4 Nisan günü hastane önünde direnişe geçen Dev Sağlık-İş Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi işçileri 5 Nisan günü yönetimden bir görüşme talep etmişti.
PTT-Ontex-Çelmer işçisi yürüyor, mücadeleler sürüyor!
PTT işçileri direnişlerinin 94. gününde; Ontex ve Çel-mer direnişçi işçileriyle her cumartesi klasikleşen yürüyüşlerini gerçekleştirdiler. Ontex-Canbebe’de direnen işçiler de direnişlerinin 52. gününü geride bıraktılar.
1 Mayıs 2011: Dayanışma ve Birlik İçin!
Avrupa’dan Ortadoğu’ya emekçiler, bir yandan krizin sonuçları ile yüzleşiyor, diğer yandan baskı rejimleriyle hesaplaşıyor.
Avrupa’da krizin derinleşen yüzü
Avrupa’da krizle gündeme gelen kemer sıkma politikaları, ücret kesintileri ve işten çıkarmalar devam ediyor. Bir yanda bütün faturayı ödeyen emekçiler, diğer yanda kârlarını katlayan patronlar. Peki yakın zamanda neler yaşandı?
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku: Bir adım ileri!
Ortadoğu’yu bir uçtan diğerine sarsan Arap devrimci süreci, yaygınlaşmayı sürdürüyor. Devrim dalgası, şimdi de Suriye’deki Baas diktatörlüğünün kapısını çalmış durumda. AKP hükümetinin de sıkı müttefiki olan Beşar Esad rejimi, kitleleri yatıştırmak için bir yandan reform vaat ederken, diğer yandan her tür şiddet yöntemini kullanarak, seferberlikleri bastırmaya çalışıyor.
Seçimlerde düzen partilerine karşı Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku
İşçi Cephesi‘nin Mart sayısında, içerisinden geçmekte olduğumuz dönemin ne denli kritik olduğunu seçim vesilesi ile bir kez daha gündeme getirmiştik.
Okmeydanı Hastanesi’nde direniş, yeniden!
Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 4 işçi, emeklilik ve personel fazlalığı gibi gerekçelerle işlerinden çıkarıldılar. Bunun üzerine direnişe başlayan DİSK’e bağlı Dev-Sağlık İş üyesi işçiler dün (4 Nisan) hastane önünde yaptıkları eylemde direnişlerini duyurdular.
ÖSYM’den yeni bir skandal!
İşsizliği ertelemenin neoliberal çözümlerinden olan sınavlar yüz binlerce öğrenciyi geleceğinden mahrum etmekle kalmayıp, KPSS skandalının ardından bu kez de YGS’deki kodlu cevaplarla, başta ÖSYM olmak üzere kapitalist kurumların çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Yaklaşan 1 Mayıs ve gençlik
Türkiye’de 1 Mayıs yaklaşırken gündemin en önemli parçasını seçim tartışmaları doldurmakta. AKP’nin yüksek bir oy oranıyla iktidardaki konumunu perçinlemesi olasılığı da bu gündemin ilk alt başlığı olarak karşımıza çıkıyor. Ve böyle bir sürecin devletin yeniden yapılandırılmasında AKP’nin elini oldukça güçlendireceği aşikâr. Özellikle öğrenciler nezdinde de, bu yapılandırma döneminin eğitim kurumlarından bağımsız olmayacağının bilinciyle bir duruş sergilemek günün gereklerinden.
Bask çözümsüzlüğü
Kürt yurtsever çevrelerinde Bask (ya da Katalonya) “çözümü” diye adlandırılan özerklik modelinin Türkiye’deki ulusal sorunun hallinde iyi bir çare olacağı yolundaki inancın yaygınlık kazandığı bir dönemde, İspanya’da Sortu (Doğuş) adlı partinin başına gelenler, bu kanaatin gerçekçiliğini tekrardan gözden geçirmek için iyi bir örnek. Özellikle de Kürt hareketinin 12 Haziran seçimlerinde yüzde 10 barajını aşıp Meclis’e girmenin ve grup oluşturmanın yollarını aradığı bir dönemde, İspanya’daki 22 Mayıs yerel seçimlerine ilişkin Sortu deneyiminin farkında olmakta yarar var.
Kapitalizmin kâr hırsı insanlığı yok ediyor!
Sanayi devrimi gerçekleştikten sonra üretimin fabrikalara kayması, bu fabrikalarda kullanılan ve buhar gücüyle çalışan motorlar sanayi devriminin başlangıcıydı. Zamanla makineler gelişti, fabrikalar çoğaldı. Kapitalizmin kâr hırsı giderek arttı ve buna paralel olarak enerji ihtiyacı da arttı. Aslında doğada yenilenebilir enerji kaynakları bol miktarda var. Bunlar rüzgâr, güneş, jeotermal, ve biyoenerji gibi enerji çeşitleridir ve doğaya da uyumlu ve çevre dostu enerji sağlarlar.
Sermayenin güvencesiz çalışma dayatmalarına karşı 1 Mayıs’ta alanlara!
Geçen yıl ısrarla mücadeleleri birleştirmenin öneminden bahsettik. 1 Mayıs’ta da temel vurgumuz bu oldu. Bu yıl, bu talep güncelliğini koruduğu gibi daha da büyük bir öneme sahip. Kriz derinleşirken mücadeleler de artıyor. Geçen yıl iş güvencesi için mücadele ederken bu yıl torba yasa ile daha fazla hak kaybına uğradık. Torbaya koyamadıkları ise yolda, ulusal istihdam strateji planı ile çoktan hazırlanmış durumda.
“Ne olur beni de dinle!”
“Ne olur beni de dinle! 60 yıl babam ırgatlık yapıp borçlu öldü. 50 yıldır ben de ekmek bulamıyorum. Para kazanamıyorum. Beni dinleyen olsa da bir iş bulup çalışsam!”
Domino değil Sürekli Devrim!
Tunus’ta adını tarihin onurlu sayfalarına yazdıran Muhammed Bouazizi’nin kendini feda eylemi ile tetiklenen devrimci dalganın, bütün Ortadoğu’da asker-polis rejimlerine yaslanan diktatörlüklerin devrilmesine yol açan bir dizi politik devrime neden olması, bize çağımızın devrimler çağı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Sınıf mücadelesinin gündemi: Metal grevi
DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası 2010-2012 grup toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinden olumsuz sonuç alınca taban basıncının da etkisiyle, örgütlü olduğu 28 işyerinin 21’inde grev kararı almıştı. Türk-İş Konfederasyonu’na bağlı Türk Metal’in ve Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Çelik-İş’in işbirlikçi tutumları nedeniyle Birleşik Metal’in grev mücadelesinde yalnız kalması ve patron sendikası MESS’in artan baskılarına rağmen Mart ayının sonlarında grev kararı uygulamaya geçti.
Ergenekon’dan Erkenkondu’ya…
Malum cemaatin TV kanallarından biri Samanyolu TV. Kanalın en gözde dizilerinden biri “Kollama”. Dizinin ana teması ise Ergenekon davası. Davanın dizideki ismi “Erkenkondu”. Ülkeyi karıştıran gizli bir örgüt olan Erkenkondu’nun lideri “Baron the bir numara” ve Kaya Minik (Yalçın Küçük). Erkenkondu’ya göz açtırmayan idealist savcı Zeki Yahya (Zekeriya Öz) ve kahraman polisler dizinin diğer kahramanları. Dizi, tarihsel temellerinden arındırılmış konusu ile, Ergenekon davasının politik içeriğinden bağımsızlaştırma işlevi de görüyor.
“Şerefli” polise tokat atılır mı?
Geçtiğimiz ay Newroz yine coşkuyla kutlandı. BDP önderliğinde gerçekleşen bu gösterilerde Kürt halkı, her yıl olduğu gibi bu yıl da haklı taleplerini dile getirdi. Seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, kutlanan Newroz’dan sonra yürüyüşler ve oturma eylemleri yapılmak istendi. Bayram havasında geçmesi gereken Newroz’da Kürtler yine karşılarında kolluk güçlerini buldular.
Çel-Mer’de üçüncü direniş
Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Şekerpınar Mahallesi’ndeki Çel-Mer Çelik fabrikasında sendikalı işçiler üzerindeki baskı devam ediyor. 2010 yaz aylarında iki direniş sürecinin yaşandığı fabrikada, işçiler ikinci direniş döneminde fabrika işgali yoluyla üretimi durdurarak patron ile atılan işçilerin geri alınması ve Birleşik Metal-İş’in tanınması yolunda bir protokol imzalamışlardı.
TÜSİAD’ın anayasa raporu üzerine
TÜSİAD 22 Mart günü, belki de bugüne değin bir hükümete önerilmiş en demokrat anayasa kavrayışlarından birini, “Yeni Anayasa-Yuvarlak Masa Toplantıları Dizisi: Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu” adlı bir rapor halinde sundu.
PTT işçilerinden Taksim’de eylem
Haber-Sen İstanbul şubesine üye olan PTT çalışanları 26 Mart Cumartesi günü, güvencesizleştirmeye, taşeronlaştırmaya karşı, insanca çalışma koşulları talebiyle bir eylem gerçekleştirdi. Yürüyüşe direnişteki taşeron PTT işçilerinin yanı sıra, KESK, Haber-Sen, Dev Sağlık-İş, TÜMTİS ve Birleşik Metal-İş üyeleri de katıldı. Yaklaşık 300 kişiye ulaşan kitle Tünel Meydanı’ndan Taksim Meydanı’ndaki PTT binasına kadar sloganlar eşliğinde yürüyerek basın açıklamasını okuyup eylemi sonlandırdı.
Libya’da emperyalist müdahaleye son!
Fransa’nın başını çektiği emperyalistler bir haftadan beri Libya’yı bombalarken, katiller ordusuna Türkiye de eklendi. Emperyalist yağmaya ortak olmamak, katliamların durması için eylemler sürüyor.
Libya’da barış ancak Kaddafi’nin ve emperyalist yağmacıların kovulmasıyla mümkündür
Kaddafi’nin Libya’da oynadığı -ve bunun bir sonucu olarak emperyalizmin müdahalesine yol açan- en belirleyici rol, Bin Ali ve Mübarek’in düşürülmesinin ardından, onların hepsinin de uygulamış olduğu ayrımsız baskıları devrime karşı bir iç savaşa dönüştürmeyi tercih eden ilk diktatör olmasıdır.
Direnişteki PTT işçilerinden zincirli eylem
Direnişlerinin 76. gününde (22 Mart) işten atılmayı ve taşeron çalışmayı protesto amacıyla PTT işçileri kendilerini Sirkeci’deki PTT Genel Müdürlüğü’nün önüne zincirlediler. Topkapı PTT AVPİM ve Sarıyer Dağıtım Merkezi önünde direnişlerini sürdüren PTT işçileri, daha önce de çeşitli eylemlerle, her hafta cumartesi günleri Ontex işçileriyle Taksim’de yürüyerek işe geri aide edilmelerini ve “Güvenceli iş, güvenceli gelecek” istemlerini dile getirmişlerdi.
Amed’de 2011 Newrozu
Amed’de (Diyarbakır) bu sene yaklaşık bir milyon, yöresel kıyafetleri ve renkleriyle Newroz alanına toplandı. Bu sene BDP’nin Newroz için ana teması “Ji bo jiyanek bi rûmet an azadî an azadî” (Onurlu bir yaşam için ya özgürlük ya özgürlük) idi. Bu temaya uygun benzer kararlılıklar konuşmalara da hakimdi. Sahnede, geçtiğimiz Newrozlarda kendini yakarak Kürt halkının özgürlük mücadelesini yükseltmiş kişilerin resimleri asılıydı.
İstanbul’da Newroz coşkusu!
2011 Newrozu’nda, yüz binlerce kişi İstanbul’da Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı’nda buluştu. Demokratik Kent Konseyi’nin organizasyonuyla gerçekleşen mitingde, “Onurlu bir yaşam için ya özgürlük, ya özgürlük!” şiarı öne çıkarıldı. Kutlama programındaki konuşmaların tümü Kürtçenin Kurmancî ve Zazakî lehçesi ile Türkçe yapıldı.
PTT işçileri adliye önündeydi
İşten atılan taşeron PTT işçileri, hukuki alanda da direnişlerini sürdürmek için bugün, işe iade davalarının ilk duruşmasının görüleceği Bakırköy adliyesinin önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
8 Mart etkinliğimizi gerçekleştirdik
İşçi Cephesi okurları olarak 13 Mart’ta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle biraraya geldik. Toplantıda PTT ve UPS direnişinden işçi arkadaşlar da aileleriyle birlikte aramızdaydılar.
Konak Belediyesi işçileri iş güvencesi için direnişte
İzmir Büyükşehir Belediyesi taşeronu sonandırdığını ilan eder etmez, Buca Belediye işçilerinin ardından, yine taşeron olarak çalışan Konak Beldiyesi temizlik işçileri de iş güvencesi talebi ile direnişe geçti.
Basmane Meydanı’nı gece gündüz boş bırakmayan Konak işçilerini, direnişlerinin 9. gününde ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.
Seçim sürecine girilirken politik durum ve program sorunu
2011 Genel Seçimleri’nin 12 Haziran’da yapılacağının kesinleşmesiyle, seçim sath-ı mailine girmiş bulunuyoruz. Ekonomik krizin henüz sonlanmaktan uzak olduğu ve de Arap devrimlerinin patlak verdiği şu koşullar altında, 2011 seçimleri burjuvazi için kat be kat önemli bir hale gelmiş durumda.
Kürt “toplumu” mu, Kürt yoksulu mu?
Hükümetin Kürtlere dönük “demokratik açılım” projesinin, bu hükümetin tıpkı öncüllerinin söylediği gibi bir “milli birlik, beraberlik” projesi haline gelmesinin üzerinden çok fazla zaman geçmedi. Bu milli birlik teranesine bu topraklardaki halklar kadar maruz kalmış başka bir halk yoktur sanırız. Bahsedilen artık nasıl bir kardeşlik ya da birlikse, kardeşliğin bileşenlerinden birinin kendi istekleri, talepleri ya görmezden geliniyor ya da bundan bir şekilde her bahsettiğinde tehdide uğruyor.
Arap devrimi ilerliyor!
Tunus’la başlayan, Mısır’la ilerleyen Arap demokratik devrimleri, bugün Fas’tan Umman’a, Irak’a dek bütün bölgeyi etkisini almış durumda. Halk ayaklanmaları Tunus’ta Bin Ali’yi, Mısır’da Mübarek’i devirirken, Libya’da Kaddafi’nin ayaklanan kitlelere karşı katliama girişmesiyle, durum bir iç savaşa doğru ilerlemekte. Fakat, son atımlık kurşunlarını kullanan Kaddafi’nin de günleri sayılı.
Erkeği hadım etmek tecavüze çözüm olamaz!
AKP’li kadın milletvekillerinin kadına yönelik şiddete dair hazırladığı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Aslında teklif edilen yasa bir çok madde içeriyor. Ama biz öncelikle tecavüzde öne sürülen hadım etme önerisini tartışacağız.
Ahmet Şık ve Nedim Şener tutuklandı
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde olmayı, işsizliği düşürmeyi, kişi başına milli geliri 25 bin dolara çıkarmayı” hedeflediklerini belirtmiş. Ayrıca araştırma sonuçlarının Haziran 2011 seçimlerinde AK Parti’nin yüzde 50 oy alabileceğini gösterdiğini ifade etmiş. Seçim ortamının en önemli gündeminin ise Anayasa olacağını söylemiş. Ve bu yeni anayasa sivil bir anayasa olacaktır, demiş. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklandığı bir süreçte Atalay’ın yaptığı bu açıklamalar traji-komik bir manzara oluşturuyor.
Dünya kadınlar günü için alanlardaydık!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün 101. yılında İstanbul’da binlerce kadın, Kadıköy’de bir araya geldi. Tepe Natulius’un önünden saat 13.30’da yürüyüşe geçen kadınlar, Türkçe ve Kürtçe sloganlarla yürüyerek, Kadıköy İskelesi önüne vardılar.
CHP, “sosyal adalet” dağıtabilir mi?
CHP, seçime yönelik ilk ekonomik programını açıkladı. Aslında kurulduğu tarihten bu yana ‘halktan yana, halka rağmen’ politikalarıyla bilinen CHP’nin paketinin bugüne dek açıkladığı nadir ekonomik programlardan biri olduğu söylenebilir. CHP, “Devletin ve cumhuriyetin temel değerlerini koruyoruz” muhalefeti, rejimin baskı siyasetinin bekçisi pozisyonu, emekçilerin hak mücadeleleri karşısında aldığı tutumla yalnızca belli kesimlerin siyasi sözcülüğünü üstlenmiştir. ‘Mağdurları gözetiyorum, Alevilerin yanındayım’ söylemi ise hiçbir zaman gerçek anlamda onların taleplerinin savunucusu olmaya itmemiş ve bu yanılsama CHP’nin varoluşunun kaynağı olagelmiştir.
Vive la révolution libyenne! A bas le régime Kadhafi ! Non à l’intervention impérialiste !
Le 14 janvier, Ben Ali, le dictateur de la Tunisie, est fait tomber par la révolution, et le mois prochain Moubarak est fait tomber de même façon. Tous les signes nous montraient que la révolution maghrébine n’avait pas l’intention d’arrêter, au contraire elle commençait à s’étendre au Moyen Orient, et c’était le tour de Kadhafi.
Köle değil, postacıyız!
Direnişlerinin ilk gününden itibaren taleplerinin tüm Türkiye işçi sınıfının talebi olduğunu söyleyen PTT işçileri direnişlerine 2 aya yakın süredir devam ediyorlar. Yağmur, rüzgâr demeden Topkapı ve Sarıyer AVPİM’in önünde inatla bekleyişlerini sürdürüyorlar.
HES’e karşı tek ses, katliam durdurulsun!
Her geçen gün kendi çıkarı uğruna çalışan sermaye, şimdi de daha çok rant için Türkiye’nin dört bir yanındaki akarsuları beton yığınına çevirirken, çevresindeki yaşam alanlarını da kültürleriyle beraber su altına itiyor ve bunun adına temiz enerji için hidroelektrik santralleri (HES) diyor. Bu vahşi tüketime karşı çıkmaya çalışan “bir avuç cesur insan” ise, yaptığı eylemlerle sesini bu katliama karşı çıkarmaya çalışırken, zorla susturuluyor ve hapse atılıyor.
Filistin için öğrenci dayanışması
Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi’nin öncülüğünde İsrail Apartheid’ı Haftası (dünya için 7-20 Mart tarihleri arası ) kapsamında bu yıl ilk kez Türkiye’de de etkinlikler düzenlenecek. Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketinin bir parçası olarak inşa edilen ve şu ana kadar dünyada 55 şehirde, özellikle de üniversitelerde yapılan paneller, film gösterimleri ve tartışmalarla sürekli hale getirilen İsrail Apatheid Haftası’nın bu yıl 7. senesi.
Kahrolsun Kaddafi rejimi! Yaşasın Libya devrimi! Emperyalist müdahaleye hayır!
6 Mart 2011 tarihinde yenilenmiştir.
Tunus diktatörü Bin Ali 14 Ocak tarihinde devrim zoruyla iktidardan düştü, bir ay sonra ise Mübarek devrildi ve tüm oklar sanki sıranın Kaddafi’ye geldiğini ve devrimin Magrip ve Ortadoğu’daki ayak izlerinin çok ötelere gideceğini göstermekteydi.
Boğaziçi’nde soruşturmalara karşı eylem!
Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler, muhalif öğrencilere yönelik son dönemde artan soruşturmalara karşı 2 Mart günü bir eylem düzenledi. Kuzey Kampüs’te “Faşizme, YÖK’e, Sermayeye, Baskılara, Soruşturmalara BAŞKALDIRIYORUZ!” yazılı bir pankart açan öğrenciler, Güney Kampüs’e yürüdü.
Ankara Kıbrıs’tan elini çek!
Kıbrıslı işçi ve emekçilerin 28 Ocak’ta gerçekleştirdikleri Toplumsal Varoluş Mitingi’nin devamı niteliğindeki 2. Toplumsal Varoluş Mitingi, 2 Mart 2011’de gerçekleşti. Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri de Kıbrıs’taki mitinge destek vermek ve orada dile getirilen taleplerle dayanışma içinde olduğunu duyurmak amacıyla aynı gün Taksim-Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi.
Eşcinsellik hastalık değildir!
İnsanların yaşamak için bazı gereksinimleri vardır; yemek, içmek ya da barınmak gibi. Bunları sağlamak için ise paraya ihtiyaç duyar. Parayı elde edebilmenin çeşitli yolları vardır. Eğer zengin değilseniz ya da zengin bir aileniz yoksa para kazanmak için çalışmalısınız.
Ortadoğu’da devrim ateşi! Diktatörler her yerde alaşağı!
Tunus’ta başlayan kitle ayaklanması, başta Mısır olmak üzere bir dizi başka Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkesine sıçrayarak, tüm Arap dünyasında devrimci bir durumun ortaya çıkmasına yol açmış durumda. Ürdün, Yemen, Bahreyn, Cezayir ve şimdi de Libya’da kitleler asker-polis rejimlerine karşı seferberlik halindeler.
Devrimcilik bir çocukluk hastalığı mıdır?
60 yaşında olmak! On yıla yaklaşan bir süre kanser ve getirdiği rahatsızlıklara karşı mücadele vermek! Üstelik neredeyse bir ömür gölgen olmuş şeker hastalığına rağmen bunu yapmak! Evet, 1951 doğumlu yoldaşımız Rıfat Ucur bütün bu belalara karşın yaşadı ve hayata tutundu. Taa ki 1 Mart gününe dek…
Ontex direnişi: Sendikalı olmak yetmiyor!
İşçi Cephesi olarak, işten atılan Ontex işçileri ile direnişlerinin 9. gününde yaptığımız röportajda bir işçi arkadaş, “iki cephede mücadele ettiklerini” söylemişti. Bugün direnişlerinin 16. günü ve 13 işçi gösterdikleri sınıf dayanışması ve kararlılıkla direnişlerine devam ediyorlar.
Ankara Kıbrıs’tan elini çek!
28 Ocak’taki “Toplumsal Varoluş” mitinginin talepleri ve sonrasında gelişen olaylar, beklenmedik bir biçimde, Kıbrıs sorununu Türkiye’nin gündemine yerleştirdi. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise, “besleme” kriziyle beraber Türk televizyonlarında yeniden boy göstermeye başladı ve Kıbrıs’taki sorunları bir tür “aile içi öfke patlaması” olarak nitelendirerek üzerini örtmeye gayret etti. Oysaki süreç küresel ekonomik kriz ve Arap Dünyası’ndaki devrimlerden bağımsız düşünülemeyecek durumda.
Libya: Halk isyanı mı, komplo mu?
Muammer Kaddafi Libya’daki halk isyanının aslında El Kaide’nin bir kışkırtması ve onun peşinden giden 100 kadar(!) “uyuşturucu müptelası fare”nin eseri olduğunu söylüyor. Küba lideri Fidel Castro ve Venezüella devlet başkanı ise bunun Libya petrolüne konmak için ülkeyi işgal etmek isteyen ABD’nin bir komplosu olduğunu iddia ediyorlar. Belli ki birbirlerini telefonla arayıp aynı gerekçe üzerinde anlaşabilme fırsatı bulamamışlar.
Yoksayılan emeğimiz bedenimiz ve kimliğimizle 8 Mart’ta alanlara!
Bildirinin basılı halini (pdf) indirmek için tıklayın.
Yalnızca kadın olmanın öldürülmeye yetmesine, erkek şiddetinin normalleştirmesine, kadın olduğumuz için emeğimizin değersiz görülmesine, devletin tüm bunları kollamasına itirazımız var!
























