Putin’in bütün diplomatik ve askeri güç gösterilerine karşın Rusya ekonomisi hızla derin bir krize doğru sürükleniyor. Rusya’nın ulusal gelirinin %68’inin bağımlı olduğu petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş, ABD ile Avrupa Birliği’nin Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçılarla işbirliği yapması nedeniyle büyük Rus şirketlerine uygulamakta olduğu yaptırımlarla birleşince, ülkeden dışarı doğru ciddi bir sermaye kaçışı başlamış durumda. Rusya merkez bankasının bu kanamayı durdurmak için faiz oranlarını %17 düzeyine kadar yükseltmesi bile durumu düzeltebilmiş değil. Tam tersine Rus rublesi, 1998 krizinden bu yana yaşadığı en ciddi değer kaybıyla karşı karşıya: 2014 Aralık ayı ortalarında sadece iki gün içinde dolar ve avro karşısında %25 değer kaybına uğradı. Bütün bir yıl içinde Rusya halkının satın alma gücü yarı yarıya düşmüş durumda.
Ekonomi yokuş aşağı; Nefes alamıyoruz!
Yılın son ayı içinde yaşanan belirleyici ekonomik gelişmeler, dünya ölçeğindeki kriz dalgasıyla oldukça ilişkili bir sıkışmanın açık emarelerini verdi. 2013’te yüzde 4 olan büyüme hızı önce Ocak-Eylül 2014’te yüzde 2,8’e düştü, ve ardından son üç aylık dilimde trajik bir düşüşle yüzde 1,7’ye indi. Son veriler, iç talebin durma noktasına geldiğini ortaya koyuyor. Doğalgaza Ekim ayında yapılan -iki seçim nedeniyle ertelenmişti- yüzde 9’luk zammın sonuçlarını hissetmeye başladık bile. Zira bu zam, enflasyonu çift haneye çıkarmaya yetti. İşsizlik rakamları ise 10.01 ile yeniden çift haneli rakamlara erişmiş oldu.
Yeni internet düzenlemesi ve AKP’nin internet politikası
Hükümet, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) internette ‘sakıncalı içerik’ engelleme yetkisi veren düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından yeni bir sansür düzenlemesi için kolları sıvadı.
Karadolap Spor Kulübü basın açıklaması
İstanbul 1. Amatör Lig’te 20 Aralık’ta Karadolap ile Zeytinburnu arasında yapılan karşılaşmayı Karadolap 4-2 kazandı. Futbol Federasyonu 22 Aralık’ta maç sırasında meydana geldiği iddia edilen olaylar nedeniyle Karadolap’ı hem 3-0 hükmen yenik ilan etti hem de sezon sonuna kadar kendi sahasında oynayacağı maçların tarafsız sahalarda oynamasına karar verdi. On gün sonra 2 Ocak tarihinde Hürriyet gazetesi bu maçı “Namluların ucunda ölümüne maç!” başlığıyla yayınladı. Ardından birçok basın kuruluşu da Hürriyet’i referans alarak bu doğrultuda haberler yaptı. Bu gelişmeler üzerine Karadolap Spor Kulübü gerçekte ne olduğu konusunda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan kulüp başkanı Çayan Dursun hem olaylara hem de karara dair görüşlerini dile getirdi. Söz konusu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz.
Tunus Cumhurbaşkanlığı seçimleri: Öncesi – sonrası
Ortadoğu ve Kuzey Afrika devrimlerinin fitili Tunus’ta alev aldı. Devrimin fitilini ateşleyen olay 17 Aralık 2010 tarihinde Muhammed Buazizi’nin baskı ve şiddet yönetimine karşı isyanını kendini yakarak göstermesi oldu. Ardından başlayan eylemler sadece 28 günde 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali diktatörlüğünü devirdi. Bin Ali 1989 yılında ele geçirdiği iktidarını 14 Ocak 2011’de geride bırakarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu olay yüzde 98’i Araplardan oluşan 10,5 milyon nüfuslu Tunus’un en önemli tarihsel kırılma anlarından birini oluşturmaktadır.
Birleşik Metal-İş 29 Ocak’ta greve çıkıyor !
DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın 21 Aralık’ta Gebze’de “İnsanca çalışma, insanca ücret” şiarıyla gerçekleştirdiği mitinge işçilerin MESS dayatmalarına karşı grev sloganlarını yükseltmesi damgasını vurmuştu. Patron sendikası MESS ile Birleşik Metal-İş sendikası arasında yürütülen TİS görüşmelerinin anlşamazlıkla sonuçlanması üzerine, 41 iş yerinde yaklaşık 15 bin metal işçisini ilgilendiren sözleşmeyle ilgili olarak 10 Ocak günü Birleşik Metal-İş’in merkez TİS Kurulu gerçekleştirdiği toplantıda grev kararı alınmıştı.
“Çok şükür bugün de fıtratımızda eşitlik yok!”
Türkiye yeniden devleti yöneten ‘erk’ekler tarafından yapılan bir ‘kadın- erkek eşit değildir’ beyanıyla karşı karşıya. 2010 yılında Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan kadınla erkeğin hiçbir zaman eşit olamayacağını söyleyip partisinin -ve dolayısıyla ülkenin yönetiliş tarzının- zihniyetini dile getirmesi yetmemiş olacak ki 2014 yılında da Cumhurbaşkanı sıfatıyla söylemini yeniledi: ‘Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir’.
1918: “Ateş, ihanet ve devrim!”
Kapitalist toplum, sermayenin ekonomik alandan başlayarak siyasal, kültürel, yaşamsal her alt parça üzerindeki tahakkümüne dayanır. Burjuvazinin hegemonyası, her şeyden önce sınıf karakteri açık bir dizi baskı aracına dayanıyorsa da erkin sağlamlaştırılması konusu aynı zamanda, ideolojik hakimiyetin üzerine kurulur. İşçi sınıfı siyasetinin tarih boyunca sabit bir talep toplamı, siyaset mantığı, politik tarz ve felsefeye sahip olmayışının nedenlerinden biri de budur.
Yunanistan erken seçime giderken
Önce Pasok, ardından teknokratlar, şimdi de Samaras önderliğindeki ND (Yeni demokrasi) hümümeti, Yunanistan emekçilerinin sömürü politikalarına karşı verdiği mücadele ile tek tek devrildiler.
Mersin’de taşeron belediye işçileri eylemdeydi
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından işten çıkarılmalarının ardından imza kampanyası başlatan taşeron belediye işçileri, topladıkları imzaları vermek için 12 Ocak günü eylem gerçekleştirdi.
HEMA’da 523 işçi işten atıldı
Ereğli’ye bağlı Kandilli beldesinde 2006 yılından bu yana faaliyet gösteren HEMA kömür işletmesinde işten atmalar devam ediyor.
Baştan savma iş yapmayın
Bu metin Lev Troçki tarafından 29 Mayıs 1923 tarihinde, Kiev’li yoldaşlara bir mektup olarak kaleme alınmıştır. 31 Mayıs 1923’de Bolşevik Parti resmi yayın organı Pravda’da yayınlanmıştır.
İHD: 242’si ağır, 653 hasta mahpus var
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, hasta mahpuslarla ilgili açıklama yaptı, derhal serbest bırakılmalarını talep etti. Açıklamaya göre hapishanelerde 242’si ağır, 653 hasta tutuklu ve hükümlü var.
ODTÜ’de işçiler direnişe başladı
ODTÜ Trafik Amirliği’nde çalışan taşeron işçiler mobbing, baskı ve yıldırma gibi politikalara karşı bugün itibariyle rektörlük önünde fiili direnişe başladı. İşçiler bütün demokrasi ve sosyalizm güçlerini kendileriyle dayanışmaya çağırıyor.
Çığ altında kalan işçiler hâla mahsur
Trabzon’un Çaykara ilçesinde Cuma günü gerçekleşen çığın altında kalan 4 işçi için arama çalışmaları sürüyor. Çalışmalar esnasında bir işçinin cansız bedenine ulaşılırken, ulaşılan işçinin kimliği de tespit edildi. Ölen işçi Adana nüfusuna kayıtlı Nusret Er, diğer işçiler için ise arama çalışmaları sürüyor. Alınan son bilgilere göre çığ altında kalan işçilerin telefonlarının çaldığı belirtilirken, aileler çalışmaların eksikliğinden yakındı.
Hindistan’da yarım milyon madenci greve çıktı
Hindistan’ın en büyük kömür madeni şirketi olan Coal India (Hindistan Kömür) şirketinde 6 Ocak gününde 500 bin işçi greve çıktı. Şirket, hükümet ve maden işçileri sendikaları arasında gerçekleşen görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev 10 Ocak tarihinde sonlandırıldı. Grev, 1974’teki demiryolu işçilerinin grevinden bu yana gerçekleşen en büyük grev olma özelliğini taşıyor. Grev çağrısını yapmış olan 5 maden sendikası, 3,7 milyon işçiyi temsil ediyor.
Eyüp’te inşaat işçisi yaralandı
Eyüp’te bir inşaatta çalışan 27 yaşındaki İlhami Macit, kanal çalışması sırasında kayan toprağın altında kaldı.
Bugün 5 ilde toplamda 8 işçi hayatını kaybetti
Bugün İstanbul, Trabzon, Erzurum, Kayseri ve Konya’da toplamda 8 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Cinayetler, gerekli önlemler alınmadığı ve iş güvenliği tedbirleri fiilen uygulanmadığı için yaşandı.
Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıyı lanetliyoruz!
Sadece hoşuna gitmeyen şeyler yazdı-çizdi diye insanları öldürmek! Katliam yapmak! Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan tam olarak bu. İki silahlı saldırgan 7 Ocak günü derginin Paris’teki merkezini basarak en az 12 insanı katletti. Dördü ağır 20’ye yakın insanı yaraladı.
Charlie Hebdo’ya saldırı
Çarşamba günü Paris’te Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırıda 12 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.
Berlin Duvarı’nın yıkılışı
Doğu ve Batı Berlin’i birbirinden ayıran duvarın çöküşü, hiç kuşku yok ki, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da kurulmuş olan düzenin de yerle bir olması anlamına geldi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca gerek SSCB gerekse Doğu Avrupa’daki diğer yozlaşmış işçi devletleri üzerinde mutlak bir otoriteye sahip durumdaki Stalinist rejimler çözülüp dağılırken, kapitalizmin söz konusu topraklarda restore edilmesiyle sonuçlanan bu sürecin sınıf bilinci ve örgütlülük düzeylerinde günümüz “solu” üzerinde de belirleyici etkileri oldu. Tabiri caiz ise söz konusu sürecin mantığı kavranmaksızın, günümüz solunun geçirdiği politik ve örgütsel evrimin izlerini sürmek de olanaksızlaştı.
Kadınlar asgari ücreti değerlendiriyor: Söz hakkımız da yok yaşama şansımız da!
Aşağıda “Kadın Emeği Platformu”nun basın açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2015 yılı asgari ücret zam oranının belirlenmesi için sonucu belli toplantılarına başladı. Oysa hükümet ekim ayında asgari ücret zam oranını yüzde 3+3 olarak ilan etti.
Asgari ücret Türkiye’de 5 milyondan fazla emekçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum etmektedir. Resmi verilere göre Türkiye’de sigortalı çalışan 12 Milyon’un yüzde 46’sı asgari ücretlidir. Kasım 2014 itibariyla dört kişilik bir aile için açlık sınırının 1283, yoksulluk sınırının 4057 TL olduğu Türkiye’de 2 çocuklu bir asgari ücretlinin geliri 931 TL’dir.
Dora işçileri direnişin 100. gününde de eylemdeydi
Ağır çalışma koşullarına karşı Turizm Otel Spor Emekçileri Sendikası (Tüm Emek Sen)’nda örgütlenen ve bu örgütlenme sonucu işten atılan Dora Otel işçileri direnişin 100. gününde de eylemdeydi.
Saat 9:30’da Pangaltı metro çıkışında buluşan direnişçi işçiler, Dora Direnişiyle Dayanışma Platformu ve Birleşik Haziran Hareketi Şişli Meclisi, buradan otelin bulunduğu yere bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca güzergahtaki birçok otelden turizm emekçileri eyleme alkışlarla destek verdi. Yürüyüş sırasında “Dora işçisi yalnız değildir”, “Atılan işçiler geri alınsın”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları yükseltildi. Dora otelin önüne gelindiğinde, 2014’ü direnişle kapatıp 2015’i de direnişle açtıklarını vurgulayan işçiler basın açıklamasında hem kendi sektörlerinin hem de sınıfun tamamının yaşadığı sorunlara işaret ederek:
Metal sektöründe grev süreci başlıyor
Metal iş kolunda grev süreci başladı. 100 bini aşkın işçi ve ailesini ilgilendiren 2014-2016 Dönemi Metal Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde, resmi arabulucu raporu DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’na ulaştı. Patronlarla uyuşmazlık tutanağı tutan sendika 60 günlük grev süresini başlattı.
Maltepe Hastanesi işçisi: “Kazanacağımıza inanıyoruz!”
Sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkartılan ve 8 Aralık sabahı hastane girişine çadırlarını kurarak direnişe geçen Maltepe Üniversitesi Hastanesi işçilerini, çadırlarında ziyaret ettik. Yönetimin bütün usulsüzlüklerine, haksızlıklarına ve soğuk havaya rağmen, mücadele etme azimlerinden ve coşkulu kararlılıklarından hiçbir şey yitirmemiş olan 98 işçiden bazıları ile süreci, sendikalaşmayı, yönetimin tavrını ve gelecekteki planları üzerine konuştuk.
28 Aralık Kent Mitingi: Marmara için birleşiyoruz, yaşamak için direniyoruz!
İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısı ve çeşitli siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katılımı ile kitleler 28 Aralık’ta Kadıköy’de buluştular. Yırcalılar, Maltepe Hastanesi Direnişçileri, Cevizli Tekel, Validebağ Dayanışması ve daha nice emek ve çevre dostu her birlikte Marmara için Birleşiyoruz, Yaşamak için Direniyoruz diye haykırdılar.
Dora emekçileri: “İşimizi geri istiyoruz!”
Sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atılan Dora Otel emekçilerinin mücadelesi sürüyor. Her Pazar günü İstanbul Dolapdere’de bulunan Dora Otel’e yürüyüş gerçekleştiren ve burada basın açıklaması yapan direnişçi işçiler, bugün de Dora patronuna her yerde olduklarını hatırlatmak için Dora’nın önündeydiler.
Dora Otel İşçileri: Dora’ya sendika girecek!
Bugün (25 aralık) saat 9:50’de sendikalaştıkları için işten atılan Dora Otel işçilerinin işe iade davaları Çağlayan Adliyesi 6 nolu iş mahkemesinde görüldü. Parti temsilcilerimizin de izlediği duruşma 9 mart 2015’e ertelendi. Lakin güne damgasını vuran dikkat çekici gelişme, işveren temsilcilerinin dava sonrasında işçi temsilcileri ile görüşme talebinde bulunmaları oldu.
ODTÜ emekçilerinden uyarı grevi
ODTÜ emekçileri banka promosyon ödemeleri görüşmelerindeki anlaşmazlık nedeniyle 15-16 Aralık tarihlerinde 2 günlük uyarı grevi düzenledi.
UIT-CI bildirisi: ABD ve Küba arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması üzerine
ABD’nin 50 yıldan fazla süredir devam ettirdiği diplomatik kopukluğun ve ambargonun ardından, Barack Obama ve Raul Castro tarafından eş zamanlı olarak, diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edildiğinin duyurulması, dünya çapında büyük bir etki yarattı. Söz konusu olan, bu değişikliğin nedenleri ve kapsamına ilişki her türden yoruma kapıyı aralayan bir gelişme.
Demokrasiyi kim savunabilir?
14 Aralık’ta AKP-Cemaat çatışması yeni bir evreye taşındı. AKP bir yıldır polis ve bürokrasi içindeki cemaat mevzilerine yönelik yer yer düşük yer yer yüksek şiddette operasyonlar gerçekleştiriyordu. Bu kez hedef cemaatin başlıca propaganda araçları Zaman, Bugün gazeteleri ve Samanyolu televizyonu oldu. Sivil, mevcut toplumsal algıda görece meşru ve en açık hedeflerin üzerine pervasızca yürünmeye başlanması bir yandan AKP’nin tahakküm tarzını daha da keskinleştirdiğini diğer yandan burjuva gerici kliklerin mücadelesinde yeni bir denge durumuna girilmekte olduğunu işaret ediyor. Operasyonun tarihi de AKP’nin yolsuzlukları örtme, intikam, misilleme hırsını gösteriyor.
Türkiye’de çocuk olmak
Türkiye Cumhuriyeti iktidarlarının övündükleri bir durumdur, dünyada sadece Türkiye’de çocukların bir bayrama sahip olmaları! Cumhuriyet tarihinin bütün iktidarları tarafından övgüyle söz edilen durum gerçekten böyle midir?
Yıldızlararası: Yok oluşumuzun hikâyesi mi?
Interstellar: Türkçe adıyla Yıldızlararası. Henüz vizyona girmeden hakkında tartışmaların başladığı son yılların en iddialı bilimkurgu filmlerinden biri.
Pastayı büyütemiyoruz, yeniden paylaşalım!
Uluslararası emperyalist işbölümü ve ulus devlet aygıtının birbiriyle olan diyalektik ilişkisi son derece karmaşık ve bu ilişki ulus devlet perdesi arkasına gizlenmiş durumda.
Tuğçe Albayrak ve kadın dayanışması
Almanya’da Offenbach kentinde bir kadın, iki genç kadını tacizden korumaya çalıştığı için, tacizci erkekler tarafından dövülerek öldürüldü.
Perşembe buluşmaları kapsamında “Rejim” tartışması gerçekleştirildi
İDP Gençliği, Perşembe buluşmalarının üçüncüsünü 18 Aralık Perşembe günü İDP Beyoğlu ilçe lokalinde gerçekleştirdi. Daha önceki buluşmalarda, Arap Devrimleri ve Kürt halkının mücadele tarihinin tartışıldığı buluşmaların üçüncüsü, “Rejim” konusu etrafında şekillendi.
Mesleki Liseleri’ne dönük yeni bir saldırı paketi
Türkiye’de yaşanan siyasal ekonomik krizin derinleşiyor oluşuyla birlikte burjuvazinin krizden çıkış reçetelerinin bizler üzerindeki yıkıcı etkileri de sürekli olarak artmakta. Tüm bu politikaların eğitim ayağına baktığımızda da durumun pek farklı olmadığını anlayabiliyoruz. Öyle ki her yeni karar gençlik üzerindeki somut basıncı şiddetlendiriyor. Eğitim sisteminin neo-liberal gerçeklerine baktığımızda, bir adım ileriye iki adım geriye giden bir eğilimle karşılaşıyoruz.
Ankara’da kadın dayanışması kahvaltısı
14 Aralık Pazar günü Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde “Kadın Kardeşlerimiz Yaşasın Diye” bir kadın dayanışması kahvaltısı düzenledi. Katılımın yüksek olduğu kahvaltıda platformun Ankara temsilcisi kısa bir konuşma yaptı. Konuşmada her ay yaklaşık 30 kadının, daha Aralık ayı başında ise 10 kadının öldürüldüğünü belirtti. Kasım ayının ise 25 Kasım’dan dolayı mücadelelerle dolu bir ay olduğunu vurguladı. Kadın cinayeti davalarının takiplerinin yapılmasının ve yetkililerin yetkilerini kullanmadıkları müddetçe kadın cinayetlerinin durmayacağının üzerinde durdu.
Birleşik Haziran Hareketi’nin karakteri ve sınırları
Haziran Ayaklanması’nın ardından, ÖDP’nin çağrısı ile toplantılar ve forumlar yapmaya başlayan Birleşik Muhalefet Hareketi, HDK/HDP çizgisi dışında kalan sosyalist yapıları, Gezi’nin tutkal olduğunu söyleyerek birleştirmeyi hedefliyordu. Bir diğer süreç ise, yerel seçimlerin ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin oluşturduğu boşluklu dinamikle birlikte doğdu ve böylece ODTÜ Vişnelik toplantılarını başlatmış oldu.
Kobane’den sonra; Süreç mi Heval?
Kobane’nin düşüşüne bel bağlayan AKP hükümeti Kürt siyasi önderliğini masada dizleri kırılmış bir biçimde oturtma planları yapıyordu. Kobane kahramanca bir savunmanın ardından düşmedi ve AKP hükümeti büyük bir öngörüsüzlük yapmış olmasına rağmen, Kobane sonrasında, müzakere sürecinde hamle üstünlüğünü korumaya çabalıyor.
Sermaye sağlığı ve güvenliği paketi
2014 Kasım’ında en az 123 işçi daha öldü. Onlar da ölen binlerce işçi gibi maliyetler düşsün, kârlar artsın, tekeller gölgelerini yaşamlarımıza daha fazla uzatsın diye öldürüldüler. Vasıf yelpazesi epey geniş; ölenlerin içinde madenci, doktor, tarım işçisi, sıvacı, teknisyen, şoför, itfaiyeci var. Onlarca farklı hikayeyi bir araya getiren ise patronların kâr hırsı, yaşamlarına bilinçle, isteyerek saldırılmış olunması ve elbette hepsinin aynı sınıfa mensup olması.
Ülker’de direniş sürüyor
Hak-İş’ e bağlı Öz Gıda-İş’ ten DİSK Gıda-İş’ e geçmelerinin ardından işten atılan 8 Ülker işçisinin direnişi devam ediyor. İşci Cephesi gazetesi olarak Topkapı Ülker fabrikası önünde direnen işçilere geçtiğimiz günlerde ziyaret ettik.
İzmir’de yolsuzluk protesto edildi
Hakkında haber yapılması yasak olan 17 Aralık operasyonlarının yıl dönümünde İzmir’de yolsuzluğa karşı eylem yapıldı. Kesk İzmir Şubeler Platformu’nun çağrıcılığını yaptığı eyleme katılım yeterlilik gösteremese de AKP’nin 12 yıllık talan ve yolsuzluk hikayesi yeniden hatırlatıldı ve adaletin emekçilerle geleceği vurgulandı. 19.00’da Sevinç Pastanesi’nin önünde buluşan eylemciler Alsancak boyunca slogan atarak ilerledi. “Hırsız var!” ve “Yolsuzluk,yoksulluk düzenine hayır!” sloganları atıldı. Grup basın açıklamasından sonra dağıldı.
Belçika’da işçi eylemleri
Belçika’nın başkenti Brüksel’de 100 bine yakın işçi ve emekçi sokaklara çıkarak yeni merkez sağ hükümeti protesto etti. Çünkü Başbakan Charles Michel öncülüğündeki hükümetin ilk icraatı krizin faturasını işçilere kesmek oldu. 65 yaş olan emeklilik yaşını 67’ye çıkarmak, eğitim, sağlık gibi alanlara yapılan sosyal fonları kısmak, enflasyon oranında yapılan zamları geri almak gibi kemer sıkma politikalarını hayata geçirmeye çalışan hükümetin bu adımına karşı üç büyük sendikanın öncülüğünde eylemler, bölgesel grevler, blokajlar gerçekleştirildi.
İnşaat işçilerinin PTT direnişindeydik
PTT Sirkeci ek hizmet binası önündeki İnşaat İşçileri Sendikası’nın öncülüğünde yapılan direnişi İşçi Cephesi olarak ziyeret ettik. 4 aya yakın PTT binasının restorasyonunda çalışan ve taşeron firma tarafından maaşları yatırılmayan inşaat işçileri, PTT yönetiminden alacaklarını talep ederek direnişe geçtiler.
Taşeronluk sistemi ve kıdem tazminatı
Türkiye’de 1980 askeri darbesinin hemen ardından Özal döneminde uygulanmaya başlayan neoliberal iktisat politikalarının devamı olarak, AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber bir güvencesiz çalışma rejimi olan taşeronluk sistemi yaygın şekilde uygulanmaya başlanmıştır.
Üniversitelerde taşerona karşı mücadele!
13 Aralık Cumartesi günü TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda, ÜNİDA ve VİDA’nın çağrıcılığı ile çeşitli üniversitelerden taşeron işçiler, öğrenciler ve öğretim görevlileri “Üniversitelerde Taşerona Karşı Mücadele” adlı forumda bir araya geldi.
Biz işçiler birlik olmadan asla kazanamayız!
Merhaba, sanırım her işçinin korkulu rüyasıdır işten atılmak. Ben de geçtiğimiz günlerde bu korkulu rüya hatta kabusla karşı karşıya kaldım; şu an işsizim. Tabii işten çıkarılmak kötü de, bundan daha kötüsü de sigortalı olduğunuz halde tazminat alamamakla karşı karşıya kalmanız. Süreci en baştan sizlerle paylaşmak istiyorum. 3-4 aydır iş yerinde işler pek iyi gitmiyordu. Bir tekstil atölyesinde çalışıyorum, manto kaban üretiyoruz. Normalde mesai yapmamız gereken aylarda bile yeterli miktarda iş gelmiyor ama boş da durmuyoruz; hesabıma göre işyeri zarar da etmiyor ama işler de pek canlı değil.
Mısır: “Bizi de, rüyalarımızı da öldürdünüz!”
2011 yılında Tahrir Meydanı’nı işgal eden kitlelerin kararlı mücadelesi diktatörü devirmiş ancak askeri bürokrasinin desteklediği rejim ayakta kalmayı başarmıştı. Diktatörün devrilmesinin hemen ardından yapılan seçimler sonucunda iktidara gelen Müslüman Kardeşler neoliberal karşı devrimci programını hızla uygulamaya koymuş ve aynı hızla kitleler nezdinde destek kaybetmişti. Bunun üzerine kitlelerin Mursi karşıtı seferberliğini arkasına alan Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı El-Sisi geçtiğimiz yıl Haziran ayında Körfez ülkelerinin açık desteğini alarak “başarılı” bir darbe yapmıştı. İslamcı neoliberal burjuvazi ve askeri bürokrasi arasındaki bu danışıklı dövüş kitlelerin devrimci enerjisini soğurmayı henüz başarabilmiş değil.



































.jpg)




