Ana Sayfa Blog Sayfa 102

KESK’ten basına ve kamuoyuna

0

Bayramlar halkların kültüründe birliği, barışı ve mutluluğu ifade eden günlerdir. Yaşanmış acıların geride bırakıldığı, insanların kucaklaştığı, küskünlerin barıştığı, geleceğe ilişkin umutların tazelendiği en güzel günlerdir bayramlar.

Kilkis Kuzey Yunanistan: İşgal altındaki hastanenin genel işçi meclisi katılımcısından mesaj

0

Kilkis hastanesinin işçilerce işgali, 20 Şubat Pazartesi günü yerel saatle 08.30’da başladı. Kalkış noktamız yalnızca çöküş halindeki Yunan sağlık sistemi değildi. Mücadeleye aynı zamanda, gerçek bir tehditle karşı karşıya bulunan en temel insan haklarımız nedeniyle de giriştik. Burada yaşanan durum yalnızca bir dizi ülkeyi ve sosyal kesimi etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa, Amerika, Asya ve Afrika’daki orta ve alt sınıftan pek çok kesimi kuşatıyor. Yunanistan’ın bugünkü görünümü yarın Portekiz, İtalya ve İspanya üzerinden geçip tüm gezegenin genel görünümü halini alacak.

Birlik olduk, direncimizi gösterdik ve kazandık

0

Ben tekstil sektöründe çalışıyorum, ütücüyüm. Geçenlerde yanımda çalışan iki arkadaşım işe 10 dakika geç kalmışlardı. Sabah işe başlayıp ertesi günün akşamına kadar çalışıyoruz, yani sabahlıyoruz. O yüzden bu gecikmenin sebebi yoğun mesailer. Cumartesi ve pazar günleri bile dinlenemiyoruz, yorgun yatıp yorgun kalkıyoruz.

Enternasyonalist Öğrenci’nin ilk sayısı çıktı!

0

Gençlik mücadelesine yeni bir soluk katma hedefiyle, çeşitli liselerden öğrenciler biraraya gelerek aylık siyasi öğrenci fanzini Enternasyonalist Öğrenci‘yi çıkarmaya başladılar. İlk sayısı Şubat ayında çıkan Enternasyonalist Öğrenci, kendisini şu şekilde tanımlıyor:

HES* yaşamı yok ediyor, işçileri katlediyor

0

24 Şubat Cuma günü Adana’nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı’nda gerçekleşen patlamada 3 işçi öldü, 7 işçi ise kapıldıkları sel sularında hâlâ bulunamıyor. İnşaatı yapan EnerjiSa firması derin bir sessizlikteyken, TMMOB’un hazırladığı rapor ise söz konusu ihmallerin altını çiziyor. Rapordan çarpıcı birkaç kısım şöyle:

MİT krizi ve bir kez daha demokratikleşme üzerine

0

Yargı, MİT, Emniyet arasında başlayan ve sonrasında hükümeti de içerisine çeken kriz uzunca bir süredir gündemdeki varlığını korumakta. Her ne kadar, “MİT’i kurtarma yasası” ile müsteşarların ifade vermeleri engellenerek sorun çözülmüş görünse de, tartışmanın kaynağının MİT’in baş müsteşarı ve yardımcılarının şüpheli sıfatı ile sorgulanmasından ibaret olmadığı açık. Farklı çıkar odaklarının yeni anayasa, Kürt sorununun çözümü ve de başkanlık sistemlerine dair husumetlerinin var olduğu görülmekte. Esas tartışmanın bu üç temelde olduğunu görecek olursak, yeni çatışmaların önümüzdeki dönemde de karşımıza çıkabileceğini söyleyebiliriz.

KESK: “Korkmuyoruz, teslim olmuyoruz, susmuyoruz!”

0

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) “Korkmuyoruz, teslim olmuyoruz, susmuyoruz!” ana başlığı ile duyurduğu miting, 26 Şubat pazar günü Kadıköy’de gerçekleşti. Birçok talebin dile getirildiği mitingde, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı (TİİYT) ve hükümetin, Kürt halkına ve kadın mücadelesine yaptığı son saldırılar sonucu dokuz KESK’li kadının suçsuz yere tutuklanması protesto edildi. DİSK, Türk-İş, TBB, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), çeşitli siyasi kurumlar ve Tek Yumruk’un destek verdiği mitingde, direnişteki Hey Tekstil ve Maltepe Belediyesi işçileri de canlı kortejleri ve sloganları ile dikkat çekti.

Maltepe Belediyesi işçileri Ankara’da!

0

Taşeron çalışmaya karşı çıkmaları nedeniyle işten çıkartılan ve 21 Aralık 2011 tarihinden beri direnişlerini sürdüren Maltepe Belediyesi işçileri, 14 gün süren yürüyüşün sonunda 2012 Mart ayı başında Ankara’ya ulaştı.

8 Mart öncesi salon etkinliğimizden…

0

İşçi Cephesi’nden kadınlar olarak 8 Mart öncesi okur çevremizle bir araya geldik. Ana gündemimiz kadına yönelik şiddet ve tam da 8 Mart’ta mecliste ele alınacak Ailenin Korunmasına Dair Yasa Tasarısı idi.

Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı: Çanlar kimin için çalıyor?

0

Türk-İş’in kuruluşundan Kavel Direnişi’ne, DİSK’in kuruluşundan 15-16 Haziran Kalkışması’na, 89 Bahar Eylemleri’nden Zonguldak maden işçilerinin Uzun Yürüyüşü’ne, kısacası TC’nin kuruluşundan bugüne kadar süregelen Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde inişleri ve çıkışları ile birçok kazanım elde edilmiştir. Bugün gelinen son noktada, geçmişte işçi sınıfının elde ettiği kazanımlar ileri taşınamadığı gibi var olan kazanımlar da tek tek kaybedilmeye başlamıştır. Hükümet tarafından Şubat ayında meclise sunulan Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı (TİİYT), TC tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı karşı saldırılardan birisi olarak önümüzde duruyor.

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ya da güvenceli esneklik sahtekârlığı!

0

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi (UİSB) ekonomik krizin faturasının işçi ve emekçilere kesildiğinin belgesidir. Süslü akademik söylemlerin ve sözüm ona bilimsel verilerin ulaştığı tek bir sonuç var: Güvencesizliğin tüm çalışma hayatında egemen kılınması! Çalışanlar aleyhine esnetilmedik tek bir alanın bırakılmaması! Sosyal hakların paramparça edilmesi!

Mesafe’nin 8. sayısının dosya konusu Arap Devrimleri

0

Mesafe Dergisi, 8. sayısında “Arap Baharı” ya da “Arap Devrimleri” diye adlandırılan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki devrimleri dosya konusu olarak seçti. Mesafe’nin bir önceki sayısında bu devrimlerin niteliği üzerine ve Libya devrimine ilişkin yazılar yayınlanmıştı.

NATO füze kalkanı ve Rasmussen’in hatırlattıkları

0

NATO Genel Sekreteri Anders Rasmussen’in geçtiğimiz ay bir televizyon kanalında yaptığı söyleşide NATO’nun füze savunma sisteminin Türkiye’de konuşlandırılması talebinin Ankara’dan geldiğini söylemesi, füze kalkanı projesini tekrar gündemin ön sıralarına taşıdı.

Suriye Devrimi’nin yanında! Emperyalist müdahalenin karşısında!

0

Suriye Devrimi birinci yılını tamamlamak üzere. Arap devrimci sürecinin bir parçası olarak, geçtiğimiz yılın 15 Martı’nda, “özgürlük ve ekmek” talepleriyle patlak veren devrim, çok geçmeden rejimin vahşi saldırılarıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Esad rejiminin, her ne pahasına olursa olsun, devrimi “iç savaş yöntemleriyle” ezme girişimi, binlerce insanın ölümüne, on binlerce insanın tutuklanmasına ve işkenceden geçmesine rağmen, kitlelerce başarısızlığa uğratıldı. Bugün, devrim halen sürüyor ve henüz rejimi yıkma noktasına ulaşmamış olsa da, diktatörlüğün meşruiyetini temellerinden sarsmayı başardı ve rejimin günleri artık sayılı.

İktidar nasıl bir gençlik istiyor?

0

Her toplumsal yapı içerisinde sınıflar arası çelişkilerin keskinleşmesi, beraberinde muhafazakâr ideolojinin kaynaklarını da yoğunlaştırır. Bu durumun başlıca nedeni egemen sınıfların sömürüyü ve itaati meşrulaştırmak için “kutsal” bir araca duydukları ihtiyaçtır. Günümüz Türkiye’sinde bu sınıfsal kutuplaşma neoliberal dönüşüm tarafından gerçekleştirilirken, ekonomik çelişkilerin yoğun bir şekilde kendini hissettirmesine karşılık hayata geçirilen muhafazakâr politikalar ise dinsel düşünceler temelinde somutlanmakta. Elbette bu tarz bir süreç içerisinden geçerken, bundan toplumun bütün bireylerinin etkilendiği ve etkileneceği şüphesizdir. Ancak, gündemden düşmeyen “dindar nesil” tartışmalarının da işaret ettiği gibi, bu politikaların özellikle hedef aldığı özel bir hedefin söz konusu olduğunu görmek gerekli. Bu hedef kesim, gençlik ve öğrencilerdir.

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için

0

8 MART’TA ALANLARA!

8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir tarihtir. 1910’dan bu yana kadınların birlik ve dayanışma günü olarak kabul edilen 8 Mart’ı, 102. yılında direniş ve mücadele günü olarak kutluyoruz.

Bölgesel asgari ücret nedir?

0

1989 yılından beri işkolu ayrımı olmaksızın ülke çapında yürürlükte olan asgari ücret uygulamasının, yakın zamanda yerini bölgesel asgari ücret uygulamasına bırakması planlanıyor. Aslında, bölgesel asgari ücret daha önce de çeşitli biçim ve sürelerde uygulanmış ve hatta bir kez “eşitlik ilkesine aykırı olduğu” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlükten kaldırılmıştı.

Sosyal haklar paramparça!

0

Kriz teğet geçti! Onlar batarken biz büyüyoruz! Yükselen dev! Ve daha nice şamata… AKP hükümeti iftiharla sunuyor, patronlar elleri patlarcasına alkışlıyor… Gerçekte olan nedir?

Bölünmemeli, biraraya gelmeliyiz!

0

Merhaba. Ben hizmet seköründe çalışan bir işçiyim. Çalıştığım okulda yedi taşeron işçi ve okul bünyesinde kadrolu olarak çalışan, teknik işlerden sorumlu bir işçi var. Okul müdürü kadrolu olan bu arkadaşı adeta maşa gibi kullanıyor ve her eksiklikte bizi işten atmakla tehdit ediyor. Kadrolu olsun ya da olmasın hepimizin işten çıkma ihtimalimiz olduğunu unutmamamız gerekir. Kadrolu olan işçi arkadaş da okul müdürünün kendisini ayrı tuttuğunu ve biz işçiler yerine onun yanında yer alarak iş güvencesini sağlayabileceğini düşünüyor ve bizim işten atılmamızı istiyor. Oysa ki daha bir kaç ay önce kendisine takdir verilmiş olan bir işçi arkadaşımız hakkında çıkan söylenti nedeniyle savunması bile alınmadan işten çıkarılmıştı.

Fon değil, güvenceli gelecek istiyoruz!

0

Tüm dünyada sermayenin temsilciliğini üstlenmiş hükümetler işçi sınıfının kazanılmış haklarına ilişkin saldırı programlarını hayata geçiriyorlar. Patronlar kârlarını yükseltebilmek, kendi yarattıkları krizin faturasını emekçilere ödetmek için işçi sınıfının elindeki son haklarına saldırmaktan geri durmuyor. Türkiye’de de emeğe yönelik bu saldırılar AKP eliyle, dünyayla eşgüdümlü olarak gerçekleştiriliyor.

Adalet hepimiz için

0

Tekstil işçisiyim. Çağlayan’da çalışıyorum. Malum, futbolda şike davası da Çağlayan Adliyesi’nde görülüyor. İşçi arkadaşlar yakınımızda, gidip bir bakalım dediler. Birlikte Adliye’nin önüne gittik. Binden fazla insan vardı. Bağırıp çağırıyorlar, Aziz Yıldırım’a destek sloganları atıyorlardı. Evet, mazluma destek olduklarını düşünüyor, başkanlarına sahip çıkıyorlardı. Öyle düşünüyorlardı. Belki de haklıydılar, kim bilir!

Hey Tekstil’den direnen kadınlar soruyor: İşçiler burada, Aynur Bektaş nerede?

0

Evli misiniz?

Gülcan: Bekarım

Çiğdem: Evliyim

Hey Tekstil’de kaç saat çalışıyordunuz? İş sonrasında neler yapıyorsunuz?

G: Saat 8’de işbaşı, 6’da paydos oluyordu. Mesailer çok yoğun oluyordu. Çoğu zaman 9’a kadar çalışıyorduk. Eve gidince de ister istemez işler yapıyorum. Bir tek evliler yapmıyor, ben de yapıyorum. Ya temizlik falan işte! Ev kadınları temizlik, yemek yapar, bulaşık şu bu derken vakit gidiyor. Çok yorucu gerçekten.

Pandora’nın kutusu; Yunanistan

0

2000’lerde geleceği alenen belli olan ve 2008’de patlayan içinde bulunduğumuz kriz, emperyalizm tarafından kapitalist sınırlar içinde çözülmeye çalışıldıkça, çözüm şöyle dursun kriz gittikçe derinleşmekte. Bu kriz sarmalıyla birlikte artık tüm Avrupa’nın mali politikaları birkaç finans tekelince belirlenmekte. Almanya ve Fransa merkezli bu tekeller tüm Avrupa işçi sınıfının kazanımlarını son kertesine kadar yok ediyor. Bu durumun siyasal yansımasıysa -özellikle İtalya ve Yunanistan’da görüldüğü gibi demokrasi dışı eğilimlerin güçlenmesi ve emekçi yığınların taleplerine kulakların tıkanması oluyor. Avrupa emperyalizmi açık açık söylüyor; “Demokrasiyle kaybedecek vaktimiz yok!”

Kürtler medeniyetsiz mi?

0

Bülent Arınç’ın, bir süre önce bir TV kanalında, “Kürtçe ana dilde eğitim olmaz, çünkü Kürtçe medeni bir dil değildir” şeklindeki sözü, en hafif deyimiyle bilgisizlik örneğidir. Üstelik Kürtçenin medeniyet dili olup olmadığına kim karar verecek? Bülent Arınç mı?

KCK tutuklamaları sürüyor

0

13 Şubat günü dokuz KESK yöneticisi ve üyesi kadının tutuklanması ve yazar Mizgin Müjde Arslan ve görüntü yönetmeni Özay Şahin’in gözaltına alınması süreciyle Hükümet, KCK tutuklamalarına Şubat ayında da hız kaybetmeksizin devam etti.

Onların adaleti bize dar geliyor!

0

Devletin, hukukun sözcüsü olarak görevlendirdiği mahkemeler , “makbul vatandaş” tanımına uymayan herkese ayrım gözetmeksizin adalet dağıtıyor. Gazetelerimiz, internet sitelerimiz, basılmadan el konulan kitaplarımız bu adaletin izini taşıyor. Zihinlerimiz üniversitelerden aralıksız gelen tutuklama ve gözaltı haberleriyle doldu taştı. Şerzan Kurt’u andıkları gerekçesiyle tutuklanan Ege ve Pamukkale Üniversitesi öğrencileri, henüz hangisi olduğu belirtilmeyen bir örgüte üyelikle suçlanan Kocaeli Üniversitesi öğrencileri, parasız eğitim talebinde bulundukları için tutuklanan Ferhat ve Berna, bir eylem sonrasında polisin eylemin tek sanığı olarak tuttuğu, durakta otobüs bekleyen Cihan ve ayrıca “ÖDP, Sosyalist Parti, SDP, TKP, EHP, ESP gibi yasal partilere, Halkevleri, Temel Haklar Derneği, TAYAD, Koordinasyon, İnisiyatifler vb. yasal dernek ve oluşumlara üye veya taraftar”1 olup gözaltına alınan/tutuklanan öğrenciler, bahsi geçen uzun listenin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. İçeride tutulan arkadaşlarımızın cebir hesabını sayılarla yapmak zor; zira bir kısmının serbest bırakıldığı gün diğer bir kısmı tutuklanıyor. Bu kitlesel devir daimde tutuklananlar ve serbest bırakılanların yanı sıra henüz tutuklanmamış olanlara da, yasalar ve YÖK’ün disiplin yönetmelikleriyle pay biçiliyor.

İkiyüzlü kadın politikalarına hayır!

0

Bir süre önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadın örgütleriyle beraber çalışarak “Ailenin” Korunmasına İlişkin Dair Kanunda bazı düzenlemeler yapacaklarını ilan etmişlerdi. Gerçekten de onlarca kadın örgütü, mevcut kanunun eksikliklerine dair ve şiddete karşı gerçekten çözüm olabilecek önerilerini Bakanlık’a göndermişti. Ancak taslağın son halinde Bakanlık tarafından, kadın örgütlerinin önerisiyle kanuna girmesi amaçlanan pek çok husus kaldırıldı. Hatta var olan yasanın bile gerisine düşülerek taslak aleyhimize çevrilmiş durumda, bu da bizlere Bakanlığın gerçek niyetinin kadını korumak olup olmadığını sorgulatıyor.

Maltepe Belediyesi taşeron işçileri direnişte!

0

12 Haziran seçimlerinin öncesinde, CHP’li belediyeler birer birer taşeronluk sistemine geçerken CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da meydanlardan dalga geçercesine taşeronluk 21. yüzyılın ayıbıdır ve kaldırılmalıdır diye sesleniyordu. Taşeron uygulamasına geçen CHP’li belediyelerden birisi de Maltepe Belediyesi.

Ulusal birlik değil, sınıfın birliği!

0

Fransız devrimci Marksist grup Enternasyonalist Sosyalist Grup’un (GSI) Ocak 2012’de yayımlanan 116. sayısının editöryalinin kısaltılarak çevrilmiş halidir.

8 Kasım 2011 tarihinde Strasbourg Üniversitesi’nde bir toplantıya katılan Nicholas Sarkozy şöyle konuştu: “Birçok sıkıntıya ve işsizliğe sebep olan bu krizin ülkemiz için bir şans olduğuna inanıyorum. Daha önce asla kabul edilemez gibi görülen önlemler, artık kabul edilir hale gelmiş durumda.”

Suriye ve Irak sürecinde Kürt sorununda yeni eğilim

0

Suriye’deki devrimci seferberliğin emperyalizm tarafından ne denli kontrol edilebileceği ve ülkenin yapılanmasının ne şekilde değişeceği hala meçhul. Ortadaki çok sayıda ihtimal içerisinde Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulması ve Suriye Kürtlerinin ayrılması ihtimali (şimdilik çok güçlü bir ihtimal olmasa da) gündemde.

Kaynayan kazanın adı PTT

0

Kaynayan bir kazan halindeki PTT’de kapağı kaldıran direnişteki PTT işçileri olmuştu. Yolsuzlukların ve hak gasplarını son hız devam ettiği PTT’deki son süreci hayatı boyunca emekten yana tavır koymuş HaberSen’li bir işçi dostumuz ile değerlendirdik. Şimdi kendisi ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

Avrupa’da genel greve doğru

0

“Bir ülkede işçiler neden genel greve çıkar?” sorusuna verilebilecek her türlü yanıtta sıralanabilecek gerekçeler bugün belli başlı Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde geçerli. Üç yıl önce dünya kapitalizminin derin krizi patlak verdiğinde, bunun geçici, dönemsel bir bunalım değil, sistemin doğasının ürettiği yapısal bir kriz olduğunu ve ayakta kalabilmek için önce üretici güçler (insan, doğa, teknoloji, hatta sermaye) üzerinde büyük bir tahribata yöneleceğini belirtmiştik. İşte bugün bu saldırının ilk sonuçları yaşanmaya başladı.

Hukuk seminerleri devam ediyor

0

Ocak ayının son pazar günü ikincisini düzenlediğimiz hukuk semineri Alibeyköy’de gerçekleşti. Alibeyköy’deki işçilerin katılımı ve sorulan sorular sendikal örgütlülükle hiç tanışmamış işçilerin haklarını arama konusunda ne kadar yoksun kaldığını gösterdi. Genellikle iş için doğudan göçen işçilerden, evde çalışan kadınlara, hızla yükselen hizmet sektöründeki taşeronlardan beyaz yakalılara kadar her kesimden işçinin katılımı mevcuttu. Hatta aramızda UPS’de yeni örgütlenmiş işçiler de vardı.

Devlet eliyle dindar nesiller yetiştirmek!

0

Resmi ideolojinin sağlamlaştırılması ve toplumsal muhalefetin denetim altına alınması için dinden alabildiğine yararlanma ve buna paralel olarak devlet kademelerinde, toplumsal yaşantıda yukarıdan aşağıya denetimli bir İslami politika uygulamaları, devlet eliyle dindar nesiller yetiştirme anlayışı yeni bir şey değil. Bu politikalar milli şef İsmet İnönü döneminde köylerde cenaze namazı kıldıracak imamların bulunmadığından yola çıkılarak imam hatip liseleri ve yüksek İslam enstitüleri kurulmasıyla başladı. “Soğuk Savaş” dönemi devletle dini iyice yakınlaştırdı. İç ve dış komünizm tehlikesine karşı bol keseden din sömürüsü yapılarak komünizmle mücadele derneklerinin dindarlarla dolması sağlandı. Kanlı Pazar ve Sivas’ta olduğu gibi devlet resmi güçlerini bir kenarda tutup kalabalıkları solun ve Alevilerin üstüne saldırttı. Dincilik değil ama dindarlık resmi milli kimliğin tamamlayıcı unsuru oldu. Bu devletçi milliyetçi-muhafazakârlık yorumu 70’lerin ikinci yarısında Aydınlar Ocağı milliyetçi-muhafazakâr Türk ve İslam bileşimini Türk-İslam batı sentezi yaklaşımıyla resmi ideolojinin batıcılığına ve Kemalizm’e bağlamaya çalıştı. İslamcı akım 1970’lerin sonuna dek milliyetçi-muhafazakâr çizgiye güç sağladı. Bu dönemin İslamcılığı anti-komünist seferberliğin hizmetinde etnik-dinsel toplulukları yücelten şoven ve ırkçı damarı güçlü bir akım oldu.

İşten atılan Cerrahpaşa taşeron işçileri direnişe geçti

0

Hükümetin, sağlık alanında uyguladığı politikalar ve gerçekleştirdiği dönüşümler nedeniyle gittikçe sermayeleşen ve kar kapısına dönen sağlık kurumlarında işçi kıyımları artıyor.

Hrant Dink davası kararı: Cinayeti devlet üstlendi!

0

Hrant Dink davası sonuçlandı. Mahkeme, Yasin Hayal’e “tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Erhan Tuncel’e, Dink cinayetinden değil, Yasin Hayal’in Trabzon’da McDonald’s’a koyduğu bombayı imal etmekten 10 yıl 6 ay hapis cezası verdi; sonra hapis cezasını ve tutuklu kaldığı süreyi göz önüne alarak sanığın tahliyesine hükmetti. Tuncel cezaevinden salıverildi.

HES’e karşı tek ses, katliam durdurulsun! – 3

0

Tabiatı yok etmek bol sıfırlı bir çeki doldurmanın karşılığı mıdır? Hidroelektrik santrallerin(HES) neden olduğu doğa talanını önlemek için gece, gündüz, kar, kış demeden mücadele edenler suçlu mudur? Rejim, doğanın yok olmasına ve yaşam alanlarının bozulmasına karşı mücadele edenleri teröristlikle suçluyor ve HES inşaatlarının başladığı günden bu yana kadar talana karşı mücadele eden 1024 kişiyi mahkemelerde yargılıyor.

Diyarbakır’da JİTEM kemikleri

0

Tayip Erdoğan bugün (31.01) partisinin genişletilmiş il başkanları ile yaptığı toplantısında, CHP’yi Kürt sorununa dair eleştirmekteydi. Erdoğan: “‘Aman diyeyim Kürt sorununu çözme!’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.” diyerek Kürt sorunundaki sözüm ona demokratlığını yine ifade etti.

“Hayaldi, gerçek oldu”: Sağlıkta prim dönemi başlıyor!

0

2008 yılında eylemler yaparak protesto ettiğimiz SSGSS yasasının sağlıkta dönüşüm programı bu yıl itibariyle tamamlandı. Böylece, bilinmeyen bir gelecekte zuhur edecekmiş gibi sunulan sağlıkta prim ödeme sistemi 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren uygulamaya girdi. O zaman, sol örgütler, sendikalar ‘felaket tellalleri, bedava yaşama heveslileri, yan gelip yatarken emekli olmak isteyenler’ olarak addedilirken, burjuvazi bir hayalini daha gerçekleştirmiş oldu. Zaten iktidarın ustalıkla hazırlanmış sloganı da bu değil miydi?

Roboski Katliamı’nda hangi noktadayız?

0

Şırnak Uludere’nin Roboski köyünde 28 Aralık 2011’de yaş ortalaması 18 bile olmayan, yani önemli bir kısmının çocuk olduğu 34 sivil, savaş uçakları ile bombalanarak katledilmişti! Sosyal paylaşım siteleri ve yabancı basın katliamın hemen ardından haberi işlerken ulusal basın yine hükümetten izin çıkana kadar katliam ile ilgili kısa bir haber, basit bir alt yazı dahi geçmeyecekti. Bugün, dede mesleği kaçakçılıktan başka çaresi olmayan insanların katledilişinin ikinci ayındayız. Pekiyi, o günden bugüne katliamın soruşturulması ve suçluların cezalandırılması adına neler yapıldı, hangi noktaya gelindi?

İnşaat – Şantiyede iş güvenliği yok

0

Merhaba, ben bir inşaat firmasında altı yıldır çalışıyorum. Bu mektubumda, şantiyede iş güvenliği ile ilgili yaşadığımız sorunlardan bahsetmek istiyorum. İnşaat sektöründe, iş kazaları çok olur. Çünkü fazla para harcamamak için patronlar bütün kuralları ihlal eder. Örneğin gerekli kıyafetler verilmez, tuvaletler, yemekhaneler temiz değildir. Sabun bile alınmaz çoğu zaman.

Diktatörlüğe karşı mücadele eden Suriye halkı

0

Tunuslu devrimcilerin girişimiyle hazırlanan aşağıdaki bildiri, Suriye’de zalim Baas diktatörlüğüne karşı mücadele eden ve bugüne kadar binlerce devrim şehidi veren Suriye halkıyla dayanışmak ve Suriye devrimini desteklemek için uluslararası bir kampanyanın ilk adımı olması umuduyla kaleme alınmıştır. İşçi Cephesi olarak Türkiye’deki bütün devrimci güçlere ve işçi örgütlerine Suriye Devrimi’yle dayanışma ve devrimi destekleyen bir kampanya başlatma çağrısında bulunuyoruz (İC).

Sermayeye değil, emekçilere özgürlük

0

Güvencesiz, örgütsüz, geleceksiz çalışmak yazgımız değil

“Daha önce de gördüğümüz gibi, şimdiye kadar bütün toplum biçimleri ezen ve ezilen sınıflar arasındaki karşıtlıklar üzerine kurulmuştur. Ne var ki, bir sınıfı ezebilmek için bile, o sınıfa hiç değilse köle hayatını sürdürmesini mümkün kılacak belli koşulları sağlamak gerekir. Serflik döneminde serf kendini komün üyeliğine yükseltebilmişti; küçük burjuva, feodal istibdat altında burjuvalaşmayı başarmıştı. Modern emekçi ise, sanayinin ilerlemesiyle durumunu düzelteceği yerde, aksine kendi sınıfının hayat koşullarının gitgide daha altına düşmektedir; sadakaya muhtaç olacak ölçüde yoksullaşmaktadır ve bu yoksullaşma nüfustan da, servetten de daha hızlı gelişmektedir. İşte burjuvazinin kendi varoluş koşullarını topluma zorla, mutlak bir kanun olarak benimsetmesinin artık mümkün olmadığı, toplumun hakim sınıfı olma yeteneğini kaybettiği burada açıkça ortaya çıkıyor. Burjuvazi hüküm sürebilecek halde değildir; çünkü kölesine köleliği içinde dahi yaşama imkanı sağlayamamaktadır; çünkü kölesi onu besleyeceği yerde, o kölesini beslemek zorunda kalacak kadar kölesinin sefalete sürüklenmesinin önünü alamamaktadır. Toplum artık bu burjuvazinin hakimiyeti altında yaşayamaz; bir başka ifadeyle, burjuvazinin varlığı toplumla artık bağdaşmamaktadır.” K.Marx

Van’da normale dönen ne?

0

23 Ekim ve 9 Kasım 2011’de Van’da yaşanan depremlerin üzerinden üç aya yakın zaman geçmiş olmasına rağmen bölgedeki sorunlar çözülebilmiş değil. Ne barınma, ne sağlık ne de beslenme ile ilgili sorunlara kalıcı bir çözüm bulunmuş değil.

İş güvencesi ve insanca yaşayacak ücret!

0

AKP,Kasım 2002’de hükümet olduğunda işsiz sayısı 2 milyon 636 bin ve işsizlik oranı da yüzde 11,4 idi. Hükümetin birinci yılı sonunda, 2003 yılı tamamlandığında işsizlik oranı 10,3 ve işsiz sayısı 2 milyon 396 bin olarak gerçekleşti. Aradan on yıl geçti. En son açıklanan rakamlara göre işsiz sayımız 2 milyon 554 bin ve işsizlik oranı da yüzde 9,1 oldu. Hükümetin ilan ettiği Orta Vadeli Program’a göre de önümüzdeki üç yıl boyunca işsizlik oranı yüzde on civarında olacak. Kısaca AKP ile; az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. On senede gide gide ancak bir arpa boyu yol gittik…

“Türkiye ihracat rekoru kırdı” ya da “istatistiksel jimnastik “

0

Hemen her gün televizyonlarda ya da hükümet sözcülerinin dilinde Türkiye’nin adeta şahlanmış bir şekilde kırdığı bir dizi rekor sunuluyor.

Ya büyüme ya da ihracatta rekorlar birbiri ardına kırılıyor. Kimsenin aklına “ya madem bu kadar rekorla ilerliyoruz, her şey iyi güzel de, neden bizim gelirlere, hayat standartlarımıza yansımıyor bu durum?” sorusunun gelmeyeceğini düşünüyor olmalılar. Nitekim her geçen gün daha fazla çalışmasına rağmen, hem borcu hem de ücretlerinin değişim değeri yıllar içinde eriyen insanların da sayısı artıyor. İşsizlik oranları son 30 yılın en yüksek düzeyinde seyrediyor.

Cezaevleri doldu, taştı!

0

Türkiye adeta cezaevine döndü. Cezaevleri tutuklu ve hükümlülerle dolu. Adeta tuttuklarını cezaevine atıyorlar. Cezaevlerinde kapasitesinin çok üstünde tutuklu ve hükümlü var. Bir örnek vermek gerekirse; Gaziantep cezaevinin kapasitesi 450 iken cezaevinde yatan tutuklu ve hükümlü sayısı 1650, yani kapasitesinin neredeyse dört katı. Aralık 2011 verilerine göre yaklaşık yedi bini siyasi olmak üzere 128 bin kişi cezaevlerinde bulunuyor. Mevcut kapasite ise yaklaşık 117 bin kişi. Halihazırda farklı tip ve özelliklerde tam 370 adet cezaevi mevcut. Hükümet bu yıl 20 adet daha cezaevi yapmayı planlıyor. Bir yandan KCK operasyonları da hız kesmeden devam ediyor. Yargılamalar da uzayıp gidiyor. Tutukluluk sürelerinin uzunluğu nedeniyle cezaevlerinde tutuklu sayısı hükümlü sayısını aşıyor. Tutukluluk infaza dönmüş durumda.

JİTEM, Ergenekon ve İnternet Andıcı

0

Önce Ahmet Şık ve Nedim Şener, Oda TV Davası kapsamında tutuklandı. Ardından Hrant Dink davası “örgüt yok, cinayet bireysel” kararı verilerek sonuçlandı. Böylece bu davalarla doğrudan bağlı olan Ergenekon davası üzerindeki kara bulutlar daha da yoğunlaşmış oldu. Bu çerçevede Ergenekon davasına bakışta üç farklı görüş olduğu söylenebilir: 1) Ergenekon davası fasa fisodur. Gelişmeler bunu doğrulamaktadır. 2) Dava başlangıç olarak doğrudur ama sulandırılmaya çalışılmaktadır. 3) Davaya konu olan her şey başından sonuna kadar doğrudur…

ABD’nin Irak işgali ardından kalanlar…

0

ABD, askerlerini Irak’tan tamamen çekti. ABDnin Iraktaki işgali tam 9 yıl sürdü.

Peki, neydi işgalin bahanesi?

Kitle imha silahları yani nükleer silahlar!

Türk-İş Genel Kurulu üzerine

0

İşçi sınıfının 2012 kaderinin bir etkileyeni, 2011’in son ayında, Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’in genel kurulu ile belirlenmiş oldu. Türk-İş genel kurulu, mevcut bürokrasinin ve ona karşı gelen Sendikal Güç Birliği Platformu’nun adaylığı ile Aralık ayında gerçekleşti. Pek çok gözlemcinin bugüne değin yaşanan en heyecansız Türk-İş kongresi olarak nitelediği kongre, mevcut bürokrasinin seçimleri 223 oyla kazanışı ile sonuçlandı. Sendikal Güç Birliği ise 127 oy alabilmişti.