Akdeniz Üniversitesi’nde bu yıl 8.’si düzenlenen ve üniversitelerin sermayeye nasıl peşkeş çekileceğini ballandıra ballandıra anlatarak, öğrencileri ve başta öğretim üyeleri olmak üzere tüm bilim emekçilerini bu talana ikna etme amacı güden Girişimcilik Haftası’nın açılış konuşmasını yapan Yaşar Holding yönetim kurulu başkanı İdil Yiğitbaş, Öğrenci Kolektifleri üyesi bir kadın öğrenci tarafından yumurta atılarak 14 Aralık tarihinde Atatürk Konferans Salonunda protesto edildi.
Demokrasi mi yumurtadan, yumurta mı demokrasiden?
AKP tipi demokrasi, başka bir deyişle burjuva demokrasisi, öğrencilere yönelik polis şiddetiyle yine kendini gösterdi. Başbakan, sarayın içinde rektörlere Türkiye’nin sekiz yıldır ne kadar demokratikleştiğini anlatırken, başbakanın geçtiği güzergahta yollar kapandı, bazı duraklarda otobüs beklemek dahi yasaklandı. Taleplerini Başbakan’a dosya halinde vermek isteyen öğrenciler, dışarıda öldüresiye dövüldü, talepleri bir yana, içeriden çığlıkları dahi işitilmedi. Ankara ve Eskişehir’den otobüslerle gelen öğrenciler ise, ihtiyaç molası için durdukları benzin istasyonlarında biber gazlarıyla karşılanarak İstanbul’a alınmadılar.
Hukuk Bürosu Çalışanları Dayanışma Ağı’ndan, UPS ve TEKEL direnişlerine dayanışma ziyareti
Hukuk Bürosu Çalışanları Dayanışma Ağı işçileri 4 Aralık cumartesi günü UPS Mahmutbey işçilerine dayanışma ziyaretinde bulundu.
Füze Savunma Kalkanı Projesi Onaylandı
19-20 Kasım’da Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleşen NATO zirvesinde emperyalizm adına önümüzdeki 10-15 yıllık dönemi şekillendirecek “yeni strateji belgesi” oylandı.
Esnek Çalışma modeli nedir?
İş Kanunu, işverene çalışma saatlerini iki aylık bir süreye eşitsiz olarak yayma hakkı vermektedir.
63. maddeye göre, “Aksi kararlaştırılmamışsa çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir” denmektedir.
“Fantezi” değil gerçek, erkek devlet şiddeti sürüyor!
Gazeteci Asiye Zeybek Güzel, 26 Şubat 1997’de, işten eve döndüğü bir gün evinde kendisini karşılayan polislerce gözaltına alındı. İşkenceyle öldürülen Süleyman Yeter’in de aralarında bulunduğu 14 kişi ile birlikte gözaltına alınan Asiye Zeybek Güzel, 14 gün boyunca gözaltında tutulduğu Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gördü, tecavüze uğradı.
Avrupa’da Kriz:
Ekonomik kriz ve sınıf mücadeleleri yaygınlaşıyor
2008 yılından bu yana hesapta olmayan küçük bir yol kazası gibi geçiştirilmeye çalışılan ekonomik kriz dalgası, etki alanını yaygınlaştırıyor ve şiddetleniyor. Aradan geçen iki sarsıcı yıl boyunca önce ulus ötesi finans kuruluşlarının birbiri ardına iflasına tanık olduk. Şimdiyse Avrupa merkezli “devletlerin” tek tek iflas bayrağını çeker hale gelişini izliyoruz. İzlanda’nın ardından, Yunanistanı bir sınıf seferberlikleri sürecinin eşiğine taşıyan koşullar bu kez İrlada’ya sıçramış durumda. Dahası Avrupa sermayesi artık saklamaya gerek duymaksızın sıranın hangi ülkeye geleceğini tartışmakta.
Bir “cephe” de Demirtaş’tan: AKP’ye karşı sol blok
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Milliyet gazetesi ile yaptığı bir görüşmede: “Keşke önümüzdeki seçimlerde içinde CHP, ÖDP, BDP, EMEP olan bir sol demokrasi cephesi olsa. AK Partiye karşı ciddi bir sol blok oluşabilir” demiş, böylece de yeni bir tartışmanın önünü açmıştı.
Petrokimya – Yeter ki bir arada olalım
Merhaba arkadaşlar,
Bundan önceki okur mektubumda yazdığım gibi sorunlarımız aynı şekilde devam ediyor, yani kısacası krizin bizi teğet geçtiği yok. Tam tersine kronik bir hastalık gibi bize bulaştı. Başbakanımız teğet geçti derken patronları ve kendi yakın çevresini kastetmiş, yanlış anlamayın çünkü her gün görüyoruz. İşten çıkarılan, iş bulamayan, evine ekmek parası götüremeyen, hakkını alamadığı için fabrika önlerinde direnen veya bizim yasal hakkımız olan sendika hakkını almak için işten çıkarılan ve halen direnen bir sürü işçi kardeşimiz var. Unutmamamız gereken ortak çıkarlarımız olduğu ve eğer direnen arkadaşlarımız kaybederlerse kaybedenin sadece onlar değil bizler de olacağıdır.
İşçi Cephesi Gazetesi 2 yaşında: Sınıf partisine yürüyüşümüz sürüyor
İşçilere, emekçi halka, gençliğe sınıfın sözünü taşıyacak bir gazete ihtiyacı var” ile başladı, tam 2 yıl önce gazetemizin serüveni. Ancak kolay değildi, çünkü mali zorlukların yanında, politik zorlukları vardı. Üstelik bunca gazetenin içerisinde yaşam bulmak, farklılığını ortaya koyabilmek ayrı bir zorluktu. Heyecanla çıktık yola… Zorluklara değil, hedeflere kilitlendik. Yoklukları, zorlukları aşarak ilerledik. Ve bu sayıyla 24 sayıyı geride bırakmış olduk.
KARDEMİR’de mücadele sürüyor!
Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR)’de bu yılın temmuz ayının sonunda başlayan işçi kıyımı, hâlâ devam ediyor. İşçiler sadece patronla değil sendika bürokrasisiyle de şavaşıyor. Mücadele, temmuz ayında 76 işçinin sebep gösterilmeden izne çıkarılmasıyla başladı. İşçiler bağlı bulundukları Çeliş-İş Sendikası’na tepki göstermek için aileleriyle birlikte bir basın açıklaması düzenledi ve Çelik-İş’in tepkisiz kalmasını protesto ettiler.
Eğitim toplumun aynasıdır
Eğitim, bir haktır. Kimsenin istediği alanda eğitim görme özgürlüğü engellenemez, kısıtlanamaz veya satılamaz. Tek tek bireylerin gelişiminin çok ötesinde, toplumsal bir sorumluluktur aynı zamanda. Daha iyi eğitimli bir nesil daha büyük bir toplumsal refah getirir. Mesela, daha iyi mühendisler yetiştirerek üretimin verimi arttırılıp, aynı malı üretmek için gerekli insan emeği azaltılabilir, çalışma koşulları iyileştirilebilir ve çalışma saatleri kısaltılabilir.
Katalonya seçimleri ve devrimci sol
28 Kasım’da İspanya’nın Katalonya Özerk Bölgesi parlamentosu için gerçekleştirilen seçimlerde, iki dönemdir iktidarda bulunan “Üç Parti Hükümeti” büyük yenilgiye uğradı. İktidar koalisyonunu oluşturan Sosyalist Parti (PSC), Katalonya İçin Girişim-Yeşiller-Birleşik Alternatif Sol ittifakı (ICV-EUiA) ve Katalonya Cumhuriyetçi Solu partileri otonomi parlamentosundaki temsilcilerinin yarısını yitirerek, yerel devlet başkanlığını ve hükümeti, 62 temsilciyle birlikte mecliste mutlak çoğunluğa çok yaklaşan (toplam 135 parlamenter) Katalan milliyetçisi merkez-sağ parti Kümelenme ve Birlik’e (Convergencia i Unió-CiU) bırakmak zorunda kaldı.
Marksist Çözümleme, Niteleme ve Politika
Lenin’e göre Marksizm, “sınıf ilişkilerinin kesin ve nesnel olarak doğrulanabilir bir çözümlemesini ve her tarihsel anın somut özelliklerini” belirlemeye çalışır… Bu da, verili “tarihsel anın” niteliğinin tanımlanmasından başka bir şey değildir… Lenin’in sözünü ettiği bilimsel zemin budur; bu zemin gerçekliği değiştirmekte kullanacağımız aleti sağlamlaştırmak için gereklidir.
UPS direnişiyle dayanışalım, bütün sınıfa yayalım!
5 Mayıs 2010’da TÜMTİS’e (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası) üye oldukları için işten çıkartılan UPS işçileri direnişteki yedinci ayı da devirdiler. İstanbul’da Mahmutbey ve Kurtköy’ün yanı sıra, Ankara ve İzmir’de de direnişler sürüyor. Bizler de bu haklı mücadelelerinde UPS işçilerini yalnız bırakmıyoruz.
Fransa’da mücadelenin bilançosu
Fransa’da aylarca süren direniş ve mücadele ülke tarihi ve Fransa işçi sınıfı için olduğu kadar, dünya işçi sınıfı hareketleri için de önemliydi. Buna rağmen reformun onaylanması ve yürürlüğe girmesi birçok kesim tarafından mücadelenin tümden başarısız olduğu anlamına geliyormuş gibi yorumlandı.
Temel görev aynı: Mücadeleyi birleştirmek!
İşçi Cephesi gazetesi elinizde tuttuğunuz 24. sayısıyla birlikte ikinci yılını tamamlamış oluyor. İki yıl önce Ocak 2009’da birinci sayımızı yayımladığımızda dünya büyük bir ekonomik krize girmişti. Krizin açığa çıktığı Eylül 2008’den gazetemizin birinci sayısının yayımlandığı Ocak 2009’a kadar geçen beş aylık sürede bir buçuk milyon civarında işçi-emekçi işten atılmıştı (Türkiye İstatistik Kurumu’nun -TÜİK- mevsimsel etkilerden arındırılmış resmi rakamlarına göre 752 bin kişi),
Hizmet – Müdürün baskısı sendika sayesinde boşa çıktı
Ben ismi duyulmuş ve birçok şubesi olan bir mağazada kasiyer olarak çalışmaktayım. Daha önce de çalıştığım yerdeki sorunlarımı okur mektubu olarak yazmıştım.
Tekstil – Adı patronsa her dakikası yalan, her dakikası sömürüdür
Merhaba,
Ben tekstil sektöründe çalışan bir işçiyim. Bu işyerinde işe başlayalı üç ay oldu. Bayram öncesi tekstilde işler hep yoğun geçer. Başladığımdan beri hep mesaiye kaldım, gece yarılarına hatta sabahlara kadar çalışıyorduk ve neden bu kadar mesaiye kaldığımızı sorduğumda “bayrama kadar yoğun çalışacağız” dendi, ben de “tamam” dedim. Çünkü işe ihtiyacımız vardı. Bayrama iki gün kala patrondan paramı istedim, bana para yok dedi. Borcumuz olduğundan para bulmam gerekiyordu, “ya paramı ver ya da bana izin ver ki para bulayım” diyerek çıktım.
Hizmet – Özelleştirmeler kime yarar?
Merhaba arkadaşlar,
Ben özel bir okulda çalışıyorum. Ve özelleştirmenin patronların işine ne çok yaradığını görüyorum. Özelleştirmeyle patronlar, işçiyi köleleştirerek kârlarına kâr katıyorlar. Patronlar işçileri istedikleri gibi çalıştırıyorlar; çünkü işçilerin özelleştirmeye karşı hiçbir şey yapamadığını görüyorlar. Bu yüzden, patronların keyfine diyecek yok. Aslında işçiler de bu durumun farkındalar ama bir araya gelemeyince bir şey yapamıyorlar.
Üniversite işgalleri: Bu bir sınıf savaşı!
İngiltere’ de hükümetin bütçe kesintileri kapsamında üniversite harçlarını üç katına çıkarma planı, İtalya’da üniversitelerin bütçesini kısıtlayan ve özelleştirmelerin önünü açan ‘eğitim reformu’…
İstİLA sürüyor… Her yerde…
Bir askeri terimden başka anlamlar da yüklediğimiz istila kelimesi, sağlıklı bir dokunun bir mikrop ya da bakteri tarafından ele geçirilmesinden tutun da bir şehrin çevresini, yaşanabilir doğasını veya tarihi dokusunu plansızlık ve popilist politikalar yüzünden ele geçiren karakter ve norm yoksunu beton binalar için de kullanıyoruz.
Çamlıhemşin: Hayaller, Deneyimler, Gerçekler…
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin bağımsız Belediye Başkanı İdris Lütfü Melek ile bir görüşme gerçekleştirdim. Kendisi 15 yıllık dostumdur. Geçmişte o muazzam Çamlıhemşin’i birlikte gezmişliğimiz, Kaçkar’ın eteklerine tırmanmışlığımız, anlatılması gerçekten zor güzelliğiyle Yukarı Kavron, Elevit, Ayder yaylalarının gecesinde soba başında uzun sohbetler etmişliğimiz, buz gibi sularında yüzmüşlüğümüz, köy evinde yeni açmış kabak çiçeğinden dolma yapıp yemişliğimiz var.
Haiti halkı Karayip korsanlarıyla mücadele ediyor
Bu yılın Ocak ayında 200 binden fazla insanın ölümüne yol açan ve üç milyondan fazla insanın da evsiz kaldığı veya yaralandığı bir depremle sarsılan Haiti halkı, yaklaşık üç hafta önce en az 21 kişinin ölümüyle ve 6500 kişinin evsiz kalmasıyla sonuçlanan bir kasırganın yaralarını da sarmaya çabalıyor.
Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası meclis önünde protesto edildi
Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’na ilişkin olarak daha önce gazetemizde yazmıştık. Tabiatı ve biyolojik çeşitliliği talana açan bu tasarı, hidroelektrik santrallerinin inşasında yaşanan güçlüklerin ardından kanunlaşması için hızla meclis gündemine taşındı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 Kasım protestosu ve teknopark gerçeği
5 Kasım Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’nde Tayyip Erdoğan’ın bizzat katıldığı Teknopark açılışı onlarca polis, tanklı araçlar, biber gazları, işbirlikçi rektör ve yanlı akademisyenler desteğiyle gerçekleşti.
Başbakan üniversitelerden dışarı!
Aralarından su sızmayan Başbakan ve rektörler, geçtiğimiz günlerde Dolmabahçe’de bir kahvaltı vesilesiyle yine bir araya geldiler. Onlar aralarında ne konuştu bilinmez ama ne konuşmadıkları bizler için açık.
Tekel işçilerine saldırı
4C’ye ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı direnişlerini İstanbul 4. Levent’teki Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde sürdüren Tekel işçileri, direnişlerinin 52. gününde (24 Kasım Çarşamba) bir saldırıya maruz kaldı.
Aile hekimliği uygulaması başladı
Aile hekimliği uygulaması 1 Kasım 2010 tarihi itibariyle başta İstanbul olmak üzere tüm ülkede hayata geçirildi.
Pekiyi, nedir bu aile hekimliği? Neden böyle bir uygulama getirildi? Sağlık ocaklarımıza ne oldu? Herkesi kapsayacağı söylenen bu uygulamadan kim, ne kadar yaralanabiliyor?
Kör gözlü adalet ve Pınar Selek
1998 yılında Mısır Çarşısı’nda bir patlama meydana gelmişti. Bu patlamada 7 kişi ölmüş, 120 kişi de yaralanmıştı. Açılan soruşturmada Pınar Selek de yargılanmış ve beraat etmişti.
Zorluklar, mücadeleler ve yenilgiler ile dolu bir yılın ardından: Kavga bitmedi, pekiyi, nasıl sürecek?
2009’dan 2010’a kalan miras
2009 yılı biterken hükümet krize karşı patronları destekleyen yasaları hiç zorluk yaşamadan çıkarmıştı. Mart 2009 Yerel Seçimleri biter bitmez 6. Ekonomi Paketi açıklanmış, böylece işten çıkarmalar kolaylaşırken, patronlara vergi indirimleri gelmiş, patronlar kısa çalışma ödeneği ile maaş ödeme yükünden dahi kurtulmuşlardı. İşsizlik fonu ise, sözüm ona tedbir amacıyla patronlara açılmıştı.
25 Kasım’da kadınlar Ankara’daydı!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadına yönelik şiddetin sona ermesi talebiyle İşçi Cephesi’nden Kadınlar olarak biz de Ankara’daydık. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun ayarladığı otobüsle Ankara’ya varan bizler İzmir, Bursa ve Eskişehir’den gelen kadınlarla birlikte TBMM önünde taleplerimizi haykırdık.
Perhiz ve lahana turşusu: Sosyalist Küba ve 500 bin işsiz
Geçtiğimiz günlerde 500 bin emekçinin işten çıkarılması haberiyle tüm kamuoyu gözünü Küba’ya çevirmişti. Bu hiç de azımsanacak bir sayı değildir; çünkü emekçi kesimin yüzde 10’una tekabül etmektedir. Dahası, önümüzdeki beş sene içerisinde bir bu kadar daha işçinin işsiz kalması bekleniyor. Pekiyi, dünyada sosyalizm iddiasındaki ender ülkelerden biri olan Küba’da işsizlik ne şekilde okunmalıdır?
İttifaklar ve cepheler üzerine bazı sorular
Referandum sürecinde yaşanan politik ittifaklar ve cepheler tartışmasının ardından, seçim sath-ı mailine girildikçe, bu konu yeniden önem kazanmış durumda. Bir yanda “üçünce cephe” tartışmalarının sürdüğü, diğer yandan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın CHP-BDP-ÖDP-EMEP ittifakını gündeme getirdiği bir ortamda, Hakkı Yükselen’in ittifaklar ve cepheler sorununa dair yazısının, devrimci Marksist perspektifin köşe taşlarını parlak bir biçimde çizdiğini düşünüyoruz. İC Yayın Kurulu
TEKEL işçisi: “Mücadeleleri Birleştirelim!”
Tekel işçileri tarafından her pazar düzenlenen “meşaleli yürüyüş”lerin dördüncüsü 7 Kasım Pazar günü, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirildi.
İşçi Cephesi okurları Ekim devrimini andı
Ekim devriminin 93. yıl dönümünde İşçi Cephesi okurları Ekim devrimini anmak, dünyada ve Türkiye’deki güncel sınıf mücadelesi ile Ekim devrimi arasındaki bağı tartışmak üzere, 7 Kasım günü İstanbul’da bir araya geldi.
İstanbul’da üniversiteli öğrencilerden YÖK protestosu
5 Kasım Cuma günü çeşitli üniversitelerden bir araya gelen öğrenciler, 29. yılında üniversitelerde baskı rejiminin bekçisi YÖK’ü protesto ettiler. Öğle saatlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusu önünde toplanan öğrenciler, kampustan çıkan İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle birleştiler.
Gerçek gazetesine yanıt ve Cephe sorunu
Gerçek gazetesinin internet sitesinde 3 Kasım 2010 tarihli ve Sungur Savran imzalı, “Devrimci Marksizm yol ayrımında” başlıklı, devrimci sol hareketin çocukluk döneminden kalmışa benzeyen, oldukça sekter bir yazıyla karşılaştık. Savran bu yazısında, “Kökeni devrimci Marksist olan akımların bazılarında inanılması zor gelişmeler yaşanmakta” olduğunu belirtip DSİP, Marksist Tutum, TBİP ve gazetemiz İşçi Cephesi‘ni farklı başlıklar altında “eleştiriyor” ve “Türkiye’de devrimci Marksizm alanından gelen örgütler, burjuvazinin iç savaşının karmaşık dehlizlerinde yollarını yitirmişlerdir” sonucuna ulaşıyor.
25 Kasım: Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Sürüyor
Dünyada ve Türkiye’de her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor ve kendilerine yönelik bu şiddet genellikle kendilerine en yakın erkekler (baba, eş, sevgili) tarafından gerçekleştiriliyor.
Birçok kadın kendisine yönelik bu şiddetin sonucunda ölüyor ve/veya kasten öldürülüyor.
Devletin yeniden yapılanması açısından HSYK seçimleri
Öncelikle şu soruyu sorabiliriz: Neden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kim(ler) tarafından, hangi usullere göre seçileceği bu kadar gürültü koparıyor? HSYK’yı bu kadar önemli kılan nedir?
1980’den 2010’a: Türkiye siyasetinin ve Sol’un şekillenişi
Kapitalist sistem, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor. En koyu kapitalist düzen savunucuları dahi bu gerçeği ifade etmek zorunda kalıyor. Krizin ne zaman, ne şekilde son bulacağı belirsiz. Geride bırakacağı enkaza dair ise şu ana kadar yarattığı tahribattan hareketle oldukça karamsar senaryolar çizilmekte.
Üniversiteler ve türban
Her şey İstanbul Üniversitesi’nde bir öğrencinin türbanı nedeniyle dersten çıkarılması ile başladı. Konuyu görüşen YÖK bir karar alarak İstanbul Üniversitesi’ne şu yazıyı gönderdi: Öğrenci “disiplin yönetmeliğine aykırı” durumu nedeniyle sınıftan çıkarılamayacak ve çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılacak.
Mesafe’nin yeni sayısı “Enternasyonalizm” diyor
Enternasyonal Yayıncılık, üç aylık sosyalist düşünce dergisi Mesafe‘nin güz sayısını bu ay çıkardı. Son iki sayıda Kürt ulusal sorununu işleyen Mesafe‘nin yeni sayısının dosya konusu, Enternasyonalizm. Bu konunun, tercih sebebine kaynaklık eden ehemmiyeti ise derginin “Bu sayı” sunuş yazısında şu sözlerle ifade ediliyor:
Küresel krizin sonuçlarından biri daha: Yükselen ırkçılık ve Viyana örneği
Avusturya’nın Viyana şehrinde 10 Ekim günü Eyalet ve Bölge Belediye Meclisi Seçimleri gerçekleşti ve aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) bu seçimden oyunu geçen senelere göre yükselten tek parti olarak çıktı. Şu anda iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’nin oyu yüzde 5 oranında azalırken FPÖ’nün oyu yüzde 15 arttı, dolayısıyla meclisteki koltuk sayısı da.
Fransa’da reform yasalaştı ama mücadele sürüyor
Hükümetin krizi bahane ederek geçtiğimiz yıl açıkladığı emeklilik reformuna karşı toplumsal direniş, birçok engelleme çabasına ve yaşanan zorluklara rağmen sürüyor; ancak hareketin geleceği ile alakalı tedirginlik de gün geçtikçe artıyor. Bu tedirginliğin artmasında en büyük pay elbette hükümete, sendikalara, ana akım medyaya ve burjuva-reformist partilere düşüyor.
Gece süresi ve gece çalışmaları
“MADDE 69. – Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’da başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.” “İşçilerin gece çalışmaları yedibuçuk saati geçemez.”
Aşamaların Marksist çözümlemesi
Bir ülkede, bir kıtada ya da dünyada veya bir sanayi sektöründe, bir fabrikada hatta bir okulda ya da fakültede izleyeceğimiz politikaları formüle edebilmek için önce içinde bulunulan sınıf mücadelesi aşamasının dikkatli bir tanımını yapmamız gerekir.
Metal – Patron gözünü mesailerimize dikti
Patron gelen siparişlere göre günlük bir üretim adedi belirliyor. Bunu da üretim sorumlularına vererek bu üretim adeti bugün bitecek diyor. Tabii işçiyi düşünen yok.
Kargo – Merhaba İşçi Cephesi okurları
Ben Ankara’dan gazetenin takipçisi bir çalışanım. Yaklaşık 1 ay önce bir yayınevinde işe başladım. Üniversite mezunu olmama rağmen günümüz koşullarında torpil olmaksızın kişinin kendi kapasitesini kullanarak işe girmesinin mümkün olmadığı bir ortamda, kendi bitirmiş olduğum bölümle hiç alakası olmayan, bir işte çalışmaktayım…
Hizmet – Patrona karşı her zaman daha disiplinli daha güçlü durmalıyız!
Merhaba,
Ben özel bir okulda temizlik işçisi olarak çalışıyorum. Bu okulda işe başlayalı bir sene oldu. Başladığımdan beri mesai ücretini almıyoruz, hep esnek çalışıyoruz. Bu durumu hep arkadaşlarıma anlatmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımsa bana başlangıçta “sen bizim düzenimizi bozuyorsun” diyorlardı…
















