Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin bağımsız Belediye Başkanı İdris Lütfü Melek ile bir görüşme gerçekleştirdim. Kendisi 15 yıllık dostumdur. Geçmişte o muazzam Çamlıhemşin’i birlikte gezmişliğimiz, Kaçkar’ın eteklerine tırmanmışlığımız, anlatılması gerçekten zor güzelliğiyle Yukarı Kavron, Elevit, Ayder yaylalarının gecesinde soba başında uzun sohbetler etmişliğimiz, buz gibi sularında yüzmüşlüğümüz, köy evinde yeni açmış kabak çiçeğinden dolma yapıp yemişliğimiz var.
Haiti halkı Karayip korsanlarıyla mücadele ediyor
Bu yılın Ocak ayında 200 binden fazla insanın ölümüne yol açan ve üç milyondan fazla insanın da evsiz kaldığı veya yaralandığı bir depremle sarsılan Haiti halkı, yaklaşık üç hafta önce en az 21 kişinin ölümüyle ve 6500 kişinin evsiz kalmasıyla sonuçlanan bir kasırganın yaralarını da sarmaya çabalıyor.
Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası meclis önünde protesto edildi
Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’na ilişkin olarak daha önce gazetemizde yazmıştık. Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği talana açan bu tasarı, hidroelektrik santrallerinin inşasında yaşanan güçlüklerin ardından kanunlaşması için hızla meclis gündemine taşındı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 Kasım protestosu ve teknopark gerçeği
5 Kasım Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’nde Tayyip Erdoğan’ın bizzat katıldığı Teknopark açılışı onlarca polis, tanklı araçlar, biber gazları, işbirlikçi rektör ve yanlı akademisyenler desteğiyle gerçekleşti.
Başbakan üniversitelerden dışarı!
Aralarından su sızmayan Başbakan ve rektörler, geçtiğimiz günlerde Dolmabahçe’de bir kahvaltı vesilesiyle yine bir araya geldiler. Onlar aralarında ne konuştu bilinmez ama ne konuşmadıkları bizler için açık.
Tekel işçilerine saldırı
4C’ye ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnişlerini İstanbul 4. Levent’teki Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde sürdüren Tekel işçileri, direnişlerinin 52. gününde (24 Kasım Çarşamba) bir saldırıya maruz kaldı.
Aile hekimliği uygulaması başladı
Aile hekimliği uygulaması 1 Kasım 2010 tarihi itibariyle başta İstanbul olmak üzere tüm ülkede hayata geçirildi.
Pekiyi, nedir bu aile hekimliği? Neden böyle bir uygulama getirildi? Sağlık ocaklarımıza ne oldu? Herkesi kapsayacağı söylenen bu uygulamadan kim, ne kadar yaralanabiliyor?
Kör gözlü adalet ve Pınar Selek
1998 yılında Mısır Çarşısı’nda bir patlama meydana gelmişti. Bu patlamada 7 kişi ölmüş, 120 kişi de yaralanmıştı. Açılan soruşturmada Pınar Selek de yargılanmış ve beraat etmişti.
Zorluklar, mücadeleler ve yenilgiler ile dolu bir yılın ardından: Kavga bitmedi, pekiyi, nasıl sürecek?
2009’dan 2010’a kalan miras
2009 yılı biterken hükümet krize karşı patronları destekleyen yasaları hiç zorluk yaşamadan çıkarmıştı. Mart 2009 Yerel Seçimleri biter bitmez 6. Ekonomi Paketi açıklanmış, böylece işten çıkarmalar kolaylaşırken, patronlara vergi indirimleri gelmiş, patronlar kısa çalışma ödeneği ile maaş ödeme yükünden dahi kurtulmuşlardı. İşsizlik fonu ise, sözüm ona tedbir amacıyla patronlara açılmıştı.
25 Kasım’da kadınlar Ankara’daydı!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadına yönelik şiddetin sona ermesi talebiyle İşçi Cephesi’nden Kadınlar olarak biz de Ankara’daydık. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun ayarladığı otobüsle Ankara’ya varan bizler İzmir, Bursa ve Eskişehir’den gelen kadınlarla birlikte TBMM önünde taleplerimizi haykırdık.
Perhiz ve lahana turşusu: Sosyalist Küba ve 500 bin işsiz
Geçtiğimiz günlerde 500 bin emekçinin işten çıkarılması haberiyle tüm kamuoyu gözünü Küba’ya çevirmişti. Bu hiç de azımsanacak bir sayı değildir; çünkü emekçi kesimin yüzde 10’una tekabül etmektedir. Dahası, önümüzdeki beş sene içerisinde bir bu kadar daha işçinin işsiz kalması bekleniyor. Pekiyi, dünyada sosyalizm iddiasındaki ender ülkelerden biri olan Küba’da işsizlik ne şekilde okunmalıdır?
İttifaklar ve cepheler üzerine bazı sorular
Referandum sürecinde yaşanan politik ittifaklar ve cepheler tartışmasının ardından, seçim sath-ı mailine girildikçe, bu konu yeniden önem kazanmış durumda. Bir yanda “üçünce cephe” tartışmalarının sürdüğü, diğer yandan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın CHP-BDP-ÖDP-EMEP ittifakını gündeme getirdiği bir ortamda, Hakkı Yükselen’in ittifaklar ve cepheler sorununa dair yazısının, devrimci Marksist perspektifin köşe taşlarını parlak bir biçimde çizdiğini düşünüyoruz. İC Yayın Kurulu
TEKEL işçisi: “Mücadeleleri Birleştirelim!”
Tekel işçileri tarafından her pazar düzenlenen “meşaleli yürüyüş”lerin dördüncüsü 7 Kasım Pazar günü, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirildi.
İşçi Cephesi okurları Ekim devrimini andı
Ekim devriminin 93. yıl dönümünde İşçi Cephesi okurları Ekim devrimini anmak, dünyada ve Türkiye’deki güncel sınıf mücadelesi ile Ekim devrimi arasındaki bağı tartışmak üzere, 7 Kasım günü İstanbul’da bir araya geldi.
İstanbul’da üniversiteli öğrencilerden YÖK protestosu
5 Kasım Cuma günü çeşitli üniversitelerden bir araya gelen öğrenciler, 29. yılında üniversitelerde baskı rejiminin bekçisi YÖK’ü protesto ettiler. Öğle saatlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusu önünde toplanan öğrenciler, kampustan çıkan İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle birleştiler.
Gerçek gazetesine yanıt ve Cephe sorunu
Gerçek gazetesinin internet sitesinde 3 Kasım 2010 tarihli ve Sungur Savran imzalı, “Devrimci Marksizm yol ayrımında” başlıklı, devrimci sol hareketin çocukluk döneminden kalmışa benzeyen, oldukça sekter bir yazıyla karşılaştık. Savran bu yazısında, “Kökeni devrimci Marksist olan akımların bazılarında inanılması zor gelişmeler yaşanmakta” olduğunu belirtip DSİP, Marksist Tutum, TBİP ve gazetemiz İşçi Cephesi‘ni farklı başlıklar altında “eleştiriyor” ve “Türkiye’de devrimci Marksizm alanından gelen örgütler, burjuvazinin iç savaşının karmaşık dehlizlerinde yollarını yitirmişlerdir” sonucuna ulaşıyor.
25 Kasım: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Sürüyor
Dünyada ve Türkiye’de her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor ve kendilerine yönelik bu şiddet genellikle kendilerine en yakın erkekler (baba, eş, sevgili) tarafından gerçekleştiriliyor.
Birçok kadın kendisine yönelik bu şiddetin sonucunda ölüyor ve/veya kasten öldürülüyor.
Devletin yeniden yapılanması açısından HSYK seçimleri
Öncelikle şu soruyu sorabiliriz: Neden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kim(ler) tarafından, hangi usullere göre seçileceği bu kadar gürültü koparıyor? HSYK’yı bu kadar önemli kılan nedir?
1980’den 2010’a: Türkiye siyasetinin ve Sol’un şekillenişi
Kapitalist sistem, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. En koyu kapitalist düzen savunucuları dahi bu gerçeği ifade etmek zorunda kalıyor. Krizin ne zaman, ne şekilde son bulacağı belirsiz. Geride bırakacağı enkaza dair ise şu ana kadar yarattığı tahribattan hareketle oldukça karamsar senaryolar çizilmekte.
Üniversiteler ve türban
Her şey İstanbul Üniversitesi’nde bir öğrencinin türbanı nedeniyle dersten çıkarılması ile başladı. Konuyu görüşen YÖK bir karar alarak İstanbul Üniversitesi’ne şu yazıyı gönderdi: Öğrenci “disiplin yönetmeliğine aykırı” durumu nedeniyle sınıftan çıkarılamayacak ve çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılacak.
Mesafe’nin yeni sayısı “Enternasyonalizm” diyor
Enternasyonal Yayıncılık, üç aylık sosyalist düşünce dergisi Mesafe‘nin güz sayısını bu ay çıkardı. Son iki sayıda Kürt ulusal sorununu işleyen Mesafe‘nin yeni sayısının dosya konusu, Enternasyonalizm. Bu konunun, tercih sebebine kaynaklık eden ehemmiyeti ise derginin “Bu sayı” sunuş yazısında şu sözlerle ifade ediliyor:
Küresel krizin sonuçlarından biri daha: Yükselen ırkçılık ve Viyana örneği
Avusturya’nın Viyana şehrinde 10 Ekim günü Eyalet ve Bölge Belediye Meclisi Seçimleri gerçekleşti ve aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) bu seçimden oyunu geçen senelere göre yükselten tek parti olarak çıktı. Şu anda iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’nin oyu yüzde 5 oranında azalırken FPÖ’nün oyu yüzde 15 arttı, dolayısıyla meclisteki koltuk sayısı da.
Fransa’da reform yasalaştı ama mücadele sürüyor
Hükümetin krizi bahane ederek geçtiğimiz yıl açıkladığı emeklilik reformuna karşı toplumsal direniş, birçok engelleme çabasına ve yaşanan zorluklara rağmen sürüyor; ancak hareketin geleceği ile alakalı tedirginlik de gün geçtikçe artıyor. Bu tedirginliğin artmasında en büyük pay elbette hükümete, sendikalara, ana akım medyaya ve burjuva-reformist partilere düşüyor.
Gece süresi ve gece çalışmaları
“MADDE 69. – Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’da başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.” “İşçilerin gece çalışmaları yedibuçuk saati geçemez.”
Aşamaların Marksist çözümlemesi
Bir ülkede, bir kıtada ya da dünyada veya bir sanayi sektöründe, bir fabrikada hatta bir okulda ya da fakültede izleyeceğimiz politikaları formüle edebilmek için önce içinde bulunulan sınıf mücadelesi aşamasının dikkatli bir tanımını yapmamız gerekir.
Metal – Patron gözünü mesailerimize dikti
Patron gelen siparişlere göre günlük bir üretim adedi belirliyor. Bunu da üretim sorumlularına vererek bu üretim adeti bugün bitecek diyor. Tabii işçiyi düşünen yok.
Kargo – Merhaba İşçi Cephesi okurları
Ben Ankara’dan gazetenin takipçisi bir çalışanım. Yaklaşık 1 ay önce bir yayınevinde işe başladım. Üniversite mezunu olmama rağmen günümüz koşullarında torpil olmaksızın kişinin kendi kapasitesini kullanarak işe girmesinin mümkün olmadığı bir ortamda, kendi bitirmiş olduğum bölümle hiç alakası olmayan, bir işte çalışmaktayım…
Hizmet – Patrona karşı her zaman daha disiplinli daha güçlü durmalıyız!
Merhaba,
Ben özel bir okulda temizlik işçisi olarak çalışıyorum. Bu okulda işe başlayalı bir sene oldu. Başladığımdan beri mesai ücretini almıyoruz, hep esnek çalışıyoruz. Bu durumu hep arkadaşlarıma anlatmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımsa bana başlangıçta “sen bizim düzenimizi bozuyorsun” diyorlardı…
YÖK’e karşı mücadele ve 6 Kasım’ın anlamı
6 Kasım, Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) yeni bir yıldönümü olacak. Tarihsel hafızamızı yenileyecek olursak, YÖK 1981’de “yüksek öğretim kurumlarını organize etmek ve bütün birimleri merkezi bir yönetim altında toplamak” ve “dönemin siyasal sorunlarının eğitimde yarattığı yıpranmayı acil bir reformla gidermek” amaçlarını taşıyarak kurulmuştu. Peki, YÖK’ün tarihteki izleri nasıl oldu?
“Siz ne komünist ne de liberalsiniz” diyorlar; biz ise “işsiziz” diyoruz!
Merhaba, ben Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi Bölümü öğrencisiyim. Beş yıllık eğitimim bitmek üzere ve derin bir işsizlik kaygısı var. Ancak bizimkisi sizinkinden biraz daha farklı…
Devlet Tacizine Karşı Suskun Değil Öfkeli, Yalnız Değil Örgütlü!
Geçtiğimiz hafta akşam saatlerinde SDP Genel Merkez Kadın Koordinasyonu üyesi kadın arkadaşımız evine giderken sokakta kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından darp edilerek tacize uğramıştır. Arkadaşımız, bağırışlarını duyan mahallelilerin gelmesiyle tecavüzden kurtulmuş, yaşadığı bu travmatik olaydan ötürü ise hâlâ psikolojik tedavi görmektedir. Bu olay gösteriyor ki, ülke çapında giderek artan taciz tecavüz vakaları, Kadıköy gibi merkezi, metropol semtlerde dahi bu denli pervasızca yaygınlaşmış düzeydedir. (…)
Emeklilikte bugün ve 40 yıl sonra!
Emeklilikte tek ya da en önemli sorunun yaş gibi sunulması, tartışılması, “hangi taleplerle, nasıl bir mücadele izlenmeli?” konusunda ciddi yanlışlara neden olmakta. Kuşkusuz çalışanların kaç yaşında emeklilik hakkını kazanacağı çok önemli bir konu. Nitekim işçi örgütleri “mezarda emekliliğe hayır!” sloganıyla başından itibaren bu konudaki haklı tepkilerini ortaya koydular, koyuyorlar.
UPS işçilerinin mücadelesi son hız devam!
UPS işçilerinin direnişine 10 Ekim’de uluslararası boyutta verilen destekten sonra 17 Ekim’de de futbol takımlarının taraftarlarından destek yürüyüşü geldi. Slogan atarak Galatasaray’dan Taksim meydanına yüründü. Eyleme katılan taraftar gruplarından “GS Tek Yumruk”, “BJK Halkın Takımı”, “Beleştepe”, “FenerbahCHE”, “Adana Demirspor İstanbul”, “Forza Livorno” ve Spor Emekçileri Sendikası yürüyüş boyunca UPS işçilerini destekleyen tezahüratlarda bulundular.
Bir isyanın hikâyesi: Halkın Çığlığı (Paris Komünü – I)
“Paris işçisi, Komünü ile birlikte, yeni bir toplumun şanlı öncüsü olarak her zaman yüceltilecektir. Ölülerinin anısı, işçi sınıfının büyük yüreğinde sevgi ve saygı ile korunmuştur. Kıyıcılarına gelince, tarih onları daha şimdiden sonsuz bir teşhir direğine çivilemiştir ve rahiplerinin tüm duaları onların günahlarını bağışlatamayacaktır” diyor Karl Marx Paris Komünü’nü anlatırken. 18 Mart 1871’de başlayan ayaklanma; yenilmesine rağmen, proleter enternasyonalizminin en önemli örneklerinden birini, komünü, vermiştir. III. Napolyon’un Sedan’da aldığı yenilgi ve Prusya ordusu tarafından sürdürülen kuşatma, açlık ve sefalet, Parisli yığınları yeni bir düzen için ayaklanmaya ve sonraki kuşaklar için de büyük öğreticiliği olacak deneyimleri işçi sınıfının belleğine kazımaya itmiştir.
“Durgun Sulara Yolculuk” yeni başlıyor…
Burdur Gölü çevresinde, 23-26 Ekim tarihleri arasında Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu’nun yürütücülüğünü üstlendiği Doğayı Pedalla Koru Projesi kapsamında “Durgun Sulara Yolculuk” adlı bir bisiklet turu gerçekleştirildi. Maddi olarak Birleşmiş Milletler Küçük Destek Programı’yla desteklenen proje, doğa bisikletçiliğinin doğa koruma faaliyetlerinde etkin bir araç olarak kullanılmasının teşvikini amaçlıyor.
İleri Demokrasi: ‘Barışçıl’ Karşıdevrim!
Hükümet ‘ileri demokrasi’ye ulaştığımızı ilan ederken, gerçekte ezilen ve sömürülen kesimlere karşı pervasız bir saldırı programı uyguluyor
Hükümet geçtiğimiz günlerde 2011 yılı için, çalışanlara ve emeklilere yaptığı zam oranını açıkladı. Açıklanan komik rakamlar, öyle görünüyor ki, Başbakan’ın da içine sinmemiş.
Demokrasi yanılsaması ve KCK davası
24 Aralık 2009’da başlayan KCK operasyonu kapsamında, PKK’nin çatı örgütü KCK’ye (Koma Civakên Kurdistan / Kürdistan Halklar Konfederasyonu) üye olmaları öne sürülerek, BDP’li belediye başkanlarının, Kürt aydın ve sanatçıların ve eski milletvekillerinin bir bölümünün de içinde bulunduğu 151 kişi tutuklanmıştı. 18 Ekim günü ise KCK davası, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davanın ilk iki haftası iddianeme özetinin okunmasıyla geçerken, “sanıkların” anadillerinde savunma vermesine ise izin verilmedi. Son iki haftalık süreç bu şekilde işlerken, bu dava neyin bir ürünü olarak belirmekte ve yine buna karşı tepkileri hangi minvalde yükseltmek gerekmekte?
Bir adım ileri, kaç adım geri?
Televizyonlarda daha önce hiç bu kadar yoğun bir şekilde tartışılmış ya da konuşulmuş mudur bilinmez, ama neredeyse her gün Kürt sorununun çözümünden bahsediliyor. Bahsedilen ise yine aynılaşmış durumda; akan kanın durması, Türkiye’nin bölgede etkin bir güç olması için Kürt sorununun çözülmesi gerektiği, Kürtlerin Türklerle eşit vatandaş olduğu, bunun önündeki engellerin birer birer kaldırılması gerektiği vs.
Yıl 2007, günlerden 19 Ocak…
Hrant Dink, Agos Gazetesi’ne giderken Ogün Samast isimli tetikçi tarafından katledildi. O gün çocuktan katil yaratanlar ise şimdi katilden çocuk yaratma çabasında…
Solda yenilgi ve yenilenme tartışmaları, ya sınıf mücadelesi?
Referandum sürecinde solun tutumu Evet, Hayır ve Boykot olmak üzere üçe bölünmüştü. Referandumun ardından ise bu üç eğilimin referandum değerlendirmelerinin, farklı sebeplerden yola çıkıp farklı sonuçlara ulaşmış olsa da kesiştikleri bir nokta mevcut: Referandumda sol yenilmiştir ve artık sosyalist kamp içerisindeki bazı yapıların sosyalistliklerinden bahsetmeye gerek kalmamıştır.
Tekel işçilerinin direnişi sürüyor
Bildiğimiz gibi Tekel işçileri sendikalarının işbirlikçi tavrı, 4-C ye imza atan işçilerin işbaşı yaptırtılmamış olması ve ekim ayı itibarıyle işsizlik ödentisinin kesilmesi nedeniyle 4 Ekim 2010 tarihinden itibaren Tek Gıda-İş Sendikası’nın İstanbul 4. Levent’teki Genel Merkezi önünde süresiz oturma eylemi kararı almışlardı. Farklı illerden temsilciler olarak gelip oturma eylemine başlayan işçiler, öncelikle diğer arkadaşlarını da yeniden direnişe çağırdılar ancak ekonomik zorluklar ve işçilerin önemli bir bölümünün geçici işler bulmuş olması nedeniyle bu çağrıya çok fazla geri dönüş olmadı.
Suç bataklığı devlet: Asalak bürokratlar, hükümet ve kukla oyuncusu patronlara dair
Hükümet elektronik kelepçe (e-kelepçe) tasarısıyla gündemde. Bu sayede kelepçe takılan tutukluların her an izlenebileceği dile getiriliyor. Ayrıca tasarının yasalaşmasıyla, 1 milyon 100 bin TL tasarruf edileceği ve 35 bine yakın tutuklu ve hükümlünün serbest kalacağı söyleniyor.
Huzur doldu içimiz, değil mi? Demokrasi rayına oturuyor, “insanca ceza” yöntemleri geliyor. Peki, nedir bu ceza makinesi? Toplum neden suç üretiyor? Neyi ıslah etmeye çalışıyor hükümet?
Özelleştirmelerde “Durmak Yok Yola Devam”!
Türkiye’de sermayenin yıllardır özlemini çektiği özelleştirmeler, hepimizin şahitliğinde AKP hükümeti tarafından gerçekleştiriliyor. Ülke tarihinin en kapsamlı ve en hızlı kamu mülk ve kaynaklarının satışını gerçekleştiren hükümet, “Durmak yok, yola devam” sloganı ile içinde dokuz otoyolun ve iki boğaz köprüsünün bulunduğu yeni özelleştirme paketini duyurdu. Hükümet yapmış olduğu anayasa değişikliğinin de rüzgârını arkasına alarak, özelleştirme paketi ile ilgili çalışmaların 31 Aralık 2012’ye kadar bitirileceğini açıkladı.
Mesafe’nin Yeni Sayısının Dosya Konusu: Enternasyonalizm
Mesafe’nin 6. (Güz) sayısının dosya konusu enternasyonalizm. Bu sayımızda siz okurlarımıza, enternasyonalizmin ideolojik ve politik temellerini, IV.Enternasyonal’i ve onun kuruluş sürecini ve evrimini, temel tezlerini, politik-programatik yönelimlerini tanıtan bir sayı hazırlamaya çalıştık.
Tecavüzlere ortak olmayalım!
Her gün, onlarca kadına tecavüz haberiyle uyanıyoruz. Tecavüz olaylarının ortak yanları çok; tecavüzcüler çoğunlukla akraba ya da polis, asker, jandarma, korucu, üst düzey yetkili erkekler… Tecavüze yardım edenler komşular, aile bireyleri… Ortak noktalar faillerle sınırlı değil, tecavüze uğrayan kadınlar, uğradıkları cinsel şiddet yetmezmiş gibi öldürülüyorlar ya da zorla intihar ettiriliyorlar (!) Bitmiyor! Çoğu davada sanıklar rüşvet verilirmiş gibi haksız tahrik indirimiyle hafif cezalar alıyorlar, hâkimlerce ‘mağdurun da rızası varmış’ diyerek salınıveriyorlar. Yetmiyor! Televizyonda tecavüz sahneleri dizilerde dakikalarca tekrar tekrar gösteriliyor, programlarda tecavüz sanki bir eğlence aracıymışçasına işleniyor. İzleyenler gülüyor, sunanlar gülüyor. Tecavüz edenler yalnızca tecavüzcüler mi oluyor?
TEKEL işçilerine destek yürüyüşü: “Çağırımızdır!”
ÇAĞIRIMIZDIR!
28.10.2010
Tek Gıda İş sendikası önünde kurduğumuz çadırlarda sürdürdüğümüz direnişimizin bugün 25. günü. “4-C’ye hayır, işimizi ve haklarımızı istiyoruz!” talebiyle sürdürdüğümüz direnişimizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz.
Sesimizi duyurmak için yaptığımız yürüyüşlerin 3.sünü bu hafta Taksim’de gerçekleştireceğiz. Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Taksim Tramvay Durağı’na yürüyecek ve basın açıklaması yapacağız.
Örgütlü kadınlara yapılan polis baskısına son!
14 Ekim günü Alibeyköy’deki işlek bir caddede takip edilen Yeni Demokrat Kadın Hareketi’nden (YDK) Deniz Gülünay, polis olduğunu söyleyen kişilerce kaçırılmak istendi. Evine giderken arkasından gelen aracın kendisini takip ettiğini fark ettiğini, arkasını döndüğü sırada ise araçtan sarkan bir kişinin kendisini tutup kaçırmaya çalıştığını anlatan Gülünay, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başına gelecek herhangi bir olaydan Emniyet Müdürlüğü’nü ve İstanbul Valiliği’ni sorumlu tutacağını açıkladı.
Ekvador dersleri
30 Eylül’de Ekvador’da Rafael Correa hükümetinin çıkardığı Kamu Personeli Yasası’na karşı başlayan ve bizzat devlet başkanının öfkeli protestoların ve göz yaşartıcı bombaların etkisi altında Polis Hastanesi’nin bir odasında koruma altına alınmasıyla gelişen polis ayaklanması, dünya solunda yankı ve tedirginlik uyandırdı.
Türkiye İşçi Örgütlerine
Uluslararası İşçi Birliği-Dördüncü Enternasyonal (UİB-DE/LIT-CI) Uluslararası Sekreterliği, 9 Şubat 2010 tarihinde “Türkiyeli İşçilere ve İşçi Sınıfı Örgütlerine” başlıklı bir bildiri yayımlayarak, bugün Uluslararası Birlik Komitesi’nin İspanya ve Türkiye bileşenlerini oluşturan Lucha Internacionalista (Enternasyonalist Mücadele) ile İşçi Cephesi‘nin, neden LIT-CI dışında bulunduklarına ilişkin açıklamalarının (bak. UBK Kuruluş Deklarasyonu) doğru olmadığını ve “iddialarının aksine, siyasi sebeplerle değil, müsebbibi oldukları ciddi ahlaki nedenlerle LIT-CI’nin dışında” olduklarını ileri sürmüştür. Bildiride LI ve İC’ye ahlak suçlamaları yöneltilmiş olduğundan, LIT-CI’nin bu açıklamasını yanıtlamak bir zorunluluk haline gelmiştir.
To the Turkish working class organizations
International Workers League – Fourth International (IWL-FI/LIT-CI) International Secretariat has issued on February 9th, 2010 a declaration named “To the Turkish Workers and Working Class Organizations” claiming that the reasons that the components of the International Liaison Committee [Internationalist Fight of Spain (IF) and Workers Front of Turkey (WF)] have stated in their Foundation Declaration (http://luchainternacionalista.org/spip.php?article715) on why they are out of the IWL-FI are false and “contrary to their claims they are out of IWL-FI not because of political reasons but for serious moral problems they have caused”. As there are accusations of moral against IF and WF, it is now obligatory to respond to the International Secretariat of the IWL-FI.












