. Birleşmiş milletler’e (BM) göre 2014 yılının sonuna kadar bu sayının 6,5 milyona çıkması öngörülüyor.

1 Mayıs’ta çalışan işçiler

0

“1 Mayıs’ta işverenim beni çalıştırdı. Öncelikle beni çalıştırabilir mi? Çalıştırmazsa haklarım neler, çalıştırabiliyorsa 1 Mayıs hani tatildi, tatil olmasının manası ne?”

El Nusra Cephesi 2 Suriyeli devrimciyi katletti

0

Suriyeli devrimciler hem rejim hem de gerici güçlere karşı devrimin bağımsızlığını savunuyor. Bu yönde iki tarafın da terörüne maruz kalan devrimciler son gelişmelerde iki savaşçısını yitirdi.

40 yıllık bir işçinin gözünden öncesi ve sonrası ile 1 Mayıs!

0

1 Mayıs öncesi: Her 1 Mayıs yaklaştığında bir tedirginlik başlar; nasıl gideceğiz, işyerinden izin verecekler mi, bir sıkıntı, bir bilinmezlik alıp başını gider…

Türkiye’den Yunanistan’a, İDP’den OKDE’ye dayanışma mesajı

0

Aşağıda Mayıs ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerine “Avrodan çıkış, Avrupa Birliği’nden kopuş” şiarıyla girecek olan OKDE’ye (Enternasyonalist Komünistlerin Örgütü) İDP Girişimi adına gönderilen dayanışma mesajını sizlerle paylaşıyoruz.

Karadolap’ta solun ortak adayı olarak seçilen Ali Binici ile söyleşi

0

30 Mart yerel seçimlerinde Eyüp’e bağlı Karadolap Mahallesi’nde bizim de İDP Girişimi olarak destek verdiğimiz solun ortak adayı Ali Binici muhtar seçildi. Kendisiyle kampanya süreci, mahallenin sorunları ve bugünden sonra mahallede neler yapılması gerektiği üzerine kısa bir röportaj gerçekleştirdik. Diğer pek çok muhtarlıktan farklı olarak mahallenin tüm sorunlarını kurulmakta olan mahalle meclisi ile ele almayı ve ancak bu şekilde çözüm üretilebileceğini savunan Ali Binici ile röportajımız:

Yoğurtçu Parkı’nda bir Forum

0

Geçen Cumartesi Yoğurtçu parkında ne oldu?

26 Nisan’da Yoğurtçu Parkı öfke, umut ve mücadele dolu seslerle yankılandı. 1 Mayıs’ta alanlarda mücadelelerini dile getirmesi engellenince insanlar dertlerini, direnişlerini parkta anlattılar.

Karşı Gazetesi işçileri patrona karşı direnişte!

0

Karşı Gazetesi’nde çalışan işçiler 13 Nisan günü gazetenin kapandığı haberini aldılar ve muhabirinden genel yayın yönetmenine, temizlik işçisinden şoförüne kadar tüm gazete emekçileri tam 22 gündür direnişteler. Karşı gazetesi binasında 13 Nisan’dan bu yana işgal eylemini sürdüren işçiler, direnişlerinin sadece bir alacak mücadelesi değil, gazetecilik mesleğinin itibarını tekrar kazanmasını amaçlayan onur mücadelesi olduğunu söylediler.

Karşı gazetesinin direnen emekçilerinden Burak Öz sorularımızı yanıtladı.

Ankara’da 1 Mayıs

0

İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin pek çok yerinde kutlandı. İstanbul’da hükümet tarafından gösterilen yerlerde 1 Mayıs’ı kutlamayı reddeden işçi ve emekçiler Taksim için direndiler. Ankara’da ise Sıhhiye ve Tandoğan meydanlarında kutlamalar yapılırken, Kızılay’a çıkmaya çalışan gruplara karşı polis artık klasikleşmiş biçimde sert müdahalelerde bulundu.

1 Mayıs: Tüm baskı ve engellemelere rağmen on binler alanlardaydı!

0

İşçi sınıfının uluslarası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ta ülke çapında yüz binlerce emekçi alanlara çıkarken, AKP hükümetinin Taksim ve Kızılay Meydanlarını emekçilere kapatması sonucunda onlarca kişi yaralandı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Yoğurtçu Parkı’nda İşçi Forumu geçekleşti

0

26 Nisan günü Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda çok sayıda işçi örgütü ve direnişçinin katılımıyla bir işçi forumu gerçekleştirildi. Farklı sektörlerden işçiler tarafından kürsünün kullanıldığı ve sınıfın temel sorunlarının, örgütlenmenin önündeki engellere dair yaklaşımların sunulduğu forum müzik dinletisiyle sona erdi.

Basın emekçileri patron baskılarına karşı mücadelede

0

Özellikle sosyal bilimler alanından öğrencilerin pek çoğunun hayalidir halka gerçekleri aktarmaya çalışan bir araştırmacı gazeteci olmak. Ya da en azından bu alan “özel sektörün dayattığı yabancılaşmadan uzak, gerçekten bir şey ürettiğin nadir alanlardan biri” diye düşünülür. Bir şekilde bir basın-yayın kuruluşuna başını sokanlar, kısa zamanda basının düşündüklerinden ne kadar farklı bir ortamı olduğunu görürler.

Yeni Akit’in provokasyonu karşısında, DİP yalnız değildir!

0

Yeni Akit adlı gazete görünümlü provakasyon yuvası, 21 Nisan 2014 tarihli sayısında açıkça Devrimci İşçi Partisi’ni hedef gösteren bir “habere” imza atarak, Başbakanın toplumsal gösterilere ve göstericilere “esnaf müdahalesini” talep ettiği şu günlerde işçi sınıfının düşmanı yüzünü bir kez daha açık etmektedir.

İç savaş rejimine doğru!

0

Zulmünü “ebedi bir mağduriyet” söylemi üzerinden sürdüren Başbakan’ın sık sık 1950-1960 döneminin başbakanı Adnan Menderes’in adını anması boş yere değil. Bir “demokrat” olarak Menderes’e yapılanlar mâlum; Başbakan’a sorarsanız aynısı kendisine de yapılmak isteniyor. Ancak yağma yok! Bu defa ne kendisi, ne de “milleti” böyle bir vesayet tertibine asla izin vermeyecek. Zaten rahmetliyi deviren üniformalı güç, politik anlamda kıpırdayamaz hale getirilmiş durumda. Geriye ebedi şeytan CHP (cehâpe) ve uluslararası şeytani güçler (mesela devletler-lobiler cephesi olarak emperyalizm) kalıyor ki, onu da sandıkta her daim tecelli eden milli irade yoluyla püskürtmek o kadar zor değil.

İDP Girişimi Eyüp İlçe Bürosu açıldı

0

İşçi Demokrasisi Partisi Girişimi olarak Eyüp İlçe Bürosu’nun kurulması kapsamında Alibeyköy Karadolap Mahallesi’nde parti lokalinin açılışını gerçekleştirdik.

Sayayokuşu Barikat: İsyan, direniş, özgürlük

0

Alibeyköy Karadolap Mahallesi’nin semt takımı olan Karadolap Spor Kulübü’ne gönül veren bizler, takımına ve Karadolap halkına büyüğü küçüğü olarak 2. Amatör Ligde mücadele eden takımımıza tüm fedakarlıkları yaparak Sayayokuşu’nun devrimci demokrat geleneğini sahiplenen bir taraftar grubu kurmaya karar verdik ve adını koyduk; SAYAYOKUŞU BARİKAT!

1915: Medz Yeğern veya her şey vatan için!

0

Nisan, bizim memlekette, eğer daha beter bir durum yoksa geleneksel olarak “soykırım” tartışmalarıyla geçer. Bütün gözler ve kulaklar bir ay boyunca ABD Kongresi’nden gelecek habere kilitlenir. 24 Nisan, Ermenilerin “Medz Yeğern” (Büyük Felâket) olarak adlandırdıkları insan kıyımının sembolik yıldönümüdür. Muhtemelen bu yılı da atlatırız, ancak önümüzdeki yıl, yani 1915 kıyımının yüzüncü yılı Türk milliyetçiliği ve devlet ricalimiz açısından zor bir yıl olacağa benzer…

Aslında her tarihsel olay, bugünü anlaşılır kıldığı, bugüne ilişkin dersler içerdiği veya bugün işe yaradığı kadarıyla tartışılır, bu nedenle bir anlamda “araçsallaşır”; Ermeni sorununda olduğu gibi.

Greif: İşçilerin birliği ve mücadelesi elbet zorbalığa pabuç bırakmayacaktır!

0

Greif fabrikası işçileri 25 Şubat tarihinde toplu iş sözleşmesi sürecinde yaşanan tıkanma ve belirsizliğin ardından çalıştıkları fabrikayı işgal ettiler. Yaklaşık 2 aydır süren fabrika işgali sırasında işçiler seslerini duyurabilmek için hem sendikaları hem de kamuoyu nezdinde birçok girişimde bulundular. Bununla birlikte, gerçekleştirdikleri direnişe ve tüm çabalarına rağmen işçiler taleplerini karşılayacak bir anlaşma zemini bulamadılar. Bu nedenle fabrikalarında 7/24 direnişte olan ve son olarak Boğaziçi köprüsü üzerinde de bir eylem gerçekleştiren işçiler direniş ve işgale devam ettiler.

Seçimler ve bir kez daha Türkiye solu ve HDP üzerine

0

Gezi sürecinin ardından Türkiye solundaki sağa kayış yerel seçim sürecinde ve sonrasında da ivmesini korumakta.

Bir yandan CHP’nin MHP tabanına yönelik adaylar çıkarması ve AKP’nin çöküşü ile gündeme gelen, bir bütün olarak devletin organlarının çöküşü ihtimaline karşı “devletçi” bir yaklaşıma soyunması, Türkiye solunu hızla CHP’den boşalan yere, ulusalcı söyleme itti. AKP’nin kötülüğünü salt emperyalizme indirgeyen sol, CHP’nin oy ekmeğinden bir ısırık almaya çabalarken, esasında on yıllardır süregelen ulusalcılaşma evrimini daha bir adım öteye taşımış oldu. Her ne kadar Türkiye solunun oylarında ciddi bir değişiklik yaşanmamış olsa da, Gezi sonrası ve seçim süreci ile beraber Türkiye solu kendi kimliğini ulusalcılığa kıstırarak işçi sınıfının belirleyici olduğu bir politikadan bir kez daha sağa saptı.

Ukrayna ve burjuva demokrasisinin sınırı

0

2008 dünya kapitalist krizinin tetiklediği bir dizi devrimci ayaklanma ve halk isyanı gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Dünyanın hemen her bölgesinde kitlesel grevler örgütleniyor, hükümet binaları ve kamusal alanlar seferberlik halindeki kitleler tarafından işgal ediliyor, hükümetler devriliyor. Doğal olarak, her ülke kendine özgü iç dinamikleri barındırıyor ve kitlelerin öfkesini sokağa taşıran onlarca farklı sebep sayılabilir. Ancak, seferberliklere esas kitlesel karakterini kazandıran ve bu seferberliklerin kesişim noktasını işaretleyenin “siyasal demokrasi” talebi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Burjuvazi, kitlelerin enerjisini soğurabilmek için demokratik gericilik politikalarından başlayarak, karşıdevrimci Bonapartist darbelerden (Mısır), faşist/paramiliter çetelere (Yunanistan,Ukrayna) ve süreğen iç savaşlara (Suriye) kadar her türlü askeri, ekonomik ve politik aracı denemekten/ kullanmaktan geri durmuyor. Deniyor; çünkü çoğu zaman kitleler tarafından gafil avlanıyor. Kullanıyor; çünkü çıkarları için iktidarını korumak zorunda…

Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur(*) – Seçimler üzerine

0

Seçimler, her ne kadar sayımlarda oluşan rezillikler hala devam ediyor olsa da AKP’nin yüzde 43,5 oranında oy almasıyla sonuçlandı.

Neredeyse Eylül ayından beri Gezi ayaklanmasına katılan insanlar arasında yoğun olarak gündeme girmiş bulunan bu seçim sonuçlarının en azından yoğun bir moral bozukluğuna yol açtığını görüyor, gözlemliyoruz. Bu seçim bu sebeple geçmiştekilerden çok daha önemli oldu. Farklı bileşenler bu seçimden “mahalli idareleri” seçmek dışında beklentilere girmişler idi. TÜSİAD ve bir kısım burjuva medya en azından AKP’nin bir tokat yemesini bekliyordu. Gezi ayaklanmasının çoğu bileşeni, AKP kaynaklı “yeni tür faşizm” tehlikesinin, AKP’nin seçimi kaybetmesi ile duracağını ve bunun AKP’nin dağılmasına neden olacağını düşünüyor, Cemaat grubu da AKP’nin seçim kaybetmesinin kendi gruplarının gücünü göstermesi ve muhtemel yaşanacak kapışma öncesi elinin güçlenmesine neden olacağını görüyordu. Sonuçlar ve bunun ilk okunması AKP’nin beklenen kaybının söz konusu olmadığını ortaya çıkarınca durumun bütün bu gruplar açısından da bir kafa karışıklığına ve demoralizasyona neden olması da kaçınılmazdı.

Yapılmayan kürtajın parasını ödemek istemiyoruz!

0

Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan habere göre, “isteğe bağlı” kürtajlar SGK kapsamına girdi. Böylesi bir haber, toplumsal belleği her an “sıfırlamaya” meyilli olan medya tarafından bir zafer olarak kutlandı, artık “parası olana” kürtajın kalktığı, ve kürtajın artık kamusal hizmet olarak sağlandığı yeni bir döneme girildiği şeklinde yansıtıldı. Peki gerçekten kürtaj hizmetinden artık kadınlar yararlanabilecek mi? Kadınların bedenini pazarlık nesnesi haline getiren, aile politikaları üzerinden beslenen AKP hükümeti kürtajı erişilebilir kılmak ister mi?

Ne ilerisi ne radikali, işçi demokrasisi!

0

İktisadi temellerinden koparılmış bir demokrasi tarifinin günümüz kapitalizm koşullarında sömürü düzenini allayıp pullayıp pazarlamaktan öteye bir anlamı yoktur. Bu demokrasinin adını ister ileri, ister radikal koyun, sonuç değişmez. Dolayısıyla her kim bunu yapıyorsa toplumsal sınıf farklılıklarını örtmeye soyunuyor demektir! Bu nedenle Erdoğan’ın ileri demokrasi tarifiyle Öcalan’ın radikal demokrasi tarifi son tahlilde aynı sonuca; bizatihi özel mülkiyet rejiminden kaynaklanan toplumsal, ekonomik, siyasal eşitsizliklerin özel mülkiyet rejimine dokunmaksızın çözülebileceğine dair hayal tacirliğine, bu yolla kapitalist sistemin restorasyonuna ve sınıfsal sömürünün perdelenmesinin yeni bir versiyonunun piyasaya sunulmasına hizmet etmektedir.

Yurtlardaki sorunlar derinleşiyor

0

17 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından derinleşen Hükümet-Cemaat çatışması, cemaat yurtlarında kalan öğrencileri vurdu. Hükümet, cemaat yurtlarında kalan öğrencilere “orayı hemen terk edin, gerekirse biz size otel hizmeti dahi sunacağız” diyerek yurtları boşaltmaya ve öğrencileri devlet yurtlarına yönlendirmeye çalışıyor.

1 Mayıs 2014: Mücadele bitmedi, devam ediyor!

0

Mart 2014 yerel seçimleri ile birlikte hem iktidar ve sermaye blokundaki parçalanmanın hem de Gezi sürecinin neden ve sonuçlarının sahnesi olduğu bir dönemde 1 Mayıs’a giriyoruz. Muazzam sömürü ve baskının demokratik gericilik siyaseti ile iç içe geçtiği ve bu politikaların 12 yıllık AKP iktidarı şahsında cisimleştiğini söylersek abartmış olmayız. Ancak Gezi ayaklanmasında ve yolsuzluk operasyonlarında aldığı darbe ile çanlar Başbakan için çalıyor. O da, tarihteki benzerleri gibi, “benden sonrası tufan” demekte ısrar ediyor. Toplumu kutuplaştırıp, şiddeti tırmandırma siyasetinin bir sonucu olarak kazandığı seçimleri yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer olarak nitelendiriyoruz.

Tayvanlı öğrenciler hükümete karşı ayaklandı

0

Tayvan yaklaşık bir aydır muazzam bir kitlesel öğrenci mücadelesine sahne oluyor. Hükümetin Haziran 2013’te Çin’le imzaladığı ve neoliberal düzenlemeler içeren ticaret anlaşmasını yürürlüğe sokabilmek için ön inceleme olmaksızın Parlamento onayına sunması üzerine sokaklara dökülen Tayvanlı öğrenciler, anlaşmanın iptali talebiyle baskı ve müdahalelere rağmen sokaklardan çekilmeyi reddediyor.

İşçi sigortasız çalışmayı isteyebilir mi?

0

Bu ay gelen başka sorular da olmakla birlikte, bir okurumuzdan gelen ve yukarıda okuduğunuz mektuba ilişkin birkaç söz etmek gerekmekte (https://www.gazetenisan.net/sinif-mucadelesi/emek-guncesi/2196-asla-ve-asla-sigortasiz-calismayin). Okurumuz, sermaye sınıfı – işçi sınıfı çelişkisini o kadar hayattan, o kadar net ortaya koymuş durumda ki, teorik olarak bir şey söylemeye gerek yok. Ama hukuken açıklanması gereken birkaç nokta var.

Asla ve asla sigortasız çalışmayın!

0

Bir tekstil atölyesinde yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum siz İşçi Cephesi okurlarına. Bu anlatacağım olay hepimize örnek olacak nitelikte.

Bahsedeceğim işçi, bu işyerinde uzun yıllar çalıştı ve işe yaramıyor ya da yeterince verimli değil diye işten kovuldu.

Ergenekon tahliyeleri: İleri demokrasi kendini tüm çıplaklığıyla gösteriyor!

0

“Demokratikleşiyoruz”, “Devlet içinde mafya yapılanmalarını bertaraf ediyoruz”, diyerek askerî vesayeti kaldırdığını iddia eden bir iktidarın yönetiminde, bugün neredeyse tüm Ergenekon tutukluları ve hükümlüleri serbest.

2007 yılında, ihbar üzerine, bir evin çatısında el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon operasyonu, bunca yılın ardından tüm yalınlığıyla rejimin kırmızı çizgilerini bir kez daha gösterdi.

AKP karşıtlığı, ama nasıl?

0

17 Aralık tarihinde başlayan yolsuzluk operasyonu ile beraber, Gezi sürecine dek iktidar blokunda kendini tanımlayan veya bu blok içerisinde olmasa da onunla “içli dışlı” olan birçok kişi ve kurum, politik pozisyonlarını yeniden düzenleme uğraşı içerisine girdiler.

Batan bir gemide yol almak istemeyen bu odakların, Haziran Ayaklanması’nın ardından 17 Aralık operasyonunun patlak vermesini siyasal bağlamda kendi lehlerine çevirme ihtiyacı, daha doğrusu zorunluluğu, üretimin mevcut kapitalist karakteri üzerinde yükselen varlıklarının geleceği açısından hayati bir önem taşıyordu. Bu hayati önem taşıyan olgu, “sahte AKP karşıtlığı” hattında kristalize oldu.