Ana Sayfa Blog Sayfa 91

Kadın Dayanışması örülüyor

0

Kadın düşmanı politikalar karşısında bir dayanışma ve mücadele birliğini örmeyi amaçlayan Kadın Dayanışması, 25 Ocak Cumartesi günü ilk geniş etkinliğini gerçekleştirdi. Kadın Dayanışması’nın kadın mücadelesine ilişkin perspektif ve taleplerini hazırlanan broşür etrafında tanıtmayı hedefleyen toplantı, emekçi ve öğrenci kadınların katılımı ile zengin bir fikir ve deneyim paylaşımına olanak sağladı.

Migros işçisi direnişe devam ediyor

0

Ceva Lojistik ve MBM Taşımacılık taşeron firmalarına bağlı Migros Marketler Grubunda çalışan 33 İşçi, 24 Aralık tarihinde sendikalı oldukları için işten atıldı. Depo, Antrepo, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı İşçileri Sendikası (DGD-SEN) üyesi Migros-Ceva-MBM işçileri, direnişlerini sürdürüyor. Yeni yıla direnişle giren işçiler bugüne kadar 4 kez Migros şubeleri ve depolarında eylem gerçekleştirdi. Son olarak Ataşehir Migros önünde basın açıklaması yapan işçiler, “Migros’tan alma işimizi çalma” diyerek insanları mücadelelerine desteğe çağırdı.

Kan sıçramış giysiler giymek istemiyoruz

0

Bangladeş… Dünya’nın dev tekstil şirketleri için ucuz işçi ülkesi. İşçiler sadece düşük ücretle değil, sağlıksız ve güvenliksiz ortamlarda çalışıyor ve çoğu işçi, bunun bedelini canıyla ödüyor. Öyle ki, 2013’ün Nisan’ında gerçekleşen Rana Plaza katliamı hala akıllarda.

Ankara’da işçiler özelleştirmeleri protesto etti

0

24 Ocak kararlarının yıldönümünde, özelleştirmeleri protesto etmek için Yatağan işçilerinin öncülüğünde Özelleştirme İdaresi’nin önünde gerçekleştirelecek eyleme katılmak için dün Yatağan’daki çadırlarından otobüslerle yola çıkan Türk-İş’e bağlı Maden-İş ve Tes-İş’e üye termik santral ve maden işçilerinin yolu polis ve jandarma barikatlarıyla kesildi.

Yedi yıldır birlikte korudular, birlikte susuyorlar!

0

Hrant Dink cinayetinin ardından tam yedi yıl geçti, her sene olduğu gibi bu sene de binlerce insan “Hrant için adalet için” diyerek Agos’un önünde toplandı. On binler Hrant’ı unutmadıklarını, unutmayacaklarını, bu davanın peşini bırakmayacaklarını haykırdılar. “7 yıldır birlikte korudular, birlikte susuyorlar” ana pankartıyla yürüyüşe geçen on binler, Ermenice ve Kürtçe sloganların yanı sıra “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz” , “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Vur diyenler yargılansın”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Her yer Agos her yer direniş”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı. Gezi Parkı civarına ve Osmanbey’de ara sokaklara istiflenmiş polisler ve TOMA’lar yine eylemin başmüdavimiydi, ama bu kez tek farkla, bazı polisler beyaz bere takmıştı!

Barışın yolu Roboski’den geçer

0

Roboski katliamının üzerinden iki yılı aşkın zaman geçti. Katliamın hemen ardından başlayan mutabakata, geçtiğimiz hafta yargının “takipsizlik” kararının eklenmesiyle dosya devlet nezdinde tamamen kapanmış oldu.

Seçimlerde ve sokakta işçi-emekçi ittifakı için görev başına!

0

Türkiye, 11 yıllık AKP hükümeti deneyiminin ardından, yeni bir rejim kriziyle karşı karşıya. AKP hükümetinin önderliğinde inşa edilen iktidar bloku, gerisinde devasa bir ekonomik ve sosyal enkaz bırakarak, büyük bir gürültüyle dağılıyor. Erdoğan ve AKP hükümeti, iktidarı boyunca, işçi sınıfına, emekçilere ve ezilen kesimlere uyguladığı sistematik baskı ve sömürü sayesinde, burjuvazi adına bir siyasi istikar tesis ederken; çürümüşlüğün, yolsuzluğun en iğrenç biçimlerine imza atmaktan da geri durmadı. Şimdi ise, hükümetin yalan, yağma ve baskı temelinde özenle ördüğü sistemin dikişlerinin birer birer patlayışına tanıklık etmekteyiz.

Cerrahpaşa’da bir direniş filizleniyor

0

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde taşeron şirkette çalıştırılan Dev Sağlık-İş üyesi 11 işçi hiçbir gerekçe gösterilmeden işlerinden çıkartılmaları ve Başhekimliğin buna sessiz kalması üzerine, Cerrahpaşa Başhekimlik binası önünde çadır açarak direnişe geçti. Rotasyonla İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt kampüsüne gönderilen işçiler, taşeron şirketin sözleşmesinin bitmesi üzerine Ocak ayı başında işbaşı yapmaktan alı konuldu. Bu tarihten beri direniş hazırlıkları içerisinde olan işçiler bundan 4 gün önce direniş çadırlarını kurdular. Bugün (16.01.2014) ilk dayanışma sofralarını açan ve üniversite yemekhanesini boykot eden işçilere destek büyüktü. İstanbul Tabip Odası temsilcileri, SES temsilcileri, Kocamustafapaşa Dayanışması bileşenleri ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin destek verdiği dayanışma yemeğinden önce basın açıklaması yapan işçiler; işten çıkartmalara, güvencesiz çalışma şartlarına karşı tek çözümün sendikalaşmak olduğunu söyleyerek, sendikasız arkadaşlarını örgütlenmeye davet ettiler. Direniş çadırlarının yanındaki masada talepleri için imza toplayan işçiler her Perşembe saat 12.00’de direniş sofralarını açacaklarını duyurdular.

Ankara’da yolsuzluğu protesto mitingi

0

11 Ocak’ta KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla gerçekleşen “Özgürlük, Barış, Demokrasi, Adalet ve Emek” mitingi; çok sayıda siyasi partinin, kitle örgütünün, sendikanın ve meslek grubunun katılımıyla Ankara’da gerçekleşti. Birçok ilden gelerek Hipodrom’da toplanan emekçiler 9:30 gibi yürüyüşe başladı. “Bozuk düzende sağlam çark olmaz, bu pisliği halk temizler” yazılı pankartın arkasında yürüyen emekçiler, saat 11 gibi Sıhhiye Meydanı’na ulaştı. Son dönemdeki rüşvet ve yolsuzluk olaylarına karşı gerçekleştirilen bu mitingde “Her yer rüşvet, her yer yolsuzluk”, “Hırsız var”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz”, “Hükümet istifa”, “Faşizme karşı omuz omuza” gibi sloganlar sıkça atıldı.

İDP Girişimi ilan edildi

0

İşçi Cephesi’nin işçi-emekçi iktidarı için 35 yıldır verdiği mücadele 5 Ocak tarihinde bir üst aşamaya taşındı. İşçi Cephesi (İC) okurları ve yazarlarının yanı sıra, Suriyeli ve İspanyalı yoldaşlarımız, kardeş parti ve kurumlardan dostlarımız, Cezayir Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen İDP (İşçi Demokrasisi Partisi) Girişimi ilanı etkinliğinde biraraya geldi.

İşçi Demokrasisi Partisi: Program

0

1. Ekonomik ve politik gericiliğe karşı yeni bir mücadele dönemi

Türkiye bir yandan Ortadoğu devrimlerinin, öbür yandan dünya kapitalist krizinin etkileriyle yepyeni bir sınıf mücadeleleri dönemine girmekte. Bunun ilk önemli işaretini, burjuvazinin ve onun baskıcı-otoriter hükümetinin siyasi ve sosyal gericilik politikalarına karşı Gezi direnişinin çevresinde patlak veren ve hızla tüm ülkeye yayılan kitle seferberlikleri oluşturdu. Kitleler, 1980 askeri diktatörlüğünün ve onu izleyen sözde demokratik, gerici hükümetlerin ekonomi, siyaset ve toplum yaşamının tüm alanlarında on yıllardan beri uyguladıkları gerici saldırılara artık gerekli yanıtları vermeye başladılar. Sokak gösterileri, grevler ve direnişler, beklenmedik yerlerde ve zamanlarda patlak veren protesto gösterileri, emekçilerin ve gençliğin gündelik yaşamına girmiş durumda.

The draft program of the Workers’ Democracy Party

0

1. A new period of struggle against economic and political reactionism

Turkey is at the threshold of a new period of class struggle, which is affected by the revolutions in the Middle East on one hand, and the world economic crisis on the other. The mass mobilizations that broke out around the Gezi resistance against the bourgeoisie and its repressive-authoritarian government’s reactionary social and political policies, and the rapid spread of these mobilizations throughout the whole country have been the first major signs of this struggle. The masses have started to respond to the reactionary attacks that the 1980 military dictatorship and the subsequent reactionary and pseudo-democratic governments have carried out for decades in economics, politics and all other arenas of social life. Street demonstrations, strikes, protests and resistances that erupt at unexpected times at unexpected places have now entered in the daily lives of workers and the youth.

Mesafe’nin 10. sayısı “Emperyalizm ve Türkiye” dosyasıyla çıkıyor

0

Sosyalist düşünce dergisi Mesafe’nin 10. sayısında dosya konusu, “Emperyalizm ve Türkiye” başlığını taşıyor. İki sayıda incelenecek dosyanın bu bölümünde, “alt emperyalizm” kavramı odağa alınıyor. Çünkü bu kavramın, “yeni bir emperyal sisteme doğru mu gidiyoruz?” tartışmalarında, öne çıkan siyasal aktörlerin politik tahlil ve tanımında önemli bir rol oynadığı görülüyor.

Hükümet istifa! Yağmaya, talana ve yoksulluğa son vermek için yeni bir anayasa ve kurucu meclis!

0

Her yer rüşvet, her yer yolsuzluk!

Geçtiğimiz yılın Mart ayında başlayan ve 17 Aralık’taki tutuklamalarla malumumuz olan yolsuzluk operasyonları kapsamında ortaya çıkan paranın şimdilik 100 milyar avro olduğu telaffuz edilmekte. Somutlaşsın diye söylemekte fayda var; 100 milyar avro, tüm Türkiye nüfusuna bölündüğünde kişi başı 3220 TL, Türkiye’deki her bir işsizin yaklaşık 10 yıllık asgari ücreti toplamı, depremden sonra Van’daki hasarın 60 kez karşılanabileceği bir meblağ yapıyor. Gerçekten böylesi bir rakamla okul, hastane yapmayı bırakın, neredeyse mütevazı bir devlet bile kurulabilir.

Government, step down! A new constitution and constituent assembly to end looting, raid and poverty!

0

Everywhere is bribery, everywhere is corruption!

The total amount of money involved in the corruption operations, which have started in March of last year and got fully exposed with the arrests on December 17, is said to be 100 billion euros for the time being. For the sake of making this amount of money more perceivable in practical terms – 100 billions euros come to 3220 TL per capita when divided by Turkey’s total population; it is equal to the sum of the 10 year-worth of minimum wage of the totality of the country’s unemployed; and it is enough to compensate for the damage in Van resulting from the earthquake, not just once but 60 times. It is indeed quite possible to found a modest but an entirely new state with such a sum of money, let alone to build hospitals, or schools.

35. yıl, yeni bir aşama: İşçi Demokrasisi Partisi!

0

Elbette ne isyan çağı sona erdi ne de devrimcilik geçmişe ait hoş bir nostalji haline dönüştü. Sadece 2013 yılında Türkiye’nin de içinde olduğu onlarca ülkede on milyonlarca insan meydanlara sığmadı, taştı. Onlarca hükümet kitlelerin kararlı ve öfkeli mücadeleri sonucu alaşağı oldu. İçinde Türkiye’nin de olduğu birçok ülkede hükümetler fiilen yönetemez hale geldi. Üstelik 2014 yılı daha çok ülkede, daha büyük mücadelelere gebe.

Genelevlerin kapatılması ne anlama geliyor?

0

AKP’nin yürüttüğü neoliberal muhafazakarlaşma projesinin doruk noktasına ulaştığı bir yılı ardımızda bıraktık. Kızlı-erkekli tartışmaları, kürtaj yasağı, kadın istihdam paketi gibi uygulamalar kadınların bedenleri ve emekleri üzerindeki kıskacı daraltırken, cinselliğimizden tutun, nasıl davranmamız gerektiğine kadar, hayatımızın geneline müdahalede bulunan buyruklar yağmuruna tutulduk. Bu süreçte AKP bir yandan başörtüsünü mecliste serbest hale getirerek kendisini özgürlüklerin taşıyıcısı olarak gösterdi, bir yandan da boşanma gibi en basit işlemi bile hukuki olarak zorlaştırdı. Söylemde “özgürlükçü ve demokratik” ama pratikte otoriter olan bu formül, bizlere çok aşina gelse de bu durum Türkiye’ye mahsus değil, neoliberal kapitalist düzenin bütün dünya ölçeğinde uyguladığı bir program. Geçtiğimiz günlerde programa uygun şekilde, İspanya’da kürtaj hakkını kısıtlamaya yönelik kanun teklifi gelmesi hiç tesadüf değil. Çünkü neoliberal kapitalizm “refah” anlayışını toplumun ezilen kesimlerinin sırtından yaptığı mühendislik hesabına ve halihazırda kazanılmış hakların tırpanlanmasına borçlu.

Ey Hukuk! Neredeysen çık ortaya!

0

2011 genel seçimlerinde beşi BDP’den olmak üzere tutuklu olan sekiz milletvekili meclise girmeye hak kazanmıştı. Geçtiğimiz günlerde CHP’den milletvekili seçilen Mustafa Balbay tahliye edildi. Balbay’ın yargılanması bitmiş, 34 yıl 8 ay ceza verilmişti. Balbay’ın serbest bırakılmasından sonra kamuoyundaki beklenti, mahkemenin Balbay’ın tahliye edilmesini emsal alarak diğer tutuklu vekillerin de serbest bırakılması idi. Beklenen olmadı; mahkeme, tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verdi.

Bir acayipleşti havalar! Cephe mi, CeHePe mi?

0

Haziran’da Gezi ayaklanmasının ardından bütün bu ayaklanmaya katılan insanların yerel seçimlerde nasıl bir etkiye sahip olacakları özellikle burjuva medyadan başlayarak konuşulmaya başlandı. “Bir kişi bir oy”(*) klişesinden ve “demokrasi=sandık” ve “demokrasi=seçim” karikatürüne inanmaktan ibaret ruh halinin, bunun dışında bir beklentiye girmesi de beklenir değildi, elbette.

Emekçinin ayakkabı kutusu: Asgari ücret

0

20 milyon kişiyi doğrudan ilgilendiren asgari ücrete yapılacak zam miktarı için, tespit komisyonu toplandı. İşveren temsilcileri, 2014 yılı Ocak ve Temmuz için sırasıyla %3 + %3 zam önerdiler. Asgari ücreti belirleyecek olan nihai toplantı 26 Aralık’ta yapılacak.

Son 10 yılda ortalama ekonomik büyümenin %5 olduğu Türkiye’de asgari ücret yerinde saymaya devam ediyor.

İstanbul Kent Mitingi gerçekleşti!

0

Gezi direnişiyle birlikte AKP hükümetinin, içinde yaşayanları yok sayarak kentsel alanları sermayeye teslim etme politikalarına karşı oluşan muhalefetin giderek somutlaştığına tanık olmuştuk. Kuzey Ormanları’nın talanına rağmen yapılması planlanan 3. Köprü, 3. Havalimanı ve diğer kentsel yıkım projelerine karşı bir araya gelen çeşitli gruplar 22 Aralık 2013 gününe Kadıköy’de İstanbul Kent Mitingi için çağrı yaptılar.

Ayaklanmalar burjuva kamplar arasına sıkışırken

0

Avrupa kıtasında başveren son kitlesel seferberlik süreçleri alışık olduğumuz cinsten tablolar sunmayarak, idrak etmemizi şart koşan farklı bir gerçekliğin sokaklarda kendisini ifade etmeye başladığını açık açık gösteriyor. Ekonomik krizin sosyal ve demokratik haklarda açtığı derin gediklerin yuttuğu yığınlar bir yandan genişleyip kaderlerinde söz hakkına sahip olmak adına mücadeleye atılırlarken, öte yandan neoliberal yıkımın yerini somut bir alternatifle dolduramayan sol siyaset, kendi kabuğunu kıramadığı bir vaziyette. Zira mevcut durum masaya yatırıldığında, kalkışmalardaki siyasi önderliğin sağcı grupların ellerinde olduğu sonucuna mekanik olarak varmak mümkün olmasa da, mücadeleler silsilesi içerisindeki ağırlıklarının yadsınamayacak derecede belirleyici olduğunu teslim etmek gerekecektir.

ABD proletaryası tekrar tarih sahnesine çıkarken

0

Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile beraber finans kapitalin temerküzünün en yoğun şekilde yaşandığı ülke olarak, uluslararası sınıflar mücadelesinin gündeminde önemli ve merkezi bir pozisyonu işgal ediyor. Dolayısıyla Birleşik Devletler işçi sınıfının, karşısında dünyanın en örgütlü egemen sınıfı olan bu işçi sınıfının atıldığı her mücadelenin, insanlığın geleceğini belirlemede oynadığı tayin edici rolün ağırlığının bu derece belirleyici olması, şaşılacak bir durum olmamalı. Karl Liebknecht’in 1. Dünya Savaşı ertesinde haykırdığı, “Bugün dünya devriminin merkezi Almanya’dır!” şiarının yanına, ABD’yi de ekleyecek olursak, malum olanı belirtmiş olmanın dışında başka bir şey yapmış olmayız.

Hükümetin bütçe ortaoyunu

0

Meclis’te alışkın olduğumuz bayağı sahneler içinde bir bütçe tartışması daha sona erdi. 2014 yılı bütçesi de daha öncekiler gibi, sendikalar ve emek örgütlerinin görüşlerine başvurulmadan meclise sunulmuş, 121 ret oyuna karşı 318 kabul oyuyla kabul edilmiştir.

İşçiler ve öğrenciler; grev ve direniş

0

Londra: Sanayi Devrimi’nin beşiği, bir zamanların üzerinde güneş batmayan imparatorluğunun, bugün dünyanın 6. büyük ekonomisi ve Avrupa Birliği üyesi İngiltere’nin başkenti. Neredeyse bütün dünyadaki emekçilerin yarattığı zenginlikten pay alan İngiltere bir bütün olarak sömürenlerden oluşmuyor. İngiltere’de de sömürenler ve sömürülenler var.

Geleceksizlik çemberinden çıkış için

0

Geçtiğimiz yılın gençlik açısından bol direnişli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bu direnişler burjuva idarecileri zor durumlara sokarken onları gençlik politikalarını gözden geçirip belirli değişiklikler yapmaya itti. Örneğin, üniversitelerde özel güvenlik eliyle yürütülen baskıyı yeterli görmeyen iktidar, üniversiteye polisi yerleştirmeyi planladı. Zamanında “üniversiteden atılmayı kaldırmakla” övünürken bir anda üniversiteyi belirli bir süre geç bitirenlerin atılmasını savunur pozisyon aldı. Politikaların özü yani kamusal eğitimin tamamen tasfiyesi ise hiç değişmedi.

19 Aralık’ta kamu emekçileri sokaktaydı

0

2014-2015 dönemi için kamu emekçilerinin maaşlarında sadece 120 TL artış öngören tasarıya sarı sendika Memur-Sen’in imza atması üzerine “Satış sözleşmesini kabul etmiyoruz, bütçeden hakkımızı istiyoruz!” diyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 19 Aralık Perşembe günü greve gitti. İstanbul’da Sirkeci ve Çapa’da toplanan binlerce kamu emekçisi insanca yaşam ve güvenceli bir iş için Beyazıt Meydanı’na yürüdü. Grev yürüyüşüne çevreden büyük destek geldi; okullarının bütün camlarını dolduran Cağaloğlu Anadolu Lisesi öğrencileri, emekçilerin sloganlarına eşlik etti. Yolsuzluk operasyonlarında ayakkabı kutusunun içinde bulunan 4,5 milyon dolara atfen eyleme boş ayakkabı kutuları ile gelen emekçiler; “Herkese eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilde kamusal sağlık hizmeti. Hastaneler işletme, hastalar müşteri, çalışanlar köle olmasın!” yazılı pankart açtı. Yürüyüş boyunca “Mecliste hırsız var.” diye bağıran emekçiler “Hükümet istifa!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz!” ve “Emekçiler hapiste hırsızlar mecliste!” sloganlarını attı.

Bir partiyi inşa etmek…

0

Troçki’nin, bundan yetmiş küsur yıl önce söylediği “İnsanlık kültürünün bugünkü krizi proletaryanın önderlik krizidir” sözünü, en azından bugünün dünyasında bir çeşit sınıf indirgemeciliği, sınıfsal darkafalılık olarak görmek de mümkün! Ancak işçi sınıfını “milli” sınıflardan biri; “sivil toplumun” bir unsuru; üzerinden nice gelecek hayalleri kurduğumuz, ancak bütün gençlik hayallerimize ihanet eden kadir kıymet bilmez “ameleler” güruhu; sayısı giderek artmasına rağmen her nedense yerini “orta sınıflara” bırakan bir tuhaf insan topluluğu veya düpedüz, herhangi bir devrimci yeteneğe sahip olmayan bir çalışanlar kalabalığı olarak görmeyenlerdenseniz Troçki’nin bu sözünü ciddiye almak zorundasınız…

Hukuk ve mücadele

0

Merhaba, Alibeyköy’de bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Patron beni Ümraniye’deki atölyesine göndermek istiyor. Sözleşmem de yok. Patronun böyle bir hakkı var mı?

Uzun yürüyüşümüzün yeni evresi: İDP

0

İşçi Cephesi hareketi yeni bir dönüşümün eşiğinde: On yıllardan beri verdiği devrimci partinin inşası mücadelesini, bir açık parti kimliğinde sürdürme kararı almış durumda. Ülkedeki sınıf mücadelesinin Gezi direnişiyle birlikte içine girdiği yeni evresi de dikkate alındığında, (nesnel koşullar nedeniyle biraz gecikmeli olarak alınmış olsa bile) son derece yerinde bir karar. Bu dönüşümü ben basit bir formel değişiklik olarak görmüyorum. Zira inşamızı daha başından beri hep Leninist parti ilkeleriyle sürdürme çabası içinde olduk. Ama hareketimizin sadece politik değil ama aynı zamanda fiziki gelişimi, onu bir propaganda grubu olmaktan çıkıp, sınıf mücadelesine doğrudan müdahale edebilen bir öncü partiye doğru evrilmesi yönünde zorlamaktaydı. Dolayısıyla İşçi Demokrasisi Partisi’nin inşası, devrimci Marksizmin bu topraklardaki tarihinde bir nitel dönüşüm anını oluşturacak.

Hükümet Cemaat kavgası: yama patladı, pislikler saçıldı

0

Evet, hükümetin yaması beklenenden erken patladı. Hem de hiç beklemedikleri anda, beklemedikleri biçimde patladı. Ve saçılan pislik sistemin her bir tarafına sıçradı.

Connoly’nin dediği…

0

Benim, ülkemiz halkının ideal olarak karşılarına koymalarını dilediğim cumhuriyet öyle bir cumhuriyet olmalıdır ki, yalnızca adından söz edilmesi bile, her çağda, her ülkenin ezilenleri için bir işaret ateşi oluşturmalı, uğruna harcanan çabaların ödülü olarak her çağda özgürlük ve bereket vaat etmelidir. (…) İngiliz Ordusunu yarın ülkeden çıkartıp yeşil bayrağı Dublin kalesine çekseniz bile, sosyalist cumhuriyetin kurulmasına yönelmiş değilseniz tüm çabalarınız boşa gidecektir… İngiltere gene mahvınıza dek size hükmedecektir – davasına ihanet ettiğiniz o özgürlük tapınağında dudaklarınız riyakâr bir saygı sunarken bile.”

Gever: Çözümün sınırı

0

Gever’de (Hakkari Yüksekova) tarihsel önem taşıyan mezarlıkların yıkılmasına karşı 6 Aralık’ta gerçekleşen yürüyüşte polisin saldırısı neticesinde Veysel ve Reşit İşbilir hayatını kaybetti. Ardından polis cenaze törenine de müdahale etti ve bu müdahale sırasında başından ağır yaralanan Bemal Tokçu da yaşam mücadelesini kaybetti. En temel demokratik haklarını kullanırken bizzat devlet kurşunları ile öldürülen bu üç insanın geride bıraktıkları ise “Kürt sorununda çözüm sürecinin” iktidar tarafından çizilmiş resmi sınırı oldu.

Hava-İş yönetimi AKP’ye geçti

0

Hava İş Sendikası’nın 27. Genel Kurulu’nda çeyrek asırlık iktidar Atilla Ayçin yönetimi değişti, yönetimi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın yeğeni olduğu iddia edilen Ömer Önder Haberdar’ın liderliğini yaptığı Reform Hareketi aldı. Kurul öncesinde delegelerin tek tek aranarak seçimlere katılmaları halinde işten atılacakları tehditleriyle THY yönetiminin baskısını gördüklerini söyleyen Gökkuşağı Hareketi ise çekilerek kurula katılamadı. Yeni yönetimin başına geçen Ali Kemal Tatlıbal’ın, 305 işçinin işe iade davalarında işveren lehine tanıklık yaptığı, AKP ve THY patronlarını temsil ettiği açıkça biliniyor.

Gever katliamı Kadıköy’de protesto edildi

0

Gever’de tarihsel bir değerin taşıyıcılığını yapan mezarlıkların yıkılmasının protesto edilmesi esnasında Reşit ve Veysi İşbilir’in polis kurşunuyla katledilmesi, Kadıköy’de eylemle yapılan protesto edildi.

Ukrayna ve Suriye bize ne anlatıyor?

0

Yüzyılımızın sınıf mücadeleleri isyan dalgalarını yaygınlaştırıp derinleştirirken, tarih karşımıza daha önce tecrübe edip teorik düzleme yatırma fırsatımızın olmadığı yeni somut gerçeklikler çıkarmaya devam ediyor. Suriye’de sınıf mücadelesi zorlu bir iç savaşa dönüşürken, kitleler, önceki süreçte bir kesimin altında toplandığı İslamcı önderlikler ile tecrübelerini tüketerek geniş protestolar hayata geçiriyor. Ukraynalı yığınlar ise, “ironik” bir biçimde Avrupa Birliği ile yapılacak ortaklık antlaşmasının iptali üzerine sokaklara dökülüyorlar. Bu enerji polis devletine karşı bir eyleme dönüşürken, “Hükümet istifa!” sloganı geniş kesimlerce benimseniyor.

UPS’de grev aşamasına gelindi

0

UPS firmasıyla TÜMTİS arasında devam eden ikinci dönem toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci anlaşmazlıkla sonuçlandı ve grev aşamasına gelindi. İşçilerin ücret artışı ve sosyal hak taleplerini ısrarla reddeden UPS yönetimi, işçilere greve çıkmaktan başka bir seçenek bırakmadı.

Hükümet ile Gülen cemaatinin tartışması neyi ifade ediyor?

0

Gezi olaylarından bu yana Hükümetin dikişlerinin tutmadığını ve sadece patronlar tarafından değil, çeşitli cemaatler ve muhafazakar sektörler tarafından da, özellikle Erdoğan’ın, açık ve kapalı olarak eleştirildiğini bir süredir gazetemizde yazıyoruz. Bu tartışma, Gülen Cemaati/Hareketi (Hizmet) ilişkilerinde neredeyse bir yangına dönmüş durumda. Detaylarını aşağıda açacağımız bu gerilim, dershanelerin kapatılması önerisiyle bir üst boyuta sıçradı. Bugüne kadar olabildiğince siyasete başka araç ve kurumlarla müdahale eden Cemaat, ilk kez yüksek sesle bir iktidara karşı durdu.

KESK 19 Aralık’ta greve çıkıyor

0

Meclis’te 2014 bütçe görüşmeleri sürerken, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) “halk için bütçe” şiarıyla, “bütçeden hakkımızı istiyoruz” talebiyle, 19 Aralık’ta greve çıkacağını duyurdu.

Bangladeşli işçiler dünya ekonomisinin geleceğini belirliyor

0

Geçtiğimiz Nisan ayında dünya tekstil sektörünün tüm Asya ve Güney Asya ülkeleri içinde en ucuza mal üretebildiği ülke olan Bangladeş’te insan hayatını ve iş güvenliğini hiçe sayan uygulamalar neticesinde, onlarca yabancı firmanın mallarının üretildiği Rana Plaza’nın çöküşüne ve 1000’i aşkın işçinin enkaz altında ölmesine tanık olmuştuk.

Türk, öğün, çalış, evlen!

0

Başbakan bazen bir tesis açılışı, bazen nikah şahitliği yaparken, bazense seçim adayını açıklarken muhakkak bizden de bahsediyor, hiçbir konuşmasında kadınları da es geçmiyor. Artık hepimizin malumu “kızlı-erkekli” meselesinden de Kızılcahamam kampının son gününde bahşetmişti. Parti toplantısında kızlı-erkekli öğrenci evleri konusu nereden açıldı, gündem oraya nasıl geldi diye merak edenler, meselenin aslını bir de bizden dinleyin.

İşsizliğin sebebi göçmen işçiler değil, kapitalizmdir!

0

Yaşadıkları yeri, ailelerini, kültürlerini, geçmişlerini bırakıp daha iyi bir yaşam hayalinin peşinden yollara düşüyor göçmen işçiler. Bilmedikleri, tanımadıkları insanlar arasında, kimi zaman hiç bilmedikleri bir dilin konuşulduğu bir yerde çalışmaya mecbur kalmış bu insanlar, kaçak yollarla giriş yaptıkları ülkelerde girdikleri bütün işlerde patronlar tarafından yok sayılıyor, kölece koşullarda çalıştırılmaya zorlanıyor, tehdit ediliyor, bu da yetmezmiş gibi gittiği bölgelerdeki işçiler tarafından da dışlanmayla karşı karşıya geliyorlar. İşsiz kalan işçi işsiz kalışının sorumlusu olarak göçmen işçileri görüyor. İşsizlik azken göçmen işçilerin varlığı rahatsız etmiyor, dikkat bile çekmiyor ama işsizlik arttığında işin rengi de değişiyor.

Yatağan işçisi özelleştirmelere karşı ayakta

0

AKP hükümetinin burjuvazi adına gerçekleştirdiği neoliberal saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Her alanda özelleştirmeler yapan AKP bu kez de enerji işçilerinin alınterine göz koydu.

İktidar bloku dağılırken… AKP saldırılarına ara vermiyor!

0

AKP hükümetinin iç ve dış politikadaki çuvallamalarının ardından, iktidar blokundaki çatlama giderek derinleşiyor. AKP hükümeti ile Gülen cemaati arasında bir süredir yaşanan ihtilafların, dershaneler üzerinden açık bir çatışmaya dönüşmesi, iktidar blokunda oluşan yarılmanın hangi boyutlara geldiğini gözler önüne seriyor. AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın başarısının sırrı, burjuvazinin siyasi önderlik krizine bir çözüm üretebilmesi ve sermayenin saldırı polikalarını “ustalıkla” hayata geçirebilmesinde yatıyordu. Bugün ise, izlediği iç ve dış politikayla Erdoğan ve AKP hükümeti, burjuvazinin önemli bir kesimi için giderek sorunun kaynağı haline gelmekte.

Neden dershaneler? Neden şimdi?

0

Sınıflar mücadelesinin en yoğun haliyle su yüzeyine çıktığı ayaklanma süreçleri boyunca, farklı sınıflar içerisindeki değişik temsilciler arasında daima büyük ayrılıklar ve bölünmeler yaşanır. Bu olağan yasa, sadece işçi sınıfı örgütleri için değil, burjuvazinin farklı klikleri için de geçerlidir.

Ev işçileri: Görünmeyen emeğin görünen yüzü

0

42 yaşındaki Rukiye Şimşek, geçtiğimiz ay Bostancı’da temizlik için gittiği evde camdan düşerek yaşamını yitirdi. Şimşek, kendi evindeki işler yüzünden iş hayatına atılamayan ve aynı işleri bir başkasının evinde ücret karşılığı yapan bir “gündelikçi” idi. Kayıtdışı işlerde iş cinayetine kurban giden yüzlerce ev işçisinden yalnızca biri. İşçilerini yalnızca bütçe sıkıştığında hatırlayan hükümetin sayısız iş cinayetinden sadece bir tanesi.

Bakan Çelik: İş kazaları abartı!

0

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bakanlığının bütçe görüşmelerinde Türkiye’nin iş kazalarında dünya üçüncüsü olduğunu yalanladı. İş kazalarında sık sık dünyanın gündemine gelen Bangladeş örneğini vererek, Bangladeş ve benzeri ülkelerden daha iyiyiz, dedi!

Ey Diyarbakır motivasyonunu söyle bana!

0

Genelde Türkiye’de şirketlerin kullandığı bir metot vardır; çalışanlarının motivasyon düşüklüğünü fark eden firma, biraz da hani “yönetim bilimleri” kısmından haberdar ve bir insan kaynakları departmanına da sahipse, biraz kesenin ağzını açar ve muhtemelen “piknik” formatında çalışanları bir araya getirir, onlara yemek ısmarlar, konser ayarlar, dans ettirir, birtakım çekilişler ile ne bileyim kalemlikten, telefona değişen ödüller dağıtır. Bu tür eğlenceler genellikle şirket genel müdürlerinin konuşmasıyla başlar, onların kulaklarına daha önce “çalışanlara teşekkür edin” diye de fısıldanmıştır muhakkak, orada yarım ağızla bir de “sizin de katkınızla…” ile başlayan cümleler edilir. Sonra yeni dönem bilançoları, hedefler ve çalışanlardan beklentiler aktarılır, bunları yaparsanız şöyle şöyle ödüller de vardır denir. Çekilişlerde sona bir büyük ödül konur, ancak konan bu ödül diğer sebil şeklinde dağıtılan ucuz kalem-çakmaktan farklıdır, bir kişiye verilecektir. Bu arada bu eğlence, piknik neyse ona katılım da mecburidir neredeyse, orada da bir şekilde yoklama alınacaktır, öyle katılmama gibi bir durumunuz olamaz, yoksanız da ya izin yazacaksınız ya da en ufağından “onca şey hazırladık gelmediler demek” azarlamasına maruz kalacaksınızdır. Bu eğlence sonunda “çalışanının sıfırlanacağını” umut eden firma sahipleri mesela ertesi gün “ya peki ama bizim şu zamlarımızın düşüklüğü ne olacak?” ya da “fazla mesaiden hayatımız bitiyor, ne olacak?” serzenişini duymaya hiç mi hiç hazır değildir. Onun kafasında bütün “motivasyon” kaybı, bu eğlence ile bitmiştir.

“25 Kasım: Devlet, Yargı, Erkek Şiddetini Tartışıyoruz” etkinliğini gerçekleştirdik

0

İşçi Cephesi olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle kadın erkek biraraya geldik. Etkinliğimizde, erkek şiddetinin yanısıra devletin sermaye ile beraber sistematik olarak uyguladığı ekonomik şiddeti gündeme aldık. Ne yazık ki, kadına dönük şiddet yalnızca koca ya da baba tarafından gelen fiziksel şiddetten ibaret değil. Bu nedenle devletin yasa, vb. araçlarla kadına karşı uyguladığı sistematik ekonomik şiddetin bir örneği olan Kadın İstihdam Paketi de gündemimizdeydi. Etkinlik süresince AKP’nin medyada “kadınlara müjde” diye pazarlamaya çalıştığı Kadın İstihdam Paketi, olası sonuçları ile mücadele yollarını hep beraber tartıştık.

Kürt meselesinin sınıfsal çözümü

0

Başbakan ile Barzani’nin şarkılı türkülü ve de her anlamda “düetli” Diyarbakır buluşması gerçekleşti. “Tarihi buluşma” her kesimin meşrebine uygun biçimde sevinç, umut ve hayallere olduğu kadar üzüntü, karamsarlık ve hayal kırıklıklarına da neden oldu.