Ana Sayfa Blog Sayfa 121

Karaburun Bilim Kongresi’nden notlar

0

“Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar.” şiarıyla bundan dört yıl önce yola çıkan Karaburun Bilim Kongresi, bu yıl 3-6 Eylül tarihleri arasında “80’den sonra…” başlığı ile gerçekleşti.

Amerikan sağlık sistemi sosyalleşir mi?

0

300 milyonluk bir nüfusa sahip olan Amerika’da 50 milyon kişinin herhangi bir sağlık sigortası yok. 25 milyon kişinin ise, sağlık sigortası yetersiz. Geriye kalanlar sigorta şirketlerinin insafına terk edilmiş durumda.

Emperyalist-kapitalist sisteme ve kurumlarına boyun eğmeyelim!

0

Kurtarıcımız değilsiniz, kurtardığımız da olmayacaksınız!

Belki hiçbirimiz iktisatçı değiliz, siyaset bilimci değiliz, sosyolog değiliz… Ama “kriz nedir” sorusuna hepimizin ortak bir cevabı vardır; kolayca, “yoksullaşmadır, işsizliktir,” deyiveririz. Çünkü yaşadıklarımız öğretir, deneyimleri ortaklaştırır. İşçi sınıfının belleğini diri tutar.

Yalnızlaştırma harekâtı mı, tekele alma çabası mı?

0

Geçen ayki sayımızda “Açılım Sürerken” başlıklı yazımızda, açılım tartışıladururken, süre giden baskılardan bahsetmiştik. Son bir ay içerisinde ise batı cephesinde yeni bir şey yok ve baskılar hâlâ sürüyor!

Hükümetin yeni Orta Vadeli Programı

0

Orta Vadeli Program bir ekonomik yıkım projesi! Birleşmek ve mücadele etmekten başka yol yok!

Yaşamakta olduğumuz büyük ekonomik krizin Türkiye’yi “teğet geçmekte” olduğu söylemi yerini artık hükümetin “ya kısmet” kaderciliğine terk etmiş durumda. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Allah kısmet ederse Ocak ayına kadar bu ekonomik krizin tüm etkileri silinecek, yeni yıla biz tertemiz pırıl pırıl yepyeni imkânlarla gireceğiz” diyor.

Patronların yaydığı felaket, sel oldu aktı!

0

8 Eylül günü, Trakya ve İstanbul’da meydana gelen sel sonucunda, 33 kişi yaşamını yitirdi. Halen 9 kişi de kayıp. Bunun yanı sıra sadece İstanbul’da resmî verilere göre 1039 işyeri ve toplam 3 bin 401 bina selden zarar görmüş durumda.

John Lennon: Pop ikonluğundan, işçi sınıfı ozanlığına

0

Ardında sadece müzisyen olarak değil, yazar, oyuncu ve eylem adamı olarak da çok büyük bir efsane bırakan Beatles grubunun kurucusu John Lennon, 9 Ekim 1940’ta İngiltere’nin Liverpool kentinde dünyaya geldi. Annesi ve babası işçiydi.

İşçiler hayattır!

0

Merhaba arkadaşlar, Bu yazıyı yazmaya başladığımda nereden başlayacağımı, nasıl giriş yapacağımı ve Kürt açılımını mı, selde kaybettiğimiz işçi kardeşlerimizi mi, yoksa küresel mali krizin bizim sırtımıza yüklenmesiyle her gün artan işsizliğimizi mi yazayım diye düşünüyordum.

YÖK’ten anti 50-d’cilere baskı

0

Asistan kelime olarak yüksek öğretim kuruluşlarında öğretim üyesi yardımcısı anlamına geliyor. Ama buradaki yardımcı çanta taşımak, ödev okumak anlamına gelmiyor. Aslında burada bir bilim insanının yapmaya çalıştığı şey asistan yoluyla kendinden sonra gelecek olanı yetiştirmektir.

Sosyal yıkım yasası 1 yaşında

0

‘Sosyal yıkım yasası’ olarak tabir ettiğimiz Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasasının (SSGSS) 1 Ekim 2008’de yürürlüğe girişinden bu yana bir yıl oluyor.

Münevver Karabulut cinayeti! Kör gözlü adalet!

0

İnsanın kanını donduran bir cinayet; Münevver Karabulut cinayeti!

Medyada yer aldığında sıradan üçüncü sayfa haberlerinden biriydi. Bir genç sevgilisini canice öldürmüş, onu parçalara ayırmış ve çöp konteynırına atmıştı.

Türk-İş çerçeve anlaşma protokolünü imzaladı

0

7 Temmuz’da Türk-İş ve hükümet arasında Türkiye genelinde 250 bin işçiyi kapsayan bir çerçeve anlaşma protokolü imzalandı. İmzalanan anlaşmaya göre ücretlere 2009’un ilk altı ayında yüzde 3, 2009’un ikinci altı ayında yüzde 5,5 oranında artış yapılacak.

Toplu görüşmeler ve KESK’in grev çıkışı

0

Kamu emekçilerinin toplu görüşmeleri, bu yıl da gergin bir şekilde başladı. İlk toplantının ilk sözünden itibaren karşılıklı restleşmelere sahne olan görüşmeler devam ediyor.

Orta vadeli ekonomik program: “Kriz biter, işsizlik kalır!”

0

Son haftalarda burjuva politikacılar ve medya tarafından, krizin bittiği ve 2010 yılında bir toparlanma olacağına dair bir yaygara koparılıyor. “Krizden çıkış”a yorulabilecek her bir küçük verinin üzerine atlayarak, bunları ruhumuza su serpmek için birer dayanak olarak kullanıyorlar.

Okullar açılırken…

0

Okul öncesinden üniversiteye yaklaşık 20 milyon öğrenci bugünlerde yeni eğitim-öğretim yılına başlıyor. Yılların getirdiği ise IMF, Dünya Bankası tavsiye kararları ile şekillenen politikalar kapsamında eğitimin her geçen gün biraz daha piyasanın himayesine girmesi oluyor.

Kürt Sorununda Açılanlar

0

Geçen sayımızda Kürt sorununu bir ulusal sorun olarak tanımlarken, bu ulusal sorununun çözümünü de Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının kayıtsız şartsız tanınmasından hareketle değerlendirmiştik.

Sekiz kadın ölmeyebilirdi!

0

Yaşanan sel felaketinin ardından onlarca insan öldü. Bunlardan sekiz tekstil işçisi kadının ölümü, çok feci oldu. Pameks patronu, bu kadın işçileri servis yerine, mal taşınan arkadan kilitlenen araçla işe getirip götürüyordu.

Aynı gemideyken, boğulan biz olduk!

0

İstanbul’u etkisi altına alan şiddetli yağış, yoksul semtlerin altyapısızlığı ve patronların kâr hırsıyla birleşince; bir katliama dönüştü ve birçok emekçinin canına mâl oldu. Sular çekilince, yoksulların yaşamı, selde hayatını yitiren emekçilerin ise sömürü koşulları görünür oldu.

Boşanma Davası Nasıl Açılır? Neler yapılmalıdır?

0

10. sayısını tamamladığımız kadın sayfamızda, en sık rastlanan problemlere yönelik belli yasalar ve uygulanışlarına değinen bir hukuk köşesine yer vermenin yararlı olabileceğini düşündük. Hali hazırda kadının adının geçtiği yasaların bizleri tatminden uzak olduğu aşikar. Buna karşın, lehimize olabilecek durumları öğrenebilmek için bunları bilmemiz gerektiğini düşünerek ilk köşemizde boşanma hakkına ve nafaka durumuna yer veriyoruz.

Daha çok işyeri kapanması, daha çok işten çıkartma

0

Her ne kadar bizi, krizden çıkmaya ramak kaldığına ve 2010 yılı itibarıyla ekonomik düzelmenin başlayacağına ikna etmek için uğraşsalar da, gerçeklik biz emekçiler açısından krizin olanca şiddetiyle sürdüğü yönünde. Ağustos ayı verileri ışığında, son üç ay boyunca yaşanan küçük rakamsal düzelmelerin tüketen ve son bir yıl içinde resmi olarak 1 milyon emekçinin daha işsiz kalmasına yol açan işsizlik geri dönmüş durumda.

TEKSTİL – Bir yanda işçi çıkarma, bir yanda fazla mesai

0

Geçen aybaşında ve Ramazan’dan itibaren “iş yok” diye işçi çıkaran yönetim, yeniden işçi almaya başladı.

TEKSTİL – Derdimiz çok, bir araya gelmeliyiz

0

7 aydan beri takım elbise diken 360 kişilik tekstil fabrikasında çalışmaktayım. Her işyerinde olduğu gibi burada da sorunlar birden fazla.

TEKSTİL – İşyerimde son durum: Patronlar:3 – İşçiler:0

0

Merhaba arkadaşlar; Ben iki katlı bir tekstil atölyesinde çalışmaktayım. Size geçen ay yazdığım mektupta, Ekim ayının 15’inde işyerimde zammın konuşulacağından bahsetmiştim. Şimdi o döneme çok yaklaştık. Ben de iş yerimdeki değişikliklerden sizlere bahsetmek istiyorum.

PETROKİMYA – Patronun keyfî çalıştırmasına hayır!

0

Arkadaşlar, her gün bizim üstümüzdeki baskılar daha da çoğalıyor. Geçen mektubumda size zam dönemimizden bahsetmiştim. Bu yazıda da zam sonrası yaşanan gelişmelerden bahsetmek istiyorum.

METAL – Yine iş kazası, yine işçinin yalnızlığı

0

Merhaba; Çalıştığım fabrikada bir arkadaşımız daha iş kazası geçirdi. Makinede meydana gelen bir arızayı gidermek için uğraşan arkadaşımız, hidrolik sistemle çalışan bir kısmın devreye girmesiyle makineye işaret parmağını kaptırdı.

İş kazası ve ardından yapılması gerekenler

0

5510 sayılı yasanın 13. maddesine göre iş kazası;

-Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ,

-İşveren tarafından yürütülmekte olan iş veya görevi nedeniyle işyeri dışında,

Artı-değer nedir?

0

Artı-değer, ekonomi-politik biliminin, David Ricardo tarafından tanıtılmış ve son şekli Karl Marks tarafından verilmiş bir terimidir. Kapitalist zenginliğin birikimini açıklamak için ortaya atılmıştır. Açmak gerekirse, birikimin gerçekleşmesi için bir şeyin sürekli olarak alınırken tekabül ettiği değerin fazlasına satılması gerekiyorsa bu alma ve satma işlerinin arasında ona bir değer eklenmesi zorunludur. Bu eklenen değere artı-değer denmiştir.

Marmara’da Sel Felaketi! Kapitalizm Öldürüyor!

0

Tekirdağ, Silivri ve Çatalca’da sele neden olan sağanak yağış, İstanbul’da da sel baskınlarına neden oldu. Ayamama, Tavukçu ve Papaz dereleri taşması ve aşırı yağış, başta İkitelli Basın Ekspres Yolu olmak üzere, Arnavutköy, Sultangazi, Bağcılar, Eyüp, Esenler, Bahçelievler, Başakşehir, Büyükçekmece ilçelerinde su baskınlarına ve sele neden oldu. Şu ana kadar gelen haberlerde ölü sayısı 32, kayıp sayısı ise 8. Şimdi bunun “çevresel felaket” olduğu açıklaması yapılıyor. Yalan! Sözgelimi İstanbul’un bu tip durumlar için bir risk haritası yok!

Chevron’a karşı direniş (Richmond, Kailforniya)

0

Ekonomik kriz Richmond halkını vurdu. Federal hükümet tüm fon kaynaklarını şirketler için kullanırken, Richmond’daki binlerce aile, ülkenin geri kalanı ile beraber işini ve evini kaybediyor. İpotek krizi derinleşiyor ve Richmond’da bir buçuk yıl içerisinde 2.300 eve el konulurken, bu rakam ülke genelinde 4,8 milyona ulaşıyor.

29 yıl sonra bir kırılma anı olarak 12 Eylül

0

Tüm dünyayı sarsan ve cumhuriyet tarihinin en derin daralmalarından birine yol açan krizden en çok zarar gören ve sayıları 12 milyonu bulan ücretli nüfustan toplu sözleşme yapabilen işçi sayısı kaç sizce? 2001-2007 dönemi yıllık ortalama 400 bin!..

Honduras: Direniş yol ayrımında

0

Honduras’da devlet başkanı Manuel Zelaya’nın devrilmesi ve emekçiler üzerinde sert bir saldırı dalgasıyla sonuçlanan askeri darbe ikinci ayını doldurmuş olsa da ülke içinde ve dışında darbecilere karşı geliştirilen kitle seferberlikleri durulmuyor.

1 Eylül’ün ardından

0

Dünya Barış Günü, 1 Eylül 1939 tarihinde faşist Almanya ordularının Polonya’ya girerek ikinci emperyalistler arası paylaşım savaşını başlatmasına atfen, Bileşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilmiş bir gündür. Ve bu anlamlı gün, barış kelimesinin eğer burjuvalar arasında yapılmışsa, ne denli güvenilmez olduğunu her yıl yeniden ve yeniden bizlere gösterir.

“Kürt Açılımı” ve kendi kaderini tayin hakkı

0

İşçi Cephesi gazetesi olarak Kürt sorununun çözümünden yanayız. Bize göre Kürt sorunu bir ulusal sorundur. Bu nedenle de bir kendi kaderini tayin etme hakkı sorunudur. Dolayısıyla İşçi Cephesi gazetesi olarak Kürt sorununun çözümünden anladığımız Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkının kayıtsız ve şartsız benimsenmesidir. Kürtlerin bu hakkı nasıl kullanacağı, kullanmak istediği ise tamamen kendi tasarruflarındadır.

Sınıf Uzlaşması değil, Sınıf Birliği!

0

Acıkıyoruz biz de! Ve susuyoruz… Sonra hastalanabiliyoruz… Ve okutalım isteriz biz de çocuklarımızı… Bu düzende doymak için çalışmaya mecbur işçi de insan haliyle. Ve sağlık ve eğitime en az diğerleri kadar ihtiyaç duyar. İşsiz kaldığında parasızdır, parasızsa açtır ve insanlar açlıktan ölürler; işsiz de ölür… Yani anlayacağınız bizim de karnımız ekmekle doyar!

İşsizlik Sigortası Fonu da gasp edildi

0

Sınıf uzlaşması değil, sınıf birliği zamanı!

Geçtiğimiz ayın, işçi sınıfı ve emekçi kitleler için en önemli gündemlerinden biri işsizlik fonunun gasp edilmesi oldu. Dört kişiden birinin işsiz olduğu ve işsizlik fonunun kullanımına ilişkin taleplerimizin arttığı bu dönemde, hükümet hatırlattı: Bir fonu herkes ister ama ancak bazıları alır.

Bilinçli işçi “Kürt Açılımı” konusunda ne yapmalı?

0

İki kişi arasında konuşuyor. İkisi de genç. Biri sıradan genç bir işçi, diğeri hem okuyup hem çalışan genç bir sosyalist. Konu, “Kürt Açılımı!” Genç sosyalist ortada açılım falan olmadığını, hükümetin bırak sorunu çözmeyi, tarif ederken bile kafa göz yardığını söylüyor. Haksız da sayılmaz! Genç işçi de hak veriyor bu sözlere… Lakin diyor ortada bir sorun olduğu da gerçek; birileri bir şey yapmalı, yoksa bu kan daha çok akar, gözyaşları durmaz… Ne yapmalı?

Marmaray’da grev

0

Marmaray Projesi dâhilinde, 26 Ağustos günü Yenikapı ve Sirkeci kazılarında çalışan işçiler greve başladı.

Afganistan’da emperyalizmin demokrasi güldürüsü

0

21 Ağustos’ta Afganistan’da, işgalin ardından ikinci cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. İşgalci güçler için işlerin giderek sarpa sardığı Afganistan’da, ABD emperyalizmi ve müttefikleri açısından bu seçimlerin önemli bir yeri vardı.

Açılım sürerken

0

Şimdiye kadar, Kürt halkının çektiği acıları anlatmak ve çözümler aramak için çıkan onlarca gazete kapatıldı ve yasaklandı… Günlük gazetesi, bunlara rağmen, susmamak daha çok duyurabilmek hedefi ile inadına çıktı. Aynı gazetenin 22 Ağustos tarihli sayısına gelen tepki ise, bu gazetenin de kendinden öncekilerin makûs tarihini paylaştığını gösterdi.

Bakan, Kürt açılımını kadınlara sorsun

0

Anayız, bacıyız, kardeşiz, cephede mermi taşıyan nineyiz, yani bizzat ulusu var eden biziz; ama konu siyasete gelince, ideolojisiziz! Böyle buyurdu Başbakan. Peki, öyle miyiz? Elbette hayır. Bakan gözler görecektir ama daha dün Barış İçin Kadın İnisiyatifi 231. kez toplanmasına karşın toplantıları daha bir kez görülmedi. Gözaltında çocukları ‘kaybolan’ Cumartesi Anneleri de aylardır toplanıyor.

Depremden daha da tehlikeli olan kapitalizmdir

0

17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli, 7,5 şiddetinde gerçekleşen deprem, Marmara Bölgesi’nde ve Ankara’dan İzmir’e kadar olan geniş bir alanda hissedilmişti. Bu büyük depremin resmi rakamlara göre bilançosu; 17.480 ölü, 23.781 yaralı ve 505 sakat. Bunun yanında; 285.211 konut ve 42.902 işyerinde hasar. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 evsiz…

Üçüncü köprü tartışmaları

0

Beraberinde bir sürü tartışma getiren 3. köprü, İstanbul’un ve bölge halkının geleceğini de belirleyecek. Çıkarılan kanunlara ve raporlara rağmen çevre katledilecek, arsalar satılacak, cepler şişecek.

Grev, tüm emekçilerin hakkıdır!

0

Bu yıl, kamu emekçilerinin toplu görüşme süreci 15 Ağustos’ta başladı. Bu görüşmeler yaklaşık 2 milyonu aşkın memuru ilgilendiriyor. Görüşmeye katılan sendikaların talepleri birbirlerinden farklıydı; fakat hükümet bunların birçoğuna yanaşmadı. Görüşmeler, zam miktarları konuşmaya başlanınca tıkandı.

Mücadele ederek kazandılar!

0

İşten çıkarmalar, hayat pahalılığı, ücret kesintileri emekçi kesimler üzerinde karamsar bir hava yaratıyorsa da, bu süreçte yolumuzu aydınlatacak olumlu örnekler de yok değil.

Güney Kore: Ssangyong Motor Fabrikası Grevi

0

Güney Kore’de araba imalatı yapan ve yüzde 51 hissesi Çin’in Şanghay Otomotiv Sanayi Şirketi’ne ait olan Ssangyong Motors fabrikası, içine düştüğü mali sıkıntı nedeniyle iflas başvurusunda bulunmuş, iflasa karşı korunma elde etmek için de, işgücünün yüzde 36’sını (yaklaşık 2600 işçi) işten çıkaracağını açıklamıştı.

Herkese iş herkese eşit ücret

0

Dünyada ve ülkemizde süren ekonomik krizin biz işçi sınıfının üzerine yüklenmesiyle birlikte yükselen işsizlik ve ücretsiz izinler bizlerin daha kolay sömürülmesi için patronlara pek çok olanak sağlıyor. Bu olanakları, sonuna kadar kullanmak isteyen patronların bizim sırtımıza her gün daha çok iş yüklemesi biz işçileri yaşadığımız gerçekten daha da uzaklaştırıp gerçek düşmanlarımızı unutup kendi aramızda çekişmelere zorluyor.

‘Kürtçe eğitim’ yalanı!

0

Son günlerde şiddetlenen ve ‘en kırmızı benim çizgilerim’ tartışmasına dönen ‘Kürt Açılımı’ gündemin ana konusu. ‘Kırmızı çizgiler’ diyoruz çünkü ulusal soruna çözüm üretmek isterken en sık karşılaştığımız sözler ‘üniter-devlet’, ‘ulus-devlet’, ‘milli eğitim’, ‘resmi dil Türkçe’dir.’ oluyor.

Aram Tigran’ın Ölümü ve Kürt Açılımı

0

Kürtçe, Arapça, Ermenice ve Türkçe müzik yapan, Ortadoğu’nun duayenlerinden Aram Tigran Atina’daki evinde ani rahatsızlık geçirdi. Sabah saat 07.30’da evinde eşi tarafından yerde hareketsiz halde görülen Tigran, Atina’daki Kürtlerin yardımı ile Van Gelasmos hastanesine kaldırıldı. Burada Tigran’ın beyin ölümü gerçekleşti…

Kaygılıyız çünkü öldürülüyoruz!

0

Geçtiğimiz günlerde İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Irak: Cinayet, İşkence, Cinsel Yönelim ve Cinsiyet isimli bir rapor yayınladı. Rapor, Irak’ta eşcinseller üzerinde sistemli bir cinayet politikasının uygulandığını ortaya koyuyordu.

Bu sese kulak vermeli

0

Alman şair, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Bertolt Brecht, kuşkuya yer yok ki 20. yüzyıl sanat dünyasının en sıra dışı ve etkin isimlerinin başında gelir. 1898 yılında Almanya’nın Augsburg kentinde dünyaya gelen Brecht, çağdaş tiyatronun genç kuramcılarından biri olarak öne çıktığı 30’lu yıllarda, aynı zamanda epik tiyatronun başlıca temsilcisine dönüşecektir.