Ana Sayfa Blog Sayfa 112

YÖK’e karşı mücadele ve 6 Kasım’ın anlamı

0

6 Kasım, Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) yeni bir yıldönümü olacak. Tarihsel hafızamızı yenileyecek olursak, YÖK 1981’de “yüksek öğretim kurumlarını organize etmek ve bütün birimleri merkezi bir yönetim altında toplamak” ve “dönemin siyasal sorunlarının eğitimde yarattığı yıpranmayı acil bir reformla gidermek” amaçlarını taşıyarak kurulmuştu. Peki, YÖK’ün tarihteki izleri nasıl oldu?

“Siz ne komünist ne de liberalsiniz” diyorlar; biz ise “işsiziz” diyoruz!

0

Merhaba, ben Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi Bölümü öğrencisiyim. Beş yıllık eğitimim bitmek üzere ve derin bir işsizlik kaygısı var. Ancak bizimkisi sizinkinden biraz daha farklı…

Devlet Tacizine Karşı Suskun Değil Öfkeli, Yalnız Değil Örgütlü!

Geçtiğimiz hafta akşam saatlerinde SDP Genel Merkez Kadın Koordinasyonu üyesi kadın arkadaşımız evine giderken sokakta kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından darp edilerek tacize uğramıştır. Arkadaşımız, bağırışlarını duyan mahallelilerin gelmesiyle tecavüzden kurtulmuş, yaşadığı bu travmatik olaydan ötürü ise hâlâ psikolojik tedavi görmektedir. Bu olay gösteriyor ki, ülke çapında giderek artan taciz tecavüz vakaları, Kadıköy gibi merkezi, metropol semtlerde dahi bu denli pervasızca yaygınlaşmış düzeydedir. (…)

Emeklilikte bugün ve 40 yıl sonra!

0

Emeklilikte tek ya da en önemli sorunun yaş gibi sunulması, tartışılması, “hangi taleplerle, nasıl bir mücadele izlenmeli?” konusunda ciddi yanlışlara neden olmakta. Kuşkusuz çalışanların kaç yaşında emeklilik hakkını kazanacağı çok önemli bir konu. Nitekim işçi örgütleri “mezarda emekliliğe hayır!” sloganıyla başından itibaren bu konudaki haklı tepkilerini ortaya koydular, koyuyorlar.

UPS işçilerinin mücadelesi son hız devam!

0

UPS işçilerinin direnişine 10 Ekim’de uluslararası boyutta verilen destekten sonra 17 Ekim’de de futbol takımlarının taraftarlarından destek yürüyüşü geldi. Slogan atarak Galatasaray’dan Taksim meydanına yüründü. Eyleme katılan taraftar gruplarından “GS Tek Yumruk”, “BJK Halkın Takımı”, “Beleştepe”, “FenerbahCHE”, “Adana Demirspor İstanbul”, “Forza Livorno” ve Spor Emekçileri Sendikası yürüyüş boyunca UPS işçilerini destekleyen tezahüratlarda bulundular.

Bir isyanın hikâyesi: Halkın Çığlığı (Paris Komünü – I)

0

Paris işçisi, Komünü ile birlikte, yeni bir toplumun şanlı öncüsü olarak her zaman yüceltilecektir. Ölülerinin anısı, işçi sınıfının büyük yüreğinde sevgi ve saygı ile korunmuştur. Kıyıcılarına gelince, tarih onları daha şimdiden sonsuz bir teşhir direğine çivilemiştir ve rahiplerinin tüm duaları onların günahlarını bağışlatamayacaktır” diyor Karl Marx Paris Komünü’nü anlatırken. 18 Mart 1871’de başlayan ayaklanma; yenilmesine rağmen, proleter enternasyonalizminin en önemli örneklerinden birini, komünü, vermiştir. III. Napolyon’un Sedan’da aldığı yenilgi ve Prusya ordusu tarafından sürdürülen kuşatma, açlık ve sefalet, Parisli yığınları yeni bir düzen için ayaklanmaya ve sonraki kuşaklar için de büyük öğreticiliği olacak deneyimleri işçi sınıfının belleğine kazımaya itmiştir.

“Durgun Sulara Yolculuk” yeni başlıyor…

0

Burdur Gölü çevresinde, 23-26 Ekim tarihleri arasında Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu’nun yürütücülüğünü üstlendiği Doğayı Pedalla Koru Projesi kapsamında “Durgun Sulara Yolculuk” adlı bir bisiklet turu gerçekleştirildi. Maddi olarak Birleşmiş Milletler Küçük Destek Programı’yla desteklenen proje, doğa bisikletçiliğinin doğa koruma faaliyetlerinde etkin bir araç olarak kullanılmasının teşvikini amaçlıyor.

İleri Demokrasi: ‘Barışçıl’ Karşıdevrim!

0
Hükümet “ileri demokrasi”ye ulaştığımızı ilan ederken, gerçekte ezilen ve sömürülen kesimlere karşı pervasız bir saldırı programı uyguluyor

Hükümet ‘ileri demokrasi’ye ulaştığımızı ilan ederken, gerçekte ezilen ve sömürülen kesimlere karşı pervasız bir saldırı programı uyguluyor

Hükümet geçtiğimiz günlerde 2011 yılı için, çalışanlara ve emeklilere yaptığı zam oranını açıkladı. Açıklanan komik rakamlar, öyle görünüyor ki, Başbakan’ın da içine sinmemiş.

Demokrasi yanılsaması ve KCK davası

0

24 Aralık 2009’da başlayan KCK operasyonu kapsamında, PKK’nin çatı örgütü KCK’ye (Koma Civakên Kurdistan / Kürdistan Halklar Konfederasyonu) üye olmaları öne sürülerek, BDP’li belediye başkanlarının, Kürt aydın ve sanatçıların ve eski milletvekillerinin bir bölümünün de içinde bulunduğu 151 kişi tutuklanmıştı. 18 Ekim günü ise KCK davası, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davanın ilk iki haftası iddianeme özetinin okunmasıyla geçerken, “sanıkların” anadillerinde savunma vermesine ise izin verilmedi. Son iki haftalık süreç bu şekilde işlerken, bu dava neyin bir ürünü olarak belirmekte ve yine buna karşı tepkileri hangi minvalde yükseltmek gerekmekte?

Bir adım ileri, kaç adım geri?

0

Televizyonlarda daha önce hiç bu kadar yoğun bir şekilde tartışılmış ya da konuşulmuş mudur bilinmez, ama neredeyse her gün Kürt sorununun çözümünden bahsediliyor. Bahsedilen ise yine aynılaşmış durumda; akan kanın durması, Türkiye’nin bölgede etkin bir güç olması için Kürt sorununun çözülmesi gerektiği, Kürtlerin Türklerle eşit vatandaş olduğu, bunun önündeki engellerin birer birer kaldırılması gerektiği vs.

Yıl 2007, günlerden 19 Ocak…

0

Hrant Dink, Agos Gazetesi’ne giderken Ogün Samast isimli tetikçi tarafından katledildi. O gün çocuktan katil yaratanlar ise şimdi katilden çocuk yaratma çabasında…

Solda yenilgi ve yenilenme tartışmaları, ya sınıf mücadelesi?

0
Solda yenilgi ve yenilenme tartışmaları, ya sınıf mücadelesi?

Referandum sürecinde solun tutumu Evet, Hayır ve Boykot olmak üzere üçe bölünmüştü. Referandumun ardından ise bu üç eğilimin referandum değerlendirmelerinin, farklı sebeplerden yola çıkıp farklı sonuçlara ulaşmış olsa da kesiştikleri bir nokta mevcut: Referandumda sol yenilmiştir ve artık sosyalist kamp içerisindeki bazı yapıların sosyalistliklerinden bahsetmeye gerek kalmamıştır.

Tekel işçilerinin direnişi sürüyor

0

Bildiğimiz gibi Tekel işçileri sendikalarının işbirlikçi tavrı, 4-C ye imza atan işçilerin işbaşı yaptırtılmamış olması ve ekim ayı itibarıyle işsizlik ödentisinin kesilmesi nedeniyle 4 Ekim 2010 tarihinden itibaren Tek Gıda-İş Sendikası’nın İstanbul 4. Levent’teki Genel Merkezi önünde süresiz oturma eylemi kararı almışlardı. Farklı illerden temsilciler olarak gelip oturma eylemine başlayan işçiler, öncelikle diğer arkadaşlarını da yeniden direnişe çağırdılar ancak ekonomik zorluklar ve işçilerin önemli bir bölümünün geçici işler bulmuş olması nedeniyle bu çağrıya çok fazla geri dönüş olmadı.

Suç bataklığı devlet: Asalak bürokratlar, hükümet ve kukla oyuncusu patronlara dair

0

Hükümet elektronik kelepçe (e-kelepçe) tasarısıyla gündemde. Bu sayede kelepçe takılan tutukluların her an izlenebileceği dile getiriliyor. Ayrıca tasarının yasalaşmasıyla, 1 milyon 100 bin TL tasarruf edileceği ve 35 bine yakın tutuklu ve hükümlünün serbest kalacağı söyleniyor.

Huzur doldu içimiz, değil mi? Demokrasi rayına oturuyor, “insanca ceza” yöntemleri geliyor. Peki, nedir bu ceza makinesi? Toplum neden suç üretiyor? Neyi ıslah etmeye çalışıyor hükümet?

Özelleştirmelerde “Durmak Yok Yola Devam”!

0

Türkiye’de sermayenin yıllardır özlemini çektiği özelleştirmeler, hepimizin şahitliğinde AKP hükümeti tarafından gerçekleştiriliyor. Ülke tarihinin en kapsamlı ve en hızlı kamu mülk ve kaynaklarının satışını gerçekleştiren hükümet, “Durmak yok, yola devam” sloganı ile içinde dokuz otoyolun ve iki boğaz köprüsünün bulunduğu yeni özelleştirme paketini duyurdu. Hükümet yapmış olduğu anayasa değişikliğinin de rüzgârını arkasına alarak, özelleştirme paketi ile ilgili çalışmaların 31 Aralık 2012’ye kadar bitirileceğini açıkladı.

Mesafe’nin Yeni Sayısının Dosya Konusu: Enternasyonalizm

0
Mesafe'nin Yeni Sayısının Dosya Konusu: Enternasyonalizm

Mesafe’nin 6. (Güz) sayısının dosya konusu enternasyonalizm. Bu sayımızda siz okurlarımıza, enternasyonalizmin ideolojik ve politik temellerini, IV.Enternasyonal’i ve onun kuruluş sürecini ve evrimini, temel tezlerini, politik-programatik yönelimlerini tanıtan bir sayı hazırlamaya çalıştık.

Tecavüzlere ortak olmayalım!

0

Her gün, onlarca kadına tecavüz haberiyle uyanıyoruz. Tecavüz olaylarının ortak yanları çok; tecavüzcüler çoğunlukla akraba ya da polis, asker, jandarma, korucu, üst düzey yetkili erkekler… Tecavüze yardım edenler komşular, aile bireyleri… Ortak noktalar faillerle sınırlı değil, tecavüze uğrayan kadınlar, uğradıkları cinsel şiddet yetmezmiş gibi öldürülüyorlar ya da zorla intihar ettiriliyorlar (!) Bitmiyor! Çoğu davada sanıklar rüşvet verilirmiş gibi haksız tahrik indirimiyle hafif cezalar alıyorlar, hâkimlerce ‘mağdurun da rızası varmış’ diyerek salınıveriyorlar. Yetmiyor! Televizyonda tecavüz sahneleri dizilerde dakikalarca tekrar tekrar gösteriliyor, programlarda tecavüz sanki bir eğlence aracıymışçasına işleniyor. İzleyenler gülüyor, sunanlar gülüyor. Tecavüz edenler yalnızca tecavüzcüler mi oluyor?

TEKEL işçilerine destek yürüyüşü: “Çağırımızdır!”

0

ÇAĞIRIMIZDIR!

28.10.2010

Tek Gıda İş sendikası önünde kurduğumuz çadırlarda sürdürdüğümüz direnişimizin bugün 25. günü. “4-C’ye hayır, işimizi ve haklarımızı istiyoruz!” talebiyle sürdürdüğümüz direnişimizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz.

Sesimizi duyurmak için yaptığımız yürüyüşlerin 3.sünü bu hafta Taksim’de gerçekleştireceğiz. Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Taksim Tramvay Durağı’na yürüyecek ve basın açıklaması yapacağız.

Örgütlü kadınlara yapılan polis baskısına son!

0
Yeni Demokrat Kadın Hareketi (YDK): "“Ne tacize tecavüze ne de kaçırma girişimlerine sessiz kalmayacağız”"

14 Ekim günü Alibeyköy’deki işlek bir caddede takip edilen Yeni Demokrat Kadın Hareketi’nden (YDK) Deniz Gülünay, polis olduğunu söyleyen kişilerce kaçırılmak istendi. Evine giderken arkasından gelen aracın kendisini takip ettiğini fark ettiğini, arkasını döndüğü sırada ise araçtan sarkan bir kişinin kendisini tutup kaçırmaya çalıştığını anlatan Gülünay, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başına gelecek herhangi bir olaydan Emniyet Müdürlüğü’nü ve İstanbul Valiliği’ni sorumlu tutacağını açıkladı.

Ekvador dersleri

0

30 Eylül’de Ekvador’da Rafael Correa hükümetinin çıkardığı Kamu Personeli Yasası’na karşı başlayan ve bizzat devlet başkanının öfkeli protestoların ve göz yaşartıcı bombaların etkisi altında Polis Hastanesi’nin bir odasında koruma altına alınmasıyla gelişen polis ayaklanması, dünya solunda yankı ve tedirginlik uyandırdı.

Türkiye İşçi Örgütlerine

0

Uluslararası İşçi Birliği-Dördüncü Enternasyonal (UİB-DE/LIT-CI) Uluslararası Sekreterliği, 9 Şubat 2010 tarihinde “Türkiyeli İşçilere ve İşçi Sınıfı Örgütlerine” başlıklı bir bildiri yayımlayarak, bugün Uluslararası Birlik Komitesi’nin İspanya ve Türkiye bileşenlerini oluşturan Lucha Internacionalista (Enternasyonalist Mücadele) ile İşçi Cephesi‘nin, neden LIT-CI dışında bulunduklarına ilişkin açıklamalarının (bak. UBK Kuruluş Deklarasyonu) doğru olmadığını ve “iddialarının aksine, siyasi sebeplerle değil, müsebbibi oldukları ciddi ahlaki nedenlerle LIT-CI’nin dışında” olduklarını ileri sürmüştür. Bildiride LI ve İC’ye ahlak suçlamaları yöneltilmiş olduğundan, LIT-CI’nin bu açıklamasını yanıtlamak bir zorunluluk haline gelmiştir.

To the Turkish working class organizations

0

International Workers League – Fourth International (IWL-FI/LIT-CI) International Secretariat has issued on February 9th, 2010 a declaration named “To the Turkish Workers and Working Class Organizations” claiming that the reasons that the components of the International Liaison Committee [Internationalist Fight of Spain (IF) and Workers Front of Turkey (WF)] have stated in their Foundation Declaration (http://luchainternacionalista.org/spip.php?article715) on why they are out of the IWL-FI are false and “contrary to their claims they are out of IWL-FI not because of political reasons but for serious moral problems they have caused”. As there are accusations of moral against IF and WF, it is now obligatory to respond to the International Secretariat of the IWL-FI.

Habertürk’e protestolar sürüyor!

0

17 Ekim gecesi Habertürk Kanalında Ali Poyrazoğlu’nun sunduğu programda, tecavüz sahnelerinden oluşan parodiye gülmeyenler de vardı. “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisindeki tecavüz sahneleriyle birlikte, medyada artan cinsiyetçi programlar ve tecavüz kültürünü teşvik eden yayınların eğlendirmediği kimseler de var.

İşgal altında sağlık, sağlık işgal altında!

0

Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi’nin, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası ve Filistinli Sağlık Çalışmaları Komiteleri’nin de desteğiyle organize ettiği “Filistin’le Beyaz Dayanışma: Sağlık Emekçileri Konuşuyor” adlı panel 17 ve 18 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti.

Ankara’daki İşçi Cephesi okurları krizi tartıştı

0

Geçtiğimiz sayıda da bahsettiğimiz gibi bu ay 17 Ekim’de Ankara’da İşçi Cephesi gazetesi okurları olarak bir araya geldik. Bu ayki gündemimiz “Türkiye’de ve dünyada krizin son boyutları ve sınıf mücadelesi”ydi. Bir yazar arkadaş konuyla ilgili bir sunum yaptı. Bu sunumda dünyadaki neoliberal saldırılardan, bunun Türkiye’deki yansımasından ve bu saldırılara karşı işçi sınıfının mücadelesinden bahsetti.

TEKEL işçileri, Pazar günü meşaleli yürüyüşe çağırıyor!

0

ÇAĞRI:

“İş ve güvenceli iş ortamı” için 4 C’ye hayır!

TEKEL işçileri, “Geçici Süreyle Çalışma” biçimi olan 4C ‘nin iptal edilmesi için yürütülen mücadeleyi bitirmedi. Hükümet, “İş Kaybı Tazminatı”nı 1 Ekim itibariyle sona erdirdi. 10 bine yakın TEKEL işçisi işsiz, sosyal güvenceden, sigorta ve sağlık hakkından yoksun. 4 C’yi iptal davası ise, Anayasa Mahkemesinin gündeminde.

Filistin’le Beyaz Dayanışmaya

0

16-17 Ekim tarihlerinde, Filistinli hekimler ile beraber, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası ve Filistinli Sağlık Çalışmaları Komiteleri desteğiyle, İşgal Altında Sağlık Durumunu tartışmak için düzenlediğimiz Filistin’le Beyaz Dayanışma Konferansıgerçekleşecek

Fransa’da genel grev sürüyor!

0

Fransa’da emeklilik reformunun senatoda kesin olarak oylanmasına günler kala reforma karşı direniş güçlenerek sürüyor. Geçtiğimiz ay içinde dört kere birer günlük genel greve gidilmesine, yerel ve ulusal düzeyde birçok eylem düzenlenmesine, birçok okulun ve işyerinin bloke edilmesine karşılık hükümet yetkililerinin reformu geri çekmeyeceklerine dair açıklamalar yapması mücadeleyi sertleştirdi.

Direnişlerinin 158. gününde UPS işçilerinden basın açıklaması

0

Türk-İş’e Bağlı TÜMTİS’te sendikalılaştıkları için işten çıkartılan UPS işçileri direnişlerinin 158. gününde direniş alanları olan Mahmutbey Aktarma Merkezi önünde bir basın açıklaması yaptı. Direnişte bir yandan hukuki süreç devam ederken öte taraftan patron da mücadelenin uzamasından duyduğu rahatsızlığı belli eden açıklamalar yapmakta.

Hava-İş üyelerini İstanbul’a çağırdı

0

Türk-İş’e bağlı Hava-İş Sendikası, Türk Havayolları Anonim Ortaklığı (THY A.O) işvereninin yasadışı bir şekilde yaptığı sözleşmelerin feshi için bu işleme tabi tutulan tüm işçileri İstanbul’daki genel merkezine çağırdı.

KPSS skandalında yeni perde

0

10-11 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı)’de 350 öğrencinin tam puan alıp birinci olmasının ardından kopya iddiaları gündeme gelmiş, ÖSYM ise tatmin edici bir açıklama yapamamıştı.

Nefret cinayetleri artarak devam ediyor!

0

20 Eylül’de Bursa’da bir nefret cinayeti daha işlendi. İrem Okan bir çok yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Bu yıl öldürülen 20’ye yakın lgbtt (lezbiyen, gay, transseksüel, travesti) birey gibi o da nefret cinayetlerinin kurbanı oldu. Katil olay yerinde “tüm travestilere ölüm” notu bırakarak nefretinin boyutlarını gösterdi.

Referandum ve sonrası

0

Tartışmalı bir referandum sürecini geride bıraktık, ama daha fazla tartışmaya gebe yeni bir süreçle karşı karşıyayız. Bu süreç elbette bir öncekinin tartışmalarını barındıracak, fakat bunları cevaplayıp aşabildiği oranda da işçi ve emekçi kesimler ve sosyalist sol için sağlam ve tutarlı bir politik programatik hat üzerinde ilerleyebilme olanağını verecek.

İşçi sınıfı ve Kürtler: Cephe mi, eylem birliği mi?

0

Emek ve Özgürlük Cephesi, Emekçilerin ve Ezilenlerin Boykot Cephesi, 3. Cephe, Seçim Cepheleri ve benzeri diğer cephe öneri ve girişimleri… Türkiye sosyalist hareketinin son 20 yılında politik-örgütsel varlığını böylesi bir inşa perspektifi üzerine kurmuş, bunu programlaştırmış çok sayıda çevre ve akım bulunmakta. Ve neredeyse bu cephe öneri ve girişimlerinin tamamı Kürt ulusal kurtuluş hareketinin dinamizmini kendine temel almakta… Daha açık bir ifadeyle bu cephe önerilerinin belirleyeni ve öznesi Kürt halkı…

İspanya’da genel grev: İşçi sınıfı “Artık Yeter” dedi

0

İspanya proletaryası, sosyalist Zapatero hükümetinin kapitalist krizle birlikte yoğunlaşan emek düşmanı saldırılarına 29 Eylül günü 24 saatlik bir genel grevle yanıt verdi. Özellikle sanayi kesiminde yüzde 90’lar düzeyine ulaşan katılım, otomobil sektöründe yüzde 100 oldu. Enerji üretiminin yüzde 20 oranında düştüğü grev günü boyunca 150 kentte temizlik işçileri sokaklara çıkmadı, şoförler otobüslere binmedi, metro ve tren işlemedi. Çoğu TV kanalı gün boyunca sadece film yayınlamakla yetinirken gazeteler sayfa sayısını yarı yarıya azaltmak zorunda kaldılar.

Devlet, Kürtler ve Boykot

0

Abdullah Öcalan’ın Akşam Gazetesi’nde yayımlanan 15 Eylül tarihli röportajında, devlet-Öcalan görüşmeleri, demokratik özerklik ve referandum tutumları işlenmişti.

Röportajı önemli kılan iki temel husus var. Bunlardan birincisi bu röportajın, Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilişinden beri O’nunla yapılmış olan ilk röportaj oluşudur.

Politik içgörü: Nesnel gerçekliği algılayabilmek!

0

Doktorlar vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için stetoskop adı verilen bir cihaz kullanırlar. Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi olan bu basit cihaz sayesinde kalpten akcigere, mideden bağırsağa çeşitli organların durumunu dinleyerek anlamak mümkün hale gelmiştir. Lakin cihaz çok önemli olsa da marifet esas olarak onu kullanandadır. Diğer bir ifadeyle eline her stetoskop alan kalbin sesini duyabilir ama duyduğu sesin ne anlama geldiğini ancak gerekli eğitime, bilgi ve deneyime sahip olanlar bilebilir. Cihaz ehliyetsiz ellerde işlevsiz bir parçadan ibarettir. Kısacası beyaz bir önlük giyip, boyna bir stetoskop asmakla kimse doktor olamaz. Sahteyle gerçeği ayıran çizgi sanıldığından çok daha kalındır.

12 Eylül’ü süsleyip sıvayan anlayışa, cevap gibi bir kitap: “Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979”

0

Son yıllarda, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül’ü anlatan filmler, kitaplar ve dizilerle buluştuk. Bu yayınlarla, 80 öncesi Türkiye’sini kimimiz yeniden canlandırdık zihinlerimizde, kimimiz ilk defa oluşturduk. Bazen de darbenin yarattığı toplumsal yapıyı izledik/okuduk. Peki, insanlarıyla, dekoru ve senaryosuyla bu canlandırmalar ne kadar gerçekçi?

TEKEL işçilerinden basın açıklaması

0

Basına ve Kamuoyuna

1 Ekim itibariyle iş kaybı tazminatlarının ödemesi son buldu. 4 C sözleşmesini imzalasak bile, hükümet verdiği sözü tutmayarak iş vermiyor. 4C’yi imzaladığı halde aylardır iş bekleyen, işyeri belli olduğu halde işbaşı yaptırılmayan işçiler var.

Anayasa Mahkemesi, referandum sonrasında mahkemenin üye sayısının 11’den 17’ye çıktığı için, 11 üyeyle karar verilmesini adil bulmuyor. 4C karşısında rengini belli ediyor.

Ankara’da İC okurları referandumu değerlendirdi

0

Anayasa’daki kısmi değişikliklerin 12 Eylül’de halk oylamasına sunulmasından sonra 23 Eylül’de Ankara’da İşçi Cephesi gazetesi okurları olarak “Referandum sonuçları ve yeni süreç” üzerine bir toplantı gerçekleştirdik.

Tekel işçileri Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde süresiz oturma eyleminde!

0

Barikatın üç yanı yok: ya bizimlesiniz ya da bizim karşımızda onlarla!”

Tekel işçileri sendikaları Tek Gıda-İş yönetimine bu şekilde sesleniyor. Bilindiği gibi Tekel işçileri 4-C’ye, taşeronlaşmaya ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı harekete geçmiş ve Ankara’da 78 günlük bir direniş süreci geçirmişlerdi. Bu dönemden sonra ise sendikanın uzlaşmacı tavrı mücadelenin geri çekilmesine neden olmuş, bir yandan da 4-C statüsüyle ilgili hukuki süreç başlatılmıştı. Ayrıca işçilerin birçoğu 4-C şartlarına razı olmak zorunda bırakılmışlardı.

TEKEL işçileri Tek Gıda-İş Genel Merkezi önünde oturma eylemine başladı

0

“Tek Gıda-İş uyuma, işçine sahip çık” sloganıyla Samsun, Hatay, İzmir, Tokat, Bafra, Batman, Diyarbakır gibi illerden İstanbul’a gelen TEKEL işçileri, Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi’ne geldiler. “Ölümden öte köy yok, hakkımızı almadan dönmek yok” dövizlerini taşıyan TEKEL işçileri, sendika yöneticileri ile görüşmek istediler.

Münnevver Karabulut: Ne İlk, ne de bir son!

0

3 Mart 2009’da Münevver Karabulut sevgilisi tarafından başı vücudundan kesilerek hunharca öldürülmüştü. Bu cinayetin üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen davalar halen sürüyor ve geçtiğimiz günlerde bu cinayetin dördüncü duruşması Bakırköy Adliyesi’nde gerçekleşti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak “Münevver İçin Adalet İstiyoruz” sloganımızla davanın takipçisi olmak adına Adliye’deydik.

Madem her şey yolunda: Krizin yarattığı kayıplar derhal giderilsin!

0

Referandumda yüzde 58’le EVET’in çıkmasının ardından, burjuva medyada bir “toplumsal barış”, “uzlaşma” havası estiriliyor. Esen havaya göre, referandumun ardından toplumsal kutuplaşma dindi, demokratikleşme, sivilleşme süreci iyi kötü ilerliyor. Ekonomide işler tıkırında. Son çeyrekte ekonomi yüzde 10,3 büyüdü, işsizlik yüzde 10,5’e geriledi, krizden çıkıyoruz! Patlayan mayınlara rağmen hükümet BDP ile görüştü. Yeni bir açılım süreci kapıda ve Kürt sorununun çözümü yakın… Yani her şey yolunda, her yer güllük gülistanlık!

Üniversite-sanayi işbirliği ve YÖK’ün kaldırılması tartışmaları

0

Dünyada ve Türkiye’de, son dönemde eğitim alanında uygulanmaya çalışılan programların temel eksenini; devletin eğitim harcamalarından elini çekmesi ve bu alanın sanayi çevrelerine açılması oluşturmakta. Genel bir eğilim olarak devletin kamu harcamalarından uzaklaşmaya çalışması, kendisini birçok alanda hissettirmiş ve mevcut durumda da önceliklerden biri eğitim alanı olarak belirmiştir.

Anadil bir “hak” değildir!

0

Kürt Dili Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Hareketi’nin (Tevgera Ziman û Perwerdehiya Kurdî – TZPKurdi) çağrısıyla 19-24 Eylül tarihleri arasında ilk ve orta öğretimde, bir hafta sonrasında ise üniversitelerde okullar boykot edildi. Boykotun sebebi Kürt öğrencilerin anadillerinde eğitim görememeleri, talepleri ise anadilde eğitim hakkının tanınması ve Kürtçenin anayasaya resmi dil olarak eklenmesiydi.

İran olmak ya da olmamak: Bütün mesele bu değil!

0

Sık sık ortaya atılan ve toplumun belli kesimlerinde bir paranoyaya dönüşen “laiklik elden gidiyor”, “mahalle baskısı”, “İran oluyoruz” tartışmaları referandum sonuçları ile bir kez daha su yüzüne çıktı. Sandıklardan çıkan yüzde58’lik EVET, bu kesimler için Türkiye’nin İslamcılaşması, devletin örgütlü ve militan bir gericilik eylemiyle kuşatılması anlamına geliyor. Böyle bir geriye dönüşün tek sorumlusu AKP gösterilirken, İran olmaktan kurtulmamızın AKP’nin gidişiyle mümkün olacağı, toplumu saran muhafazakârlığın ancak böyle yerini özgürlüklere bırakacağı söyleniyor.

Kurumsal faşizmin rejim içerisindeki konumu üzerine

0

Referandum süreci, öncesi ve sonrasıyla birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Bunlardan bir tanesi ve belki de en çelişkili olanı ise Türkiye’de kurumsal faşizmin ya da sistem içi faşizmin temsilcisi MHP ile ilgili olanı. Referandum öncesinde “eğer HAYIR çıkarsa faşizm gelecek” bağırışları yükselirken, sonuçlar belli olduktan sonra “MHP çöküyor” çığlıkları atılmaya başlandı. Peki, bir referandum sonucu MHP’nin durumunu bir anda bu kadar belirleyebilir mi ya da 13 Eylül sabahı Türkiye’de rejimin karakteri mi değişti?

Baskı ve şiddet rejimi sürüyor!

0

Referandum sürecinde demokrasi ve özgürlük üzerine demeçler verilirken, 11 Eylül gecesi İstanbul’un çeşitli ilçelerinde ESP üyelerine polis baskınları yapılıyordu. 12 Eylül akşamı, anayasa değişikliklerinde “yetmez ama evet” diyerek hükümetten güvenoyunu esirgemeyen sol gruplara, Başbakan da teşekkürünü eksik etmemişti. Şimdi, ‘solculardan’ çıkan evet oyları hükümete yetmemiş olacak ki, referandumdan on gün sonra Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) binaları ile yöneticilerinin evlerine “Devrimci Karargâh bağlantısı” olduğu iddiasıyla operasyon düzenlendi. Aralarında SDP Genel Başkanı’nın da bulunduğu 17 kişi gözaltına alındı.

TÜSİAD: “Sermaye tektir, bölünemez!”

0

Referandum sürecinde Başbakan Erdoğan’ın, TÜSİAD’ı tutum almaya çağıran ve “Taraf olmayan, bertaraf olur!” açıklamasına, sermayeyi “İstanbul” ve “Anadolu” sermayesi olarak ikiye ayırarak, “sermayenin el değiştirdiği” tespiti eklenince; sermaye-hükümet ilişkileri, sermaye içi mücadele konusu, bir kez daha basında geniş yer buldu.