Birkaç gündür Türkiye Siirt’teki tecavüz olaylarını tartışıyor.
23 Nisan, hangi çocukların bayramıydı?
23 Nisan, Türk ulusal egemenliğinin, geleceğe yani çocuklara emanet edildiği gündür. Böyle öğretilir ve her yıl 23 Nisan yurdun dört bir yanında coşkuyla kutlanır. Törenler ve stadyumlarda düzenlenen gösteriler… Bu yıl da neşeyle kutlandı. Devlet erkânı çocukları sevdi ve hatırlarda yalnızca gösteri sırasında dans etmeyi bırakan iki küçük çocuk kaldı (!)
Talepleri ortaklaştırmak
Dünya ekonomik krizi Eylül 2008’de iyice açığa çıkmaya başladı. O tarihten bu yana da sosyal ve ekonomik bir enkaz yaratarak devam ediyor. Sadece yoksul Afrika, Asya ve Amerika kıtası ülkeleri değil Avrupa kıtasında yer alan doğrudan kapitalizmin merkez ülkeleri de bu yıkım çarkının dişlileri arasına birer ikişer giriyor. Kriz neo-liberalizmin otuz yılı aşkın süredir devam eden saldırısıyla birleşerek adeta korkunç yıkıcılıkta bir yanardağa dönüşmüş durumda.
İSKİ ve Samatya direnişlerinden
1 Mayıs’ın ardından direnişteki İSKİ ve Samatya işçilerini ziyaret etmeye ve destek vermeye devam ediyoruz.
İSKİ’de son durum
İSKİ işçileri Aksaray’daki İSKİ binası önünde 47 gündür direnişe devam ediyorlar. İşe iade için açtıkları davanın ilk duruşmasının Mayıs ayının 18’inde görülmesi bekleniyor. İşçiler mahkeme günü kapıda pankart ve sloganlarla hazır bekleyerek basının ve halkın dikkatini bu davaya çekmeye çalışacaklarını söylüyorlar.
1 Mayıs’ın ardından…
1 Mayıs’ı kazanmak ve mücadeleyi birleştirmek!
Krizin milyonlarca emekçiyi mağdur ettiği bu süreçte birleşik ve kitlesel bir 1 Mayıs hedefinin her öncü işçinin başlıca görevi olduğunu geçtiğimiz ay içerisinde gazetemiz İşçi Cephesi‘nde tekrarlamıştık. 2010 1 Mayıs’ı alan tartışmalarına son verip 6 konfederasyonun ortak katılımı ile kitlesel olarak gerçekleşerek bir kazanım halini aldı.
YGS’nin ardından
Bu yıl da YGS’nin ardından birçok tartışma kaldı geriye. Kaç kişi barajı geçmiş, kaç kişi geçememiş, okullar bu konuda ne kadar başarılı olmuş, hangi dershaneden kaç kişi kazanmış vs.
Küresel sermaye ve ranta karşı “Emek” direnişi!
İstanbul’da Beyoğlu Yeşilçam Sokak’taki Emek Sineması bir süredir kapatılmış bulunmaktaydı. Bu kapatılmanın ardındaki nedenlere bakınca ortaya neoliberal politikalara bağlı olarak gelişen kentsel dönüşüm adı altındaki ‘proje’ler çıkıyor. Bu projeler ve ‘yenileme’ler ile bölgenin tarihi alan, kamusal alan olup olmadığına bakılmadan küresel sermayeye açılması kolaylaşıyor. ‘Emek Sineması’ projesi ise ne ilk proje, ne de sonuncu olacağa benziyor.
Cinsel şiddet üzerine gerekli yasal düzenlemeler ve cinsel şiddet kriz merkezleri
Geçtiğimiz günlerde TBMM’ye sunulan rapora göre, Türkiye’de her 26 dakikada bir kişi cinsel şiddet mağduru oluyor.
Bir üniversite sınavını daha atlattık
Geçtiğimiz yıl ÖSS sistemi değiştirilmişti. Yeni sınav sisteminin ilk aşaması olan YGS (Yükseköğretime Geçiş Sınavı) YÖK ve Danıştay arasındaki katsayı tartışmasından sonra 11 Nisan’da gerçekleştirildi. Yine her sınav gibi ardında bir sürü tartışma bıraktı.
Ahmet Türk’e atılan yumruk Kürt halkına atılmıştır
Kapatılan DTP’nin eski başkanı Ahmet Türk, Samsun’daki Bulanık olayları davasının çıkışında yumruklu saldırıya uğradı. Bulanık’ta meydana gelen olayların yargılaması güvenlik gerekçesi ile Samsun’da görülmeye başlamıştı. Kapatılan DTP’nin eski başkanı Ahmet Türk de mahkemeyi izlemek üzere Samsun’daydı.
İşçi Cephesi okurları, işsizliğe, güvencesizliğe karşı taleplerini 1 Mayıs alanında haykırdı!
İşçi sınıfına dönük saldırıların yoğunlaştığı, ama aynı zamanda mücadelelerin de arttığı bir dönemde İstanbul Taksim’de kitlesel 1 Mayıs gösterisi gerçekleşti. 200 binin üzerinde emekçinin katıldığı miting son yılların en kitlesel eylemlerinden biriydi. Taksim’e üç koldan giren emekçiler unutulmayacak bir güne tanıklık ettiler.
Film etkinlikleri: Birlikte izleyip, tartışabilmek için!
İşçi Cephesi gazetesi olarak, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğimizin ardından kadın etkinliklerini sadece bir güne sığdırmamak gerekçesiyle Alibeyköy’de bir film izleme etkinliği gerçekleştirdik.
AKP’nin sihirli değneği
2002 yılında iktidara gelen AKP hükümeti ve onun nezdinde Başbakan Erdoğan her yaptığı toplantıda kendi dönemlerinde yapılan hizmetlerle, diğer hükümet dönemlerinde yapılan hizmetlerin karşılaştırmasını yaparak övünüyor.
Kapitalizm öldürüyor
Son zamanlarda gazete sayfaları ve televizyon ekranlarında sıkça intihar haberleriyle karşılaşıyoruz. Nedeni ise işsizlik, sınav stresi ve başarısızlığı, kredi kartı borçlarını ödeyememe vb.
İtfaiye işçileri Topbaş’a cevap veriyor!
Direnişteki itfaiye işçilerinin bir süredir Bakırköy ve Taksim’de açtıkları resim sergileri, bu hafta da Kadıköy’de açılacaktı. Ancak 26 Nisan günü Kadıköy’e sergilerini açmak üzere giden işçiler, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıtalarca engellendi ve valilikten izinli olmasına rağmen sergilerinin açılmasına izin verilmedi. Zabıtaların tehditlerine maruz kalan ve izin kâğıtlarını göstermelerine rağmen hukuksuz bir biçimde reddedilen işçiler, bu zorbalığı teşhir etmek ve sergilerini açmak üzere bugün bir basın açıklaması yaptılar.
5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali
Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 1-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, İzmir ve Ankara’da eş zamanlı olarak gerçekleşiyor. Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan festivalin teması, güvencesiz çalıştırma ve buna karşı yürütülen mücadeleler.
“1 Mayıs ve mücadeleyi birleştirmek” toplantısı gerçekleşti
İşçi Cephesi olarak, “1 Mayıs ve mücadeleyi birleştirmek” konulu etkinliğimizi 25 Nisan Pazar günü İstanbul’da 60 kişinin katılımı ile gerçekleştirdik.
Neoliberal politikaların iflası: İşsizlik
Bir ülke düşünün, bu ülkenin en vasıflı kesiminin 3’te 1’i geleceğe güven duymamaktadır. Bu güvensizlik sorunu ilerde nelere yol açacaktır, bunu tahmin edebiliriz. Fakat konumuz bu değil.
İtfaiye İşçileri: Yılgınlık yok, direniş var!
Sendikalaştıkları için işten çıkarılan ve 140 gündür direnişte olan İtfaiye İşçileri açtıkları fotoğraf sergisi aracılığıyla mücadelelerini duyurmaya ve yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Fotoğraf sergisinin Taksim ayağını geçtiğimiz günlerde bir basın açıklamasıyla duyuran işçiler, kendileri hakkında yalan beyanlarda bulunan Kadir Topbaş’ı da bu açıklamayla teşhir ettiler.
Samatya Hastanesi inşaat işçilerine polis müdahalesi!
Samatya Hastanesi 1 ve 2. blokları deprem güçlendirme inşaatında çalışan işçiler yaklaşık bir buçuk aydır ücretlerini alamadıkları ve sigortaları eksik yatırıldığı için direnişteler. Bizler de 16 Nisan Cuma günü İşçi Cephesi olarak direnişçi işçilere yeni bir destek ziyareti gerçekleştirdik.
Eğitim emekçileri Ankara’da buluştu
Eğitim-Sen’in “Kamusal Eğitim, Kadrolu Çalışma, Demokratik Yaşam” mitingi 17 Nisan günü Ankara’da yapıldı.
TARİŞ işçileri direndi ve kazandı
TARİŞ işçilerinin 45 gün süren direnişi, işçilere kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi üzerine sendika ile patron arasında varılan anlaşma ile sonlandı. Geçtiğimiz yıl Mart ayında kapatılan ve bir yıl kısa çalışma ödeneğinden faydalanan TARİŞ İşçileri kısa çalışma ödeneğinin süresinin dolmasının ardından iş akdleri karşılıksız olarak feshedilmiş, bunun üzerine işçiler 1 Mart tarihinden itibaren fabrika önünde direnişe başlamışlardı.
Samatya işçileri haklarını arıyor
Samatya işçileri haklarını aramak için bugün İl Özel İdaresi önündeydi.
Bir grup işçi hastane inşaatı içindeki direnişi sürdürürken, 20’ye yakını dilekçelerini teslim etmek üzere geldiği İl Özel İdaresi önünde, basın açıklaması yaptı. Basın açıklamalarını sizlerle paylaşıyoruz:
41. gününde TARİŞ direnişi sürüyor
10 Nisan 2010 günü TARİŞ işçilerini ziyaret ettik. TARİŞ işçileri, 1 Mart’ta haklarını almak için başlattıkları mücadelelerini 41. günde de aynı kararlılık ve coşkuyla sürdürmekteler. İşçiler Alsancak’ta bulunan TARİŞ İşletmesinin önünde bekliyorlar. Bir grup işçi ise Çiğli’deki fabrikada beklemekte.
Esenyurt Belediye işçileri basın açıklaması yaptı
Esenyurt Belediyesi’nde işten atılan 68 işçinin işe geri dönüş için verdikleri mücadele 235 gündür devam ediyor. İşçiler çeşitli eylemliklerle karşılaştıkları bu haksız durumu kitlelerle paylaşmaya çalışıyor ve destek istiyorlar.
Samatya Hastanesi inşaat işçileri çatıda, patronlar nerede?
İstanbul Eğitim ve Araştırma (Samatya) Hastanesi’nde hasta klinikleri inşaatında çalışan işçiler 14 Şubat’tan beri direnişte. En az altı aydır maaşlarını alamayan 100’e yakın işçi var. İşçi Cephesi olarak, direnişi sürdüren ortalama 40 işçinin yanındaydık. Taşeronun yaptığı türlü usulsüzlüklerle dolu bu süreci Abdullah işçiyle olan söyleşimizle aktarıyoruz.
29. gününde İSKİ işçileri direniyor!
İSKİ işçisi direnişinde yalnız değil. “Mücadeleleri birleştirelim” şiarıyla, direnişin 25. gününde, işten atılan Esenyurt Belediye, İtfaiye ve Samatya inşaat işçileriyle ortak basın açıklaması yapmışlardı. Bizler de İşçi Cephesi olarak, onurlu direnişlerinin 29. gününde İSKİ işçilerini yeniden ziyaret ettik.
Bir kolej filmi konusu olarak; Troçki ve Troçkizm
İstanbul Film Festivali kapsamında da gösterilen “Troçki” isimli filmi seyrettikten sonra dudağımızda oluşan buruk gülümseme; bize bu film üzerine bir iki şey söyleme ihtiyacı hissettiriyor.
İzmir’de Kürt öğrencilere saldırı girişimi
İzmir’in Tire İlçesi’ndeki Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi’nde faşistler Kürt öğrencilere saldırmak istedi. Faşistler, öğrenci yurdunda Türk bayrağı yakıldığı bahanesiyle yurdun önünde toplandılar. Olaya seyirci kalan polis, faşistler içeri girmeye çalışınca biber gazı ile müdahale etti.
1 Nisan TEKEL eylemi
TEKEL işçilerinin 1 Nisan’da Ankara’daki TÜRK-İş önüne gelerek yapacakları eyleme valilik izin vermedi. Eylemi yasadışı ilan eden valilik Sakarya Caddesi ve Kızılay’ı polis ablukası altına aldı, TEKEL işçilerinin TÜRK-İş önünde toplanmalarını engelledi.
1 Mayıs 2010: Mücadeleyi Birleştirelim!
İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele Günü 1 Mayıs’a doğru ilerlerken geçen yıllardan farklı olmayan bir gerçeklikle karşı karşıyayız: Ekmeğimiz küçülürken, sırtımızdaki yük artıyor. Dünya çapında işçi ve emekçiler alıştırıla gelmiş sömürü çarkının yanı sıra, ya hiç gelmediği ya da gelse de gittiği iddia edilen krizin sonuçlarıyla mücadele ediyor. Artan yoksulluk ve işsizlik bu dönemin ilk sonuçları ve bunları, yaygınlaştırılmak istenen ‘yeni çalıştırma düzeni’ yani esnek, güvencesiz, yok paraya çalışma koşulları izliyor.
1 Mayıs’a doğru işçi direnişleri sürerken…
İmkân ve sınırlılıkları, ilerilik ve gerilikleri bir arada görebilmek sınıf bilinçli öncü işçilerin ve devrimci sosyalist militanların birincil görevidir. Bu görev tüm olasılıkların hesaba katıldığı devrimci bir perspektif oluşturabilmemize imkân sunar. Devrimci işçi hareketinin bütün deneyimi göstermektedir ki sınıf mücadelesi gerçekler üzerine inşa edilmelidir. Bunun anlamı tüm olasılıkların gerçekçi bir analizinin yapılmasıdır.
“Yeni Anayasa” tartışmaları üzerine: Bize gereken sözde değil özde temizlik!
Bu satırların yayımlandığı günlerde bir kez daha “yeni bir anayasa önergesi” meclis gündemine gelmiş olacak. Tüm kamuoyu nezdinde artık bıktırıcı bir tartışma konusuna dönüşen Anayasa tartışmalarının, sol liberal kesimlerde yarattığı yanılsamalar temelde, 12 Eylül Anayasası tümden değiştirilemeyecekse bile, bir dizi kritik iyileştirmenin ve reformun ön görülmesi umut vericidir şeklinde özetlenebilir.
İşyerlerinden mektuplar (Nisan 2010)
İşçi Cephesi’nin Nisan 2010 tarihli 16. sayısında yayımlanan okur mektupları:
Cinayet şebekeleri ve burjuva medyanın günahları
Bir korku imparatorluğu yaratmak için gözü dönmüş canilerden oluşan bir cinayet şebekesi kurmak yetmez. Korkuyu ve cinayetleri haklı ve gerekli gösterecek hatta sempatik kılacak bir kamuoyu desteği de gerekir. Bu sempati ve desteği günümüz dünyasında kitle iletişim araçları kadar güçlü şekilde hiçbir araç yerine getiremez.
İş mahkemeleri
Türkiye’de İş Mahkemeleri ilk iş yasasının çıkmasından 14 yıl sonra 1950 yılında kurulmuştur. Kurulma amacı iş uyuşmazlıklarının bu konuda uzmanlaşmış yargıçlar ile hızlı bir şekilde çözülmesini sağlamaktır. İş Mahkemeleri özel mahkemelerdir. Diğer mahkemelerden uyguladıkları yargılama sistemi ile farklılaşırlar. Görev alanları İş Yasası, Sendikalar Yasası, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ve Sosyal Sigortalar Yasası’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarla sınırlandırılmıştır.
Propaganda, ajitasyon ve eylem. Sloganların önemi
Marksizm, propaganda ile ajitasyon arasındaki ilişkiyi ve ayrımı yüzyılın başından beri net bir şekilde tanımlamıştır. Propaganda, pek çok fikrin birkaç insana açıklanmasıdır ve diğer yanda ajitasyon ise birkaç fikrin pek çok insana açıklanmasıdır.
Ege Üniversitesi’nde polis şiddeti
Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG) öğrencileri tarafından Ege Üniversitesi’nde Edebiyat fakültesi önüne açılan ‘Kahramanlık Haftası’ adlı fotoğraf sergisinde yer alan Öcalan ve PKK’lilere ait fotoğrafların da yer aldığı sergi için polis ve özel güvenlik birimi müdahale etti. İHD’nin de araya girmesiyle fotoğraflar kaldırılırken, Edebiyat Fakültesi önünde öğrencilerle polisler arasında çıkan çatışmada iki polis ağır yaralandı.
İşten Çıkarmalara, Güvencesiz Çalışmaya Karşı Birleşik, Kitlesel 1 Mayıs
Bir tekstil fabrikasının örgütlenmesi sırasında dertleştiğimiz bir işçi kardeşimiz, canına neden tak edip sendikalaşma çalışmasına giriştiğini şöyle anlatıyordu: “Önce mesaileri arttırdılar. Sonra mesai ücretlerini ödememeye başladılar. Yetmedi maaşlar gecikmeye başladı. Hep fedakârlıktan bahsettiler. Ha bitti bitecek dediler, burası bizim dediler, aynı gemideyiz dediler. İnandık, sabrettik, değişen bir şey olmadı. Maaşları düşüreceğiz dediler. İşsiz kalma korkusuyla sustuk. Yetmedi sipariş azaldı bugün git yarın gel dediler. Canımıza tak etti, örgütlendik.”
Esenyurt işçisi yalnız değil
Direnişlerinin 224. gününde Esenyurt belediye işçilerine destek olmak amacıyla Esenyurt’ta binlerin katıldığı coşkulu bir miting düzenlendi. Yürüyüş, sendikalı çalışmak istedikleri için işten atılan 68 işçinin işyeri olan Esenyurt Belediyesi önünden başlayıp sloganlarla Esenyurt/Köyiçi Meydanı’na kadar devam etti. Kortejin en önünde işten atılan işçiler ve işçilerin ailelerinin olduğu mitinge çeşitli sendika şubeleri ve aralarında gazetemizin de bulunduğu siyasi gruplar, işçi örgütleri destek verdiler.
Fransa’da yerel seçimler ve genel grev
Fransa’daki yerel seçimlerde oy dağılımı yüzde 59’a yüzde 41 solun lehine sonuçlandı. 22 bölgeye ayrılan ülkede sosyalist parti zaten 20 bölgenin yönetimini elinde bulunduruyordu. 26 yıldır sağın yönetiminde olan Korsika’nın da bu seçimlerde solun yönetimine geçmesiyle sağın elinde bir tek Alsace bölgesi kaldı. Seçim sonuçlarını ülke genelinde bir sıralamaya dönüştürürsek: 1.Sosyalist Parti (PS) 2.Halk Hareketi için Birlik (UMP) 3.Avrupa Ekoloji 4.Ulusal Cephe (FN) 5.Sol Cephe (FG) 6.Yeni Antikapitalist Parti (NPA) 7.İşçi Mücadelesi (LO).
Yunanistan’da son durum
Kişi başına düşen gelir miktarının yüzde 113’ü kadar borca sahip olan Yunanistan’da kriz, tüm yükü ile işçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor. Bir yandan işçilerin maaşlarında kesintiye gidilip, kamu harcamaları şimdiden kısıtlanmışken; emeklilik yaşının arttırılması, emekçilerin maaşlarının yeniden azaltılması ve vergi artışı planlarında bir netlik sağlanmış durumda.
Üçüncü İntifada’nın ayak sesleri
İsrail’in geçen yılki Gazze operasyonundan bu yana yaygın medya, Filistin sorununda derin bir sessizliğe gömülüydü (Başbakan Erdoğan’ın demagojik söylemleriyle ilgili haberleri bir kenara bırakırsak, kuşkusuz). Mart ayı ise, bu sessizliği bozan gelişmelere sahne oldu. İsrail ajanlarının Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir Hamas yöneticisine düzenlediği suikast, Heron’ların Türkiye’ye gelişi, yine İsrail ajanlarının Macaristan’da bir Filistin savunucusunu katletmesi ve buna Türkiye’nin hava sahasını açarak dolaylı destek sunması ve nihayet Filistin’deki çatışmalar…
12 Eylül yasakları kalkmadan, darbeciler yargılanmadan “demokratikleşme” mümkün mü?
Son günlerde ülke gündeminin üst sıralarında yer alan anayasa değişikliği konusu gün geçtikçe şekillenmeye ve safları belirlemeye başladı. Bir yandan 12 Eylül Darbesi’nin ürünü olan 1982 Anayasası, diğer tarafta ise demokratikleşme süsü verilmiş AKP’nin değişiklik paketi…
Biji Newroz! Yaşasın Newroz!
Bahar bayramı ya da doğanın uyanışı denilse de, Ortadoğu halkları için; -çıkışı itibariyle- ezilenin ezene bir başkaldırısı olan Newroz, birçok şehirde belki de hiç olmadığı kadar coşkuyla kutlandı. Adeta bir şölen havasında geçen kutlamaların en görkemli adresi; kuşkusuz Diyarbakır’dı.
Özür dilemek erdemdir… Erdemli misiniz?
Bir süredir medyada açılım haberleri ve bu haberlerin detayları yayınlanıp duruyor. Bir türlü neyin açılacağına karar verilemedi. Kürt açılımı mı olsun, Alevi açılımı mı, demokratik açılım mı yoksa Roman açılımı mı?..
Korkulan gerçekler
13. sayımızda Dicle Nadin’in “Soruşturma terörü” isimli yazısında da değindiği, ve sürekli vurguladığımız bir gerçek var: “Öğrenciler, en anlamlı taleplerinde bile yalnız ve suçlu ilan edilmiş durumdalar. Hak arayan ve tepki gösteren öğrencilere açılan soruşturmalar, eğitim (…) hakkının elinden alınması gibi baskılar öğrencilerin susturulması işlevini görüyor.”
Öğrenciler kimin umurunda, yaşasın yeni katsayı değişiklikleri
2009 ÖSS’nin ardından, YÖK, meslek lisesi ve genel lise mezunlarına uygulanan katsayıları eşitlemiş, bunun üzerine İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, Danıştay’a başvurarak, katsayı kararının iptali için dava açmıştı. Danıştay, iptal kararını onaylamış, YÖK de “Aradaki fark en aza insin” diyerek bu sefer de 0,13-0,15 oranlarını belirlemişti. Bu iki oran arasındaki farkı az bulan Danıştay, bu kararın da yürütmesini durdurmuştu. Geçtiğimiz günlerde YÖK tarafından yeni katsayıların 0,12 ve 0,15 olarak belirlendiği açıklandı.
Söyleyecek sözümüz, dönüştürecek gücümüz var
AKP’nin kadın-erkek eşitliğinden ne anladığını belki de en iyi Sosyal Güvenlik Yasası anlatıyor. Hatırlayalım, bu yasayla kadınların ödemek zorunda olduğu emeklilik prim günleri erkeklerinkine eşitlenmiş, üniversite kazanamayan kadınlar sigortalı bir iş bulamazlarsa, sağlık haklarından yararlanmak için evliliğe mahkûm edilmişti. Biz biliyoruz ki, emekli olmak için erkeklerle aynı gün prim ödemek, kadının evde harcadığı emeğin, yıpranma payının yok sayılması anlamına geliyor. Sağlık hizmeti alabilmek içinse evlenme zorunluluğu kadınları erkeklere mahkûm ediyor. Birbirine eşit olmayan iki cins arasındaki bu sözde “eşitlik” kurma çabası, elbette ki kadınların aleyhine sonuçlar doğuruyor.
MSGSÜ’de direnişler birleşti!
Geçtiğimiz ay 12 Mart Cuma günü Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde “Dünden Bugüne Emek Hareketi ve İşçi Direnişleri” başlıklı, işçileri ve öğrencileri bir araya getiren bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Sinan Yıldırmaz ve direnişte olan Esenyurt, Marmaray, İtfaiye, TEKEL işçileri ile direnişlere destek olmak ve direniş süreçlerini öğrenmek isteyen 80 kadar öğrenci katıldı.
